![]() |
Bilgece Cevaplar
Bilgece cevaplar
Adam: -Doktor bey, der. İçkinin yan tesiri var mıdır? Doktor: -Dünyadayken pek yan tesiri yoktur, der. Ama ahirette biraz Cehennem azabı yapar. . * * * * * * Beyazıd-ı Bistami'ye biri gelip: -Ben Beyazıd-ı arıyorum, dediğinde: -Ben onu kırk yıldır arıyorum, demiş. Ama bir türlü bulamadım. . * * * * * * Dikene sormuşlar: -Çok güzel kokuyorsun, nedendir? Cevap vermiş: -Bir zamanlar güller arasında bulunmuştum. . * * * * * * Yahya Kemal çok şişman olduğu için, bir yokuşun sonundaki lokantanın önünde dinlenirken, içeriden çıkan garson: -Buyrun beyim, diye atılmış. Ne alırsınız? Yahya Kemal, tebessüm edip: -"Evlat demiş, Müsaade edersen bir nefes almak istiyorum!" . * * * * * * Sultan 2. Mahmud, Hattat Yesârizâde'den hiç ayrılmayan İzzet Molla'ya bu beraberliğin sebebini sorduğunda âlim bir zat olan İzzet Molla: -Sultanım, diye cevap vermiş. Bendeniz biraz okurum. Yesâri- zâde de biraz yazar. Bir arada bulunduğumuzda okur-yazar olduğumuz için pek ayrılamıyoruz. . * * * * * * Cüneyd-i Bağdadi'ye "Sabır nedir?" diye sorduklarında şu ce- vabı vermiş: -Yüzünü ekşitmeden, acıyı yudumlamaktır. . * * * * * * Ev sahibi kendisine gelen misafire güpegündüz saldıran sivri- sinekleri görüp: -Hayret yahu, demiş. Bizi ancak geceleri sokuyorlar. Size gün- düz vakti hücum etmeleri acep nedendir? Misafir, üzerindeki sivrisinekleri kovmaya çalışırken: -Siz nasıl olsa geceleri de burdasınız, diye cevap vermiş. Ama benim biraz sonra kalkacağımı bildikleri için, tam mesai yapmak zorunda kalıyorlar.... * * * * * * İmam-ı Azam hazretleri , üzerine doğru gelmekte olan bir hay- vana yol vererek kenara çekildiğinde, yanındakiler neden böyle yaptığnı sordular. İmam-ı Azam hiç düşünmeden cevap verdi: -Onun boynuzları var, benim ise aklım! . * * * * * * Sen ihtiyar bir adamsın, oruca dayanamazsın diyerek orucunu bozmasını isteyen yakınlarına, Ahnef b. Kays şu cevabı vermiş: -"Allah'ın emirlerine dayanmak, azâbına dayanmaktan daha ko- laydır!". * * * * * * Çok sigara içen biri, sigara içmeyen arkadaşını ziyarete gelmiş ve odayı dumana boğmuştu. Giderken sağa sola bakınıp: -Acaba içerde birşeyim kaldı mı? deyince, arkadaşı cevabı yapış- tırdı: -Evet, dumanın kaldı!. * * * * * * "Dünya öküzle balığın üzerindedir" hadis-i şerifi'nin hangi manâ- da söylendiğini bilmeyen bir adam, Osman Demirci'ye: -"Hocam, diye sormuş. Dünyanın altında öküz var diyorlar, ne dersiniz? Osman Demirci Hoca: -Dünyanın altındakileri bilmem kardeşim, demiş. Ama üzerinde çok sayıda olduğu kesin!. * * * * * * Selçuklu Sultanlarından biri Mevlânayı ziyaret ederek, saltanat- ları arasındaki farkı sorduğunda, o yüce Zat'tan şu cevabı almış. -Senin saltanatın, gözlerin açık kaldığı müddetçe bâkidir. Benim- ki ise, gözlerimi kapadığımda başlar! . * * * * * * Lokman Hekim'e: -Hastamıza ne yedirelim, diye sorduklarında, şu cevabı vermiş: -Acı söz yedirmeyin de. Ne yese olur! . * * * * * * Hristiyan din adamlarından biri, ülkemize gelerek küçük bir ço- cuktan kendisine o şehirdeki kiliseyi göstermesini ister. Kilise- ye ulaştıklarında, papaz: -Aferin çocuğum, der. Yarın buraya gel de sana cennetin yolu- nu göstereyim. Çocuk, papazın niyetini sezerek: -Kilisenin yolunu dahi bilmiyordunuz, diye cevap verir. Cen- netin yolunu nasıl bileceksiniz ki?. * * * * * * Keçecizade İzzet Molla, bir yemekte obur bir adamın yanın- daymış. Adam tatlıya kaşığı öyle bir daldırmış ki, tatlıdan bir parça sıçrayıp İzzet Molla'nın önüne düşmüş. İzzet Molla: -Mübarek tatlı, demiş. Şu oburun elinden bana değil, Allah'a sığın! . * * * * * * Kırkağaç Kaymakamlık binasının aktığı ve tamir gerektiği bil- dirilince, merkezden yazı gelmiş: "Nerelerin aktığını, tek tek bildiriniz." Aynı zaman da meşhur bir hicivci olan kaymakam Eşref, cevap vermiş: -Musluklar hariç, her taraf akıyor! . * * * * * * Sadr-ı Âzam Keçecizâde Fuat Paşa'ya, yetmişlik bir kadının otuz yaşında bir gençle evlenmek istediğinden bahsetmişler. Paşa he- men: -Ahmed müsaade etmez, demiş. Sormuşlar: -Hangi Ahmed? -Karaca Ahmed! . * * * * * * Mevlâna, sakalları bembeyaz olmuş bir papaz'a sorar: -Siz mi daha yaşlısınız, sakalınız mı? Papaz, sakalının 18-20 yaşlarında çıktığını düşünerek: -Elbette ben, dediğinde: -Yazık, der Mevlâna, çok yazık... Sizden küçük olan sakalınız ağarmış da, siz halâ karanlıklardasınız. (ALINTI) |
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.