ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   Kitap Dünyası (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=100)
-   -   Klasikler.. (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=884314)

Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 09:58 PM

Klasikler..
 

http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Ana Gorki
Gorki

Gorki

(1868-1936) Rus öykü, oyun ve roman yazarı. Serserileri ve toplumdışı insanları anlattığı öyküleriyle tanındı; ardından, Rus toplumunun sosyalist düzene geçiş sürecini yansıtan eserler verdi. 1905 Devrimi’ne büyük etkileri oldu. 1906-1913 arasında sürgüne gönderildi. Lenin ve Stalin dönemlerine tanıklık etti. Önemli eserlerinden bazıları, ilk romanı Foma Gordeyev, otobiyografik üçlemesini oluşturan Çocukluğum, Ekmeğimi Kazanırken ve Benim Üniversitelerim ile Ana, "Taşralı Oblomov" Matvey Kojemyakin, Artamonovlar ve Klim Sangin’in Hayatı’dır.


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 09:58 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Babalar ve Oğullar
Ivan Turgenyev
1859 yılının Mayıs ayında baba Nikolay Petroviç Kirsanov,
üniversiteyi bitirmiş oğlu Arkadiy’in dönüşünü heyecanla beklemektedir.
Oğlunun “değerli arkadaşım” diye tanıştırdığı Bazarov, çiftliğe adımını
atar atmaz gelenekselden derin bir “kopuşun”, bir kuşak çatışmasının
temsilcisi olduğunu belli eder. Sadece doğa bilimlerinin yasalarına
inanan genç Bazarov, kırsal kökenli aristokrasinin kent kökenli aydınlar
ile yaşadığı gerginliği yansıtır. Edebiyatın vazgeçemediği “genel kuşak çatışması”
teması, bu romanda tarihsel bir kesite ve belli bir ülkenin koşullarına
bağlanarak inandırıcı, açıklanabilir, trajik özellikler kazanıyor.

Babalar ve Oğullar: Kaçınılmaz kopuş.

Ivan Turgenyev

(1818-1883) Rus romancı, şair ve oyun yazarı. Berlin’de aldığı eğitimin
de etkisiyle, Rusya’nın kurtuluşunun Batılılaşmaktan geçtiğini savundu.
Avcının Notları’nda yer alan öyküleri basıldıktan hemen sonra tutuklanarak,
hapis cezası aldı. 1909’da, ünlü yönetmen Stanislavski tarafından
sahnelenen Köyde Bir Ay adlı oyunu, Rus tiyatrosunun başyapıtlarından biri oldu.
Tolstoy ve Dostoyevski ile aralarındaki kavgalar ve Rusya’daki edebiyat çevresine yabancılaşması sonucu bir süre Almanya’da, ardından Zola ve Flaubert gibi
ünlü yazarlarla görüştüğü Paris’te yaşadı. Turgenyev’in önemli eserleri arasında,
Babalar ve Oğullar, Duman, Bahar Seli, Rudin ve
Bir Asilzade Yuvası yer alır.


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 09:59 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Aşk ve Gurur
Jane Austen
Aşk ve Gurur, İngiliz edebiyatında romantizmin sona erip realizmin
başladığı bir dönemin habercisi olarak kabul edilmektedir. Romanda,
oldukça sınırlandırılmış bir çevrede İngiliz aristokrasisinden ve alt
tabakadan insan ilişkileri ince bir mizahla bir aşk öyküsünün fonunda
sunulmaktadır. Yayımlandığı dönemde büyük bir ilgiyle karşılanan bu
romanın İngiliz edebiyatında önemli bir yeri bulunmaktadır.

Aşk ve Gurur: Önyargı ve gururun kıskacı.

Jane Austen

öykü ve romanlar yayımladı. Evlilik kurumunun çeşitli biçimlerini,
taşra insanlarının dar çevrede evlenme telaşlarını ironik bir sosyal
eleştiriyle birleştirdi. Eserlerinden bazıları, Sağduyu ve Duyarlık,
Aşk ve Gurur, Umut Parkı, Northanger Manastırı´dır.

Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 09:59 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Benim Üniversitelerim
Gorki
Gorki’nin yaşamöyküsünü anlatan üçlemenin bu son kitabı, onun yirmili yaşlarına kadar topladığı hayat deneyimleri üzerine kuruludur. Kunduracı çıraklığından aşçı yamaklığına, kuş avcılığından ikona mağazası tezgâhtarlığına kadar bir tür hayata hazırlanma aşamalarından geçen yazar, hak ettiğini düşündüğü yüksek öğrenime yönelir. Kazan’daki üniversiteye girme imkânı bulamayan Gorki, hayat üniversitesinin içinden geçer. Önceki iki özyaşam öyküsü romanındaki doğal, kırsal dünya, burada yerini kentin izbe, içindeki hayatlar gibi yıkık dökük, ama ayakta duran binalarına bırakır. Yazar bizi, ara sıra yorum kattığı bir belgesel sinema tekniğiyle farklı toplumsal katmanları temsil eden renkli tiplerin, karakterlerin dünyasından geçirirken, “hayat üniversitesinden mezun oluşunun” da ipuçlarını verir. Gorki, kötülüğün, hoşgörüsüzlüğün, tembelliğin ve aptallığın dünyevi ve dinsel kurumların baskısından çok daha belirleyici olduklarını hatırlatır bize; Benim Üniversitelerim, onun bu engellere karşı verdiği mücadelenin üçüncü aşamasını oluşturur.

Benim Üniversitelerim: Hayatın üniversitesi.

Gorki

(1868-1936) Rus öykü, oyun ve roman yazarı. Serserileri ve toplumdışı insanları anlattığı öyküleriyle tanındı; ardından, Rus toplumunun sosyalist düzene geçiş sürecini yansıtan eserler verdi. 1905 Devrimi’ne büyük etkileri oldu. 1906-1913 arasında sürgüne gönderildi. Lenin ve Stalin dönemlerine tanıklık etti. Önemli eserlerinden bazıları, ilk romanı Foma Gordeyev, otobiyografik üçlemesini oluşturan Çocukluğum, Ekmeğimi Kazanırken ve Benim Üniversitelerim ile Ana, "Taşralı Oblomov" Matvey Kojemyakin, Artamonovlar ve Klim Sangin’in Hayatı’dır.


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 09:59 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Beyaz Geceler

Dostoyevski
“Bizler, kendi derimiz içinde ebedi yalnızlığa mahkûmuz.” T. Williams’ın ‘Kızgın Damdaki Kedi’ oyununun girişine koyduğu bu epigramı Beyaz Geceler’in girişine de yerleştirebiliriz. Bu uzun öyküde yalnızlık ve çaresizlik karşı konulmaz bir edebi güçle üzerimize çullanır; okurun olduğu kadar yalnızlığı hayalde aşmaya çalışan insanların da.

Beyaz Geceler: Beyazlığın üzerinde yalnızlığın lekesi.

Dostoyevski

(1821-1881) Rus romancı ve öykü yazarı. Çocukluğu sarhoş bir baba ile hasta bir anne yanında geçti. Okulu bitirdikten sonra edebiyatla uğraşmak için askerlikten ayrılan yazar, Çar I. Nikolay’ın baskıcı yönetimine karşı reform hareketlerine katıldı. İdam edilmekten son anda kurtulması, Dostoyevski’nin üzerinde derin izler bıraktı. Vremya ve Epoha adlı iki dergi çıkardı. İnsanın iç dünyasının en gizli köşelerini ustaca anlatan yapıtlarıyla 20. yüzyıl roman anlayışını derinden etkileyen yazarın önemli eserlerinden bazıları; Suç ve Ceza, İnsancıklar, Beyaz Geceler, Ezilenler, Ölüler Evinden Anılar, Kumarbaz, Karamazof Kardeşler ve Budala’dır.


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 09:59 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Bir İdam Mahkumunun Son Günü

Victor Hugo
Hugo, aydınlanmacı hümanizmin geleneğinde, suç ile ceza ilişkisinin insansız bir mıntıkada tartışılmasının anlamsızlığına işaret eder gibidir. Onun kişisi, hayat ile ölüm arasındaki dar sınır çizgisinin üzerinde, geri dönülmez bir noktada durmaktadır. Önünde bütün yolların sonu vardır: İnfaz. Ve bu infazdan kurtulmanın tek ihtimali vardır: Toplum vicdanından ya da yargıçlardan umabileceği merhamet.

Bir İdam Mahkûmunun Son Günü: Bir toplum, yaşatıcı olduğu kadar öldürücü de olabilir.

Victor Hugo

Daha on yedi yaşında Toulouse Şiir yarışmasında ödül kazanan ve ilk şiir kitabı "Od’lar ve Balad’lar" ile Chateaubriand ve Lamartine başta olmak üzere dönemin önemli şairlerinin dikkatini çeken Victor Hugo, romantikler tarafından romantizmin öncüsü olarak kabul edilir. 1848 yılına kadar kral yanlısı olan Hugo, cumhuriyetçi olduktan sonra ülkesinden sürgün edilmiş, özellikle, sürgün yıllarında yazdığı "Suçlar" (1853) ve "Seyirler" (1856) büyük yankı uyandırmıştır. 83 yıllık uzun yaşamına yüzlerce şiir sığdırmış olan Hugo, arkasında yirminin üzerinde şiir kitabı bırakmıştır.


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 09:59 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Büyük Umutlar

Charles Dickens
Büyük Umutlar, kırsal kesimden gelen yoksul bir çocuğun sosyal düzlemde yükselme masalıdır. Dickens, David Copperfield’den yaklaşık on yıl sonra, olgunluk ve yaşlılık döneminde, bir kez daha geri dönüp kendi hayatının izdüşümleri üzerinden bir "gelişme romanı" sunuyor bize. Bir üst sosyal düzleme tırmanma çabalarının boşa gittiğini, yanlış hedeflere, gerçekçi olmayan ideallere bağlanan umutların çöktüğünü gören Pip, bu dikenli yolu terk edecektir; çünkü içinde hareket etmeye çalıştığı sosyal kesim, genç bir insanın gelişmesine olanak vermez. Sahtekârlığın, ikiyüzlülük, aldatma, şiddet ve yapmacıklığın ağır bastığı bu üst-sınıf dünyasında aşk ve güvenin yeri yoktur. Dickens’ın bugün çoğu eleştirmenlerce modern romana bir adım olarak kabul edilen bu metni, aynı zamanda sanatsal yönü en güçlü, en olgun, en kusursuz çalışması olarak da görülmektedir.

Charles Dickens

(1812-1870) Victoria döneminin en büyük yazarı kabul edilen İngiliz romancı. Ailesinin 1824’te geçirdiği mali çöküntü, yazarın sanatının ve kişiliğinin şekillenmesinde önemli rol oynadı. Bu dönemde, işçi sınıfının hayatını yakından tanıma fırsatı buldu. Sanayi devrimi sırasında geniş kitlelerin çektiği acıları ve yoksulluğu gerçekçi bir dille anlattığı romanlarında, yozlaşan toplumsal kurumları eleştirdi ve 19. yüzyıl İngiliz romanının unutulmaz tiplerini yarattı. Dickens, roman yazarlığının yanı sıra gazetecilik de yaptı, politika ve tiyatroyla ilgilendi. Önemli eserlerinden bazıları, Oliver Twist, Antikacı Dükkânı, Noel kitaplarının ilki olan Bir Noel Şarkısı, David Copperfield ve İki Şehrin Hikâyesi’dir


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 09:59 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Cennet ve Cehennemin Evliliği

William Blake
“Cennet ve Cehennemin Evliliği, William Blake’in, büyük İngiliz mistiğin kehanet kitaplarının en önemlilerindendir. Bu tuhaf yapıtı vaktinde pek çok okurun yadırgadığına inanıyorum. Günümüzde bile anlayan ve seven çok az okur vardır.”
André Gide

Cennet ve Cehennemin Evliliği: Dini ve yasaları arkasına alan toplumun ahlakına bir başkaldırı.

William Blake

İngiliz şair, ressam ve gravürcü. Yoğun bir coşkunun ve göksel esinin egemen olduğu ilk şiirleri 1783 yılında Şiir Taslakları adıyla yayımlanır. Kendi gibi gravürcü olan kardeşinin ölümü (1787) Blake´in ruh ve akıl sağlığını bozar. Düşler dünyasıyla gerçekler dünyasını ayıramaz hale gelir. Ayda bir Ada, Tüm Dinler Birdir, Doğal Din Yoktur (1788), Masumiyet Şarkıları, Thel´in Kitabı (1789), Cennet ve Cehennemin Evliliği, Deneyim Şarkıları, Fransız Devrimi, Cennetin Kapıları, Bir Özgürlük Şarkısı (1790-1792), Urizen Kitabı, Los Kitabı, Ahania Kitabı (1793-1795), Vala, Dört Zoa (1795-1799), Kudüs (1803-1807) ve Sonsuz İncil (1818-1827) sanatçının yapıtlarıdır.


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 10:00 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Cimri

Molière

Molière kahramanları, hemen hemen istisnasız 17. yüzyıl Fransız burjuvazisinin belli bir öbeğini temsil ederler. Bir kısmı saray aristokrasisi arasındayken, geniş bir bölümü ise ticaret ve manifaktürle uğraşır. İşte bu sınıfın parasını tefecilikle, faizlerle çoğaltan, ama henüz ilerici burjuvaziye özgü bir "ticari kafadan" yoksun bir temsilcisi olan Harpagon, bir bakıma, feodalizm artığı bir para kazanma yolunu izler. Eserlerinde sadece, aristokrasiyi, aristokrat katına yükselme heveslilerini, hatta monarşinin merkeziyetçi devlet yönetimini ve hamisi Kral XIV. Louis’yi bile eleştirisinin hedef tahtası yapan Molière, ilkel bir para biriktirme takıntısına tutsak olmuş Harpagon’u da öteki kişileri gibi, "toplumdışı bir acayiplik" olarak sunar.

Cimri: Aklın takıntıya yenilgisi.

Molière

(1622–1673) Paris’te doğan dünyaca ünlü komedi yazarı Molière’in tiyatro serüveni, Béjart ailesiyle kurduğu tiyatro topluluğuyla başlar. On üç yıl taşrada dolaşan Molière, ilk başarılı temsilini 1658’de Kral XIV. Louis’nin önünde oynar. Molière’in Kadınlar Mektebi, Tartuffe ve Don Juan gibi büyük tepki toplayan oyunlarının yanı sıra Kibarlık Budalası, Gülünç Kibarlar, Hastalık Hastası, Cimri ve Scapin’in Dolapları gibi klasikleşmiş oyunları bulunmaktadır.


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 10:00 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Ceza Sömürgesi

Franz Kafka

Kafka külliyatından seçilen biri kısa dört öykü, okuru, yazarın metaforlarla döşeli labirentler dünyasında heyecanlı ve alışılmadık bir okuma serüvenine davet ediyor. Okur, gerçek hayat ile Kafka öykülerindeki metaforların, imgelerin arasında yayılmış geniş ve derin uçurumda, her iki yanı birbirine bağlayıp bir anlam kurmaya çalıştıkça okumanın da bir ‘emek’ işi olduğunu fark ediyor. Ödülü büyük bir emek işi.

Ceza Sömürgesi: Köhneleşmiş adalet sistemi.

Franz Kafka

(1883-1924) Prag’da doğdu. Viyana’da Hukuk öğrenimi gördü. Bir İtalyan sigorta şirketinde çalıştı. 1904’te ilk öyküsü Bir Savaşın Tasviri’nin ilk bölümlerini yazdı. Romanlarının yanı sıra, kısa ve uzun öykülerinde ironik, duru bir üslupla, edebiyatta ‘kafkaesk’ denen kendi dünyasını kurdu. Eserlerinden bazıları: Amerika, Dava, Şato, Dönüşüm, Şarkıcı Josefin ve Fare Ulusu.


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 10:00 PM

Klasikler..
 
Çocukluğum

Gorki

Yedi yıllık siyasi sürgünden dönen Gorki, 1913 yılında, 1923’te Benim Üniversitelerim’le bitecek üçlemesinin ilki olan Çocukluğum’u kaleme alır. Anlattıklarının kendisine değil, geçmişte ve yaşadığı günlerdeki sıradan Rus halkının hayatına ait korkunç izlenimlerin kasvetli çerçevesinden ibaret olduğunu söyleyen Gorki, hayatının ayrıntılarına, tesadüflerine; tarihinin en büyük dönüşümüne doğru evrilen Rusya’nın gerçekliğini yansıtan temsili bir güç kazandırır.

Çocukluğum: Hayatın dikenli yollarında.

Gorki

(1868-1936) Rus öykü, oyun ve roman yazarı. Serserileri ve toplumdışı insanları anlattığı öyküleriyle tanındı; ardından, Rus toplumunun sosyalist düzene geçiş sürecini yansıtan eserler verdi. 1905 Devrimi’ne büyük etkileri oldu. 1906-1913 arasında sürgüne gönderildi. Lenin ve Stalin dönemlerine tanıklık etti. Önemli eserlerinden bazıları, ilk romanı Foma Gordeyev, otobiyografik üçlemesini oluşturan Çocukluğum, Ekmeğimi Kazanırken ve Benim Üniversitelerim ile Ana, "Taşralı Oblomov" Matvey Kojemyakin, Artamonovlar ve Klim Sangin’in Hayatı’dır.


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 10:00 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Daisy Miller

Henry James

Henry James, ayrı sosyal katmanlara ait iki insan arasındaki ürkek, temkinli ilişkinin görünmez, ama sert duvarlara çarpmasını, alt sınıfı hor gören Amerikan aristokrasisinin eleştirisine dönüştürüyor. Sessiz bir eleştiri bu; tıpkı İsviçre’nin sakin gölleri gibi durgun; gürültüsüz bir dünyada ritüellere bağlanmış insan ilişkileri gibi. Bu ortamdan kaçan Daisy Miller Roma’da, Collosium’un sivrisinekleri gibi üzerine üşüşen İtalyan erkeklerinde de aradığı aşkı bulamayacaktır.

Daisy Miller: Aşk ile ölüm arasında.

Henry James

ABD´li romancı, New York´ta doğdu. İlk gençlik yıllarında Cenevre, Paris ve Londra´ya giderek yabancı dil öğrenme fırsatı buldu. Roman türünde ürünler vermeden önce öyküler, kitap eleştirileri ve makaleler yazdı. James, Amerikan edebiyat tarihinin en verimli ve en etkili yazarlarından biri oldu. Eserlerinden bazıları: Amerikalı, Bir Kadının Portresi, Bostonlular, Yürek Burgusu, Büyükelçiler, Güvercin Kanatları, Washington Meydanı.


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 10:00 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Değirmenimden Mektuplar

Alphonse Daudet

19. yüzyılın sonunda Fransız edebiyatı “yüzyıl sonu” atmosferini yansıtır. Anormal, hastalıklı olana eğilim; olağanüstü uyarımlara, algılara kendini açma; kusurlu olana ilgi duyma; kısacası “romantizmin” edebiyatına bir geri dönüş söz konusudur. Fransa’nın sanayileşmiş kuzeyi ile kırsal güneyi arasındaki gerilimde kendine uygun konular arayan, Paris hayatıyla ilgili ahlaksal romanları Balzac ve Zola’nın gölgesinde kalan Daudet, Değirmenimden Mektuplar’da taşra dünyasında “eski yaşam biçiminin yeniye direnen izlerini sürerken”, kalemini bir ressamın fırçası gibi kullanıyor. Bu tablonun konturları yumuşak; sanatçının algıları, en ince ses, renk titreşimlerine ve ruh çalkantılarına duyarlı. Yer yer fabl tekniğinin kullanıldığı, kıssadan hisselerin çıkartıldığı, artık işlevini yitirmiş (sanayiye yenik düşmüş) bir “un değirmeninde üretilmiş” masal tadındaki bu eser, taşranın modernleşme sancıları çektiği ülkemizde ayrı bir önem taşıyor olmalı.

Yakındaki “Uzak.”

Alphonse Daudet

Fransız edebiyatının önemli adlarındandır. E. L’Épine ile birlikte yazdığı ilk oyunu Son İlah 1862’de Paris’teki Odéon Tiyatrosu’nda sahnelendiğinde büyük yankı uyandırdı. 1869’da çıkan romanı Değirmenimden Mektuplar, büyük başarı kazandı. Üç yıl sonra yayımlanan romanı Taraskonlu Tartarin ise hiç ilgi görmedi, ancak romanın kahramanı saflığın simgesi olarak ünlendi ve günümüze kadar ulaştı. 1874’te Fromont Kardeş ve Risler Ağabey adlı romanıyla Académie Française Ödülü’nü aldı. Yaşamı boyunca genç yazarların koruyucusu olmayı sürdüren Daudet’nin diğer önemli eserleri arasında Bir Çocuğun Hayatı, Pazartesi Hikâyeleri, Jack ve Sapho bulunmaktadır


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 10:00 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Demir Ökçe

Jack London

Günümüzde Jack London, daha çok Vahşetin Çağrısı, Beyaz Diş,
Deniz Kurdu romanları ve macera öyküleriyle hatırlanır. Ancak London’ın,
bir maceracı olmanın yanı sıra, sosyal ve politik olaylarla da yakından
ilgilendiği bilinmektedir. Demir Ökçe, didaktik bir roman. 20. yüzyılın başında,
sosyalizmin kavram ve görüşlerini Platon diyalogları tekniğini hatırlatan bir
yoldan “öğretiyor”. Öte yandan metin, yazılışından yaklaşık 20-30 yıl sonra
Avrupa’da ete-kemiğe bürünen faşizmin de “ayak seslerini” duyuruyor okura.
Sosyalist Ernest Everhard’ın eşi Avis, olayları, geçmişe bakan bir tanık
gözüyle anlatıyor; onun varlığı, ayrıca romanın duygusal boyutunu
da tamamlıyor. Metne ‘sözde’ 2700’lü yıllarda “eklenmiş” dipnotlar,
romanı bilimkurgu türüne de yaklaştırıyor.

Demir Ökçe: Bir dönemin tanıklığı.

Jack London

San Francisco da doğdu. Çocukluğu ve ilk gençlik çağı yoksulluk
içinde geçti. Maceralı bir hayat sürdü, denizcilik yaptı. Gençlik yıllarında
dünya edebiyatının başyapıtlarının neredeyse tamamını okumuştu.
İlk kitabı 1900 de yayımlanan yazar, üç yıl sonra basılan Vahşetin Çağrısı
ile büyük bir ün kazandı. Sosyalist Parti üyesi de olan Jack London
40 yaşında öldü. Eserlerinden bazıları, Beyaz Diş, Deniz Kurdu,
Vahşetin Çağrısı, Yanan Gün Işığı ve Uçurum İnsanlarıdır.

Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 10:01 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Elektra

Sophokles

Klasik Yunan tragedyalarının olduğu gibi “Elektra” tragedyasının
seyircisi de, kraliçe Klytaimnestra’nın, donanmasından rüzgârı esirgeyen
tanrılara öz kızı Iphigenia’yı kurban eden Agememnon’dan korkunç bir
intikam aldığını ve sonrasını bilmekteydi. Çünkü Yunan tragedyası,
toplumsal inancın temeli olan dinsel-mitolojik söylencenin kendine çizdiği
sınırların dışına çıkamaz, yarı tarihsel, yarı mitolojik kahramanların
başına gelenleri ilkece değiştiremezdi. “Şimdi ne olacak?” merakını pek
taşımayan seyirci, “Yazar, hepimizin bildiği bu temayla bize ne demek
istiyor?” sorusuyla antik tiyatronun basamaklarını doldururdu. Mitolojik-tarihsel
kişilikler içindeki psikolojik, insani, gerçekçi boyutu yakalayan Sophokles,
intikamı bir tür adalet uygulaması olarak yorumlayıp Agamemnon ailes
i trajedisine ilginç bir yaklaşım getirir.

Elektra: İntikamlar zinciri.

Sophokles

Yunan tragedya şairi. Atina yakınlarındaki Kolonos´ta doğdu. Bir silah
yapımcısının oğluydu. İyi bir eğitim gördü. İÖ 468´e doğru tiyatroya
başladı. Uzun yaşamının sonuna kadar sahneye bağlılığını sürdürdü ve
parlak başarılar kazandı. Sayıları yüzden fazla olan tragedyalarından
günümüze ancak birkaçı gelebilmiştir. Eserlerinden bazıları şunlardır:
Aias, Antigone, Kral Oidipus, Oidipus Kolonos´ta.

Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 10:01 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Demiryolu Serserileri

Jack London

London, Demiryolu Serserileri’nde serseriliği, başıboşluğu
ve suça yatkınlığı 19. yüzyılın son çeyreğinde Amerika’da
yaşanan ekonomik bunalımın fonunda, Amerikan yaşama tarzının
ince, çarpıcı bir eleştirisine dönüştürüyor. Bu otobiyografik metin,
iş bulma ya da seslerini duyurma kaygısıyla dönemin en modern
ulaşım aracı olan trenleri kullanarak umuda yolculuk yapan insanları
ironik bir üslupla anlatırken, okuru da adeta gerçekliğin
katlanılmazlığından koruyor.

Demiryolu Serserileri: Trenlerin gittiği yere kadar…


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 10:01 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Deniz Kurdu

Jack London

Jack London’ın roman kişileri, insan ile doğa arasında
bir zamanlarki birlikteliği arar, onun izlerini bulur, içlerindeki
doğaya çarpar, onu yüzeye çıkartabildikleri ölçüde vahşileşir,
insanlıklarından uzaklaşırlar. Bir yanda doğal yanları, vahşilik
çağırır onları, bir yanda da insan yanları. Bu kez doğa denizdir; insan
yanını çoktan yok edip doğanın (denizin) bir parçasına dönmüş olduğunu
sanan kişi de kaptan Larsen. London bize; –Beyaz Balina’nın kaptan
Ahab’ı gibi denizin beyaz ‘ruhuyla’ birlikte sulara karışmayacaksak–
doğayla birlikte olmanın insan yanımızı yok etme şartına dayanmaması
gerektiğini hatırlatıyor.

Deniz Kurdu: Doğaya insan kalarak direnmek.


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 10:01 PM

Klasikler..
 
Devlet

Platon

Devlet, Diyaloglar’a bölüştürülmüş Platon felsefesinin bu Diyaloglar’ı
birbirine bağlayan orta ve ana halkasıdır; bu özelliğiyle en başta Platon
felsefesini anlama çabasında bir kilit metin özelliği taşır. Aynı metin, İÖ
4. yüzyılın başında gerileme dönemine girmiş olan Atina devletinin politik, sosyal, kültürel ihtiyaçlarına cevap ve çözüm arayan bir metin olarak yüzünü tamamen pratiğe dönmüştür. Pratik ile felsefi teorinin bu birlikteliği, adaletin ne olduğu, devletin doğuşu, en iyi devlet, en iyi insan, en büyük ‘iyi’, devletin bekçileri, yöneticileri, filozof kral, bilgi biçimleri, İdealar öğretisi, karakter tipi ile devlet biçimleri ilişkisi vb. üzerinden cennet ile cehennem tasvirlerine ayrılmış bir mitosa kadar götürür bizi. İdeal devlet, içinde, toplumun ahlaki birlikteliğinin kurulduğu, felsefe ile politikanın, teori ile pratik hayatın bütünleştiği, ideal bir cemaatin düşünülebilecek en üst biçimidir.

Devlet: Hiçbir yerde gerçekleşmeyen Platon’un "ideal devleti."

Platon

(İÖ 427-348/347) Soylu bir ailenin oğluydu. Sokrates’in ölümüne kadar onun derslerini izledi. Ardından Mısır ve Güney İtalya’yı da kapsayan uzun bir yolculuğa çıktı. İÖ 387’de Atina’ya dönerek Akademia adlı okulu kurdu. Kendisinin olduğu kabul edilen 28 diyalogda, hocası Sokrates’in konuşmalarını bir araya getirir. Bunların en önemlilerinden bazıları şunlardır: Phaidon, Gorgias, Menon, Politikos.


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 10:01 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Dinamit

B.Traven

B. Traven, Birinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından Almanya’da vatan haini suçlamasıyla tutuklanıp ölüme mahkûm edilmek üzereyken son anda kaçıp kurtulur. Bundan sonra İngiltere üzerinden Meksika’ya giden ve adını gizli tutarak yıllarca yerli halkın yaşantısını yansıtan öykü ve romanlar yazan Traven’in oradaki ilk yıllarında kaleme aldığı öyküler Almanya’da dergi ve gazetelerde yayımlandıktan sonra kitap haline gelmiştir. Ölüm Gemisi adlı ünlü romanından önce kaleme alınan bu metinlerin hepsi Meksika’da geçiyor ve dönemin gerçekçi bir panoramasını sunuyor. Geleneğe bağlı, cehalet ve çaresizlik içinde kıvranan bir halkın kara mizah öyküleri, yazarın romantik halk yakınlığıyla birleş bir solukta okunacak hayat mozaikleri çıkıyor.

Dinamit: Uygarlığın cangılda patlaması.

B.Traven

(1890?-1969) Kimliğini saklayan, yaşamına dair bilgi vermeyen Traven, kitaplarında genellikle Meksika’yı anlattı. I. Dünya Savaşı’nın son zamanlarında, cumhuriyet toplantılarına katıldı. 1919’da tutuklandı; son anda ölümden kurtuldu. 1925’te yerleştiği Meksika, yapıtlarının esin kaynağı oldu: Altına Hücum, Asılmışların Ayaklanması, Araba gibi romanlarında devrim öncesi Meksika’da yaşayan yoksul yerlilerin yaşamını anlatan Traven’in diğer önemli yapıtları Dinamit, Kanlı Oyun, Köprü, Hükümet, Gece Ziyaretçisi ve Pamuk İşçileri’dir.


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 10:01 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Dorian Gray’in Portresi

Oscar Wilde

İngiliz Estetikçi akımının en önemli temsilcisi olan Oscar Wilde,
kişiliğini romanın üç baş kişisine bölerek zaman-geçicilik ve sanatın
ölümsüzlüğü hususunda felsefi-estetik bir anıt sunuyor. Wilde, 20. yüzyılın
hemen eşiğinde yayımlanan bu metnin yarattığı skandal atmosferinin
rüzgârıyla iki yıllık hapis cezasına çarptırıldı. Mahkûm Oscar Wilde, Londra tren
istasyonunda, hükümlü giysileri içinde, kendisini cezasını çekeceği Reading’e
götürecek treni beklerken, yazarı tanıyanlar istasyonda onu parmaklarıyla
birbirine gösteriyorlardı. Oscar Wilde’ın, Queensberry markisine açtığı davada
Dublin’deki okul yıllarından tanıdığı arkadaşı E. Carson, davalı avukatı
olarak onu köşeye sıkıştıracak ve şöyle diyecekti: "Böyle bir öyküyü
onaylayan birinin, uygunsuz davranışlarından ötürü suçlu görülebileceğini
sanırım kabul edersiniz."

Dorian Gray’in Portresi: Ruhu yansıtan portre.

Oscar Wilde

İrlandalı şair ve oyun yazarı. Eleştirmenlik ve yayın yönetmenliği de yaptı.
Ünlü yapıtlarının çoğunu yaşamının son on yılında yazdı. 1892’de, Lady
Windermere’in Yelpazesi ile tiyatro alanındaki ilk başarısını yakaladı.
Eşcinsellikle suçlandı; iki yıl hapis cezasına çarptırıldı. Cezasını çektikten
sonra gittiği Fransa’da Reading Hapishanesi Baladı’nı yazdı. Önemli
eserleri arasında Mutlu Prens, Narlı Ev, Dorian Gray’in Portresi,
İşte İnsan ve Ciddi Olmanın Önemi Üzerine yer alır.


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 10:02 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Dr. Jekyll ve Mr. Hyde

R. L. Stevenson

Sadece Hollywood’un değil, Avrupa sinemasının da vazgeçemediği bir kaynak olan Dr. Jekyll ve Mr. Hyde, yirmiden fazla filmin konusu olmuştur. İnsanlığın felsefe, düşünce ve etik tarihi kadar eski olan iyi-kötü çatışması burada bir kez daha karşımıza çıkar. Saygın doktor Jekyll, içtiği ilaç sonucu kötü ruhlu, ürkütücü Mr. Hyde’a dönüşmektedir. Çevresinde iyi, kibar ve kültürlü bir kişi olarak bilinen Dr. Jekyll’ın ikinci kişiliği, toplumun iki yüzlü ahlakına da işaret eder. Victoria çağı orta yaş erkeklerinin Edinburgh ve Londra dünyalarında dolaşan Stevenson, bize yüzeyi parlak bir dünyanın altında fokurdayan bataklığı da göstermek istemiştir.

Dr. Jekyll ve Mr. Hyde: Ruhun parçalanmışlığı.

R. L. Stevenson

(1850-1894) İskoç şair ve yazar. Hukuk öğrenimi görmesine karşın mesleğini yapmadı. Yazdığı deneme ve incelemeler çeşitli dergilerde yayımlandı; bu yazılar sayesinde adından yazar olarak söz ettirdi. Fransa ve ABD seyahatlerinin ardından yazdığı eserler ün kazanmasını sağladı. Yaşamının geri kalan yıllarını Güney denizlerinde dolaşarak geçiren Stevenson’ın önemli eserleri arasında, Define Adası, Ballantrae’ın Efendisi, Şeytanlı Şişe ve Kaçırılan Çocuk yer alır.


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 10:02 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Drakula

Bram Stoker

Avrupa’nın sınır bölgelerinden bir yerden gelen Kont Drakula, Viktorya Çağı İngiltere’sinde ortalığa dehşet saçar. Lanetli, denetlenemez olan bir güç, sarsılmaz görünen bir düzenin içine sızmıştır. Cinsiyet ayrımının, sınıflar ayrımı gibi mevcut toplumsal düzenin temel dayanaklarını oluşturduğu, kadının çekirdek ailedeki anne rolünün kutsallaştırıldığı bir kültürel coğrafyada ve dönemde, Bram Stoker, bir aristokratı vampirleştirerek yerleşik anlayış ve ahlak normlarını “dişleyip” durur. Mektuplar, günlükler, notlar biçiminde birinci tekil kişi anlatımlar zincirinden oluşan Drakula romanı, korku türünün en popüler klasiği sayılsa bile, bu türün çok ötesine geçen açılımlarıyla gerçek bir edebiyat klasiği oluyor.

Drakula: Ölümsüzlüğün laneti.

Bram Stoker

(1847-1912) Dublin’de doğdu. Çocukluğunda geçirdiği hastalık nedeniyle yedi yaşına kadar yürüyemedi. Devlet memurluğu yaptı, tiyatro eleştirileri yazdı. Yirmi yedi yıl boyunca, aktör Henry Irving’in menajerliğini de yapan Stoker’ın diğer eserleri arasında, Denizin Gizemi, Yedi Yıldız Mücevheri ve Kefenli Kadın bulunur.


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 10:02 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Ekmeğimi Kazanırken

Gorki

Maxim Gorki’nin ayrılmaz bir bütün oluşturan üç özyaşamöyküsü romanı, yazarın çocukluk ve gençlik yıllarına olduğu kadar 19. yüzyılın bitiminde Rus küçük burjuva katmanlarının hayatına da alabildiğine nesnel bir ayna tutar. Büyük kentlerin uzağında, dünyaları küçük, hayata yönelik talepleri ve ihtiyaçları sınırlı, basit, dini inanç ile batıl inancın karışımından oluşmuş bir tutuculuğun zemininde ayakta durmak için çalışan bu insanların arasında varolma ve oradan çıkışın öyküsü, Gorki üçlemesinin de kaynağını oluşturur. Ekmeğimi Kazanırken, yazarın henüz bir çocukken dış dünyayı tanımaya ve hayata çok zor şartlarda tutunmaya çalışan insanların mücadelelerine tanık olma sürecini anlatır. Yazarın, ninesinin koruyuculuğu ile dış dünyanın acımasızlığı arasında gidip geldiği bu yıllarda, hayatının ikinci bir sığınağı da uzak akrabalarından bir mimarın yanıdır.

Ekmeğimi Kazanırken: Toplumsal çevrenin dar dünyasından çıkış arayışı.

Gorki

(1868-1936) Rus öykü, oyun ve roman yazarı. Serserileri ve toplumdışı insanları anlattığı öyküleriyle tanındı; ardından, Rus toplumunun sosyalist düzene geçiş sürecini yansıtan eserler verdi. 1905 Devrimi’ne büyük etkileri oldu. 1906-1913 arasında sürgüne gönderildi. Lenin ve Stalin dönemlerine tanıklık etti. Önemli eserlerinden bazıları, ilk romanı Foma Gordeyev, otobiyografik üçlemesini oluşturan Çocukluğum, Ekmeğimi Kazanırken ve Benim Üniversitelerim ile Ana, "Taşralı Oblomov" Matvey Kojemyakin, Artamonovlar ve Klim Sangin’in Hayatı’dır.


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 10:02 PM

Klasikler..
 
Eski Zaman Beyleri

Gogol

Rus edebiyatının en büyük ve en sıra dışı yazarlarından biri olan Nikolay Gogol, Eski Zaman Beyleri’nde eski yaşama biçimlerinin çürümüşlüğünü büyük bir ustalıkla ele alır. Bir başka büyük Rus yazarı Anton Çehov’un öncüsü ve ustası olan Gogol, hikâyelerinde kişilik incelemesi yapmaktan kaçınır, karakterlere olaylar ve onların konuşmaları üzerinden ulaşır ve birkaç çizgiyle olağanüstü kişilikler yaratır.

Eski Zaman Beyleri: Mizahi üslupla sıcak öyküler.

Gogol

(1809-1852) Rus roman ve oyun yazarı. Henüz lisedeyken, yazdığı yazılar ve şiirler ile dikkat çekti. Devlet memurluğu ve öğretmenlik yaptı. İlk hayranları arasında Puşkin de vardı. Başyapıtı Ölü Canlar’da feodal Rusya’nın serflik düzenini ve adaletsizlikleri, Müfettiş’te yozlaşmış bürokrasiyi yansıttı. 10 yılı aşkın bir süre Ölü Canlar’ın devamını yazmakla uğraştı, ama eserini tamamlayamadan yarı çılgın bir şekilde öldü.Yazarın diğer önemli eserleri arasında, Bir Delinin Hatıra Defteri, Burun, Palto, Taras Bulba, Eski Zaman Beyleri ve Araba bulunur.


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 10:02 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Emma

Jane Austen

Emma, Aşk ve Gurur yazarının ölümünden önce kaleme aldığı son romandır. Bu romanda Londra’nın güneybatısında, sınırlı sayıda ailenin bir araya geldiği köy-kasaba arası bir yerleşimde (Highbury), işi gücü bu insanlar arasındaki ilişkileri yönlendirip onları evlendirmek olan bir kızla karşılaşıyoruz. Yapıtlarında dönemin İngilteresi’nin ve kendi sosyal çevresinin dışından hiçbir konuya el atmamış olan Jane Austen, taşradaki bu küçük yerleşim merkezini, insanların girip çıktığı bir tiyatro sahnesi gibi kullanıp özellikle soylular ve burjuvalar arasında kalmış bir sosyal statü olan “centilmenlik” tanımını temsil eden kişilerin üzerinden ironik, acımasız bir toplumsal eleştiri gerçekleştiriyor.

Emma: Yalanın, kendi kendini aldatmanın, ikiyüzlülüğün sarmalında mutluluğa doğru.

Jane Austen

öykü ve romanlar yayımladı. Evlilik kurumunun çeşitli biçimlerini, taşra insanlarının dar çevrede evlenme telaşlarını ironik bir sosyal eleştiriyle birleştirdi. Eserlerinden bazıları, Sağduyu ve Duyarlık, Aşk ve Gurur, Umut Parkı, Northanger Manastırı´dır.


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 10:02 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Eugénie Grandet

Balzac

Ünlü Fransız yazarı Honoré de Balzac’ın “İnsanlık Komedisi” genel başlığı altında topladığı romanlarının en ünlülerinden biri olan Eugénie Grandet’de, Grandet ailesinin topyekûn çöküşü anlatılır. Fransız Devrimi’nin toplumsal ve ekonomik sonuçlarının da ele alındığı roman, Balzac’ın ilk eserlerindendir.

Eugénie Grandet: Toplumsal bir yergi.

Balzac

(1799-1850) Köylü kökenli bir ailedendir. Edebiyatın çeşitli türlerini deneyip romanda karar kıldı. Fransız Devrimi´nin yol açtığı altüst oluşlar karşısında burjuvaziye ve kapitalizme karşı çıktı. Sermaye birikiminin acımasız yıkımları kendi hayatını da etkiledi. Fransız gerçekçiliğinin önde gelen yazarı olarak romana da önemli yenilikler getirdi. Eserlerinden bazıları: Cromwell (1819), Evliliğin Fizyolojisi (1799), Özel Yaşamdan Sahneler (1829-30), Bette Abla (1843), Köylüler (1845).


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 10:03 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Ezilenler

Dostoyevski

Dünya edebiyatının en büyük yazarlarından olan Fyodor Dostoyevski, bu eseri sürgünden döndükten sonra St. Petersburg’da yazdı. Romanı anlatan, genç bir yazar olan ve gelecek vaat eden İvan Petroviç’in, yazma yöntemleri ve toplumsal konumu Dostoyevski’nin kendi yaşamından alınmıştır. Kahraman, büyük bir ünden yoksulluğa düşer. Yazarın en güçlü eserlerinden sayılan Ezilenler, yoğun özyaşam öyküsel izler taşır.

Ezilenler: Naif iyimserliğe reddiye.

Dostoyevski

(1821-1881) Rus romancı ve öykü yazarı. Çocukluğu sarhoş bir baba ile hasta bir anne yanında geçti. Okulu bitirdikten sonra edebiyatla uğraşmak için askerlikten ayrılan yazar, Çar I. Nikolay’ın baskıcı yönetimine karşı reform hareketlerine katıldı. İdam edilmekten son anda kurtulması, Dostoyevski’nin üzerinde derin izler bıraktı. Vremya ve Epoha adlı iki dergi çıkardı. İnsanın iç dünyasının en gizli köşelerini ustaca anlatan yapıtlarıyla 20. yüzyıl roman anlayışını derinden etkileyen yazarın önemli eserlerinden bazıları; Suç ve Ceza, İnsancıklar, Beyaz Geceler, Ezilenler, Ölüler Evinden Anılar, Kumarbaz, Karamazof Kardeşler ve Budala’dır.


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 10:03 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Fakir Çalgıcı

Franz Grillparzer

Yer yer çatlamış eski kemanından, görünürde ekmeğini çıkartmaya çalışan çalgıcı Jakob öteki sokak çalgıcılarından farklıdır. Önünde notalar vardır, ama o, zaman ölçüsünden, melodiden yoksun, sadece kendisi için varolan bir dünyada, sadece kendisinin anladığı, hissettiği bir şeyler çalıp durur; dolayısıyla da önündeki ters çevrilmiş, eprimiş şapkasının içi genellikle boş kalır. Avusturya edebiyatının önemli simalarından Franz Grillparzer, Fakir Çalgıcı’da, 19. yüzyılın vazgeçilmez edebiyat tipi “toplum dışı insanı” karşımıza çıkartır. Kendinden geçmişçesine kemanını “gıygıylayan” bu yaşlı adam, aykırı bir sanatçı, bir karşı tiptir; onun kişiliğinde sanat ile hayatın, sanat ile toplumun ilişkisini sorgulayan küçük bir anlatı buluruz. Sanat, Jakob için estetik-ahlaki bir ideal düzeyine çıkmış hayat demektir.

Fakir Çalgıcı: Müzik hayatı yüceltir.

Franz Grillparzer

(1791-1872) Avusturyalı oyun ve trajedi yazarı. Annesi yetenekli bir müzisyen aileden geliyordu. Eserlerinde huzurlu, çalkantısız bir hayat ile hareketli, kaotik bir yaşama tarzı arasındaki karşıtlığı, özellikle de hayat ile sanat ilişkisinin nasıl kurulması gerektiği sorusunu işledi. Habsburg hanedanlığının 19. yüzyılın sonuna doğru yaşadığı sarsıntılar, oyunlarına ve öteki eserlerine yansımıştır. Öteki eserlerinden bazıları: Kadın Ata, Kastilyalı Blanka, Altın Post, Kral Ottokar´ın Mutluluğu ve Sonu, Rüya Bir Hayat, Yalan Söyleyenin Vay Haline, Toledolu Yahudi Kız.


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 10:03 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Faust

Goethe

Goethe “Faust” konusuyla 1770-71 yıllarında ilgilenmeye başlamış, 1808’de 1. kitabın ardından, tam 24 yıl sonra 2. kitabı tamamlamış, bu metin ölümünden sonra basılmıştır. Faust’un konusu, 16. yüzyılda Almanya’da yaşamış, büyüye, simyaya düşkün, şarlatanlıklardan geri kalmayan Doktor Faustus’a ve onun Alman efsanelerindeki izdüşümlerine kadar geri gider. 16. yüzyılda ünlü İngiliz ozanı Marlowe’un ele aldığı konu, Goethe’de, “aydınlanma” hareketinin ve bu hareketin Alman burjuva-aristokrat aydını üzerindeki etkisinin bütün yansımalarını kapsar. Almanya’da Fransa’daki gibi, beklenen hızlı dönüşümler yaşanamamış, reform umutlarını aristokrasiye bağlayan aydınlar, “dünyadan” kopup uzaklaşarak içlerine ya da Goethe/Faust gibi saraylara kapanmışlardır: Faust, bir aydın, evrenin nihai nedenlerini öğrenmek isteyen bir bilgi âşığı ve dâhi olarak, hem bu sosyal yenilginin, hem de aydınlanma insanının “aklın sınırlarına” (Kant) boyun eğişinin klasik tragedyasıdır.

Faust: İhlal edilemez sınırlar.

Goethe

(1749-1832) Bir hukukçu olan babasından akılcılığı, annesinden ise duygusallığını ve hayal gücünü almıştı. Goethe her şeyin hafife alındığı rokoko tarzından pietizme, halkçılıktan klasikçiliğe, çeşitli evrelerden geçerken çok sayıda eser verdi. Eserlerinden bazıları: Berlichingenli Götz, Wilhelm Meisters´in Öğrenme Yılları, Batı-Doğu Divanı, Egmont.


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 10:03 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Fırtınanın Habercisi

Gorki

Fırtınanın Habercisi, Ekim Devrimi öncesi Rusya’sının üzerinde toplanan kara bulutlar ile köpüren deniz arasında kanat çırpıp durur. Gorki fırtına öncesi bir gözlemleme yolculuğuna çıkartır bizi ülkesinde; hapishanelerden kentin izbe bodrumlarına uzanan bu yolculuk, masal üzerinden bizi geçmişe, ülkenin Rus olmayan öteki halklarının geleneklerine götürür. Gözlemlemenin, bakmanın, ayrıntıyı hayatın içinde, gerçekliğin imbiğinde demlemenin büyük ustası, sessizliğini bozmadan "dolaştırır" bizi; yoksunluğu, savrulmuşluğu ve dibe vurmuşluğu ise asıl yaşayanlara yorumlatır. Bizler de hapishanelerde, zindanımsı bodrum katlarında, yoksunlukların alt sınırında yaşayan ve açık seçik bir politik bilinçleri bulunmayan bu insanları ayakta tutan gücün ne olduğunu anlamaya çalışırız. Kimileri için en olumsuz durumda bile biraz ironi, öfke, yaşama dürtüsü, inanç ve kolay anlaşılmaz bir şeylerdir belki hayata destek veren itkiler. Kimileri içinse ufukta beliren fırtına bulutlarının müjdelediği yarınlar.

Fırtınanın Habercisi: Umuda yolculuk.

Gorki

(1868-1936) Rus öykü, oyun ve roman yazarı. Serserileri ve toplumdışı insanları anlattığı öyküleriyle tanındı; ardından, Rus toplumunun sosyalist düzene geçiş sürecini yansıtan eserler verdi. 1905 Devrimi’ne büyük etkileri oldu. 1906-1913 arasında sürgüne gönderildi. Lenin ve Stalin dönemlerine tanıklık etti. Önemli eserlerinden bazıları, ilk romanı Foma Gordeyev, otobiyografik üçlemesini oluşturan Çocukluğum, Ekmeğimi Kazanırken ve Benim Üniversitelerim ile Ana, "Taşralı Oblomov" Matvey Kojemyakin, Artamonovlar ve Klim Sangin’in Hayatı’dır.


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 10:03 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Frankenstein ya da Modern Prometheus

Mary Shelley

19. yüzyılın hemen başında yazılmış olan ve gotik roman geleneği içinde kendine özgü yerini yaklaşık iki yüzyıldır koruyan Frankenstein ya da Modern Prometheus romanının doktoru Frankenstein, Zeus’tan yalnızca ateşi çalmakla kalmayıp, kilden yaptığı insana ateşin bir parçasıyla can veren mitolojideki “adaşı gibi”, ölüye “Tanrı’nın yıldırımı”nı kullanarak hayat verir. Günümüzün gen teknolojisi ve klonlama tartışmaları kapsamında, romanın “felsefi” boyutu Shelley’nin klasik metnine ayrı bir derinlik kazandırıyor.

Frankenstein ya da Modern Prometheus: Ancak Tanrı yaratabilir.

Mary Shelley

(1797-1851) Ünlü İngiliz romantik dönemi şairi Percy Bysshe Shelley´nin ikinci eşiydi. Kocasının ölümünden sonra onun şiirlerini önemli açıklamalarla destekleyerek yayımladı. Gençliğinin deneyimlerini anlatan Son Adam ve Perkin Warbeck´in Kaderi en iyi romanları sayılmaktadır. Valperga ya da Lucca Prensi Castruccio´nun Yaşamı, Altı Haftalık Bir Gezinin Tarihi, Almanya ve İtalya´da Geziler öteki eserlerindendir.


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 10:03 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Genç Werther’in Acıları

Goethe

“Genç Werther’in Acıları” yayınlandığı yıllarda bir intihar salgınına yol açınca, Goethe’nin yaşadığı yıllar içinde en çok baskı yapan ve başta Fransızca olmak üzere sırasıyla İngilizce ve İtalyanca’ya çevrilen bu kitabı farklı tepkilerle karşılanmıştır. Werther’in duygusal, içine kapanık, dış dünyadan yalıtılmış kişiliğinin sonucu olarak anlaşılan intihar ‘çözümü’ne karşı, sonu farklı biten “Werther”ler bile yazılmıştır. “Mektup-roman” türündeki bu metin, kurmaca Werther figürünün genç Goethe ile özdeşleştirilmesi ölçüsünde bizi bir yazarın özgeçmişinin kurmaca metne yansıma ilişkisi üzerinde de düşündürmektedir.

Genç Werther’in Acıları: Aşkı sonsuzlaştırmak…

Goethe

(1749-1832) Bir hukukçu olan babasından akılcılığı, annesinden ise duygusallığını ve hayal gücünü almıştı. Goethe her şeyin hafife alındığı rokoko tarzından pietizme, halkçılıktan klasikçiliğe, çeşitli evrelerden geçerken çok sayıda eser verdi. Eserlerinden bazıları: Berlichingenli Götz, Wilhelm Meisters´in Öğrenme Yılları, Batı-Doğu Divanı, Egmont.


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 10:04 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Goriot Baba

Balzac

Fransız gerçekçiliğinin büyük ustası Balzac, Fransız Devrimi’nin yarattığı büyük altüst oluşun yazarıdır. Burjuva sınıfının sermaye biriktirme süreçlerinde yıktığı değerlerin yarattığı boşlukta hemen bütün toplumsal katmanların “dramını” anlatır. Goriot Baba, mülk ve para edinme süreçleri içinde yalnızlığa giden yolun taşlarını döşer. Kızları ve onların kocaları arasında sıkışıp kalmış “Kral Lear”dir o; büyük bir melodramın da baş aktörü.

Goriot Baba: Yalnızlığın girdabına sürükleniş.

Balzac

(1799-1850) Köylü kökenli bir ailedendir. Edebiyatın çeşitli türlerini deneyip romanda karar kıldı. Fransız Devrimi´nin yol açtığı altüst oluşlar karşısında burjuvaziye ve kapitalizme karşı çıktı. Sermaye birikiminin acımasız yıkımları kendi hayatını da etkiledi. Fransız gerçekçiliğinin önde gelen yazarı olarak romana da önemli yenilikler getirdi. Eserlerinden bazıları: Cromwell (1819), Evliliğin Fizyolojisi (1799), Özel Yaşamdan Sahneler (1829-30), Bette Abla (1843), Köylüler (1845).


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 10:04 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Gülistân

Şirazlı Sa’dî

Eski zamanlarda şairler için sevgili, al al yanaklarıyla, goncamsı ağzıyla ve bahar geldiğinde tomurcuklanan çiçekleriyle bir Gülistân yani bir çiçek bahçesi anlamına gelirdi. Gülleriyle meşhur Şiraz’da doğan ve dünya edebiyatının en zarif ve en güçlü ozanlarından olan Sa’dî, Osmanlı şairleri için de çağlar boyu esin kaynağı olmuştur. Kısa hikâyeciklerden oluşan bu eseri okurken kendinizi usta bir bahçıvan eli değmiş harikulade çiçek tarhları arasında neşeli bir şarkı mırıldanırken bulacaksınız. Bir dostunuz sizi ansızın çiçek kokularıyla dopdolu bir bahçeye küçük bir gezinti yapmaya çağırsa bu nazik daveti reddeder miydiniz? İşte Gülistân, Sa’dî’nin bin yıldır solmayan güllerle bezenmiş bahçesine bir davet mektubudur.

Gülistân: "Gülistân’ı tarife ne hacet, ne kitaptır biliriz."

Şirazlı Sa’dî

(1212?-1291) "Sa’dî" mahlasıyla ünlenen İranlı şairin asıl adı Müşerrefüddin Muslih bin Abdullah’tır. Dönemin aydın ailelerinden birinin çocuğu olan Sa’dî bugünkü İran’ın Şiraz şehrinde dünyaya gelmiştir. On üçüncü yüzyılda Sa’dî’nin yaşadığı coğrafya tam bir kargaşa içindeydi. Buna rağmen ciddi bir eğitim alan Sa’dî, ömrünün büyük kısmını bir seyyah olarak geçirmiştir. Gülistân, başta Latince olmak üzere birçok Batı diline çevrilmiş ve Osmanlı eğitim kurumlarında yüzyıllarca ders kitabı olarak okutulmuştur.


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 10:04 PM

Klasikler..
 
Güneş Ülkesi

Tommaso Campanella

Güneş Ülkesi (ya da Güneş Devleti, Güneş Kenti) Thomas More’un Ütopya’sı ve Bacon’ın Yeni Atlantis’i ile birlikte Yeni Çağ’ın daha iyi bir toplum düzeni tasarımlarının ayrılmaz parçasını oluşturur. Platon’un aristokrasi yönetimine dayalı devlet tasarımından farklı olarak papazların egemenliğini savunup bu yönetimin yapısını tasarlayan Campanella’nın “Güneş Devleti”nde, düşünürün her türlü eşitsizliğin kaynağı olarak gördüğü kişisel mülkiyet bulunmaz. Özel mülkiyet tanımını aile ve eş kavramına genişleten Campanella, ayrıca astrolojinin toplumların hayatı ile bağlantısını ciddi ciddi ilahiyatın çerçevesi içinde değerlendirirken de, Yeni Çağ’ın girişinde “bilimselleşmenin” sancılarını dolaylı da olsa
yansıtan anıt bir belge sunmaktadır.

Güneş Ülkesi: Erdemli, eşitlikçi bir toplum projesi.

Tommaso Campanella

(1568-1639) Şair, yazar ve Platoncu İtalyan düşünürüdür. Aristotelesciliğine karşı Skolastik düşünceyi benimsedi. Felsefede deneyimi savundu. Hıristiyanlığa aykırı heretik akımların savunucusu olarak suçlandı. 1590´a doğru toplumda reformun önemini vurguladı; Calabria´da İspanyol egemenliğine karşı ayaklanmayı yönettiği suçlamasıyla 27 yıl hapis yattı. Eserlerinden bazıları: Duyularla Açıklanan Felsefe (1591), Hıristiyan Monarşisi Üzerine (1593), Luthercilere, Kalvincilere ve Öteki Heretiklere Karşı Söyleşi (1595), İlahiyat (1613-14), Galilei´nin Savunması (1616), Metafizik (1638).


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 10:04 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Hikâyeler
O Henry
O Henry öyküleri hayatın içinden anekdotlar gibidir. Seçtiği hayat dilimleri yüzyılın hemen başında New York’ta yaşayan orta sınıfın insan ilişkileridir. Öykülerinde tesadüfler hayatın ayrılmaz parçasıdır. Bizi tıpkı olay kişileri gibi her yolun sonunda bir sürpriz bekler.

Hikâyeler: Rastlantının sürprizlerle dansı.

O Henry

(1862-1910) Gerçek adı William Sydney Porter. Zorlu bir çocukluk dönemi geçirdi. Eczacı çıraklığından veznedarlığa, birçok iş denedi. Dayanağı bulunmayan bir sahtekârlık suçlamasıyla 3 yıl hapis yattı. Öykü kitaplarından bazıları: 4 Milyon, Batı´nın Yüreği, Kentin Sesi, Kader Yolları, İki Kadın, Altılar ve Yediler, Rolling Stones.


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 10:04 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Hz. Muhammed ve Arap-İslam Kültürü Dönemi
August Bebel
Arap-İslâm kültürünü, uygarlaşma sürecinin özellikle Batı dünyası için önemli bir halkası, ilkçağ kültür ve uygarlığı ile Rönesans Avrupası arasında bir köprü olarak değerlendiren Bebel, 19. yüzyıl Avrupası’nın hak-adalet-eşitlik anlayışının 13. yüzyıl Arap-İslâm düzeyinin gerisinde kalışına dikkati çekiyor. Doğu-Batı, İslâm-Hıristiyan karşıtlığının, körüklenen yapay gerginlik ve ikilemlerin sık sık öne çıkarıldığı günümüzde, sadece İslamiyete değil bütün büyük, tarihsel dinlere “bilimsel” bir yöntemle, nesnel, önyargısız bakmanın zorunluğuna alçakgönüllü ama yetkin bir örnek olan bu klasik metin, her yönüyle güncelliğini koruyor.

Hz. Muhammed ve Arap-İslam Kültürü Dönemi
İlkçağ kültür ve uygarlığının sentezi olarak İslâmiyet…

August Bebel

Alman sosyal demokrat hareketinin en ünlü simalarından biri olan A. Bebel, önce Sosyal Demokrat Parti´yi kurmuş; savaş bütçesine oy vermeyi reddettiği için K. Liebknecht ile birlikte vatana ihanet suçuyla hapis ve sürgün cezasına çarptırılmış, 1875´te Sosyal Demokrat İşçi Partisi´nin kuruluşuna katılmıştır. Bebel ortodoks marksistler ile revizyonistler arasında bir ortayol seçmiştir. Hz. Muhammed ve Arap-İslam Kültürü Dönemi çalışması, Kadın ve Sosyalizm başlıklı çalışmasıyla aynı yıl yayınlanmıştır (1883). Bebel´in 1910-1914 yılları arasında kaleme aldığı Hayatımdan, onun otobiyografisidir.

Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 10:04 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

İki Şehrin Hikayesi
Charles Dickens
Dickens, bu eserle Fransız Devrimi’nden yaklaşık yetmiş beş yıl sonra, daha önce bir kez denediği “tarihsel romana” dönüş yapar. İngiltere adasının karşısındaki Fransa’da, 19. yüzyılın hemen öncesinde cehennem bir süreliğine yeryüzünde kurulmuş gibidir. Dickens’a göre devrimi Fransa’ya davet edenler, özellikle imtiyazlarını bencilce değerlendiren, üretimden kopuk, suça batmış, insafsız, asalak Fransız aristokratlarıdır. Tarihe ve devrime bu bakışıyla, İngiltere’deki aristokratların ve muhafazakâr sınıfların büyük tepkisini çeken Dickens, romanın sadece eylemsel çatısını değil, mekânsal dağılımını da zıtlıklar üzerine kuruyor. Ancak roman, iki şehrin hikâyesini, Londra ve Paris’i canlı bir organizma olarak anlatmak ve Devrim’in büyük simalarını sunmak yerine aristokrasiden, orta sınıflardan ve halktan temsili tipleri bir aşk öyküsü ekseninde topluyor.

İki Şehrin Hikâyesi: Tarihle dehşetin buluştuğu an...

Charles Dickens

(1812-1870) Victoria döneminin en büyük yazarı kabul edilen İngiliz romancı. Ailesinin 1824’te geçirdiği mali çöküntü, yazarın sanatının ve kişiliğinin şekillenmesinde önemli rol oynadı. Bu dönemde, işçi sınıfının hayatını yakından tanıma fırsatı buldu. Sanayi devrimi sırasında geniş kitlelerin çektiği acıları ve yoksulluğu gerçekçi bir dille anlattığı romanlarında, yozlaşan toplumsal kurumları eleştirdi ve 19. yüzyıl İngiliz romanının unutulmaz tiplerini yarattı. Dickens, roman yazarlığının yanı sıra gazetecilik de yaptı, politika ve tiyatroyla ilgilendi. Önemli eserlerinden bazıları, Oliver Twist, Antikacı Dükkânı, Noel kitaplarının ilki olan Bir Noel Şarkısı, David Copperfield ve İki Şehrin Hikâyesi’dir

Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 10:05 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

İlk Aşk
Ivan Turgenyev
Turgenyev bu uzun öyküde, görünüşte bir "aşk üçgeni" çıkartıyor karşımıza. Ama aslında bir "aşk-çokgeni" bu; çökmeye yüz tutmuş taşradaki aristokrat bir ailenin genç kızı çevresinde "defile yapan" lüzumsuz entelektüeller, ömrünü doldurmuş, varlık nedenini yitirmiş, cesaretsiz, irade yoksunu bir sosyal katmanın "temsilini" sunuyorlar. Kendinden epey büyük, çok canlı, hareketli ve çekici bu kıza âşık olan kitabın küçük kahramanı, delicesine âşık olduğu kızla babasının ilişkisini öğrendikten sonra olaylar genç kız, baba ve oğul arasında gelişir. Artık genç âşık, sadece masallarda kalmış bir masumiyetin, çoktan yitirilmiş bir saflığın ve temizliğin simgesidir.

İlk Aşk: Kirlenen hayaller.

Ivan Turgenyev

(1818-1883) Rus romancı, şair ve oyun yazarı. Berlin’de aldığı eğitimin de etkisiyle, Rusya’nın kurtuluşunun Batılılaşmaktan geçtiğini savundu. Avcının Notları’nda yer alan öyküleri basıldıktan hemen sonra tutuklanarak, hapis cezası aldı. 1909’da, ünlü yönetmen Stanislavski tarafından sahnelenen Köyde Bir Ay adlı oyunu, Rus tiyatrosunun başyapıtlarından biri oldu. Tolstoy ve Dostoyevski ile aralarındaki kavgalar ve Rusya’daki edebiyat çevresine yabancılaşması sonucu bir süre Almanya’da, ardından Zola ve Flaubert gibi ünlü yazarlarla görüştüğü Paris’te yaşadı. Turgenyev’in önemli eserleri arasında, Babalar ve Oğullar, Duman, Bahar Seli, Rudin ve Bir Asilzade Yuvası yer alır.


Prof. Dr. Sinsi 10-09-2012 10:05 PM

Klasikler..
 


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

İmkânsız Öyküler
Ambrose Bierce
Döneminin en çekinilen eleştirmeni, ünlü köşe ve önemli öykü yazarlarından biri olan Ambrose Bierce, hicvi ve sivri dilliliğiyle Melville ve Ernest Hemingway’le süregelen Amerikan geleneğinin bir parçasıdır. İmkânsız Öyküler (Can Such Things Be?) ise, Edgar Allen Poe ile birlikte Amerikan gotik edebiyatının kurucularından sayılan yazarın, daha sonraları H.P. Lovecraft gibi yazarlara esin kaynağı olan korku öykülerini derlediği kitaplarından biridir. Gotik edebiyat türüne psikolojik bir boyut verenlerin başında gelen Bierce, bu edebiyat türünü dönemin Amerikan kültürüyle harmanlayarak da bir ilke imza atmıştır.

İmkânsız Öyküler: Korkunun psikolojisi.

Ambrose Bierce

(1842-1914) Amerikan gotik edebiyatına psikolojik bir boyut getirdi. Amerikan İçsavaşı diye bilinen Kuzey-Güney savaşı, Bierce edebiyatının vazgeçilmez kaynaklarındandır. Zor beğenen, gerçekçilikten nefret eden Bierce, bir edebiyat eleştirmeni olarak ödünsüz ve bağışlamaz kişiliğiyle de tanındı; en önemli eserleri: Şeytanın Lügatı, Hayaletli Vadi, İblisin Zevki, Kaliforniya Altın Külçeleri ve Tozu, Boş Bir Kafatasından Örümcek Ağları, Hayatın Ortasında.



Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.