ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   Kültür-Sanat (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=99)
-   -   Güllü Baba Efsanesi - Niğde (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=246614)

Prof. Dr. Sinsi 07-16-2012 09:32 PM

Güllü Baba Efsanesi - Niğde
 
Nigde'nin 9 kilometre kuzey batisinda, "Güllüce" adinda, baglik bahçelik sirin bir köy var. Köyün yanibasinda da "Güllü Baba" ya ait bir türbe. Kim bu Güllü Baba diye sorarsaniz, Gülcüler köyünde herkesin dili çözülür, baslarlar size anlatmaya:

Türk sultani asker çeker, sefere çikar. Mevsim kis, yollar kapali. Ordu Güllüce köyünün bulundugu yerde çakilir kalir. Asker soguktan titremekte, açliktan kivranmaktadir. Az ötede bir kulübecik var. Bacasi buram buram tütmekte. Sultan atini kulübeye dogru mahmuzlar. Kulübede, ak sakalli, nur yüzlü, yasli bir Türkmen kocasi, ocakta fikir fikir çorba kaynatmakta.

Sultan kulübeye adimini atar atmaz, ihtiyar gayet sakin, Sultanin selam dahi vermesine meydan birakmadan konusur:

- Geldin mi? Bende sizi bekliyordum. Üsümüssündür. Geç söyle ocagin basina. Askerlerin de üsümüstür, onlara bir çira gönderelim de isinsinlar.

Sultan saskinlik içinde. Ne diyeceginin bilemeden ocagin basina geçer. Ihtiyar ocaktan bir çam alir. Sultanin nöbetçilerinden birine uzatir.

- Götür bunu çocuklar isinsinlar. Biraz sabrederlerse çorba da hazir.

Sultan dayanamaz:
- Bu küçük atesle onlari isitacak, su kaynayan tencereyle mi karinlarini doyuracaksiniz? Der.

Ihtiyar, yine sakin:
- Elbette, Allah Kerim.
Bir süre sonra, ordu çadirlarini kurar, küçücük ates, koca bir köz olur meydanda herkes isinir. Kaynayan tencere, karavanlara kepçe kepçe döküldügü halde bir türlü bitmez. Artar bile.

Sultan memnun, izin ister ihtiyardan. Giderken, Türkmen kocasini bir kez daha denemek ister. Koynundan, atlas bir kese çikarir. Içerisi altin dolu. Ihtiyara uzatir. Ihtiyar:

- O bize degil, seferde size gerek. Bizim dünya malinda gözümüz yok. Biz gönül adamiyiz. Bizim isimiz gönülledir.

Bunu dedikten sonra, karakisin ortasinda, koynundan, fidanindan yeni koparilmis bir taze gül uzatir. Sultan gülü alir, ihtiyarin ellerini öper:

- Bundan böyle senin adin Güllü Baba olsun der, yoluna devam eder.

O günden sonra, Güllü Baba'nin kulübesinin yakininda bir köy kurulur. Adina "Güllüce" derler.

Siz buna ister efsane deyiniz, ister hikaye. Türk konuk severligine, gönülden yapilan bir ikramin taze bir gül gibi karakista dahi bozulmadan kalabilecegine ne de güzel örnek.


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.