ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   İslami Yazılar & Hikayeler (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=320)
-   -   Hz. Adem A.S.'In Sırrı (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=369205)

Prof. Dr. Sinsi 08-02-2012 03:10 AM

Hz. Adem A.S.'İn Sırrı
 

Hz. Adem a.s.'ın Sırrı

Akif Güler


Hacı Bektaş-ı Veli (K.S.), tüm veliler gibi nice sırlarla dolu bir Allah dostudur. Yesevî ocağından aldığı nurla Anadolu’yu aydınlatan bir meşaledir. O zamanlarda Diyarı-ı Rum denilen Anadolu dervişlerinin serçeşmesi bu Horasan ereni, soranlara kendisini şöyle tanıtır:
“Aslım Muhammed (A.S.) soyundan, Türkistan’dan geliyorum. İbrahim Sanî diye tanınan Seyyid Muhammed’in oğluyum. Babam, Musa Sanî’nin, o da İbrahim Mücab’ın oğludur. İbrahim Mücab da İmam Musa Kâzım’ın oğludur. Mürşidim, doksandokuz bin Türkistan pirlerinin ulusu Sultan Hoca Ahmed Yesevî’dir. Meşrebim Muhammed (A.S.) ile Ali (R.A.)’dendir. Nasibim ise Allah’tan.
Hacı Bektaş-ı Veli, Adem (A.S.)’ın sıfatını anlatan bir sırrı, aslı Arapça, müridi Molla Saadeddin tarafından Türkçeye çevrilen “Makalât” adlı eserinde bakın nasıl anlatıyor:
“Pes, Hak Tealâ kendi lâfzı ile, uçmak (cennet) içinde hazinemsin dedi; velâyet menşûrun (rütbesi) verdi, cümle nesnelerin adların öğretti. Andan (sonra) feriştehlere (meleklere) sücud kıldırdı. Andan, can göğse girdi. Adem A.S. kalktı, oturdu, dahi aksırdı. “El-hamdü lillâhi Rabbi’l-alemin alâ külli hâl” dedi. Pes, surette hareket aksırmaktır. Evvel dile gelen (söylenen) kelime budur. Andan, ol Kadir-i Kün fe Yekûn’dan icabet (karşılık) geldi kim, “Yerhamüke Rabbüke ya Adem!” dedi. Andan, Allah Tebareke ve Tealâ etti kim (dedi ki): “Ya Adem! İzzim ve celâlim hakkı çün seni bu kelime için yarattım” dedi. Buyurdu: “Yukarı bak” dedi. Adem baktı, Arş’a değin gördü ki yazılır:
“Lâ İlâhe İllallah Muhammedün Rasulullah”
Adem etti (dedi): “Ya İlâhi, Muhammed Rasulullah kimdir?” dedi. Andan, ol Hayy-ü Kayyum Tanrı eder kim: “Ol benim habibim adıdır ve senin oğlundur”. Andan, Adem sağ yanına baktı, üç lâtif şahıs gördü. Etti kim: “Adınız nedir, makamınız ne yerdedir?” dedi.
Pes, birisi etti: “Adım Akıl’dır, makamım başta beyin üstünde” dedi.
Ve hem birisi dahi etti: “Adım Haya’dır, makamım yüz üstündedir” dedi.
Ve hem birisi etti: “Adım İlim’dir ve makamım göz içindedir” dedi.
Andan, Adem A.S. etti: “Gelin, yerli yerinize girin” dedi. Adem rahat oldu. Andan, sola baktı, üç şahıs yine gördü, ürktü. Adem etti: “Adınız nedir, makamınız kandedir (nerededir), ne has kavimsiz (ne tür şeylersiniz)?” dedi.
Pes, birisi etti: “Adım Öfke’dir, makamım başta boyun ortasındadır. Adem etti: “Baş, akıl yeridir, senin başta yerin yoktur.” Andan, ol şahıs etti: “Ben gelicek, akıl gider.”
Ve hem birisi dahi etti: “Adım Tamah’dır, makamım yüz üstündedir.” Andan, Adem etti: “Yüz, haya yeridir, senin yüzde yerin yoktur” dedi. Pes, ol şahıs eti: “Ben gelicek, ol haya gider.”
Ve hem birisi etti: “Adım Hased’dir, yerim gözdedir.” Âdem etti: “Göz, ilim evidir.” Ol şahıs eder: “Ben gelicek, ilim gider.”

Caize
Yol yiyeceği, azık, hediye ve bahşiş anlamlarına gelen caize, daha çok eski şairlere yazdıkları methiyelerden dolayı verilen para ve bahşişlere denmiştir.
Çoğunlukla halife, sultan, vezir gibi devlet büyüklerine methiye (övgü) yazan şairler, bazen hayatlarının sonuna kadar yetecek miktarda yüklü caizeler koparmayı da başarırlarmış. Bunlardan birisi de meşhur Arap şairi Ebu Dellâme. Şair Ebu Dellâme ile Halife Mehdi arasında şöyle bir olay geçer:
Ebu Dellâme, Abbasî hükümdarlarını öven bir şiirini Halife Mehdi’ye takdim eder. Halife kasideyi pek beğenir:
- Sana bu kasiden için ne caize vereyim?
- Efendim bendeniz bir av köpeği isterim.
- Bu kadar güzel bir kasidenin caizesi bir av köpeği olur mu?
- Efendim, kulunuz böyle istiyor.
Halife Mehdi bu işe şaşar, ama şairi de kırmak istemez:
- Peki, istediğin gibi sana bir köpek versinler.
- Fakat efendim, bendeniz ava ne ile gideceğim?
- Hakkın var, bir de at versinler.
- Ata nasıl bineceğim?
- Doğru, güzel bir eyer takımı da versinler.
- Efendimiz, ata kim bakacak?
- Haklısın, bir de köle versinler.
- Ama efendim ben atı nerede barındıracağım?
- Bir de ahır versinler.
- Köleyi nerede yatırayım?
- Bir ev versinler.
- Bu kadar halkı ne ile doyuracağım?
- Bin altın da harçlık versinler.
- Efendim...
Halife Mehdi şairin sözünü kesmiş:
Yeter!.. Eğer masrafı idare etmeye bir kâhya, hesapları tutmaya da bir muhasebeci istersen, köpeği geri alırım ha!...

Başarı İçin
Zamana verdiğimiz değer, başarıyı veya başarısızlığı belirler. Malik el-Şahbaz (Malcolm X)
Başlamak, başarmanın vazgeçilmez şartı. Tarık Buğra
Fırsatları bekleyenler değil, kovalayanlar yakalar. Ali Suad
Şimşek ışığıyla yol alınmaz. Hz. Mevlâna (K.S.)
Hedefe ulaşmak ona yönelmekle gerçekleşir. Hayri Bilecik
Baş ağrımadan, başarılmaz! Akif Cemil
Cennete girmek hayret edilecek bir başarı değildir. Marifet, dünyada da cennete erebilmek... Hz. Ali (R.A.)
Duvarda gedik açmaya bir taşın eksilmesi yeter. Arif Nihat Asya
Timsahın ağzını düşünen, kıymetli inciye kavuşamaz. Sadi-i Şirazî (K.S.)
Gurur, muvaffakiyetin en büyük düşmanıdır. Ali Fuat Başgil
Körler çarşısında ayna satma, sağırlar çarşısında gazel atma. Hz. Mevlâna (K.S.)
Taşı delen suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir. Atasözü
Davasını ifade eden kazanır. Zübeyr Gündüzalp
Vusülsüzlüğümüz, usülsüzlüğümüzdendir. Şener Dilek
Ekilmeden biçilen tarla nerede var? Mehmet Akif Ersoy
Unutma! Güçlüğü kolaylık, çalışmayı tevfik (başarı), karanlığı aydınlık ve sabrı zafer takip eder. Abdülkerim Ceylî (K.S.)
Hizmette çiftçi gibi sabırlı olun, tüccar gibi aceleci olmayın! Ahmed Feyzi Kul


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.