![]() |
Bir Cenin Hatıra Defteri
Bir Ceninin Hatıra Defteri...
Gözlerim yoktu, gözlerimin olmadığını bir Sen gördün. Görmüyorum. Görme isteğine bile körüm. Görmek istediğimi bilmiyorum. Gözlerim yok. Ne renklerden haberim var, ne şekilleri tahmin edebilirim. Sen bana gözlerimi verdin. Görmek istediklerimi de sen verdin. Görme isteğimi gördün... Ben görmek istiyor bile değilken, beni gördün. Gözümün göreceklerini gördün... Sen gördün, Sen verdin. Elim yoktu, sen elimden tuttun. Tutunacak bir dal da bilmem. Ellerim yok. Ne avucumda bir şeyim, ne de elde tutmak istediğim.. Yok. Sen bana el verdin. Beni elimden tuttun. Elimden tutacak bir ana verdin. Elde edeceklerimi Sen hazır ettin. Her şey Senin kudret eline tutundu. Ben, ellerim ve elde edeceklerim, öylece avuca geldi. Sağırdım, bana Sen kulak verdin. Bir haber yok, kötüsü bile. Sesler uzak, müzik yabancı, ahenk dargın. Dalgaların sesini işiten, mahrem fısıltılardan haberli kulaklarım oldu. Kuru yaprağın dalından düşüşünü duyan, rüzgârın ıslığına ritim veren, yağmurun yağışına ahenk katan, her notada ruhuma yeniden üfleyen Sensin. Bana kulak verdin. Her şeyi, her an işiten Sen. Ben kulak sahibi değilken, işitmek isteğimi işittin. Ben müziği bilmezken, ben rüzgârın ve denizin sesini işitmezken, ben annemin sesini tanımazken,ben sağır iken, beni Sen işittin, arzularıma Sen kulak erdin, iç çekişlerimi Sen duydun. Beni Sen işittin, şitmek istedklerime Sen kulak verdin. Beni şitir eyledin. Dilim dönmüyor. Sesim çıkmıyor. Dudaklarım suskun. Konuşma yok; bir hece bile... Damaklarıma hiç değmedi dilim. Her dudak arasını gül bahçesine çeviren o ince çizgi, bir tebessüm yok, tebessüm eden de yok. Öpecek yok beni. Ve öpemem de... Daha dudağım dudağıma değmedi. “Ağzı var dili yok” bile değilim. Dilim yok, ağzımda, damaklarım da, dudaklarım da... Lezzetleri bilmiyorum. Dilimi tuza bandırmadım daha. Damağımda şeker tadı hiç gezinmedi. Dudaklarıma pınar suyu değmedi. Ve Sen bana damak verdin. Dudak verdin. Dil verdin. Söz verdin. Dudağıma gökten soğuk sular değdireceğine, damağıma lezzetler ihsan edeceğine, dilime şiirler dolayacağına bana söz verdin. Ve söz verdin ağzıma. Kurânla konuşan Sen, taşları, dağları, denizleri konuşur eyleyen Sen dilime kelâm verdin. Söz verdin ağzıma... Sözden anlayan dostlar verdin... Bir tebessümden habersizken, ben gülmeyi bilmezken, bana rahmetinle Sen tebessüm ettin. İki dudak verdin, bir dil. Cümle dudakları gül eyledin. Gülücükler verdin. Güller verdin. http://frmsinsi.net/images/frmsinsim...sinsi.net_.jpg Ayaklarım yoktu, beni varlığa Sen yürüttün. Çıkış yok.. yollar kapalı... ne dağlar, ne vadiler yürünesi değil... iki ayağım yokluk çukurunda . adım atacak yer yok. ayaklarım yok... güzel ayakkabılarım da... Çiçekli çoraplarım, yeni örülü patiklerim kayıp. Coşkuyla koşacak kimsem yokken, ağı ağı yürüyeceğim yolları bilmezken, Sen beni bilinmez yolardan geçirdin. Ayaklar verdin. Yokluktan varlığa yürüttün bedenimi. Hiç yoktan ayağa kaldırdın beni. Yol verdin. Ve çiçekli çoraplar ve güzel ayakkabılar verdin. Ayakalarımı verdiğin gibi, yürünesi yolları, dağları, denizleri ve vadileri ayaklarımın altına serdin. Gelmeye yüzüm yoktu, Sen bana yüz verdin. Bani tanmıyordu annem babam bile... Varlığımdan haberli bile değillerdi. Ban de bilmiyorum var olduğumu. Var olma arzumun bile farkında değilim. İnsan olduğumu da bilmem. “anılmaya değer bir şey” değilim. Kimse saymıyor beni. Adım yok, adam yerine koyulmuyorum. Yüzüm yok. Çatık bir kasım, gamzeli bakışlarım yok. Saçlarım, kirpiklerim yok. kaşlarım kirli bile değil; yok... yüzüme çamur bulaşmamış; çünkü yok. Şekilsiz, biçimsiz, kaba, belirsiz ve korkunç görünüyorum. Böyle görseydi beni annem, belki yüz vermezdi bana. Yüzüme bakmazdı. Yüzüme bir Sen baktın. Bana Sen yüz verdin. Yokluğun kirli, çirkin maskesini yüzümden indirdin. Rahman suretini indirdin yüzüme. Annemin gözlerine değesi, “bebek yüzlü” tenler giydirdin ete kemiğe... Kirpiklerimin ucuna gamzeli bakışlar düşürdün. Ve yanaklarıma gülücükler saldın. Saçlarımı verdin, “zülf-ü yâr” olası çizgiler çizerek, kaslarımı eğri kıldın yay gibi, Bakışlarıma nur verdin ay gibi.. Karşısına vurulası âşıklar koydun... Güneşi göz ucuma Sen getirdin. Bilmezdiler oysa ilgimi. Tanımazdılar beni. Sen yüz vermesen, yüzümü kalplerine âşina eylemesen, yüz süremezdim annemin yüzüne. Hayatı yitirdiğimde de bana yeniden hayat verecek Sensin. Birgün toprağa yüz sürdüğümde de tanımayacaklar yine... Yüzüme bakmayacaklar. Varlığımı belki hesaba katmayacaklar. Taşlara kazıyacaklar adımı en fazla... Unutmamak için... Ama beni hiç unutmayacaksın Sen. Beni bilecek, anlayacak, hatırımı Sen soracaksın. Gözümü ve gördüklerimi gören, elimi ve eilmdekileri tutan,dilimi ve dilimdekileri konuşturan, dudağıma tebessüm güller koyan, ayaklarımı yokluktan varlığa ulşatıran, var olmaya yüzüm yokken bana yüz veren Sen; Çürümüş kemiklerim, toprağa düşmüş ellerimi, karanlığa akmış gözlerimi, erimiş dudaklarımı, yokluğa kaymış ayaklarımı, işitmez olmuş kulaklarımı, yitik tebessümümü, unutulmuş yüzümü, Verir de yine Sen verirsin elbet. Yine, yeni, yeniden diriltirsin beni. Ey Hayatı Veren ve Ey Hayatın Sahibi. |
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.