ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   Türkiye (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=414)
-   -   Ayasofya Sirlari (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=1036286)

Prof. Dr. Sinsi 11-04-2012 09:39 AM

Ayasofya Sirlari
 
Sultanahmet meydaninin ortasinda
pembe elbiseli gelin gibi boy gosterir Ayasofya,
Dunya kuruldugundan bu yana boylesi bir mabet
daha gorulmus degildi,
ta ki Mimar Sinan usta ortaliga cikip
Selimiye'yi ihya edinceye kadar.
iste o, zaman icinde gurur ile basi dimdik
magrur bakardi hep etrafina.
Kendisini islam'in kollarina terk etmeye hazir
bir gelin gibi hasretle, mahzunca beklerdi kendince.
Guzel ve alimliydi.
Aslinda kendinden kaynaklanan bir guzelligi de
yoktu onun.
O, Allahin ilhami ile sekillenmis,
Allah'in bildirimi ile planlari cizilmis
buyulu bir guzellige sahip ilahi bir mekândi.
Allahin Hikmeti anlamina gelirdi ismi.

Bizans hukumdari buyuk Konstantin olurken
ogluna gorkemli bir ibadethane yapmasi icin
vasiyette bulunmustu.
Sehrin tam orta yerine tahtadan insa edilmisti kilise.
12 Mayis 360 da acilan bu ibadethaneye Bizanslar
"Buyuk Kilise" adini vermislerdi.
Fazla uzun surmeyen bu gorkem bir yangin gecirip
harabeye donmesi ile yerini huzne birakiverir.
Tekrar 415 de . Theodosius tarafindan onarilip
ibatede acilmasi da pek uzun surmez.
Bu sefer "Kutsal Bilgelik" anlamina gelen
"Hagia Sophia" ismi verilir ona.
Yine kaderinde yok olmak vardir ama
o mutlaka ayakta kalabilmek,
Osmanliyi beklemek icin direnir.

Bir asir sonra Bizans imparatoru Justinyanus
tekrar bu yapiyi ihya edip adini olumsuzlestirmek ister.
Bu tapinak icin elinden gelenin en iyisini yapmaktir dilegi.

Ve bir gun imparator ruyasinda
Ayasofya'nin bulundugu yerde aksakalli,
nur yuzlu bir ihtiyar gorur.
Bu nur yuzlu pir elinde gumusten bir levha
tutmaktadir.
Tuttugu bu levhanin uzerinde yapmak istedigi
Ayasofya'nin sekli naksolunmustur.
Jutinyanus seyrine doyamadigi bu resmi gorur gormez
ona sahip olmak icin Allah'a yalvarir.
Bunun uzerine pir elindeki levhayi ona uzatarak
"Al senin olsun" der.
Justinyenus cok sevinir ve hemen aklindan gecen
soruyu soruverir.
"Peki ismini ne koyayim" dediginde
"Ayasofya olsun" der aksakalli pir.
Sabahi zor eder Justinyanus.
Hemen sabahin erken saatlerinde
bas mimarini huzura cagirip ruyasini anlatmaya baslar.
Mimar hayretten acilmis gozleri ile
elinde karaladigi taslagi imparatora uzatir.
Mimarin cizdigi resimle imparatorun ruyasinda gordugu
mabet birebir aynidir.
Cunku o da o gece ayni ruyayi gorup gorduklerini
kagida karalayivermistir.
iste Allah'in modelini kalplere ilham ettigi mabet
slam'a hizmet ve cihan padisahi
Fatih Sultan Mehmet'in ilk fetih namazini kilacagi
mubarek mekân olmak icin tasarlanmaya hazirdir
artik.
Ve orada nice Allah dostlarina sohbetler ve
hizmetler nasip olacaktir.
Evliya celebi yazdigi hatiralarinda
hep buranin tilsimindan bahseder.
Nedir Ayasofya'nin tisimi?
Nedir orayi boylesine cazip kilan gizem.
Ayasofya gecmis ve gelecekle boy olcusen
bir mihenk tasimidir?
Yoksa Islam Alemi ile Hiristiyan Aleminin
birbiri ile hesaplasmasi midir?
Kutsaldir, kutsal kisiler tarafindan ilham edilmistir,
Mubarektir, mubarek kisileri sinesinde barindiracaktir.
O aslinda yillar oncesinden hazirlanmis bir fetih abidesidir.
Asirlar boyunca Truvali Helen gibi ugrunda
nice savaslar verilecektir.
Kilisenin en mukemmel sekilde insa edilmesi icin
imparator hicbir fedakârliktan kacinmaz.
Efes'teki Diana tapinagindan 8 sutun sokturup getirtir,
Atina, Delphi, Delos ve Misir'in tapinaklarindan
diger sutunlari temin edilir.
Donemin en buyuk matematikcisi
Trallesli Anthemios bas mimar olarak goreve getirilir.
Adem (a.s)'den bu yana yapilanlarin en buyugu,
en gorkemlisi olacaktir bu ibadethane.
imparatorluk onunla adeta kudretini, gucunu
butun cihana ispatlayacaktir.
55 metre yuksekligi ve 30.31 m capi ile
bu gune kadar insa edilmis hicbir kubbe olmamistir.
Ve bu kubbeyi hicbir kubbenin gecemeyecegi konusunda
kesin hukum vardir.
27 Aralik 537 de ibadethanenin acilisi
inanilmaz bir gorkem ile yapilir.
Justinyanus 14 atin kostugu arabasi ile
Kral Kapisindan iceri girer.
Onu kapida patrik karsilar ve mihraba birlikte giderler.
Ellerini acarak"Allah'a hamd ve senalar olsun ki
beni boyle bir esere ikrama layik gordu.
""Ey Suleyman sana galebe ettim" diyerek
kudretini dunyaya haykirir.
Artik Suleyman tapinagini geride birakan
bir eser yaptigini dusunur imparator.
Ne var ki kisa bir zaman sonra
buyuk bir zelzele ile yapi hasar gorur.
Kubbeden dusen parcalar mihrabi,
mukaddes sarap ve ekmek dolabini,
ayin masasini paramparca eder.
Yine buyuk bir tamir gorur ve
bu sefer kubbe 20 kadem daha yukseltilir.
Buyuk Kilisenin onune genis bir avlu,
avlunun etrafinda ise revaklar vardir.
Ortada agzindan su akan aslanli bir cesme bulunur.
Binanin alti sarniclarla donatilir,
bunlarin iclerine pilpayeler dikilerek
depreme dayaniklilik ve esneklik saglanir.
Kubbe kasnaginda 40 pencere vardir.
40 sutun asagi 67 sutun yukari olmak uzere
107 sutun binanin butun yukunu yuklenmistir
ibadethanenin 361kapisi oldugu soylense de
bu sayi giderek degisir.
Bati kapisinda bulunan "Terleyen Direk" ise
her ne kadar rutubeti cektigi soylense de
bir suru sirlara sahiptir.
Yapinin en etkileyici goruntusu ile
ic alemindeki mekanin genisligi ve
kubbenin buyuklugudur.
icinde cesitli suslemeler,
altin mozaikten resimler ve
kubbede 4 melegin cizilmis tasvirleri vardir.
Kubbenin tam ortasindan ise altin bir top sallandirilmistir.
Zamanin en buyuk kubbesine sahip olan Ayasofya
defalarca coker ve yeniden onarilir.
Cok buyuk olan kubbenin agirligi
her ne kadar yan duvarlara yuklense de
yine bu agirliga dayanamaz.

Yil 1453, 29 Mayis Sali gunu
Fatih Sultan Mehmet istanbul'u alir.
Fethettigi sehrin en gorkemli ibadethanesinde
ilk namazini kilmak uzere Ayasofya'nin onune gelir.
Kapinin onunde beyaz atindan iner ve
arkasindakilerle birlikte kapidan iceri girer.
iste o anda mekanin hasiyetinden
inanilmaz bir hu$uya kapilir ve hemen secdeye kapanir.
Daha sonraki gunde ilk Cuma namazini burada kilar.
Cunku Osmanli fethettigi sehirlere girdigi zaman
sehrin en buyuk kilisesinde ilk namazini kilar ve
orayi camiye cevirir digerlerine hic dokunmazdi.
Ayasofya'nin da camiye cevrilip ibadete acilmasi icin
ferman buyurur.

Fatih Sultan Mehmet ibadethaneye
oylesine hayran kalir ki buraya yuklu bir bedel odeyerek
tapusunu uzerine gecirir ve
bir vakif kurarak burayi vakfeder.
Ve Ayasofya'nin kiyamete kadar ibadethane olmasi
icinde bir de vasiyet birakir.
Yapiya 4 minare ilave edilerek islami huviyete burundurulur.
16 yy Mimar Sinan binaya payandalar ekleyerek
yapiyi saglamlastirir ve
gunumuze kadar ayakta kalmasini saglar.
Aslinda Bizans eserlerinin aksine
battal bir govdeye sahip olan Ayasofya,
ic alemindeki zarafet ile kendini mahcup bir sekilde
ic alemline surukler.
100 ustanin emrinde 10.000 isci calisarak
6 yilda tamamlanan ibadethaneye daha sonra
minare, minber, mihrap eklenerek camiye cevrilir.
icinde Allah, Muhammet, Ebu- Bekir, Omer,
Osman, Ali, Hasan, Huseyin levhalari asilmistir.
Kubbesinde ise unlu Turk hattati Kazasker
Mustafa izzet Efendi'nin Kurandan sureleri yer alir.
Daha sonra Sokullu Mehmet Pasa kubbeye
buyuk bir Alem kondurarak dis gorunusunu
islami bir huviyete sokar.
IV. Murat han yaptirdigi mermer mahfiler
minber ve tas kursu ise gorulesi,
seyredilesi bir sanat eseridir.

Ayasofya'nin Sirlari

imparator Justinianus Ayasofya'nin ruyasinda gordugu
kubbesinin aynisini yapmak ister ama
bir turlu kubbeyi ayakta tutamazlar.
Bir gece yine ruyasina yine nur yuzlu pir girer ve
" Eger bu kubbeyi ayakta tutmak ister isen
son nebinin tukurugunu zemzem suyu ile karistirip
bir harc yapilip, ancak bu harc ile
kubbeyi tutturabilirsiniz" diye bir sir verir.
imparator hemen tayin ettigi bir gorevliyi Mekke'ye yollar.
Ebu-Talip araciligi ile son Nebi
Muhammet (s.a.v) Efendimizin tukurugunu ve
Zemzemi alip Ayasofya'ya gelirler.
Terleyen Diregin dibinde karilan harc ile
kubbeyi insa edilir.
Ve kubbenin tam altina da bunu belirtmek icin
altintop bir kandil asilir.
Daha sonra III. Ahmet bu altintopun yerine
bir top kandil yaptirarak camiye vakfe eder.

Ayasofya'nin Kibleye bakan kapisinin kanatlari
Nuh Peygamberin gemisinin tahtasindan yapildigi
rivayet edilir.
Bu sebepten sefere cikacak tuccarlar buraya gelip
kapiya ellerini surup dua ettikten sonra
denize acildiklari soylenir.

Ayasofya'nin icinde bir kuyu vardi ki,
nefes darligi cekenler sabahin erken saatlerinde
buraya ac karnina gelip bu sudan icerlerse
hemen sifa bulup iyilestikleri yolunda rivayetler vardir.

Evliya Celebi "Seyahatname" sinde unutkan olanlarin
bu kubbe altina gelip Altintopun altinda 7 kere
namaz kilip dua ettiklerini ve
7 adet siyah uzum yiyerek sifa bulduklarindan bahseder.

Aksemseddin Hazretlerinin ilk ders verdigi yer olan
"Serin Pencere" ve bu pencereden soguk soguk esen
ruzgarin ilahiyat tahsil edecek
talebelerde zihin acikligina sebep oldugu sebebi ile
buraya gelip zihin acikligi icin
Allah'a dua ettikleri soylenir.

Ayasofya'nin Guney Kapisindaki dehlizde bulunan
bir oyuk ise Hz isa'nin besigidir diye soylenir.
Hasta olan cocuklar buraya yatirilip iyilesmeleri icin
Allah'tan sifa dilenirmis.

Ayni zamanda Hz isa'nin dogdugu zaman
yikandigi tas teknede yine buradaymis.

http://frmsinsi.net/images/frmsinsim...sinsi.net_.jpg



Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.