ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   Tarih / Coğrafya (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=656)
-   -   Atlas Okyanusu'na Yenilen 'Cihan Pehlivanı'koca Yusuf (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=1029274)

Prof. Dr. Sinsi 11-04-2012 01:40 AM

Atlas Okyanusu'na Yenilen 'Cihan Pehlivanı'koca Yusuf
 
Bundan tam 105 yıl öncesinde, yani 1898'deyiz; sıcak bir Temmuz saba*hı... Avrupa'ya gi*den 'Marselles' gemisinde tüm yolcular güvertede dola*nıyorlar... Marseilles, Atlas Okyanusu'nun sisli sabahında ağır ağır yol alırken, aniden kulakları sağır eden bir gürül*tü duyuluyor.

Koca Okyanus'ta, Marse*illes başka bir gemiye çarpı*yor!..

Güvertedekilerin birço*ğu denize dökülürken, ön ta*rafı yırtılan Marseilles, bir an*da yarıya kadar suyun içine gömülüyor.

Gemi hızla batıyor ve he*men herkes, birkaç dakika içinde, kendini suyun içinde buluyor. Filikalara binebilen*ler ancak şanslı bir azınlık. Yolcuların çoğunu, Atlas Ok*yanusu yutuyor.

Denize düşenlerden biri de 'Cihan Şampiyonu' Koca Yu*suf.,.

Koca Yusuf yüzerek bir filikaya yaklaşıyor ve iri elle*riyle, filikanın kenarına tutu*nuyor. Ama Koca Yusuf'un iri elleri, 120 kilogramlık vücu*dunu inanılmaz bir güçle fili*kaya çekmeye çabalarken, filika da yalpalıyor. Filikadakiler, bir anda paniğe kapılıyor*lar... Bu dev adam, filikaya çıkmaya çalışırken, sandalı batırabilir; filikadakilerin hepsi de Atlas Okyanusu'nun dibini boylayabilir!...

Filikaya alınmayan Koca Yusuf, Kanlar içinde Atlas Okyanusu'na tuş olur.

Canlarını kurtarma içgü*düsüyle filikadakiler, Koca Yusuf'un başına ve ellerine küreklerle vurmaya başlıyorlar. Vuru*yorlar, vuruyorlar ve sonunda, bu dev adamı filikadan uzaklaştırmayı ba*şarıyorlar.

Koca Yusuf, el*leri ve yüzü kan içinde, baygın düşüyor ve Okyanus suların*da gözden kayboluyor...

İşte böylece, dünyanın ye*nemediği 'Cihan Pehlivanı' Koca Yusuf'u, 1898 Tem-muzu'unda, Atlas Okyanusu tuşa getiriyordu...

Greko-Romen stilde güreşen ilk sporcumuz

Koca Yusuf, Deliorman'ın Şumnu yakınlarında, Kareli Köyü'nde dünyaya gelir. Do*ğum tarihi kesin olarak bilin*memekte, 1859 olduğu tah*min edilmektedir. Koca Yu*suf, Avrupa ve Amerika'da yaptığı güreşlerle dünyaya ün salan ve Greko-Romen stilde güreşen ilk sporcumuz olarak tarihe geçmiştir.

Ustasının, Kareli Köyü ya*kınlarındaki Nascı Köyü'nden 'Kel İsmail' olduğu söylenir. Yusuf'a 'Koca' lakabı, onu dönemin ünlü güreşçilerinden 'Küçük Yusuf'tan ayırt edile*bilmek için verilmiştir.

Koca Yusuf'un heybetli bir görün*tüsü vardı

Kolları, diz kapaklarını aşarcasına uzun, kütük gövdeli, elle*ri de çok iriydi. Yaptığı el enseler*den ötürü, rakipleri ona 'Demir Pençe' diye de anarlardı: 1.88 boyun*da, 120 kilo ağırlığındaydı.

Kırkpınar'da yaptığı güreşler, onun ününü ülke ça*pında duyurmuştu

Yusuf'u henüz dünya tanı*madan Kırkpınar'da yaptığı güreşler, onun ününü ülke ça*pında duyurmuştu. Kırkpınar'da zamanın devleri Adalı Halil, Kurtdereli Mehmet Pehlivan, Filibeli Kara Ahmet, Katrancı Rüstem ve Filiz Nurullah'ı yağlı güreşlerde hep mağlup etmişti Koca Yusuf... Kel Aliço ve Hergeleci İbra*him ile yaptığı güreşlerde ise, Koca Yusuf galip gelemedi; ama mağlup da olmadı...

O zamanlar güreş müsabakaları Av*rupa ve Amerika'da çok popülerdi

Yaptığı güreşlerle ünü ya*vaş yavaş Avrupa'ya yayılan Koca Yusuf, 1897 yılında or*ganizatör Doublier tarafından Paris'e götürüldü. O zamanlar güreş müsabakaları Av*rupa ve Amerika'da çok popülerdi.

Boks ringine benzer bir alan*da yapılan gü*reşler, halkın çok ilgisini çeki*yor, uluslararası şöhretler güreşe ilgiyi çoğaltıyor*du. Seyredenlerin bahis oynaması ser*bestti. Yusuf'un Paris'e götürülme nedeniyse, kendisi de güreşçi olan organizatör Doublier'nin şampiyon Fransız güreşçi Fernard Sabes'e duyduğu kindi...

Doublier, Fransa şampi*yonluğu için, Bordeaux do*ğumlu Fernard Sabes ile karşı*laşmış; Sabes, 1.73 boyunda ve 88 kilo ağırlığındaki Lyonlu ufak tefek Doublier'yı mağlup et*miş ve Fransa'da 'Güreşin Kralı' ol*muştu.

Artık Doubli*er'nin en büyük düşmanı ve raki*bi Sabes idi. Onun yenilmezli*ğine muhakkak son verecekti Doublier.,. İşte bu hırs ve kinle, Türkiye'ye gelip Koca Yu*suf'u, Filiz Nurullah'ı ve Fili*beli Kara Osman'ı Paris'e gö*türdü; Doublier, sokakta da*yak yiyen çocuğun bunu hazmedemeyip ağabeyini çağır*ması gibi, Sabes'in karşısına Koca Yusuf'u çıkaracaktı.

Koca Yusuf, grekoromen öğreniyor

Ama ortada büyük bir so*run vardı: Koca Yusuf, Greko-Romen güreşi bilmiyor*du... Eski güreşçi, yeni mena*jer Doublier'nin Greko-Romen güreşi Yusuf'a öğret*mekten başka çaresi yoktu!

Doublier, Koca Yusuf'a bacaklardan tutulmayacağını söyleyince, Koca Yusuf hayretler içinde kaldı. Öyle nasıl güreş tutulabilirdi ki?.. Daha sonra, iki güreşçi egzersize başladılar. Bir ara Koca Yu*suf, Doublier'in elini öyle bir yakaladı ki, Doublier elinin kırıldığını zannederek bırak*ması için yalvardı. Böyle sık*manın gereksiz olduğunu söy*ledi Yusuf'a... Yusuf ise, "Biz*de öyle yarım yamalak yaka*lamak olmaz, ya tutarsın ya da tutmazsın" diyerek, Doublier'in elini tekrar yakalayıp kendine doğru çekti ve külçe gibi onu yere attı. Doubliler, Koca Yusuf'a fazla bir şey öğretemeyeceğini anlayarak ça*lışmalara ara verdi ve organi*zatörlük görevine geri dön*dü...

Koca Yusuf-Sabes karşı*laşması, Fransa'da büyük yankı uyandırdı.

Dört saniyelik güreş

Güreş başla*dığında Doublier, her iki gü*reşçiden de daha heyecanlıydı.

Gongla birlikte, ilk atağı Sabes yaptı. Ama Sabes oldu*ğu yerde kaldı; Koca Yusuf ise iki eliyle Sabes'm hamlesini durdurup aynı anda onu ense*sinden yakaladı ve öbür eliyle de işini bitirdi: Koca Yusuf-Sabes karşılaşması, tamı tamı*na 4 saniye sürmüşrü!

Sabes'ten sonra Koca Yu*suf'un rakibi Paul Fournier ol*du. Yusuf için, bu maçın öne*mi büyüktü... Menajeri Doub*lier, "Eğer bu maçı alırsak ge*lecek bizimdir," diyordu. Paul Fournier maçı almak için çok uğraştı; ama Yusuf'un bir el ensesi ile anında yere kapak*landı!

'La Lutte' (Güreş) adlı ki*tabın da yazarı olan Fransız güreşçi Paul Pons ise Yusuf'a iki defa yenildikten sonra, "Ne oldun?..' diyenlere, "Üstüme bir duvar devrildi sandım" ya*nıtını verecekti.

Pons, Yusuf'un el ensesini kitabında şöyle anlatır:

"Onun el enseleri rakibini bir darbede yere seriverir, Yusuf bunu o kadar hakimiyetle uy*gulayabilmektedir ki, ona karşı duracak çok az kişi var*dır. Darbe o kadar önüne ge*çilmez bir şekilde iner ki, in*san kendini derhal yerde bu*lur."

Tam 1.90 boyundaki ve 120 kilo ağırlığındaki Paul Pons, Koca Yusuf'un bu el en*selerinden iki kez nasibini ala*caktır. Yusuf'un savunma gü*cünü ise Pau! Pons, kitabında şöyle anlatacaktır: "Rakibin ataklarını sıfıra indirmede çok ustaydı, bizim güreşçilerimi*zin inceliklerini kavramaktan uzaktı, işini hep sürprizli dar*belerle görürdü."

Hergeleci İbrahim Pehlivan Koca Yusuf'u yenmesi için Paris'e getirtilir
Bu arada, "Bir Türk'ü an*cak başka bir Türk yenebilir" düşüncesine uygun olarak, İs*tanbul'dan Paris'e getirilen 'Hergeleci İbrahim Pehlivan' ile Koca Yusuf'un kapışması da dillere destandır.

Koca Yusuf, Hergeleci'yi boyundurukla ezerken, başta Paul Pons olmak üzere, seyir*cinin yardımlarıyla onun elin*den kurtarılan ve ağzından kan gelmekte olan Hergeleci İbrahim Pehlivan, şaşkınlığını gizleyemez.

Hayretle çevresine bakınırken şöyle der: "Abe, sizlere n'oluyor? Bırakın kendi usul*lerimizle güreşimizi yapalım." Ama güreş yarıda kalır.

Yusuf, Amerika yolcusu

Avrupa'da yenmedik gü*reşçi bırakmayan Koca Yusuf, 11 Ocak 1898'de Paris'te, me*najeri Doublier ile Amerika turnesi için sözleşme imzalar. 1 Şubat-31 Haziran 1898 ta*rihleri arasında Amerika'da güreşecek olan Koca Yusuf, bu karşılaşmalardan toplam 30 lira alacak, yemek ve otel masrafları da menajerine ait olacaktır.

1898'in 28 Ocak günü, Ko*ca Yusuf Amerika'ya ayak ba*sar. Bu ülkedeki en önemli gü*reşi, ABD'nin 'Milli Greko-Romen Şampiyonu' Robert ile karşılaşmasıdır, 'Dünya Şampiyonu' da olan Robert, daha önceleri Fransız Paul Pons'u da yen*miştir ve Amerika'da bir milli kahraman olarak gösterilmektedir...

Bu arada Koca Yusuf'un Avrupa'daki başarıları

Ameri*ka'da da büyük ilgi uyandır*mıştır.

Milli şampiyonları Robert'in, Yusuf'u yenmesini seyretmek için Amerikalılar sabırsızlanmaktadırlar. Gü*reş, Madison Square Garden'da yapılacaktır.

Tüm biletler satılır ve Ro*bert lehine müthiş bir tezahü*rat başlar. Güreşi, Yunanlı Pierri ile İngiliz Tom Kanon or*ganize etmişlerdir... Koca Yu*suf efsanesi, onun bu karşılaş*madaki galibiyetiyle, Ameri*ka'da da hızla yayılır.

Karşısına çıkan en ünlü şampiyonları da birer birer mağlup eder

Amerika'da bulunduğu sı*ralarda Yusuf, Robert'dan sonra karşısına çıkan en ünlü şampiyonları da birer birer mağlup eder.

Güreşlerini, ayakta el en*se, kaz kanadı, önden çapraz, boyunduruk, yerde bel kündesi oyunlarını tatbik ederek kazanan Koca Yusuf artık Greko-Romen'de de en bü*yüktür.

1898 Temmuz'unda ana*yurda dönme vakti gelir ve bütün dünyanın önünde diz çöktüğü Koca Yusuf'u, talih*siz bir kaza, Atlas Okyanusu'nda tuşa getirir.

Koca Yusuf'un son güreşi

Koca Yusuf'un son güreşi, Amerika'da Madison Scjuare Garden'da, Amerikalıların 'Milli Greko-Romen Şampiyonu' Robert ile karşılaşmasıdır. İki güreşçi birbirine takdim edildikten sonra Koca Yusuf el enselerine başlar. Robert her el ensede yere kapaklanır; ama çevikliğiyle hemen ayağa kalkar. Amerikalı şampiyon, ringin etrafında dönüp yakalanmamaya çalışır. Hemen tüm güreşlerini 4-60 saniye içerisinde bitirmeye alışmış olan Koca Yusuf sonunda beklediği fırsatı bulur: Punduna getirip rakibini yakalar yakalamaz, ringden 4 metre öteye, seyircilerin arasına fırlatıverir (üstte; bu konuda, dönemin Amerikan basınında 'Müthiş Türk' başlığıyla yayımlanan bir illüstrasyon).

Popüler TARİH


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.