ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   İslami Yazılar & Hikayeler (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=320)
-   -   Ferdi Adalet (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=368827)

Prof. Dr. Sinsi 08-02-2012 02:16 AM

Ferdi Adalet
 

FERDİ ADALET
Tarih: 2009-05-07
Bu gün adaletten konuşacağız. Adalet insanın özünü özlemesidir... Kendi kapısının önünde durmak, kapıyı tıklatmak ve kapıyı açacak olanın yüzüne bakmaktan utanmamaktır... Adalet insanın kendini kavramasıdır. Adalet insanın dış dünyayı bir yerden nasıl kavradığının adıdır. Adalet İnsanın kendini merak etmesidir. Adalet İnsanın kendisindeki sözde ikiliği ortaya çıkarmaktır... İkiliği, yani tarafları. İnsanın hâkim ve mahkûm tarafını. İşte bu zordur, çetindir, gerçekten çok zor!

Sizce "Ressam gördüğünü mü, yoksa bildiğini mi resmeder?" Ünlü ressam Marsilio Ficino der ki: "Ellerimizle değil, sevgili dostlarım, zihnimizle resmeder ya da biçim veririz." Sanat eserine 'sanat' niteliğini kazandıran gerçekte eller değil, zihindir. daha türkçesi: gönül. Öyleyse, önce tasavvur, sonra tasvir! Bu çözümlemeye göre, ressam gördüğünü değil, aslında bildiğini resmeder. Bildiği kadarıyla resmeder. İnsan bildiği kadar adil olur, adaleti algıladığı kadar adil olur. İşte tamda bu bağlamda adaletin çeşitleri olabileceğini unutmamak lazım: sosyal... siyasî... iktisadî... hukukî...

Adaletin kendisi önemli olduğu için çeşitleride boldur hemen her alanın adaleti olması gerekliliği ile karşılaşırsınız ki, bu doğrudur. Adalet çeşitlemelerinin içinde kanımca en önemlisi bireysel adalet gelmektedir. Hayatın "usta eller" diye tabir ettiğim mimarları ferdi adaletin ihmal edilmeyeceğini önemle vurgulamakla kalmamışlar, ferdi adaletin olmadığı bir toplumun çaresizliğini, bitmişliğini, geleceğinden mahrum olduğunu örneklerle çeşitlemişlerdir. Ferdî adalet, modern dünyada en çok ihmâl edilen, çünkü hemen hemen hiç bilinmeyen bir adalet biçimidir! Söylemek zorundayım: İnsanın kendini kendi eliyle kavramasına yardım edemeyecek denli güçsüz bir ideolojinin eseridir modernlik. Bu bilinç, her yönüyle moderndir Ne büyük bir hata!

Ferdi adalet derinlerdedir, zira tüm adalet tarzlarının özüdür. Hakikattir. Varlık deryasının, açığa çıkarılması, ışığa tutulması güç incilerindendir. Başkasına, başkalarına karşı değil, bilâkis insanın kendi kendisine karşı âdil olmasından söz ediyorum. Hem hâkim, hem mahkûm olanın adaletinden! Yani İnsanın. İnsanların değil, bu insanın. Tek tek herbirimizin birgün elde edebilmeyi umduğumuz o yüksek adalet vasfından. Cenab-ı Hak âdil değildir, bilâkis adaletin ta kendisidir. Adil olmakla Hak olmak arasında hiçbir fark yoktur bu yüzden!

Bir yargıc düşünün elinde terazisi olan, şayet bu yargıcın elindeki terazinin iki kefesi yoksa bölme, paylaştırma, hak ve adalet dağıtma işlemini nasıl gerçekleştirebilsin! En azından iki taraf olmalı, İki tarafın olmadığı yerde kavramsal olarak adalet'ten söz edilemez! Muhabbetin olduğu yerde adalete ihtiyaç duyulmaz, çünkü muhabbetin kendisi tarafları birleştirir. Etrafın (tarafların) birleşmesi taraf olma duygusunu bastırır, hatta bazen tamamen ortadan kaldırır. Kaldırabilir. Dostlar birbirlerine karşı terazi kullanmazlar. Birbirleri üzerindeki haklarını ölçüp biçmeye tenezzül etmezler. Dostun kendisi karşı-taraf değildir çünkü. O hâlde dostlukta taraf da yoktur, karşı-taraf da. Varsa, ortada dost yoktur!

İnsanda üç temel yeti (özellik) vardır: akıl, şehvet, öfke. Bu üç yetisinin üçünü de itidale (normale) kavuşturmadıkça, insan âdil olmayı beceremez. Aklın itidali hikmet, şehvetin itidali iffet, öfkenin itidali cesaret'tir. Bir insanın adil olabilmesi için, hikmet, iffet ve cesaret sahibi olması gerekir. Biri bile eksik olsa adalet'ten söz edilemez. Çünkü adalet, kemâl'in diğer adıdır. Kemâlin, yani yukarıda zikredilen üç vasfın toplamının.

Sonra adalet , teraziyle, metreyle, mezurayla ölçülen bir şey değil Yani adalet "şey" deği; o, terbiye edilmiş iç sesin marifetidir, yani insanın insanlık arenasında ki insanlık marifetidir. Bu nedenledir ki o iç sesi duyamayanların, yani kendilerine karşı âdil olmayanların başkalarına âdil olmaları mümkün değildir. Birilerinin uzaklardan "Sosyal Adalet" diye fırtınalar kopardığını duyar gibiyim, vay beee. Bu beyler ne zaman beri gelecekler tanışmak için. Sosyal adaletmiş! Sosyal adalet, gerçekte zalimlerin adaleti. Evet, zalimlerin. Yani insanın özüne zulmedenlerin.


Caner Akdemir
Kanada Türk Islam Merkezi
Din Görevlisi
Tel: 416-461-0917
canerakdemir13@hotmail.com


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.