![]() |
A Dan Z Ye Bulmaca Sözlüğü
A dan Z ye Bulmaca sözlüğü
A Aba terlik.:PANTUFLA Abartı. : MÜBALAĞA ABD Başkanı Eisenhower’in takma adı. : İKE Abdülhak Hamit Tarhan’ın manzum trajedisi. : NESTEREN Abla.:CİCE Acem hükümdarı. : EKASİRE Acemi zeybek.:KIZAN Acemi,bir işe yeni başlayan. : NEVNİYAZ Acemi. : TOR Acı biber.:KAYEN Acı çikolata : BİTTER Acı kavun. : EŞEK HIYARI Acı yitimi. : ANALJEZİ Acıbadem ağacı.: EREZ Acıklı olay,dram. :HAİLE Acıklılık. : FECAAT Aç gözlü.: TAMAHKAR Açı ölçmeye yarayan dönme hareketli bir çeşit cetvel. :ALİDAT Açık alan korkusu.:AGORAFOBİ Açık duran baş parmağın ucundan işaret parmağının ucuna kadar olan uzaklık.: SERE Açık eflatun renk.: KIZILŞAP Açık havada ızgara veya kızartma yapmaya yarayan ocak.:BARBEKÜ Açık kapı ve pencereler arasında oluşan hava cereyanı.: KURANDERE Açık mavi, kırmızı ve beyaz,sıkı ve tatlı küçük elma. : ABİ Açık tohumlardan parklarda süs bitkisi olarak yetiştirilen,yurdu Güney Asya olan,palmiyeye benzer ağaç. : SİKALAR Açık toprak rengi. : BOZ Açık toprak rengi.:BOZ Açık ve yüksek sesle.:CEHREN Açık yeşil ve pembe renkli,kolay işlenen,değerli bir taş. : YEŞİM Açık,ortada. : AYAN Açıkgöz,kurnaz,hin.:EKE Açıkgöz.:CİNGÖZ Açıklık,bellilik.:BEDAHET Açıktan geç,yaklaşma anlamında bir denizcilik ünlemi.:ALARGA Açma,açılış. : KÜŞAT Ad kavmi hükümdarı Şeddad tarafından cennete benzetilerek yaptırılan efsanevi bahçe.:İREM Ad veya numara çekilerek oynanan şans oyunlarının genel adı.: LOTARYA Ada çayı. : MERYEMİYE Adak. : NEZİR Adalet.: TÜRE Adana ve Mersin yöresinde güğümle doldurularak sokaklarda satılan ve böbreğe iyi geldiğine inanılan meyankökü şurubu.:AŞLAMA Adanmış ülke yada İsrail ülkesinin eski adı.:KENAN Adem ile Havva’nın üçüncü oğlu. : ŞİT Adet görme. : MENSTRUASYON Adet yokluğu: AMENORE Adı kötüye çıkmış kimse.:BEDNAM Adım aralığı. : FULE Adını anma,sözünü etme.:ZİKİR Adını bugünkü Bogota yakınlarında yaşamış bir yerli kabilesinin efsanevi yöneticisinden alan masalsı altın ülkesi.: ELDORADO Adil hükümdar.:DAVER Afgan halklarından biri. : PEŞTUN Afganistan ve Pakistan kadınlarının yüzlerini örtmek için kullandıkları bir tür peçe: BURKA Afrika kabilelerinde krala verilen ad.: KABAKA Afrika kokarcası da denilen bir kürk hayvanı. : ZORİLLA Afrika kökenli bir Amerikan müziği.:CAZ Afrika kökenli bir dans.:BAMBULA Afrika misk kedisi. : KALEMİS Afrika ve Asya’nın kurak bölgelerinde yaşayan kemirgen bir hayvan.:GERBİL Afrika zencilerinin çalı çırpıdan yaptıkları çardak gibi barınak.:APATAM Afrika’da gruplar halinde yaşayan ve boyu 30 cm kadar olan memeli bir hayvan.: KUYRUKSÜREN Afrika’da ve Amerika’da yaşayan,iri gövdeli,uzun yapraklı palmiye.: RAFYA Afrika’da bir ağaç. : AKO Afrika’da bir oyun türü. : AVELE Afrika’da bir ülke. : BENİN Afrika’da çitle çevrili bir hayvan barınağı ile çevresindeki evlerden oluşan yerleşme biçimi.:KRAAL Afrika’da yaşayan bir antilop. : KOB Afrika’da yaşayan bir leylek türü.:MARABU Afrika’da yaşayan bir yaban kedisi.:İMPAKA Afrika’da yaşayan iki antilop türünün ortak adı. : GNU Afrika’da yaşayan İnek antilobu. : KAAMA Afrika’da yaşayan iri bir antilop: BEİSA Afrika’da yaşayan ve çok hızlı koşabilen bir antilop. : İMPALA Afrika’da yaşayan,narin ve küçük bedenli bir antilop.: BEİRA Afrika’da yetişen ve parlak kerestesi mobilyacılıkta kullanılan bir ağaç.:OKUME Afrika’dan zenciler tarafından getirildiği sanılan ağır bir Küba dansı. : HABANERA Afrika’nın en yüksek dağı Kilimanjaro’nun yerli dillerde özgürlük anl***** gelen adı. : UHURU Afrika’nın hızlı koşular için yetiştirilmiş evcil hecin devesi. : MEHARİ Afrika’nın tropikal bölgelerinde yaşayan iri bir leylek cinsi. : TANTAL Afrika’ya özgü bir tür yaban kedisi.:SERVAL Afyon yöresinde kadınlar tarafından oynanan bir halk oyunu.:FADİK Afyon’un Sandıklı ilçesinde bir kaplıca.:HÜDAİ Afyondan çıkarılan,öksürüğü kesmek için hekimlikte kullanılan bir madde. : KODEİN Afyondan elde edilen ve hekimlikte kullanılan bir alkoloit. : PAPAVERİN Agaragar.:JELOZ Ağ : APIŞLIK Ağ yatak. : HAMAK Ağacın reçinesini çıkarmada,boyanmış eski mobilyaları temizlemede kullanılan beyaz toz.:POTAŞE Ağaç bilimi. : DENDROLOJİ Ağaç cilası.:LAK Ağaç çemberler üzerine örülmüş torba biçiminde balık ağı. : VİNTER Ağaç çivi. : KAVELE Ağaç dallarından yapılmış gölgelik.:ÇARDAK Ağaç işleriyle uğraşan ve ağaçtan çeşitli eşya yapan usta.:MARANGOZ Ağaç rendelemekte kullanılan,uzun marangoz rendesi. : PLANYA Ağaç sansarı.:ZERDEVA Ağaç veya demir parçalarını birbirine bağlamakta kullanılan somunlu iri başlı vida: CIVATA Ağaç veya fidan dikmeye yarayan yer.:OYUM Ağaç veya kumaştan yapılmış bir kanal içinde hareket ederek açılıp kapanan perde.:STOR Ağaç veya topraktan yapılmış küçük testi.:BODUÇ Ağaç yada sebze dikmek için açılan çukur. : EMEN Ağaç,bağ çubuğu veya sebze dikmek için açılan çukur.:EMEN Ağaç,taş ve madenleri oyarak şekil veren usta.:NAKKAR Ağaçların kütük ve dallarındaki yosun. : PUS Ağaçlıklı yol.:ALE Ağaçtan yapılmış iri çekiç.:TOKMAK Ağaçtan yapılmış testi.: SENEK Ağaçtan yapılmış top.: TOMAK Ağdalı,koyu kıvamlı bir maddenin özelliği,ağdalık.: VİSKOZİTE Ağı otu.: BALDIRAN Ağıl,davar ağılı : ARKAÇ : KOM Ağın her suya atılışıyla bir defada yakalanan balık. : FOROZ Ağır akan su.:KARASU Ağır başlı,uslu. : DÖLEK Ağır bir şeyi denizden çıkarmak veya denize indirmek işinde kullanılan büyük vinçli deniz teknesi.:ALGARİNA Ağır bir yükün yerden yükseltilmesini sağlayan alet.:KRİKO Ağır cisimleri bir yerden başka bir yere kaydırmak ve özellikle deniz teknelerini karaya çekmek için bunların altına sürülen yuvarlak ağaç.Çekek tahtaları,felek. : FİLENK Ağır ritimli bir İspanyol dansı.:BOLERO Ağır tempolu bir İspanyol dansı.:SARABANDA Ağır topuz.:GÜRZ Ağır,kalın,dayanıklı ve sağlam.: KUNT Ağırbaşlı,sözleri ve davranışları ölçülü olan kimse.:DENLİ Ağırbaşlılık.:VAKAR Ağırlama. : İCLAL Ağız kısmı yayvan bakır kap.:ÜSKÜRE Ağız ve dil hareketlerinden yararlanarak,soluk borusuna arka arkaya küçük miktarda hava göndermek için başvurulan soluk alma.:FROG Ağız yangısı. : STOMATİT Ağızdan ağıza söylenen parola. : PASAPAROLA Ağızotu.:YEM Ağrı Dağındaki bir yayla. : ELİ Ağrı dağının eski adı. : ARARAT Ağrı.: VECA Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesine özgü bir tür köfte.:ABDİKÖR Ağrılı ve kirpikleri dökülmüş göz.:ÇİPİL Ağustos ayının ilk haftasına denk gelen yazın en sıcak günlerine verilen ad.:EYYAMIBAHUR Ağustos böceği.: ORAK BÖCEĞİ Ağzı çember biçiminde telden yapılma torbaya benzer büyük gözlü ağ. : APOŞİ Ağzı geniş,tek kulplu su kabı: KANATA Ağzı sıkı.:KETUM Ağzın içinde oluşan pamukçuk. : AFT Ağzına kadar dolu.:LEBALEP Ahali,sakinler.:SEKENE Ahbaplık,arkadaşlık,alışkanlık.: ÜNSİYET Ahırdaki gübreyi dışarı atmak için kullanılan delik, pencere. : TEMEK Ahi kuruluşlarına girenlerin törenle bellerine bağlanan kuşak. : ŞED Ahize,alıcı,reseptör. : ALMAÇ Ahlaklı.: NEZİH Ahmaklık. : HAMAKAT Ahmet Raşit Öğütçü. : ORHAN KEMAL Ahmet Rıfat’ın kurduğu,insanın bütün nefis baskılarından,geçici eğilimlerinden arınmasını amaçlayan bir Sünni sistemi.: RUFAİLİK Ahşap ve çubuklarla yapılan ve pencerelere takılan siper.:KAFES Ahududu soslu şeftalili,krem şantili dondurma.:PEŞMELBA Ahududu. : AĞAÇ ÇİLEĞİ Aids testi. : ELİZA Aids virüsü.:HİV Ailesine bakan./Yoksul: AİL Ajanda.:ANDAÇ Akaç. : DREN Akaju. : MAUN Akanyıldız. : AĞAN : ŞAHAP Akarsu krosu. Sal yarışı. : RAFTİNG Akarsu krosu.: RAFTİNG Akarsu yatağı., mecra. : AKAK Akbaba.:KERKES Akciğer zarı iltihabı.:PNÖMONİ Akciğer. : RİE Akciğerleri dinlerken hekimin duyduğu patolojik ses. : RAL Akdeniz ülkelerinde görülen, en çok keçi sütü ile bulaşan ateşli bir hastalık.:MALTAHUMMASI Akdeniz yöresinde yetişen ve çiçek tomurcukları turşu yapımında kullanılan bir bitkiye verilen ad. : KEBERE Akdeniz bölgesinde bir akarsu. : ALATA Akdeniz Bölgesinde yaygın bir çiçek.:BEGONVİL Akdeniz Bölgesinin batı kesiminde bir akarsu.: EŞEN Akdeniz çevresinde bol yetişen,ateşe ve öksürüğe karşı sağaltıcı bir etkisi bulunan,uyarıcı,güçlendirici,yara sağaltıcı olarak da yararlanılan bir bitki.:DALAKOTU Akdeniz çevresinde yaşayanlarda görülen kansızlık.Cooley hastalığı. : TALASEMİ Akdeniz çevresinde yetişen ve dalları sepet örmekte kullanılan bir ağaççık.:AYIT Akdeniz ve Marmara’da yaşayan kırmızı renkli,eti lezzetli bir balık. : MAZAK Akdeniz yöresinde görülen çok sıcak rüzgar. : SİROKO Akdeniz yöresinde kendiliğinden yetişen ve dokumacılıkta kullanılan bir bitki.: ALFA Akdeniz yöresinde yetişen ve köklerinden kırmızı boya elde edilen bir bitki. : HAVACIVA Akdeniz yöresinde yetiştirilen ve lezzetli kökleri sebze olarak kullanılan bir bitki.:İSKORÇİNA Akdeniz’de İtalya’ya ait bir ada. : ASİNARA Akdeniz’de yaşayan beyaz etli bir balık. : HANİ Akdeniz’de yaşayan iri karides türü. : NİKA Akdeniz’de yaşayan,pullu,eti beğenilen bir balık.:SİNARİT Akdeniz’de yaşayan,vücudu yassı,pullu,eti lezzetli bir balık.: İŞKİNE Akıcı söz. : SELİS Akıl hastalıklarının genel adı. : PSİKOZ Akıl. : US Akıldışıcılık. : İRRASYONALİZM Akıllı,zeki.:LEBİB Akıllıca. : ALEMİYANE Akılsız,budala. : EBLEH Akıntılı hastalık.:AKARCA Akıtaç. : PİPET Akıtma.:İSALE Akkız otu,mübarek dikeni gibi adlar da verilen ve çiçekli dalları halk hekimliğinde kullanılan otsu bitki. : ŞEVKETİ BOSTAN Akkor. : NARIBEYZA Akla ve bilmeye değil de iradeye üstünlük tanıyan,ruhsal olayların ve bilgi sürecinin temelinde iradeyi gören bilim dışı öğreti.:VOLONTARİZM Aklı başında olmayan,baygın.:BİHUŞ Aklı yatmış. : KAİL Akran,eş.:BEKTAŞ Akran. : TAYDAŞ Akrep takım yıldızının kuyruğunun güneyinde yer alan,küçük güney takımyıldızı,sunak.:ALTAR Aksaray’da bir baraj. :APA Aksu,ak basma,perde.:KATARAKT Akşam vakti,akşam namazı. : AŞA Aktinyum elementinin simgesi. : AC Akut lösemilerin tedavisinde kullanılan bir antibiyotik. :AZASERİN Akyuvar. : LÖKOSİT Alaca benekli./Cüzamlı./Çiçek bozuğu. : ABRAŞ Alaca,iki renkli.: YANAL Alakasız.(Mecazi). : KELALAKA Alamanadan küçük,üç çifte balıkçı kayığı. : MANYAT Alan korkusu.:AGORAFOBİ Alaşım. : HALİTA Alaturka müzikte kullanılan bir tür zilsiz tef. : BENDİR Alavereci. : SPEKÜLATÖR Alay,eğlenme. : MEZEK Alaysı. : İRONİK Alçak kimse. : DENİ Alçalma. : ZÜL Alçı taşı.:JİPS Alçıdan kabartma süsler.Süslemecilik sanatında alçak kabartma tekniğinde,mala ile yapılan alçı süslemeye verilen ad. : MALAKARİ Aldatma,oyun,düzen.:DESİSE Alev.Yalaz. : ALAZ Aleve tutularak pişirilmiş.:FLAMBE Alevi ve Bektaşi müritleri aydınlatmak için düzenlenen cemaatlerde dedelere yapılan yardım veya verilen para.:HAKKULLAH Alevi-Bektaşi törenlerine verilen ad Alevi semahı.:CEM Alışılagelen.:BERMUTAT Alışkanlık.:ÜNSİYET Alışkanlıkla elde edilmiş beceri.: RUTİN Alışma,kaynaşma.:ÜLFET Alışveriş. :AKSATA Alışverişte çok kar amacını güden kimse.:BEZİRGAN Alkalik. : KALEVİ Alkil kökü. :AMİNO Alkolde eriyen hayvani reçine.:GOMALAK Allah’ın buyruklarına uyma.:TAAT Almak,alıp götürmek.:APARMAK Alman,Avusturya,İngiliz,Rus ve İsveç askeri hiyerarşisinde en yüksek rütbe.:FELDMAREŞAL Almanca evet.:JA Almanya dışına sürülmüş Musevilerin 14. asırdan başlayarak kullanmış oldukları Almanca-Yahudice karması dil. : YİDİŞ Almanya ve Avusturya’da kullanılmış eski gümüş para. : TALER Almanya ve İtalya’da resim müzelerine çoğu zaman verilen ad. : PİNOKOTEK Alnın üzerine düşen kısa kesilmiş saç.:KAKÜL Alosa’da denilen balık.: TİRSİ Alt gagasında deriden bir kesesi olan iri kuş.: PELİKAN Alt,aşağı.:ZİR Altay panteonunda deniz tanrıçası. : AKANA Altı aylığa kadar körpe yaban domuzu.:FESEK Altı çan biçiminde genişleyen etekler için kullanılan sözcük. : KLOŞ Altı düz,üçgen biçiminde yelkenli iki kişilik tekne. : ŞARPİ Altı mukavva ile beslenmiş,üstü sırmalı işleme.: DİVAL Altı veya sekiz çift kürekle çekilen dar,uzun bir çeşit kayık : KANCABAŞ Altın alaşımı.: ORÜR Altın kökü. : İPEKA Altın renginde olan.:ALTUNİ Altın ve gümüş eritilen kabın içine konulan çerçeve. : İLİCE Altın ve gümüş işlemeli bir tür ipekli kumaş. İpekten sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş bir tür beyaz kumaş. : DİBA Altından yapılma,altın rengi. : ZERRİN Altıpatlar da denilen bir tabanca türü.:REVOLVER Altmış santimlik bir uzunluk ölçüsü. : ARŞIN : ENDAZE Altmış yıl.: SİTTİNSENE Altmışlı yılların başlarında doğan bir Jamaika müziği.:SKA Altyapı. : İNFRASTRÜKTÜR Alüminyum,bakır ve magnezyum katılmış çinko alaşımlarına verilen ad. : ZAMAK Alüminyumun simgesi: AL Alüvyon. : LIĞ Alyuvarlar. : ERİTROSİT Amaçlamak. : İSTİHDAF ETMEK Amaçtan şaşmak: ÇAVMAK Amasya’da bir göl. : BORABAY Amasya’nın Taşova ilçesi yakınlarında,sarkıt ve dikitleriyle tanınmış mağara. : BALLICA Amazon bölgesinde bataklık sık orman.: İGAPO Ameliyat bıçağı. : BİSTÜRİ : NEŞTER Ameliyat ipliği. : KATKÜT Amerika ve Avustralya’da yaşayan,kürkü değerli memeli bir hayvan.:OPOSSUM Amerika’da yaşayan, avlanması ve postlarının satılması yasak olan memeli bir hayvan. :OSELO Amerika’da 1917’de çeşitli meslekten insanları kültürel,insancıl amaçlar çerçevesinde toplamak amacıyla kurulan kulüp.:LİONS Amerika’da Amazon,Afrika’da Nijer ırmakları gibi Ekvator bölgesindeki büyük suların geçtiği havzalarda bulunan geniş ve balta girmemiş ormanlara verilen ad. : SELVA Amerika’da yaşayan ve yavrularını sırtında taşıyan keseli sıçan. : SARİG Amerika’nın sıcak bölgelerinde yetişen bir ağaç,hint bademi.:KAKAO Amerika’nın sıcak bölgelerinde yetişen bir ağaççık.:İKAKO Amerika’nın tropikal bölgelerinde yaşayan kimi kemiricilerin ortak adı.: AGUTİ Amerikan armudu : AVOKADO Amerikan devesi. : LAMA Amerikanın ekvator bölgesindeki tatlı sularda yaşayan bir kaplumbağa. : MATAMATA Amerikanın sıcak bölgelerinde yetişen ve mandalinaya benzer meyvesi olan bir ağaca verilen ad. : GUAYAVA Amine Hatun’un Hazreti Muhammed’e hamile kaldığı gece.:REGAİP Amip,akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğalma.:AMİTOZ Amirler. : ÜMERA Amonyak tuzu. : NIŞADIR Amyant. : AKASBEST Ana ırmağa karışan akarsu.:GELEĞEN Ana kent. : METROPOL Ana rahminde doğma zamanını tamamlayamamış veya vaktinden önce düşmüş çocuğa verilen ad. :CENİN Anadolu beyliklerinde donanma askeri. : AZAP Anadolu halklarının ana tanrıçası. : KİBELE Anadolu halklarının en eski ana tanrıçası,:MA Anadolu’da doğup Karadeniz’e dökülen akarsuların en doğuda olanı.:ÇORUH Anadolu’da Lykia bölgesinin en önemli liman kentlerinden biri.:PATARA Anadolu’da seyirlik köy oyunlarını düzenleyen kişiye verilen ad.:KIZILAYAK Anadolu’da yüzyıllardan buyana göçerler arasında dokunan bir tür ensiz dokumaya verilen ad. : ÇARPANA Anadolu’nun bazı yörelerinde mercimekli bulgur pilavına verilen ad.:MÜCEDDERE Anadolu’nun bazı yörelerinde tohuma verilen ad. : BİDER Anadolu’nun çeşitli yörelerinde genellikle kadınların vücutlarının çeşitli yerlerine yaptırdıkları dövme. : DAK Anadolu’nun en eski halkı.:LUVİLER Anadolu’nun güneybatısının antik devirlerdeki adı. : KARİA Anadolu’nun iç ve doğu kesimlerinde yaşayan,toprak altına yuva kuran memeli bir hayvan.:AVURTLAK Anadolu’nun kimi bölgelerinde erkekler arasında yapılan sohbet toplantıları: BARANA Anadolu’ya özgü bir halk oyunu.:TAMZARA Anahtar. : AÇAR Anakent,ana şehir.:METROPOL Anarşizmin rengi.:KARA Anasonsuz üzüm rakısı. : DÜZİKO Anayurdu Meksika olan,odunundan kırmızı boya elde edilen bir ağaç.:BAKAM Anayurdu Orta ve Güney Amerika ile Batı Hint adaları olan elli kadar ağaç ve çalı türünün ortak adı.: JAKARANDA Angola’nın başkenti.:LUANDA Angola’nın para birimi.:ESKÜDO Anında çeviri.: SİMÜLTANE Anında,hemen.: ALAMİNÜT Anıtkabir’in tasarımını da gerçekleştiren ünlü mimarımız.:EMİN ONAT Anıtmezar. : MOZOLE |
Cevap : A Dan Z Ye Bulmaca Sözlüğü
Ankara keçisinin kılı. : MOHER
Ankara ve yöresine özgü iki kişiyle oynanan ağır ritimli bir halk oyunu.:FİDAYDA Ankara yöresine özgü bir halk oyunu.:MİSKET Ankara’daki Hitit Güneşi adlı anıtıyla tanınan,1905-1978 yılları arasında yaşayan heykelcimiz.:NUSRET SUMAN Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde ulusal park kaps***** alınan orman alanı.:SOĞUKSU Anket. : SORMACA Anlam bakımından birbirine bağlı iki dizeden oluşmuş şiir parçası.:BEYİT Anlambilim.: SEMANTİK Anlaşılmaz bir biçimde yüksek sesle bağırmak.: BÖĞÜRMEK Anlaşma,uyuşma. : ANTANT Anlatışta düzgünlük.: FESAHAT Anlayış. : İZAN: FERASET Anlayışlı.:FERASETLİ.:ZEYREK Anlayışsız,ahmak,kalın kafalı.:GABİ Ansızın gelen bela,sıkıntı. : MUSİBET Antakya’da,bir çok dinsel yapı bulunan ve tabiatı koruma alanı kaps***** alınan dağ.:HABİBNECCAR Antalya ilinde antik bir kent. : SİMENA Antalya körfezinin batı kıyısında bir burun. : GELİDONYA Antalya Körfezinin batı kıyısında bir koy ve burun.: ADRASAN Antalya ve Fethiye körfezleri arasında yer alan yarımadanın adı.:TEKE Antalya yöresine özgü,kaburga kemiği ve pirinçle yapılan bir yemek.:LABA Antalya’da bir baraj.:ALAKIR Antalya’da bir mağara. : KARAİN Antalya’da Kale ve Finike ilçeleri arasında yer alan kıyı gölü.:BEYMELEK Antalya’da Manavgat çayı üzerinde bir baraj ve hidroelektrik santralı.:OYMAPINAR Antalya’da tanınmış bir mağara.: DAMLATAŞ Antalya’nın Elmalı ilçesinde tabiatı koruma alanı kaps***** alınan ve Toros sediri ağaçlarıyla kaplı olan orman alanı. : ÇIĞLIKARA Antalya’nın eski adı.:ADALYA Antalya’nın Lara bölgesinde,yaklaşık 150 kuş türünü barındıran bir göl.:YAMANSAZ Antalya’ya özgü tahinle yapılan bir yiyecek. : HİBEŞ Antarktika’da etkin bir yanardağ.:EREBUS Antepfıstığıgillerden,sıcak bölgelerde yetişen,kabuğu hekimlikte,yaprakları dericilikte kullanılan bir ağaç. : SOMAK Antik çağda daha çok mezar taşı işlevi gören ama adak,anı veya sınır taşı olarak da dikilen taş levha.:STEL Antik çağlarda Kızılırmak ile Sakarya ırmağı arasındaki bölgeye verilen ad. : GALATYA Antik çağlarda,Anadolu’nun güneybatısına verilen ad.:LİKYA Antik Yunan’da,konserler verilen,şiirler okunan,oyunlar oynanan,genellikle dikdörtgen biçiminde,üzeri kapalı yapı.:ODEON Antiller’de ve bütün tropikal bölgelerde yetiştirilen,kökündeki yumrulardan ararot çıkarılan bir kamış çeşidi.:MARANTA Antimon’un simgesi. : SB Antlaşma:. MUAHEDE Anüsten su vermek yoluyla kalın bağırsağın içini temizleme.Lavman.: TENKİYE Apandis iltihabı.:APANDİSİT Aptal. : ALIK: ŞAVALAK Ara,arasında.:BEYN Ara. : ANTRAKT Araba oku.:ARIŞ Araba okunun ekseni. : İK : İĞ Araba üzerine gerilerek içine saman veya tahıl doldurulmuş büyük kıl çuval. : GERİ Araba vapuru. : FERİBOT Arabacı.:KOÇAŞ Arabada saman yüklenen taşıma sepeti. : ÇİTEN Arabistan plakası. : KSA Arabistan yarımadasında yaşayan bir çok Arap kabilesinin ortak adı. : MAZİN Arabistan’da çeşitli yerlerde kurulan pazarlar.: SUK Aracısız,doğrudan. : BİLVASITA Arap abecesiyle yazılan ve ancak büyüteçle okunan bir yazı biçimi. : GUBARİ Arap abecesiyle yazılan bir yazı türü. : CELİ : HİLALİ.: TALİK Arap alfabesinin her hangi bir rakamı karşılayan ve anlamsız sekiz kelimeden oluşan değişik bir düzeni. : EBCET Arap atlılarının bayramlarda yaptıkları gösteri. : FANTAZMA Arap atlılarının bayramlarda yaptıkları gösteri.:FANTAZYA Arap dili ve edebiyatıyla uğraşan kimse.: ARABİST Arap erkek giyiminde,kefiyenin kaymaması için başa geçirilen ayarlı çember.Yün çember bağ. : AGEL Arap harflerinin en çok kullanılan el yazısı biçimi.:RIKA Arap harfleriyle yazılmış metinlerde kısa ünlüleri göstermek için kullanılan işaret.:HAREKE Arap reisinin evi. : ZAMALA Arap yazısının düz ve köşeli çizgilerle yazılan eski bir biçimi.:KUFİ Arapça çok karanlık gece.:LEYLA Arapça da ben. : ENE Arapça dilbilgisinde fiil çekim örneklerini içeren kitap.: EMSİLE Arapça el yazısı biçimi. : RIKA Arapça kuş.:TAYR Arapça zarf yapan gibi anlamında benzetme öneki.:KE Arapça’da domuz. : HINZIR Arapça’da inandık anlamında bir söz.:AMENNA Arapların başlarındaki serpuş. : KEFİYE Arapların Recep ayında kestikleri kurban. : ATİRE Araz. : İLİNEK Arazi üzerinde serilmiş bir işaret noktasının düşeyini gösteren geometrik biçimli tahta lata. :MİRA Arazide dikilen işaret çubuğu. : ARDA Ardıç kozalağı. : EFİN Argo da adam,herif anlamında söz. : ***** Argo da ahlaksız kimse. : KAYARTO Argo da esrar. : OT Argo da hiç emek vermeden ele geçirilen şey. : LÜP Argo da orta yaşlı erkek. : KIRANTA Argo’da aptal,sersem.:GEBEŞ Argo’da çirkin kimseye verilen ad.:KOKOROZ Argo’da dikizleme.:RONT Argo’da dolap.:KETENPERE Argo’da dost,metres anlamında sözcük.:GACO.:ZAMKİNOS Argo’da fahişe.:KEVAŞE Argo’da gizli dost.:AŞNAFİŞNE Argo’da görgüsüz,kaba saba kimseye verilen ad.:ZONTA Argo’da hamama verilen ad.:TATO Argo’da hile,düzen,tuzak.: TONGA Argo’da kağıt para.:PAPEL Argo’da lira anlamında kullanılan sözcük.:OSKİ Argo’da metres.:MANTİNOTA Argo’da rakı.:ANZAROT Argo’da sersem,budala,ahmak.: HIRT Argo’da silahla yapılan hırsızlık.: TUFA Argo’da sövme,sövgü.:KALAY Argo’da tanışıyormuş gibi yaparak para sızdırma.:MANİTA Argo’da tavla oyununda kullanılan zar.:KEMİK Argo’da vurgun anlamında sözcük.: TUFA Argo’da yolsuzca veya zorla elde edilen mal.:KAPAROZ Argo’da,şuna bak,hale bak anlamında bir sözcük.:KİTAKSİ Argoda alay. : SARAKA Argoda altın lira. : OSKİ Argoda bit. : MACAR Argoda cebi delik. : KOKOROZ Argoda çalmak ,aşırmak. : AŞIRAMENTO Argoda değersiz,kötü. : KITIPİYOZ : KITIPİYOS Argoda değersiz,önemsiz,derme çatma. : CAVALACOZ Argoda genç ve yakışıklı erkeğe verilen ad. : LAÇO Argoda git defol anlamında sözcük. : NAŞ Argoda giysi. : FAÇA Argoda gizli yer. : SOTA Argoda gösteriş,çalım. : AFİ Argoda gözetleme. : ERKETE Argoda güzel giyimli,çok şık. :APİKO Argoda külhanbeyi tavırlı kimse. : ADADİYOZ Argoda oynaş. : AFTOS Argoda uydurma söz,yalan.:KITIR Arı beyi.:ANAARI Arı kil. : KAOLİN Arıların çıkardığı bir tür salgı.. : EĞİR Arıların kovan deliğini kapatmak için kullandıkları sarı ve yumuşak madde,balmumu.:KİREBOLU Aristokrasi.:ZADEGAN Aristoteles’in şiir anlayışından alınan ve sanat yapıtını birtakım kurallara bağlı olmakla birlikte dünyanın bir taklidi olarak tanımlayan terim. : MİMESİS Arjantin’in plaka işareti.: RA Ark.Kıvılcım. : ŞERARE Arka. : PEŞ : AKAB Arkadaş,geceleri konuşulup dertleşilen dost.:SEMİR Arkadaş. : ENİSE Arkadaş.:YAREN : REFİK Arkalıksız iskemle. : SEKMEN Arkalıksız küçük iskemle. : OTURAK Arkalıksız,alçak,yumuşak,ayakları gözükmeyen oturacak. : PUF Arkası kabarık,oturak yeri geniş koltuk. : BERJER Arkası yırtmaçlı resmi ceket. :CEKETATAY Arkası yırtmaçlı,etekleri uzun,çift sıra düğmeli,resmi erkek ceketi.:REDİNGOT Arkeolojide antik kentlerin mezarlarına verilen ad. : NEKROPOL Arkeolojide,genellikle boynuz veya hayvan başı biçiminde içki kabı.: RİTON Armağan,karşılıksız verilen: PEŞKEŞ Armut biçiminde ipek telli Vietnam lavtası. : TİBA Arnavutluk para birimi. : LEK Arnavutluk’un plakası:AL Arpa,buğday ve benzerlerinin kalburdan geçirilmiş bölümü. : ELENTİ Arsenik. : ZIRNIK Arsız sokak çocuğu,piç. : KOPİL Arşının sekizde bir uzunluğunda ölçü birimi. : URUP Arşiv.:BELGELİK Arta kalan. : BAKİ Artırma yoluyla yapılan satış.:MEZAT Artvin ilinde,Sahara yaylası ile birlikte ulusal park kaps***** alınan ve doğal güzelliğiyle tanınan bir göl.: KARAGÖL Artvin ilinde,ulusal park kaps***** alınan ünlü yayla.:SAHARA Artvin’in Ardanuç ilçesinde ünlü bir yayla.:BİLBİLAN Artvin’in eski adı. : LİVANE Aruz ölçülerinden biri. : REMEL Aruz ölçüsünde kısa okunması gereken bir heceyi,kalıba uydurmak için uzatma. : İMALE As.: KAKIM : ERMİN Asalak bilimi. : PARAZİTOLOJİ Asalak. : TUFEYLİ : EKTİ Asbestli çimentodan yapılan bir çatı kaplama gereci.:ETERNİT Asgari,minimum.: MİNİMAL Asık suratlı,somurtkan. : ABUS Asıl hücre ile protoplazma uzantılarından ve bir silindir eksenden oluşmuş sinir hücresi.:NÖRON Asıl,unsur,hipostaz.: UKNUM Asilzade,derebeyi.:ALPAGUT Asit. : HAMIZ Asker şapkalarına takılan ve rengi uluslara göre değişen işaret. : KOKART Asker yetiştirilmek üzere Yeniçeri ocağına alınacak çocukları seçip toplama işi.:DEVŞİRME Asker,ordu. : LEŞKER Asker,ordu.:CEYŞ Asker. : SÜ Asker.:SÜ Askeri ataşe.. : ATAŞEMİLİTER Askeri donatımın metal bölümlerini temizlemek için kullanılan üstübeç,alkol ve sabun karışımı madde. : ASTİKA Askeri mahkeme.:DİVANIHARP Askerlerin arasına katılmış sivil savaşçı.:BAŞIBOZUK Askerlik çağı.:ESNAN Aslan takımyıldızının Latince adı.: LEO Asma biti. : FİLOKSİRA Asma filizinin rengi,açık yeşil renk.:FİLİZİ Asma kütüğü.: REZ Asma,kavun,karpuz gibi bitkilerin sürgünü veya dalı.: TEVEK Asma,yukarı kaldırma. : TALİK Asmalık.:BAĞ Aspiratör.:EMMEÇ Ast. : MADUN Astarlık bir kumaş türü.: SOF Astronomi alanındaki buluşları,matematik,doğa bilimleri,coğrafya ve tarih alanındaki çalışmalarıyla ünlü,Orta Çağın en büyük bilginlerinden biri.: BİRUNİ Astronomi. : FELEKİYE Asurlular tarafından kurulan ticaret kolonilerine verilen ad.:KARUM Asya ve Afrika’da yaşayan,güzel ötüşlü küçük bir kuş.:BENGALİ Asya’da bir göl.:URMİYE Asya’da bir ırmak. : OBİ : OKA Asya’da ve Malezya takımadalarında yetişen yelpaze yapraklı büyük boylu palmiye.:KORİFA Aşağı derece.:DEREKE Aşağılık kimseler,alçaklar anlamında eski sözcük.: EDANİ Aşı boyası. : OKR Aşık ve bilye oyunlarında kullanılan, içi oyulup kurşun akıtılarak ağırlaştırılmış boyalı kemik.: AKAT Aşık kemiği. : KAP :TALUS Aşık olmaktan duyulan korku. : AMOROFOBİ Aşılanmamış zeytin ağacı,yabani ağaç.: DELİCE Aşırı iştahlı.:EKİL Aşırı iştahsızlık. : ANOREKSİ Aşırı kitap okuma tutkusu.:BİBLİYOMANİ Aşırı sembolist sanatçılara verilen isim.(19. Asır sonlarında görüldü).:DEKADAN Aşırı şişmanlık. : OBEZİTE Aşırı ulusçuluk.: ŞOVENİZM Aşiret. : OYMAK Aşk ateşi. : OD Aşk. : SEVİ Aşkla ilgili,kösnül.:EROTİK Aşure kazanını karıştırmak için kullanılan uzun saplı,yayvan uçlu kepçe. : MABLAK At ahırı. : TAVLA At arabalarının tekerleğine geçirilen demir çember. : ŞINA At eğitimi ve bu eğitimin yapıldığı yer. : MANEJ At eğitimi yapılan alan.: MANEJ At gezdirmeliği. : PADOK At koşturup karşı takım oyuncularına değnek atarak topluca oynanan eski bir Türk oyunu.:CİRİT At tüyünün rengi. : DON At üretilen çiftlik. :HARA At ve eşek yavrusu.:KULUN At ve kısrak sürüsüne verilen ad. : ÜREK At veya araba uşağı. : İSPİR At yarışlarında kullanılan klasik engele verilen ad. : OKSER At,eşek gibi tek tırnaklı hayvanların tırnağı. : TOYNAK At,köpek gibi evcil bir hayvanın soy kütüğü. : PEDİGRİ Ata bakan,tımar eden kimse,at bakıcısı.:SEYİS Atardamar bozukluğu. :ARTERİT Atardamar. : ARTER Atardamarda kanın pıhtılaşması veya yağ parçacıklarının oluşması sonucunda meydana gelen tıkanma.:AMBOLİ Atasözlerine dayanan didaktik Çin-Japon şiiri. : Pİ Ateş anl***** gelen Sanskritçe sözcük.: AGNİ Ateş böceği. : ARUSEK Ateş. : KOR : NAR Ateşe tapanlar,Zerdüşt dinine bağlı olanlar. : MUGAN Ateşli silah çapı. : KALİBRE Ateşli silahlarda atılmak için hazırlanan her türlü patlayıcı madde.:CEPHANE Ateşperest. : MECUSİ Ateşte kızartılmış taze buğday veya mısır. : ÜTME Ateşten fırlayan ve etrafa saçılan kıvılcım.:UÇKUN Atgillerden soyu tükenmiş olan küçük,çevik bir yaban atı. : TARPAN Atı yönetmek için ağzına takılan demir araç : GEM Atıcılık sporunda bir dal.:SKEET.:TRAP.:BALTRAP Atıcılık. : RİMAYET Atılmış,eğrilmeye hazırlanmış,top biçiminde yün veya pamuk . : TULUP Atın ağzına takılan demir araç. : GEM Atın başındaki süsler. : OYAN Atın bir koşma biçimi.:RAHVAN Atın bir tür hızlı yürüyüşü. : EŞKİN Atın eşkin yürüyüşü. : LİNK : ADETA Atın kısa adımlarla hızlı yürüyüşü.:TIRIS Atın kişnemesi. : OKRAMA Atıştırmalık. : SNACK BAR Atik,çevik.:ÇALAK Atilla İlhan’ın lakabı : KAPTAN Atlara binilerek değneklerle oynanan bir çeşit top oyunu.:POLO Atların ağzına takılan kantarma türlerinden biri. : PELEM Atların alnından alt çenesine uzanan beyazlık.:KİLİT Atların ayaklarında görülen ve rahat yürümelerini önleyen hastalık. :ARPALAMA Atların boynuna takılan muska,değerli taş,hayvan tırnağı gibi şeylere eski Türklerde verilen ad.:MONCUK Atların taşınması için yapılmış kapalı taşıma aracı.:VAN Atlas çiçeği.: KAKTÜS Atlas. : SATEN Atletizm yarışmalarında derece alan atletlerin veya giysileri sergilemek için mankenlerin çıktıkları merdivenli,yüksekçe yer.: PODYUM Atletizmde on ayrı dalda yapılan yarışma.:DEKATLON Atlı savaşçı. : ŞÖVALYE Atmaca ve doğana benzeyen bir tür yırtıcı kuş.: MUYMUL Atmaca,doğan.:LAÇIN Atmosfer içinde oluşan sıcaklık değişmeleri,rüzgar,yıldırım,yağmur,dolu gibi olaylara verilen genel ad.: METEOR Atmosferin 11 km kalınlığında olan ilk katmanı. : TROPOSFER Atmosferin,yeryüzünden 80 km yükseklikte başlayan son tabakası.:İYONOSFER Atom çekirdeğinde her bir (+1) pozitif elektrik yükü taşıyan tanecik.:PROTON Atom çekirdeğini oluşturan proton ve nötronun ortak adı. : NÜKLEON Atom parçacığı. : PARTİKÜL Atölye. : İŞLİK Av köpeğinin gizlendiği yerden avı gözetlemesi. : FERMA Av köpeğinin gizlendiği yerden avı gözetlemesi.: FERMA Av vergisi,av resmi. : SAYDİYE Av. : ŞİKAR Ava alıştırılamayan bir tür doğan. : ESPERİ Avcı çantası.:CELBE Avcı kulübesi Avcı pusu yeri. : AVSİN. : EVSİN Avcı kulübesi.:GÜME Avcılar için göl kenarında yapılmış kulübe. : BECENE Avcıların av beklemek için taş yığınlarından yaptıkları pusu. : ÖNEZE Avda hiçbir şey öldüremeyen veya tutamayan avcı için kullanılan sözcük.:MAZET Avı çekmek için dökülen yem.:DADAMIK Avlamak istediği yaban domuzu tarafından öldürülen,Bybloslu genç Fenike tanrısı.:ADONİS Avlu.,iki ve daha çok katlı ev,sofa. : HANAY Avrupa Birliğine üye ülkelerin ortak para birimi.:EURO Avrupa Futbol Birliği’nin kısaltması.:UEFA Avrupa uzay ajansı. : ESA Avrupa uzay araştırmaları örgütü. : ESLO Avrupa ve Kafkasya’nın yüksek dağlarında yaşayan bir cins dağ keçisi.:ŞAMUA Avrupa Yayın Birliği. : EBU Avrupa’da 18. asırda egemen olan İtalyan opera tarzının adı.: NAPOLİTEN Avrupa’da bir ırmak. : İNN Avrupa’da yaşayan bol renkli iri bir kelebek türü. : ADELA Avrupa’nın en büyük gölü. : LADOGA Avrupalıların Çin devlet memurlarına verdikleri ad. : MANDARİN Avşa adasına verilen ad.:TÜRKELİ Avşa adasında yetişen ve iyi bir sofra şarabı elde edilen kırmızı üzüm cinsi. : ADAKARASI Avukat sayısı beşten az olan yerlerde avukat yetkisini taşıyan meslek ad***** verilen ad : DAVA VEKİLİ Avukatların meslek örgütü. : BARO Avustralya tavuğu’da denilen bir kuş. : MELİ Avustralya’da yaşayan bir cins devekuşu. : EMU Avustralya’da yaşayan çeşitli otçul keselilerin ortak adı.:VALABİ Avustralya’da yaşayan keseli ağaççıl memeli hayvan.: KOALA Avustralya’da yaşayan,ağır gövdeli,kısa bacaklı hayvan.:VOMBAT Ay ( kamer ) takviminin beşinci ayı,büyük tövbe ayı.: CEMAZİYÜLEVVEL Ay ağılı,hale. :AYLA Ay çiçeğine verilen bir başka ad.:GÜNEBAKAN Ay takviminde on birinci ay. : ZİLKADE Ay takviminin yedinci ayı.:RECEP Ayağa kalkmak. : KIYAM Ayağa vurulan halka,köstek,pranga.:BUKAĞI Ayağı kayma,sürçme. : ZEL Ayağı sakat olan.:ÇOLPA Ayağı sekili at.: ALABACAK Ayağına çabuk,atik,çevik.:ÇALAK Ayak : KADEM Ayak bakımı.:PEDİKÜR Ayak bastı parası. : KADEMİYE Ayak bilekliği.. : HALHAL Ayak takımı.:PARYA Ayak topu. : FUTBOL Ayakkabı bağı.:BAĞCIK Ayakkabı boyama. : LOSTRA Ayakkabı çekeceği. : KERATA Ayakkabı kalıbının çapı. : LORTA Ayakkabı yapıştırıcısı. : ÇİRİŞ Ayakkabı,çanta yapımında kullanılan parlak deri.: RUGAN Ayakkabıcılıkta kenar düzeltmek için kullanılan metal alet.:MAKİNETA Ayakkabıların altına çakılan demir.: NALÇA Ayakkabının altını kalınlaştırmak için yerleştirilen parça.: FİYAPA Ayakkabının ön tarafında dikişle ayrılmış burun bölümü. : MASKARATA Ayakkabının üstünden bacağın alt bölümüne değin sarılan,kumaş yada köseleden yapılmış bir tür tozluk. :.GETR Ayakkabının yumuşak olan üst bölümü. : SAYA Ayaklı,taşınır ocak.:MALTIZ Ayaklık. : PEDAL Ayakta duran. : KAİM Ayarı bozuk (para). : NASARA : NASERE Aydın ilinde bir baraj.: MADRAN Aydın yöresinde,kadınların kına gecesi,düğün,bayram gibi özel günlerde başlarına örttükleri geniş örtüye verilen ad. : ULADA Aydınlatma,ışıklandırma. : TENVİR Ayın etkisiyle huyunun değiştiği düşünülen kimse.:AYSAR Ayın on dördü.:BEDİR Ayırıcı duvar,cidar.:ÇEPİÇ Ayırmaç.:FARİKA Ayırtman. : MÜMEYYİZ Aylandız da denilen ve gölge ağacı olarak dikilen kötü kokulu bir ağaç. : KOKARAĞAÇ Aymaz. : GAFİL Aynı adlı karabiberden elde edilen bir tür içki. : KAVA Aynı adlı keçi türünün ince,yumuşak,parlak yünü.:TİFTİK Aynı cins. : HETEROJEN Aynı cinsten şeyler arasındaki ince fark.:NÜANS Aynı işi yapan esnafın bulunduğu çarşı. : ARASTA Aynı oranda aynı element oluşumunda ama farklı özellik taşıyan iki bileşikten biri.:İZOMER Aynı rengin çeşitli tonlarıyla yapılan resim. : KAMAYÖ Aynı tiyatroda çalışan oyuncular topluluğu.:TRUP Aynı yere giden taşıt veya yolcu topluluğu.:KONVOY Ayrıca değerli taşlarla süslü olmayan altın veya gümüşten yapılmış kuyumculuk işleri.: SADEKARİ Ayrılış,ayrılık. : FİRKAT Ayrılma. : İNFİRAK Ayrılmış,dağınık. : MÜTEFERRİK Ayrıntılar.: MÜFREDAT Ayvalık ilçesindeki ünlü turistik tepe. : ŞEYTAN SOFRASI Az aydınlık yerlerde görememe biçiminde beliren göz hastalığı. : TAVUKKARASI Az bulunan,nadir.:TURFA Az eğimli arazi.:BAYIR Az kavrulmuş un ve tavuk eti dövülerek yapılan,pelte kıvamında yöresel bir yemeğe verilen ad. : HERİSE Az miktarda.:CÜZİ Az pişmiş et. : TATARİ Az sözle çok şey anlatma. : İCAZ Az yada çok kabarık enine fitillerle belirginleşen ipekli bir dokuma. : GROGREN Azalma. : FİRE Azap.: EZİNÇ Azerbaycan’ın başkenti.:BAKÜ Azerbaycan’ın para birimi.:MANAT Azerbaycanlı ünlü yazar.:ANAR Azgın,kızgın hayvan.:AKUR Azı dişi.:NAB Azılı atları zaptetmek için dillerini bastıracak biçimde yapılmış demir araç.: KANTARMA Azınlık,azlık. : EKALLİYET Aziz mezarı.: RAVZA Azman bir midye çeşidi.:PİNES Azmış yara.:BICILGAN Azotun bir başka adı. : NİTROJEN |
Cevap : A Dan Z Ye Bulmaca Sözlüğü
B
Baba,şeyh,önder. : BAB Bacağın alt bölümünü ve ayakkabının üstünü örten,kumaş veya köseleden yapılmış bir tür tozluk : GETR Bacağın kalçadan dize kadar olan kısmı.:UYLUK Badem sübyesi.Bademden yapılan şerbet. : SOMATA Bademli kek. : PRALİN Bafa gölünün diğer adı. : ÇAMİÇİ Bağ bekçisi.:BAĞBAN Bağ budamaya yarayan eğri bıçak.TARA Bağ çubuğu,çalı çırpı.:ÇEPER Bağ kütüğü. : OMCA Bağ ve bahçe sulamak için açılmış su yolu,ark.:KARIK Bağ,bahçe gibi yerlerin çevresine çalı,kamış,ağaç gibi şeylerden çekilen duvar.:ÇİT Bağa,tosun. : KELE Bağan otu’nun zehiri. : AKONİTİN Bağırsak iltihabı.:ANTERİT Bağırsak kurdu. : ASKARYAZ Bağırsak solucanı. : ASKARİS.: ASKARİT Bağırsak.:MİA Bağırsaklar. : EMA Bağırsakları tutan karın içi zarı. : MASARİKA Bağırsakların iç yüzeylerinde bulunan pürtüklerin adı : TÜMÜR Bağırsaktan yapılmış ameliyat ipliği.:KATGÜT Bağış yapma : İRA Bağlamaya benzer bir Yunan çalgısı. : BUZUKİ Bağlamayı mızrap yerine parmaklarla çalmak.:ŞELPE Bağlaşık devletler.(1.Dünya Savaşında İttifak Devletleri). : DÜVELİ MÜTTEFİKA Bağnazlık.: TAASSUP Bağsız ayakkabı.Kuzey Amerika Kızılderililerinin giydiği deriden yapılmış,tek parça ayakkabı. : MOKASEN Baharat satıcısı. : AKTAR Baharatlı sirkeye yatırılmış koyun etinden yapılan şiş.:ŞAŞLIK Baharda çok erken çiçek açan ve eczacılıkta kullanılan soğanlı bir bitki.: KARDELEN Bahardan az önce,ilkin havada,sonra suda ve en sonra toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi.:CEMRE Bahçelerde süs çiçeği olarak yetiştirilen sarılıcı bir bitki. : AKASMA Bahçelerde yazın oturmak için yapılan kafes biçiminde kubbeli,üstü yeşilliklerle sarılan süslü çardak. : KAMERİYE Bahçıvan,bağ bekçisi.:BAĞBAN Bahreyn’in başkenti. : MANAMA Bahreyn’in plaka işareti.:BRN Bakar körlük. : AMOROZ Bakır kalay karışımı.: TUNÇ:BRONZ Bakır küçük kova. : BAKRAÇ Bakır taşı. : MALAKİT Bakır,nikel ve çinkodan oluşan gümüş görünüşünde bir alaşım. : FAKFON Bakırcı örsü. : ZAVA Bakırdan yapılma ve küre biçiminde bir tür davul. : TİMBAL Bakırdan,çift dilli nefesli çalgı.:SARÜSOFON Bakışımsızlık. :ASİMETRİ Bakir : ERDEN Bakire kız. : AZRA Bakla,fasulye,bezelye gibi taze sebzelerde,içinde tohumların sıralanmış bulunduğu kabuğa verilen ad. : BADIC Baklagillerden,bazı türleri hekimlikte idrar söktürücü olarak kullanılan bir bitki.:KATIRTIRNAĞI Baklagillerden,çok yıllık,dikenli bir çalı.:GEVEN Baklagillerden,hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki.:FİĞ Baklagillerden,sıcak bölgelerde yetişen,bir çok türü bulunan bir bitki.:SİNAMEKİ Baklavaya benzeyen bir tür hamur tatlısı.:SAMSA Bakmak,beslemek,yetiştirmek. : ESERMEK Bakmak,beslemek,yetiştirmek.:ESERMEK Bakraç.:DEBBE Bal : ASEL Bal alırken takılan başlık. : GÖZENE Bal konulan ufak tekne.:ŞAFUL Bal mumuna veya parafine batırılmış fitil. : ŞAMA Bal özelliği,bal niteliği. : ASELİYET Bal özü. : NEKTAR Bal peteği. : DALAK Bal,yağ,yoğurt gibi şeyler koymaya yarar tahta kova.:KÜLEK Bal,yoğurt koymaya yarayan tahta kova. : KÜLEK Balçık : ALEKA Balerin kostümü. : TÜTÜ Balgam taşı.:ONİKS Balı alınmış petek. : KAVARA Balı alınmış petek.:KAVARA Balık adam.:DALGIÇ Balık ağlarının alt ve üst yanlarına geçirilen keçi kılından ip. : FARİL Balık ağlarının alt ve üst yanlarına geçirilen keçi kılından yapılmış ip.:FARİL Balık salamurası. : LAKERDA Balık yumurtası ile yapılan meze. : TARAMA Balık.:MAHİ Balıkçıların,balıkları çevirmek için kayıklarla denize fırdolayı ağ salmaları. : VOLİ Balıkesir yöresine özgü bir halk oyunu.:NİNNARE Balıkesir’de doğal güzelliğiyle ünlü bir şelale. : SÜTÜVEN Balıkesir’in Sındırgı ve Bigadiç yörelerindeki dağ köylerinde yaşayan Yörüklerin geleneksel el tezgahlarında dokudukları yün halılara verilen ad. : YAĞCIBEDİR Balıkesir’in Bandırma ilçesine bağlı bir belde.:EDİNCİK Balıkesir’in Edremit ilçesine bağlı,etnografya müzesiyle tanınmış köy. :TAHTAKUŞLAR Balıkesir’in eski adı.:KARESİ Balıkesir’in İnegöl ilçesi yakınlarındaki ünlü kaplıca. : OYLAT Balıkesir’in Sındırgı ilçesi yakınlarındaki ünlü kaplıca. : EMENDERE Balıkesir’in Sındırgı ve Bigadiç yörelerindeki dağ köylerinde geleneksel el tezgahlarında dokunan yün halılara verilen ad.:YAĞCIBEDİR Balıkların iste kurutularak yapılan pastırması. : LİKORİNOZ Balıkların sürü halinde geçeceği yerlere ağlarla kurulan geniş ve sabit bir tuzak türü.:DALYAN Balıkların tuzlaması.:ANÇÜEZ (ANÇUVEZ) Balina.:FALYANOS Balla hazırlanan bir hamur tatlısı. : ZULUBYA Bambu saplarından yapılmış.:HEZARAN Bangladeş para birimi.:TAKA Bangladeş’in para birimi. : TAKA Bankacılıkta faizin başlangıç tarihine verilen ad. : VALÖR Bankalar arası işlemlerde bir gecelik faiz uygulaması.:REPO Bankalar arasında çeşitli paralar için ön mutabakat ve emaneten satışla sağlanan takas işlemi.:SWAP Bantlarla süslenmiş bir tür kumaş.: ELİFİ Banyo temizlik aracı. : KESE Barınak MELCE Barındırma. : İBATE Barış.:HAZAR Baryum’a benzeyen,radyoaktif alkali toprak metali. : RADYUM Baryumun simgesi:BA Basıcı,yayıncı. : EDİTÖR Basık ve geniş. : YAYVAN Basım evinde harfleri dizen ve satırları blok durumunda döken dizgi makinesi. : LİNOTİP Basımcılık. : TABAAT Basımcılıkta harfler arasında bırakılan boşluk.:ESPAS Basımcılıkta harflerin büyüklük ve küçüklüklerine göre aldığı ad. : PUNTO Basımevinde harfleri dizen ve satırları blok durumunda döken dizgi makinesi.: LİNOTİP Basımevlerinde dizilmiş harfleri iyice yerleştirmek için üzerlerine vurmaya yarar takoz.:TAKATUKA Basiret.Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği.: SAĞGÖRÜ Basketbolde hatalı yürümeye verilen ad.: STEPS Basketbolde hücum oyuncusu.:PİVOT Baskın. : DOMİNANT Basur. : HEMOROİT Baş bodoslaması omurga hattına dikey olarak çelik lamadan yapılmış gemi.:BALTABAŞ Baş çoban:EKE Baş dönmesi. : VERTİGO Baş garson. : METRDOTEL Baş örtüsü olarak kullanılan bir tür ipekli dokuma. : VALA Baş örtüsü,yazma.:DOLAK Baş örtüsü,yün atkı.: LEÇEK Baş parmak ve serçe parmağı uzaklığı. : KARIŞ Baş tarafı balta ağzı gibi düz olan gemi.: BALTABURUN Başa dert açacak karışık durum.:ÇAPANOĞLU Başak toplama. : LİKAT Başarı,başarma. : MUVAFFAKİYET |
Cevap : A Dan Z Ye Bulmaca Sözlüğü
Başarısız. : RATE
Başı pullu,boyu 2 m kadar olan,zehirli ve tehlikeli bir yılan.:OKYILANI Başı yuvarlak,kıçı aynalı Karadeniz yapısı bir yelkenli. : GAGALI Başıboş at.:YILKI Başıboş gezen hayvan sürüsü.:ÖREK Başıboş hayvan.: YONT Başın çevresine çember gibi dolanıp bağlanan bağ.:ÇATKI Başıyla kanat ve kuyruk uçları aynı renkte olan güvercin.: MAĞ Başka bir manzume örnek alınarak aynı ölçü ve aynı uyakla yazılan manzume.:NAZİRE Başka insanların davranışlarını olumlu yada olumsuz biçimde yargılamakta kullanılan ölçütler bütünü. : AHLAK Başka,fazla. : MAADA Başka,öteki,diğer.:ÇİR Başkaları.:AĞYAR Başkalarının sırtından geçinen,asalak,tufeyli.:EKTİ Başkalaşım. : METAMORFOZ Başkanlık. : RİYASET Başkasının adına gezerek satıcılık yapan kimse. : TABLAKAR Başkasının buyruk ve dileklerini yerine getiren,söz tutan.:ESLEK Başkasının yaptığı deyim ve davranışları anlamsız olarak yinelemek. : EKOLALİ Başkasının yaptığı hareket ve davranışları anlamsız olarak tekrarlama,yansıca.:EKOPRAKSİ Başkırdistan Özerk Cumhuriyeti’nin başkenti. : UFA Başkomutan.:MİR Başlangıç.:MEBDE Başlıca belirtisi kısa,çabuk,değişken güçte irade dışı hareketler olan bir hastalık.: KORA Başlıca üyesi Fransız yazar Jules Romains olan ve toplumun ortak bilincini dile getirmeyi amaçlayan edebiyat akımı.:ÜNANİMİZM Başlık. : SERPUŞ Baştan ayağa./Baştanbaşa. : SERAPA Baştan savma,üstünkörü.:YALAPŞAP Başvurulması gereken kaynak.:REFERANS Bataklık gazı. : METAN Bataklık. Küçük su birikintisi,gölcük. : AZMAK Batı Afrika da bir ırmak. : OTİ Batı Afrika kıyılarında esen çok kuvvetli fırtına.:TORNADO Batı Afrika ormanlarında,Gine ile Liberya arasında yaşayan,türleri içinde en iyi konuşan gri papağan.:JAKO Batı Anadolu’da Lidya bölgesinde eskiçağ kenti. : SART Batı Hindistan’da eski bir Hindu devleti. : KAÇ Batı mimarlığı ve dekoratif sanatlarında 18.yy da ortaya çıkan stilize deniz kabuğu,çakıl taşı ve sarmal motiflere verilen ad. : ROKAY Batı Samoa’nın başkenti. APİA Batı ülkelerinde Vikont ile şövalye arasında soyluluk unvanı.: BARON Bayat ekmek,yemek. : KERTİ Bayındırlık işleri. : NAFİA Bayındırlık.: UMRAN Bayır.:ŞEV Baykuşgillerden,Avrupa-Asya ve Kuzey Afrika’da yaşayan bir kuş.:KUKUMAV Bayraktar.Sancak veya bayrak taşıyan. :ALEMDAR Bayram.:İD Bazı ateşli silahlarda namlunun ucunda bulunan küçük çıkıntı.: ARPACIK Bazı bitkilerin genellikle süt görünümünde olan özsuyu (kauçuk özsuyu). : LATEKS Bazı böceklerin katı ve sert üst kanadı. : ELİTRA Bazı canlıların bir takım yiyeceklere,ilaç,koku,toz gibi nesnelere gösterdikleri ters tepkiye verilen ad. : ALERJİ Bazı eşyaya verilmesi gereken boyutları,yan görüşü çizmeye,hazırlamaya yada denetlemeye yarayan örnek.:GABARİ Bazı giyeceklere sertlik vermek için kullanılan bir tür kumaş. :TARLATAN Bazı harfleri kusurlu söyleyen. : PELTEK Bazı hayvan ve bitki hücrelerinde bulunan iğne biçiminde billur madde. : RAFAT : RAFİT Bazı hayvanları karanlıkta ışık,çok aydınlıkta karanlık aramaya iteleyen dürtü.:FOTOKİNEZİ Bazı işlerde sicim yerine kullanılan,ince ve uzun,esnek deri parçası.: SIRIM Bazı kağıt oyunlarında üçüncü durumdaki oyuncu söz konusuysa,kendisinden önceki oyuncuda ara kağıt veya kağıtlar bulunduğunu düşünerek büyük kağıt yerine düşük değerde bir kağıt atmak.:EMPAS Bazı kağıtların dokusunda bulunan ve ancak aydınlığa tutulunca görülen çizgi,resim ve yazı gibi biçimler.: FİLİGRAN Bazı oltalarda kösteği ağırlaştırmak için kullanılan kurşun parçası.:ZOKA Bazı telli çalgılarda kullanılan hayvan bağırsağından tel.Çalgı teli. : KİRİŞ Bazı türleri evlerde süs bitkisi olarak yetiştirilen bir tür palmiye.:LATANYA Bazı vakıf kuruluşlarında fakirlerin doyurulması için ayrılan ödenek.: İTAMİYE Bazı yörelerimizde küçük kar anlamında kullanılan sözcük. : GİLİRİK Bebeğin başsız olarak doğmasına tıpta verilen ad. : AKEFALİ Bebeklere iç çamaşırı olarak giydirilen ince pamukludan kısa kollu giysi. : ZIBIN Becerikli,iş bilen. : EVİRGEN Becerikli,usta.:MAHİR Beceriksiz,güçsüz.:CÜDAM Bedenin belden aşağı bölümlerini yıkamakta kullanılan tuvalet aracı.:BİDE Beğenmemek,azımsamak,küçümsemek. : BUNMAK Beklenmedik hoş ve şaşırtıcı sözler söyleyen,güldürücü öykü anlatan kimse.: NEKRE Bekleyen. : MUNTAZIR Bel ve kalça arası. : BASEN Bel,çapa veya sabanın toprakta kaldırdığı iri parça.:KESEK Bel,orta,ara,aralık. : MİYAN (MEYAN) Belediye.:URAY Belgeleme. : TEVSİK Belgesel.: DOKÜMANTER Belirli bir tonda yazılmış müzik parçasının niteliği.: TONALİTE Belirti. : SEMPTOM Belirtiler.: SENDROM Belize plakası. : BH Bellek yitimi. : AMNEZİ Belli belirsiz hissedilen hafif yel.:ESİNTİ Belli belirsiz tarih olaylarına ve efsane motiflerine dayanılarak halkın hayal gücüyle meydana gelmiş eser,epope.:DESTAN Belli bir birim alan içinde yaşayan tüm canlıları,fiziksel çevreleri ve aralarındaki her tür karşılıklı ilişkiyi içeren kavram.:EKOSİSTEM Belli bir bölgede yaşayan hayvanların tümü./ Yeryüzünde ekolojik olarak sınırlanabilir bir yaşam mekanında bulunan bütün canlıları ifade eder.(orman faunası,çayır ve deniz faunası gibi). :FAUNA Belli bir konuda düzenlenen oturum veya seminer,bilgi şöleni.:SEMPOZYUM Belli bir malın yönetilmesi veya belli bir işin yapılması için görevlendirilen kimse.:KAYYUM Belli konulara uzun süre odaklanabilme,ayrıntıları algılamada çok başarılı olma ancak insanlarla iletişim kurmakta zorlanma biçiminde kendini gösteren sendrom.:ASPERGER Belli olmayacak kadar yavaş akan su.:IĞIL Benekli hayvan.:ÇAPAR Benim gibi.:BENCİLEYİN Benin’in eski adı.:DAHOMEY Benzenden türeyen ve boya sanayiinde kullanılan zehirli bir madde.Organik boya cevherine verilen ad. : ANİLİN Benzer seslerin bir mısrada veya bir cümlede kulağa hoş gelecek bir ahenkte tekrarlanması.:ALİTERASYON Benzeşim,örnekseme. : ANALOJİ Benzeştirme. :ASİMİLE Benzeti.:TEŞBİH Beraber asker olanlar. : TERTİP Berber :PERUKAR Bereketli.:ARTAĞAN Bergama ilçesinde Allianoi antik kentini sular altında bırakacak olan baraj.:YORTANLI Bergama’nın eski adı. : PERGAMON Bering Denizi ile Büyük Okyanus arasında yer alan adalar grubu. :ALEUT Berkelyumun simgesi : BK Besinini bağımsız olarak sağlayan bitki,kendi belsek.:OTOTROF Beş heceli üç dizeden oluşan Japon şiir türü. : HAİKU Beş yaşından büyük veya damızlık dışı bırakılmış dişi koyun.:MARYA Beşparmak da denilen ve üzerine dikili çizgiler bulunan pamuklu bir kumaş.:ELİFİ Beton delme kalemi. Betona delik açmakta kullanılan sivri uçlu, çelikten yapılmış bir alet. : MURÇ Beyaz iş işlemekte kullanılan beyaz ve parlak iplik.:SİRESATEN Beyaz iş işlemekte kullanılan bir çeşit parlak pamuk ipliği.: PAMUKAKİ Beyaz mermerde bulunan sert kısım. : EMERİL Beyaz porselen kaplama.:JAKET Beyaz Rusya’nın başkenti.: MİNSK Beyaz yada mor çiçekler açan,meyveleri dikenli bir bitki.:TATULA Beyaz,sarı renkte soğanlı bir süs bitkisi. : NERGİS Beyaz,yeşil,mavimsi gri renkte billurlaşmış bir tür kalsiyum karbonat.:ARAGONİT Beyin yangısı. : ANSEFALİT Beyin dalgalarının ölçülmesi yöntemi.:EEG Beyin elektrosu. : EEG Beyin. : DİMAĞ Beyit. : EV Beyşehir gölünde bir ada. : MADA Bez torba.:CAĞ Bez dokuyan veya satan kimse.:BEZZAZ Bez parçalarından dokunan basit kilim,yaygı. : PALA Bez tezgahında ipliği ayarlayan tarak. : GÜCÜ Bez,beze.:GUDDE Bezekçi. Yapıların duvar ve tavanlarına süslemeler yapan usta. : NAKKAŞ Bezekçilikte kullanılan,çok parlak, yeşil ve pembe dalgalı bir çeşit sedefe verilen ad.ARUSEK Bezeme,süsleme. : TEZYİN Bezikte bir deyim. : RUBİKON Bıçak bilemeye yarayan çelikten,çubuk biçiminde araç. : MASAT Bıçak,kılıç gibi kesici aletlerin kabzanın içinde kalan bölümü.:PIRAZVANA Bıçkın Rum delikanlısı.: PALİKARYA Bıkma,usanma.:GINA Bıldırcın sökünü. : CURNATA Biberiye,dişbudak. : HASALBAN Biçimsiz. : AMORF Bilardo oyununda kullanılan değnek. : İSTEKA Bilardoda ,oyunculardan birinin topunun öteki toplardan birine değdikten sonra geri dönmesini sağlayacak şekilde yapılan vuruş. : KLEPS Bilenmiş kesici bir aracın yüzünde kalan ve bileyi taşıyla giderilen metal çapağı, kıl ağı. : ZAĞ Bileşik. : MÜREKKEP Bileşikgillerden şekeri çok bir tür yer elması. : BADAT Bileşikgillerden,kökleri sebze olarak kullanılan otsu bir bitki.: TEKESAKALI Bileşim,bileştirme. : TERKİP Bilgi ve düşüncesi alınmak üzere kendisine danışılan kimse,bilgili.:DANİŞMENT Bilgi,ilim,irfan.:DANİŞ Bilgi,malumat.: TİLİ Bilgicilik.: SOFİZM Bilgileri gösteren simgeler dizesi.:KOD Bilgili,haberli,uyanık. : AGAH Bilginin saklanması ve üretilmesini konu alan akademik ve mesleki disiplini. : BİLİŞİM Bilginler : ARİFAN. Bilginler,yazarlar,sanatçılar kurulu.:AKADEMİ Bilgisayar kullanımında çözüme erişmek için işlenebilir duruma getirilmiş bilgi ortamı.: VERİTABANI Bilgisayarda bir depolama ortamı olarak yararlanılan,belli sığası olan,plastik manyetik araçlara verilen ad. : DİSKET Bilgisayarda erişilebilir bellek.: RAM Bilim doktorlarının ve Kardinallerin giydikleri dört köşe külah yada başlık. : BARATA Bilinç,şuur.: ES Bilinemezcilik.:LAEDRİYE Bilinen,adı geçen,sözü edilen. : MAHUT Bilirkişi.:EHLİHİBRE Billur.:KRİSTAL Billurlaşmış doğal kalsiyum karbonat.:KALSİT Bilyeli tekerlekler ve küçük bir sandıktan oluşan basit taşıma aracı. : TORNET Bilyeli yatak.:RULMAN Bin dokuz yüz on iki yılında batan transatlantik. : TİTANİK Bin metrekarelik bir alan ölçüsü birimi.:DÖNÜM Binada genel elektrik sigortası. : KOFRA Binaların önlerinde üstü örtülü önü açık yer. : REVAK Bir atom yada molekülden ötekine bir yada daha çok elektronun geçişi olayı. : REDONS : REDOKS Bir borunun ağzına biçim vermek, genişletmek veya pürüzlerini almakta kullanılan aygıt. : RAMBA Bir çeşit uzun rende. : KUSTERE Bir geminin alabildiği yük miktarı (.Kuzey Avrupa’da kullanılan 200 kg’a yakın gemi yüklerine ve büyük miktarda ticaret mallarına değer biçmeye yarayan kütle ölçü birimi). : LASTA Bir ilacın yerine, o ilaçla aynı koşullarda ve aynı biçimde verilen etkisiz ve zararsız madde. :PLASEBO Bir matematiksel ifadede aldığı değere göre belirli durumlar kümesini saptayan değişken. : PARAMETRE Bir sanatçının, bir okulun veya bir dönemin yapıtlarını toplu bir biçimde sunan resim sergisi. : RETROSPEKTİF Bir sözcüğün yerine başkasını kullanma biçiminde görülen konuşma bozukluğu, söz karışıklığı . : PARAFAZİ Bir tiyatro oyununda oyuncuların bir defada söylediği parça. : TİRAT Bir ülkede olağanüstü dönemlerde devletin ödeme süresi gelmiş borçlarını yasayla ertelemesi. : MORATORYUM Bir akarsu yatağının az eğimli vadi tabanlarında ve ova düzlüklerinde çizdiği “S” harfine benzer kıvrım.:MENDERES Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı.:ADAPTÖR Bir Alman denizatlısı tarafından batırılan ve 1915’te ABD’nin 1.Dünya Savaşına girmesine neden olan İngiliz yolcu gemisi. : LUSİTANİA Bir anason türü.(Çorba,sebze ve balık yemeklerinde kullanılır).:PİMPİNEL Bir anayasa yapmak veya bir anayasayı değiştirmek için toplanan olağanüstü ve geçici meclis.:KONVANSİYON Bir arazinin bölünmesi,parsellere ayrılması.:İFRAZ Bir arazinin çeşitli noktaları arasındaki yükselti farkını ölçmeye yarayan alet,düzeç.:NİVO Bir aruz vezni. : REMEL Bir asitle birleşince bir tuz oluşturan madde.:BAZ Bir at arabası türü.:LANDON Bir atardamarın bir noktasında oluşan ur biçiminde gevşeme şişkinliği.:ANEVRİZMA Bir atımlık barut.:KESİ Bir av köpeği cinsi. : ZAĞAR : SETER Bir av köpeği cinsi.:TERİYE Bir av kuşu. : ÜVEYİK Bir avuç dolusu: APAZ Bir ayakkabıya ağaç veya metal çivi çakmak için delik açmaya yarayan ayakkabıcı aleti.:KAÇABURUK Bir bakteri türü.:BASİL Bir baleyi oluşturan adım,figür ve anlatımların bütünü.:KAREOGRAFİ Bir balık türü. : İSKORPİT: ZARGANA Bir balık türü.:DUBAR Bir baş rahip yada bir baş rahibe tarafından yönetilen manastır.:ABEYİ Bir başlık türü.:BÖRK Bir batarya topun birden ateş etmesi.:SAPARTA Bir bestede kullanılabilecek aynı türden sesler kümesi.:SKALA.:ISKALA Bir bezik oyunu terimi. : VİDO Bir bilgiyi gösteren simgeler dizisi.:KOT Bir binadaki toplantı veya gösterinin yapıldığı yer,/ Tiyatroda dinlenme yeri. : FUAYE Bir binanın yöre imar dairesinin öngördüğü azami yüksekliği.:GABARİ Bir borca karşılık hesabı daha sonra görülmek üzere yapılan kısmi ödeme.:AKONT Bir böbrek üstü hormonu. : KORTİZON Bir bölgede yetişen bitkilerin hepsi,bitki örtüsü.: FLORA Bir bölgede yetişen hayvanların tümü.:FAUNA Bir buçuk dirhem değerinde eski bir ağırlık ölçüsü birimi. : MİSKAL Bir buharlı lokomotifin hemen arkasına yerleştirilen ve lokomotifin beslenmesi için gerekli yakıt ve suyu taşıyan araç. : TENDER Bir buluşun ve kullanım hakkının kime ait olduğunu gösteren belge. : BERAT Bir büyük güç sahibini perde arkasından yöneten kimse.:KAMARİLLA Bir büyükelçinin temsilci olarak bulunduğu ülke dışına çıkması durumunda veya o ülkeye gelmesinden önce ona vekalet eden diplomat.:MASLAHATGÜZAR Bir canlıdaki genlerin tümü. : GENOM Bir caz üslubu (1940’larda ortaya çıktı).:BOP Bir cins antilop. : KAV Bir cins av köpeği.: ZAĞAR Bir cins bamya. : OKRA Bir cins baykuş. : YAPALAK Bir cins börülce. : MAŞ Bir cins doğan. : ZAĞANOS Bir cins erik. :AYNABAKAR Bir cins güvercin. : PAL Bir cins ince,şık dokunmuş patiska. : NANSUK Bir cins iri yengeç.:PAVURYA Bir cins kokulu sandal ağacı. Bir cins mısır.:KALEMBEK Bir cins koyun. : DALABA Bir cins mimoza:. AMBERAĞACI Bir cins orkide. : ADA Bir cins pamuklu kumaş. : KALİKO Bir cins parlak kumaş. : KARAMANDOLA Bir cins pasta.:EKLER Bir cins portakal. : NAVEL Bir cins reçine. : LAKA Bir cins sülün. : TURAÇ Bir cins taze fasulye.:ANAPA Bir cins tüylü av köpeği: BARAK Bir cins, sazana benzer tatlı su balığı. : KARAKEÇİ Bir cismin hareketinin ölçülmesinde temel alınan nicelik. : MOMENTUM Bir çakıl taşı türü.:BREŞ Bir çalışmaya yardım sağlamak için,genellikle açık havada yapılan eğlentili toplantı.:KERMES Bir çeşit balık ağı. : IRIP Bir çeşit börülce.:MAŞ Bir çeşit büyük ve zehirli örümcek.:KUNDA Bir çeşit çevirme ağı.:BARABAT Bir çeşit erkek şalvarı.:ÇAKŞIR Bir çeşit hamur yemeği. : PİRUHİ Bir çeşit ince,çoğu kez çiçekli pamuklu kumaş. : MARKİZET Bir çeşit ipek kumaş.:KEMHA Bir çeşit İtalyan peyniri. : PARMİCAN Bir çeşit kekik. : ZAHTER Bir çeşit kısa ney.: NISFİYE Bir çeşit Leh dansı.:MAZURKA Bir çeşit pamuklu kumaş. : HASA Bir çeşit papağan.:LORİ Bir çeşit pelte.: PALUZE Bir çeşit sertçe,ince yünlü kumaş.:SOF Bir çeşit testere. : MUŞER Bir çeşit top mermisi. : HUMBARA Bir çeşit Venedik altın akçesine verilen ad. : DUKA Bir çeşit yanardağ kütlesi : BAZALT Bir çiçek. : PAŞAÇADIRI Bir çift at tarafından çekilen,üstü kapalı,yaylı ve dört tekerlekli binek arabası.:KARUÇA Bir çifte kürekli küçük patalya. : DİNGİ Bir çocuk oyunu. : KUKA Bir çok Avrupa ordusunda mızraklı süvarilere verilen ad.:UHLAN Bir çok bedensel özelliğiyle file benzeyen,tavşan iriliğinde memeli bir hayvan.:DAMAN Bir çok bitkiyle özel bir koku verilmiş,tatlı,bir tür şarap.:VERMUT Bir çok Ermeni baş patrik ve patriğin adı.: NERSES Bir çok kıtadan oluşan şarkı gibi söylenmek üzere yazılmış duygusal şiir,şarkı. : LİED Bir çok kişi tarafından el ele tutuşarak oynanan bir halk oyunu.: HORA Bir çok kişinin yaptığı işlerde gayret vermek için kullanılan ünlem.:YİSA Bir çok organik maddeyi eritmekte kullanılan uçucu,kolayca alev alır,eter kokusunda bir sıvı.:ASETON Bir çuval türü.: TELİS Bir dalda dördü beşi bir arada bulunan meyve kümesi.: ÇATANAK : ÇOTANAK Bir dalganın genlik,evre ve sıklığının bir yasaya göre zaman içinde farklılaşması.:MODÜLASYON Bir davanın mahkemece nasıl bir hükme bağlandığını gösteren resmi belge.:İLAM Bir deniz teknesinin başka bir tekneye veya iskeleye yanını vererek yanaşması.:ABORDA Bir deniz yolculuğunda geminin veya yükünün gördüğü zarar.:AVARYA Bir deste (52’lik) kağıtla oynanan bir iskambil oyunu.:KİNG Bir devletin topraklarıyla çevrilmiş,başka bir devlete ait arazi. :ANKLAV Bir devletin yada bir şirketin yönetimini birlikte yürüten üç kişilik topluluk. : TROYKA Bir dilde yeni sözcükler kullanma. : NEOLOJİ Bir dileği yerine getirme.:İSAF Bir dilin söz varlığı. : VOKABÜLER Bir dizi metal yada bambu dilden oluşan Afrika’ya özgü bir çalgı. : MBİRA Bir dokunun sertleşmesi.:SKLEROZ Bir duvardaki taş yada tuğla sırası. : REDE Bir düğmeyi yada kopçayı tutmaya yarayan halkacık. : BRİT Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen çizgi. : ORTAY Bir düzlemin odak denilen durağan iki noktaya uzaklıkları değişmeyen noktaların geometrik yeri olan eğri.:HİPERBOL Bir ekin hastalığı. : RASTIK Bir elçinin bir ülkeye atanmasından önce o ülkeden istenen uygun görme yazısı.:AGREMAN Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren cihaz.: RESEPTÖR Bir elektrik devresindeki akımı,başka bir devreden geçen akımdaki değişiklikler aracılığıyla denetleyen aygıt,.değiştirgeç. : RÖLE Bir elektrofonun veya başka elektro-akustik sistemin yükseltici ve hoparlörleriyle birlikte kullanılmak üzere tasarlanmış güç yükseltici olmayan radyo alıcısı.: TUNER Bir elektron tüpünde temel işlevi ikincil yayım üretmek olan elektrot. : DİNOT Bir elma türü. : APİ Bir erik türü.:AYNABAKAR Bir eser üzerindeki hak.: TELİF Bir eserde asıl konu olarak ele alınan olaylardan önce,geçmiş bir takım başka olguları anlatan ilk bölüm,öndeyiş.:PROLOG Bir fal türü.:CİFİR Bir fındık çeşidi.:FOŞA Bir Fransız halk dansı.:GAVOT Bir gemici düğümü,ızbarço bağı.: ALABORİNA Bir gemideki malların gösterildiği,boşaltma işlerinin yapılacağı liman idaresine verilecek liste./Bildiri. : MANİFESTO Bir geminin alabildiği yük miktarı.:LASTA Bir geminin hangi devlete ait olduğunu gösteren bayrak.:BANDIRA Bir geminin yüklü su kesimi ile boş su kesimi arasında kalan bölümü.:FAÇA Bir geyik türü. : ÇOPUR Bir giyeceğin göğüsle omuz arasında kalan bölümüne eklenen parça,giysi.. : ROBA Bir giyeceğin göğüsle omuz arasında kalan bölümüne eklenen parça.:ROBA Bir görevin yerine getirilmesinde iş ortaklığı. : SİNERJİ Bir görüntü,bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için simgelerle göz önünde canlandırıp dile getirme. :ALEGORİ Bir gösteri sırasında perde arasındaki dinlenme zamanı.:ANTRAKT Bir güreş türü.:KARAKUCAK:DALMA Bir halk türküsü.:MAYA Bir hava taşıtının belirli bir noktadan uzaklığını ve yön açısından belirlemeyi ve çevredeki hava taşıtlarına kimi komutları iletmeyi sağlayan radar eşgüdümlü hava trafik denetleme sistemi. : NAVAR Bir hekimin ustalığı,mahareti. : HAZAKAT Bir Hıristiyan derneği.:CİZVİT Bir Hint tanrıçası.:BRAHMA Bir Hint tanrısı.:BRAHMA Bir hükümdara vergi veren halk. : RAİYE Bir ırmağın denize kavuştuğu yerde lığların birikmesiyle oluşan üçgen biçimli ova,delta.:ÇATALAĞIZ Bir ile üç yaş arasında bulunan burulmuş erkek sığır. : TOSUN Bir ilin en yüksek maliye görevlisi.:DEFTERDAR Bir inanışın heyecanı ile coşup kendisinden geçme hali,vecd.:CEZBE Bir ipe geçirilmiş yada birbirine bağlanmış yaş yemiş yada sebze bağı. : HEVENK Bir ipe veya çubuğa dizilmiş yada saplarından birbirine bağlanmış yemiş veya sebze bağı.:HEVENK Bir iskambil oyunu. : FİTİL: OHEL |
Cevap : A Dan Z Ye Bulmaca Sözlüğü
Bir İspanyol dansı.:BOLERO
Bir İspanyol şiir türü.:ROMANS Bir iş için,herhangi bir üst makama yazılan yazı.:MÜZEKKERE Bir işi yapmak,bir aracı onarmak için kullanılan alet takımı.:AVADANLIK Bir işin sonunu düşünerek ölçülü,tedbirli davranma.: TEMKİN Bir işletmenin ani batışı. : KRAK Bir kağıt oyunu. : KANASTA Bir kalkanın ortasında bulunan,eli korumaya ve oklardan sakınmaya yarayan,genellikle bombeli bölüm.:UMBO Bir kap içinde sıvı yağ ve fitilden oluşmuş aydınlatma aracı.:KANDİL Bir kasın tümünü veya bir parçasını kesme ameliyatı.:MİYOTOMİ Bir keçi yünü türü.:MOHER Bir kelimedeki harflerin yerini değiştirerek elde edilen kelime.:ANAGRAM Bir kıyıya yada gemiye göre açık deniz. : ALARGA Bir kilim türü.:CİCİM Bir kimse veya bir sorun için halkın olumlu veya olumsuz kanaatinin belirlenmesi amacıyla yapılan oylama. : PLEBİSİT Bir kimsenin kimlik bilgilerini gösteren kayıt. : KÜNYE Bir kitabın kısaltılmış biçimi ve özellikle kısa tarih kitabı. : EPİTOME Bir konu ile ilgili bilgi vermek ve bu bilgiler üzerinde tartışmak amacıyla birkaç yetkilinin yönetimi altında düzenlenen toplantı.:SEMİNER Bir konuda özet olarak verilen bilgi veya açıklama.:BRİFİNG Bir konuyu açıklamak için hazırlanmış resim veya levhalardan oluşmuş kitap,harita kitabı.:ATLAS Bir koy yada lagünün dar girişi. : İNLET Bir koyun türü.:DAĞLIÇ Bir köleyi özgürlüğüne kavuşturma.: İTAK Bir köpek cinsi. : KANİŞ Bir köpek cinsi.:KANGAL.:FİNO Bir köşeden karşı köşeye doğru katlanmış yada kesilmiş olan. : VEREV Bir kumaş türü.:CANFES.:KREP Bir kumaş üzerine başka bir kumaş parçası veya dantel dikilerek yapılan işlem.:APLİKASYON Bir kundak üzerine oturtulan ve zemberekle geçirilen çelik yay. : ARBALET Bir kurulun,bir topluluğun en önemli üyelerinden her biri. : RÜKÜN Bir kuruluşa bağlı yolcu gemilerinin en eski kaptanı. : KOMODOR Bir kuş türü.:BAŞTANKARA.:REA Bir kuvvetin uygulandığı kütleyi bir eksen etrafında döndürme eğilimi. : TORK Bir maddenin kimyasal bir tepkimede hiçbir değişmeye uğramadan tepkimenin olmasını veya hızının değişmesini sağlayan etkisi.: KATALİZ Bir madeni paranın yüzündeki bütün kabartma ve resimlerden daha yüksek bir çıkıntı oluşturan çevre pervazı.:ARSATA Bir mekanı örten kemerli yapı.. : TONOZ Bir mersinbalığı türü.: BİZ.:ŞİP Bir metreküp odun ölçü birimi. : STER Bir metrenin milyonda biri. : MİKRON Bir meyve. Tüylü Liçi. : RAMBUTAN Bir meze türü.: TOPİK Bir Mezopotamya destanı.:ETANA Bir Mısır tanrısı.:PTAH Bir motorda bilyelerin almaşık devinimini dairesel devinime çeviren dingil. : KRANK Bir motorda bilyelerin almaşık devinimini dairesel devinime çeviren mil.: KRANK Bir mukavemet yarışını ve bir tüfekle atış yarışını içeren kayak sporu. : BİATLON Bir mülk kaça satın alınmışsa,o mülke o para ile sahip olma,önalım.:ŞUFA Bir müzik parçasının dinleyicilerin isteği üzerine bir kez daha çalınması. : BİS Bir müzik parçasının hangi hızla çalınması gerektiğini gösteren alet.:METRONOM Bir müzik yapıtında kullanılmaya elverişli tüm seslerin oluşturduğu dizi.: SKALA Bir oda veya mekana açılan,duvar yada çitle çevrili girinti.:ALKOV Bir operanın sözlerinin yazılı olduğu kitap. : LİBRETTO Bir organda,bir atardamarın,doku bozukluğu sonucu kan pıhtısı ile tıkanması.:ENFARKTÜS Bir organı su vererek yıkayıp temizleme. : LAVAJ Bir orkestradaki tüm çalgılarla çalınan bölüm.:TUTTİ Bir orman ağacı. : SEKOYA Bir orta oyunu tipi.:ZUHURİ Bir ortaçağ çalgısı.: JİG Bir Ortadoğu tanrısı.: BAAL Bir ot ve bu otun öğütülmesiyle elde edilen tozdan yapılan bir çeşit tutkal.:ÇİRİŞ Bir otomobilin arkasına takılan,insan taşımaya yarayan,tekerlekli,üstü kapalı araç.:KARAVAN Bir oyuğa,bir yuvaya yerleştirilmiş tesisat.: ANKASTRE Bir oyunda,bir filmde dinlenme süresi,ara.:ANTRAKT Bir ölçü biriminin önüne getirildiğinde bu birimi binle bölen önek.:MİLİ Bir ölüyü toprağa gömme.:DEFİN Bir örümcek türü.:BÖ Bir palmiye türü. : DUM Bir pancar hastalığı. : KARABACAK Bir papağan türü.:LORİ Bir parça üzerine paralel çizgiler çizmek için kullanılan alet. : MİHENGİR Bir parçanın ağır çalınacağını belirten müzik terimi.:LENTO Bir parçanın ağır ve görkemli çalınacağını veya söyleneceğini anlatan müzik terimi.:LARGO Bir parçanın canlı,neşeli ve hızlı çalınacağını belirten müzik terimi.:ALLEGRO Bir parçanın notalarının,ara vermeden birbirine bağlanarak söyleneceğini veya çalınacağını belirten müzik terimi.:LEGATO Bir Pasifik ülkesi olan Batı Samoa’nın başkenti.: APİA Bir Pasifik ülkesi olan Batı Samoa’nın para birimi.: TALA Bir Pasifik ülkesi olan Vanuatu’nun para birimi.:VATU Bir poliçenin arkasına ciro edildiği kişiye ödenmesi için yazılan havale emri. : ORDİNO Bir resim,desen yada alçak kabartmada,bazı nesne ve figür boyutlarının,perspektifin etkisiyle kısalması. : RAKURSİ Bir resmi sulandırılmış renklerle boyamaya yada gölgelemeye verilen ad. : LAVİ Bir roman veya öyküde ikinci derecede bir olay.:EPİZOT Bir saç şekli. : ALABROS Bir salgı bezi dokusunda,o doku aleyhine gelişen tehlikesiz ur.:ADENOM Bir sanatçının tek müzik aleti eşliğinde verdiği konser. : RESİTAL Bir seçimde adaylardan hiçbirinin gerekli oyu sağlayamaması nedeniyle seçimin sonuçsuz kalması. : BALOTAJ Bir sesin yarım ton kalınlaştırılacağını gösteren nota işareti.:BEMOL Bir sıvının içindeki alkol derecesi. : GRADO Bir sıvıyı gaz biçiminde püskürten aygıt.:VAPORİZATÖR Bir sinema filmini televizyonda göstermeye yarayan cihaz.: TELESİNEMA Bir sinir lifini uyarmak için anında devreye giren bir doğru elektrik akımının sahip olması gereken en düşük şiddet değeri. : REOBAZ Bir sonuç çıkartma yolu.:ANALOJİ Bir sorunu ele alış,ona bakış biçimi.:YAKLAŞIM Bir sözcükteki harflerin yerini değiştirerek elde edilen yeni sözcük.:ANAGRAM Bir su altı aracı.:BATİSKAF Bir süre sürülmeyerek boş bırakılmış tarla. : GEN Bir süs bitkisi. : ŞAKAYIK : KÜPE ÇİÇEĞİ : KATALPA Bir süs taşı. : AMETİST Bir şarkının,bir filmin deneme kaydı yada çekimi. : DEMO Bir şehrin avukatlarının toplandığı meslek kuruluşu.:BARO Bir şey için uygun durum,fırsat.:PUNT Bir şey üzerindeki gerekli bilgi,kavram.:NOSYON Bir şeyden korkmak,ürkmek,çekinmek.: OCUMAK Bir şeye dayanan. : MÜSTENİT Bir şeyi başka bir şeyle karıştırma.HALT Bir şeyi bir yerden bir yere götürüp getirmeye yarayan halat.: VARAGELE Bir şeyi unutmamak için parmağa bağlanan iplik. : RETİME Bir şeyin ayrıntılarına girmeden ana çizgilerini belirten.:KABATASLAK Bir şeyin balmumu,alçı gibi maddeyle kalıbını çıkarmak için yapılan işlemlerin tümü.:MULAJ Bir şeyin en güçlü ve sağlam yönü.:RÜKÜN Bir şeyin en yüksek ve sivri noktası.:DİN Bir şeyin içinde var olan. : MÜNDEMİÇ Bir şeyin içindeki öz,lup.: EVİN:NÜVE Bir şeyin kenarını koruyan,süsleyen veya sınırını belirleyen çerçeve.:BORDÜR Bir şeyin özü,aslı.:MAYE Bir şeyin parçaları arasındaki uygunluk.:LORANT Bir şeyin yokluğunu hissetme. : ARAMİ Bir tabanca türü.:PİŞTOV Bir takoz türü.:BAT Bir tarım aleti,geminin orta bölümü. : BEL Bir tarikatın müritlerinin yolculukları sırasında konakladıkları, ibadet ve ayin yaptıkları tekkelere verilen ad. : ZAVİYE Bir tatlı su balığı: ÇOTİRA. : TARANGA Bir tatu (döğme) türü. : APAR Bir tekkenin şeyhi olan kimse.: POSTNİŞİN Bir televizyon ekranına bağlanan mikrofon yardımıyla,ekrandaki görüntüler eşliğinde şarkı söyleme esasına dayanan oyun.: KARAOKE Bir tema etrafında oluşan.:TEMATİK Bir ticaret senedinin yenilenmesinden alınan komisyon.:ACYO Bir ticari ortaklığın kuruluşu sırasında başlangıç sermayesini oluşturmak üzere ortakların vermeyi yükümlendikleri değerlerin tümü./ Anonim şirketlerde kurucu ortakların veya sermaye artırımına katılanların şirket sermayesine yaptıkları her türlü katkı. : APOR Bir tiyatro oyuncusunun seyircilerin duyacağı biçimde ama sanki diğer oyuncular duymuyormuş gibi konuşması veya düşünmesi:. APAR Bir tiyatro oyununda oyuncuların bir defada söylediği parça : TİRAT Bir tiyatro oyununda,karşısındakinin sözüne gerekli karşılığı verme.:REPLİK Bir tiyatro sahnesinin önünde,ışık ve ışıldakların yerleştirildiği,izleyiciye en yakın yer.:RAMP Bir tiyatroda en üst balkon. : PARADİ Bir toplantıda bulunma karşılığı alınan para,oturum ücreti.:HAKKIHUZUR Bir toplumdaki ahlakla ilgili davranış biçimleri. : TÖRE Bir tuzla ürününün satıldığı bölgeler. : OROS Bir tür Amerikan kekliği. : İNAMBU Bir tür antilop. : UREBİ Bir tür asma,Meryem ana asması.:AKASMA Bir tür balık ağı. : ABLATYA Bir tür başlık. : KABALAK Bir tür baykuş. : KUKUMAV Bir tür bıçak. : DAĞA Bir tür cüppe. : BİNİŞ Bir tür çuha. :.EN Bir tür dana ve öküz derisi.:TELATİN Bir tür davul.:TİMBAL Bir tür delikli balık ağı.:IRIP Bir tür domino oyunu.: AZNİF Bir tür et yemeği. : PATE Bir tür ferace. : ALAVURA Bir tür filika.:FUTA Bir tür gemici düğümü.Izbarço bağı. : ALABORİNA Bir tür hafif ayakkabı. : YEMENİ Bir tür ince dokunmuş çizgi kumaş.:ÇİTARİ Bir tür ince ipekli kumaş. : PAPAZİ Bir tür ince meşin. :VAKETA Bir tür İngiliz birası.:ALE Bir tür iplik bükme aracı.:TEŞİ Bir tür işleme. : KOPANAKİ Bir tür jelatin. : AGARAGAR Bir tür kağıt süslemeciliği.:EBRU Bir tür kalın ve ağır çizme. : TOMAK Bir tür kalsiyum karbonat.:ARAGONİT Bir tür keçe çadır. : GEDEME Bir tür kement.:BOLA Bir tür kertenkele. : BABAKÖŞ: AGAMA:VARAN Bir tür keten patiska veya basma. : KRETON Bir tür keten,patiska veya basma.:KRETON Bir tür kısa hırka.:LİBADE Bir tür kömür sobası.: SALAMANDRA Bir tür kukuletalı asker kaputu,yağmurluk.:AVNİYE Bir tür kumaş. : DRA: FLANEL Bir tür kuzu eti yemeği. :KAPAMA Bir tür kürek.:AYALEMA Bir tür macun.:BERŞ Bir tür mezgit balığı. : MERLANOS Bir tür nişasta helvası.:SABUNİYE Bir tür org.: LATERNA Bir tür ökçesiz ayakkabı,yemeni. : KALAVRA Bir tür palmiye. : AREKA Bir tür pamuklu kumaş. : PAZEN Bir tür pelte. : PALUZE Bir tür perde. : STOR Bir tür peynir. : EDAM Bir tür sağlam ve yumuşak dana veya öküz derisi. : TELATİN Bir tür sert ve fazla kızarmayan domates. : KAVATA Bir tür ses alma cihazı.: DİKTAFON Bir tür sıçan. : FARİG Bir tür sıralaç. : KALAMAZO Bir tür soğanlı süs bitkisi.:AMARİLİS Bir tür süs kağıdı.: SERPANTİN Bir tür süsleme sanatı. 18. yy başında Fransa’da çok geçerli olan,kavisli çizgileri bol,gösterişli bezeme üslubu. : ROKOKO Bir tür şahin. : LAÇİN Bir tür şalvar. : ELİFİ Bir tür şeker hamuru.:NUGA Bir tür tabanca.:NAGANT Bir tür takoz.:BAT Bir tür taşkömürü.:ANTRASİT Bir tür tozluk.:GETR Bir tür verimli balçık. : LÖS Bir tür yağsız ve tuzsuz peynir. : TELEME Bir tür yapay mermer. : BREŞ Bir tür yelkenli ve motorlu yarış teknesi.:REGATA Bir tür yün örgüsü. : HARAŞO Bir tür yünlü kumaş. : KAŞE Bir tür zamk.:KİTRE:LAK Bir türün,bir olayın karakteristik yönünü veren.:SPESİFİK Bir ulusun başka bir ulusu siyasi ve ekonomik egemenliği altına alarak yayılması veya yayılmayı istemesi.: EMPERYALİZM |
Cevap : A Dan Z Ye Bulmaca Sözlüğü
B DEVAM
Bir ülkede yönetime el koyan kimselerden oluşan kurul.: CUNTA Bir ülkenin iskeleleri arasında gemi işletebilme hakkı. : KABOTAJ Bir üzüm cinsi. : İRİKARA: PAPAZKARASI Bir üzüm türü.:KARAGEVREK Bir varlığın doğası. : NELİK Bir veya iki çalgı için yazılmış,üç veya dört bölümden oluşan müzik eseri.:SONAT Bir veya iki milimlik pli. : NERVÜR Bir yada iki çalgı için yazılmış üç yada dört bölümden oluşan müzik eseri. : SONAT Bir yağ türü.:BEZİRYAĞI Bir yapıda dış kapıyla odalar arasındaki giriş bölümü.:DALAN Bir yapının Belediyece öngörülen yüksekliği. : GABARİ Bir yapının iç duvar kaplaması. : LAMBRİ Bir yarış yelkenlisi. : SNİPE Bir yaşını geçmiş inek yavrusu.:DÜVE Bir yazı sayfasının altına,metnin herhangi bir noktasıyla ilgili olarak yazılan açıklama.:HAŞİYE Bir yelkenli türü.:CÖNK Bir yengeç türü. : UCA Bir yerde biriken sıvıları dışarıya akıtmakta kullanılan oluk veya boru. : AKAÇ Bir yere gönderilen eşyanın listesi.:İRSALİYE Bir yeri kira ile tutabilmek için sahibine veya içindeki kiracıya açıktan verilen para.:HAVAPARASI Bir yetimin veya akılca zayıf birinin malını yöneten kimse. : VASİ Bir yılan türü.: PİTON Bir yıllık kuzu.:TOKLU Bir yol veya geçide girilmemesi için acele yapılan engel : BARİKAT Bir yüzeyin eğiklik derecesini anlamaya yarayan araç. Topoğraf aracı. : NİVO Bir yüzü içbükey,öbür yüzü dışbükey olan mercek. : MENİSK Bir yüzünde Kurtuluş Savaşı,diğer yüzünde ise Cumhuriyetin ilanı canlandırılan,8 Ağustos 1928’de açılan Taksim Atatürk Anıtının İtalyan heykeltıraşı.:PİETRO CANONİCA Bir zırhlı gemi türü. : DRETNOT Bir zinciri oluşturan halkalardan her biri. : BAKLA Bira yapmak için çimlendirilip kurutularak hazırlanmış arpa veya başka taneler.:MALT Birbirine bağlı kurşun bölmelere yerleştirilmiş renkli cam parçacıklarından oluşan,saydam pencere süslemesi veya resim. : VİTRAY Birbirine paralel olarak uzanan iki akarsu arasında kalmış dağ sırtı.:KIRAN Birbirine sürtünen cisimlerin karşılıklı etkileşimini inceleyen bilim dalı. : TRİBOLOJİ Birbirine uygun,karışık. : MÜMTEZİÇ Birbiriyle geçinemeyen gemi tayfası. : ALABABULA Birçok onayaklı kabukluda orta sularda yaşayan larva biçimi. : ZOE Birden çok işletmenin bir grup başkanının yönetimi altında,belirli bir işi gerçekleştirmek amacıyla belirli bir süre için oluşturdukları topluluk.:POOL Bireycilik. : İNDİVİDÜALİZM Bireyler.: EFRAT Biri Amerika’da,diğeri Madagaskar’da yetişen ve yelpaze biçiminde yaprakları olan iki ağacın ortak adı.:RAVENALA Biri öne,öteki arkaya bakan,birbirine karşıt iki yüz biçiminde betimlenen eski bir Roma tanrısı. :İANUS Bir-iki yaşında koyun. : ŞİŞEK Birimlerin başına konulduğunda on katı gösteren bir ek.:DEKA Birinci çağın ilk dönemi ve bu dönemde oluşmuş yer katmanları.:KAMBRİYEN Birinci Dünya Savaşında Osmanlı ordusunda kullanılan bir tür başlık.:KABALAK Birine bir mülkü sahip kılma. : TEMLİK Birine karşı gelmek,sert cevap vermek.:ÇEMKİRMEK Birinin ölümünü haber veren.:NAİ Birler,tekler. : YEGAN Birleşik bir ışık demetinin bir biçmeden (prizma) geçtikten sonra ayrıldığı basit renklerden oluşmuş görüntü.:TAYF Birleşikgillerden hekimlikte kullanılan ıtırlı bir bitki. : TARHUN Birleşikgillerden,kökleri sebze olarak kullanılan otsu bir bitki. : TEKESAKALI Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü’nün kısa yazılışı.: UNESCO Birlik. : VAHDET Birlikte kullanıldığı terimin anl***** aşırılık kazandıran bir müzik terimi.:ASSAİ Birmanya (Myanmar) para birimi. : KIYAT Birmanya’da sıradağlar. :ARAKAN Birmanya’nın plakası. :BA Bisiklet ve motosiklette dümenin elle tutulan kısımlarına geçirilen ve yumuşak,sentetik maddeden yapılan kaplama.:ELCİK Bistüri. : NEŞTER Bit yavrusu. : YAVŞAK Bit,tahta kurusu gibi böceklerin yumurtası.:SİRKE Bit. : KEHLE Bitki hastalıklarını inceleyen bilim dalı.:FİTOPATOLOJİ Bitki kökleri,şeker,misk,dövülmüş ceviz veya fındık içi ile yapılan bir tür şekerleme.:DEVAİMİSK Bitki. : VİTAL Bitkilerden elde edilen ilaçlarla hastalıkların tedavisi.: FİTOTERAPİ Bitkilere,özellikle ekinlere zarar veren bir böcek.:BAMBUL Bitkilerin,hayvanların doku ve sıvılarında bulunan,birleşimi karbon,oksijen,azot,hidrojen ve kükürt olan,suda eriyen,beyaza yakın renkte,yapışkan madde.:ALBÜMİN Bitkinin doğal olarak yetiştiği yer,yurt.:HABİTAT Bitkisel tellerden yapılmış kaba örgülü büyük çuval. : TELİS Bitkisiz. : AFİTAL Bizans kiliselerinde kadınlara ayrılan bölüm. : YİNEKE Boagillerden,Afrika ve Asya’da yaşayan,zehirsiz,çok güçlü büyük yılan.:PİTON Boagillerden,tropikal Amerika’da yaşayan,avını sararak ve sıkarak öldüren yılan.:ANAKONDA Bodrum yakınlarında turistik bir belde.:TÜRKBÜKÜ Boğa güreşçisi. : TORERO Boğa güreşi.:KORİDA Boğa,tosun.:KELE Boğanotunun güz çiğdemi de denilen bir türü. : İTBOĞAN Boğaya tutulan kırmızı şal (Matadorların boğayı yormak ve hırslandırmak için kullandıkları kırmızı renkli kumaş parçası). : MULETA Boğaz mukozasının şişmesi,yutak iltihabı.: ANJİN Bol,verimli,gür.:FEYYAZ Bolivya’nın başkenti. : LAPAZ Bolkar dağları ile Ala dağlar kütlesini birbirinden ayıran tektonik çukur. : ECEMİŞ Bolluk,genişlik.:FERAHİ Bolu ilinde bir kaplıca.:SAROT Bolu yakınlarındaki kayak merkezi. : KARTALKAYA Bolu’nun Göynük ilçesinde,doğal güzelliğiyle tanınmış bir göl.:SÜNNET GÖLÜ Bombalardan korunmak için yerin altına kazılmış siper.:KAZAMAT Borazan kuşu. : AGAMİ |
Cevap : A Dan Z Ye Bulmaca Sözlüğü
Borç alınan bir paranın belirli zamanlarda ödeneceğini gösteren senetler.:ESHAM
Borç alma. : İSTİKRAZ Borç veren,alacaklı : DAİN Borç veren.:DAYİN Borç verme anlamında eski bir sözcük. : İDANE Borç verme. : İKRAZ Borçlar.:DÜYUN Borda kaplamalarını yerleştirmek için ahşap gemilerin omurgalarına açılan yuva. : AŞOZ Borneo dağlarında yaşayan sülün. : RALİC Borsada kesin vadeli değerlerin kuru ile primli değerlerin kuru arasındaki fark. : EKAR Boru sesi. : Tİ Boruları döndürmeden eklemeyi sağlayan bağlantı parçası. : RAKOR Borusunun içinde,ağız deliğinin altında bir tapa (blok veya dil ) bulunan ve ucundan üflenerek çalınan kavallara verilen ad. : DİLLİDÜDÜK Bostanda yapılan bekçi kulübesi. : GÜMELE Boş alan korkusu.: KENOFOBİ Boş,anlamsız söz.:FASARYA Boş,çürük,yanlış. : BATIL Boş,yararsız : . MALAYANİ Boş. : TEHİ Boş.,yararsız,.saçma. : ABES Boşanma. : TALAK Boşanmış kadın. : TALİKA Boşluk. : KAVİTE Boşluk.:VAKUM Boşta gezen.:HAYTA Boşuna.:BEYHUDE Botanikte köksap.: RİZOM Botanikte populus olarak tanımlanan söğütgillerden uzun orman ağacı.: KAVAK Botanikte,kabuğu çatlamamış meyve kabuğuna verilen ad.: AKEN Bovling oyununda devrilmeye çalışılan,üzeri plastik kaplı tahta kuka. : PİN Boy,endam. : KAMET Boy,klan. : ANAR Boyacılık ve sepicilikte kullanılan tanence zengin bitkisel özüt. : KAŞA Boyacılıkta kullanılan,nikel ve demire benzeyen,gümüşi renkte bir element.:KOBALT Boyalı ve yapışkan suyun üzerine kapamak yoluyla kağıda yapılan bir çeşit dalgalı ve kareli süs.:EBRU Boyanmamış seramik rengi. : ZEM Boylam uzunluk. : TUL Boynuz.:KARN Boynuzdan yapılan bir çeşit boru. : NEFİR Boyu yüz metreyi aşabilen bir ağaç.: OKALİPTÜS Boyu 40-60 cm,vücudu silindir biçiminde,gaga gibi ince uzun sivri ağızlı geçici bir balık.:ZARGANA Boyunduruk. : NİR Boyut.:BUUT Boyutları farklı iki gövdeden oluşan tekne tipi.: PRAO Bozukluk ,yanlışlık. : SAKAMET Bozukluk,yanlışlık,eksiklik.:SAKAMET Bozularak kokuşmuş.:CILK Bozulmak,ekşiyip çürümek.: EPRİMEK Böbrek üstü bezlerinin etkili bir maddesi. :ADRENALİN Böbürlenme. : TAFRA Böcek.:HAŞERE Böcekbilim.:ENTOMOLOJİ Böceklerde baş ile karın arasında kalan beden bölümü. : TARAKS Böcekleri inceleyen bilim dalı.: ENTOMOLOJİ Böceklerin kurtçuk durumundan yetişkin duruma geçerken arada aldıkları özel biçim. :NEMF Böceklerin kurtçuk durumundan yetişkin duruma geçerken arada aldıkları özel biçim.:NEMF Böğürtlen,diken dutu,it üzümü. : BÜK Böğürtlen.:BÜK Bölüştüren, ayıran, ikilem. : MUKASSİM Bram Stoker’ın sinemaya da uyarlanmış ünlü korku romanı.:DRAKULA Brezilya müziği.(1950’lerin sonlarında ortaya çıkarak halk arasında yaygınlaştı).:BOSSANOVA Brezilya’da bir kent. : NATAL Brezilya’da büyük kentlerin çevresini saran gecekondulara verilen ad. : FAVELA Brezilya’nın para birimi. : REAL Brezilya’nın plaka işareti. : BR Briçte iki manştan oluşan bölüm.:ROBER Briçte karşı tarafa ancak bir el vererek çıkarılan oyun. : ŞLEM Briçte kazanılan her ele verilen ad.: LÖVE Briçte oyunculardan birinin elinde bir renkten hiç kağıt bulunmaması. : ŞİKAN Briçte,bir eli üstün bir kağıtla almayıp daha aşağı bir kağıtla almaya verilen ad.:EMPAS Bronz. : TUNÇ Bu günkü belediyenin Türkiye’de ilk kurulan biçimi. : ŞEHREMANETİ Bu günkü Hollanda,Belçika ve Kuzeydoğu Fransa’ya eskiden verilen ad.: FELEMENK Buddha’nın Çin’deki adı.: FO Budistlerin en büyük tanrısı. TARA Budizm de ruhun ulaştığı en yüksek mertebeye verilen ad. : NİRVANA Budun ön kısmından elde edilen ve kızartmaya elverişli olan dana eti. : NUAR Buğday tanesinin olgunlaşmış içi.,bir şeyin özü. : EVİN Buğday,toprak gibi şeylerin elendiği iri gözlü kalbur.:GÖZER Buhar. : İSTİM Buharlı hamam. : SAUNA Bukalemun. : KAYAKELERİ Bulanık,net olmayan. : FLU Bulaşıcı hastalıklar bulunan bir ülkeden gelmiş insanların karantinaya alındıkları binaya verilen ad. : LAZARETTO Bulaşıcı,geçici.:SARİ Bulgar parası. : LEVA Bulgaristan’ın plakası. : BG Bulgur,biber,soğan,domates gibi şeylerle yapılan ve asma yaprağına sarılıp çiğ olarak yenen bir yemek. : BAT Bulmaca anlamında kullanılan bir sözcük.: ENİGMA Bulmaca bilim. : ENİGMATOLOJİ Bulut. : SEHAB Bunama. : ATEH Bunamış.: MATUH Bundan böyle. : BADEMA Bundan dolayı. : BİNAENALEYH Bunun gibi,böyle. : HAKEZA : KEZALİK Burçlar kuşağının dördüncü işareti (Yengeç).:CANCER Burdur’da bir baraj.:ONAÇ Burgaç,çevri,eğrim. : ANAFOR Bursa – Mustafakemalpaşa’da bir kaplıca. : DÜMBÜLDEK Bursa ili Mustafakemalpaşa ilçesinin eski adı. : KİRMASTİ Bursa’nın Gemlik ilçesinin antik dönemdeki adı.:KİOS Bursa’nın Mudanya ilçesine bağlı,tamamıyla sit alanı olan Zeytinbağı bucağının eski adı.:TİRİLYE Burun boşluğu ile orta kulağı birleştiren boru biçimindeki yola verilen ad.:ÖSTAKİ Burun iltihabı. : RİNİT Burun kanaması. : EPİSTAKSİS Burun ve burun boşluğu hastalıklarıyla uğraşan patoloji dalı.: RİNOLOJİ Burun. : ENF Burunotu.: ENFİYE Buzul.:CUMUDİYE Bükerek germek için iki kat edilmiş bir ipin ucuna geçirilen tahta parçası. : TOYAKA Bükme ve fırlatma tekniklerini kullanması ve saldırganın gücünü ve hamlelerini ona karşı kullanmayı amaçlaması bakımından Jiujitsu ve Judo dövüş tekniklerine benzeyen kendini savunma sistemi.:AİKİDO Bütün beslenme işlevlerinin bozulmasıyla oluşan ileri derecede zayıflık. : KAŞEKSİ Bütün beslenme işlevlerinin bozulmasıyla oluşan ileri derecede zayıflık.:KAŞEKSİ Bütün denizlerde yetişen,emici köklerle kayalara tutunan,uzun şeritler durumunda bir deniz yosunu.: LAMİNARYA Bütün dünyaya yayılmış küçük yaprak böceği. : LUPERUS Bütün Hıristiyan kiliselerinin birleştirilmesini amaçlayan hareket.:EKÜMENİZM Bütün vücudu yıkamak.:ÇİMMEK Bütünleşme,birleşme.: ENTEGRASYON Bütünleşme,birleşme.:ENTEGRASYON Bütünsel. : TOTAL Büyücü.:CADI Büyük araç korunağı,sundurma. : HANGAR Büyük bakraç.Su kovası. : SİTİL Büyük balıkçı kayığı. : ALAMANA Büyük balıkların göğsüne yapışık olarak yaşayan küçük balıklara verilen ad.:RAMORA Büyük bir maymun türü.:LANGUR Büyük bira bardağı.:ŞOP Büyük boynuzları olan bir yaban koyunu : ARGALI Büyük bölümü hazır olarak buzdolaplarında saklanan,sonradan birleştirilip çabucak hazırlanabilen basit ve standart yiyecek servisinde uzmanlaşmış lokanta.:SNACK Büyük bölümü saf metandan oluşan,kolayca tutuşabilen bir gaz.:GRİZU Büyük çağlayan.:ÇAVLAN Büyük çarpmaları,bölmeleri,kök ve kuvvet alışlarını yapabilmek için bulunan bir yol.:LOGARİTMA Büyük çivi. : ENSER: MIH Büyük çoğunluğu Moldova’da,az bir bölümü Deliorman,Dobruca,Besarabya ve Ukrayna’da oturan Ortodoks Türk halkı.:GAGAVUZ Büyük delikli kalbur. : SARAT Büyük devletler. (İngiltere,Fransa,Almanya ve Rusya). : DÜVELİ MUAZZAMA Büyük erkek kardeş,ağabey. : EDE Büyük hasır çanta.Hasırdan örülmüş saplı torba. : ZEMBİL Büyük havan. : DİBEK Büyük havuz.:BİRKE Büyük Hindistan cevizi. : NARCIL Büyük ırmak. : ŞAT |
Cevap : A Dan Z Ye Bulmaca Sözlüğü
Büyük iplik çilesi.: KELEP
Büyük kötülük. : MELANET Büyük küpeleriyle tanınan ve dinsel inançlarında Hindu,Şiva,Tandra Budhacılığı ve Hathayoga’ya özgü ögeleri birleştiren Şivacı çileciler tarikatı.: KANPHATAYOGİ Büyük mağaza.:BONMARŞE Büyük Menderes deltasında,zengin bir kuş yapısına sahip olan göl.:KARİNE Büyük meşin heybe. : HURÇ Büyük ocaklardan ateşi dışarı çekmek için kullanılan uzun saplı demir araç. : GELBERİ Büyük ocaklardan ateşi dışarı çekmek için kullanılan uzun saplı demir araç.:GELBERİ Büyük Okyanus da yer alan,dünyanın en derin çukuru. : MARİANA Büyük piliç. : YARKA:BULADA Büyük pulluk.Kotan. : KUTAN Büyük Rus kentlerinin yakınındaki tatil evlerine verilen ad.: DAÇA Büyük saban.,pulluk anlamında yerel sözcük. : KOTAN Büyük sandal. : BARKA: ŞALUPA Büyük sıçan.: KEME Büyük su kabı.:BİDON Büyük tencere. : KAÇARULA:HARANA Büyük ve derin karavana,kazan. : KERES Büyük ve görkemli ev. : KONAK Büyük ve ulu.:CELİL Büyük yelkenli gemi.:CÖNK Büyük yılan.: EJDER Büyük yün çilesi. : KELEP Büyük zoka. : SİNARA Büyük,kocaman.:CESİM Büyük,yetişkin,yaşlı. : EKE Büyük,yumurtamsı,kırmızımsı mavi renkli bir erik türü.:AYNABAKAR Büyükbaş yada küçükbaş hayvanların bağırsakları temizlenip içine ciğer,soğan,pirinç ve baharattan oluşan iç doldurularak yapılan dolma. : BUMBAR DOLMASI Büyükelçi.: SEFİR Büyüklük,irilik.:CESAMET Büyüklük,yücelik. : İZZET Büyükşehir,anakent.: METROPOL Büyültme. : AGRANDİSMAN Büyüme hormonunun aşırı salgılanmasına bağlı olarak ellerde,ayaklarda ve başta aşırı büyüme gibi değişikliklerle belirgin hastalık.:AKROMEGALİ Büyümemiş karpuz. : KALAK: ŞALAK Büyüteç. : LUP Büyütme,abartma. : İZAM |
Cevap : A Dan Z Ye Bulmaca Sözlüğü
C
Caddelerde kutlama için kurulan süsler. :TAK Cahiliye devri Arap şairi.:NABİGA Cahiller.:CÜHELA Cam bilye. : CİCOZ Cam,sedef,taş v.v den yapılmış renkli süs tanesi.:BONCUK Cami hademesi.:AYYUM Camide namaza kalkmak için okunan ezan.: KAMET Camide verilen ders.:DERSİAM Camilerde iç avluda yer alan,havuz biçiminde bir haznenin çevresinde bulunan musluklardan oluşan,üstü kapalı yada açık çeşme. : ŞADIRVAN Camilerde parmaklıklarla çevrilmiş yer.:MAKSURE Camlı taraça.:VERANDA Can Yücel’in,Deniz Gezmiş’i anlattığı ünlü şiiri.:MARENOSTRUM Can. : ANİMA Canlandırıcı. : ANİMATÖR Canlı bir organizmanın oluşturduğu ona özel bir renk veren kimyasal madde.:PİGMENT Canlı bir varlığın içinde bulunduğu doğal veya maddi koşulların tümü.:ORTAM Canlı olmayan cisim.:CİRİM Canlı,hareketli.:CEVVAL Canlı,parlak ve koyu pembe renk. : FUŞYA Canlılarda ve makinelerde kontrol,iletişim ve işleyişi inceleyen bilim.:SİBERNETİK Canlıları benzerlik ve farklılıklarına göre sınıflandıran bilim.:TAKSONOMİ Canlıların aralarındaki bağlantıları ve ortamlarıyla olan ilişkilerini inceleyen biyoloji dalı.:EKOLOJİ Canlıların bölümlenmesinde dalların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. : FİLUM Canlıların hücre,doku ve organlarının görevlerini ve bu görevlerin nasıl yerine geldiklerini inceleyen bilim dalı. : FİZYOLOJİ Cansız olan.: İNORGANİK Cansız şeyler.:ECRAM Cansız varlıklar.:CEMADAT Cansız. : CAMİT Casus.Ajan. : ÇAŞIT Cava ve Bali gibi,Endonezya adalarından biri.(Eski adı Selebes). : SULAWESİ Cava yerlilerinin silahlarına sürdükleri çok güçlü bitkisel zehir. : UPAS Cazibe. :ALBENİ Cebirde bir denklemin katsayılarına giren değişken nicelik.:PARAMETRE Cehennem bekçisi.:ZEBANİ Cehennem.: TAMU Celbeden,çeken.:CALİP Cem Sultan’a Avrupalılarca verilen ad.:ZİZİM Cemal Süreya’nın şiir kitabı.: SICAK NAL Cenaze namazı kılmak için veya bayram ve Cuma namazına cemaati çağırmak için minarelerde okunan dua,çağrı ezanı.:SALA.: SELA Cendere. : PRES Cendere.:SIKMAÇ Cengiz Han’ın annesinin adı. : ULUNEKE Cennet ile cehennem arası. : ARAF Cennet.:BEHİŞT Cennetkuşu da denilen ve gösterişli çiçekleri olan bir süs bitkisi.:STARLİÇE Cennetlik. : NACİ Cennette bulunduğuna inanılan kutsal su. : KEVSER Cennetteki iki melekten biri. : RIDVAN Cephe.:CENAH Cepken altına giyilen kolsuz bir çeşit giysi.: GAZEKİ Cerrahi aletler bilgisi. : ASİDOLOJİ Cerrahide,marangozlukta kullanılan bir maddeyi kazımaya yarayan bıçak biçiminde araca verilen ad. : İSPATULA Cesareti ve gücü ile tanınan dayanıklı bir köpek cinsi. : TERİYE Cesur,korkusuz.:SERBAZ Cevat Şakir Kabaağaçlı. : HALİKARNAS BALIKÇISI Cevher.: TÖZ Ceviz veya badem içi.:ÇİĞE Ceviz. : KOZ Cevizin yeşil kabuğu veya yaprağı. : TETİR Ceylan derisi.: RAK Ceylan. :AHU : GAZAL Cezaevinden serbest bırakılan suçlunun toplum yaşantısına yeniden uyabilmesini sağlamak amacıyla yapılan yardım çalışması.:PATRONAJ Cezalandırma.:TECZİYE Cezayir kurtuluş savaşında,Fransa saflarında yer alan Cezayirlilere verilen ad.:HARKİLER Cezayir sahrasında vahalar dizisi. : RİR Cezayir’de doğan ve Arap müziğiyle Batı müziğinin karışımı olan müzik türü. : RAİ Cılız,zayıf. : İNEZE Cıvataların altına yerleştirilen ortası delik yuvarlak metal parça. : RONDELA Ciddi bir eseri veya olayı alaya alarak güldürme amacı güden komedi türü.Gülüt. : PARODİ Ciddi işlerle uğraşmayan,havai.:YELEKE Cila yapmakta kullanılan bir çeşit reçine. : KOPAL Cila.:PERDAH Ciltcilikte kitap yapraklarını düzgün tutmaya yarayan ince örülmüş şerit.Pehlivan kispetinin paçası. : ŞİRAZE Ciltte çeşitli sebeplerle oluşan kaşıntılı döküntüler,kurdeşen.: ÜRTİKER Cilveli. : FETTAN Cimri. : NEKES Cinayet. : KIYA Cinnet,delirme,çıldırma.:CÜNUN Cinsel dürtünün enerjisi. Cinsel içgüdünün belirtilerini taşıyan yaşama gücünün bütünü. : LİBİDO Cinsel uyarılmada ve doyumda,alışılmışın dışında davranışlara ve özel nesnelere zorunluluk duyma. : PARAFİLİ Cinsellik korkusu.: EROTOFOBİ Cokeylerin giydiği bir tür başlık.: TOK Cömert,dost. : AHİ: AKA Cömert,eli açık.:CEVAT Cumba.:SAHNİŞİN Cümle bilgisi.:NAHİV.: SENTAKS Cüruf.: DIŞIK Cüzam hastalığına tutulmuş olan kimse.:MİSKİN Cüzam. : LEPRA Cüzamlı. : ALATEN Cüzi,kısmi. :TİKEL |
Cevap : A Dan Z Ye Bulmaca Sözlüğü
Ç
Çabalama.:CEHT Çabuk kurumasını sağlamak için boyaya az miktarda katılan madde. : SİKATİF Çabuk yol alan,hızlı giden.:YÜRÜK Çabukluk,hız,sürat : İVİNTİ Çadır kümeleri. : ASARİM Çağlar,devirler. : EDVAR Çağrı kağıdı. : OKUNTU Çakala benzer vahşi bir hayvan.:KARAKULAK Çakıllı ve bozuk yol. : NALDÖKEN Çalgı ağızlığı ile pistonu olan,boyundan geçirilerek tutulan,çember biçimli,üflemeli bakır çalgı.:HELİKON Çalgıcıların kullandığı bahşiş.:ALATURA Çalgıç,mızrap.:TEZENE Çalgılı meyhane. : TAVERNA Çalı bahçe duvarı. : ÇİT Çalışan,çaba gösteren.:CAHİT Çalışan,gayret eden. : SAİ Çalışkan.:HAMARAT Çalışma. : SAY Çalma,hırsızlık.: SİRKAT Çam ağacından yapılmış su testisi. : SENEK Çam ağacının çiğnenip emilen iç bölümü ve bunu almak için ağacın gövdesine açılan yara,soymuk. : YALAMUK Çam ağacının reçineli kabuğu. : ZAVİL Çam sakızı. : REÇİNE : AKMA Çam,ardıç,ladin ağaçlarının iğne gibi ince yaprakları. : PÜR Çam,ardıç,sedir gibi ağaçların yaprağı.: İBRE Çamaşır leğeni.:TEŞT Çamaşır yıkamada kullanılan yassı tokmak. : TOKAÇ Çamaşır yıkarken kullanılan tahtadan yassı tokmak.:TOKAÇ Çamaşırcı ayı’ denilen,kürkü kıymetli bir hayvan. : RAKUN Çamaşırın az kirli ve köpüklü son suyu. : EPRİK Çamgillerden,yüksek bölgelerde yetişen,kozalaklı bir orman ağacı. : KÖKNAR Çamur tedavisi. : PALEOTERAPİ Çamur,cıvık.:LAY Çamurcun,eğri koca gibi adlar da verilen ve yurdumuzun sulak alanlarında yaşayan küçük ördek cinsi.:ÇAKIRKANAT Çan,çıngırak. : DERA Çanakkale Boğazı’nın Nara Burnu mevkiinde,1954 yılında,Dumlupınar denizaltımıza çarparak batıran İsveç tankeri.: NABOLAND Çanakkale Boğazında Dumlupınar deniz altısına çarparak, dört Nisan 1953’de batmasına neden olan İsveç yük gemisi. : NABOLAND Çanakkale ilinde ünlü bir antik kent.:ASSOS Çanakkale’nin Ezine ilçesinde bir kaplıca.:KESTANBOLU Çanta ve ayakkabı yapımında kullanılan sepilenmiş dana derisi. : VİDALA Çanta,eldiven yapımında kullanılan yumuşak deri.:NAPA Çapkın.:HOVARDA Çarlık Rusya’sında gizli ve siyasi polis birliği.:OHRANA Çarmıha giden İsa’ya kötü davrandığı için sonsuza dek yürümeye mahkum edilen efsanevi kişi.:AHASVERUS Çarpan balığı. : TRAKUNYA Çarpık,eğri ağız. : YILIK Çarşıya,pazara getirilen şeylerden alınan tartı vergisi.:KANTARİYE Çavuşkuşu,hüthüt.:İBİBİK Çay ağzında yapılmış olan balıkçı büğeti. : KARMIK Çeçenlerin kendi ülkelerine verdikleri ad.:İÇKERİYA Çekici.:CALİP Çekilerek balık avlamaya yarayan,genellikle daire şeklinde el ağı. : TRATA Çekim ve baskı işlemlerini çok çabuk ve otomatik olarak yapan fotoğraf makinesi.:POLAROİT Çekinik. : RESESİF Çekinme,sakınma.:İBA Çekinmeden.:BİPERVA Çekişme.:CİDAL Çelik. : PULAT Çelikkalem takımyıldızının Latince adı.:CAELUM Çelimsiz ve biçimsiz kimse.:CİMBAKUKA Çelişki. : TENAKUZ Çember biçiminde,tellerden yapılma,torbaya benzer,büyük gözlü ağ.:APOŞİ Çember ve demir tellerle bağlanmış ticaret eşyası.:BALYA Çemberin çevresinin çapına oranını gösteren sayı.: Pİ Çemen otu.: POY Çene yarıştırma. : TALK-SHOW Çeper,zar.:CİDAR Çerez olarak yenen tahıl kavurgası.:FİRİK Çerkezlerin ulusal destanı. : NART Çeşitleme.:VARYASYON Çeşitler.:ENVA Çeşitli boğanotu türlerinden elde edilen bir alkaloit. : ATİZİN Çeşitli dans ve oyunlardan oluşmuş sahne gösterisi. : REVÜ Çeşitli gösterilerin yapıldığı eğlence yeri.: KABARE Çeşitli malzemelerin sanatsal amaçla bir araya getirildiği ürün. : KOLAJ Çeşitli tropikal bölgelerde genellikle kuru,sağanaklardan sonra geçici akarsuya dönüşen sel yatağı.:ARROYO Çeşitli yükleri yukarı çekmek için halattan yapılmış sapan. : İZBİRO Çeşitli yüzeyleri istenilen konuma getirmek için kullanılan ölçü aleti.:SUTERAZİSİ Çeşme zıvanası. : MASURA Çeşme,musluk vs. çevreye sıçramasını veya akıp gitmesini önlemek için konulan delikli taş tekne.:YALAK Çete.:GANG Çevre.:ETRAF Çevrili girinti. : ALKOV Çıkılması güç kayalık yer.:LAÇİN Çıkrık veya dişli yardımıyla ağır yükleri kaldırmaya veya çekmeye yarayan bir alet.:BOCURGAT Çıkrıkçı çarkı.: TARTURA Çılgın,divane. : ŞEYDA Çınar,meşe,palamut gibi ağaçların meyvesi.:PELİT Çıplak toprak./Kel. : DAZ Çıplak,tüysüz. : CAVLAK Çırak.: ŞAKİRT Çiçeğin dıştan ikinci halkasında bulunan yaprakların hepsi.: TAÇ Çiçek bozuğu yüz.:ÇAPAR Çiçek demeti. : BUKET Çiçek tozu. : POLEN : TAL Çiçek. : ŞÜKUFE Çiçekleri hekimlikte kullanılan ve kökleri kavrularak yenilen bir bitki,sığırdili.:HODAN Çiçekleri katmerli ve mor renkte bir tatula türü.:NAVÇAĞAN Çiçekleri sinek örümcek gibi kimi böcekleri andıran otsu bir bitki.:OFRİS Çift sürerken öküzleri yürütmek için kullanılan, ucuna sivri demir çakılmış uzun değnek. : ÜVENDİRE Çift atlı binek arabası. : KAROÇA Çiftleşme zamanı gelmiş kısrak yada dişi eşek. : GÜRE Çiftlik uşağı.:AZAP Çile durumundaki ipliği yumak yapmak veya masuraya sarmak için,üzerine geçirilen kafes dolap biçimindeki hafif ve bir eksen üzerinde dönen araç.: ELEMGE Çimenlik,bahçe.:ÇEMENZAR Çin ayısı. : PANDA Çin düşüncesinde dişi ilke : YİNG Çin felsefesinde doğru yolu yada cennetin yolunu belirten temel kavram. : TAO Çin felsefesinde eril,gök,aydınlık,etkin ve delici olarak düşünülen ilke. : YANG Çin gongu. : TAMTAM Çin gülü. : KAMELYA Çin Halk Cumhuriyeti’nde bir ırmak.:İRTİŞ Çin kirazı denilen ve nemli topraklarda yetişen bir meyve.: LİÇİ Çin müziğine özgü dört veya beş telli lavta. : PİPA Çin ve Japonya’da oynanan bir strateji oyunu. Çin satrancı. :GO Çin,Vietnam,Malezya’da yetişen ve lifleri dokumacılıkta kullanılan değerli bir bitki.: RAMİ Çin’de Buda’ya verilen ad. : FO Çin’de yetişen ve meyvelerinden kurutucu bir yağ elde edilen ağaç. : TUNG Çin’in eski para birimi.: TAEL Çin’in para birimi. : YUAN Çin’in plakası.: TJ Çinakoptan büyükçe lüfer. : SARIKANAT Çingene çadırı.:ÇERGİ Çingene.:KIPTİ Çinko banyosu. : GALVANİZ Çinko,bakır ve nikelden yapılan,gümüşü andırır bir alaşım.Mayşor. : ALMAN GÜMÜŞÜ Çinko.:TUTYA Çinkonun başlıca cevherlerinden biri olan doğal çinko sülfür. : BLEND Çinlilerin bir uzunluk ölçüsü. : Lİ Çipura balığının,boyu 10 santimetreye kadar olan gençlerine verilen ad.:LİDAKİ Çirişli bir çeşit parlak bez.: KETAL Çirkin huy. : ENİR Çirkin.:KAKNEM Çiroz durumundan çıkarak yağlanmaya başlamış olan uskumru.:LİPARİ Çit yapmakta kullanılan büyük kızak.: SÖVEN Çit,perde. : ÖR Çit.: ÇEPER Çitlembik. : MELENGİÇ Çivit renginde koyu mavi.:NİLGÜN Çiy, kırağı. : JALE: ŞEBNEM Çizgi. : HAT Çizgileri olan kumaş.: REYE Çizgilerin,yüzeylerin,katı cisimlerin birbirine rastlayıp kesiştikleri yer.:ARAKESİT Çizilerek veya oyularak açılan kertik. : ÇETELE Çoban düdüğü denilen keskin kokulu bir bitki. : MEYHANECİ OTU Çoban düdüğü. : TİKE Çoban düdüğüne halk hekimliğinde verilen ad.:AZARON Çoban köpeği.:KARABAŞ Çoban türküsü. : KAYABAŞI : İGLOG Çoban yamağı anlamında kullanılan yöresel bir sözcük. : ÇONA Çoban yıldızı,Venüs.:ÇOLPAN Çoban yıldızı. : KERVANKIRAN Çoban.: RAİ Çobanların çaldığı ıslık. :ASADOLU Çobanların omuzlarına aldıkları dikişsiz,kolsuz,keçeden üstlük : KEPENEK Çocuk hastalıkları ile ilgili bilim dalı. : PEDİATRİ Çocuk oyunlarında kale olarak kullanılan çukur.:MELE Çocuklarda,karın şişmesiyle beliren bir hastalık.:KIRBA Çocukları korkutmak için kendisinden söz edilen bir yaratık,umacı,hayalet.:KARAKONCOLOS Çoğu kıldan dokunmuş büyük çuval.: HARAR Çoğulcu.: PLÜRALİST Çoğunluğu Türk soyundan olan ve Polonya topraklarında oturan Musevi topluluğu.:KARAİMLER Çoğunlukla akaryakıt gibi sıvı maddeleri taşımada kullanılan,silindir biçiminde,metalden büyük kap.: GALON Çoğunlukla bir kütleyi çok daha küçük bir kütle yardımıyla tutmaya yarayan alet.:BASKÜL Çoğunlukla döşemelik olarak kullanılan,keten veya ipek karışımı bir kumaş.: DAMASKO Çoğunlukla hidrojen veya helyumla şişirilmiş güdümlü balon.:ZEPLİN Çoğunlukla imaretlerde yoksullara verilen kepekli undan yapılmış pideye benzer bir tür ekmek.: FODLA Çoğunlukla yemek pişirmekte kullanılan,içinde ızgarası bulunan,ayaklı ve taşınır ocak.:MALTIZ Çoğunlukla yüzey sularından yoksun mağaralarla ve yer altı ırmaklarıyla örülü kıraç ve kayalık arazi. : KARST Çok acıklı olay.: HAİLE Çok anlamlı bir kelimeye her defasında başka bir anlam yükleyerek birbirine yakın birkaç yerde kullanma. : CİNAS Çok az kaldı anlamında bir sözcük.:RAMAK Çok beyaz.:APAK Çok bilinen bir sözü veya atasözünü biraz değiştirip eklemeler yaparak güncel sorunları belirten cümle.:LAFORİZMA Çok bükümlü ipliklerle dokunan ve kendine özgü dalgalı bir görünümü olan kumaş.:KREP Çok eski bir geçmişi olan ve kimi Şinto törenlerinde yapılan dinsel Japon dansı. : KAGURA Çok eski bir tarihi anlatır. : Fİ Çok gizli.:EKTEM Çok güzel,en güzel.:AHSEN Çok hızlı gidebilen bir tür keşif gemisi. : SKAVUT Çok hücreli canlılarda hücrenin belli evrelerden geçerek çoğalması.:KARYOKİNEZ Çok iğneli olta takımı. : ÇAPARİ Çok iğneli uzun balık oltası. : PARAKA Çok ince bir yün cinsi. : KAŞMİR Çok ince toz tanesi.: TOZAN Çok ince ve çok seyrek muslin yada pamuklu bez. : ADATİS Çok iri ve kaba şey.: LENDUHA Çok kaynatılarak koyulaştırılmış şerbet.:ŞURUP Çok kepekli un. : PASPAL Çok kısa boylu,bücür.:BODUR Çok öfkeli.Kötü ve korkunç cin. : İFRİT Çok övünen. : FAHUR Çok parlak.: BER Çok pullu,gümüş renkte,beyaz etli bir balık.:KEFAL Çok rüzgarlı yer.: TOZKOPARAN Çok sesli müzikte bir beste.: FÜG Çok süslü giyinen ve modaya düşkün kadın. : KOKET Çok şey bilen,her şeyden anlayan.:HEZARFEN Çok şiddetli ve çevrintili bir yel. : KASIRGA Çok tanrıcılık. : PAGANİZM Çok tanrılı dinden olan kimse. : PAGAN Çok tehlikeli bir köpek balığı türü. : HARHARYAS Çok üşümek.:BUYMAK Çok verimli,bol,eksiksiz.: ONGUN Çok yırtıcı bir deniz balığı.:MURANA Çok yiyen,obur.:HIRA Çok yorulmak. : TELESİMEK Çok zaman tahıl,kepek ve keten tohumu karışımından oluşan at yemi. : MAŞ Çokluk. : KESRET Çorak toprak. : KEPİR Çorba gibi yiyeceklere lezzet kazandırmak için un ve yağla yapılan sosa verilen ad. : MEYANE : MİYANE Çorum bezi de denilen ve geleneksel el tezgahlarında dokunan bir tür bez.:KENEFİ Çorum ilinde,Hitit Uygarlığını aydınlatan ünlü höyük.:ALACAHÖYÜK Çorum’da,Hititler döneminde yapılmış açık hava tapınağı.: YAZILIKAYA Çorum’un Mecitözü ilçesinde bir kaplıca.: BEKE Çorumun Alaca ilçesinde ünlü bir höyük. : ESKİYAPAR Çöl bölgelerinde bazı çukurların tabanını kaplayan tuzlu ve killi toprak.: TAKİR Çöl bölgelerinde yaşayan bir sürüngen türü. : SKİNK Çöl.:BEYABAN Çölde fırtına sonucu tepecikler halinde yığılan kum kütlesi.:KAUR Çölde işaret için konulan taşlar. : ARAM Çöllerde veya deniz kıyılarında rüzgarların yığdığı kum tepesi.Kumul./Buzul : EKSİBE. Çöllerde veya deniz kıyılarında rüzgarların yığdığı kum tepesi. : KUMUL Çözgü ve atkının kumaş yüzeyi üzerinde kendiliğinden bir desen oluşturduğu her tür kumaşa verilen ad. : FASONE Çözgü veya atkının kumaş yüzeyi üzerinde,kendiliğinden desen oluşturduğu her tür kumaş.:FASONE Çözgü. :ARIŞ Çözgüsü ipek veya sentetik elyaf,atkısı kalın pamuk veya yün olan kumaş. : BENGALİN Çubuk veya kamıştan yapılmış bağ ve bahçe kulübesi.: HUĞ Çuha kumaşının sarıldığı top.: PASTAV Çukur yer.: ESİK Çulluk. : BEKAS Çürütülmüş tütünden yapılan ve buruna çekilen keyif verici toz. : ENFİYE |
Cevap : A Dan Z Ye Bulmaca Sözlüğü
D
Dadı. : TAYA Dağ geçidi.: AŞIT Dağ keçisi. : ELİK: YAĞMURCA Dağ kırlangıcı da denilen küçük bir kuş. : EBREHE Dağ kırlangıcı denilen küçük bir kuş ,Keçisağan.:EBABİL : EBREHE Dağ lalesi.Manisa lalesi: ANEMON Dağ servi’si. : SEDİR : ARAR Dağ sırtlarında davarların yatırıldığı düz,rüzgar almayan kuytu yer.: ARKAÇ Dağ sırtlarında geçit veren çukur yer.Dağ üzerindeki yüksek geçit. : BELEN Dağ tavuğu. : ÇİL Dağ yürüyüşü. : TREKKİNG Dağcılık. :ALPİNİZM Dağılma, : İNFİSAH Dağıtıcı.:MÜVEZZİ Dağıtım.:TEVZİ Dağlarda yetişen,rengi hafif yeşil bir çeşit yaban soğanı.:KÖMÜREN Dağların oyuk,kuytu yerleri.: KEPEZ Dağlık yer.:CEBELİSTAN Daha çok ayakkabı yapılan bir çeşit sağlam ve parlak kumaş.:KARAMANDOLA Daha çok hayvan postundan yapılan bir başlık türü.:BÖRK Daha çok kadınların bluz üzerine giydikleri yelek. : JİLE Daha çok Karadeniz yöresinde giyilen bir tür erkek ayakkabısı. : ÇAPULA Daha çok Nil ırmağında kullanılan bir tür küçük gemi. : FELUKA Daha çok radyo ile yayımlanmak için hazırlanmış,genellikle güldürü niteliğinde kısa oyun.:SKEÇ Daha çok tahıl tarlalarında görülen mor çiçekli bir bitki,mavi kantaron. / Peygamber çiçeğine verilen ad : BELEMİR Daha çok Türkmen oymakları arasında rastlanan bir tür kukla oyunu. : KARAÇOR Daha iyi. : EVLA Daha sonra.:BİLAHARE Dahi. : ÖKE Dal ve budak kırpıntısı.:ÇIRPI Dalan.,çıkar topluluğu. : LOBİ Dalga dalga renkli çizgiler.:MENEVİŞ Dalga. : TALAZ Dalgalı parıltılar verilmiş olan bir tür kumaş,hareli kumaş.: MUARE Dalla örtülü, çalı çırpıdan yapılmış kulübe,çardak. : ALACIK Dallardan örülmüş büyük sepet.:ÇİTEN Dalları çok çatallı ve sapları odunsu bir bitki.:ÇALI Dalsız budaksız ağaç. : KABAŞ Dalyanın kapak yeri.: BASARNA Damak zevki olan.Yemekten ve içkiden anlayan,bunların tadına varabilen kimse. : GURME Damar sertliği. :ARTERYOSKLEROZ Damarlı ve yarı saydam bir taş,balgam taşı. : ONİKS Damıtmaya yarar araç,damıtıcı.:İMBİK Damla. : KATRE Danışma kurulu.: ŞURA Danışma.:İSTİŞARE Danimarka,İsveç ve Norveç’in küçük para birimi. : ÖRE Danimarka’nın para birimi.:KRON Dans adımı. : EŞAPE Dans düzenleme sanatı. : KOREOGRAFİ Dantel ve nakış ipliği yumağı. :KUKA Dar geçit,boğaz.:DERBENT Dar tentene. : OYA Dar ve ensiz tahta.: TİRİZ Dar ve kapalı yerlerde duyulan kaygı veya korku,kapalı yer korkusu.: KLOSTROFOBİ Dar,uzun ve hafif bir yarış kayığı,kik.:FUTA Darıdan yapılan şarabın kımızla karıştırılmasıyla elde edilen eski Türk içkisine verilen ad.: TARASUN Datça’daki eski çağ kenti. : KNİDOS Dava. : ARANÇ Davar ağılı.:KOM Davet eden,çağıran. : DAİ Davranışçılık.:BEHAVYORİZM Dayanak,yardımcı. : MEDAR Dedeler,atalar. : ECDAT Dedikodu etme. : NEMİME Dedikodu.Bir kişinin gıyabında ileri geri konuşmak. : GIYBET Dedikoducu. : NEMMAL Defterler.:DEFATİR Değerini,önemini yitirmiş. : KADÜK Değerli eşya,kumaş,mücevher v.s. alınıp satılan kapalı çarşı.:BEDESTEN Değerli madenlerde yasanın istediği ağırlık,saflık ve değer derecesi ölçüsü. : MİYAR Değerli olan,zebercet adını taşıyan silikat.: OLİVİN Değerli olmayan maden veya taşlardan yapılmış takı,süs eşyası.:BİJUTERİ Değerli taşlarla donanmış. : MURASSA Değerli tespih taşı.(Deniz filinin dişinden yapılan). : NAKA Değersiz,önemsiz.:NAÇİZ Değirmen suyunu başka yöne akıtmak için yapılan düzen.: SAVAK Değirmen taşına buğdayı akıtan oluk.:ARD Değirmen taşının ekseni.:SEPEK Değirmen. : AS Değiş tokuş da üste verilen şey. : ABRA Değiş tokuş. : MÜBADELE Değiş,mal değişi,trampa.:TROK Değişik renkli çiçekleri ve rozet yaprakları olan, dere kenarlarında da yetişen bir süs bitkisi.: ÇUHA ÇİÇEĞİ Değişik biçim.:VERSİYON Değişik boyda , sert ağaçtan yapılmış tuşlardan oluşan bir Afrika çalgısı. : BALAFON Değişik çağları birbirine karıştırma,bir olayın çağıyla ilgili yanılma. : ANAKRONİZM Değişik çağları birbirine karıştırma,bir olayın çağıyla ilgili yanılma.:ANAKRONİZM Değişik genetik kökenli çeşitli hücrelerden oluşan organizma.:KİMERA Değişik renklerde üst üste iki katmandan oluşan ve üstteki katmanına bir desen yapılan değerli taş.:KAME Değişik renkli üst üste iki katmandan oluşan ve üstteki katmanına kabartma bir desen yapılan değerli bir taş.. : KAME Değişik renkte boya kullanılarak,kumaş üzerine desen ve zemin basma işlemiyle bu işleme uğratılan ipekli,yünlü vs kumaş. : EMPRİME Değişik sayıda akortlu tahta yada metal çubukların gam sırasıyla dizilmesinden oluşan iki değnekle vurularak çalınan bir çalgı. : KSİLOFON Değişik şekillerde kesilmiş,yağda veya fırında kızartılmış ekmek.:KRUTON Değişik tonlarda boyama. : RÖFLE Değişik türlerden,çoğunlukla yabanıl ağaç,ağaççık ve çalıların deneysel yetiştirilmesine ayrılmış park veya alan. : ARBORETUM Değişim cetveli,grafik.:DİYAGRAM Değiştirgeç. : RÖLE Dekoratif bir dikiş türü. : REÇME Dekoratif demir işçiliği. : FERFORJE Delege . : MURAHHAS Delgeç. : MATKAP Delikanlı.Yakışıklı erkek:CİVAN Delikli kepçe.:KEVGİR Delikli örgü,gözenek.: AJUR Delil,kanıt,ispat.:BURHAN Delilik.:CİNNET.:CÜNUN Deliorman,Dobruca, Besarabya ve Ukrayna’da oturan Hıristiyan Ortodoks Türklere verilen ad.:GAGAVUZ Delme.: PERFORAJ Delta : ÇATALAĞIZ Demir atmış gemi. : RASİ Demir kiriş. : PUTREL Demir şiş. : SİH Demir yada tahta üzerindeki boya,pas gibi şeyleri çıkarmakta kullanılan çelik araç.:RASPA Demirci aracı. : ÖRS Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç. : AÇKI Demirin simgesi. : FE Demiryollarında gündüz mekanik olarak bir kolla gece kırmızı ışıkla işaret veren alet.:SEMAFOR Demiryollarında traverslerin altına,şoselerde düzeltilmiş toprak üzerine döşenen taş kırıkları.:BALAST Demokrasi. : ELERKİ Demre’de (Yeni adı Kale) yaşadığına ve Noel Baba olduğuna inanılan ve adı efsaneleşen Aziz. :AYANİKOLA Den dolayı,..den ötürü anlamında eski bir sözcük.: BİNAEN Denek taşı.: MİHENK Denetleme,denetim.: TEFTİŞ Denetleme. : MURAKABE Deney üstü. : TRANSANDANTAL Denge,ölçü. : MUVAZENE Dengesini ustalıkla korurken top,bıçak,tabak gibi nesneleri havaya atıp tutarak gösteri yapan sanatçı.: JONGLÖR Deniz anası. : MEDÜZ Deniz ataşesi. : ATAŞENAVAL Deniz avcılığında kullanılan ince daldan örülü sepet. : KİRTİL Deniz ayısı da denilen ve soğuk güney denizlerinde yaşayan fok türü. : OTARİ Deniz bilim.:OŞİNOGRAFİ Deniz derinliğini ölçme işi (Batimetre). : İSKANDİL Deniz diplerinde inceleme yapmak için kullanılan araç.:BATİSKAF Deniz içinde zincirlerin birbirine dolaşması. : ISPARMAÇA Deniz kenarında salaş ve dam gibi barınılacak yer.:KAVALA Deniz kırlangıcı.:BALIKÇIN Deniz kızı.: SİRER Deniz kuşlarının gübre olarak kullanılan pisliği. : GUANO Deniz tarafından ırmak ağızlarında yada akarsuların kazdığı derin vadilerin aşağı kesimlerinde oluşan yüksek kenarlı kıyı biçimi. : RİA Deniz taşıtlarını yönetmek.:ABRAMAK Deniz taşıtlarının pervanesi. : USKUR Deniz tedavisi.:TALASOTERAPİ Deniz teknelerinin iç yanları.: ALABANDA Deniz veya denizcilikle ilgili.:BAHRİ Deniz yolculuklarında geminin veya yükünün gördüğü zarar.. : AVARYA Deniz,göl ve ırmaklarda balık yatağı olan yer.: BALIKLAVA Deniz,göl ve ırmaklarda kıyılara yakın yerlerde ağ ve kazıklarla oluşturulan,balık avlama yeri.:DALYAN Deniz.:BAHİR Denizaltında dinleme aygıtı. : SONAR Denizcilik dilinde aşağıda,alt anlamında kullanılan söz.Gemiyi baştan yada kıçtan halatla karaya bağlama. : ABAŞO Denizcilik dilinde yelken indirmeye verilen ad.:MAYNA Denizcilikte çok durgun deniz ve hava.: BONAÇA Denizcilikte iki halatı ek yeri kalınlaşmayacak biçimde birbirine ekleme işi.:MATİZ Denizcilikte safra anlamında kullanılan sözcük.:BALAST Denizcilikte ve havacılıkta kullanılan radyo seyir sistemi.: LORAN Denizcilikte yedek halat. : PERMEÇE Denizcilikte,çekilmekte veya indirilmekte olan bir halatı veya zinciri bir yere bağlamak için verilen komut.: ABOSA Denizde ada.:CEZİRE Denizde ağır cisimleri kaldırmaya,batık gemileri çıkarma veya askıya almaya yarayan,su kesimi az,vinçli tekne yada duba. : ALGARNA Denizde batmış olan bir geminin,bir nesnenin yerini ve durumunu ses dalgalarıyla saptayan sistem.:SONAR Denizde yada kıyıda buz tabakasıyla örtülü olan kesim. : BANKİZ Denizde yaşayan,Latince adı Noctulica Milliaris olan,dokunulduğunda ateş böceği gibi ışık saçan plankton.(Milyonlarcası bir araya gelince geceleri bir balık veya bir kayık çarptığında ışık saçarlar).:YAKAMOZ Denizde yol göstermeye,bir tehlikeyi veya geçiş yolunu haber vermeye yarayan yüzer cisim.:ŞAMANDIRA Denizde yosunlu sazlı yer.:ÇEPEZ Denize uzanan dar ve alçak kara parçası.:DİL Denizin çekilmesi.:CEZİR Denizlerin çekilmesiyle oluşan bölge. : NERİTEL Denizli yöresinde kına gecesinde gelin için okunan maniye verilen ad. : OKŞAMA Denk,uygun. : MÜTEVAZİN Deprem bilim.: SİSMOLOJİ Deprem dalgası.: TSUNAMİ Derbeder,başıboş yaşayış. : BOHEM Derbeder. : HARABATİ Derebeylik düzeninde bir vasala senyörce verilen toprak veya mal. : FİEF Derebeylikte toprakla beraber satılan köle. : SERF Deri dokusunun anormal büyüyüp yağlanmasıyla oluşan kabarcık.:ET BENİ Deri hastalığı. : LİKEN Deri tüberkülozu. : SIRACA Deri üzerine uygulamaya özgü hamur kıvamında ilaç. : PAT Deride,sinirler boyunca,özellikle gövde,bacak ve yüzde bir takım ağrılı fiskelerin dökülmesiyle beliren mikroplu bir hastalık : ZONA Deriden yapılmış kalkan. : DARAKA Deriden yapılmış torba.:DAĞAR Derilerin içine batırıldığı tanenli bitki suyu. : TETERİ Derin sular. : ABİSAL Derin vadi. : KANYON Derinin yağ bezi ve ter bezi salgılarının anormal artışı. : SEBORE Derinleştirme. : TAMİK : İKAR Derinliği aynı olan sığ su alanı. : FİLET Derinliği az metal kap. : SAHAN Derinliğine,iyice.Enine boyuna:. ARİZAMİK Derinlik ölçme aracı. : SONDA Derinlik., aptallık. : AMAKAT Derisinden kürk yapılan bir kır sansarı. : FERSAN Deriyi kullanılabilecek duruma getiren kişi,sepici,tabak.:DEBBAĞ Deriyle kaplı bir çeşit eskimo kayığı. : UMİAK Deriyle kaplı bir çeşit Eskimo kayığı.:UMİAK Derli toplu,özenli,düzgün,temiz. : NETA Ders verme.:TAKRİR Dervişlerin bulunduğu yer. : DERGAH Dervişlerin giydikleri tiftikten yapılmış ince külah.ARAKİYE Desibel. : DB Destan. : EPOPE : DASİTAN Destansı. : EPİK Deve semeri. : HAVUT Deve yavrusu. : POTUK Devegiller familyasından,sırtında besin depo etmeye yarayan tek hörgücü bulunan bir memeli türü.: HECİN Deveyi çöktürmek için çıkarılan ses.:IH Devinbilimi. : DİNAMİK Devirler,çağlar.:DEVRAN Devlet hazinesi.:BEYTÜLMAL Devlet hazinesi.:MİRİ Devlet malı,beylik. : MİRİ Devlet memurlarının maaşlarının derece ve tutarlarını düzenleyen sistem ve çizelge.:BAREM Devlet yönetiminde akrabalara ve özellikle yeğenlere yapılan iltimas.:NEPOTİZM Devletçe koruma altına alınmış tarihi yer veya bölge.:SİT Devletçe para,senet ve tahvil çıkarma,piyasaya sürme.:EMİSYON Devletçe verginin kesildiğini gösteren etiket.:BANDROL Devletçilik. : ETATİZM Devletin merkeziyetçiliğini savunan kimse. : JAKOBEN Devletler hukukunda bir ulusun hangi devlete bağlanacağıyla ilgili oylama.:PLEBİSİT Dış evlilik.:EGZOGAMİ Dış mahalleler.:VAROŞ Dıştan sağlanan her türlü maddeye karşı fiziksel ve ruhsal bir bağımlılık duyan kimse. : TOKSİMAN Dibek. : SOKU Difteri.: KUŞ PALAZI Diğer bir olayın belirli bir büyüklüğüne karşılık bulan bir olayın yaklaşık büyüklüğünü bulma amacını güden işlem.: REGRESİON Dijital Video Disk’in kısaltması.:DVD Dik yerlerden inen buzullarda,derin yarılmalar nedeniyle buz parçalarının koparak aşağıya düşmesi.:SERAK Dik,sarp. : YALMAN Dikdörtgen bir masada oynanan minyatür futbol oyunu.: LANGIRT Diken. : NİŞ Dikenli çalı. : KEVEN Dikenli,sert pullu,kısa ve geniş,siyaha yakın esmer bir balık.:ÇOTİRA Dikilitaş. : OBELİSK Dikişte hata. : POT Dikme.Dik. : AMUT Dil bilgisi.:GRAMER Dil tutukluğu. :ANARTRİ Dilde tutukluk,kekemelik. : REKAKET Dilek. : KAM Dilekçe. : ARZUHAL Dilenci.: GOYGOYCU Dili tutuk olan,kekeme.:REKİK Dilsiz,sessiz.:EBKEM Din adına yapılan savaş.:GAZA Din büyüklerinin yada tarihe geçmiş ünlü kimselerin yaşamları ve olağanüstü davranışlarıyla ilgili hikaye. : MENKIBE Din dışı. : LADİNİ Din işleriyle uğraşanların mesleği. : İLMİYE Din kurallarını öğretmek için yazılmış kitap.:İLMİHAL Din uğruna yapılan savaş.:CİHAT Dindar Yahudilerin başlarını örttükleri takke.:KİPPA Dingil. : AKS Dini bakımdan İngiliz kilisesine bağlı kimse.:ANGLİKAN Dini ezgi veya kaynağı dini olan orkestra parçası.: KORAL Dini ezgi yada kaynağı dini ezgi olan orkestra parçası.::KORAL Dini tören masası.: SUNAK Dini,felsefi ve politik bir öğretim sistemini meydana getiren dogma ve kavramların bütünü,öğreti.:DOKTRİN Dinlenme salonu. : ODİTORYUM Dinler. : EDYAN Dinsel yada yarı dinsel bir konu üzerine bestelenen büyük ölçekli müzik yapıtına verilen ad. : ORATORYO Dinsel inanışlara göre kıyamete yakın bir zamanda çıkacağına inanılan yalancı.: DECCAL Dinsel tören ve kuralları.,mason töreni. Ritüel. : RİT Dip not. : HAŞİYE Diploma.:BRÖVE Dipten dallanan bir süs bitkisi. : MAZI Direk.Yapıda kullanılan dört köşe yada yuvarlak,kalınca sırık. : MERTEK Dirgen,yaba.:ANADUT Diş çıkarma. : ISNAN Diş diplerinde ve kaplarda oluşan kireç tabakası. : KEFEKİ Diş kiri,diş pası.:PESEK Diş köklerini kaplayan sert madde.: SEMAN Dişçilikte kullanılan,cıva ile bakır veya cıva,gümüş ve kalay bileşiği.:AMALGAM Dişçilikte kullanılan,cıva ve bakır yada cıva,gümüş ve kalay bileşiği. : AMALGAM Dişi at. : KISRAK Dişi bizon ile boğanın çiftleşmesinden doğan melez hayvan. : KATOLO Dişi deve. NAKA: MAYA: ARVANA Dişi geyik. : MARAL Divan edebiyatında içkiyi ve içkili toplantıları övmek için yazılan şiir türü.:SAKİNAME Divan edebiyatında kaside veya gazelin ilk beyti.:MATLA Divan edebiyatında sevgilinin kaşı,kirpiği,bakışı için kullanılan benzetme,: TİG Divan edebiyatında şehzadelerin sünnet düğünleriyle hanım sultanların doğum ve evlenme törenlerini anlatan yapıtlara verilen ad. : SURNAME Divan şiirinde her beytin son sözcüğünü,sonraki beytin ilk sözcüğü yapma biçiminde ortaya çıkan söz sanatı. : İADELİ Divan şiirinde uyakta tesis adıyla anılan eliften önceki sessiz harfin harekesi. : RES Divit.yazı hokkası. : AME Diyalektik. :EYTİŞİM Diyalog halinde yazılmış,genellikle eğlendirici sahne eseri : SKEÇ Diyarbakır yöresine özgü sütle yapılan bir hamur tatlısı. : NURİYE Diyarbakır’ın eski adı. : AMİD : AMED Diyelim ki,tutalım ki. : BİLFARZ Diyezli ve bemollü bir sesin eski duruma getirilmesini gösteren nota işareti.:BEKAR Diz meniski travması. : MENİSKUS Dizanteri. : KANLI BASUR Dizginleri koyuverilmiş bir atın dört nala koşması.Süvari akını.:ILGAR Dizi,sıra. : NAF Dizicilerin harfleri içine yerleştirdikleri demir yuva. : KUMPAS Dogma. : NAS : İNAK Doğa seslerine benzer seslerle yapılan sözcük ses yansıması,yansıma.:ONOMATOPE Doğacak çocuğu ana rahminden çekmeye yarayan aygıt.:LAVTA Doğaçlama tiyatro. : TULUAT Doğada ve toplumda nitelikle ilgili değişmelerin yavaş yavaş değil,birdenbire olması.:MUTASYON Doğada,kemik dokusunda bulunan,içinde flüor veya klor olan doğal kalsiyum fosfat.:APATİT Doğadaki canlıların birbiriyle ve çevreyle ilişkilerini inceleyen bilim dalı. : EKOLOJİ Doğal hidratlı manganez ve kalsiyum silikat.: İNEZİT Doğal olarak böğürleri kalçalara doğru daralan at için kullanılan sözcük : LAĞAR Doğal set. : SEKİ Doğalcılık.:NATÜRALİZM Doğalgaz,elektrik gibi şeylerin kullanılan miktarını ölçen alet.: SAYAÇ Doğalgazın ikinci önemli bileşeni olan hidrokarbon.:ETAN Doğanın bilgisine büyüsel işlemlerle varılabileceği inancı. : ÖKÜLTİZM Doğayı gerçekte olduğu gibi bütün ayrıntılarına bağlı kalarak değil,ondan edinilen izlenimin ölçüsüne göre anlatan;doğrudan doğruya gerçeği,nesneyi değil de,onun sanatçıda uyandırdığı duyumları veren sanat akımı.:EMPRESYONİZM Doğramacılıkta kereste olarak kullanılan,sıkıştırılmış talaş ve yongadan yapılan tahta.:SUNTA Doğru yolu arama.:HİDAYET |
Cevap : A Dan Z Ye Bulmaca Sözlüğü
Doğru,gerçek.:ÇIN
Doğruluğu ve gerçekliği tek yanlı olarak yalnızca hareketlerin sonuçları ve başarıları ile değerlendiren öğreti.:PRAGMATİZM Doğu Karadeniz Bölgesinde tulum eşliğinde horon oynayarak yapılan geleneksel eğlence. : VARTAVAR Doğu Afrika’da yaşayan bir antilop.:GERENUK Doğu Afrika’da yaşayan göçebe bir halk.:MASAİLER Doğu Anadolu ile Azerbaycan’da çalınan bir çalgı türü.: TAR Doğu Anadolu’da bir göl.:ARİN Doğu Anadolu’da kullanılan bir küçük zurna.:MEY Doğu Anadolu’da kullanılan bir tür küçük zurna.: MEY Doğu Anadolu’dan doğarak Hazar’a dökülen bir ırmak. : ARAS Doğu Anadolu’ya özgü bir halk oyunu. :TAMZARA : MEYROKİ Doğu Anadolu’ya özgü bir halk oyunu.:SEPE Doğu Anadolu’ya özgü,halay türü bir halk oyunu.:SEPE Doğu Asya’da bir ırmak. : YALU Doğu Karadeniz kıyı bölgesinde yetişen bir koyun türü.:KARAYAKA Doğu Karadeniz dağlarında,fundalıklarda yetişen,2-3 m boyunda,kışın yaprak dökmeyen,çok iri ve mor çiçekler açan ve yaprakları halk hekimliğinde kullanılan bir ağaççık,orman gülü.:KOMAR Doğu Karadeniz kıyı bölgesinde yetişen,uzun kuyruklu,beyaz renkli bir koyun ırkına verilen ad. : KARAYAKA Doğu Karadeniz’de ünlü bir yayla. : VERÇENİK Doğu Karadeniz’de özellikle Rize yöresinde dokunan çamaşırlık ince bez. : FERETİKO Doğu Karadeniz’in dağlık kesimlerinde yaşayanların giydiği,bacağı çorap gibi saran bir tür çizme. : SABUK Doğu kiliselerinde ermişlerin tahta pano üzerine yapılan resimlerine verilen ad.:İKONA Doğu masal ve efsanelerinde kötü ve korkunç cin.:İFRİT Doğu müziklerinde eserler arası çalınan parça. : ARANAĞME Doğu Timor’un başkenti. : DİLİ Doğu ülkelerinde yaşayan Yunan asıllılara verilen ad.: RUM Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da konar göçerlerin kıl çadırından oluşan yayla yerleşmesine verilen ad. : ZOMA Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya özgü,tavuk eti,sarımsak ve ekmekle yapılan bir çeşit pilav.:SENGESER Doğum meleği.:AYZIT Doğum sancısı.:BURU Doğumdan altı ay sonraya kadar olan erkek yada dişi at yada eşek yavrusu. : KULUN Doğurması yakın olan hamile kadın. : AĞIRAYAK Doğuştan kör.:DARİR Doğuştancılık. : NATİVİZM Doktorların kulaklarına takarak insanların iç organlarını dinlemek için kullandıkları tıbbi alet.:STETESKOP Doku ölümü.:NEKROZ Dokubilim. : HİSTOLOJİ Dokuma tezgahı çerçevelerinin gücü tellerine takılan ve içinden çözgü ipliği geçen küçük halka.. : NİRE Dokumacılıkta atkı ipliğini sıkıştırmak için kullanılan,demirden veya ağaçtan yapılmış dişli araç.: KİRKİT Dokumacılıkta atkıların geçirildiği uzunlamasına ipler : ÇÖZGÜ Dokumacılıkta kullanılan unlu yada çirişli sıvı.:HAŞIL Dokumacılıkta mekikle enine atılan iplik. :ATKI Dokuması kalın,sık ve yumuşak,bir tür pamuklu bez.: PAZEN Dokunmuş kumaşlardaki tarak izlerini yok etmek için bu kumaşları bir bıçaktan geçirme işlemi.Sanayide kimi metalleri ve yüzeyleri parlatma. : POLİSAJ Dokusunda altın ve gümüş renkte tellerin çoğunlukta olduğu kumaş.:LAME Dokuz dereceden oluşan,depremlerin gücünü ölçme birimi.:RİCHTER Dokuz milimetre çapında,İngiliz yapısı,hafif,kullanışı kolay bir tür makineli tüfek.:STEN Dokuzuncu İsrail kralı. : YORAM Dolama.Parmak çıbanı. : ETYARAN Dolandırıcı.:AYYAR Dolaşma,gezinti.:CEVELAN Dolmuş yapan büyük at arabası. : OMNİBÜS Dolunay,mehtap. ,ayın on dördü : . BEDİZ : AYAS Dolunayda huyu değişen. : AYSAR Domalan’da denilen ve patatese benzeyen bir tür mantar.:KEME Domates.: BANADURA Domuz yavrusu. : MOZAK Domuz.:BOCUK Domuza benzer bir hayvan./ Yaban domuzu. : PEKARİ Don Kişot’un atının adı : ROSİNANTE Don,şalvar. : TUMAN Donanım. : TEÇHİZAT Donanma. : ARMADA Dondurulmuş meyve suyundan yapılan bir tür pelte. : ELMASİYE Dondurulmuş yada buzlu olarak hazırlanan içecek.:FRAPE Dost,yakın arkadaş.:ENİS Dostlar,arkadaşlar. : İHVAN Dökme demir,font. : PİK Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl. : ALAZA Dökülen yaprak. : HAZAL Dökümcülerin kullandığı ağaçtan yapılmış kalıp. : SAÇULA Döl verme yetkinliğine eren,baliğ.:ERİN Döl yolu. : VAGİNA Dönbaba,turna gagası gibi adlar da verilen ve yapraklı dalları Ege Bölgesinde sebze olarak kullanılan otsu bir bitki.:İĞNELİK Döneç. : ROTOR Dönek,uğursuz. : ALABACAK Dönemeç.:BÜK Dönümün dörtte biri kadar olan alan ölçüsü.:EVLEK Dönüşümcülük. : TRANSFORMİZM Dört bölükten kurulan,bir binbaşının komutasında bulunan asker birliği.:TABUR Dört Japon çiçek süsleme okulundan biri. : KO Dört köşe yelkenlerin yan yakalarına,alt tarafa doğru bağlanan halat.: BORİNA Dört tekerlekli,çift körüklü bir tür binek at arabası.:LANDO Dört tekerlekli,hafif,bir tür gezinti arabası.:KALESKA Dört tekerlekli,içinde dingillere paralel olarak düzenlenmiş karşılıklı iki oturma sırası bulunan üstü açılıp kapanabilen çift körüklü binek arabası. : LANDO: LANDON Dört telli bağlama.:BULGARİ Dört yaşına kadar olan dişi manda.:EVERE Dört. : CIHAR Dörtte bir,çeyrek anlamında eski sözcük. : RUBA Döşeme gereci plastik madde. : MARLEY Döşeme sıvası.: ŞAP Dövülmüş et,bulgur ve soğanla yapılan ızgara köfte. : ORUK Dövülmüş sarımsak,yumurta sarısı ve zeytinyağından oluşan soğuk sos.: AYOLİ Dövüşemeyecek duruma gelen bir boksörün karşılaşmayı bırakması. : ABONDONE Duacı.:DAİ Dul kadınlar. : ERAMİL Duman rengi. : FÜME Duman.:DUHAN Dumanda kurutulmuş et,balık veya peynir.:FÜME Dumanı toplayıp bacaya vermeye yarayan çıkıntı.:DAVLUMBAZ Durağan yıldız.:SABİTE Durgun su. : RAKİT Durum. : HALET Duvar içindeki oyuk,raf,: NİŞ Duvar lambası. : APLİK Duvar örülürken büyük taşların arasına konan ufak taşlar. : HELİK Duvar ve tavan süslemeleri yapan usta.:NAKKAŞ Duvarcıların doğrultu bulmakta kullandıkları şakul ipi. : PERESE Duvardaki taş yada tuğla sırası.:REDE Duvarı berkitmek için taşların arasına yatay olarak yerleştirilen direk.: HATIL Duvarları kaplayıp süslemek için kullanılan ve çiçek resimleriyle bezeli pişmiş balçık levha,fayans.:ÇİNİ Duyarga,dokunma duyusu. : LAMİSE Duygu kapanıklığı. : APATİ Duygulu. : MÜTEHASSİS Duygusal,hikayeli türkü./ Serbest biçimli,romantik,müzik araçlarıyla çalınan yada şarkı olarak okunan yapıt. : BALLAD Duygusuz,kayıtsız,uyuşuk. : APATİK Düdenden daha geniş olan çukurlara verilen ad.:UVALA Düğme ve süs eşyası yapımında kullanılan bir deniz kabuklusu. : ABALON Düğün armağanı. : SAÇI Düğünde oyundan sonra davulcunun topladığı para. : ŞABAŞ Düğüne çağrılanlara düğün sahibince verilen hediye. : DÜRÜ Dümen kolu. : YEKE Dünya çapında.:CİHANŞÜMUL Dünya ile ahret.:DAREYN Dünya ve dünya ile ilgili her şey.:MASİVA Dünyaca ünlü bir çevre örgütü.:GREENPEACE Dünyanın Yedi harikasından biri sayılan Bodrum’daki anıtmezarıyla ünlü Kayra kralı. : MAUSOLOS Dünyanın yedi harikasından biri olan Babil asma bahçelerini yaptıran efsanevi Asur kraliçesi. :SEMİRAMİS Dünyanın bütün denizlerine yayılmış bir yumuşakça cinsi.:ERATO Dünyanın büyük bir kısmını eline geçiren.:CİHANGİR Dünyanın ilk nükleer denizaltısının adı.: NAUTİLUS Dürbün.:IRAKGÖRÜR : BAKAÇ Düş gücü.:MUHAYYİLE Düşkünler evi.:DARÜLACEZE Düşkünlük,tutku. : İPTİLA Düşman. : YAĞI : ADU Düşmanlık. : ADAVET Düşme.:SUKUT Düşsel.:FANTASTİK Düşük nitelikli,kötü anlamında argo sözcük.:DANDİK Düşük sıcaklıklı bir yanardağ patlaması sonucunda ortaya çıkan küçük krater. : MAAR Düşünceden çok,canlı duygulara ve aşka dayanan sanat eserleri için kullanılan eski bir sözcük.:GARAMİ Düşünceleri şeriat ilkelerine aykırı görüldüğünden,Memlük sultanının buyruğu üzerine,Halep’te derisi yüzülerek öldürülmüş olan Türk tasavvuf şairi.(14. asır). :NESİMİ Düşünme gücü. : KARİHA Düşünülenin tersini söyleyerek yapılan ince alay. : İRONİ Düşünüş biçimi. : MANTALİTE Düz dam,taraça. : ŞATU Düz dokunmuş açık saman renginde bir tür ipek kumaş. : SADAKOR Düz duruma getirme,düzleme.: TESVİYE Düz kenarlı şapka. : KANOTİYE Düz nehir gemisi. : TOMBAZ Düz tepeli,sarp yamaçlı dağ,masadağ. : MESA Düz veya desenli bir kumaştan kesilmiş motiflerin bir başka kumaşa işlenmiş durumu.:APLİKE Düz veya desenli kumaştan kesilmiş motiflerin bir başka kumaşa işlenmiş durumu.:APLİKE Düz yakalı,önü ilikli bir tür ceket : SETRE Düz yazıda yapılan uyak.:SECİ Düz,engebesiz toprak parçası.: DÖLEK Düzen,hile.: DEK Düzenleme. : ARANJMAN Düzenlenmiş arazinin yüzölçümünü bulup planını yapmaya yarayan alet. : TAKEOMETRE Düzenleyen. : NAZIM Düzenleyici. : ARANJÖR Düzenli olarak ekim yapılan arazi. : EKENEK Düzgün biçilmiş uzun ve ensiz tahta : ÇITA . Düzgün sarılmış halat yumağı. : RODA Düzgün söz söyleme kolaylığı. : TALAKAT Düzgün. : ONAT |
Cevap : A Dan Z Ye Bulmaca Sözlüğü
E
Ebegümecigillerden bir bitki.:BAMYA Eczacılık. : İSPENÇİYARİ Eczacılıkta kullanılan ve çürümeyen bir bitki.:KARAYA Eczacılıkta,parfümeride kullanılan ve çiçeklerden çıkarılan sarımtırak yağ. : LANOLİN Edat. : İLGEÇ Edebiyatta bir şiiri yada şiir parçasını şakacı bir anlatıma çevirme.:HEZEL Edebiyatta birden çok anlamı olan bir kelimenin iyi anlamını kullanır görünerek,kötüsünü kastetmek.:CİNAS Edebiyatta,iki yada ikiden daha çok anlamı olan bir sözcüğü yaygın olmayan anlamlarını düşündürecek yolda kullanma sanatı.:İHAM Edepsiz,şamatacı. : ŞEREMET Edepsiz,şirret.:ZİLLİMAŞA Edipler. : UDEBA Edirne yöresine özgü bir peynir tatlısı.: BELMUŞ Edirne’de Meriç ırmağı deltasında bir göl.:BÜCÜRMENE Edirne’nin Enez ilçesinin antik adı. : AİNOS Efelek de denilen çok yıllık otsu bir bitki.. : LABADA Efendisinin hizmetinden ayrılan ve serüvenler ardında ülkeyi baştan başa dolaşmaya koyulan samuray.:RONİN Efes kentinin kurucusu. : ANDROCLE Efes’te bir tapınak. : SERAPİS Eflatun,beyaz, kokulu çiçekler açan bir ağaç.:LEYLAK Efsane köpek.:KITMİR Efsanelere göre içene ölümsüzlük sağlayan bir su.:ABIHAYAT Efsanevi Argos kralı.:AGAMEMNON Efsanevi bir kuş. : SİMURG Eftalitler’de denilen ve 5. yüzyılda güçlü bir devlet kuran eski Türk ulusu.:AKHUNLAR Ege bölgesinde Güllük körfezi kıyısında antik bir kent. : İASOS Ege bölgesinde taze sarı incire verilen ad. : LAP Ege Bölgesine özgü bir tür zeybek oyunu.: FERAYİ Ege bölgesine özgü,küçük ama lezzetli bir karides cinsi.: ÇİMÇİM Ege Denizinin eski adı. : ADALAR DENİZİ Ege denizinin ilk çağlarda “eski deniz” anlamındaki adı. :ARŞİPEL Ege kıyılarında,özellikle İzmir kentinde etkili yerel deniz meltemi. : İMBAT Ege ve Akdeniz bölgelerinde yetişen,tohumları çok zehirli küçük bir ağaççık.:ZİVİRCİK Ege ve Akdeniz’de bulunan iri ve büyük bir karides cinsi.:NİKA Egemenliğini tanıma.:BİAT Eğerin altındaki belleme. : YUNA Eğik olarak kesilmiş kenar. : PAH Eğilim,yönelim.:TANDANS Eğim ölçer. : KLİNOMETRE :EKLİMETRE Eğirmen,kirmen.:İĞ Eğitim bilimi. : PEDAGOJİ Eğlenceli,hafif konulu,içinde bestesiz konuşmalar da bulunan sahne yapıtı.:OPERET Eğrelti otu,aşk merdiveni.: FUJER Eğreti dikiş.: TEYEL Eğretileme.: METAFOR Eğrilmekte olan yün,keten gibi şeylerin tutturulduğu,bir ucu çatal değnek.: ÖREKE Ejderha.:DRAGON Ek çizgisi,bir vidada iki diş arasında kalan çukur bölüm. : YİV Ek vagon.:FURGON Ek. : LAHİKA Eker. : MİBZER Ekilen biçilen tarlada işçileri idare eden kimseye halk dilinde verilen ad. : EYNERCİ Ekin biçerken sıralanan işçi takımı.: HON Ekin biçildikten sonra toprakta kalan köklü sap.: ANIZ Ekinlerde başak.:KELLE Ekip gereçleri. : EKİPAJ Eklembacaklılardan taşlar altında yaşayan zehirli bir böcek.:ÇİYAN Eklembacaklıların ve kabukluların örteneğini oluşturan madde.:KİTİN Eklemlerdeki ağrılı hastalık. :ARTRİT Ekler’e benzer bir tür pasta.:PROFİTEROL Ekmek içi,ceviz,zeytinyağı,sarımsak ve sirke ile yapılan bir tür meze : TARATOR Ekmek parçası,lokma. : BANAK Ekmek.:NAN Ekonomik olayların açıklanmasında çok sayıda değişkeni göz önüne alarak ve karşılıklı bağıntılar kurarak,teorik çalışmaların deneylerle doğrulanmasını sağlayan matematiksel yöntem.: EKONOMETRİ Eksen. : MİHVER Eksiklik,kusur. : NAKISA : AĞMAN Eksiksiz,kusursuz.:HAZA Ekşimik.:KESİK Ekvator Afrika’sında ve Güney Afrika’da yaşayan küçük antilop.:GİB Ekvator bölgelerinde yetişen bir meyve ağacı. : ANONA Ekvator bölgesinde yetişen bir meyve ağacı.: ANONA Ekvator kuşağında geniş çayırlara verilen ad.:SAVANA Ekvator kuşağındaki geniş çayırlara verilen ad. : SAVANA Ekvator para birimi. : SÜKRE Ekvator. : EŞLEK Ekzama. : MAYASIL El ile bir çeşit dantel örmek için kullanılan silindir biçimli araç.: KOPANAKİ El ile dokuma. : PEMAS El işleri için kullanılan seyrek dokunmuş keten bezi.:KANAVİÇE El tezgahında bez dokuyan kimse.:ÇULHA Elazığ yöresine özgü bir halk oyunu. : AVREŞ Elbise plesi.:BÜZGÜ Elbise,çamaşır ve örtü gibi şeylere süs olarak dikilen seyrek örgü,tentene.:DANTEL Elbise,çamaşır.:CAME Elbisede bir tür kol kesimi.:JAPONE Elçi atanma yazısı. : AGREMAN Elçiliğe bağlı uzman:. ATAŞE Elçilik ve konsolosluklarda yönetimle ilgili olan görevli. : KANÇILARYA Elçilik veya konsolosluklarda çalışan koruma memuru. : KAVAS Elde veya makinede işlenmiş süslü şerit.:FİSTO Elde yün eğirmeye ve bükmeye yarayan ve ipliğin yumak halinde elde edilmesini sağlayan ağaçtan yapılmış bir tür iğ. : KİRMAN : KİRMEN Eldiven ve giysi yapımında kullanılan bir tür yumuşak deri. : NAPA Ele başı. : SERGERDE Elek ve kalbur üzerinde kalan iri taneler.: İRİNTİ Elek. : KALBUR Elektrik direnç birimi. : OM Elektrik kutusu. : BUAT Elektrik sıgası birimi. : FARAD Elektrik ve ısı enerjisinin birlikte üretildiği teknoloji. : MOJENERASYON Elektriksel kapasite.:SIĞA Elektroensefalografi’nin kısaltması.:EEG Eleman,unsur.: ÖGE Elemler. : ALAM Eli açık,cömert. : KERİM Eli açık,cömert.: KOÇAK Eline,ayağına çabuk,çevik,atik.:ÇALAK Elle seyrek dikiş. : OYULGA Elle sürülen,hafif,küçük çocuk arabası.: PUSET Elli şiniklik tahıl ölçeği. : MUT Elma armut gibi meyvelerin yenmeyen iç bölümü. : EŞELEK Elmas,yakut gibi değerli taşlar,mücevher.: CEVAHİR Elmasın tıraş edilmiş yüzlerinden her biri. : FAÇETA Emanet.İnam. : VEDİA Emekçi topluluğu. : PROLETARYA Emiliano Zapata’nın devrim planı. : AYALA Emmeç. : ASPİRATÖR Emzikli şişe.:BİBERON En az : EKAL : EDNA En beyaz.:BEYZA En büyüğü yarım kiloyu aşmayan kılçıklı küçük balıklara verilen ad. :ÇİTARİ En büyük. : EKBER En çok vadilerde,yamaçlarda bulunan kil ve kum karışımı,sarı renkli verimli balçık.:LÖS En elverişli,en iyi olan.:OPTİMUM En eski jeolojik sistem.:AZOİK En iri geyik. : MUS En kısa zaman.:AN En küçük boylu yarış yelkenlisi. : KADET En küçük izci kuruluşu. : OBA En son. : HATEM En ünlü iki Alman destanından biri.:NİBELUNGEN En yüksek değer.: KEMAL Encümen,komisyon,komite. : YARKURUL Endonezya plakası. : RI Endonezya,Malezya gibi ülkelerde hem erkek,hem kadın tarafından giyilen ve etek biçiminde sarınılan uzun kumaş parçası. : SARONG Endonezya’da takımadalar. : ARU Endonezya’da takımadalar.: ARU Endonezya’nın para birimi.: RUPİ Enerji.:ERKE Engebeler,tümsekler,yüzey biçimleri.:AVARIZ Engel,uymazlık.BEİS Engel. : KET Engerek yılanı. : EFİ Enine boyuna,her yönü ile.: ARİZAMİK Enine olan : ARZANİ Enli çember. : KASNAK Erbainden sonra gelen,31 Ocakta başlayan elli günlük kış dönemi.: HAMSİN Erginlik.:RÜŞT Erik,kayısı gibi ağaçlardan sızan bir tür zamk. : KEDİBALI Erim. : MENZİL Erime. : ZEVEBAN Erişim. : MUVASALA Erişmiş. : NAİL Eriyen elektrotla,karbondioksit koruması altında uygulanan ark kaynağı. : MAG Eriyik. : MAHLUL Erkeğin eşi,zevce.: AYAL Erkeğin toplumsal bakımdan kadına egemen olduğu ve bu nedenle efendilik ayrıcalıklarını hak ettiği düşüncesine dayanan ideoloji.:MAŞİZM Erkek balığın tohumu.:SÜT Erkek çocuk. : KIZAN Erkek deve.: LÖK Erkek hayvanın dişisiyle çiftleşmesi.:AŞIM Erkek hindi. : GURK Erkek kardeş.:DADAŞ Erkek keçi.:ERKEÇ Erkek kümes hayvanlarının en iri ve yaşlı olanı.: BABAÇ Erkek ördek. : SUNA Erkek saçı biçiminde kesilmiş kadın saçı.:ALAGARSON Erkek veya dişi üreme hücresi.:GAMET Erkeklerde resmi,ciddi;kadınlarda öğleden sonra giyilen,özenli,süslü,aksesuarı tamam giyime verilen ad.:ABİYE Erkeklerde yaş dönemi. : ANDROPOZ Erkeklere ait özel konut. : GARSONİYER Erkekliği güçlü,çok eski bir Mısır tanrısı.:MİN Erkekliğin ve dişiliğin belirlenmesinde rol oynayan kromozom. : ALOZOM Erkeklik organı. : ZEKER Erkekte cinsel güçsüzlük.,puluçluk. : ANANET Erken bunama. : ŞİZOFRENİ Erken doğmuş bebek. : PREMATÜRE Erken olgunlaşan ince kabuklu bir siyah üzüm çeşidi. : DİMNİT Ermeni müziğine özgü,kavala benzer bir çalgı. : DUDUK Ermenistan’ın başkenti.:ERİVAN Ermenistan’ın kendi dilindeki adı. : HAYASTAN Ermenistan’ın para birimi. : DRAM Erotik,şehevi : KÖSNÜL Erteleme. : TECİL Erzak odası. : KİLER Esenlik dilemek. : SELAM Eserin sonuç bölümü. : EPİLOG Eshabı Kehf’de yedi uyuyanların köpeğinin adı. : KITMİR Esinti,rüzgarın bir kere esmesi.:NEFHA Esinti.:NEFHA Esir çocuk. : BEÇE Eski toplarda kullanılan mermi ve demir parçalarını taşıyan silindir biçiminde kap. : ŞARAPNEL Eski dilde bir yazıya eklenen parça. : ZEYİL Eski kültür ve sanat anıtlarını yakıp yıkan, bunların değerini bilmeyen kimse yada topluluk. : VANDAL Eski Yunanlılarda, eşit olmayan iki ses arasında kulakla seçilebilecek en küçük aralığa verilen ad. : KOMA Eski adı Seylan olan ülke. : SRİLANKA Eski ağırlık ölçüsü okkanın dört yüzde biri. : DİRHEM Eski Asur kenti. : NİNOVA Eski ayakkabı. : KELİK Eski bez parçası,paçavra.:ÇAPUT Eski bir ağırlık ölçüsü birimi.:BATMAN Eski bir çalgı. : MAR Eski bir fitilli tüfek. : ALAYBOZAN Eski bir hacim ölçüsü.: KA Eski bir salon dansı.: KADRİL Eski bir tahıl ağırlık ölçüsü. : KİLE,: SA Eski bir tüfek. : KARABİNA Eski bir uzunluk ölçüsü birimi (68 cm’ye eşit).: ARŞIN Eski bir uzunluk ölçüsü. : ENDAZE Eski çağlardan kalma eserleri tarih ve sanat bakımından inceleyen bilim dalı.:ARKEOLOJİ Eski Çin felsefesinde,evrenin birliğini sağlayan düzen ilkesi.:TAO Eski dilde surat,yüz. : RU Eski dilde acıyan. : RAİF Eski dilde ağırbaşlılık,vakar. ;VAK Eski dilde ağız.:DEHEN Eski dilde ağlatma. : IBKA Eski dilde akıllı. : LEBİB : LEBİBE Eski dilde alametler,işaretler. : ALAİM Eski dilde alın. : NASİYE Eski dilde altın. : ZER Eski dilde anne. :EM.: ÜM Eski dilde Aralık ayı. : BİRİNCİ KANUN Eski dilde arka,sırt.:ZAHR Eski dilde arkası sıra.: DERADAP Eski dilde aslan. : ŞİR : ESED Eski dilde at,beygir. : ESB Eski dilde atasözü.:DARBIMESEL Eski dilde ateşler. : NİRAN Eski dilde atlı haberci,postacı.:ÇAPAR Eski dilde ayırıcı özellik. : ŞİAR Eski dilde ayrı durma.Sıkma,sıkarak bağlama. : ŞET Eski dilde aysberg. : CUMUDİYE Eski dilde azı dişi.: NAB Eski dilde baba Cet. : EB Eski dilde bağlı kılma,kısıtlama.: TAKYİT Eski dilde balık. : MAHİ Eski dilde balta.: TEBER Eski dilde bayağı insanlar. : EDANİ Eski dilde bayrak.:RAYET Eski dilde belediye . : URAY Eski dilde belirti. : NİŞANE Eski dilde bencillik.:ENANİYET Eski dilde berrak,duru.:NAB Eski dilde bilgiçlik taslayan.:MALUMATFURUŞ Eski dilde boy,endam. : KAD Eski dilde boynuzdan yapılan bir tür boru.:NEFİR Eski dilde bozma,.feshetme. : FEK Eski dilde burun ucu. / Hayvanların burun ucu.: KALAK Eski dilde bülbül. : ANDELİB Eski dilde cam,kristal.: MİNA Eski dilde cehennem. : TAMU Eski dilde cıva. : ABEK Eski dilde çekinme,razı olma. : İBA Eski dilde çekirge. : MİK Eski dilde çeyrek. : RUBU Eski dilde çizme. : MUSE Eski dilde çöl. : TİH Eski dilde dağ eteği,çayırlık,çimenlik. : RAG Eski dilde daha doğru,en sağlam. : ASAH Eski dilde damar.: REG Eski dilde delip geçen,içe işleyen.:NAFİZ Eski dilde demir. : AHEN Eski dilde deri kalkan.:DARAKA Eski dilde derin hale getirme. : İKAR Eski dilde derinlik.:UMK Eski dilde deve.:ŞÜTÜR Eski dilde devirler,çağlar,zamanlar.:EDVAR Eski dilde dilek.:KAM Eski dilde dilenci.: SAİL.:GEDA Eski dilde dinlenme,istirahat.:AJ Eski dilde doku. : NESİÇ Eski dilde dokumacılıkta,tüle benzer ince ve saydam bir kumaş.:SAKANGUR Eski dilde dolum,dolma,doluluk. : MELA Eski dilde dölleme,döllenme.: İLKAH Eski dilde dönence.: MEDAR Eski dilde dudak. : LEB Eski dilde duvar. : DAR Eski dilde düğün yemeği./Saadet,mutluluk. : URS : URAS Eski dilde Ekim ayı. : BİRİNCİ TEŞRİN Eski dilde ekmek. : NAN Eski dilde elma: . SİB Eski dilde en azından.,asgari. :LAAKAL Eski dilde en sefil,pek aşağı. : ESFEL Eski dilde en tatlı.:AZEB Eski dilde engel,uymazlık.:BEİS Eski dilde er,erkek. : NER Eski dilde erik. : ALU Eski dilde erkekler.: RİCAL Eski dilde estetik. : BEDİA Eski dilde eş,zevce.:REFİKA Eski dilde eşek .:HAR Eski dilde eşik.:ASİTANE Eski dilde etek. :DAMEN Eski dilde faiz.:RİBA Eski dilde gece. : ŞEB Eski dilde geceler : LEYAL Eski dilde geçip gitme,sona erme.: MÜRUR Eski dilde gelin.: ARUS Eski dilde gemi demiri.:MİRSAT Eski dilde gemi. : SEFİNE : SABİHA : KEŞTİ Eski dilde gerdek. : ARİS Eski dilde geri döndürme,geri çevirme.:REKS Eski dilde görme.:RÜYET Eski dilde gösterme.:İRAE Eski dilde göz. : AYN: DİDE Eski dilde güç,iktidar elde etme.: NAMİYE Eski dilde güçsüz bırakma. : İHAN Eski dilde gün.:RUZ Eski dilde güneş yada ay tutulması. : KESF Eski dilde haberci,ulak.: SAİ Eski dilde halkın İstanbul’daki yabancılara,özellikle Fransızlara verdiği ad.:DİDON Eski dilde hastalık , dert. : DA Eski dilde herhangi bir şeyin küçük parçası.:ŞİRZİME Eski dilde hesap defteri.. : ABAR Eski dilde hevesler,istekler. : EHVA Eski dilde hokkabazlık,el çabukluğu. : ŞABEZE Eski dilde horoz.:DİK Eski dilde ılgın ağacı.:AC Eski dilde idare etmek.,temize çıkarmak. : ABRAMAK Eski dilde ihtiyarlık. : ŞEYB Eski dilde iklimler.:EKALİM Eski dilde ilkbahar.:NEVBAHAR Eski dilde intikam,öç. : SAR Eski dilde kadın.: ZEN Eski dilde kale hendeği. : UR Eski dilde kalıba dökme.:İSAGA Eski dilde kamış. : NAY Eski dilde kan. : DEM Eski dilde kaplan.:BEBİR Eski dilde karınca. : MUR Eski dilde Kasım ayı. : İKİNCİ TEŞRİN : SONTEŞRİN Eski dilde kaş.: EBRU Eski dilde kaz.: BAT Eski dilde kemik.:AZM Eski dilde kılıç. : TİG Eski dilde kırmızı renkli olan. : LALİN Eski dilde kilise çanı.:NAKUS Eski dilde kimseler,insanlar. : KESAN Eski dilde kip.:SIYGA Eski dilde koku. : BU Eski dilde kolay. : ASAN Eski dilde korku.:BİM Eski dilde kovma. : İBAD Eski dilde kök tutmuş,köklenmiş.:RİŞEGİR Eski dilde köpek. : SEG : SEK Eski dilde körpelik,tazelik.: TARAVET Eski dilde kumaş. : KALA Eski dilde kurban bayramı. : ADHA Eski dilde kuş gagası.:NAL Eski dilde kuşluk vakti. : ÇAŞT Eski dilde lanet sözü. : LAN Eski dilde mektup,mesaj ulaştırma. : BELAĞ Eski dilde mermer.:RUHAM Eski dilde mimaride yapıları örten süslü çatı ve saçaklar.:ARASTAK Eski dilde mum,balmumu.: ŞEM Eski dilde müjde,müjdeli haber. : SAVA Eski dilde Müneccimlerce insanın doğduğu andan başlayarak,yaşamındaki uğursuz anların hesaplanması. : ASİTAN Eski dilde nevale,azık. : TUŞE Eski dilde oburlar.: EKELE Eski dilde Ocak ayı. : İKİNCİ KANUN : KANUNU SANİ Eski dilde ok atıcı,okçu.:KEMANKEŞ Eski dilde ok.. : TİR Eski dilde oklar anlamında sözcük.:NİBAL Eski dilde otlar. : ERA |
Cevap : A Dan Z Ye Bulmaca Sözlüğü
Eski dilde öç,intikam.:SAR
Eski dilde öd kesesi.:MERARE Eski dilde öfke.:RİS Eski dilde öğrenci.:ŞAKİRT.:TİLMİZ Eski dilde öğüt,akıl verme.: NUSH Eski dilde öğüt,nasihat. : MEVİZE : NUSH Eski dilde örtme,gizleme.: SETR Eski dilde özgürlük yanlısı olanlar. : AHRAR Eski dilde parlaklık,göz alıcılık.:REVNAK Eski dilde parlama.:LEM Eski dilde pek az., çok aşağı. : EDNA Eski dilde pirinç. : ERZ Eski dilde rüzgar,esinti. : RİH Eski dilde saf,arı,katıksız anlamında sözcük.:NAB Eski dilde sağır. : ASAM Eski dilde sanık.: MAZNUN Eski dilde satrançtaki vezir taşı.: ASAF Eski dilde satrançtaki vezir. : FERZ Eski dilde sermaye,kapital.:RESULMAL Eski dilde sıcak suda haşlama. : NAK Eski dilde sıcaklık,hararet.:TEB Eski dilde sığır çobanı.: RAİ Eski dilde sıhhi. : ZENİ Eski dilde soylular.:ZADEGAN Eski dilde su yosunları.: ÜSNİYE Eski dilde su.. : AB : MA Eski dilde sünnet etme.:HİTAN Eski dilde süs.: ZİVER Eski dilde şarap.. :HAMR Eski dilde şehir.:ŞAR Eski dilde şiirler.:EŞAR Eski dilde şişme,kabarma. : AMASA Eski dilde taç.: İKLİL Eski dilde taçlar. : TİC Eski dilde tarak. : ŞANE Eski dilde toplama. : İCMA Eski dilde tuğgeneral.: MİRLİVA Eski dilde tuz. : NEMEK Eski dilde uyurgezer.: SAİFFİLMENAM Eski dilde uzaklık,ara. : KAB Eski dilde üzengi.: RİKAB Eski dilde üzerine yazı yazılmış kağıda veya mektuba verilen ad.:RAKİME Eski dilde üzüm.: İNEB Eski dilde üzüntü,kaygı, : HEM Eski dilde vergi toplama . : CİBAYET Eski dilde yakın,az aralıklı olan.:KARİN Eski dilde yara.:ZAHM Eski dilde yardım. : NASR Eski dilde yasaklayan,engel olan. : NAHİ Eski dilde yemin etme. : İLA Eski dilde Yengeç Burcu.: SERETAN Eski dilde yeni anlamında bir sözcük.: CEDİT Eski dilde yıl. : AM Eski dilde yılan.:MAR Eski dilde yıldırım.: BARİKA Eski dilde yıldız.:SİTARE Eski dilde yırtma. : ÇAK Eski dilde yiğitler,kahramanlar. : ASÜD Eski dilde yiyecek ve içecek şeyleri veren anlamında sözcük.: RAZİK Eski dilde yumuşak.:NERM Eski dilde yumuşaklık.: NERM Eski dilde yuva.:LANE Eski dilde yüzyıl.: ASR Eski dilde zaman.:EYN Eski dilde zarif giyinen kimse. : TİRENDAZ Eski Doğu’da ve Bizans’ta hükümdarlık simgesi olan tören başlığı.:TİARA Eski eşya pazarı.:BİTPAZARI Eski İran dininde aşk ve bereket tanrısı. :ANAHİTA Eski İran dininde aşk ve doğurganlık tanrısı.:ANAHİTA Eski İskandinav mitolojisinde baş tanrı. : ODİN Eski İskandinav mitolojisinde evrenin yaradılışında oluşan ilk canlı. : YMİR Eski Japon bozuk parası. : RİN Eski Japonya’da soylular sınıfı: İO Eski Japonya’da tüccar sınıfı . : CHONİN Eski Kıbrıs’ın kuvvet tanrısı. : BES Eski konaklarda harem ile selamlık arasındaki daire. : MABEYİN Eski Mezdeki dinine bağlı Perslerin ayinlerde kullandıkları,bazılarının yalancı altın mantarı gibi sanrı yaratıcı bir mantar sandığı bitki. : HAOMA Eski Mısır tanrılarının asası. : UAS Eski Mısır valilerine verilen ad.:HİDİV Eski Mısır ve Yunan kültürlerinde önemli bir yeri olan insan başlı aslan gövdeli mitolojik yaratık. : SFENKS Eski Mısır’da güneş tanrısı. : AMON Eski Mısır’da şehir devletlerine verilen ad.:NOM Eski Mısır’da üretici güç. : KA Eski Mısır’ın en büyük piramitlerinden biri. : MİKERİNOS Eski Mısırlıların,Asya’nın Mısır’a yakın bölgelerinde yaşayan Sami kavimlerine verdikleri ad.:AAMU Eski mimarlıkta yapıları örten süslü çatı ve saçaklar.:ARASTAK Eski Roma’da ayrıcalıklı Particiler dışında kalan yurttaşlara verilen ad.:PLEBLER Eski Roma’da vahşi hayvan ve av tanrıçası.:DİANA Eski Roma’da,bir sirk içinde küçük çapta deniz savaşları yapılmak üzere kazılmış büyük havuz.:NOMAHYA Eski Romalılar zamanında,Roma’da ve diğer şehirlerde kamu işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan.:FORUM Eski Romalıların ulusal giysisi olan geniş ve uzun harmani. : TOGA Eski Rusya’da gönüllü emekçiler birliği.:ARTEL Eski salon danslarından biri. : KADRİL Eski Sümer su tanrısı. : EA Eski şairlerin kasidelerinde övdükleri kişilerden aldıkları bahşiş.:CAİZE Eski Türk devletlerinde ,özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi yada bağımsız bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir. : ATABEK Eski Türk güreşlerinden biri. : ABA Eski Türklerde atasözü,tez. : SAV Eski Türklerde büyük davula ve davul tokmağına verilen ad. : BARABAN Eski Türklerde deniz tanrıçası.:AKANA Eski Türklerde hekim. : ATASAGUN Eski Türklerde kullanılan bir unvan.:TİGİN Eski Türklerde mezarların üzerine anıt olarak dikilen taşlar. : BALBAL Eski Türklerde ordu müfettişlerine verilen ad. : YASAVUL Eski Türklerde ölüler için yapılan tören. : YOĞ : YUĞ Eski Türklerde soylular sınıfı. : AKSÜYEK Eski Türklerde Tanrı.: OĞAN Eski Türklerde yağmur yağdırıp yel estirdiğine inanılan büyü taşı.:YADA Eski Türklerde yer altı tanrısı.:ERLİKHAN Eski ve usta gemici.: ÇAÇA Eski Yahudilere verilen ad.:İBRANİ Eski Yunan mitolojisinde Medusa’nın kanından doğma kanatlı at. : PEGASOS Eski Yunan fabl’larını derlediğine inanılan,ama gerçekte yaşamadığı hemen hemen kesin olan yazara geleneksel olarak verilen ad.:EZOP (AİSOPOS) Eski Yunan felsefesinde bölünmez birlik.: MONAT Eski Yunan felsefesinde bölünmez birlik.:MONAT Eski Yunan kentlerinde pazar yeri,antik kent meydanı.Yönetim,politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan. : AGORA Eski Yunan mitolojisinde kötülük tanrıçası.:ATE Eski Yunan mitolojisinde öbür dünyanın en karanlık bölümü.: EREBOS Eski Yunan mitolojisinde,Artemis tarafından öldürülen ve takım yıldıza dönüştürülen,Poseidon’un oğlu olan dev avcı.:ORİON Eski Yunan mitolojisinde,Oidipus’un hem annesi,hem karısı olan kadın.: İOKASTE Eski Yunan tiyatrolarında sahneye verilen ad.:SKENE Eski Yunan ve Roma’da hekimlik tanrısı.: ASKLEPİON Eski Yunanistan sitelerinin özelliklede Atina’nın yönetsel bölümü.:DEMOS Eski Yunanistan’da tapınaklarda yer alan ve üzerine sungular konan masa. : ABAK Eski Yunanlı,Grek.:HELEN Eski Yunanlılarda,özellikle Makedonya piyadelerinin çekirdeğini oluşturan mızraklı alay.:FALANJ Eski Yunanlıların Dionysos şerefine okudukları tören şarkısı. : DİTİRAMP Eski,ezeli. : KADİM Eskiden adet,tören. : DEB Eskiden albay. : MİRALAY Eskiden Anadolu beyliklerinde donanma hizmetlerinde görevlendirilen asker. : AZEB Eskiden Aralık ayına verilen ad. : İLKKANUN Eskiden askerlerin aldıkları üç aylık maaşın Şevval,Zilkade ve Zilhicce aylarına denk gelen dördüncü bölümü.: LEZEZ Eskiden Avrupa’da kentler arasında yolcu taşımakta kullanılan kapalı ve dört tekerlekli at arabası. : DİLİJANS Eskiden Bağdat,Isfahan ve Almeria’da dokunan ipekli kumaş. : ATABİ Eskiden Bağdat,Isfahan ve Almeria’da dokunan sağlam ipekli kumaş.:ATABİ Eskiden bezek işlerinde kullanılan bir tür sedef.: ARUSEK Eskiden Bulgar krallarına verilen unvan.: GAR Eskiden cüzamlı hastaların konulduğu yere verilen ad.: MİSKİNLER TEKKESİ Eskiden ders çalışma masası. : RAHLE Eskiden dervişlerin oturduğu yer,tekke.:DERGAH Eskiden dokunan bir tür kalın ve pamuklu bez.:REVENDÜK Eskiden el yazması kitaplara yapılan suluboya resim.:MİNYATÜR Eskiden esnafların gelirlerini toplayıp satan kimse.:KESEDAR Eskiden Fransa’da kullanılan 52 ar değerinde olan yer ölçüsü.:AKR Eskiden giyilen düz yakalı,önü ilikli bir tür ceket.:SETRE Eskiden giyilen kolsuz,önden açık,uzun ve geniş kesimli giysi. : KAFTAN Eskiden harman ürünlerinden onda bir oranında alınan vergi:. AŞAR Eskiden İran’da kullanılan Zerdüşt takviminde yılın sekizinci ayı. : ABAN Eskiden işlemeli kısa yelek türü. : CAMADAN Eskiden Japonların kullandığı 3.927 m değerinde çizgisel ölçü.,Endonezya’nın plakası. : Rİ Eskiden Japonların kullandığı 3.927 m değerinde çizgisel öçlü.:Rİ Eskiden kansere verilen ad.:AKİLE Eskiden kara ve deniz savaşlarında kullanılan bir top.:BALYEMEZ Eskiden Karagöz oynatılan kahvelere verilen ad. : TATU Eskiden kimi gezgin dervişlere verilen ad.:ABDAL Eskiden koyun ve keçi başına alınan sayım vergisine verilen ad.: AĞNAM Eskiden kökü hekimlikte kullanılmış olan,zambakgillerden bir bitki.: SAPARNA Eskiden köy muhtarının yardımcısı.:KİZİR Eskiden kullanılan bir ağırlık ölçüsü birimi.: OKKA Eskiden kullanılan tepesi yuvarlak,dilimli çuha başlık. : ŞUBARA Eskiden kullanılan üç direkli,bir tür yelkenli savaş gemisi.: FİRKATEYN Eskiden kullanılan yedi gram ağırlığında altın sikke.: LİRA Eskiden kullanılan,kıç tarafı yüksek,hızlı giden yelkenli.: ÇEKELEVE Eskiden kullanılan,kolları ve etek uçları bazen bol ama genellikle bele oturan kadın korsajına verilen ad. : KARAKO Eskiden kullanılmış ince,uzun ve zarif bir kayık.:HANIM İĞNESİ Eskiden kullanılmış mermi yerine çakıl taşı atan bir tür top. : ÇAKALOZ Eskiden kuyumculara taslak hazırlayan kimselere verilen ad. : SADEKAR Eskiden Kuzey Afrika’daki dervişlere verilen ad.:MARABUT Eskiden lise düzeyinde okul. : İDADİ Eskiden Mısır halkından olan kimse. : KIPTİ Eskiden Mısır köylülerine verilen ad. : FELLAH Eskiden Müslüman olmayanlardan alınan bir çeşit vergi.:CİZYE Eskiden nikahsız olarak alınan cariyelere verilen ad.: ODALIK Eskiden oğlak burcuna verilen ad. : CEDİ Eskiden okul öncesi yaştaki çocuklar mahalle mektebine başlarken yapılan tören.:AMİNALAYI Eskiden on para değerindeki sikke. : METELİK Eskiden özellikle sülüs yazı yazmak için kullanılan perdahlı bir kağıt türü : ALİKURNA Eskiden papaların kullandığı tören başlığı. : TİARA Eskiden portre yapan ressamlara verilen ad.:NİGARİ Eskiden postayı taşımaya yarayan küçük tekne.:AVİZO Eskiden Romanya’nın yerli halkına ve bu halkın soyundan olan kimselere Osmanlı Türklerinin verdiği ad.: ULAH Eskiden Rum korsanlarına verilen ad.: IZBANDUT Eskiden Rus Kazaklarının başbuğuna verilen unvan.:ATAMAN Eskiden savaşlarda işaret vermek için kullanılan büyük davul.: KÖS Eskiden şairlerin kasidelerinde övgüsünü yaptıkları kişilerden aldıkları para veya armağana verilen ad. : CAİZE Eskiden Tekel idaresine verilen ad.:REJİ Eskiden tiyatroya verilen bir ad.:TEMAŞAHANE Eskiden trajediye verilen ad.:HAİLE Eskiden tuğgeneral.:MİRLİVA Eskiden Türk’e yabancı olan kimse ve topluluklara verilen ad. : TAT Eskiden ücret karşılığı ölünün arkasından ağlayan kadın.:NAYİHA Eskiden üzerine yazı yazmak için hazırlanan deri,parşömen. : TİRŞE Eskiden vezir konaklarındaki bir bölüm müstahdeme verilen ad.:ZOBU Eskil. : ARKAİK Eskilere göre dünya atmosferinin ötesindeki boşlukları dolduran çok uçucu akışkan.:ESİR Eskimiş giyecek.:ALIK: ALAK Eskimiş,üzerinden zaman geçmiş,kronik. : MÜZMİN Eskimoların buzdan kulübeleri. : İGLO : İGLU Eskimoların kendilerine verdiği ad. : İNUİT Eskrimde kullanılan üç silahtan biri. : EPE : FLÖRE Esmer açık kestane renginde olan.: KONUR Esmer,açık kestane rengi rengi.:KANUR Esnaf kuruluşu. : LONCA Esnek dokunmuş ipekli yada yünlü bir kumaş. : JARSE Esrarkeşlerin kullandığı bir çeşit nargile.: KABAK Eş anlamlı. : SİNONİM Eş basınç. : İZOBAR Eş zamanlı olmayan.: ASENKRON Eş zamanlı.: SENKRONİK Eş,zevce. : REFİKA Eşcinsel kadın. : LEZBİYEN Eşek binmeliği. : SEMER Eşek eyeri.: PALA Eşek yavrusu. : SIPA Eşek. : KARAKAÇAN: MARSIVAN Eşey bezi. :GONAT Eşeylik kazanmış böceğin son biçimi.:İMAGO Eşeysiz bölünme. : AMİTOZ Eşgüdüm.:KOORDİNASYON Eşik. : SÖVE Eşit. : MÜSAVİ Eşkenar dörtgen. : MAİN Eşya üzerindeki mikrop veya ufak böcekleri basınçlı buharla öldürmeye yarayan büyük kazan. : ETÜV Eşyanın üzerini işlemek için kullanılan sedef,plastik,metal vs malzemeden yapılmış parlak ve yassı plaka. : PAYET Eşyaya vurulan damga.:EN Et ve sebzeleri, kapak kenarı hamurla iyice kapatılmış tencere içinde pişirme yöntemi. : USTUFATO Et haşlanırken su üzerinde biriken tortu.:KEF Et kesimi yortusu. : APUKURYA Et yemez. : VEJETARYEN Etek ceketten oluşan iki parçalı kadın giysisi. : DÖPİYES Etek ucuna doğru genişleyen. : EVAZE Etene,son. : MEŞİME : EŞ Eter. : LOKMANRUHU |
Cevap : A Dan Z Ye Bulmaca Sözlüğü
Eti beyaz ve lezzetli bir balık.:SUDAK
Eti beyaz,üzeri pullu iri bir balık.:LEVREK Eti için avlanan bir deniz kabuklusu.:LANGUS Eti için avlanan,pavuryaya benzer küçük su hayvanı.:ÇAĞANOZ Eti yenen bir çeşit mürekkep balığı. : KALAMAR Etiket. : PAFTA Etiyopya’nın para birimi. BİRR Etken,yapan. : AMİL Etkime. : TESİR Etli lahana yemeği.:KAPUSKA Etli,yuvarlakça ve şişkin olan sap kısmı yenen lahana cinsi. : ALABAŞ Etnik. : BUDUNSAL Etoburların gelişmiş dönemlerinde kalın bağırsaklarında yaşayan tenya türü.:EKİNOKOK Ev halkı,aile. : HORANTA Ev makarnası. : ERİŞTE Ev.:BEYT Evde kalmış kız. : KALIK Evlek. : MAŞALA Evlenme.:İZDİVAÇ Evlerin önündeki taşlık. Üstü kapalı balkon : SUNDURMA Evlerin önüne oturmak için taş ve çamurdan yapılan set.: SEKİ Evren bilim. : KOZMOLOJİ Evrenin temeli olarak düşünülen maddenin canlı olduğunu savunan öğreti.:HİLOZOİZM Evrensel alıcı kan grubu. : AB Evrensel hayat enerjisi anl***** gelen,çok eski bir Japon sağlık tekniği.: REİKİ Eyer örtüsü. : ÇAPRAK : ŞAPLAK Eytişim. : DİYALEKTİK Ezgi,makam. : TERANE Ezgi.:MELODİ Ezici.:KAHİR Ezilmiş havuç içine fındık,şeker vs eklenerek yapılan bir tatlı türü.: CEZERYE |
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.