ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   İslami Yazılar & Hikayeler (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=320)
-   -   Her İnsanın Mekkesi Olmalı (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=370487)

Prof. Dr. Sinsi 08-02-2012 02:01 AM

Her İnsanın Mekkesi Olmalı
 

http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg


İnsan gözünü neye dikmişse kalbide onunla meşgul olur. Maddeperest insan, mala mülke kilitlendiği için hayatının her anını bu amacına göre dizayn eder. Çalışma düzeni, harcamaları, yemesi, içmesi hatta uykusunu bile buna göre düzenler. Kararları, ilişkileri, ahlakı buna göre şekillenir. Kendi kafa yapısına göre eş seçer. Çocuklarını bile bu amaç üzere yetiştirir…

Çünkü kalbinde yatan hedef madde idi. Onunla var oluşunu ispatlayacak, onunla tatmin olacak, hayatı onunla anlam kazanacaktı.

Burada anlatılan süreç, anlatılan birkaç cümle değildir. Akıp giden bir insanın ömrüdür. Elimize verilen tek fırsat, bir şekilde elimizin arasından kayıp gidiyordu.

Ama burada kendimize bir soru sormamız gerekmez mi? Acaba ben doğru olanı mı yapmıştım?

Bizleri yaratan Allah, rahmet elini üzerimizden çekmemişti. Kendisini sorgulayan insana cevabını hikmetlerle, ikramlarla, rahmetlerle, lütuflarla sunmuştu. Gerçekte neyi amaçlamamız gerektiğini, neye yönelmemiz gerektiğini, bize verilen hayat nimetini en iyi nasıl tüketmemiz gerektiğini bize bildirdi. Bunu peygamberler aracılığı ile, çok net bir şekilde iletti.

O halde her peygamber bu yolun ilk yolcusu oluyor. Her peygamberin yaşadıkları bizler için önemli verilerdir. Bu nedenle bu tecrübelerin her ayrıntısını dikkatle incelememiz gerekmektedir.

Örnek seçilen bu insanların, ortak bir özelliği dikkat çekmektedir. Hepsi Allah tarafından yönlendirilerek, yeni bir şahsiyet oluşturuluyordu. Hedefi, düşünceleri, duyguları, ahlakları, tercihleri, iletişimleri, kısaca insanın her boyutu yeniden şekillendiriliyordu. Öncelikle örnek bir insan nasıl olmalı bu ortaya konuluyordu.

Bunu ilk aşamalarda nüzul olan ayetlerin sıralanışından anlıyoruz. Bu ayeti kerimeler, ilahi rızayı kazanabilecek bir insanın kimliğini, duruşunu, nasıl donatılması gerektiğini anlatıyordu. Bu ayetler genelde Mekke de inmiş olan mekki ayetlerimizdir.

Tabi ki Resulün Mekke deki rolü ile Medine deki hali çok farklıdır. Mekke de resul kendini tanımayı, Rabb’ini tanımayı, hedefini, yolunu öğreniyor. Yeniden inşa söz konusu. İç dünyasında yenilikler gerçekleşiyor. Kalbinin esas sahibini öğreniyor. Gerçekte kalbinin neler ile meşgul olması ve kimin ilkeleri ile ilkelenmesi gerektiğini öğreniyor. Allah yolunda ayağa kalkmak ve yürümek için ne gerekiyorsa bunları elde etmeyi öğreniyor. Adeta Mekke bir ana kucağı Resul için.

Her peygamberin bir mekkesi var. Hz. Musa (as) için Mekke, Hz. Şuayb(as)’ın yanı idi. Hz. Yusuf(as) için Mekke, mısır zindanları idi. Hz. Yunus için Mekke, balığın karnı idi….

Her peygamberin bir mekkesi vardı. Rabini tanıma ve olgunlaşma süreci. Kendini Allah’a göre yetiştirme dönemi. O’na göre şekillenme ve yeniden inşa olma dönemi….

Her peygamber, örnek olma yolunda yaşanan ilk tecrübe ise, bizlerinde bir mekkesi olmalıdır. O mekkemizde yeniden doğmalı, büyümeli, kendimize güvenmeyi öğrenmeli, yeniden asli kimliğimize kavuşmalıyız. Allah rızasına uygun olarak olgunlaşmalıyız. İlkeli ve kararlı olmalıyız. Örnek bir Müslüman olma yolunda her donanıma sahip olmalıyız. İç dünyamıza çeki düzen vermeliyiz. İlahi rüzgârların bedenimizde, yalnız Allah diyerek tavaf etmesini sağlamalıyız. İlahi sevgimiz kasırgalar gibi tüm organlarımızın çeperlerine vurarak iman ateşini gözlerimizden, dilimizden, ellerimizden dışarıya akıtmalıyız. Hayat bununla ısınmalı. İçimizdeki gerçek hayatımızın lokomotifi olmalı. Vazgeçilmez tek hedef bu olmalı… Akıl ve kalp bu amaca ikna olmalı, gözler hep bu gayeye dikilmeli, her bir şey bunun çerçevesinde yer almalı…evimiz, eşimiz, işimiz, alış-verişimiz, ahlakımız, değerlerimiz, medyamız, eğlencemiz, acılarımız, dostlarımız,…

Eğer böyle bir Mekke dönemimiz yoksa ne kimliğinden, ne duruşundan, ne de davadan bahsedebiliriz? Daha uyanmadın demektir. Daha doğrusu daha doğmadın demektir.

Mekke bunun için önemlidir. Mekke’nin konumu insanlık için, ana rahmi gibidir.

Mekke’nin merkezinde özgürlüğü ve eminliği ifade eden tevhidin sembolü Kâbe vardır. Kâbe’nin yerinde siz olmak istemez miydiniz? Siz özgürlüğü ve eminliği ifade eden bir muvahhid olmak istemez miydiniz? Siz bütün sahte ve yalan bağlamlardan kopup, yalnızca Allah’ın bir kulu olmak istemez miydiniz? Nitekim Allah, şirk koşmayanlar, Allah için eğilen, kıyam eden, çırpınanlar için Kâbe’nin inşa edilmesini istemişti. Kâbe, Allahın kullarından istediği iradenin bir sembolü idi. Mekke de bu ilahi isteğin pratiğe dönüştüğü alan idi. Yani tevhid isteğinin antreman bahçesi idi. Bu durumda bahçesi olmayanın antremanı da yoktur.

Kâbe ve Mekke ikilisi, bir bütün olarak düşünülerek, Kâbe’nin ilahi sesi, Mekke’nin ise bu ilahi sese kulak verişini hiç gözden kaçırmamalıyız. Kâbe olmadan Mekke sıradanlaşır ise, Kâbe olmadan bizlerin hayatı da sıradanlaşır. İlahi ses olmaksızın hayat bir hiç oluverir. Mekkelerde olmazsa, sadece ilahi ses kalbimize gömülen bir sevda olarak kalır. Bir süre sonra unutulmaya mahkûm olur.

Hayırrrr!… Kendimize hiçbir şekilde zulmetmeyeceğiz. Kâbe’mize de, Mekke’mize de kavuşacağız. Tevhidi kimliğimize bürünerek gözlerimizi ilahi rızaya dikiyoruz. Neye inandığımızın ve neyi amaçladığımızın farkındayız. Bizler onayımızı ilahi taraftarlığa koyduk. Mekke’miz de var. Bu bahçede büyümeye, olgunlaşmaya varız. Kimliğimiz hanif, duruşumuz emin olarak Allah yolunda yürümeye hazırız. O halde yolumuz açık olsun.

Mekke’ nin fethi, sadece bir liderin veya bir grubun zaferi değildir. Mekke hak ve batıl mücadelesinde bir şahittir. Hem izzet mücadelesinin hem de zillet çırpınışlarının her aşamasına şahittir. Yüreğinde ilahi nişane olan Kâbe’yi taşıyan, bu nişaneden nasibini alanlara ve almayanlara şahittir.

Mekke, Hz. Muhammed (saa) ‘e şahittir. Peygamberliğin buralarda nasıl doğduğunun dolayısıyla kulluğun nasıl olması gerektiğinin şahididir.


Bu nedenle Mekke denilip geçilmemelidir. Mekke’nin dilini anlamamak, yaşarken hayatı algılamamak gibidir. Her insan Mekke’yi dinlemelidir. Her insanın Mekke’si olmalıdır. Mekkesiz olmamalıdır.

Bir gün, gözlerinizi diktiğiniz hedeflerden sorgulanacaksınız. O gün Kabe’siz ve Mekke’siz olanların vay haline! O gün, doğru hedefe imanını ve doğru hedef üzere yaşamını yitirmiş olanlara ne diyelim? Allah muhafaza… Siz, siz olun, Kabe’siz ve Mekke’siz olmayın… Ayetler bize boşuna hatırlatmıyor…



Zeynep Işık


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.