![]() |
Bağ
2 Eklenti(ler)
BAĞ
1. Nesneleri, bir nesnenin değişik bölümlerini bir arada tutmaya ya da bir şeyi bağlamaya, sarmaya, kapatmaya yarayan ip, sicim, kordon, kayış, vb.: Ağzı deri bir bağla bağlanan para kesesi. Ayakkabı bağı. —2. Bağlanarak bir araya getirilmiş nesneler bütünü; demet: iki bağ maydanoz. Üç bağ soğan. —3. iki şey arasındaki ilişki, bağlantı: Bu iki olay arasında hiçbir bağ yok. —4. iki ya da daha çok kişi arasında herhangi bir yakınlıktan kaynaklanan ilişki: Akrabalık bağı. Kan bağı. Dostluk bağı. —5. Bir kimseyi, duygusal olarak bir başkasına ya da bir şeye bağlayan şey: Hiçbir yerde hiçbir bağım yok. Birbirlerine çok güçlü bir bağla, aşkla bağlıydılar. —6. Bir kimsenin özgürce davranmasını engelleyen tutku, alışkanlık, bağlantı, vb.: Bağlarından kurtulmak. —Anat. Çok güçlü, beyazımsı lif demeti: Eklem bağları. (Bk. ansikl. böl.) || Karın-zarı bağları, sindirim borusuna bağlı olan ve olmayan karın ya da leğen içi organları karın çeperine bağlayan, karın zarı kıvrımları. —Ask. Fişek bağı, belirli sayıda fişek destesi içeren, kurallara uygun paketleme. —Bayınd. Bağ taşı, uzunluğu normal parke taşı uzunluğunun bir buçuk katına eşit olan kesme taş. || Asma köprü bağı, bir askı çubuğunun taşıyıcı halatlara bağlanmasını ya da tahliyeyi taşımasını sağlayan aygıt. —Bilş. Bir programın bölümleri ya da alt-programlar arasındaki komutlar dizisi ya da uzlaşmalı iletişim yöntemi. (Bir programın bölümleri arasındaki bağlar, bağlantı programlarıyla kurulur.) —Cerr. Bağlamaya yarayan iplik ya da tel. (Kimi bağlar [örneğin, katgütj organizma tarafından soğurulur; kimisi soğuru-lamaz [keten, ipek, naylon, vb.].) || Kan dolaşımını durdurmak amacıyla kol ya da bacaktaki damarları sıkmaya, bastırmaya yarayan aygıt. (Bk. ansikl. böl.) i —Denize. Bir halat üstündeki sağlam ve düzgün her tür düğümün genel adı. (Bağlar kullanıldığı yere göre adlandırılır: Izbarço" bağı, Kazık" bağı, Yoma' bağı vb.) —Fiz. Bağ enerjisi, bağlı bir sisteme, bileşenlerini ayırmak için verilmesi gereken enerji. (Atom çekirdeklerinin bağ enerjisi, nükleon başına birkaç MeV'tur. Öte yandan bağ enerjisi, bağlı sistemin bileşenlerinden oluşması sırasında açığa çıkan enerji miktarına eşittir. Kuvantum kuramında, bağ enerjileri kuvantalarla belirtilir. || Bağ kuvvetleri, bağlı bir sistemin bileşenlerinin tutunumunu sağlayan kuvvetler. (Atom bağ kuvvetleri, temel olarak elektrik kökenli kuvvetlerdir.) —Fizs. kim. Bağ basamağı, bağlı ve bağ-sız elektron sayısının yarım farkı olarak tanımlanan sayı. || Kimyasal bağ, kalıcı yığışımların (kimyasal bileşikler, çokatom-lu elementler vb.) oluşmasını sağlayan özdeş ya da farklı atomlar arasındaki etkileşim. (Bk. ansikl. böl.) —Fizs. mekan. Biçim değiştirmez bir cismin devinimlerinde, genellikle, onun girişine açık uzayı kısıtlayan öteki cisimlerin varlığından kaynaklanmış sınırlama. (Cisimler arasında, biçim değiştirmez nesnelerin iç içe girmeden temas halinde kalabilmelerinden kaynaklanan bağlar vardır. Örneğin bir S katısının, diğer bir T katısına göre konumu, her an 6 geometrik parametreyle [3 uzunluk, 3 açı] tanımlanabilir. Bu parametrelerle, bunların zamana göre türevleri ve zaman arasında / bağıntı varsa, S nin T ye göre deviniminde I bağ vardır denir.) || Bağ denklemi, bir katının, diğerine göre konumunu tanımlayan parametrelerle, bu parametrelerin zamana göre türevleri ve zaman arasındaki bağıntı. || Bağ kuvveti, bağ denklemlerini göz önüne almak için, serbest olduğu varsayılan bir cismin devinim denklemlerine katılması gereken kuvvet. —inş. Bağ taşı, bir duvar örgüsünde, sıra taşının tersine, dar yüzü görünecek biçimde, duvar yüzüne dik konumda yerleştirilen taş. (Eşanl. KENET TAŞI.) || Bağ teli, betonun dökülmesi sırasında çelik donatı çubuklarının yerinden kaymasını önlemek için bu çubuklara bağlanan tel. || Genişleme bağı, uç uca gelen iki dere parçasının serbestçe genleşmesini sağlayan metal derz örtüsü. || İki yüzlü bağ taşı, bir duvarın kalınlığı boyunca yerleştirilen, başka bir deyişle duvarın iki yüzünden de görülebilen kesme taş. —Kad. doğ. Göbek bağı, dölütü plasentaya bağlayan amnios kılıflı damar -bağdokusu demeti. (Bk. ansikl. böl.) ı —Mad. oc. Göçmeyi önlemek için bir galerinin dik kesiti boyunca yerleştirilen demir ya da ağaç dirseklerin tümü. (Bk. ansikl. böl.) || Bağ atma, metal ya da ağaç bağlarla galerileri tahkim etme. —Matbaac. iki harfi birbirine bağlayan ince çizgi. —Metalogr. Bağ doğrusu, bir diyagramda aynı alaşımın, eşlenik çizgiler ya da eğriler üzerindeki iki fazının bileşimini birbirine bağlayan doğru. —Mim. Bağ örgüsü, tüm taşların aynı yükseklikte ve aynı uzunlukta olduğu ve derzlerin ortada kesiştiği duvar örgüsü. (Eşanl. İSODOMOS.) —Müz. iki ya da daha çok farklı notanın ya da yan yana gelen iki aynı notanın birbirine bağlanacağını belirten yay biçiminde çizgi. —Org. kim. Eksenel bağ, stereokimyada sikloheksanın üçlü bakışım eksenine koşut bir bağ için kullanılır; ornatanın geril-mesiyle bu bağ, sikloheksana yeniden bağlanır. —Sil. 3 ya da 5 fişeği birleştiren ve tüfeğin fişek haznesinin hızla doldurulmasını sağlayan madeni levha. —Terz. Giysilerde büzmek ya da sıkmak için, döşemelerde ise çevre süsü olarak kullanılan yuvarlak ya da yassı örgü. —Ulaş. Bagaj bağı, taşıma sırasında güvenliği sağlamak amacıyla, bir araca kp-nan yükün istifini koruyan zincir, kablo ve kimi zaman da plastik dokudan yapılmış düzenek. —Zool. ikiçenetli yumuşakçalarda kavkının iki çenetini birleştiren esnek etsi bölüm. (Bağ dışarda ya da içerde olabilir; bir üstderi tabakası ve bazen yanlışı olarak "kıkırdak" da denilen esnek bir iç tabakadan oluşur.) —ANSİKL. Anat. Bağların çoğu eklem bağıdır, kemik uçlarını birbirine bağlamaya yarar. Bu bağların bir kısmı eklem kapsülünün kalınlaşmasından başka bir şey değildir. Bir kısmıysa eklem kapsülünden uzaktadır. Bağlar bazen bir aralığı az ya da çok tıkayıp kapatır, bazen de bir kemik oluğunu, kalça-siyatik bağında olduğu gibi, delik haline getirir. Kasık bağları gibi bazıları, bir iç organda (idrar torbası gibi) sona erer ve o iç organı karın çeperine bağlar. Bazı bağlar, kirişler için makara ödevi görmek üzere kemik lif karışımı kanallar oluşturmaya yarar: örneğin elbileği ön değirmi kası, bilek kanalının ön sınırını oluşturur, parmak bükücü kirişler ve orta sinir bu oluktan geçer. • Karınzarı bağları. Gerek anatomi, gerek cerrahi bakımdan büyük önem taşır. Döl-yatağının iki yanında yer alan geniş bağ ile karaciğeri tutan oraksı bağ bu arada sayılabilir. —Cerr. Değirmi bağlar ancak acil durumlarda kullanılmalıdır, aksi takdirde damarlarda ve sinirlerde lezyonlara yol açar. Cerrahide kol ve bacakların önemli kısımları için sadece hava basınçlı bağlar kullanılır. El ve ayak parmakları için küçük lastik bağlar işe yarar. Bağlar, belirli bir süre için bağlı bırakılmalıdır, yoksa kangrene kadar varabilen ve bir daha eski duruma gelemeyen kansızlık lezyonlarına neden olabilir. Kol ve bacakta kanama olduğu zaman, bir atardamar kanaması sözkonusuysa bağ yaranın üst başına (kol ve bacağın vücuda yakın yanına), bir toplardamar kanaması sözkonusuysa, yaranın alt başına (kol ve bacağın ucuna doğru) yerleştirilmeli ve bir saatten fazla tutulmamalıdır. —Fizs. kim. Kimyasal bağ. Bütün kimyasal bağlar, elektrik kökenlidir; bu olgu atomun yapısıyla ilgilidir. Kimyasal bağ kuramı, atomlar arasındaki bağların sınıflandırılmasını, tanımlanmasını ve öngörümünü konu edinir. Belli başlı üç tür kimyasal bağ vardır: iyon bağı, ortak-değerlik ya da atom bağı, metal bağı. Bu farklı bağ türleri, kimyasal bileşiklerin yapısıyla belirlenir. • iyon bağı. Bu bağ iyon bileşiklerindeki ters işaretli iyonları elektrostatik bir çekimle birleştirir Sodyum klorürdeki (NaCI), Na+ ve Cl iyonları buna örnek gösterilebilir. Sodyum ve klor tepkimeye girdiklerinde, Na+ ve Crıyonlarının oluşumu, sodyum atomunun 3s konumundaki tek elektronunun, klor atomunun 3p düzeyindeki boş bir yere geçmesi sonucunda gerçekleşir. Ters işaretli iyonlar arasındaki elektrostatik çekim, ısıl çalkalanmaya karşın, hem kristalin yapışma gücünü sağlar, hem de karşıt işaretli komşu iki iyonu denge uzaklığında tutar; bu sonuncu olguda elektrostatik çekimi, atomların ara geçişine engel olan itici bir kuvvet dengeler. Sodyum klorür (NaCI) için denge uzaklığı, komşu Na„ve Cl çekirdekleri arasında yaklaşık 2,8 A 'dür. Öte yandan bir dizi benzer ölçümden iyon yarıçaplarının küresel olduğu sonucuna varılmıştır. iyonlar arasındaki bağ, iyon kristalinin erimesiyle oluşan sıvıda ve sulu çözeltide değişmezliğini yitirir. Bu sıvı ve iyon çözeltisi, hem elektrik akımını iletir, hem de elektrollzlenebilir. iyon bağı, güçlü bir bağdır ve yüksek bir bağ enerjisi taşır: bir mol NaCI için bu enerji 750 000 joule'dür (ya da 180 kcal). iyon bağının belirli bir yönü yoktur; elektrostatik çekim iyon merkezinden başlayarak her yönde eşit bir kuvvet uygular. Bir iyon bileşiğinde, belirli işaretteki bir iyonun çevresinde kümelenen ters işaretli iyonların sayısı ve düzenlenişi bu iyonların büyüklüklerine ve bütünü içinde yansız bir bileşik oluşturmalarına bağlıdır. • Ortak-değerlik ya da atom bağı. Sıvı ya da çözelti halinde elektrik akımı ileten, elektrolizlenebilen iyon yapılı bileşikler dışında, aynı halde olmalarına karşın elektrik akımı iletmeyen ve elektrolizleneme-yen bileşikler de vardır. Bu bileşiklerin aynı ya da farklı atomların birleşmesinden doğmuş yansız moleküllerden oluştuğu kabul edilir. Bu molekülsel yapılanmaya hem katı, hem de gaz halinde rastlanabilir. "Atom" ya da "ortak-değerlik" bağı adı verilen bu bağ ilkesini öne süren G.N. Levis oldu (1916): çokatomlu bir iyonun ya da bir molekülün iki atomu arasındaki bağ, bir elektron çiftinin ortaklaşa kullanımı sonucunda doğar; çiftte yer alan elektronlardan her birini bağlı atomlardan biri verir. Bağlı atomların her biri için dış elektron sayısını sekize tamamlama sonucunu doğuran bu ortak kullanıma sık sık rastlanır; nitekim Cl atomu için dış elektron biçimlenmesi aşağıdaki şekilde verilir: Cl2 molekülünde ortak-değerlik bağının kurulması sonunda iki atomun 3p'deki iki elektronu eşleşerek bir gözü, yâni ortak bir yörüngeyi doldurur; böylece atomlardan her biri için sekizli tamamlanır. 3s 3 p Ortak-değerlik bağı genellikle bir çizgi ile gösterilir: Bir ortak-değerlik bağı, yalnızca bir elektron çifti (yalın bağ) ile değil, aynı zamanda iki ya da üç elektron çifti ile de oluşabilir; dolayısıyla bu bağlar etilen ve asetilende olduğu gibi ikili ya da üçlüdür: H2C=CH2, H—C = C—H Ortak-değerlik bağlarına "yarıkutuplu" ya da "eşkonum" adı verilen bir bağı da eklemek gerekir: bu ortak-değerlik bağının oluşumunda iki elektronu, "verici" denilen bir atom sağlar. "Alıcı" adı verilen bir başka atom ise, elektron çiftine serbest bir alan oluşturur. Altı dış elektronu bulunan oksijen atomu doğal olarak alıcıdır; klor,azot, fosfor ise vericidir. Bir kez oluştuktan sonra, yarıkutuplu bir bağın, gerçekte olağan ortak-değerlik bağının belirgin bütün niteliklerini taşıdığını belirtmek gerekir. Ortak-değerlik bağı, iyon bağından daha kısadır; nitekim klorür iyonunun iyon yarıçapı 1,8Â iken, klor atomunun ortak-değerlik yarıçapı yalnızca 1 Adür. Ortak-değerlik bağı çok güçlüdür ve yüksek bir bağ enerjisi içerir: bir mol Cl2 için 58 kcal. Ayrıca iyon bağının tersine, ortak -değerlik bağının belirli bir yönü vardır; bu durum, hem belirli bir atomun çevresinde yer alabilen atomların sayısını sınırlar, hem de iki ya da daha çok atom içeren iyon ya da molekül demetleri için belirli bir yapı oluşturur. Nitekim kuvantum fiziği, bu bağın sağlamlığı konusunda tutarlı bir açıklama yapılmasını sağlamıştır. |
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.