ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   İslami Yazılar & Hikayeler (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=320)
-   -   Allah İçin Kardeş Olmalıyız (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=370169)

Prof. Dr. Sinsi 08-02-2012 02:54 AM

Allah İçin Kardeş Olmalıyız
 

Allah İçin Kardeş Olmalıyız


Ey kardeş! Davet yolunda beraberce hareket ederken, aramızdaki ir­tibatı kuvvetlendirmek gayesiyle Allah için kardeş olmaya ne kadar muh­tacız.
Rasulullah (a.s.) da muhacirlerle ensarı birbirine kardeş yapmıştı ve onlar bu kardeşlikte, benzeri görülmedik sevgi ve fedakarlık örneklerini göstermişlerdi.
İşte sevgili Resulümüz (a.s.) bu hususa bizleri şöyle teşvik etmekte­dir:
"Mümin, mümin için, birbirini sımsıkı tutan binalar gibidir."
"Müminler birbirini sevmekte, acımakta ve esirgemekte bir ceset gibidir. Onun bir azası şikayet ederse, cesedin diğer azaları da uykusuz­lukta ve hararette ona eşlik ederler."
"Müslüman, müslümanın (din) kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmana) teslim etmez. Kim kardeşinin bir ihtiyacını görürse, Allah da onun ihtiyacını görür. Kim bir müslümandan bir tasayı giderirse, Allah da buna karşılık olarak ondan kıyamet gününün sıkıntılarından birini gi­derir. Kim bir müslümanın (kusurunu) örterse, Allah da kıyamet günü onun (bir günahını) örter."
Ey kardeş! Kardeşlerinizle tanışınız, birbirlerinize ülfet ederek yar­dımlasınız. Birbirinizin durumundan haberdar olunuz, nasihat ediniz. Bir­birinizi severek destek olunuz. Ve kardeş olarak Allah'a kul olunuz.

Prof. Dr. Sinsi 08-02-2012 02:54 AM

Allah İçin Kardeş Olmalıyız
 

Birbirimize Öğüt Vermeliyiz


Davet yolunda beraberce yol alırken, birbirimize öğüt vermeye ne kadar muhtacız. Çünkü öğüt, mü'minlere fayda verir.
Davet yolunda bizi bir araya getiren vazife, onu yapıp yapmamada bizi serbest bırakmamıştır. Çünkü müslüman oluşumuz bize, o vazifeyi yerine getirmeyi farz kılmıştır. İslam devletini kurmak yolunda çalışmak bütün müslümanlara farz olan bir vazifedir. Aksi halde bütün müslümanlar günahkar olurlar.
Birbirimize, davetimizin Selefi davet olduğunu hatırlatalım. Meto­dumuz, Selefi Salihin (r.a.)'in metodudur. Nitekim davet yoluna bizi irşad eden Şehid İmam Hasan el-Benna'nın da belirttiği gibi davet yolu, daha evvel Rasulullah (a.s.)'ın ve ashabının üzerinde yürüdüğü, daha sonra da, İslam davetçilerinin ve bizlerin üzerinde yürüdüğümüz tek yoldur. İnanç ve Aksiyon, sevgi ve kardeşlik yolu... Allah'ın Rasulü, onları imana ve imanın doğrultusunda amele davet etmişti. Sevgi ve kardeşlik üzerine kalplerini birleştirmişti. İnanç kuvveti ile birlik kuvveti bütünleşmişti. Yeryüzünün tüm insanları düşmanlık edip karşı çıksa da, sözlerini yürü­tebilecek ve davalarını hakim kılabilecek örnek bir cemaat oluşturmuştu.
Ey kardeş! Bilelim ki, şu anda gerçekleştirmek istediğimiz husus bir hayli zor ve ağırdır. Bununla beraber bu husus çok mühim ve hedefimi­zin temel esasıdır. Zira bu, inşaallah İslam devletinin üzerine bina edile­ceği kuvvetli, kuvvetli olduğu kadar da imanlı bir temelin atılmasıdır. Bu da ancak, İslam akidesini taşıyan, onun pratiğini yaşayan ve onu savunan güçlü ve imanlı bir neslin hazırlanmasıyla mümkündür. Bilindiği gibi bir binanın kuruluş merhalelerinin en meşakkatlisi ve en mühimi, temelinin atılmasıdır. Unutmayalım ki, düşman durmadan bizi izliyor ve bize tuzak kurmaya çalışıyor. Hedefimizin gerçekleşebilmesi ancak, hak ehli ile ba­tıl ehli arasında şiddetli bir mücadeleden sonra mümkün olabilir. Sonun­da zafer muttakilerindir.
"Allah hak ile batılı böyle bir benzetme ile anlatır. Köpük yok olup gider. İnsanlara yararlı olan ise yer yüzünde kalır. İşte Allah, (kapalı şeyleri anlatmak için) böyle misaller verir."
"Onlar yapabilseler sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle sa­vaşmaya devam eder."
Unutmayalım ki, meşakkatler davetlerde Allah'ın bir sünnetidir. Sa­mimi mü'minlerin ayrılıp seçilmesi, zafer emanetlerini taşıyacak bir kad­ronun hazırlanması için meşakkatler davet yolunun kaçınılmaz bir parçasidir. Aynı zamanda zaferi müjdeleyen ön haberlerdir.
Yüce Allah ne doğru söylemiştir;
"Senden önce de elçiler yalanlanmıştı. Yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine sabrettiler. Nihayet onlara yardımımız yetişti. Allah'tan ke­limelerini (yardım vaadini) değiştirebilecek kimse yoktur. Sana da resul­lerin haberinden bir parça geldi."
İslami hareketimize olan Allah'ın desteğini unutmamamız lazım. Zi­ra hareketimiz, birçok öldürücü veya saptırıcı darbelere, karşılaştığı me­şakkatlere ve zorluklara rağmen hiçbir müdahale göstermeden ve hiçbir gevşeklik ve zafiyet belirtmeden, hedefinden sapmadan, davasından taviz vermeyip değiştirmeden azim ve sebatla yoluna Allah'ın yardımıyla de­vam edip gitmiştir.
"Mü'minlerden öyle erler vardır ki, Allah'a verdikleri sözde durdu­lar. Onlardan kimi adağını yerine getirdi, (şehid oluncaya kadar çarpı­şacaklarını adamışlardı, çarpıştılar ve şehid düştüler), kimi de (şehidlik) beklemektedir. Sözlerini asla değiştirmediler."
Allah'ın mü'min kullarına zafer verip hükümranlık ihsan edeceğine dair vaadine olan güvenimizi yitirmeyelim. Ve bilelim ki, istikbal bu di­nin olacaktır.
"Allah sizden, inanıp iyi işler yapanlara vaadetti; onlardan önceki­leri nasıl iktidar yaptıysa, onları da yer yüzünde iktidara getirecek ve kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine sağlamlaştıracak ve korkularının ardından (tam) bir güvene erdirecektir.Onlar hep bana kul­luk ederler ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar."
Davet yolumuzda, insanların çağırdıkları düşüncelerin en üstünü ve en yücesi olan İslami düşünceye davet ettiğimizi unutmayalım. Çünkü biz insanları Allah'a çağırıyoruz:
"(İnsanları) Allah'a çağıran, iyi iş yapan ve -Ben müslümanlardanım- diyenlerden daha güzel sözlü kim olabilir?"
Bizler bu dinin sayesinde, insanların önündeyiz ve onlar arasında iz­zet ve liderlik mevkiindeyiz.
"Böylece sizi orta bir ümmet yaptık ki, insanlara şahit olasınız; Peygamber de size şahit olsun."
"Üstünlük, ancak Allah'a, O'nun elçisine ve mü'minlere mahsustur. Fakat münafıklar bilmezler."
Ey kardeş! Bütün bunlarla birlikte yüce Allah'ın hiçbir zaman bize ve cihadımıza ihtiyacı olmadığını, ancak bizlerin O'na ve O'nun vereceği mükafata muhtaç olduğumuzu unutmayalım
"Kim, cihad ederse ancak kendisi için cihad etmiştir. Şüphesiz ki Al­lah, bütün alemlerden zengindir (müstağnidir)."
Şunu bilelim ki, eğer davet hareketiyle amacımıza kavuşamazsak, başka hiç bir şey ile kavuşamayız. Davet de bizim vasıtamızla hedefine ulaşamazsa, başkaları ile hedefine ulaşacaktır.

Mustafa Meşhur


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.