![]() |
Altın Çağ Gotiği...
Laon ve Paris katedrallerinde epeydir başlamış olan, taşıyıcılarıtekleştirme süreci artık kural haline gelmiştir: bunun sonucunda örtüsistemi basitleşir. Tekil bir örnek olan, Bourges’daki Saint- Etienne Katedrali bir yana bırakılırsa, dikdörtgen plan üzerine dört dilimlitonoz lehine, kare planlı altı dilimli tonozdan vazgeçilmiştir: Pek çokdurumda korunan yuvarlak ayak genellikle, çapraz tonozların sivrikemerlerini, ana sahınla yan sahınların pekitme ve askı kemerlerinitaşıyan gömme sütunlarla süslenmiştir. Ama temel değişiklik,tribünlerin ortadan kaldırılmasıyla üç kata (büyük kemerler, triforyum,yüksek pencereler) indirilen sahınların görünüşünde ortaya çıkar. Buönemli değişiklik özel bir payandalama türünün, uçan payandanınkullanımına bağlıdır. Gotik’in altın çağının bu temel yeniliği dahaXII. yy başında Durham Katedrali’nde ve ilk dönemlerin bazıyapılarında, kimi zaman daha ilkel payanda duvarı biçiminde başarıyladenenmiştir. Önceleri, tribünlerin çatısı altına gizlenmiş, estetiktenyoksun bir koltuk değneği gibi görülen bu payanda (hiçbir litürjikişlevleri bulunmamasına rağmen tribünler bu nedenle bir süre dahakorunmuştur’) sonunda, gotik cephelerin doğal bir bileşeni olarak kabuledilecektir.
Uçan payandanın bir çözüm olarak bulunması, sivrikemerli çapraz tonoz kullanımının mantıklı bir sonucudur. Gerçekten de,bu tür tonoz özelliği tonozların ağırlığıyla ortaya çıkan yükleri sivrikemerlerin tabanına yöneltmek olduğundan, duvarların ayrılmasınıönlemek için, özellikle itme kuvvetlerini güçlü yan taşıyıcılaraaktaracak noktasal bir payandalama sisteminin tasarlanması gerekiyordu.Uçan payanda da, ayrıntıda ortaya çıkan küçük farklar bir yanabırakılırsa, bu işleve çok iyi uyan, belirgin bir yapıya sahiptir. Öyleki, aşağı yukarı çeyrek daire biçiminde olan ve sivri kemerlerin üzenginoktasına uygulanan bir kemer, yan sahnın da üstünden aşarak güçlükâgir bir duvara dayanmaktadır. Üzerinde, ağırlığıyla bütünün dengesinekatkıda bulunan bir ağırlık kulesi yer alan bu payanda duvarı, yansahınların duvarı içine gömülüdür. En eski uçanpayanda örnekleri XIII. yy sonundan kalmadır ve genellikle aynı türünyinelenmesi söz konusudur (Saint-Germain-des-Prés’nin koroyeri, SensKatedrali). Paris’teki Notre-Dame Katedrali’nin 1200’e doğru tamamlananana sahanı ise, daha başlangıçta tribünler üzeride inşa edilmiş görünüruçan payandaların ilk örneğini sunmaktadır. Bu yapım tekniği engelişmiş biçime XIII. yy.da Chartres Katedrali’nde (1194-1220) veReims, Amiens ve Beauvais katedrallerinde (yapımlarına sırasıyla 1211,1220 ve 1225’te başlanmıştır) ulaşmıştır. Yine de Chartres’dayapımcılar, işlevsel görüntüyü roman üslubunda bir kemer bezemesiylegizlemeye çalışmışlardır. http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg Uçanpayanda, payandalama işleminin yanı sıra, inşaatın yapısında vegörünümünde köklü bir değişikliğe yol açmıştır. Yan sahınlar her türlüdestek işlevini yitirdiğinden, payanda noktalarının altındakipencereler aşağıya doğru büyütülmüştür. Duvar ortadan kalkmaya yüztutmuş, basit bir iskelete dönüşen kâgir bölümler arasında büyükaçıtlar açılmıştır. Camlar bir dizi yüksek, düşey kayıtla pekiştirilmiştonoz eğrisi içindeki gülpencere de bu kayıtların oluşturduğu desenlebütünleştirilmiştir. Ayrıca planlar değişmiş, çaprazsahın ve koroyeri,Amiens Katedrali’nde toplam alanın üçte ikisine yakınını işgal etmeyebaşlamıştır. Yapıların doğu kutbunda, kolları uyumlu cephelerle sonbulan geniş bir çaprazsahın, yarım daire biçiminde bir apsisi bulunanbeş sahınlı derin bir koroyeri, tek ya da çift deambulatoryum veışınsal şapeller yer almaktadır. Buna paralel olarak mimarlık ölçüsüzcebüyüme eğilimindedir: tonozlar başdöndürücü yüksekliklere ulaşmıştır(Amiens’de 40 m’den çok ve 1284’te kısmi çökme nedeniyle inşaatın yarımkaldığı Beauvais’de 48 m). Yalnız yapımına 1195’te başlanan BourgesKatedrali, altı dilimli tonozları, kalın/ince ayak almaşıklığı,çaprazsahınsız beş sahınlı planı ve çok yüksek, büyük kemerleriyleözgün bir çözüm geliştirmiştir. |
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.