ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   İslami Yazılar & Hikayeler (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=320)
-   -   Tanışmak Ve Bilişmek (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=368801)

Prof. Dr. Sinsi 08-02-2012 02:20 AM

Tanışmak Ve Bilişmek
 

TANIŞMAK VE BİLİŞMEK
Tarih: 2009-04-08
Mahlukat alemi insan eksenlidir. Allah'ın mesajıda insanadır. Bu mesaj muhatabına değişik yollarla varır. Fakat ikisi insanı insan eden değerler bütünü olduğu için insan tarafından algılanmak zorundadır. Biri yazılı mesaj diğeri insanla gelen mesaj. Mektubatla gelen mesaj kur'an'dır. Mahlukatla gelen mesaj ise yaratılanlar ile gelen mesajdır. Kur'an bu iki vahyide ayet olarak adlandırıyor. Onun için Kur'an da Hz. İsa için Allah'ın kelimesi diye bahseder. İşte burada Hz. İsa'nın Allah'ın kelimesi olarak yaratılmasının bir özelliği olduğu anlatılmak istenir. Tabiattaki olayları insanlara ulaştırmanın yolu hayli ilginçtir;

Böceğin ipek yapması, Arının bal yapması, Allah'tan aldıkları vahyi tebliğlerine birer örnektir. Aslında herbir eşya varoluş sebebini anlıyor ve yaşıyorsa aldığı vahyi tebliğ ediyor demektir. Güneş güneşliğini yaptığı sürece vahyi tebliğ ediyor demektir. Ay Aylığını yaptığı sürece aldığı vahyi tebliğ ediyor demektir. Yeryüzü döndüğü sürece aldığı vahyi tebliğ ediyor demektir. Bülbül öttüğü sürece, gül açtığı sürece,toprak ürün verdiği sürece, deniz dalgalandığı sürece, arı bal yaptığı sürece, tavuk yumurta ettiği sürece, koyun süt verdiği sürece, Allah'tan aldıkları vahyi tebliğ ediyorlar. Yani dostlar yaratılan bir şey yartılış gayesini yerine getiriyorsa aldığı vahyi tebliğ ediyor demektir.

İnsan yürüyen bir ayettir kainat kitabının ilk sayfasıdır.

Bu bağlamda insanı diğer varlıklardan ayıran en önemli özellik, diğer canlılar sadece tanınmak için yaratılmışlardır. Ama insan öylemi? Sadece tanınmak için değil aynı zamanda tanımak için de yaratılmıştır. Bu çok önemli dostlar. Şu kainatta kendi kendini bilen, bu kabiliyet ile yaratılan tek varlıktır insanoğlu. Hem kendini hem etrafını sorgulayabilir. Bu bağlamda bakınız Mevlana ne diyor; İlim ilim bilmektir, İlim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsen bu nasıl ilim bilmektir.

Arı bal yapar, ama yaptığı balı tarif edemez. Gül açar ama kokusunu tarif edemez. Bülbül öter ama ötüşünü tarif edemez. İnsan yeni buluştuğu birine adeta yeni inen ayet misali yaklaşmalı, onu tanımalı, onu okumalı. Düşünsenize yeni tanıdığınız bir insan Allah'ın size indirdiği yeni bir ayet gibi bakar ve öyle tanışırsanız ne olur. Yok eğer gözünüzün ucuyla bakarsanız tanıyabilirmisiniz.

Dostlar!

Allah'ın kularına ayet gibi bakarsanız gel seni bir tanıyayım, gel seni bir okuyayum, gel seni bir tefsir edeyim, gel seni bir anlayıp anlatayım dersininiz. Unutmayın Allah'ın kullarına ayet gibi bakarsanız Allah'ta döner size ayet gibi bakar, ateylerini koruduğu gibi sizi korur, ayaklar altına atılmanıza müsade etmez. En önemlisi de dostlar tahrif olmanızı engeller.

Şöyle bir bakın insanlara, insanlar mahşeri yanlızlıkları yaşıyorlar, kalabalıklar arasından geçip gidiyorsunuz sizi fark etmiyorlar bile. Mezar taşlarının arasında mı Yoksa insanlar arasında mı yaşıyorsunuz belli değil.

Dostlar!

İnsan insana olan ilgisini ve merakını kaybetmiş. Merak ve ilgi kaybolunca herkese 5'e 10 kalaslar gibi bakar gibi bakarsa ne olur, hiç anlayamaz tanışamaz tarif edemez. İnsan oğlu hiç bu kadar kalabalıklar arasında yaşayıpta bu denli yanlız kalmamıştı bu kadar dost, ahbap yosulluğu çekmemişti.

Düşünsenize insanların arasında ne cevherler gelip geçiyor, ama insanlar onları fark etmiyorlar bile, bu dağ başında yaşamaktan daha berbat bir durumdur. Dağ başında yaşarsanız kuşları fark edersiniz Davut gibi sesinizi vahşi hayvanlara duyurursunuz. Yani insan bulamazsanız vahşilere sesinizi duyurur onları teenüs ettirirsiniz.

İnsan insana bu dünyada ayet gözüyle bakmalı ve gel yerimizi bulalım demeli. Çünkü siz bir zincirin halkası gibisiniz. Yerinizi kaybetmeyin. Yerini kaybetmek, yerini bilmemek ve yersiz olmak çok zor be dostlar. Bu nedenle Allah yersiz etmesin. Allah Resulü "İnsan insanın cennetidir." demiş, Thoms Hops "İnsan insanın kurdudur" demiş. Hayata ve insanlara bakıştaki fark ne muhteşem değil mi? İnsanın insana cennet olmasının ilk yolu tanışmaktan geçer. İşte böylesi bir ölçü ile tanışıyorum dediklerimizin kaçta kaçı kalır ellerimizde. Tanımayı ve tanışmayı becerebiliyormusunuz. Yoksa onudamı ellerinize yüzlerinize bulaştırdınız. Unutmayın herşeyin bir mükafatı ve cezası verdır. Tanımadığınız ve tanışmadığınız insanları tanıyorum geçinmenin cezası bir ömür boyu muhatabınızı tanımamaktır. İyi bakın tanımaya verdiğimiz yamuk va yanlış anlam, tanıdık dediğiniz insanları bir ömür boyu tanımama cezasıyla çaptırılmanız sonucunu getiriyor.

İnsana bakışı netlik kazanmamış, hayata ve insana dair yamuk bakan kişilerle hakiki ve gerçek tanışma ortamı oluncaya kadar tanışmayı ertelemek yamuk bakışa model olmamanın en emin yoludur. Dostlar cüzdanımızı merak ettiğimiz kadar insanımızı merak etmiyoruz. Bu insanlık adına büyük bir kayıp. Onun için de cüzdanımızı kaybedince duyacağımız telaş, insanımızı kaybedince duyacağımız telaşla aynı olmalı. Eğer tanışmak zaman ve mekanla alakalı bir şey olsaydı; Kenan peygamber olan babası NUH'u tanırdı, veya baba Azer peygamber oğlu İbrahim'i tanırdı veyahutta amca Ebu Leheb yeğeni Hz. MUHAMMED'i tanırdı.

Tanımak ne büyük bir iş be dostlar! İşe bakın siz yaaa! Amca olmak yetmiyor, evlat olmak yetmiyor, baba olmak yetmiyor. Demek ki, tanımak ilahi bir lütuf. Son olarak Allahı bilmenin yolu Allah'a gitmenin yolu insanın önce kendini ve insanları tanımasından geçer. Öyle diyordu kainatın efendisi; "Kim kendini tanırsa Rabbinide tanır." Sır burda.


Caner Akdemir
Kanada Türk Islam Merkezi
Din Görevlisi
Tel: 416-461-0917
canerakdemir13@hotmail.com


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.