![]() |
Kurt Vonnegut’Tan Yaşam Dersleri
Amerikalı hümanist yazar Kurt Vonnegut (11 Kasım 1922–11 Nisan 2007) bilimkurguyu, mizahı ve insanı ironiyle ele aldı: Cornell Üniversitesi'nde biyokimya okuduktan sonra İkinci Dünya Savaşı'nda Avrupa'da asker olarak hizmet verdi. Almanya'da savaş esiri olarak ele geçirildi ve Dresden şehrinin müttefik kuvvetler tarafından bombalanmasına şahit oldu.
Bu olay Vonnegut'u derinden etkiledi ve sonucunda en başarılı romanı, Slaughterhouse-Five’ı (Mezbaha No 5) yazdı. Bu kitap sayesinde çağdaş Amerikan yazarlarının önde gelenlerinden biri oldu. Savaş sonrası, yazarlığa zamanının çoğunu ayırmadan önce, Şikago Üniversitesi'nde antropoloji dalında uzmanlaştı. Başlangıçta bilim-kurgu üzerinde yoğunlaştı ve ilk yayınlanan romanı, Player Piano (Otomatik Piano), bu dalda Vonnegut'a büyük övgü kazandırdı. İşte kendi dilinden hayata dair satırlara bir göz atalım. http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg Her şeyin az biraz anlamı olsun istedim ki, sinirli yerine, evet, mutlu olalım hepimiz. Ve yalanlar uydurdum hepsi de cuk oturan ve bir cennet yarattım bu kederli dünyadan. Bir eleştirmenin bir roman karşısında öfke ve nefret göstermesi mantıksızdır. Bu, insanın zırhını kuşanıp dondurmaya saldırması gibi bir şeydir. Bir şeyi taklit etmeye çalışırken dikkatli ol, çünkü sen taklit etmeye çalıştığın şeysin. İnsanlar ne kanseri yendiklerinde, ne Mars'a gittiklerinde, ne de ırkçılığı önlediklerinde mutlu olabilirler. Mutluluk, ilkel toplumlar gibi yaşamanın yolu bulunduğunda gerçekleşecektir. Bu benim ütopyam. Bize bu gezegeni bir harabeye çevirme hakkını kim veriyor, gerçekten merak ediyorum. En uçtaki, sınırdaki çizgiye ulaşmak ve orada kalmak isterim. Orada, merkezdeyken göremeyeceğin her şeyi görebilirsin. Tüm işlerini gelişigüzel bir şekilde yapıyorsan, körler ülkesindeki tek gözlü kişisin demektir. Kahkaha ve gözyaşı, düş kırıklığı ve tükenmişliğe verilen cevaptır. Ben gülmeyi tercih ederim; çünkü bu, ardından daha az temizlik işlemi gerektiriyor. Bir şeyi öğrenmeye çalışan, öğrenen ve sonunda kendini daha akıllı hissetmeyen kimseden sakın. Olgunluk, kahkaha hiçbir şey için çare olmadığında karşılaştığın acı bir düş kırıklığıdır. İnsanlar kiliseye vaaz dinlemeye değil, Tanrı'yı hayal etmek için gelirler. Yıl 2081... Ve sonunda herkes eşit... Bugün genç insanlar hayatlarında neler yapabilirler? Çok şey... Ancak yapabilecekleri en cesurca şey, korkunç yalnızlık hastalığının iyileşeceği bir toplum yaratmaktır. Kim daha zavallı durumdadır? Polis tarafından bağlanan ve susturulan bir yazar mı; özgürlük ortamında yaşayıp da söyleyecek hiçbir şeyi olmayan mı? Yeni bilgi, yeryüzündeki en değerli üründür. Doğrularımız arttıkça zenginleşiriz. Sırf bazılarımız okuma-yazma biliyor ve biraz da matematikten anlıyor diye evreni fethetmeye hakkımız yok. Artık eskisi gibi yazamadığımdan şikayetçi oluyor kimileri, benim yaşıma gelen doktorlar, avukatlar işlerini yapamaz iken benim hâlâ yazı yazıyor olabilmem bile büyük bir başarıdır. Yaşlılık noktalı virgül gibi... * |
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.