ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   Tarih / Coğrafya (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=656)
-   -   Fethin Sembolü, Ayasofya Camii (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=244241)

Prof. Dr. Sinsi 07-16-2012 09:09 PM

Fethin Sembolü, Ayasofya Camii
 
Papa 6. Benediktus’un Türkiye ziyareti öncesinde Ayasofya’da yaşananların Dünya basınına nasıl yansıdığını görmek onların hissiyatını anlamak açısından önemlidir. “Dünya” deyince tüm Dünya anlaşılmasın efendim. Artık çok iyi biliyoruz ki Dünya denildi mi ABD AB ve İsrail anlaşılmalıdır. Gerisinin bir hükmü yoktur.
Fethin Sembolü, Ayasofya Camii

Ne olmuştu? Fatih’in İstanbul’u fethi sonrasında Cuma namazını kıldığı Ayasofya’da 24 Kasım 2006 Cuma günü torunları namaz kılmış efendim. Peki bu ne diye dışımızda ki Dünyayı bu kadar tedirgin ediyor derseniz kısacık değineyim.

Batı Emperyalizmi Türk kimliği ile tanıştığı andan itibaren onu düşmanı bellemiştir. Önce Atilla’nın Roma önlerine dayanması ardından Sultan Alparslan’ın Anadolu’nun kapısını Türklere açması ve derken Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesi ile bu düşmanlık “doruk” noktasına ulaşmıştır. Atatürk’ün Anadolu’yu yeniden Türkleştirmesi ise bu işin tuzu biberi olmuştur. Bugün yaşadıklarımızın ana sebebi ise hedefinden sapan bir milletin yaşaması muktedir olan durumdan ibarettir.

Batı er meydanında yenemeyeceğini anladığı Türk’ü çeşitli projelerle tuş etmeyi aklına koymuştur. Hiç kimse kalkıp da bu satırlarda boş yere “ırkçılık” aramasın. “Irkçı” davranış ve söylem arayanlar ABD ye AB nin devletçiklerine çok uzağa değil Yunanistan’a ve Vatikan devletinin başı Papa’ya baksınlar derim. KKTC sınırları içinde ki topraklara hükmeden yasayı çıkaran Kıbrıs Rum kesimi kadar olamayan Türkiye Cumhuriyeti hükümeti AB-D nin emri ile 301 i somutlaştırma peşine düşüyorsa bu milletin çocukları da devletine sahip çıkmaya yönelik “eylem ve dikkat çekme”yi elbette yapacaklardır.

İstanbul devlet eli ile “Masonik” ekonomik formlara ve AB ye “kültürel baş” şehir olma fantezilerine kurban edilirken batının sahip çıkmadan önce camilikten çıkarma faaliyetinde başarılı olduğu “Ayasofya Müzesi”nde “namaz kılma” çeşitli gazetelere nasıl yansımış bir bakalım. Sadece dış basını alma nedenim iç basınla arasında fazla fark olmadığı sebebiyledir.

“Yaklaşık 100 kişiden oluşan aşırı milliyetçi bir grubun Ortodokslar için oldukça önemli olan Aya Sofya’yı Papa’nın gelecek hafta gerçekleşecek ziyaretini protesto için işgal ettiğini belirtti.( New York Times) - Eski Bizans Kilisesi Cami’sine ‘Allahu Ekber’ sesleriyle girerken görüntülenen birkaç düzine adamın daha sonra namaz kıldığı belirtiliyor.( Herald Tribune)- İstanbul’da Ayasofya işgal edildi.( La Republica)- Papa’ya hayır: Türkiye’de bazilikaya kuşatma(Il Giornale)- Ayasofya’ya saldırı püskürtüldü (Avvenire)”

Fatih’in İstanbul’u fethinden sonra camiye çevrilen Ayasofya hakkında Batının ne düşündüğü satırlarında net görülmüyor mu? Türklerin kendi sınırları içindekendilerine ait bir mülke girmeleri ne zamandan beri işgal olmuştur? Fransız La Repuclica gazetesine göre yapılan eylem bir işgal!

Müzeye çevrilen Ayasofya:

“Ortodokslar için oldukça önemli olan Aya Sofya Eski Bizans Kilisesi Eski Ayasofya Bazilikası.” Kelimelerini kullanmalarından fırsatını buldukları ilk anda tekrar kiliseye çevireceklerini anlamalıyız.

İstanbul ve Ayasofya’nın onlar için bir simge olduğunu ve öncelikle buraları kotarma faaliyetinde olduklarını iyi bilmeliyiz. BM eli ile ve AB nin “kültürel vakıfları” yolu ile ne kadar azınlık eseri varsa restoreye alınırken Türk kültürünün eserleri bakımsızlıktan yıkılmak üzeredir. Bulunduğunuz illerde yüzlerce yıllık azınlık mezarları şehrin en mutena yerlerinde boy gösterirken Belediye marifetiyle bizim mezarlıklar “yerleşim birimi dışına çıkmalı” bahanesi ile dozerlenmekte atalarımızın üzerine parklar inşa edilmektedir. Bir yerde ki mezarlık o kültürün o topraklarda ki tapusudur. Azınlıklar “kırık mezar taşları ve Sinagoglarına ait buldukları bir tek kapı” ile o yerleşimlerde ki tarihlerini yazdığını kaç kişi biliyor?

Ayasofya hakkında topluma unutturulan gerçekleri bir hatırlatalım öncelikle:

Ayasofya Sultan Fatih'in parasını ödeyerek aldığı vakfiyesidir.
Fatih Sultan Mehmet vasiyetnamesinde kıyamete kadar Ayasofya’nın cami olarak kullanılmasını vasiyet etmiştir.

Vakıflar kanunu; vakıfların hangi maksat için vakfedildiyse o maksat için kullanılmasını şart koşmaktadır.
Günümüzde Fatih’in vakfiyesi Müze haline getirilerek maksadının dışına çıkmıştır.

Her yıl İstanbul’un fethini kutlayanlara ecdadından bahsedenlere hatırlatırım ki Ayasofya’nın “ kıyamete kadar camii olarak kalması için yazılı vasiyeti olan Fatih Sultan Mehmet’e layık olmanın yolu Ayasofya (Fethiye Cami)’nın diline vurulan mührün sökülmesinden geçmektedir. Minareleri ezansız kalmış bir Ayasofya varken bu ülke Türklerindir demek mümkün müdür?

Bugün Batının göstermelik dostluk gösterilerine katılanlara “ Medeniyetler İttifakından “ bahsedenlere Vatikan’a gidip “misyonlarının parçası olmayı teklif edenlere” ve onları savunanlar için küçük bir ayrıntıdan söz etmek istiyorum:

“ 49 yaşında vefat eden Fatih’in ölüm haberi üzerine dönemin papası tüm Avrupa kiliselerinde üç gün çanlar çaldırtıp şükür ayinleri yapılmasını emretmiştir.”

Fatih Sultan Mehmet’in ölümünü kutlayanlar ile bugün “diyalog” yaptığını iddia edenler kadar Fatih İslâm’ı bilmiyor muydu dersiniz?

Batı Emperyalizmi ile diyalog demiyorum görüşme Türk’ün onlardan kuvvetli olduğu an başlayacağının unutanlarca bilinmesi gerekir. İstanbul’un AB nin kültürel başkenti olma faaliyeti Batının tekrardan İstanbul’u fethetme girişimidir.

Ayasofya Camii’nin Müze haline dönüştürülmesi üzerinde ki sis perdesi hala kalkmamıştır. Hangi organizasyon ile müze haline dönüştürüldüğü üzerinde elbette şüphe yoktur. Fakat nasıl bir oyunla bu işlemin yapıldığı karanlıktır. Ayasofya’da ibadetin tamamen durdurulması gibi bir tasarrufun olmadığı ve burada ki oyunun adım adım ilerlediği anlaşılmaktadır.

Ayasofya’yı müzeye çeviren kararın çelişkilerle dolu olduğu imzanın Atatürk’e ait olmadığı kayıt numaralarının birbirini tutmadığı gibi bir dizi tutarsızlık vardır. Bu kararnamede “ibadete kapatılacak” ibaresi de yoktur. Atatürk’ün Ayasofya’nın müzeleştirilmesi aşamasında ki tavrının bugün bilinen kısmı“ibadete devam edilmesi” şeklindedir. Demek ki Ayasofya Camii’nin belirli bir bölümü müze olacak teklifi kabul görmüştür. Caminin ibadete kapatılması teklifine Atatürk:

“İbadete kapatmak mı? Komisyon çizmeyi astı. Böyle münasebetsizlik olur mu hiç? Ayasofya camidir aynı zamanda da müze olacaktır. Maksat budur.’” Demiştir.

Bu düşüncede olan Atatürk’e rağmen Ayasofya Camii hangi oyun ile tamamen müze haline getirilmiştir iyi bir araştırma gerekmektedir.

Kararname de ki K.Atatürk imzası da şaibelidir. Soyadı kanunundan önce Gazi Mustafa Kemal imzası kullanan Atatürk’ün bu kararnamede K. Atatürk imzasının bulunmasının imkânsızlığına da dikkat çekilmektedir. İmzalar birbirini tutmamakla birlikte Atatürk’ün müzenin açılışına katıldığı gerçeği de vardır. Atatürk müze ziyaretine gittiğinde ise camii kısmında ibadetin devam edip etmediği müze ziyaretinde nerelere #####ürüldüğü de araştırılması gerekmektedir.

Bugün Atatürk zamanında çıktı denilen ve günahı ona atılan bu kararname çelişki ile doludur. Cumhuriyetinin dahi özelleştirme adı ile satışa çıkarıldığı günümüzde uymamız icap eden sadece bu sahte kararname mi kalmıştır? “Medeniyetler İttifakı ve Dinler Arası Diyalog” da sadece tek taraflı temenna olduğunu yıkmak için bizzat bu işin önderlerinin Ayasofya’nın tekrar cami haline döndürülme çalışmasına katılmaları gerekmektedir. İttifak ve diyalogda ki ciddiyet işte o zaman gerçeklik kazanacaktır.

Ayasofya’nın müze olması kararnamesinde ki çelişki vakfiyesine aykırılığı Danıştay kararının eksikliği sebebi ile hukuken de yanlış olduğundan resmi gazetede yayınlanmadığından; tekrar cami olması önünde engel yoktur.

Ayrıca Ayasofya’nın kimin malı olduğu sorusunun tek cevabı vardır o da Fatih Sultan Mehmet’e ait olduğudur:

“Türkiye Cumhuriyeti tapu kayıtlarında bu gayrimenkul 57 pafta 57 ada 7. parselde Fatih Sultan Mehmet Vakfı adına “Türbe Akaret Muvakkısane ve Medreseyi Müstemil Ayasofya-yı Kebir Camii Şerifi” vasfI ile cami olarak tapulu. Vakıflar Genel Müdürlüğü Emlak Dairesi Arşivi’ndeki 1967 tarihli İstanbul Mazbut Hayrat Kütük Defteri’nde de bu mekân cami olarak kayıtlı bulunuyor ve sahibi Fatih Sultan Mehmet gösteriliyor.”

Ayasofya Camiinde “şükür Namazı” kılan Alperen Ocaklarına mensup gençlerin bu girişiminin yankısı bizde nasıl oldu dersiniz? Mesela Kültür Bakanı Atilla Koç ne demiş olabilir?

“TC Kültür Bakanı olarak hangi maksatla olursa olsun bir mabede yapılan baskını tasvip etmem mümkün değildir. Yapılanları kınıyorum.” ( Son Sayfa- 24 Kasım 2006)

Atilla Koç’a göre mabetten kasıt nedir? Cami olarak kabul etmiş olsa namaz kılmak ile baskın arasında ki farkı bilirdi diyorum. O halde Kültür Bakanımız Ayasofya’yı kilise olarak mı kabul etmektedir de böylesine anlamsız cümleyi kurabilmiştir. Türkiye Cumhuriyetini yönetenlerin hali böyle efendim. Kendi mal varlıklarına sahip çıkmaktan aciz kimlikler ile yönetiliyoruz.

Fetihten sonra cami haline getirilerek “Fethiye Camii” olarak değiştirilen adı ile Ayasofya müzesini aslına döndürme zorunluluğumuz vardır.

Bugün Ayasofya Camiinin müze olarak devam etmesi milletimiz üzerinde psikolojik baskı uyandırılmasını kabul etmek manası taşır.

Madden ve manan Türk-İslâm olan Ayasofya Camiinde namaz kılmaktan daha tabi bir şey olamaz. Türk Milleti burada namaz kılmaya devam etmelidir içinde kılamıyorsa bahçesinde. Atam Fatih’in “kıyamete kadar cami olarak kalmasını istediği “ bu mabedi müze aldatmacası içinde tekrardan kilise yapmak isteyenlere cevap orada kılınacak namaz olmalıdır.

Fethin tamamlanması Türk Milletinin boynunun borcudur.

Not: 1- Girişinde Fatih Sultan Mehmet’in mührünün bulunduğu Ayasofya Vakfiyesi 635 metre uzunluğunda. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü’nde bulunan vakfiye 1950’de bir sergi için İngiltere’ye ###ürülüyor. Ancak büyük zarar görüyor. Yırtılmış yıpranmış halde tekrar Türkiye’ye getirilen vakfiye yaklaşık 5 metresi eksik geliyor. Kesik parçaların nerede olduğu ve kimler tarafından koparıldığı hâlâ çözülmüş değil. Türkiye’de ilgili makamların bu konuda bir araştırma ve çalışması da bulunmuyor.(Ayasofya Gerçeği- O.Tan–16.7.2006)

2- Eksik 5 metresi dâhil 635 metrelik bu vakfiyede neler yazılmaktadır? Bahsi geçen 5 m.lik kısmın önemi nedir?

3- Fatih’in vakfiyesini İngilizlerce harap edildiği gün gibi ortada değil midir? Türkler için maddi- manevi değere haiz böylesine önemli bir tarihi değerimizi İngiltere’ye hangi aklıevvel göndermiş demeyeceğim demek ki günümüzden farkı olmayan bir iktidar dönemi yaşanıyormuş diyeceğim sadece.

4- Fatih Sultan Mehmet’in vakfiyesinden:

“İşte bu benim Ayasofya Vakfiyem Dolayısıyla kim bu Ayasofya’yı camiye dönüştüren vakfiyemi değiştirirse bir maddesini tebdil ederse onu iptal veya tedile koşarsa fasit veya fasık bir teville veya herhangi bir dalavereyle Ayasofya Camisi’nin vakıf hükmünü yürürlükten kaldırmaya kastederlerse aslını değiştirir füruuna itiraz eder ve bunları yapanlara yol gösterirlerse ve hatta yardım ederlerse ve kanunsuz olarak onda tasarruf yapmaya kalkarlarcamilikten çıkarırlar ve sahte evrak düzenleyerek mütevellilik hakkı gibi şeyler ister yahut onu kendi batıl defterlerine kaydederler veya yalandan kendi hesaplarına geçirirlerse ifade ediyorum ki huzurunuzda en büyük haram işlemiş ve günahları kazanmış olurlar.

Bu sebeple bu vakfiyeyi kim değiştirirse

Allah’ın Peygamber’in meleklerin bütün yöneticilerin ve dahi bütün Müslümanların ebediyen LANETİ ONUN VE ONLARIN ÜZERİNE OLSUN azapları hafiflemesin onların haşr gününde yüzlerine bakılmasın.

Kim bunları işittikten sonra hala bu değiştirme işine devam ederse günahı onu değiştirene ait olacaktır.

Allah’ın azabı onlaradır.

Allah işitendir bilendir. “


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.