ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   Bir Tutam Hikaye (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=456)
-   -   Bir Yanımız Eksiliyor (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=201963)

Prof. Dr. Sinsi 07-10-2012 08:02 PM

Bir Yanımız Eksiliyor
 
kanaat sahibi olmak - kanaat - güven ve emniyet verici hisler
bir yanımız eksiliyor
Kanaat şahitliği diye bir şey vardı ve hayatın önemli bir gerçeğine tekabül ediyordu.

Öyle durumlar olur ki, ben iddiaya ve söylenenlere bakmam hiç. "Bu insan o işi yapmaz" diyebilirim. Hiç de yanılmam. Bu kanaatimi ispatlayamam objektif anlamıyla. Ama beni iyi tanıyan biri buna inanır. Ben de iyi tanıyıp güvendiğim birinin öyle bir kanaat şahitliğine inanırım.

Fakat bunları yazıya dökmenin bir anlamı olmaz. Kanaat şahitliği, inanma talebinde bulunmaz. Talepte bulunan olursa, şahitliğini ifade eder ancak. Bunu da bazı şartların varlığını gözeterek yapar.

Eskiden kanaat şahitliği bir toplumsal müessese gibiydi.

1960'lı yıllara ait bir olay anlatayım:

Semtimizde şoförlük yapan bir delikanlı var. Temiz ve dürüst çocuktur, kötü alışkanlığı yoktur. Şoförler her türlü insanla karşılaşırlar, müşteri ilişkisi kurarlar. Bu çocuğun arabasına zıpırlardan biri binmiş, bir yere götürüp bir müddet bekletmiş; sonra da koşarak gelip "gazla" demiş. Arkasından bağıranlar varmış. Bizim çocuk diyor ki; "Ben kavga etti, ondan kaçıyor zannettim ve oradan uzaklaştırdım". Meğer işin rengi başkaymış. O "zıpır", hırsızlık yapmış, ondan kaçıyormuş. Yolda bir yerde inip gidiyor. Bizim şoför gencin bir şeyden haberi yok. Bizim şoför genç o zıpırı önceden tanıyor, babasını da tanıyor ve ona her gördüğünde nasihat ediyor. Böyle bir ilişkileri var. O zıpır yakalanıyor, tutuklanıyor, ikinci mahkemede "şoför de benimle ortaktı" diyor ve bizim şoför de tutuklanıyor!

Ama buna koca semtte kimse inanmıyor. Herkes, "o böyle şey yapmaz" diyor. Hukuk Dekanı Prof. Naci Şensoy da bizim semtte oturuyor ve şoför arkadaşı iyi tanıyor. Onun da kanaati aynı: "Erdinç böyle şey yapmaz."

Görünür şartlar, aleyhte. Arabayla kaçırmış. Ortada suçlama var. Çok zor bir durum. Ama o koskoca bir semtin ve oradaki ileri gelenlerin kanaat şahitlikleri var. Prof. Naci Şensoy şahsî nüfuzuyla tahliyeyi sağladı! Bir şoför için, "ben manen kefilim" dedi. Sonra da o hırsız, iftira ettiğini itiraf etti. Hapishaneye ziyarete gelmediği ve sigara falan getirmediği için kızmış ona! İftirasının sebebi bu. Kısadan gidiyorum, belki tam anlatamadım ama, ana hatlarıyla böyle.

Benzerleriyle karıştırılmamasına dikkat çekerek, şöyle bir sözün anlamının yerleşmesine değinmek istiyorum: "Aksi sabit olmadıkça herkesin herhangi bir suçu işlemiş olması ihtimali vardır." İşte böyle bir telakki yerleşmeye başladı ki, toplumsal açıdan hiç hoş bir şey değil. Doğrudur, yanlıştır, ayrı mesele. Ama hoş değil, olumlu bir hal değil.

"Beraat-i zimmet asıldır." Yahut, "aksi sabit olmadıkça herkes masumdurdan (masum sayılır) ayrı bir konuyu anlatmaya çalışıyorum.

Bir toplumda, "bazı insanlardan bazı konularda şüphe edilmez" demeye ihtiyaç vardır. Ve bu kişileri kanaat şahitliği belirler. Muteber bireylerin ve toplumun vicdanı sayılabilen insanların kanaat şahitliği... Eskiden bu vardı hem de etkili biçimde vardı ve önemli bir teminattı... Bu hüsn-ü zan da suizan da değil; bir vicdan ve irfan sezgisi ve de bilinci. O türlü kanaat şahitleri yine var ama, itibar ve rağbet görmüyorlar; hatta su-i zanna muhatap olabilecekleri endişesini (haklı olarak) duydukları için susuyorlar. Mekanizma şöyle işliyor: Sevgisiz, güven; güvensiz, saygı ve huzur olmaz. Kanaat şahitliği bunun sonucunda kadük oldu. Bazı konular özetlenemiyor, tam derinleşme noktasında sıkıntıya düşüyorsunuz. Çünkü kavramların birbiriyle çok sıkı ilişkisi var. Mesela güven bunalımı aynı zamanda sevgi ve düşünce bunalımı da demektir. Güvenilirliği toplum içinde kabul görmüş insanların var oluşu ve onlara itibar edilmesi bireyleri yalnızlıktan ve kimsesizlik duygusundan kurtarır, bir kazaya kurban gitme endişesinden emin kılar. Kimsenin güvenilir olmadığı yerde, masumlar kaygılı suçlular rahatlamış hale gelir. Güven, sevgi ve düşünce değerlerinin söndüğü bir toplumda, hukuk da temelsiz ve güçsüz hatta ışıksız kalır.

Ara sıra "âkil adamlar" sözü edilir. Ne demektir o? Samimiyetine, sağduyusuna dürüstlüğüne güvenilir insanlar demek. Böyle bir kavramın ortamı var mı artık? Eskiden toplumun her kesiminde ve kesitinde vardı. Mahallede de ülkede de.

alıntı


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.