ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   İslami Yazılar & Hikayeler (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=320)
-   -   Uzun Ve Kısa Hayaller Peşinde Olan İnsanların Dere (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=368849)

Prof. Dr. Sinsi 08-02-2012 02:12 AM

Uzun Ve Kısa Hayaller Peşinde Olan İnsanların Dere
 

UZUN VE KISA HAYALLER PEŞİNDE OLAN İNSANLARIN DERECELERİ

Bil ki, insanlar bu hususta farklı derecelere sahiptirler. Bazısı dünyada ebedî olarak kalmayı ister ve buna arzu duyar. Bunların durumu hakkında âyet-i kerimede şöyle buyrulur:
...(Onlardan) her biri bin yıl yaşamayı arzular.”[size="4"]
Kimileri yaşlanıncaya kadar gördüğü en ihtiyar insanlar kadar yaşamayı ister. Bunlar dünyaya karşı aşırı muhabbet besleyenlerdir. Bunlar hakkında Resûlullah (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“İhtiyar kimse yaşlılıktan dolayı boyun kemikleri birbirine geçse dahi o, dünya sevgisinde gençtir. Ancak takvâ sahipleri böyle değildir. Onlar ise pek azdır.”[size="4"]
İnsanlardan bir kısmı sadece önündeki bir yılın temennileri içerisindedir. O senenin haricindeki zamanlar için herhangi bir şeyle meşgul olmaz, gelecek yıl yaşayabileceklerini düşünmezler. Onlar yazın kış için; kışın da yaz için hazırlıklar yaparlar. Kendilerine bir yıl kadar yetecek miktarda erzak topladıkları zaman ibâdete koyulurlar.
Bir kısmı mevsimlik ümitler içindedir; yazda ise yaz, kışta iseler kışın hazırlıklarını yaparlar. Onlar yazda iken kışlık; kışta iken de yazlık elbise telâşına düşmezler.
Onlardan bir kısmı temennilerini sadece bir gün ve geceye yani yirmi dört saate hasretmişlerdir. Sadece o günün hazırlığını yaparlar, yarın için asla bir hazırlıkta bulunmazlar.
İsâ (a.s) şöyle demiştir:
“Yarının rızkı için düşünüp durmayın. Eğer yarın için ömrünüz var ise elbette rızkınız da onunla beraber gelir. Yok, eğer yarına ulaşamayacaksanız başkasının hayatı için kaygılanmayın.”
Bazı insanlar da vardır ki onların temennileri bir saati bile geçmez. Bu hususta Hz. Peygamber (s.a.v) Hz. Ömer’in oğlu Abdullah’a şöyle buyurmuştur:
“Sabah olunca akşama çıkacağını, akşam olunca da sabaha çıkacağını düşünme.”[size="4"]
Aynı şekilde bazı insanlar da bir saat dahi yaşayabileceklerini düşünemezler. Nitekim Resûlullah (s.a.v) Efendimiz su döktükten sonra suya yakın olmasına rağmen hemen oracıkta teyemmüm almış, bunun nedenini soranlara da:
—Belki suya ulaşamam diye (böyle yaptım)! [url=http://www.konakdersleri.com/admin/editor/fckeditor.html?InstanceName=bilgi&Toolbar=Defa ult#_ftn4] demiştir.
Kimilerinin de ölüm hep gözlerinin önündedir. Sanki her an öleceklermiş gibi onu gözetleyip dururlar. Bu kişiler, namazlarını sanki dünyaya veda edecek olan kişilerin namazları gibi kılarlar. Bu hususta Muâz b. Cebel’den (r.a) gelen bir rivayet vardır; şöyle ki:
Resûlullah (s.a.v) kendisine, imanının hakikati nedir? diye sorduğunda Muâz (r.a), “Bir adım attığımda diğer adımımı yere basamayacağımı düşünüyorum.”[size="4"] demiştir.
Habeşistanlı salihlerden olan Esved hakkında şöyle anlatılır: Bir gece namaz kılarken (her namazı bitirdiğinde) sağına soluna bakınıyormuş. Oradan birisi:
—Neden sağına soluna bakınıp duruyorsun? diye sorduğunda Esved:
—Ölüm meleği hangi tarafımdan gelecek diye bakınıyorum, demiştir.
İşte insanların mertebeleri bunlardır. Her birinin Allah (c.c) katında dereceleri vardır. Bir ay bir gün yaşam arzusunda bulunan birisiyle sadece bir ay yaşamak arzusunda bulunan elbette bir değildir. Bu ikisinin arasında Allah katında dereceler vardır. Zira âyet-i kerimelerde:
“Şüphe yok ki Allah zerre kadar haksızlık etmez”[size="4"]
“Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür.”[size="4"]buyrulmuştur.
Emelleri (hedefleri) kısa tutmanın belirtileri, amel ve taatlarda aceleci davranmada belli olur. Her insan hedeflerini kısa tuttuğunu iddia eder; fakat yalanı hemen belli olur, çünkü yaptıkları bunu gösterir. Zira bazen öyle şeylere özen gösterir ve ehemmiyet verir ki, o sene içinde asla ona ihtiyacı olmaz. İşte bunlar, onun emelini uzun tuttuğunun göstergesidir.
Allah’ın yardımı ile hayırlarda muvaffak olmanın alâmeti, kişinin ölümü dâima gözünün önünde bulundurması, ondan bir an dahi gafil kalmaması ve ölümün her an kendisine geleceğini düşünerek hazırlıklar yapmasıdır. Bu kul, akşama kavuşursa Allah’a, kendisine itaat etme kuvvetini ve kudretini bahşettiği için şükreder. Gündüzünü zayi etmediği, bilakis ondan nasibini tamamlayıp âhireti kazanma yolunda nefsi için azıklar topladığı için sevinir. Sabaha çıktığı zaman da aynı şekilde yapar.
Ne var ki, bu düşüncelere sahip olmak, ancak kalbini yarına ait temennilerden boşaltmakla mümkün olur. İşte böyle birisi öldüğü zaman mutlu bir şekilde hayata gözlerini kapar ve âhiret zengini olur. Eğer ölmez de hayata devam ederse ölüm ve ötesi için daha güzel hazırlıklar yapabileceği, Allah’a daha çok münâcâta bulunacağı için sevinir. Ölüm onun için bir mutluluk, hayat ise amel defterlerini hayırlı doldurmak için bir fırsattır.
Ey zavallı insan! Durum ve hal böyle olunca, ölüm hep aklında bulunsun. Zira bu yolculuk içerisinde ölüm dâima seni kendine doğru çekmekte, sen ise bundan gafil bir halde bulunmaktasın. Belki sen alacağın yolu bitirdin, menziline çoktan vardın!
Ölüme hazırlanmanın son yolu, evvelce boşa harcadığı nefesleri şimdi birer ganimet bilerek hemen amele sarılmaktır.


[color="RoyalBlue"] Bakara 2/96.

[color="RoyalBlue"] İbn Mübârek, ez-Zühd, 1/243. Ayrıca bkz: Buhârî, Rikâk, 5 (nr. 6420–6421); Müslim, Zekât, 113-115 (nr. 1046).

[color="RoyalBlue"] Buhârî, Rikâk, 3 (nr. 6416); Tirmizî, Zühd, 25 (nr. 2333); Beyhakî, Şuabu’l-İmân,el-Müsned, 2/41. 10543; Ahmed b. Hanbel,

[color="RoyalBlue"] Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 1/288; İbn Mübârek, ez-Zühd, nr. 292; Beğavî, Şerhu’s-Sünnet, nr. 4031; Hatîb Tebrizî, Mişkât, nr. 5276.

[color="RoyalBlue"] Ebû Nuaym, Hılyetü’l Evliyâ, 1/304–305.

[color="RoyalBlue"] Nisâ 4/40.

[color="RoyalBlue"] Zilzâl 99/7.


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.