ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   İslami Yazılar & Hikayeler (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=320)
-   -   İslam İle Küfür Arasındaki Ayrılık (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=370601)

Prof. Dr. Sinsi 08-02-2012 01:42 AM

İslam İle Küfür Arasındaki Ayrılık
 

İslam İle Küfür Arasındaki Ayrılık



Allah (c.c), herhangi bir insan hakkında İslâm ile küfür arasına ke­sin sınır çizmeyi gerektiren bir geçiş merhalesi koymamıştır. Eğer geçiş merhalesi için kesin sınır konulmuş olsaydı, bu geçiş merhalesinin bir kısmı veya tamamının zamanını takdir etmede ihtilaflar doğardı. Aynı za­manda, o insanın müslüman veya kafir olarak değerlendirilmesinde de ih­tilaflar doğacak ve neticede, bununla ilgili tehlikeli durumlar ortaya çıka­caktır. Bunun için yüce Allah (c.c.) bize olan rahmetinden, bağışlamasından ve hikmetinden dolayı İslâm ile küfür arasına, merhalesi bulunmayan kesin, ayırıcı ve üzerinde ihtilaf edilmeyen ince bir sınır koymuştur. Bu sınır bizi şiddetli sıkıntı ve zorluğa sürüklemeyen bir sınırdır. İşte bu sı­nır, iki şehadet kelimesinin ifade edilmesidir.. (Eşhedu enla ilahe illallah ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve resuluhu) Sadece bu şehadet yeterlidir, kişinin İslâm'a girmesini veya İslâm'dan çıkmasını, mürted ol­masını belirleyen bir sınır olarak..
Kişiye dinden dönme (irtidat) cezası uygulanmadan önce, ona tevbe etme fırsatı verilir. Bununla birlikte, küfürden başka ihtimali bulunmayan açık, kesin bir delil ile, kişinin küfrü ve irtidadı sabit olur.
İslâm hukuku bizden, İslâm'a girmek isteyen bir kimseyi imtihan et­memizi, başarı ve başarısızlığını isbat veya derecelerini belirlememiz hu­susunda ihtilaf etmemizi istememiştir.
Ancak, Allah Rasûlü (a.s.) şöyle buyurmuştur:
"Onları Allah'tan başka ilah (hüküm ve otorite sahibi) olmadığına, Hz. Muhammed'in de Allah'ın kulu ve Rasulü olduğuna şehadet getirme­leri için davet ediniz. Eğer bu iki şehadeti getirirlerse, kanları ve malları size dokunulmazdır."
Hepimiz, müşriklerin saflarında savaşıp da öldürüleceği zaman kelime-i şehadeti getiren bir müşrikin hadisesini biliriz. Usame b. Zeyd (r.a.), bu müşriğin ölümden korkarak kelime-i şehadet getirdiğini zannederek onu öldürmüştür. Ama hadise, Resûlüllah (a.s.)'a ulaşınca, Resûlüllah (a.s.), Usame (r.a.)'yı şiddetle kınamış ve ona şöyle demiştir:
"Yoksa sen onun kalbini mi yardın?"

Bunu birkaç kez tekrarlamıştır. Böylece söz; "La ilahe illallah. Muhammedun Resûlüllah: Allah'tan başka ilah (hüküm ve otorite sahibi) yoktur. Muhammed (s.a.v.) ise, Allah'ın Resulüdür." diyen bir kimseye sadece müslüman olarak itibar etmemizi gerektiriyor. Ancak küfür ve küfre götüren hatalı hükümlerle amel ettiği zaman durum değişir. İşte bu şehadeti söylemekle kişi müslüman olur. Ama şehadetin gereğiyle amel edip etmeme noktasında; ya itaatkâr bir müslüman veya günahkar ve fasık bir müslüman olarak kabul edilir, ya da zaruret-i diniyyeden bir husu­su inkâr ettiğinde, küfürden başka ihtimali bulunmayan bir fiil işlediğin­de de "mürted" biri olarak hükmedilir.

Mustafa Meşhur


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.