ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   ForumSinsi Sözlük Ağı (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=515)
-   -   N Harfi İle Başlayan İsimlerin Anlamları (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=1049302)

Prof. Dr. Sinsi 11-04-2012 10:05 AM

N Harfi İle Başlayan İsimlerin Anlamları
 
NABİ :(Ar.) Er. 1. Haberci, haber veren. 2. Yüksek, yüce. 3. Büyük Türk şairidir. 17. asrın ikinci yarısında yaşamıştır.
NABİA :(Ar.) Ka. - Yerden çıkıp fışkıran, kaynayan, akan.
NABİYE :(Ar.) Ka. 1. Ulu, şerefli kimse. 2. Sonradan şair olan kimse. 3. Haberci, haber veren.
NACİ :(Ar.) Er. - Necat bulan, kurtulan, selamete kavuşan. Cehennemden kurtulmuş, cennetlik.
NACİL :(Ar.) Er. - Soyu sopu temiz olan kimse.
NACİYE :(Ar.) Ka. - (bkz. Naci).
NADAN :(Fars.) Ka. - Kaba, dobra.
NADİ :(Ar.) Er. 1. Nida eden, haykı­ran, çağıran. 2. Toplantı, meclis, (bkz. Nida).
NADİDE :(Fars.) Ka. - Görülmemiş görülmedik. Pek seyrek bulunan, çok değerli.
NADİM :(Ar.) Er. - Pişmanlık duyan, pişman. Tevbe eden.
NÂDİR :(Ar.) Er. - Seyrek, az, ender bulunur.
NÂDİRE :(Ar.) Ka. - (bkz. Nadir).
NADİYE :(Ar.) Ka. 1. Bağırıp, çağıran, seslenen. 2. Toplantı, meclis.
NÂFERİZ :(Fars.) Er. 1. Göbek düşüren. 2. Koku saçan.
NÂFİA :(Ar.) Ka. - Bayındırlık işleri.
NAFİH :(Ar.) Er. - Üfleyen, üfleyici.
NAFİLE :(Ar.) Ka. - Mal, ganimet, ihsan bağış.
NAFİZ :(Ar.) Er. 1. Delen, delip geçen. İçeriye giren, işleyen. 2. Tesir eden, sözü geçen.
NAFİ´ :(Ar.) - Yararlı, kârlı. Şifalı, hayır ve fayda verici şeyler yaratan Allah. - Esmaü´l-Hüsna´dandır. "Abd" takısı alarak kullanılır.
NÂGEHAN :(Fars.) Ka. - Ansızın, birdenbire.
NAĞME :(Ar.) Ka. - Ahenk güzel ses.
NAHİD :(Fars.) Er. - Venüs (zühre) gezegeni. (Arapça´da) Yeni yetişen kız. - Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
NAHİDE :(Fars.) Ka. - (bkz, Nahid).
NAHİRE :(Ar.) Ka. - Ayın ilk günü ya da son gecesi.
NAİB :(Ar.) Er. - 1. Vekil, birinin yerine geçen, kadı vekili, Şeriata göre hükmeden hakim. 2. Nöbet bekleyen, nöbetle gelen.
NAİBE :(Ar.) Ka. - Vekil, birinin yerine geçen.
NAİL :(Ar.) Er. - Muradına eren, ermiş, ele geçiren. Naili: Divan edebiyatı şairlerinden olup asıl adı Salih´tir. Manastır´da doğmuş, Mısır´da vefat etmiştir.
NAİLE :(Ar.) Ka. - (bkz. Nail).
NAİM :(Ar.) Er. 1. Bollukta yaşayış. 2. Cennetin bir kısmı. Daru´n-Naim: Cennet.
NAİMA :(Ar.) Er. - Haleb´te doğmuş, asıl adı Mustafa Naim´dir. Naima tarihiyle meşhurdur.
NAİME :(Ar.) Ka. - Güzel zarif kadın. Nazlı büyütülmüş kadın.
NAİRE :(Ar.) Ka. - Ateş, alev, sıcaklık.
NAKİ :(Ar.) Er. 1. Temiz, pak. 2. Çok ince, çok güzel, zarif.
NAKİB :(Ar.) Er. - Bir kavim veya kabilenin reisi veya vekili. Bir tekkede, şeyhin yardımcısı olan ve en eski derviş veya dede.
NAKİBE :(Ar.) Ka. 1. İnsan ruhu. 2. Akıl.
NAKŞİDİL :(Ar.) Ka. - Gönül resmi, gönül süsü.
NÂLÂN :(Fars.) Ka. - İnleyen, inleyici, ağlayan, feryad eden. Manası dolayısıyla isim olarak kullanılmamalıdır.
NALE :(Fars.) Ka. - İnleme, inilti.
NALEZEN :(Fars.) Ka. - İnleyen, inildeyen.
NAMAL :(Tür.) Er. - Adın duyulsun, ün kazan.
NAMDAR :(Fars.) Er. - Namlı, ünlü.
NAME :(Fars.) Ka. - Sevgiliye ve aşka ait yazılmış mektup. Mektup. Kitap, dergi.
NAMİ :(Fars.) Er. - Namlı, şöhretli ünlü.
NAMIK :(Ar.) Er. - Yazıcı, katip, yazar
NAMİYE :(Ar.) Ka. - Olma, yerden bitme kuvvetli, gelişme yetişme.
NAMUS :(Ar.). 1. Kanun nizam. 2. Ar, edep, haya, ırz. 3. Temizlik, doğruluk. 4. Allah´a yakın olan büyük melek.
NAMVER :(Fars.) Er. - Adlı, ünlü.
NARDAN :(Fars.) Ka. 1. Nar taneleri. 2. Gözyaşı damlaları.
NARDANE :(Fars.) Ka. - Nar tanesi.
NARDİN :(Fars.) Ka. - Bir çeşit sümbül.
NARGÜL :(Fars.) Ka. - Ateş renginde, kırmızı gül.
NARİN :(Fars.) Ka. - İnce, zarif yapılı, nazik. Zayıf çelimsiz.
NARİYE :(Ar.) Ka. - Ateşle ilgili, cin peri. - İsim olarak kullanılmaz.
NASİB :(a.i) Er. - Pay hisse. Birinin elde ettiği şey. Allah´ın kısmet ettiği şey. - Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.
NASİBE :(Ar.) Ka. - Dikili taş. Yollara nişan için dikilen taş.
NÂŞİD :(Ar.) Er. - Şiir okuyan, şiir söyleyen, şiir yazan.
NÂŞİDE :(Ar.) Ka. - (bkz. Naşid).
NASIH :(Ar.) Er. - Nasihat eden, öğüt veren. - Nasıh-ı Emin: Hz. Nuh (a.s.).
NAŞİR :(Ar.) Er. - Neşreden, dağıtan, yayan, yayınlayan.
NASIR :(Ar.) Er. - Yardımcı, yardım eden (muin). "Abd" takısı alarak kullanılırsa daha iyi olur. Abdünnasır.
NASR :(Ar.) Er. - Yardım. - Üstünlük (zafer). - Kur´an-ı Kerim´in 110. suresi. Nasrullah: Allah´ın yardımı.
NASRUDDİN :(Ar.) Er. - (Dine yardımı dokunan. - Dilimizde "Nasreddin" şeklinde kullanılır.
NASRULLAH:(Ar.) Er. - Allah´ın nusreti, yardımı.
NASUH :(Ar.) Er. 1. Nasihatçı, öğütçü. 2. Halis, temiz.
NASUHİ :(Ar.) Er. - Bozulmaz şekilde tevbe edici.
NATIK :(Ar.) Er. 1. Söyleyen konuşan. 2. Düşünen. 3. Bildiren, bildirici.
NÂYAB :(Fars.) - Bulunmaz. Benzeri olmaz. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NAYMAN :(Moğ.) Er. - Sekiz. Batı Moğolistan´da yaşayan sekiz kabileden oluşan Türk topluluğu.
NAZ :(Fars.) Ka. 1. Kendini beğendirmek için takınılan yapmacık cilve, işve. 2. Bir şeyi beğenmiyormuş gibi gözükme. Şımarıklık. 3. Yalvarma, rica.
NAZAN :(Fars.) Ka. - Nazlı.
NAZENDE :(Fars.) Ka. - Naz edici, nazlı, hoş edalı.
NAZENİN :(Fars.) Ka. 1. Cilveli, oynak. Çok nazlı yetiştirilmiş, şımarık. 2. Narin ince yapılı.
NAZIDİL :(Fars.) Ka. - Gönül nazı, gönül cilvesi.
NAZİF :(Ar.) Er. - Temiz, pak, nazik, zarif ve şık giyimli.
NAZİFE :(Ar.) Ka. - (bkz. Nazif).
NAZİK :(Fars.) Ka. 1. İnce, narin. 2. Terbiyeli, saygılı. 3. Güzel zarif.
NAZİL :(Ar.) Er. - Yukardan aşağıya inen. Bir yere konan, bir yerde konaklayan.
NAZIM :(Ar.) Er. - Tanzim eden, düzenleyen. Sıra sıra, dizi dizi olan şey.
NÂZIME :(Ar.) Ka. - (bkz. Nazım).
NAZİR :(Ar.). - Er. 1. Taze. 2. Altın. 3. Benzer eş.
NAZIR :(Ar.) Er. 1. Nazar eden, nezaret eden, bakan, gözeten. 2. Vekil bakan. 3. Bir yüzü bir tarafa yönelik olan.
NAZİRE :(Ar.) Ka. 1. Örnek karşılık. 2. Manzum eserde ayrı vezin ve kafiyede benzer olma hali.
NAZLAN :(Tür.) Ka. - Kendini beğendir, nazlı ol.
NAZLI :(Tür.) Ka. - Naz yapan, kendini ağıra satan. Değer verilen sevgili.
NAZMİ :(Ar.) Er. - Dizme, tertib etme, sıraya koyma. Sıra, tertip. - Vezinli, kafiyeli söz.
NAZMİYE :(Ar.) Ka. - (bkz. Nazmi).
NAZRA :(Ar.) Ka. - Bir tek bakış.
NAZRET :(Ar.) - Tazelik. 2. Bakma, bakış. 3. İdare, reislik. 4. Nazırlık. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NEBA :(Ar.) - Haber. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NEBAHADDİN:(Ar.) Er. - Dinin şanı ve şerefi.
NEBÂHAT :(Ar.) Ka. 1. Şan, şeref, onur. 2. Şan, şeref sahibi.
NEBÂLET :(Ar.) Ka. 1. Zekilik. 2. Büyüklük, ululuk. 3. Cömertlik.
NEBİ :(Ar.) Er. - Haberci. Peygamber.
NEBİH :(Ar.) Er. - Namlı, şerefli.
NEBİL :(Ar.) Er. 1. Yüksek meziyet ve onur sahibi. 2. Akıllı, anlayışlı. Bilgili, faziletli.
NEBİLE :(Ar.) Ka. - (bkz, Nebil).
NECÂBET :(Ar.) Er. - Soyluluk, soy temizliği.
NECAETTİN :(Ar.) Er. - Dine girip hidayete eren, kurtulan.
NECÂH :(Ar.) Er. - İsteğine ulaşma. Kurtulma. İhtiyaçlarını temin edebilmek.
NECAT :(Ar.) Er. - Kurtulma, kurtuluş. Selamet.
NECATİ :(Ar.) Er. - Kurtulmaya mensup, kurtuluşla ilgili. Necati: 15 asır meşhur Osmanlı şairi olup asıl adı İsa´dır.
NECCAR :(Ar.) Er. - Dülger. Marangoz. - Daha çok lakab olarak kullanılır.
NECDET :(Ar.) Er. - Kahramanllık yiğitlik, efelik. Korkusuz olmak.
NECEF :(Ar.) Er. - Yüksek, sırt tepe, tümsek. Kufe civarlarında Hz. Ali´nin türbesinin bulunduğu yer.
NECİB :(Ar.) Er. 1. Soyu sopu temiz pak olan kimse. 2. Asilzade, kıymetli, üstün. 3. Güzel ahlak sahibi.
NECİBE :(Ar.) Ka. - (bkz. Necip).
NECİD :(Ar.). - Yüksek yayla. Arabistan´ın sahil ovasına ve çukur sahaya zıt olan yüksek kısım. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NECİL :(Ar.) Er. - Soylu, soyu sopu temiz, kişizade. Asıl.
NECİLE :(Ar.) Ka. - (bkz. Necil).
NECİY :(Ar.) Er. - Sırdaş.
NECİYULLAH:(Ar.) Er. - Allah´ın kurtuluş verdiği kişi. Hz. Peygamberin isimlerinden.
NECLA :(Ar.) Ka. - Çocuk, evlat. Kuşak, soy, nesil.
NECMİ :(Ar.) Er. - Yıldızla ilgili. Necmüddin: Dinin yıldızı. - Dilimizde "Necmettin" şeklinde kullanılmaktadır.
NECMİYE :(Ar.) Ka. - (bkz. Necmi).
NECVE :(Ar.) Ka. - Tümsek ve yüksek yer.
NEDA :(Ar.). - Çiğ, nem rutubet. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NEDİM :(Ar.) Er. 1. Meclis arkadaşı, sohbet arkadaşı. 2. Büyükleri fıkra ve hikayeleri ile eğlendiren. Güzel hikayeler anlatan, tatlı konuşan. - Nedim: Osmanlı şairlerinden. Asıl adı Ahmed´tir. Lale devri şairlerindendir.
NEDİME :(Ar.) Ka. - (bkz. Nedim). -Zengin veya itibarlı bir kadının arkadaşı. Saray hayatında Sultan hanımlarının yardımcıları.
NEDRET :(Ar.). - Azlık, seyreklik, az bulunurluk. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NEDVE :(Ar.) Er. - Görüşme konuşma. Daru´n-Nedve´. Cahiliyye zamanında Mekke´de, kabile işlerini konuşmak için yapılmış olan meşhur bina.
NEFASET :(Ar.) Ka. - Nefislik, nefis olma hali. Kıymetlilik.
NEFER :(Ar.) Er. 1. Bir adam, tek kişi. 2. Er, asker.
NEFİ :(Ar.) Er. - Çıkar ile ilgili faydacı, menfaat, kâr. - Nefi´, Divan edebiyatının başarılı şairlerindendir. 4. Murad zamanında yaşamıştır.
NEFİS :(Ar.) Ka. - Çok hoş, hoşa giden, beğenilen.
NEFİSE :(Ar.) Ka. - Pek hoş, çok hoşa giden, en güzel, çok beğenilen.
NEHÂR :(Ar.) Ka. -Gündüz.
NEHİB :(Ar.) Er. 1. Dehşet, korku. 2. Yağmacı, çapulcu. - Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.
NEHİR :(Ar.) Ka. - Akarsu, ırmak. Çok bol su.
NEHRİ :(Ar.) Er. - Nehirle ilgili, nehire ait.
NEJAD :(Fars.) Er. - Soy, nesil.
NEMA :(Ar.) Ka. 1. Artma, çoğalma. 2. Büyüme, uzanma. 3. Faiz.
NEMİR :(Ar.) Ka. - Tatlı su.
NEMRUD :(Ar.) Er. - Babil´in kurucusu olduğu sanılan hükümdar. M.Ö. 2640´ta yaşamış Hz. İbrahim´i ateşe attırmıştır. Babil kulesinin onun zamanında yapıldığı söylenmektedir. -İsim olarak kullanılmaz.
NEPTÜN :(Lat.) Er. - Güneşe yakınlığı 8. sırada olan gezegen.
NERGİS :(Fars.) Ka. - Nergisgillerden çiçekleri ayrı veya bir köksap üzerinde şemsiye vaziyetinde bulunan ve beyaz san nevilesi de olan bir süs çiçeği.
NERİM :(Fars.) Er. - Pehlivan, yiğit, bahadır.
NERİMAN :(Fars.) Ka. - (bkz. Nerim). - Rüstem´in dedesi olan Şam´ın babası.
NERMİ :(Fars.) Er. - Yumuşak, gevşeklik.
NERMİN :(Fars.) Ka. - Yumuşak.
NEŞAT :(Ar.) Er. - Sevinç, neşe, şenlik, keyif. İran şairlerinden birisinin adı.
NEŞE :(Ar.) Ka. - Neşe keyif, sevinç. Az sarhoşluk, çakırkeyif.
NEŞECAN :(a.t.i.) Ka. - Canın neşesi, mutluluğu.
NESEFİ :(Ar.) Er. - Yapı ustası.
NEŞENUR :(Ar.) Ka. - Işık saçan neşe, sevinç.
NEŞET :(Ar.) Er. 1. Meydana gelme, gelişme. 2. Kaynak olma, bir mecradan çıkış. Neşet: 19. yy. Türk şairlerinden biri.
NEŞEVER :(a.t.i.) Ka. - Çok neşeli.
NESİB :(Ar.) Er. - Soylu, soyu temiz baba.
NESİBE :(Ar.) Ka. - (bkz. Nesib).
NEŞİDE :(Ar.) Ka. - Manzum şiir. Atasözü derecesinde kullanılan meşhur beyit veya mısra.
NESİF :(Ar.) Er. - İki kişi arasında olan sır.
NESİL :(Ar.) Er. - Aynı çağda, aynı yaşta bulunan kimselerin tümü, kuşak.
NESİM :(Ar.) Er. 1. Hafif rüzgar. 2. Hoş, mülayim insan.
NESİME :(Ar.) Ka. - (bkz. Nesim).
NESLİ :(Ar.) Ka. - Nesle ait, soya ait.
NESLİGÜL :(a.f.i.) Ka. - Gül soyu, gül gibi güzel soydan gelen.
NESLİHAN :(a.f.i.) Ka. - Han nesline ait, hanın soyundan.
NESLİŞAH :(a.f.i.) Ka. - Şah soyundan gelen.
NESRİN :(Fars.) Ka. - Yaban gülü Ağustos gülü. Mısır gülü. Van gülü.
NEŞTERİN :(Fars.) Ka. - Ağustos gülü, yaban gülü.
NEŞVE :(Ar.) Ka. - Sevinç.
NEVA :(Fars.) Ka. 1. Ses, şada, makam, ahenk, name. 2. Refah, zenginlik. Güç, kudret. 3. Doğu müziğinde bir makam.
NEVADİR :(Ar.). - Az bulunan şeyler. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NEVÂL :(Ar.). 1. Talih, kısmet. 2. Bahşiş, bağış. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NEVAZ :(Fars.) Er. - Okşayan, okşayıcı.
NEVBAHAR :(Fars.) Ka. - İlkbahar. Yeni bahar.
NEVBAHT :(f.a.i.) Ka. - Yeni şansı açılmış, şansı açık.
NEVBAR :(Fars.) Ka. 1. Genç kız. 2. Turfanda çıkan meyve ve çiçek.
NEVBARE :(Fars.) Ka. - Turfanda yemiş. Taze yeşillik.
NEVCİ :(Fars.) Er. - Makam, ahenk ve nasip ile ilgili. Ali Şakir´in lakabı.
NEVCİVAN :(Fars.) Er. - Genç, delikanlı.
NEVEDA :(Fars.) Ka. - Yeni tavır, yeni eda. "Nev" ve "eda" kelimelerinden birleşik isim.
NEVESER :(Fars.). - Türk müziğinde birleşik bir makam. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NEVFEL :(Ar.) Er. - Deniz. Sahabe isimlerindendir.
NEVGÜL :(Fars.) Ka. - Yeni açılmış gül.
NEVHAYAT :(f.a.i.) Ka. - Yeni hayat, yeni yaşam.
NEVHİZ :(Fars.) Er. - Genç. Yeni yetişmiş, yeni çıkmış.
NEVİDE :(Ar.) Ka. - İyi, sevinçli haber.
NEVİN :(Fars.) Ka. - Yepyeni, yeni şey, yeni olan.
NEVİNUR :(Fars.) Ka. - Renk ışık.
NEVİR :(Ar.) Ka. 1. Parlaklık. 2.Ağaç çiçeği.
NEVİT :(Fars.) Er. - İyi, sevinçli haber, müjde.
NEVNİHAL :(Fars.) Ka. - Taze fidan, ağacın taze sürgünü.
NEVRA :(Ar.) Ka. 1. Işıklı olma, parlaklık. 2. Çiçek, özellikle beyaz çiçek.
NEVRED :(Fars.). - Gezen, dolaşan, yol alan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NEVREDDİN :(Ar.) Er. - Dinin ışığı, aydınlığı. - Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
NEVRES :(Fars.). - Yeni yetişen, yeni biten. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NEVRİYE :(Ar.) Ka. - Işıkla, parlaklıkla, aydınlıkla ilgili.
NEVRUZ :(Fars.) Ka. 1. Yeni gün. 2. İlkbahar başlangıcı. 3. Türk müziğinin makamlarından.
NEVŞAH :(Fars.) Er. 1. Yeni dal. 2.Yeni bilmiş geyik boynuzu.
NEVSAL :(Fars.) Er. - Yeni yıl.
NEVSALE :(Fars.) Ka. - Genç, taze, küçük.
NEVZAD :(Fars.) Er. - Yeni doğmuş. Yeni doğan.
NEVZAR :(Fars.). - Yeni ağlayış, ağlaması güzel olan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NEVZENİN :(Fars.). - Yeni tarz yeni yöntem. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NEYYİR :(Ar.) Er. - Nurlu, parlak. Işıklı cisim. Güneş.
NEYZEN :(Fars.) Er. - Ney çalan kimse.
NEZAFET :(Ar.) Ka. - Temizlik, paklık.
NEZÂHAT :(Ar.) Ka. - Temizlik, paklık. İncelik, rikkat.
NEZÂKET :(Fars.) Ka. 1. Naziklik. 2. Zariflik, incelik. 3. Terbiye. 4. Ehemmiyet.
NEZİH :(Ar.) Er. - Temiz, pak.
NEZİHE :(Ar.) Ka. - (bkz. Nezih).
NEZİHİ :(Ar.) Er. - Temizlik, saflık, incelikle ilgili.
NEZİR :(Ar.) Er. 1. Birini doğru yola (Sırat-ı Müstakim´e) yöneltmek için Allah´ın azabıyla gözdağı vererek korkutmak. 2. (Fıkıh´ta) Adak, dilek, tahsis. 3. Kendisini Allah yoluna adayan kişi. Kur´an´da 40´tan fazla yerde geçmektedir. Hz. Peygamberin isimlerind
NEZİRE :(Ar.) Ka. - (bkz. Nezir).
NEZZAM :(Ar.) Er. - Nizam veren düzenleyen.
NİDA :(Ar.) Ka. 1. Çağırma, bağırma, seslenme. 2. Ses verme.
NİGAH :(Fars.) Ka. 1. Bakış, bakma. 2. Göz.
NİGAR :(Fars.) Ka. 1. Resim. 2. Resmedilmiş, resmi yapılmış. Put. 3. Sevgili. 4. Türk musikisinde bir makam. Nigar Hanım: Meşhur kadın şairlerdendir. Osman Paşa´nın kızıdır.
NİHAD :(Fars.) Er. - Tabiat huy, yaratılış, kişilik, bünye.
NİHAL :(Fars.) Ka. 1. Sevgili. 2. Taze, düzgün fidan, sürgün.
NİHALE :(Ar.) Ka. 1. Yeni yetişmiş, düzgün, fidan. 2. Avcı, korkuluğu. 3. Döşeme, döşenecek şey.
NİHAN :(Fars.) Ka. - Gizli, saklı. Bulunmayan, görünmeyen.
NİHAVEND :(Fars.) Ka. 1. İran´ın batı yöresinde ünlü bir kent. 2. Musikide bir makam.
NİHAYET :(Ar.). 1. Son. Sonunda. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NİJAD :(Fars.) Er. - Soy, nesil, ne-seb. Tabiat, cibilliyet, (bkz. Nejad).
NİKÂN :(Fars.) - İyiler, hoşlar. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NİKBİN :(Fars.) Ka. - İyimser.
NİKHU :(Fars.) - İyi huylu, huyu güzel. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.
NİL :(Ar.) Ka. 1. Çivit otu. 2. Mısır´dan geçen Akdeniz´e dökülen meşhur nehir.
NİLAY :(Ar.) Ka. - İki nil. Seyhan ve Ceyhan nehirleri. Fırat ve Dicle nehirleri.
NİLGÜN :(Fars.) Ka. - Çividî, çivit renginde, lacivert.
NİLHAN :(Ar.) Ka. - Nil havzası hanlarından.
NİLÜFER :(Fars.) Ka. - Çiçek adı.
NİMET :(Ar.) Ka. 1. İyilik, lütuf, ihsan, bahşiş. 2. Azık, yiyeceğe, içeceğe dair şeyler. 3. Saadet, mutluluk. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NİMETULLAH:(Ar.) Er. - Allah´ın nimeti.
NİMRE :(Ar.) Ka. - Dişi kaplan.
NİSA :(Ar.) Ka. 1. Kadınlar. 2. Kur´an-ı Kerim´in 4. suresi.
NİSAN :(Süry.) Ka. 1. Bolluk, bereket, cömertlik. 2. İlkbaharın 4. ayı.. 3. Sur.
NİŞAN :(Fars.) Er. 1. İm, iz, belirti. 2. Amaç, hedef. 3. Tuğra, madalya.
NİŞANBEY :(f.t.i.) Er. - (bkz. Nişan).
NİYAZ :(Fars.) Er. 1. Yalvarma, yakarma. Dua. 2. Bazı tarikatlarda küçüğün büyüğe karşı olan selam, saygı ve duası. 3. İhtiyaç, muhtaçlık.
NİYAZİ :(Fars.) Er. 1. (bkz. Niyaz). 2. Yalvarıcı, niyaz edici. Sevgili. Türk mutasavvıflarından birisi. 18. yy.´da yaşamıştır.
NİZAM :(Ar.) Er. 1. Dizi, sıra. Düzen, usul, tertip, yol, kaide. 2. Kanun­lar. 3. Hindistan´daki küçük devletlerin hükümdarlığı. Nizamüddin: Dinin nizamı, düzeni. - Dilimizde "Nizamettin" olarak kullanılır.
NİZAMİ :(Ar.) Er. 1. Usulüne uygun, terkipli, düzenli. 2. Kanun ve nizama ait, onunla ilgili. Nizami
NUH :(Ar.) Er. - Nuh peygamber. Kur´an-ı Kerim´de ismi geçen 25 peygamberden baştan 3. sırada gelen kişi. Zamanında Nuh tufanı olmuştur. Kur´an-ı Kerim´in 71. suresinin adı.
NUHAYLE :(Ar.) Er. - İrak´ta, Kufe´ye yakın bir mevki.
NUHBE :(Ar.) Ka. - Herşeyin seçilmişi, seçkin, seçilmiş, aydınlanmış.
NUHCAN :(a.t.i.) Er. - (bkz. Nuh).
NUHİ :(Ar.) Er. - Nuh´a ait, Nuh ile ilgili. Pek eski.
NÜKHET :(Ar.) Ka. 1. Nükteler, herkesin anlayamayacağı ince, zarif, manalı sözler. 2. Koku.
NUMAN :(Ar.). 1. Kan. 2. Gelincik. Hanefi Mezhebi´nin imamı, Nu´man b. Sabit.
NUR :(Ar.) Ka. 1. Aydınlık, parıltı, parlaklık, niran. 2. Mekke´deki Hıra dağı. Işığın bir şeye yansımasından meydana gelen parlaklık. Zünnureyn: Hz. Peygamberin 2 kızıyla evlendiği için Hz. Osman´a verilen unvan, onur sahibi. Kur´an-ı Kerim´in 24. suresinin
NURAL :(a.t.i.) Ka. - Nur, ışık al, ışıklı ol.
NURALEM :(Ar.) Ka. - Evrenin nuru, alemi aydınlatan.
NURALP :(a.t.i.) Er. - Nurlu, yiğit.
NURAN :(Fars.) Ka. - Işıklı. Nurlu, nura ait.
NURANİ :(Fars.) Er. - Işıklı, ışık saçan. Saygı uyandıran, nurlu.
NURAY :(a.t.i.) Ka. - Işık saçan ay. Ayın en çok ışık saçtığı dönem.
NURBAKİ :(Ar.) Er. - Sürekli aydınlık olan, nurlu sabah.
NURBANU :(a.f.i.) Ka. - Nur yüzlü hanım, gelin, prenses. - Nur ve ba-nu´dan birleşik isim.
NURBAY :(a.t.i.) Er. - Nurlu, aydınlık kimse.
NURCAN :(a.t.i.) Ka. - Canlı, neşeli, hayat dolu.
NURCİHAN :(a.f.i.) Ka. - Cihan´ın nuru, ışığı. Dünyaya ışık saçan. Türk-Hind imparatoru Cihangir´in zevcesi.
NURÇİN :(a.f.i.) Ka. - Nur toplayan, ışık derleyen,
NURCİVAN :(a.f.i.) Er. 1. Parlak, neşeli, genç. 2. Mert, gözüpek, genç.
NURDAĞ :(a.t.i.) Er. - Nurdağı, Nurdan dağ.
NURDAN :(a.t.i.) Ka. - Nur´a ait, nurdan yapılmış.
NURDİL :(a.f.i.) Ka. - Nurlu, ışıklı gönül.
NURDOĞAN :(a.t.i.) Ka. - Nurlu insan.
NUREDDİN :(Ar.) Er. - Dinin nuru, ışığı.
NUREFŞAN :(a.f.i.) Ka. - Aydınlık veren, ortalığı ışık içinde bırakan. -Nur ve efşan kelimelerinden birleşik isim.
NUREL :(a.t.i.) Ka. - Nurlu el.
NURER :(a.t.i.) Er. - Nurlu insan.
NURFER :(a.f.i.) Ka. - Işık ve aydınlık.
NURFİDAN :(a.f.i.) Ka. - Taze ve pırıl pırıl genç, zarif hanım.
NURGÖK :(a.t.i.) Ka. - Nurlu, aydınlık gökyüzü.
NURGÜL :(Fars.) Ka. - Gülün en parlak olanı.
NURGÜN :(a.t.i.) Ka. 1. Nurlu gün, ışıklı gün. 2. Günün ve bütün hayatın nurlu parlak olması.
NURHAN :(a.t.i.) Ka. - Nur´un yöneticisi, hakimi.
NURİ :(Ar.) Er. - Nura ait, nurla ilgili.
NURİNİSA :(Ar.) Ka. - Nurlu kadın.
NURIŞIK :(a.t.i.) Ka. - Bol ışık, aydınlık.
NURİYYE :(Ar.) Ka. - Rufai tarikatı şubelerinden biri.
NURKAN :(a.t.i.) Er. - Temiz, berrak soydan gelen.
NURMAH :(Fars.) Ka. - Işıklı ay, ay gibi güzel ve nurlu.
NURNİGAR :(a.f.i.) Ka. - Işıklı, aydınlık, sevgili.
NURPERİ :(a.f.i.) Ka. - Işıklı, peri kadar güzel.
NURSABAH :(Ar.) Ka. - Aydınlık sabah.
NURSAÇ :(a.t.i.) Ka. - Işık saç, aydınlat.
NURŞAH :(Fars.) Er. - Parlak hükümdar.
NURSAL :(a.t.i.) Er. - Işık saç, aydınlat.
NURSEL :(a.t.i.) Ka. - Nur, ışık seli akışı.
NURSEMA :(Ar.) Ka. - Işıklı, aydınlık gökyüzü.
NURŞEN :(Fars.) Ka. - Çok çok ışıklı, neşeli insan.
NURSEN :(a.t.i.) Ka. - Nurlu, ışıklı, kişi, insan.
NURSER :(a.f.i.) Ka. - Nurlu, aydınlık, münevver kafalı insan.
NURSEV :(a.t.i.) Ka. - Işığı sev.
NURSİM :(Fars.) Ka. - Aydınlık ve gümüş gibi parlak.
NURSİMA :(Fars.) Ka. - Işıklı, aydınlık yüz.
NURSİNE :(Fars.) Ka. - Işıklı, aydınlık yürek.
NURSU :(a.t.i.) Ka. - Nurlu su.
NURTAÇ :(a.t.i.) Er. - Nurdan taç.
NURTAN :(a.t.i.) Er. - Işıklı tan.
NURTANE :(a.t.i.) Ka. - Nurlu, biricik insan.
NURTEKİN :(a.t.i.) Er. - Aydın ve güvenilir, emin.
NURTEN :(a.t.i.) Ka. - Beyaz, parlak, ten.
NURULLAH :(Ar.) Er. - Allah´ın nuru.
NURZAT :(Tür.) Er. - Nurlu, aydınlık kişi.
NURZEN :(a.f.i.) Ka. - Nurlu, ışıklı kadın.
NURZER :(Ar.) Ka. - Altın gibi parlak ışık, altın ışık.
NUŞAT :(Fars.) Er. - İçkiden sarhoş olmuş, mest olmuş.
NUŞİN :(Fars.) Er. - Tatlı, hoş, güzel.
NUŞİREVAN :(f.h.i.) Er. - İran´da 531-579 yıllan arasında hükümdarlık etmiş ve doğruluğuyla şöhret bulmuş olan Sasani Şahı, "adil" lakabıyla anılır.
NUSRET :(Ar.). 1. Yardım. 2. Allah´ın yardımı. 3. Zafer, muzafferiyet. Basan, üstünlük. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NUSRETTİN :(Ar.) Er. 1. Dinin yardım ettiği. 2. Dinin başarılı temsilcisi.
NUTKİ :(Ar.) Er. - Söz, lakırdı, konuşma. Nutuk, söylev, söyleyen.
NÜVE :(Ar.). - Çekirdek. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NÜVEYT :(Ar.). - Çekirdekçik. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NÜVİD :(Fars.) Ka. - Müjde, muştu. Hayırlı haber. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Türk dil kuralı açısından son harf olan "d/t" olarak kullanılır.
NUYAN :(Fars.) Er. - Şehzade, prens.
NÜZHET :(Ar.). 1. Neşe, eğlence, eğlence yerlerini seyredip gezme. 2, Sevinç, ferahlık. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.