ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   ForumSinsi Sözlük Ağı (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=515)
-   -   Gerçek (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=25739)

mate 08-29-2007 07:53 PM

Gerçek
 
Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, hakiki



Söyler misin nedir gerçek
Karşımdaki sen mi gerçek
Gönlümdeki sen mi ?
Aynadaki ben mi gerçek
İçimdeki ben mi?
Gördüğüm mü gerçek
Hissettiğim mi?
Dünya mı gerçek
Yoksa......???

angelesdream 08-30-2007 01:20 PM

GERÇEK:


1. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, hakikî: "Kâğıt paranın saymaca değeri varsa da gerçek değeri yoktur."
"Gerçekle ve gerçeğin kurallarıyla bağdaşmayan ancak bu adamdı." -T. Buğra.

2. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici: "Gerçek elmas. Gerçek hikâye."

3. Temel, başlıca, asıl: "Bir kişinin ahlâklı olması için, o benim dediğim gerçek ahlâka erişebilmesi için bir iç âlemi olmalıdır." -N. Ataç.
4. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan: "Bu peyzajdaki çiçekler son derece gerçek."

5. Gerçek durum, gerçeklik, realite: "Her hâlde o gün imparatorluğun ölümü apaçık bir gerçekti." -H. E. Adıvar.
"Bir gerçek içinde yaşıyoruz, duvarlarını yıkıp aşamadığımız bir gerçek içinde." -N. Ataç.

6. Yalan olmayan, doğru olan şey: "Gerçekler inkâr edilemez."

"Bu lâflarda gerçek payı ne kadar çoksa, duygu payı da ondan az değildir." -B. Felek.
7. fel. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan



günümüzde birde "gerçek ve doğru" sözcükleri neredeyse aynı anlamda kullanılıyor. oysa anlam olarak birbirlerinden çok farklıdırlar.

DOĞRU:
1. Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı: "Doğru yol."
"Yol aşalım mutluluğa doğru, gel / Yorumlayalım bu aşkı doğru gel." -F. Halıcı.

2. Gerçek, yalan olmayan: "Doğru cevap. Doğru haber."
3. Akla, mantığa uygun: "Bunları sana şimdiden söylemek daha doğrudur." -A. Gündüz.
"Fakat suçlu da olsam bana bu kadar çullanmak doğru mu?" -R. N. Güntekin.
4. Yasa, yöntem ve ahlâka bağlı, dürüst, namuslu

5. Gerçeğe veya kurala uygun: "Doğru hesap. Doğru bir anlatım."
"Her gönülde bir arslan yatar, derler, doğrudur." -M. Ş. Esendal.
6. Gerçek, hakikat: "Söyleyin doğrusunu, siz insanoğlunun ahlâklı olabileceğine inanmıyorsunuz." -N. Ataç.
"İşin doğrusunu anlayamadık."

7. mat. İki nokta arasındaki en kısa çizgi: "İki noktadan yalnız bir doğru geçebilir."
8. Yanlışsız, eksiksiz: "Adam doğru söyledi. Çocuk doğru okudu."
9. Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca

10. Karşı yönünce: "Otobüs, ağaçlıklı bir dereye doğru ağır ağır bayırdan iniyor." -R. N. Güntekin.

"Yüzü sapsarı bir kadın iskeleye doğru yürüdü." -S. F. Abasıyanık.

11. (zaman anlatan kelimelerden sonra) Yakın, yakınlarında: "Ellisine doğru."

"Şafağa doğru otomobil sesi duyuldu." -F. R. Atay.



anlamlarını taşımaktadır.

konu ve bilgilerin için teşekkür ederim sevgili mate.

mate 08-30-2007 04:29 PM

ben teşekkür ederim canım çünkü hiç doğru ve gerçeğin yakın kullanıldığını düşünmemiştim şimdiye kadar harika bi noktaya değinmişsin ;)


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.