![]() |
İstanbul Denince Akla İlk Gelen Semtler
İstanbul denince akla ilk gelen semtler
Ancak kimileri, neredeyse İstanbul’la yaşıt olmalarına, önemli mekanlara ev sahipliği yapmalarına karşın geride kalmayı, mütevazı olmayı seviyor. İşte onlardan bazıları: Bomonti, Harbiye ve Salacak. http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg İstanbul Life dergisi aralık sayısında bu semtleri araştırdı Sayısız semti, sayısız caddesi ve sokağıyla neredeyse küçük bir ülkeyi andıran bir şehir İstanbul. Üstüne üstlük hepsi de şahsına münhasır, apayrı bir dünya. Kimileri Boğaz’a ev sahipliği yapmakla, kimileri yüzyıllara tanıklık etmiş olmakla, kimileri camileriyle, kimileri kiliseleriyle, hatta kimileri nostaljik tramvaylarıyla övünüyor. Bazıları da onlar kadar ön plana çıkmayı sevmiyor. Çoğumuz için sadece bir semtten diğerine giderken kullandığımız geçiş yolunu ya da kestirme güzergahı çağrıştıran bu semtlerden Bomonti, Harbiye ve Salacak huzurlarınızda... http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg HARBiYE Sanat tutkunlarının ikinci adresi Hatrı sayılır bir konsere, oyuna ya da sergiye gitmek için her defasında yolunu tuttuğumuz Harbiye’yi sizce yeteri kadar önemsiyor muyuz? Nişantaşı’na giderken ya da Şişli’den Taksim’e doğru yol alırken sayısız kez içinden geçtiğimiz bu semt aslında şehrin sanat merkezi. Şişli’ye bağlı olan Harbiye, adını 1834-1936 arasında burada bulunan Mekteb-i Harbiye’den almış. Günümüzde Askeri Müze olarak kullanılan Mekteb-i Harbiye, semtin önemli simgelerinden. Geçmiş yıllarda Harbiye Orduevi’ne de ev sahipliği yapmış olan bina, artık sadece müze olarak ziyaret edilebiliyor. Harbiye’nin diğer simgesi ise, İstanbul Radyoevi. 1927’de yayına başlayan İstanbul Radyosu, stüdyo ihtiyacını karşılamak üzere 1945’te inşaatı başlayan bu binaya geçmiş. 1949’da dönemin cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün açılışını yaparak hizmete soktuğu radyoevi, dört katlı karakteristik binasında hizmet vermeye devam ediyor. Semtin sanat anlamında İstanbul’daki önemi de yadsınamaz. Çünkü Şehir Tiyatroları’nın Muhsin Ertuğrul Sahnesi, Cemal Reşit Rey Konser Salonu ve Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu da Harbiye sınırları içinde. Türkiye’nin en önemli yönetmen ve oyuncularından, hem tiyatro, hem de sinema alanında büyük başarılara imza atmış Muhsin Ertuğrul’un adını taşıyan Şehir Tiyatroları’na bağlı bu sahne, geçtiğimiz yıl yenilenerek yeniden hizmete girdi. Çağdaş Türk Müziği’nin önde gelen bestecilerinden Cemal Reşit Rey’in adını taşıyan konser salonu ise 1989’dan beri semtin gözbebeği. Kaliteli müziğin her türünü sahnede izleme şansı elde ettiğimiz CRR, ekim-mayıs ayları arasında hizmet veriyor. İstanbul’un en büyük açık hava tiyatrosu Cemil Topuzlu ise adını II. Meşrutiyet döneminin belediye başkanından almış. 1946-1947 yılları arasında inşaatı tamamlanan tiyatro, 4 bin 500 kişiyi ağırlayabiliyor. Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı da semtin gala ve sergi gibi sanat aktivitelerinin yanı sıra, sempozyum ve panellere ev sahipliği yapan diğer bir önemli adresi. II. Abdülhamid'in arşivinden İstanbul http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg SALACAK Kız Kulesi efsaneleriyle karşınızda Üsküdar ve Kadıköy arasında yer alan Salacak, şehrin en önemli simgelerinden Kız Kulesi’nin gerçek ev sahibi. Salacak sakinleri, bizim her özel günde, misafir gezdirdiğimizde ilk duraklarımızdan biri olan Kız Kulesi’ni izleyerek uyuyor ve uyanıyor. Çünkü bu ufacık semtin dik ve daracık sokaklarının her aralığından kule seyredilebiliyor. İlk olarak Yunan döneminde bir mezara ev sahipliği yapan Kız Kulesi’nin bulunduğu ada, Bizans döneminde gümrük istasyonu olarak kullanılmış. Osmanlı döneminde ise gösteri platformundan savunma kalesine, sürgün istasyonundan karantina odasına kadar birçok görev üstlenmiş. Asli görevi olan ‘fenerle yol gösterme’ işlevini de hiçbir zaman yitirmemiş. Günümüzde ise restoran ve kafe olarak işletilen Kız Kulesi, şehrin en romantik adreslerinden biri. Hakkında da sayısız efsane var. Bir rivayete göre, falda, kızının yılan tarafından sokulacağını öğrenen imparator, onu kurtarmak için bu adaya saklar. Ancak, gönderilen bir incir sepetinden çıkan yılan kızı sokar ve öldürür. Başka bir efsane ise Hero ve Leandros adlı iki aşığın hikayesini anlatır. Hero, Afrodit Tapınağı’na bağlı bir rahibedir ve aşk yaşamak ona yasaktır. Ancak Kız Kulesi’nde yaşayan Hero’ya aşık olan Leandros, yüzerek her gece adaya gelir ve ona aşkını fısıldar. Hero’nun yaktığı ateş her gece Leandros’a yol gösterir. Ancak, fırtınalı bir gecede rüzgar meşaleyi söndürür ve Leandros yolunu kaybederek boğulur. Bunu öğrenen Hero ise kendini onun peşinden Boğaz’a atar. BOMONTi Türkiye’nin ilk bira fabrikası burada Şişli’yi Abide-i Hürriyet Caddesi’nden ibaret sananlar yanılıyor. Bu tarihi semtin arka sırtlarında bambaşka bir tarih yatıyor. Yolu Perpa’ya düşmeyenlerin ya da köprüye çıkmak için kestirme yol arama zahmetine katlanmayanlar bihaber olsa bile, sayısız levantenin yaşadığı bu keyifli semt şehrin en sessiz asillerinden biri. Şişli’ye bağlı olan Bomonti, adını 1902 yılında İsviçreli Bomonti Kardeşler’in kurduğu Bira Fabrikası’ndan almış. Türkiye’de modern anlamda bira üretim tekniğiyle üretime geçen ilk bira fabrikası olan Bomonti Bira Fabrikası, heybetli ve ilginç mimarisiyle günümüzde de semtin en önemli simgelerinden biri. Her ne kadar bakımsız görünse de, semtin bu tarihi simgesi başta Bomonti sakinleri olmak üzere, tüm İstanbullular için değerini koruyor. Özellikle fabrikanın Şişli Belediyesi tarafından kültür merkezine dönüştürülme projesi söylentileri de içimize su serpiyor. Bomonti’nin bir diğer çekim noktası ise Gürcü Katolik Kilisesi. Diğer adıyla ‘Notre Dame de Lourdes’, dünyanın az sayıdaki Gürcü Katolik kiliselerinden. 1861’de Gürcü Katolik bir papaz tarafından kurulmuş olan kilise, yıllar içinde sayıları gitgide azalmış Gürcülerin yanı sıra, Türk ve Ermeni katoliklerine hizmet vermeye devam ediyor. (Yazı: Burcu Özbek) |
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.