ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   Psikoloji / Sosyoloji / Felsefe (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=595)
-   -   Çocuk Psikolojisi (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=48770)

rock_alltime 06-19-2008 04:55 PM

Çocuk Psikolojisi
 
Çocuk psikolojisi


Cocugun gelisimi bagimliliktan bagimsizliga, bencillikten isbirligine,somut dusunceden soyut ve mantikli dusunmeye dogrudur.

Duygulari surekli degisiklik gosterir, biraz once kavga ettigi arkadasiyla bir sure sonra barisir oyunlar oynar.bu yuzdendir ki cocuklarin kavgalarina ve oyunlarina yetiskinler karismamalidir.

Cocuklar yeni durumlara uymakta gucluk cekmezler, cabuk ogrenirler, kotu olaylari, sayet cok yaralayici degilse cabuk unuturlar.
Spontandirlar, dusuncelerini ve olaylari sansurlemeden anlatirlar. Bu yuzden "Cocuktan al haberi" deyimi yaygin bir deyimdir.
Cocuklar dinlenilmelidir, kisiliklerine ve farkliliklarina saygi duyulmalidir.
Her zaman kendilerini ifade etmelerine olanak verilmeli, bu tavirlari desteklenmeli, "sen cocuksun sus" asla denilmemelidir.
Dolayisiyla cocuklarla iletisime girerken gelisim donemlerine niteliklerini de gozonune almak gerekir.Bu bolumde cocuklarda siklikla rastlanan davranissal ve duygusal problemler irdelenecektir.

rock_alltime 06-19-2008 04:57 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Psikoloğa ( çocuk Psikolojisi ) gitmek bir çok insan için, tabu olma özelliğini halen koruyor. Anne-babalar çocuklarını psikoloğa götürmek için defalarca düşünüyor, sorunları çözmek için çeşitli yöntemleri deniyor ve en son çare olarak bir psikoloğa başvuruyor. Psikoloğa gitmeye karar verene kadar sorun iyice ilerliyor, bu da çözüme ulaşmayı güçleştiriyor. Pek çok aile, ilkokuldan itibaren çocuklarının eğitimi için ciddi bir bütçe ayırıyor, oysa çocuklar için yapılacak yatırımın en büyüğü ilk 6 yılda yapılmalı, çünkü kişilik gelişiminin yüzde yetmişbeşi okul öncesi dönemde tamamlanıyor. Bu dönemlerden sonra çocuğunuzu daha iyi koşullarda yaşatabilirsiniz, ama daha sağlıklı ve mutlu, daha güvenli ve sosyal, daha zeki ve kendini geliştiren bir insan olmasına katkınız çok azalır.

Hangi durumlarda psikoloğa gidilmeli?

Aileler psikologlara çocuklarıyla ilgili aşağıdaki durumlar için başvurabilir.

· Gelişim kontrolü için
· Davranış ve uyum bozuklukları, hastalıkların tedavisi, sakatlıklar için
· Aile ile ilgili sorunlar ve yaşam değişiklikleri için
· Psikolojiyle ilgili sorulara yanıt için

Gelişim kontrolü
Psikoloğa gitmek için çocukların herhangi bir sorun yaşamasını veya bir hastalık, davranış bozukluğu geliştirmesini beklemek yanlıştır. 0-6 yaş döneminde çocukları, gelişim kontrolü yaptırmak için düzenli aralıklarla bir uzmana götürmek gerekir. Gelişim kontrolü seanslarına psikoloğun da onayıyla, anne-babalar, çocuk bakıcıları veya çocukla ilişkide olan diğer aile büyükleri de katılabilir. Gelişim kontrolleri sayesinde anne-babaların edinecekleri bilgiler aşağıdaki gibidir;

· Çocuğunuzun gelişiminin normal olup olmadığını öğrenirsiniz. Gelişim kontrolü seanslarında çocukların gelişimleri 5 grupta incelenir; fiziksel, hareket, dil, sosyal-duygusal, zeka gelişimi.
· Geriden gelen gelişim alanlarını ve bu alanları desteklemek için yapmanız gerekenleri öğrenmiş olursunuz. Psikoloğunuz size bu alanı geliştirmenizi sağlayacak egzersizler, oyun ve oyuncaklar önerecektir. Örneğin, siz çocuğunuzun konuşma problemi olduğunu ancak 18. ayda farkedebilirsiniz, ancak bir psikolog bunu 8-10 aylar arası farkedip, dil gelişimini destekleyici egzersizlere ağırlık vermenizi sağlayabilir. Bu şekilde sorunlar çıkmadan önleyebilirsiniz.
· Çocuğunuzun gelişimini desteklemek için neler yapabileceğinizi öğrenirsiniz.
· Çocuğunuzun zayıf ve güçlü yönlerini, eğilimlerini ve bunları geliştirme yollarını öğrenirsiniz.
· Çocuğunuzla sağlıklı iletişim kurmayı öğrenirsiniz.
· Farkına varmadan yaptığınız hataları görme ve düzeltme olanağı bulursunuz.
· Çocuğunuzla oyun oynamayı ve ona herhangi bir şeyi doğru yöntemlerle öğretmeyi öğrenirsiniz.
· Spor, sanat veya bilimin herhangi bir dalına çocuğunuzu sağlıklı bir şekilde yönlendirmeyi öğrenirsiniz.
· Yaşına göre hangi oyun ve oyuncakları tercih etmeniz gerektiğini öğrenirsiniz.
· Çocuğunuzun içinde bulunduğu dönemle ilgili gerekli bilgileri ve bu dönemlerde dikkat etmeniz gereken konuları öğrenirisiniz. Örneğin; 8 ay civarı yabancılardan korkma, 12 ay civarı özgürlüğünü ilan etme, 18 ay civarı tuvalet eğitimine hazırlık vb.
· Ortaya çıkabilecek olası uyum ve davranış bozuklukları ve hastalıkları hızla teşhis edebilme, önlem alabilme ve tedaviye başlayabilme olanağı bulursunuz.

Gelişim kontrollerine başlamak için en ideal dönem 6-8 aylar arasıdır. Psikologlar gelişim kontrollerini farklı periyotlarla yapabilirler. Çocuğun gelişimine göre seanslar daha sık yapılabilir. Ancak gelişimi normal çocuklar için genellikle aşağıdaki program yeterli olmaktadır.

6 - 36 ay arası 2 ayda bir görüşme
3 yaş - 6 yaş arası 4 ayda bir görüşme

Davranış ve uyum bozuklukları, hastalıklar, sakatlıklar
Aileler, yaygın gelişimsel bozukluklar, cinsiyet anomalileri ve kromozomal bozukluklar için psikologlara başvurabilir. Örneğin, otizm, hiperaktivite ve dikkat dağınıklığı, down-sendromu, zeka geriliği, konuşma bozuklukları, öğrenme güçlükleri gibi hastalıkların tedavisinde psikologlardan yardım alınabilinir. Bu hastalıklarda tıbbi tedavi gerekliyse, psikologlar destek tedavi programlarını yürütürler. Bunun dışında bu hastalıkların tanısının konamadığı durumlar olabilir, ancak çocuğun hastalığa eğilimi vardır; bu durumlarda tıbbi tedavi uygulanamaz ama bir psikologla düzenli çalışarak, egzersiz yapılarak sorunu tamamen çözmek veya sorunun ilerlemesini engellemek mümkün olabilir.

Kaza sonucu ve doğuştan olan sakatlıklarda da, tıbbi tedavilerin yanı sıra, psikolojik destek almak hem tedaviye uyumu artırır, hem de çocuğun ve ailenin sorunla başaçıkmasını kolaylaştırır. Bu tür sakatlıklara örnek olarak, körlük, sağır ve dilsizlik, ortopedik sakatlıklar, ağır konuşma bozuklukları vb. Verilebilinir.

Uyum sorunları ve davranış bozukluklarının tedavisinde çoğunlukla psikolojik yardım tek başına yeterli olmaktadır. Bu sorunlar çok yaygındır ve bir çok aile bunları yardım almayı gerektirir bir sorun olarak görmez. Anne-babalar genellikle, bu tip sorunların kendiliğinden geçmesini bekler veya sorunu gidermek için o kadar sağlıksız yöntemler dener ki, sorun yer değiştirerek başka bir forma girer veya büyüyerek çözülemez hale gelir. Uyum ve davranış bozukluklarına örnek olarak aşağıdaki sorunları sıralayabiliriz;


- Gece korkuları
- Fobiler
- Kaygı bozukluğu
- Parmak emme (bebeklik dışında)
- Tırnak yeme
- Öfke ve saldırganlık
- Altını ıslatma
- Dışkı kaçırma veya tutma
- Kekemelik
- Tikler
- Yalan söyleme
- Çalma
- Kardeş kıskançlığı
- Cinsel sorunlar ve mastürbasyon
- Yeme bozuklukları
- Uyku bozuklukları
- İçe kapanıklık
- Aşırı inatçılık


Ailelerin bu sorunları çözmede yaptıkları en büyük yanlışlardan biri sorunu ortadan kaldırmaya çalışmaktır. Oysa, soruna yol açan sebebi ortadan kaldırmak gerekir. Yoksa sorun ya büyüyerek veya yeni bir sorun olarak bir süre sonra yeniden ortaya çıkar. Örneğin tırnağını yiyen bir çocuğu baskı yoluyla veya çeşitli cezalarla bu alışkanlığından vazgeçirebilirsiniz, ancak tırnak yeme alışkanlığına yol açan duygusal sebepler ortadan kalkmadıkça sorun tekrarlar veya çocuk altına kaçırma vb. Gibi yeni bir sorun geliştirir.

Aile ile ilgili sorunlar ve yaşam değişiklikleri
Boşanma, aile bireylerinden birinin ölümü, bakıcının değiştirilmesi, şehir veya ev değişikliği, okula başlama, kreşe başlama, kardeş doğumu ve annenin işe başlaması gibi yaşam değişiklikleri çocuklar için önemli duygusal sorunlara yol açabiliyor. Yetişkinler gibi, çocuklar da bu tip değişimlerden farklı düzeylerde etkilenebiliyorlar. Bu değişimlerden önce psikoloğa başvurarak çocukların bu değişime hazır olup olmadıklarıno öğremekde ve hazır değillerse bu olayların çocuklara nasıl anlatılabileceği konusunda danışmakta yarar vardır. Özellikle boşanma ve kardeş doğumu konularında mutlaka birkaç seanslık danışmanlık alınması gerekir; birçok çocuk bu değişimlerden çok etkilenmektedir.

Psikolojiyle ilgili sorulara yanıt
Aileler çocuklarının psikolojilerine zarar vermeden bazı basit sorunları çözebilmek için de psikologlara başvurabilirler. Bu sorunların bir kısmı basit önerilerle giderilebilir. Sağlıksız yöntemlerle çözüldüğünde ise yukarıda sayılan uyum bozukluklarına veya duygusal sorunlara yol açabilir. Sorunların hepsinin çocukluk çağlarında ortaya çıkmadığını, çocukluk dönemlerinde yaşanan olayların ve sağlıksız eğitim yöntemlerinin ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde ortaya çıkan sorunlara zemin hazırladığını da unutmamak gerekir. Ailelerin yanıtlarını merak ettiği sorulara aşağıdaki örnekler verilebilir;

- Çocuğumu kreşe hangi yaşta göndermeliyim?
- Başını duvara vuruyor, nasıl engel olabilirim?
- Yüzümüze vuruyor, bu davranışından nasıl vazgeçirebilirim?
- Çok inatçı, her dediği yapılsın istiyor, ne yapabilirim?
- Yatağını ne zaman ayırmalıyım?
- Bana çok düşkün, onu kendimden nasıl uzak tutabilirim?
- Ders çalışmayı sevmiyor, nasıl ders çalışmasını sağlayabilirim?
- Okula gitmek istemiyor, ne yapmalıyım?
- Kardeşine vurmasını nasıl engellerim?


Psikologlarla ilgili yanlış bilgiler

Psikologların herkese uygulanabilen hazır reçeteleri vardır.
Psikologların sihirli değnekleri vardır; bir seansta sorunları ortadan kaldırırlar.
Psikologlara herşeyi anlatmaya gerkek yoktur, ailelerin sırlarını paylaşmaları gerekmez.
Psikolağa gitmek için hastalık geliştirmek gerekir.
Psikologlara sadece tedavi amacıyla gidilir, bir sorun yoksa ve herşey yolundaysa gidilmez.
Psikologlara danışmanlık ve kontrol amacıyla gidilmez.
Psikologlar sizin farkedemediğinizi farkedemez; sizin çocuğunuzu sizden daha iyi tanıyamaz...

rock_alltime 06-19-2008 04:58 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Çocuğu yalnızlıktan kurtarma yolları
Çocukları yalnızlıktan kurtarmak için, çocuğu eğitmek gibi güzel bir mesleğe sahip olan öğretmen:
1.Çocukları çok iyi tanımalıdır.
2.Çocukların ailelerini tanımalıdır.
3.Çocukların aileleri ile sık sık bir araya gelmelidir.
4.Teneffüslerde, aralarında veya yakınlarında olmalıdır, onları süreli olarak izlemelidir.
5.Her zaman çocuğun yanında olduğun güvenini vermelidir.
6.Kendinizi en az onların anne ve babaları kadar tanıtınız; okulu, dershaneyi ve eşyaları tanıtınız.
7.Günlük yaşamda çocuğa alışkanlık verebilecek alışkanlıkların (tuvaleti ve lavabonun nasıl kullanılacağı gibi) ve günlük ihtiyaçlarını nasıl gidereceklerini ayrıntılı anlatınız.
8.Çocuğa hem anne hem de baba şefkatini aratmayacak derecede yakın olunuz. Gerekirse çocuk anne ve babasına açmadığı sırrını size açabilmelidir.
9. Çocuk il dönemlerde süreli bir korku içinde olduğu bir dönemdedir. Korku kaynaklarını yenmede çocuğa yardımcı olunuz.
10.Çocuk okula koşup oynamak için gelir. Sürekli oynamakla yorulur, koşma ve oynama sonunda dinlenmesine fırsat verilmesini bekler. Bunun için birinci sınıf:
a-Çocuğun koşup oynadığı,
b-Yorulduktan sonra öğrenmeye hazır olduğu, bir öğrenme yeridir.
Öğretmen ise;
a-Çocuğa bu oluşumu hazırlayan,
b-Çocuk tarafından kendisine güvenilen,
c-Çocukta her haliyle beğenilme duygusu uyandıran canlı bir şefkat ve hoş görü hazinesidir.
Birinci sınıf çocuğu, öğretmenin yanılmazlığına inandığından öğretmenin “olmamış, çirkin olmuş, beceremedin, beyinsiz,” gibi sözlerini işitmek ona ağır gelir. Oysa çocuğun olumlu yönleri üzerinde durulması, noksanlıklarının tatlı bir dille anlatılması ve böylece çocuğun yaptıklarını kontrol etmesine zemin hazırlanmalıdır.
Ödevini yapamama, evde anne ve baba, okulda öğretmen, okula geç kalmak, sevilmemek, akranlarının, dinlenenlerinin korkulu serüvenlerini sürekli olarak yaşamak, bazı hayal mahsulü şeylerden korkmak, çocuğun belli başlı korkularıdır. Bu tür korkular çocuğu ister istemez bazı suçlara yöneltir.
Yalan söyleme, tırnak yeme, parmak emme, arkadaşlarıyla alay etme, başkalarının eşyalarını çalma gibi alışkanlıklar edinir. Çocukların bu davranışlarını unutmayarak, dikkatli davranmak gerekir.

rock_alltime 06-19-2008 04:59 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Cocuk Nicin Yalan Soyler? Cocuk Ve Yalan

Yalan, bir hatayi gizlemek dolayisiyla cezadan kacinmak icin soylenir.
Yasamin ilk bes yilinda cocugun soyledigi yalanlardan endise duyulmamalidir.Cunku gercegi algilama ve ona dsadik kalma yetisi yas ilerledikce gelisir.
Gercegi ayirtedebilen bir cocuk, yine de yalan soylemeye devam edebilir.Cocuk yalan soyler cunku...,
  • Cevreyle olan iliskilerinde "yolunda gitmeyen bir seyler" vardir.
  • Cezadan kurtulmak ister.
  • Kendini digerlerindebn asagi gormektedir.
  • Ilgi cekmek ve cevresini sasirtarak oz doyum saglamak istediginden olmadik seyleri oluyormuscasina ifade eder, bunlara psuedo yalanlar denir.
  • Kendisini rahatsiz eden gercekleri gizlemek ister /örn, okul basarisizligini gizler.
  • Ana babasinin sevgisine ihtiyaci vardir.
  • Cevresindekiler de yalan soylemektedir, model alir.
  • Bazen de ana babasinin istegi uzerine yalan soyler ve bunu aliskanlik haline getirir.
  • Kendi hayatini gizlemek geregi duyar.
Nasil onleyebiliriz?
  • Cocugunuzu yalan soylemeye iten nedenleri bir dedektif titizligi ile tespit ediniz ve bu nedenleri onunla "boyle demek istiyor olabilir misin" diye irdeleyin.
  • Sizler de yalan soylemeyin.
  • Yalan karsisinda cok sert ve asagilayici tavir takinmayiniz.

rock_alltime 06-19-2008 04:59 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Çocuk Ve Yalan

Yalan söylemek herkesçe ayıplanan bir davranıştır. Ne var ki yalanı kınayanlar bile ara sıra ona başvurmadan edemezler. Genellikle kendi yalanlarımızı gerekli, başkalarınınkini ise büyük yalanlar olarak görmeye yatkınızdır. Gerçeği söyleyip başkasını incitmemek için küçük bir yalan söylemekte sakınca bulmayız. Günlük yaşamda nice bu tür küçük yalanlar sayılabilir. Abartmalı övgüler, başından geçen bir olayı ballandıra ballandıra anlatmalar ve avcı öyküleri hoş görülen yalanlardır. Ancak önemli yalanlarla, önemsiz yalanları ayırt etmenin her zaman kolay olmadığını d afark etmeliyiz. Asıl dokuncalı yalanlar yarım yalanlar ya da gerçeğe çok yakın yalanlardır. Başkasını bilerek aldatma amacıyla söylenen yalanlar küçük görünseler de gerçek yalanlardır.
Yalanı bol bir dünyada yaşadığımız apaçık ortada iken, çocukları yalandan uzak tutmanın zorluğunun da fark edilir boyutta karşımızda duruyor olduğu gerçeğiyle karşı karşıyayız. Çocuğa hem açık gözlü olmayı öğrtemek hem de onu yalana kanmayacak biçimde yetiştirmek çetin bir eğitim sorunudur. Gelin doğruyu söyleyelim : çocukların yalanları erişkinlerin yalanları içerisinde çok masum kalırlar. Onların abartmaları ya da kuyruklu yalanları aldatma amacı gütmez. Çocuk gerçeği iyi değerlendiremediği, görüp duyduğunu çarpıttığı için uydurur. Kimi ana baba , çocuğun , olmamış şeyleri olmuş gibi anlatmasını yalan sayar. Düş ürünü öykülere gülüp geçmek yerine suçlamak yolunu seçer. Oysa çocuklar gerçeğe uydurma yoluyla ulaşırlar. Çocuk konuşmalarındaki abartma ve uydurma çoktur.
Çocukları yalana iten, çoğunlukla erişkinlerin gerçek karşısında takındıkları çelişikili tutumdur. Kendisi çok fazla uyduran çocuk bile ana babasının yalanlarına çok duyarlıdır. Bazı durumlar da vardır ki; çocuk yalan ile farklı kazançlar sağlar ve bunun sebebinin biri ailedir. Mesela anne, kendi yalanına çocuğu da ortak ediyorsa sakıncalı sonuçlarla karşılaşır. " Bugün ne kırdığımı babana söylemezsen..." ile başlayan vaatler bir süre sonra anneyi çocuğun oyuncağı haline getirir. Çocuk bu durumda yalandan kazanç sağlamıştır ve bunu alışkanlık haline getirmeye başlamıştır.
Kimi çocuk yalanla özlemini çektiği şeyleri söyler. Babası olmayan çocuk baba özlemi çektiği için kendini babalı olarak tanıtır. Annesi yeni doğum yapmış ya da annenin ilgisi azalmışsa çocuk, annesinin yok olduğunu söyler. Çocuk sık sık yalana başvuruyorsa durup düşünmek gerekir. Bu durumda çeşitli nedenlere bağlı olarak, ana baba ve çocuk arasındaki güven sarsılmış demektir. Ya çocuk ana babasının beklentilerini karşılamakta güçlük çekiyor ya da ceza korkusuyla yalana sığınıyordur. Ana babalar sıklıkla doğruyu söyletmek için çocuğu itirafa zorlarlar. Köşeye sıkıştırılan çocuğun ilk tepkisi de yadsıma olur. Çocuklara zorla doğru söyletildikten sonra verilen cezada çocuğun doğru söylediğinde başına iş açtığını düşünmesine ve yalanı pekiştirmesine neden olur. Yalan kendini korumanın en kolay aracı olup çıkar.

rock_alltime 06-19-2008 05:00 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Kaprisli Çocuklar


Çocuklarda ve her yaş insanda görülen, çevresindekilerle ve kendi benliğiyle dengeli ilişkiler kurmaya büyük bir engel olan bu durumdaki çocuklar ve büyükler diğer insanlar tarafından başbelası olarak nitelendirilir.
Geçici hevez, düşüncesizce heves, maymun iştahlılık anlamına gelir. Geçinilmesi ve doyurulması mümkün olmayani ilgilileri hem kendi yaşamından hem d eilişki kurduğu insanlardan usandıran bir haldir.
Her yaşta inanlarda olduğu söylenebilir. Yalnız kadınlarda erkeklerden daha fazla olduğu söylenmektedir. Kaprisli kişilerde görülen özellikleri ve sık sık rastlanan davranışları şöyle özetleyebiliriz:
---- Kaprisli kişiler istediklerinde sık sık değişiklikle, terslikler ve dönüşler yaparlar.
---- Kararsızdırlar. Hareketlerinde bir mantıksızlık vardır.
---- Maymun işathlıdırlar. Geçici hevesleri vardır.
---- Aklına gelen herşeyi sürekli olarak değiştirerek başkalarına kabul ettirmek isterler.

Nedenleri :
---- Çocuğun her istediğini yerine getirmek
---- Çocuğun fazla bencil bir şekilde yetiştirilmesi
---- Çocuklarda irade eğitimine fazla yer verilememesi
---- Sinir sisteminin gevşekliği ve basit psikolojik yaşam sürdürmeleri
---- Dış etkilere ve uyarıcılara karşı gelme arzusu
---- Güzelliğine, üstün başarılı olduğuna, zenginliğine bilinçli kılınarak her istediğinin herkes tarafından her zaman yerine getirilme inancının yerleşmiş olması
---- Hastalıkları sırasında uygun olmayan aşırı ihtimam ve her istediklerinin yerine getirilmesi

Koruyucu ve düzeltici önlemler :
---- Çocuklarda beden, ruh, sinir zayıflıkları ve irade zayıflığını kontrol ediniz. Çünkü çocukların kaprisli oluşlarının en büyük nedenleri bu alandaki zayıflıklarıdır. Onları destekleyiniz.
---- Çocuklara ailenin saygıdeğer bir üyesi olduğunu hissettiriniz. Çocuğa aşağılık duygusunu ve değersiz, aciz bir kimse olduğunu hissettirmeyiniz.
---- Çocukları mümkün olduğu kadar sosyal yaşantılar içinde sosyal olamsını sağlayınız. Kendine ait şeyleri başkası ile paylaşmaktan zevk duyacak şekilde eğitiniz. Sadece sahip olmaktan, almaktan değil aynı zamanda başkalarına birşey vermekten hoşlanan zevk alan bir kişi olmasına yardım ediniz.
---- Makul isteklerini makul ölçülerde karşılayın.
---- Çocuğunuz çok güzel, zeki, başarılı, yakışıklı, kuvvetli olabilir. Onlara bu özlelliklerinden dolayı herkesin her isteklerini yerine getirecekleri inancını vermeyiniz.

rock_alltime 06-19-2008 05:00 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
İnatçı Çocuk

Çocukta inatçılık, çocuğun belli bir makul nedeni olmaksızın, bir harekette ısrar etmesi, davranışını, düşüncesini, durumunu değiştirmemesi şeklinde tanımlanabilir. İnatçılık çocuğun duygusal gelişiminin bir sonucudur ve en çok 3 -6 yaş arasında yaşanır. Bu yaşlarda inatçılık normaldir. Çocuk ben duygusunun ve özgür olma bilincinin gelişiminden kaynaklanan inatçılık gösterir. Çocuk herşeyi kendi yapmak ister. yaptığı şeyler hoşuan gider, çevresinden gelen direnmeyi yenmeye çalışır. Kendi varlığını hissettirmeye, kabul ettirmeye çalışır. Kendince o hep haklıdır. İnatçı çocuk, saldırganlığını pasif direniş yoluyla açığa vuran çocuktur. Herşeyi ağırdan alır. Çantasını hazırlamaz, ağır giyinir, okula geç gider. Çalışmam demez ama maşa başına geçip hiçbirşey yapmadan oturur. Birşey söylenince anlamamış gibi boş gözlerle bakar.Bu tutumlarıyla ana babayı çileden çıkarır, sert tepki görür. Anne ne yapacağını, nasıl yaklaşacağını bilemez. Dayak ve cezaya başvurur, çocuğun değişmediğini görür,büsbütün kızar. Böyle bir çocuk kardeşini açıkca dövüp hırpalamaz ama sinsice kızdırır. Okulda da öğrenmeye karşı isteksiz davranır, yeteneğini kullanmamakta sanki direnir. Ancak geçecek not alır. Kısacası ana baba ve diğer yetişkinlere karşı olumsuz bir tutum içerisindedir. Arkadaşlarıyla açıktan kavga etmese de, geçimsiz ve uyumsuzdur.
İnatçı çocuğun genel tutumu çoğunlukla gergin ana - çocuk ilişkisinin bir sonucudur ve başlangıcı özerklik dönemine kadar gider. Annenin tuvalet eğitimi veya yemek konusunda çok katı ve ısrarcı oluşu çocuğu pasif direnmeye götürür. Ana - çocuk arasında bu dönemde başlayan savaş başka alanlara da sıçrayarak sürüp giderse ortaya inatçı bir kişilik çıkar.
Anne - babalar şu noktaları dikkate almalıdırlar :
---- Çocuklara sert ve şiddetli cezalar verilmemelidir.
---- Çocuğun hareketlerine gereksiz yere engel olunmamalıdır.
---- Çocuk bağırıp çağırdığında istekleri yerine getirilmemelidir.
---- Çocuk bir konuda inatçı olduğunda çocuğun dikkati başka yöne çekilmeli, inat ettiği takdirde istediğini elde edemeyeceği çocuğa açıklanmalıdır.

rock_alltime 06-19-2008 05:01 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Çocuk Ve Öfke


Öfke, insanın mutluluk, üzüntü, korku ve nefretten oluşan beş temel duygusundan biridir. Ayrıca, günlük yaşamda birçok kişinin çoğu zaman yaşadığı bir duygudur. Bugüne kadar algılandığı biçimin aksine, öfke saldırganlık ve düşmanlık gibi olumsuz bir duygu değil, bizzat olumlu, sağlıklı ve enerji veren bir duygudur. Buna rağmen yine de birçok insanın öfkeleri yüzünden başları derde girmekte ve bir dizi problemlerle karşı karşıya kalmaktadırlar. Bunun sonucu olarak ve sahip olunan kültürel yapının etkisiyle de, birçok kişi öfkelenmekten korkar veya öfkelerini göstermek istemezler. Oysa öfkenin bastırılması, varolan enerjinin içe döndürülmesidir ve bu da bireyin kendisine ve çevresine zarar verir. Bu noktada öfke konusunda ne yapılabilir sorusu akla gelmektedir.
Literatürde öfke ve saldırganlık çoğu zaman birbiriyle ilişkili olarak ele alınmakta ve birbiriyle bağlantılı olarak değerlendirilmektedir. Öfke birçok saldırganlık biçiminin arkasında yatan dürtü veya güdü olarak görülmektedir. Ancak, saldırganlık öfkeyle ilişkili olmasına rağmen, ikisi aynı değildir. Saldırganlık bir davranıştır; öfke bir duygudur.
Bebekler öfkelerini genellikle ağlayarak ve kollarını, bacaklarını sallayarak, yaklaşan kişilere ileterek gösterebilirler. 1,5 -2 yaştan sonra ise kimi çocuklarda öfek ve sinir nöbetleri göreülebilir. Bu nöbetler 3 yaştan sonra dilin kazanılması ile azalmaya başlar. Gelişimin diğer dönemlerinde ise öfke duygusu bireysel farlılıklara bağlı olarak farklı biçimlere gösterilebilir.
Öfkenin yaşanma ve dışa vurulma biçiminin, çocuğun yalnızca ruh sağlığını değil, beden sağlığını da etkileyebileceği unutulmamalıdır. Her çocuk öfkesini farklı biçimde yaşayabileceği için, yetişkinlerin görevi, çocuğun öfkesini bastırmak değil, bu duygusunu en uygun biçimde ifade edebilmesine ve bununla başedebilmesine yardımcı olmaktır.

Öfke kontrolü sırasında neler yapılabilir ?
Aslı, genellikle tek başına oynamayı tercih eden ve arkadaşları ile birlikte iken istekleri yerine gelmediğinde öfkelenen ve öfkesini bağırma, vurma, itme davranışları ile gösteren 5 yaşında bir çocuktur. Aşağıdaki öneriler Aslı ' nın öfkesini kontrol etmesi için yardımcı olacaktır :
---> Çocuğun neden öfkelenediği anlaşılmaya çalışmalı ve çocuğun da anlamasına yardımcı olunmalıdır. Bunun için iyi bir dinleyici olunması gerekir.
---> Olumlu moel olmak önemlidir. Çocuklar, yakın çevrelerindeki kişilerin öfkelendiklerinde öfkelenmeyi ve onların bu konudaki davranış biçimlerini model alma eğilimindedirler. Bu nedenle öfkemizi kontrol edebildiğimizi, uygun biçimde ifade edebildiğimizi ve öfkemizin uzun sürmediğini çocuğun görmesi önemlidir.
---> Öfke kontrolüne ilişkin uygulamalar yapılabilir. Öfkelendiği zaman 3-5 kez soluk alıp verme, 10 ' a kadar sayma vb. uygulamalarla öfke kontrol altına alınmaya çalışılır.
---> Çocuğun ne zaman ve nelere öfkelendiği konusunda iyi bir gözlemci olmak ve günlük kayıt tutmak önemli bilgiler sağlayabilir.

rock_alltime 06-19-2008 05:01 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Çalma Ve Çocuk


Çocuk hoşuna giden veya ihtiyaç duyduğu eşyayı alabilir veya kullanabilir, çünkü "sahiplik" kavramı yoktur.Küçük çocuklarda izinsiz eşya alma davranışına sık rastlanır, ama bu durum yaklaşık 7-8 yaşlarına kadar çalma olarak kabul edilmez.

Nedenleri :

Ebeveynlerin aşırı disiplinli ve katı tutumları, kardeşleriyle ve diğer çocuklarla kıyaslamaları çalma davranışına zemin hazırlayabilir. Bunun yanında, ebeveynlerin çocuğun maddi ihtiyaçlarını karşılamayarak onu cezalandırması, paraya aşırı düşkünlüğü veya cimriliği, parayı çouğa karşı bir güç olarak kullanması veya ekonomik güçlükler nedeniyle çocuğun fiziksel ihtiyaçlarını giderememesi gibi davranışlar çalmya neden olabilir. Eğer çocuk kendini değersiz hissediyorsa ve özgüven eksikliği yaşıyorsa, değerli gördüğü eşyaları çalarak kendini değerli hissedebilir. Ebeveynlere düşen görev, çocuğun kendini yeterli ve değerli hissedebileceği bir aile ortamı oluşturmaktır. Aynı zamanda,tutarlı davranmalı, aşırı koruyucu veya katı otoriteyle yaklaşmamalı, çocuğun özerkliğine saygı duymalıdırlar. Çalma davranışıyla ilgili en sık rastlanan neden ise çocuğun ebeveynleri tarafından yeterli sevgi ve şefkat görememesidir. Bu durumda çocuk kendini hakları yenmiş gibi hisseder. Başkalarının sevgisini kazanarak açığı kapatmak için onları kandırarak elde etmeye çalışabilir, çaldığı eşyaları arkadaşlarına hedşye edebilir.

Önlenmesi :
Ailelerin, çalma davranışın akatı tepkileri, çocuğu korkutarak tehdit etmeleri çözüm olmamakla birlikte çocuğu daha büyük bir çözümsüzlüğe sürükler. Bunun tam aksi davranış olan aşırı hoşgörü veya çocuğun çaldığı eşyaları kullanmasına göz yummak da çocuğun çalma davranışını pekiştirir. Çalma davranışı olan çocuğun af dilemesini istemek iyi bir yöntem değildir. Çocuk zaten kötü bir davranışta bulunduğunu bilmektedir. Çocuktan, bunu herkesin önünde itiraf etmesini istemek çocuğu çok utandıracaktır. Bu çocukların ailelerinin bir uzmana danışması ve böylece davranışın ortaya çıkmasının nedenlerinin saptanarak bu nedenlerin ortadan kaldırılması gerekir. Çünkü çalma ileride yeniden ortaya çıkabilir veya başka bir davranış bozukluğuna dönüşebilir. Aynı zamanda ebeveynler, uzman tarafından çocuklarına yaklaşımları konusunda da bilgilendirilirler. Sahip olmasının anlamı çocuğa ailesi tarafından da verilebilir. Aile çocuğa sahip olmanın anlamını öğreterek insanların sahiplikleriyle ilgili haklarına saygı gösterme alışkanlığını kazandırmalıdır. Bunlar, çocuğun kendisine ait eşyaları olması, ayrı odası ve çekmeceleri olması sağlanarak ve ona harçlık vererek öğretilebilir.

rock_alltime 06-19-2008 05:02 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Çocuklarda disiplin sorunu ve itaatsizlik yaratan nedenler :
Çocuk itaatsizliği doğuştan getirmez. İtaatsizlik, eğitim görevini yapan ana, baba, öğretmen ve diğer kimselerin bilerek veya bilmeyerek oluşturduğu bir davranış bozukluğudur. İtaatsizliğe neden olan nedenler;
---> Çocuğun çevresinde bulunan ve otoriteyi temsil eden ana, baba varsa büyükanne ve büyükbabanın çocuktan neler isteneceğini, neler istendiğini, ne derece,neleri, nerede, nasıl yapacaklarını bilmemesidir. Bunun yanında ana, baba ve diğer kimseler arasında istenilen şeyler üzerinde fikir ayrılıklarının bulunuşudur. Bu durum karşısında çocuk paniğe kapılır. Kim ne istiyor, kim neyi istemiyor, bunlardan hangisi doğru veya yanlış ayırt edemez. Çocuk hangisinin emirlerine, hangisinin söylediği kurallara uyacağını şaşırır. Uyulması gereken belli birşey olmadığı inancı kökleşir.
---> Ana - baba veya otoriteyi temsil edenler, istediklerini, emir ve kuralları çocuğa açıkca anlatamaz. Analamadığı için de uyumda zorluk çeker. Anladığı gibi davranabilir.
---> Otoriteyi temsil eden kişilerin çocuklardan istedikleri gayrı makul ve mantıksız ise, çocuğun ihtiyaçlarına, isteklerine, yeteneklerine ve ilgilerine zıt düşüyor veya bunlar hiç dikkate alınmadan yapılıyorsa itaat etmek imkansızlaşır. Hele bu emir ve kurallar veya büyüklerin isteklerinin yerine getirilmesi çocuğun, bedeni,zihni, sosyal ve duygusal gücünün çok üstünde ise uyum sağlamak, itaat etmek düşünülemez. Bazı ana babalar çocuklardan bunları zorla yapmasını isterler.
---> Ana babaların otorite duygularından yoksun oldukları veya duygunun zayif oluşu.
---> Çocukların evde birlikte yaşadığı aile fertlerinin tertipsiz, düzensiz oluşu.
---> Ana babanın bazı hallerde çocuklarına karşı düşmanlık hisleri beslemesi veya düşmanca hislerini açığa vurması
---> Çocuğun yaşadığı aile çevresindeki davranışlar ile diğer insanların davranışları arasında belirgin farkların bulunuşu.

Çocuklarda itaati sağlama ve itaatsizlikleri önleyecek önlemler :
---> Çocuklardan ve gençlerden nerde, nasıl, ne yapacağı otoriteler tarafından çocuğun anlayacağı şekilde açık ve anlaşılır bir dille anlatılmalıdır.
---> Çocuklara konulacak kurallar, verilecek emirler mümkün olduğunca çocukların yaşına, cinsiyetine, gelişimine, ilgi ve isteklerine paralel olmalıdır.
---> Çocuklardan yapılması istenen davranışlar saptanmadan önce onlarla konuşmak, onların da fikrini alma yolu tutulmalıdır. Bu şekilde konulan kurallara çocuk veya genç kendi katkısı da olduğu için severek uyar.
---> Çocuklarınızı içtenlikle seviniz ve sevginizi hissettiriniz.Bu şekilde itaat problemi de aza indirgenecektir.
---> Konulan kararların uygulanması da kararlı olmalıdır. Buün beğenilen her zaman beğenilmelidir.
---> Çocuk yaptığı iyi davranışlardan dolayı takdir edilmeli, mükafatlandırılmalıdır.
---> Evde çocuklarla ve gençlerle yaşayan kişilerin bilhassa otoriteyi temsil eden tertipli, düzenli olmaları, çocuklardan ve gençlerden itaat istedikleri durumlarda aynı davranışı kararlı olarak göstermeleri gerekir.
---> Çocuklar ve gençlerle hataları açıkca konuşulmalıdır. Onlara istenilen şeylerin yararları uyulmadığı takdirde zararları anlatılmalıdır.
---> Çocuklarda ve gençlerde kendi kendilerine disiplin sağlama yöntemi uygulanmalıdır. Kendi davranışlarını kontrol etmesi öğretilmeli, davranışlarının uygunluk veya uygunsuzluğunu kendi kendilerine karar vermelerine olanak sağlanmalıdır. Hatalarını kendi kendine düzeltmesi sağlanmalıdır.

fbligirl 06-19-2008 05:02 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
cocuk yetstrmesi chok zr yha :S tskler cnm pylasm içn

rock_alltime 06-19-2008 05:02 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Kaçak Çocuklar

Kısaca Tanımı : Çocuk ve gençlerin bulunması gereken yeri terkedip ana, baba ve öğretmenlerinin iznini almadan başka bir yere gitmesidir.
Kaçmanın bir çok nedenleri vardır. Bunları özetle şöyel sıralamak mümkündür :
---> Çocuklar genellikle bulundukları çevreyi sıkıcı buldukları için ve bu sıkıntıdan kurtulmak için kaçarlar.
---> Başkalarının dikkatini çekmek için kaçarlar.
---> Çevrede heyecan yaratmak ve heyecan duymak için.
---> Lüks hayat yaşamak , artist olmak için.
---> Para kazanmak için.
---> Korku yaratan hallerden kurtulmak, dayak yememek, tehditlerden korunmak için.
---> Çocuklara ve gençlere hakaret ve kötü muamele edilmesi ve bunlardan kurtulmak için.
---> Arakadaş çevresinin baskısı ve kandırmalar.
---> Ciddi uyum bozuklukları ile yüzyüze gelme veya içinde bulunma.
---> Aile bağlarının zayıflaması, sürekli aile kavgalarının olması.
---> Başıboş bırakılma
---> Şehir veya büyük şehir, büyük ülkeleri görme özlemi.

rock_alltime 06-19-2008 05:03 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Çocuklarda Depresif Düşünce Biçimleri


Bilişsel psikologlar yaşantılara yüklenen anlamları önemserler. Dolayısıyla olaylara verilen anlamlar yüklenen değerler depresyonu oluşturur, geliştirir veya tetikler.

Bilişsel psikolog Aaron Beck, mantıksız düşünce biçimlerine dikkat çekmiştir.
Bunlar :
· keyfi cıkarsama : çocugunuz sınıfın en basarısız ögrencisi oldugunu söyler.
· Seçilmiş özetleme : cocugunuz okuldan nefret eder çünkü cok arkadası yoktur.
· Aşırı genelleme : çocugunuz kimsenin onun sevmediğini söyler çünkü okul takımında başarılı olamamıştır.
· Aşırı büyütme ve aşırı küçültme : çocugunuz kazanmış olduğu sınava değil başarısız olduğu sınava odaklanmıştır. Kötümserlik söz konusudur.
· Kişiselleştirme : çocugunuz basarısız oldugu işleri kendi sucu gibi algılar.
· Ya hep ya hiç tarzı düşünme :
olayları değerlendirirken siyah ve beyaz olarak ele alır.

Ya mutludur ya mutsuz , ya basarılıdır ya basarısız ,ya sevilir ya sevilmez. İçe kapanan, gunluk işlevleri yavaslayan, dikkat sorunu olan, kendini olumsuz degerlendirme eğiliminde olan cocuklarınızla kuracagınız iletisimde yukarda belirtilen dusunce bicimlerinin olup olmadıgını tespit etmelisiniz.
Uzmanlar belirlenmis olumsuz düsüncelerin yerine daha olumlu dusunceler olusturulabilecegini ifade ederler.

Bunun icinde aileler cocuklarına ornek olmalı yeni dusunce bicimleri olusturmada onlara yardımcı olmalıdırlar. Cunku cocuklar depresyon surecine ailelerini ornek alarak ta girebilirler.

rock_alltime 06-19-2008 05:04 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Cocuk ve Sorumluluk
Iletisim catismalarinin nedenlerinden biri de birey olarak sinirlarimizi ve sorumluluklarimizi bilmemekten kaynaklanmaktadir.Bu nedenle cocuk yetistirirken.dikkat etmemeiz gereken en önemli noktalardan biri, cocuklarimiza. neyi, ne zaman ve nasil yapacaklarini (yani sinirliliklar) ve davranislarinin sorumlulugunu almayi ögretmektir.
Aile icinde sinir ve sorumluluklarinin biblincinde olan cocuklar, yarin, toplum icinde de kendi sorumluluklarini üstlenen , baskasinin haklarina saygi gosteren yetiskinler olacaklardir..

Ebeveynler olarak neler yapmaliyiz??
  • Mesajinizi iletin :Öncelikle cocugunuz, sizin ondan ne istediginizi net ve acik bir sekilde bilsin..mesela,
    • "kardesinle kavga etmeni istemiyorum"
    • "odani toplamalisin"
    • "her gün bir saat ders calismani istiyorum"
  • Simdiye dek kullandiginiz ve bir ise yaramayan cezalandirma yontemlerini birakin.
  • Cocugunuza, istediginiz yapmaz ise sonucun ne olacagini ve bundan da kendisinin sorumlu oldugunu soyleyin. Mesela,
    • "kardesinle kavga edersen sinemaya gidemezsin"
    • "odani toplamazsan arkadaslarinla bulusamazsin"
  • Bu son ve en önemli asamadir..SOYLEDIGINIZ SÖZÜN ARKASINDA DURUN..ASLA YERINE GETIREMEYECEGINIZ SOZLER SARFETMEYIN..
Muhakkak cocugunuz israrla istemediginiz sekilde davranacakti, ancak sizin dediklerinizi yapacagindan emin olursa davranisini degistirecektir.
SAYET BIR KEZ TUTARSIZ DAVRANIRSANIZ. BUNU EN KISA ZAMANDA SUISTIMAL EDILECEGINI BILMELISINIZ.
Siz tutarli ve kararli oldugunuz sürece, cocugunuz davranislarinin sonucundan kendisinin sorumlu oldugunu ve yapmasi gereken bir isi yapmaz ise sonuclarina katlanmasi gerektigini ogrenecektir..
TOPLUMUMUZUN, DAVRANISLARININ SORUMLULUGUNU ALMASINI BILEN YETISKINLERE IHTIYACI VARDIR.

rock_alltime 06-19-2008 05:04 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
HiperAktivite

Cocuklar genelde kosar , ziplar,gunboyu hareket halinde olurlar.Ancak bazi cocuklar vardir ki, onlardaki hareketlilik olaganin disindadir. Cocuk yerinde duramaz, saldirgandir,savruk ve duzensizdir, uzun sure bir isle ugrasamaz, surekli kipir kipirdir.Zekasi yasina uygundur ancak dikkat daginikligi ve ogrenme yetenegindeki zayiflik nedeniyle okulda basarisiz olurlar.
Cevredekiler tarafindan "duz duvara tirmanan cucuklar" olarak tanimlanabilirler.Ancak boylesine hareketli olmalarina ragmen, hareketlerinde beceriksizlik ve koordinasyon bozuklugu soz konusudur.Örn. ayakkabisini baglayamaz, giysilerini giyemez..
Hiperaktif davranislarin kokeninde dogum oncesi ve sonrasinda olusan beyin zedelenmeleri yatar. Ayrica arastirmalar, hiperaktif cocuklarin "putaman" adi verilen beyin bolgesine (beyinde motor aktiviteyi yöneten dikkat merkezi) az kanin gittigini bulgulamistir
Tedavide aile ve davranis tedavisi ile birlikte ilac tedavisi de uygulanir.
Cocugun spor ve acikhavada serbestce yapilabilecek etkinliklere yonlendirilmesi de sagaltici bir etki yapar.
Hastaligin gidisati, zamaninda ve etkili bir mudahale ile genelde olumludur..


rock_alltime 06-19-2008 05:05 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Yaramazlik

Genelde, cocuklar mevcut duzenimize uygun davranmadigindan onlara "yaramaz-hasari" damgasi vururuz.Unutulmamalidir, cocuklarin her davranisinin, her eyleminin bir amaci vardir. Dolayisiyle "yaramazligin" da nedenleri vardir.



Bu nedenleri soyle ozetleyebiliriz:
1- Cocuk ilginin uzerinde olmasini, yetiskinlerin kendisine hizmet etmesini ister.
Verilen Mesaj:"Sizin ilginizi ancal yaramazligimla cekebiliyorum" dur

2- Cocuk mevcut otoriteye baskaldirir.
Verilen Mesaj: "Burayi ben yonetecegim"dir.
Cocukla bu savasin icine giren yetiskin genelde bu savasi kaybeder.

3- Cocuk cevresindeki insanlardan intikam almak isteyebilir. Dayak yiyen, sozel siddete maruz kalan cocuklar, yaramazliklariyla yetiskinlerden intikam alabilirler.
Verilen Mesaj: "Madem beni sevmiyorsunuz, o halde benden nefret edin" dir.

Yaramazlik konusunun cozumunde asagidaki turde yaklasimlarda bulunmak yararli olabilir
  • Ona daha fazla ilgi gosteriniz. "Seninle ilgilenmemi mi istiyorsun?" sorularla cocugunuza yaklasabilirsiniz.
  • Yaramazlik onemsenmemelidir. Cezalandirma ve azarlama...bu davranis bicimini (yaramazligi) pekistirecektir.
  • Otoritenizi cocukla paylasarak, ona da kontrol edebilecegi ve yoneltebilecegi alanlar birakiniz. Ornegin; odasinin sorumlulugunu ona verebilirsiniz.
  • Cocugunuzu sevdiginizi, onu anladiginizi, onun her zaman yaninda oldugunuzu ILETEBILMELISINIZ. Cocugunuz yaramazlik yaptiginda, "Ne yaparsan yap, seni sevmekten vazgecmeyecegim" diyebilirsiniz.
  • En iyi sonuclar, odullerle alinir. Bu oduller, ovgu, onay ve ilgidir. Sayet ceza verecekseniz, onlari bu odullerden mahrum ediniz.
  • Dayak ve hakaret bir ise yaramaz, ancak cocuklariniza bu tarz iletisimi ve davranis bicimini ogretmis olursunuz.
BERNARD DEFRANCE adlı arastirmaci "Sanctions et discipline à l'école" adlı kitabında {Syros,l999}, okulda ceza ve disiplin konusunda ilginc bulgulara varmistir. Ona gore,
Cocukların okulda aldiklari cezalarin hemen hemen hic etkisi yoktur. Sorun cezalandirmak veya cezalandirmamak degil, kurali kimin hangi degerlere gore yaptigi ve yanlislarin nasil, hangi gerekcelerle tespit edildigidir.
Defrance,"kurala uymama mi cezalandiriliyor, yoksa ogretmenin otoritesi mi kalici kilinmak isteniyor " diye sormaktadir.
Bazi durumlarda ceza, cocuk tarafindan yetiskinin ondan intikam almasi olarak algilaniyor ve yetiskine dusmanca duygular beslemesine neden olabiliyor.
Sonuc olarak su denilebilir ki, cezadan korkmak "uslu olmanin" gostergesi degildir.Ceza korkusundan kaynaklanan kurallara uygun davranis ta, o kurali kabul etmek degildir.

rock_alltime 06-19-2008 05:05 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Alt Islatma

Gece altını ıslatma tıbbi adıyla Enürezis Nokturna tedavi edilebilir bir hastalıktır. Çocuklarda sık görülür. 5 yaşından sonra ayda bir-iki kez gece alt ıslatması olan çocuklarda bu hastalığın varlığından söz edilebilir. Hastalığın uyku derinliği ve mesane (idrar torbası) kapasitesi ile ilgili olduğu görüşü hakimdir. Ayrıca psikolojik etmenler de hastalığın oluşmasında rol oynamaktadır. Erkek çocuklarda kız çocuklara oranla daha sık görülür.

Her sabah yatağından ıslak olarak kalkan bir çocuğun duyduğu sıkıntıyı anlamak çok zor değildir. Bu durum aileler tarafından hastalık olarak kabul edilmediği için çocuk devamlı suçlanmakta ve zaman zaman cezaya çarptırılmaktadır. oysa bu durumdan en fazla çocuk rahatsızdır ve kurtulmak istemektedir. Özellikle yabancı bir evde yatması gerektiği ya da kamp, tatil gibi nedenlerle evden uzak kaldığı durumlarda çocuk çok yoğun utanma duygusu yaşar. Bu nedenle bir çok faaliyete katılmak istemeyebilir.

Toplumumuzda gece altını ıslatmanın zamanla geçen normal bir durum olduğuna dair yanlış bir kanaat vardır. Hatta sünnet olunca, ergenlikte ya da askere gidince geçeceğine inanılır. Oysa yaş ilerledikçe bazı vakalarda kendiliğinden düzelmeler görülebilir. Ancak ne zaman olacağını kimsenin bilmediği bu düzelmeyi beklemek çocuğun ruhsal yapısında derin yaralar bırakacağından hatalı bir tutum olur. Gece altını ıslatan çocuğu olan aileler eğer çocukları 5 yaşından büyük ise tedavi yollarını aramalıdırlar. Bu hastalığın tedavisinde oldukça yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır. Tedavide kademeli olarak bazı programlar uygulanmakta ve ilaçlardan da yararlanılmaktadır.

Halk arasında tedavide kullanılan bazı ilaçların kısırlığa neden olabileceği gibi yanlış bir kanaat vardır. Gece alt ıslatma sorunu olan çocuklarda kullanılan ilaçların kısırlık yapması söz konusu değildir. Bu uydurma ve bilimsel dayanağı olmayan bir söylentiden ibarettir.

rock_alltime 06-19-2008 05:06 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Alt ıslatma - 2

Cocuklar ikinci yasin sonunda diskilarini, ucuncu yas sonunda da cislerini tutmayi ogrenirler.

Arastirmalar, yataklarini islatan cocuklarin ebeveynlerinin de cocukluk donemlerinde yataklarini islattiklarini gostermektedir.
Bedensel bir bozukluk yoksa psikolojik kokenlidir ve baska belirtilerle beraber gorulur.

Altini Islatma problemi fizyolojik olabilir. Fizyolojik nedenler arasinda bobrek ve dosaltim sistemindeki rahatsizliklar, derin uyku durmu sayilabilir. Cocugunuzun oncelikle fiziksel bir muayeneden gecmesi gerekir.
Altini Islatma sorunu, psikolojik kokenli ise asagidaki sebeplerden kaynaklanabilmektedir
  • Kardes kiskancliklari
  • Aile ortamindaki huzursuzluklar ana baba kavgalari
  • Korku yaratan olaylardan sonra
  • Kimi zaman da ana babanin cocuk tarafindan cezalandirilmak istenmesi olasi nedenlerdendir.
Altini Islatma konusunun cozumunde asagidaki turde yaklasimlarda bulunmak yararli olabilir :
  • Sayet baska davranissal bozukluklar yok ise bu durum, ana babanin anlayisli, sabirli ve hosgorulu tutumlari ile bu donem atlatilabilir.
  • Cocugunuzu bu durumundan dolayi asla asagilamayiniz, sertlige basvurmayiniz.
  • Yatma vakitlerinde sulu gidalar vermeyiniz.
  • Gece tuvalete gitmesini saglayiniz.
  • Kronik bir hal almissa ve onleyemiyorsaniz bir uzmana danisiniz

rock_alltime 06-19-2008 05:07 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Okul Korkusu Ve Tikler

Okul Korkusu



Diger bir deyisle evden ayrilma korkusudur.Okula gitmek istemeyen gitse bile sinifa girmeyen cocuklarin yasadigi duygu durumudur.Genelde ilkokul caginda ortaya cikar..

Okul korkusu sayet okulla ilgili herhangi somut bir problem yok ise (dayak, asagilayici ogretmen tutumlari vs) anne ve cocuk arasinda ki yogun ve de bagimli iliskiden kaynaklanir.Cocuk annesini kaybetme endisesi ile annesinden ayrilmak istemez

Okul Korkusu konusunun cozumunde asagidaki turde yaklasimlarda bulunmak yararli olabilir :
  • Cocugunuzun korkusu uzerine konusarak, nedenlerini cocugunuzla birlikte saptamaya calisiniz.
  • Okula gitmedigi icin onu tehdit etmeyiniz, korkutmayiniz.
  • Ogretmenine durumu anlatiniz ve gerekiyorsa isbirligi saglayiniz.
  • Hic bir sonuc alamiyorsaniz bir uzmana danisiniz.
  • Cocugunuzun okuldan uzak kalmamasina dikkat ediniz.
Unutmayiniz, korkular dogal tepkilerdir. Nedenleri vardir.
Nedenlerini arastiriniz.



Tikler


Kaslarimizda olusan irademiz disi kasilmalardir.Erkek cocuklarinda daha siklikla gorulur.Genel olarak kayginin, bunaltinin disa vurumu olarak degerlendirilir.
Cocugunuzun tik sahibi olmasinin baslica nedenleri soyle siralanabilir :
  • Kuralci ve titiz ana, baba tutumlari
  • Denetleyici ve cocuktan performansinin uzerınde bir seyler bekleyen ana baba tutumlari
Tik konusunun cozumunde asagidaki turde yaklasimlarda bulunmak yararli olabilir :
  • Cocugunuza tiki ile ilgili " yapma , etme " mesajlari vermeyiniz.
  • Cocugunuzun duygularini ogrenmeye calisiniz.
  • Tiklerin cogu gelip gecicidir. Kalici olanlar icin bir uzmana basvurunuz.
  • Cocugunuzun hangi ortamlarda ve kimlerin yanindayken tiksel davranislarda bulundugunu belirleyiniz.

rock_alltime 06-19-2008 05:20 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Uyumak İstemiyor mu?

Çocuğun uykuya dalması için uzun süre yardımınıza ihtiyaç duyuyorsa, gece boyunca tekrar tekrar uyanıyor ve uyandırıyorsa, çocuğunuzun gece uyku düzeni sizinkini bozuyorsa; endişelenmeyin.
Hepimiz gece boyunca defalarca uyanırız, ardından güvende olduğumuzu görüp uyumaya devam ederiz. Sadece birkaç saniye sürdüğü için çoğumuz uyandığımızın farkına bile varmayız. Bu durum çocuklar için de geçerli. Ancak tek bir fark var. Onlar uykuya geçerken yine başlangıçtaki koşulların yerinde olmasını istiyor. Bunlar kucağa alınma, ayakta sallanma, biberon veya emzikle uyuma veya anne sütü emme gibi anne ve babanın uyku düzenini bozabilecek her türlü koşul olabilir. Bu nedenle çocuğun tek başına uyumayı öğrenmesi büyük önem taşıyor. Acıbadem Hastanesi Kozyatağı Göğüs Hastalıkları ve Uyku Bozuklukları Doktoru Ceyda Kırışoğlu uyku sorunu yaşayan ailelere şu önerilerde bulunuyor:

"Anne ve babaların bunu yazgı olarak kabul etmeyip çocuğun uykuya geçişi sırasındaki alışkanlıklarını kırması gerekiyor. Bu durumda her ailenin yapısına ve isteklerine göre farklı yöntemler denenebilir. En önemli nokta çocuğun yatağa uykusu gelmişken ancak hala uyanıkken konması ve kendi kendine uykuya dalmayı öğrenmesidir. Uyku alışkanlığının değiştirilmesinde ilk birkaç gün zor anlar yaşanabilir. Ancak daha sonra hem sizi hem de çocuğunuzu güzel bir uyku bekliyor."

Gece yeme içme bozukluğu Özellikle bebeklik çağında gece boyunca sık sık uyanma görülebilir. Çocuk belli bir miktarda süt içmeden veya mama yemeden uykuya dönemez. Bebeklerin 6. aydan sonra gece uyku sırasında beslenme ihtiyaçları yoktur. Daha çok anneyle arasında keyifli bir bağlantı olarak kabul edilir. Gerek uyanık geçirilen süreye bağlı gerekse de altının daha sık ıslanmasına bağlı uykusu bölünür. Bu çocuklarda geceleri içilen sıvı miktarı yavaş yavaş azaltılabilir. Beslenme aralıkları uzatılmaya çalışılmalıdır. Her koşulda çocuğunuz bu isteğinde diretirse verilen sıvı sulandırılabilir. Her geçen gün daha çok sulandırdığınız süt veya meyva suyu artık cazibesini yitirdiğinde gece uykusu daha az bölünecektir. Altıncı ayda bebeğiniz gece aralıksız 9- 10 saat uyuyabilmelidir.

rock_alltime 06-19-2008 05:21 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Tırnak Yeme


Çocuğunuz neden tırnak yiyor?



Genellikle 3-4 yaşlarında başlayan tırmak yeme alışkanlığı, duygusal bir sorundur. Özellikle aileleri tarafından azarlanan çocuklarda bu alışkanlığa daha sık rastlanır.


Tırnak yeme alışkanlığı sıklıkla çocuklarda görülmesine rağmen yetişkinlerde de görülen bir davranış. 3-4 yaşlarında başlayan bu alışkanlık aynı zamanda öğrenilmiş bir davranıştır. Ailesinde tırnak yeme davranışı olan bir çocuk bunu kopyalayabilir. Tırnak yemenin diğer nedenlerini ise şöyle sıralanabilir:

* Ev ortamındaki aşırı baskıcı tutumlar ve kuralcı yapı
* Çocuğun azarlanması, toplum içinde aşağılanması
* Çocuğun yaşına uygun sorumluluk verilmemesi (mesela odasını toplaması, kahvaltıyı hazırlaması, gibi basit ev işleri)
* Kardeşler arasında taraf tutma
Ana-baba ilgisizliği,
* Önceden yaşanmış korkular

Çocukta gerginlik ve huzursuzluk oluşturan nedenlerin titizlikle araştırılmasını öneren uzmanlar, sonuçta tırnak yemenin duygusal bir sorun olduğunun altını çizdiler. Azarlamak, korkutmak, başkalarını örnek göstermek veya çocuğu tehdit etmek sorunu çözmeyeceği gibi, daha da ağırlaştıracaktır. Onları, korku ve kaygı oluşturabilecek film, video ibi faaliyetlerden uzak tutmak gerekir. Ebeveynler cocuklarının önünde asla kavga etmemelidirler. Ederlerse bile bu bir alışkanlık haline gelmemeli anlaşmazlık nedenleri çocuga uygun bir dille açıklanmalıdır. Sorun uzun sürerse bir uzmanla yüzyüze görüşülmeli. Çocuklar yeni ortamlara ve yeni kişilere uyum göstermekte zorluk çekmezler. Ve çocuklarda bazı davranış biçimlerinin soruna dönüşmesine neden olan yetişkinlerdir.



Çocuğunuzun tırnağını yemesi hiç hafife alınacak bir sorun değil. Uzmanlar bu hareketin altında yatan nedenlerin araştırılması gerektiğini vurguluyorlar.


Sebepleri araştırılmalı

Üzüntü, gerilim, kaygı, öfke, korku, güvensizlik gibi duygular ve aile içi iletişim sorunlarının tırnak yeme davranışına neden olduğunu dile getiren uzmanlar,sorunun çocukluk ve ergenlikte sık karşılaşılan bir durum olduğunu söyledi.

Kendi başınıza önlem almayın

Anne-babalara, uzun süren tırnak yeme davranışıyla karşılaştıklarında, bunun altında yatan psikolojik faktörlerin neler olabileceğini öğrenmek ve gerekli önlemleri alabilmek için bir psikologdan yardım almaları önerildi. Ayrıca, ailelerin kendi başlarına alacakları biber, oje vb. maddeler sürme; çocuğun parmaklarına boya, uhu vb. maddeler sürme; elleri bağlama; ceza verme; aşağılayıcı, suçlayıcı veya engelleyici ifadeler kullanma yöntemlerinin sağlıksız,
davranışı pekiştirici olduğu kaydedildi.

Bunlara dikkat!

- Çocuğu azarlamak, korkutmak, ceza vermek gibi zorlayıcı yöntemlerin uygulanması yararlı olmamaktadır. Hatta kimi zaman daha ağır duygusal problemlerin çıkmasına neden olabilir.

- Çocukları korku kaygı yaratacak durumlardan uzak tutmak gerekir. Küçük çocukların kaygı korku verici televizyon filmlerini izlemeleri, kavgalı olaylarda bulunmaları çocuğu heyecanlandıracağı için sakıncalıdır.

- Tırnak yiyen çocuklara geceleri yatarken eski hafif eldivenleri giydirmek. Çocuk gece tırnaklarını yemek veya ısırmak istediğinde hatırlatıcı olması bakımından yararlı olabilir.

- Parmak ve tırnağa acı fakat zararsız bir sıvı sürülebilir. Bu hem hatırlatıcı ve hem de tırnağını ağzına götürdüğü zaman acı ile birleştiğinde terk etmeye yardımcı olabilir.

- Çocukların ilgisi başka yöne çekilebilir. Sinema, televizyon izlerken veya radyo dinlerken onun ağzını çiğneyecek bir şeyle meşgul etmek tırnak yemenin ve ısırmanın yerine gelecek bir etkinlik olabilir.

- Çocukları ara sıra başarılarından dolayı ödüllendirme bazı durumlarda yarar sağlayabilir. Ancak bunun kısıtlı ve uygun şekilde kullanılması gerekir. Aksi takdirde çocuk yeni ödüller almak için bunu kullanabilir.

- Tırnak derin kesilebilir. Çocuğun kendi tırnak bakımıyla uğraşması da yararlı olabilir. Bunun içinde çocuğa manikür ve pedikür malzemeleri alınabilir.

- Son söz ve bir önlem olarak tırnak yemenin ve ısırmanın çok kötü bir alışkanlık olmadığı ve bunu isteyenlerin kolaylıkla terk edebilecekleri çocuklara anlatılmalıdır.


- Çocuk buna inandırıldığı zaman bu alışkanlıktan vazgeçmek için çaba gösterecektir; çünkü dış etkenler çocuğun bu alışkanlıktan vazgeçmesine fazla etkili olmamakla bazı hallerde alışkanlığın kökleşmesine ve başkalarını kızdırmak ve huzursuz etmek için bir araç olarak kullanılmasına neden olmaktadır.

rock_alltime 06-19-2008 05:23 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Çocuk Ve Resim

Çocuklar büyüyüp,olgunlaştıkça resimleri daha ayrıntılı, oranlı ve gerçekçi olur. Her yaş dönemi resimlerinin belirgin özellikleri vardır.


1-KARALAMA DÖNEMİ (1-4)YAŞ ARASI

Çocuklar bu yaşlar arasında gelişi güzel çizimler yaparlar. Resimler daha çokoyun amaçlıdır. Çizgiler,tren rayı vb. dir.

2-ŞEMA ÖNCESİ DÖNEM (4-7) YAŞ ARASI

Üç yaş çocuğu tipik yuvarlak kafa çizebilir. İnsan çiz değince baş ve ayaklarıolan insan çizebilirler. Yüz hatlarını belirleyebilir. Dört yaş çocuğu kollarıve bacakları olan çöp adam çizebilirler. Beş yaşındaki çocuğunun yaptığı insanve evler daha belirgin olmaktadır. Altı yaş çocuğunun yaptığı resimler de artıkyavaş yavaş konuda vardır. Resimlerde yer zemini çizgisi mevcuttur. Resimlerdesaydamlık da vardır. Örneğin ev çizimlerinde evin içindeki eşyalarındaçiziliyor olması gibi.


RENKLERİN ANLAMLARI (4-7) YAŞARASI

Dört beş yaşlarındaki çocuklargenelde renk ayrımı yapmadan resmi boyarlar. Bu yaşlarda ana ve ara renkleriöğrenebilirler. Mutlu resimlerde genelde sarı renk, üzüntülü resimlerde geneldekahverengi renk daha ağırlıktadır. Unutulmamalıdır ki çocuk hangi rengiseviyorsa, resimlerde ağırlık o renge doğrudur. Resimlerde ağırlık kırmızırenkse iddiacılığı ve saldırganlığı temsil eder. Pembe, sarı, turuncu......gibisıcak renkleri seçen çocuklar sevecen, uyumlu, işbirlikçi......dir. Siyah,mavi, yeşil, kahverengi gibi soğuk renkleri seçen çocuklar, baskıcı aileortamında yetişen iddiacı, çekingen, güçlükle kontrol edilen, uyumsuz, gerçekduygularını bastıran .... çocukları temsil edebilir.

3-ŞEMATİK DÖNEM (7-9) YAŞLAR ARASI

Resimler daha belirgin ve ayrıntılıdır. İlk bakışta resmin ne olduğu kolaylıklaanlaşılabilir. Resimler daha gerçekçidir. Resimde mekansal ilişki vardır.Çocuklar yer çizgisi kullanırlar. Yer çizgisi çocuğun kendisi ve çevresiyleolan ilişkinin boyutunu temsil eder. Bu dönemde kuşbakışı resim çizimleriağırlıktadır.
4-GERÇEKÇİLİK DÖNEMİ (9-12)YAŞLAR ARASI

Bu dönemde resimlerde daha ayrıntılı çizimler ve gerçekçi bir yaklaşım görülür.Resim konularında kızlar ve erkekler arasında farklılıklar gözlemlenir. Kızçocukları daha çok bebek resmi,portreler,elbiseler...erkek çocukları ise araba,gemi, uçak...çizerler. Resimleri beğenmeme, aşırı hassasiyet ve kendini ifadegüçlüğü görülür.
5-DOĞALCILIK DÖNEMİ(12-14)YAŞLAR ARASI

Nesneler orantılıdır. Resimler perspektiftir. Yakın çevrede gördüğü objelerinorantılarını, boyutlarını ve derinliklerini çizgileriyle yansıtmaya çalışır.Renkleri ise en iyi şekilde kullanırlar.
ZİHİNSEL YETERSİZLİĞİ OLAN ÇOCUKLARIN RESİMLERİ

Resimlerde belirgin herhangi birkonu yoktur. Plansızdır. Yaşıtlarının resim özelliklerinden oldukça gerilikgösterir. Resim cılız ve ilkeldir. Çoğunlukla kağıda resim yerine çeşitlikaramalar yaparlar. Ayrıntılar bulunmaz. Örneğin insan resmi çiz dediğimizde sadecesınır belirten bir çizgi çizilir. Gözler, ağız, burun vs. çizilmez. Evçizdiğinde çatısı kapısı, bahçesi başka bir yere çizilir. Çocukta resimleriters çizme sıklıkla karşılaşılıyorsa öğrenme güçlüğü çekebileceğidüşünülebilir. Örneğin ağaçların ters çizilmesi gibi.



ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLARIN RESİMLERİ

Üstün kabiliyetli kişi diğer insanlardan farklı düşünebilme davranabilmekabiliyetine sahiptir. Resimlerde dikkati çeken ortak özellikler kısaca,akranlarından üstün bir performans göstermeleri, farklı kavramlar arasındamantıklı ilişkiler kurabilmeleri, gelişmiş hayal gücü, çizilen figürlerinhareket halinde olabilmesi, renklerin genelde canlı olması kağıdın tamamınınkullanılması gibi......

UNUTULMAMALIDIR Kİ
Çok güzel resim yapan çocuk zekidir,zeki çocuklar güzel resim yaparlar DENİLEMEZ.

ÇOCUĞUN PSİKOLOJİK ÖZELLİKLERİNİ YANSITAN RESİMLER

OKUL FOBİSİ : Resimlerde aile bireyleri ağırlıklı olarak çizilir.Okul ,öğrenci resmi çizmek istemezler. Ev ve evde mutlu çocuk resimleriçizerler. Resimler saydamdır.


GÜVENSİZLİĞİ YANSITAN RESİMLER: Kağıdıntamamı kullanılmaz, boşluklar fazladır. Çizimler yarımdır. Küçük figürler çizmeve kağıdın bir bölümünü kullanma eğilimindedirler. İnsan figürlerinde el veayakların çizilmemiş olması güvensizliği ve çevreye uyumda yaşanılan güçlüğü,iletişim eksikliğini, paylaşım azlığını, kendinden başka insanlarla birlikteolmamayı, bencilliği de ifade etmektedir. Güvensiz çocuğun resimlerindekiçizgiler daha çok silik ve kesik ke------.


HİPERAKTİF ÇOCUKLARIN RESİMLERİ: Taşkınve çok renkli resim çizerler.Gerilimli oldukları için genelde karalamayı tercihederler ve resimleri hep yarım kalır. Çizdiklerinde ise resimleri çok büyükolur.


CİNSEL KİMLİK KARMAŞASI : Anneve babaya aşırı yaklaşılması, zıt cinsel kimlikte çizimlerde yoğunlaşma, evresimlerinde yatak odasının çizimi, etek giyen, çocuk emziren baba, ava gidensakal bırakan anne figürlerinin çizilmiş olması bize bazı ipuçları vermektedir.



AİLEDE İLETİŞİM KOPUKLUĞU VE PROBLEMLERİN OLDUĞUNU İFADE EDEN RESİMLER

Ailedeiletişim kopukluğu, aileyi konu alan resimlerde açıkça görülmektedir. Resimdeaile üyelerinin birinin veya birkaçının eksikliği.. ,(annenin,babanın,kardeşlerin,aile içinde yaşayan diğer fertlerin hala, amca,dede, ninenin ..... çizilmemiş olması ) Aile fertlerini çizmeyi ret etmesi,ebeveyn figürlerinin olmaması parçalanmış aileyi, sevgi eksikliğini, anne babave çocukların arasına nesnelerin yerleştirilmesi, aile bireylerinin arasınaköprü, gökdelen evler, yol, ırmak, ağaçların................. çizilmesi,iletişim problemlerinin bir göstergesi olarak kabul edilebilir.
Anne babanın çok büyük çocuğun çok küçük veya anne babadan birinin büyükdiğerinin küçük çizilmiş olması, ailede baskıyı, aile fertleri arasındaproblemin olduğunu, baskıcı ve otoriter tutumu, anne babanın çok abartılıçizimi onlara duyulan hayranlığı da temsil edebilir.
Resimde küçük kardeşin anne babanın elinden tutuyor olması ve diğer çocuğun çokuzaklarda çizilmesi veya hiç çizilmemiş olması, sevgi yoksunluğunu, kardeşkıskançlığını, kendisini yok saydığını, iç çatışmaların bir göstergesiolabileceği düşünülebilir.


RESİMLERDEKİ FİGÜRLERİN ANLAMLARI İNSAN FİGÜRÜNDEKİ KISIMLARIN ANLAMLARI

Büyükveya çok küçük kafanın çizilmesi zihinsel aktivite de problemlerin olduğunu,zihinsel geriliği ifade eder.
Vücudun organlarının çizilmemesi veya eksik bırakılması, endişe duyulan,rahatsızlık hissedilen kısımları yansıtır.
Kolların abartılı çizimi, aile içi ve çocuğa yönelik şiddeti, kollarınçizilmemesi ise güç ve kuvvetin azlığını,
Ağzın büyük veya küçük çizimi dil ve konuşma problemini, ağzın çizilmemesiiletişim problemlerini....
Gözlerin büyük çizimi merakı, boş ve anlamsız bakan gözlerin olması görmeproblemini ve görmeye bağlı öğrenme problemlerini...
Burunun abartılı çizimi astım, bronşit vb. solunum yoluna bağlı problemlerinolduğunu... burunun çizilmemesi güç savaşını, güçsüzlüğü, desteksizliği..
Kulakların normalinden farklı, büyük veya küçük çizimi işitmeye bağlıproblemlerin olduğunu....
Ellerin çok büyük çizilmesi dayağı, şiddeti, çalma eylemlerini, çok küçükçizilmesi ise güvensizliği, çevreye uyum güçlüğünü ....
Ayakların abartılı çizimi kendine olan güveni, küçük çizilmesi ise güvensizliğive yardımsızlığı,
cinsel organların çizimi saldırganlığı, aşırı endişeyi ve anne babayı çıplakgörmüş olmayı temsil etmektedir.


EV FİGÜRLERİNİN YORUMLANMASI

Ev,çocuğun duygusal yaşamının oluştuğu merkezdir. Evin saydam olarakçizilmesi,yaşamı canlılığı, içini göstermeyen duvarların çizilmiş olması isekaramsarlığı, yaşam ifadesindeki güçlükleri, kendini anlatmakta karşılaşılanzorlukları ifade etmektedir.
Evlerdeki bacalardan yükselen kalın dumanlar, aile içinde yaşanılan kavgaları,çatışmaları, sürtüşmeleri gösterir.

Yüksek binalar ve gökdelenler, çocuktaki özlem ve komplekslerin, gerginliğinyansımasıdır . Ezilme ve başkaldırı vardır.
Evlerden çıkan yollar rehberliğe, yol gösterilmeye duyulan ihtiyaçtır.
Resimlerde, insan resimlerinin azlığı veya yokluğu sosyal ilişkilerde kopukluğubelirtir. İnsan figürünün çokluğu ise sosyal ilişkilerdeki gelişmişlik düzeyinibelirtir.
Çizilen kuş resimleri özgürlüğe duyulan ihtiyacı belirtir.
Çizilen ağaçlarda meyve olması verimli olma isteği, yeşil yapraklı ağaçlarcanlılığı, solmuş yapraklı ağaçlar ve yaprak dökümü ölüm isteğini, ağaçköklerinin olması içgüdüye önem vermesi ve bağımlılık duygularını yansıtır.
Resimlerde çok bulut veya koyu renkli bulutların olması, çözülemeyenproblemleri ifade etmektedir.

ÇOCUK RESİMLERİNİN GENEL OLARAK YORUMLANMASINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

Çocuğun bize kendisini yansıtmasıve olaylar hakkında duygu ve düşüncelerini ifade etmesinde, yalın bir anlatımaracı olan resmin önemi büyüktür. Resim etkinliğinin aynı zamanda sözsüz dilioluşturması ve bu yolla anlatımın kolay olması, yaşı ve kişilik özelliklerinedeniyle sözlü iletişim kurmakta güçlük çeken çocukları tanımada da önemli birteşhis aracı olmasını sağlamaktadır.


Çocuk resimlerini yorumlarken, dikkat etmemiz gereken bazı önemli noktalarbulunmaktadır.
Tek resimden yola çıkarak yapacağımız bir değerlendirme bize hatalı sonuçverebilir. Çocuğun diğer resimlerine de dikkat etmeli ve toplu birdeğerlendirme yapılmalıdır. Resim değerlendirmesine başlamadan önce.....Çocuğungenel tutum ve davranışlarını, içinde yaşadığı psikolojik, sosyo-kültürel veekonomik durum, arkadaşlarıyla, kardeşleriyle ilişkileri, okul ve aile içiilişkileri, çocuğun yaşını, cinsiyetini, ailede kaçıncı çocuk olduğunu varsauyum ve davranış sorununun türünü, ailesinin genel özelliklerini, okulbaşarısını, çocuk hakkındaki genel izlenim ve görünüm, diğer önemli özellikleride göz önünde bulundurulmalıdır.
Resim aynı zamanda öğrenilen bir davranıştır. Resim çizmede öğretmen faktörü deönemlidir. Çocuklar resim çizmeyi kendi kendilerine, ailelerinden,öğretmenlerinden veya arkadaşlarından öğrenebilirler.

Konu seçimi yapmadan haydi bakalım bize bir resimçiz dediğimizde, çocuk ilgi ve ihtiyaçları doğrultusunda içinde yaşadığıpsikolojik duruma uygun ve hayal gücünün de etkisiyle resim çizebilir. Serbestkonu verdiğimizde çocuğun çizmiş olduğu resimdeki tema da çok önemlidir.


Unutulmamalıdır ki, resim değerlendirilmesi projektif bir tekniktir. Yorumlar,yorumlayana göre değişkenlik gösterebilir.

rock_alltime 06-19-2008 05:24 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Kardeş Kavgaları

Benzer yaşlarda olan çocuklar birbirleri ile daha fazla beraberdirler, daha fazla yarışırlar ve sonuçta birbirleri ile daha fazla kavga etme eğilimindedirler. Ancak yaş farkı ne olursa olsun, çocuklar arasında belirli bir ölçüde çekişme normaldir. Küçük çekişmelerin büyük savaşlar haline gelmesini önlemekte ebeveynlere düşmektedir:


Çocuklarınızı birbirine yeğlememelisiniz. Onları karşılaştırmanız veya birini diğerinden üstün tutmanız sadece tepkiyi artırır, çatışmayı şiddetlendirir ve büyük olasılıkla ilişkilerinde ömür boyu süren sorunlar yaratır. Ikinci plana atılan çocukta, ileride kendine güveninde azalma ve kardeşine karşı kıskançlık duyguları oluşabilir; kardeşi ile kavga etmeyi, anne-babası ile kavga etmekten daha güvenli buluyorsa, gerçekte anne-babasına duyduğu kızgınlığı kardeşine yöneltebilir. Tercih edilen çocuk için ise "en iyi" olmanın yükü anne babanın şişirilmiş beklentilerini gerçekleştirilme zorunluluğu, sıklıkla başarısızlık korkusuna yol açar


Kardeşine vurmanın, onu ısırmanın, tekmelemenin veya başka türlü fiziksel saldırılarda bulunmanın, kabul edilebilir olmadığını büyük kardeşe açıkça belirtin. Problemleri, yumruklar yerine kelimeler ve düşüncelerle çözmenin daha iyi sonuç verdiğini ona hatırlatın. Kardeşlerin birbirlerine olan kızgınlıklarını resim yaprak, sporla ya da birbirleri ile söz kavgası yaparak gidermesini sağlayın. Ama asıl amacınız kızgılıklarını kontrol etmesini sağlamak olmalı.( eğer evde fiziksel siddet var ise çocuklara birbirlerini dövmemesini söylemek tutarsız olur)


Eşinizi ne kadar sevip saysanız da devamlı olarak mükemmel bir uyum içinde yaşamak olanaksızdır. Her çift zaman zaman tartışır ve bu doğaldır. Ancak, çocuklarınızın önünde yakışıksız tartışmalara girmeyin. Onlar bu tartışmaların günlük tanıkları haline gelirlerse, kendileri de anlaşmazlıklarını aynı kötü örneğe dayanarak çözmeye çalışacaklardır. Eğer anne-babalarının, kötü sözler sarf etmeden, yumruk sallamadan, kapı çarpmadan tartışabildiklerini görürlerse, kardeşleri ile ilgili sorunlarını olgun bir şekilde çözmeyi öğreneceklerdir.


Çocuklara eşit davranmayın, adil davranın. Çocukları aynı kefeye koymak aralarında kıskançlığa yol açıcak ortamlar doğuracaktır. Çocuklarınız arasında karşılaştırma yapmayın. Karşılaştırma rekabeti artırır. Her çocuğun, zaman, destek, sevgi, eşya ve benzeri tüm gereksinimlerini sağlayarak, çocuklarınızın, sevginiz ve ilginiz için rekabet etme zorunluluğunu azaltın. Çocuklarınıza adil davranmanın, onlara tamamen eşit davranmak anlamına gelmediğini bilin.


Otorite her zaman ebebeynde olmalı. Kontrolu sağlamak için demokratik olmalısınız,eğer demokratik olmazsanız kontrol sadece sizin varlığınız sırasında olur, sizin orada olmadığınız zamanlarda var olan kurallar hiçe sayılır.




Otoriteyi sağlamak için:

·Kurallar koyun.Kurallar net, spesifik olmalı; bütün çocuklar için geçerli olmalı. Daha büyük çocuk için daha sıkı kurallar koymanız gerekse de, bunlar adil ve uygulanabilir olmalıdır.
·Sınırları açık bir şekilde belirleyin
·Tutarlı olun, böylece çocuk kendisinden tam olarak ne beklendğini bilir ve nerede nasıl davranacağını rahatlıkla öğrenir.
·Hergün uyguladığınız bir plan olsun ( her sabah kahvaltıdan sonra odsını toplamak gibi)


Kavga sırasında fiziksel bir zarar verilmedikçe kardeşler arasına girilmemeli, kendi kendilerine anlaşmaları sağlanmalı. 6 yaş altıdaki çocuklar sorunlarını çözmede bir büyüğün yardımına ihtiyaç duyabilirler.


Kardeşlerin birbirlerini sevmeleri gerektiğini vurgulamak ters tepki yapar. Kendi hallerinde bıraktığınız sürece çocuklar birbirlerini zaten seveceklerdir.
Ne kadar uğraşırsanız uğraşın, tartışmayı, barışçı bir çözüme bulamıyorsanız, kavgaya sebep olan objeyi kaldırmak, obje yoksa kareşleri ayırmak genelde daha büyük bir kavga çıkmasını engeller. Ayrılan çocuklar ayrı ayrı fiziksel faliyetler vermek onların kızgınlıklarını atmalarına yardımcı olacaktır. bir şekilde çözün. Ortada belli bir eşya yoksa, çocukların sakinleşmeleri için ayrı tecrit cezası uygulayın.


Çocukların herşeylerini paylaşmalarını beklemeyin ve onları paylaşmadıkları zaman cezalandırmayın. Paylaşmayı teşvik edici oyunlar düzenleyerek paylaşmayı ve bir eşyayı ortak kullanmayı öğretmek çok daha faydalı olacaktır.


Kavga sırasında suçlamak yerine olayı nasıl düzeltebileceklerini göstermek gerekir.



Bazen çocuklar dikkat çekmek için, sıkıntıdan veya güç elde etmek için kavga edebilir. Çocuğun hangi amaçla kavga ettiğini öğrenmek onunla nasıl başa çıkabilmenizde yardımcı olacaktır.


Birbirlerine nasıl davranmalarını istiyorsanız çocuklarınıza öyle davranın. Saygılı davranılan, iyilik ve özel yaşam haklarına saygı gösterilen çocukların, diğer kişilere, hatta ara sıra kardeşlerine de benzer şekilde davranma olasılığı daha yüksektir. Öte yandan sık sık zıddına gidilen ve eleştirilen çocuğun, kardeşlerine karşı aynı eleştirel ve zıtlaşıcı tutumu sergilemesi beklenebilir. Dayak yiyen çocukların, kardeşlerine düzenli olarak fiziksel şiddet uygulamaları olasıdır.


Çok sevseniz de, kardeş veya anne-baba gibi daima bir arada olduğunuz bir insan ile geçinmenin güç olduğunu ebeveynler olarak kabullenin. Zaman zaman kardeşi ile fikir ayrılıklarına düşmesinin, ona kızmasının hatta, bazen onu sevmediğini düşünecek kadar sinirlenmesinin kabul edilebilir durumlar olduğu konusunda güvence verin. Bütün şikayet ve duygularını objektif ve sevecen bir kulakla dinleyin. Olumsuz duygular bildiren sözel ve sanatsal ifadeleri baskılamayın. Yargılamadan dinlerseniz, çocuğunuz yalnızca kötü duygularından değil, aynı zamanda kardeşine kızması karışısında gösterceğiniz tepkinin korkusundan da kurtulur.

Büyük çocuğun kardeşi ile olan ilişkilerinde erişkin gibi davranmasını beklemenin haksızlık olduğunu kabul edin ve büyük olmanın ona birçok sorumluluğun yanı sıra yarar da getirdiğinden emin olun. Küçük çocuğa becerilerini geliştirme ve duygularını sözcüklerle ifade etme konusnda yardımcı olun. Büyük bir insan gibi davranırsa daha iyi sonuç alabileceğini gösterin.

rock_alltime 06-19-2008 05:25 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Cinsel Tacize Uğramış Çocuk


Cinsel taciz, ne yazik ki sadece yetiskinler degil, cocuklar da maruz kalmaktadirlar.Boyle bir durumla karsilastiginizda, mutlaka cocugunuzla beraber bir uzmana basvurmalısınız.

Cocuklar bu durumu saklama egilimi icinde olabilirler.Cinsel tacize ugramis cocuklarda gozlemlenen belirtiler söyledir:

cinsel organlarda surekli kasinti, dokununca agriyan popo
fiziksel nedeni olmayan karin agrilari
gece isemeleri
yemek düzeninin bozulmasi
uyku sorunlari, gece korkulari
cocukta bebeksi davranisların ortaya cıkması, davranıssal gerileme
durgunluk, arkadaslardan kacma
okul basarısında düsüs
Unutmayalim ki, KOTU NIYETLI INSANLARI YOK ETMEK MUMKUN DEGILDIR.Karsı cınsı kotuleyerek te bir yere varamayız.

Cocuklarımızı asla korkutmadan, kötü niyetli kişilerin de olabileceğini onlara anlatarak ve yaşamın çirkin yüzünü asla onlardan gizlemeden bu tip bir olayla karşılaştıklarında neler yapmaları gerektiğini onlara anlatmalıyız..

rock_alltime 06-19-2008 05:25 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Cocuk ve Sorumluluk
Iletisim catismalarinin nedenlerinden biri de birey olarak sinirlarimizi ve sorumluluklarimizi bilmemekten kaynaklanmaktadir.Bu nedenle cocuk yetistirirken.dikkat etmemeiz gereken en önemli noktalardan biri, cocuklarimiza. neyi, ne zaman ve nasil yapacaklarini (yani sinirliliklar) ve davranislarinin sorumlulugunu almayi ögretmektir.
Aile icinde sinir ve sorumluluklarinin biblincinde olan cocuklar, yarin, toplum icinde de kendi sorumluluklarini üstlenen , baskasinin haklarina saygi gosteren yetiskinler olacaklardir..

Ebeveynler olarak neler yapmaliyiz??
  • Mesajinizi iletin :Öncelikle cocugunuz, sizin ondan ne istediginizi net ve acik bir sekilde bilsin..mesela,
    • "kardesinle kavga etmeni istemiyorum"
    • "odani toplamalisin"
    • "her gün bir saat ders calismani istiyorum"
  • Simdiye dek kullandiginiz ve bir ise yaramayan cezalandirma yontemlerini birakin.
  • Cocugunuza, istediginiz yapmaz ise sonucun ne olacagini ve bundan da kendisinin sorumlu oldugunu soyleyin. Mesela,
    • "kardesinle kavga edersen sinemaya gidemezsin"
    • "odani toplamazsan arkadaslarinla bulusamazsin"
  • Bu son ve en önemli asamadir..SOYLEDIGINIZ SÖZÜN ARKASINDA DURUN..ASLA YERINE GETIREMEYECEGINIZ SOZLER SARFETMEYIN..
Muhakkak cocugunuz israrla istemediginiz sekilde davranacakti, ancak sizin dediklerinizi yapacagindan emin olursa davranisini degistirecektir.
SAYET BIR KEZ TUTARSIZ DAVRANIRSANIZ. BUNU EN KISA ZAMANDA SUISTIMAL EDILECEGINI BILMELISINIZ.
Siz tutarli ve kararli oldugunuz sürece, cocugunuz davranislarinin sonucundan kendisinin sorumlu oldugunu ve yapmasi gereken bir isi yapmaz ise sonuclarina katlanmasi gerektigini ogrenecektir..
TOPLUMUMUZUN, DAVRANISLARININ SORUMLULUGUNU ALMASINI BILEN YETISKINLERE IHTIYACI VARDIR.

rock_alltime 06-19-2008 05:27 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Uyumsuz Çocuk


Uyumsuzluk Belirtileri
Çocuk gelişim aşamasındayken bir yandan yeni yetenek ve yeni beceriler kazanarak çevresine daha iyi uyum sağlar, öte yandan gelişmenin gereği olarak yeni sorunlarla da karşılaşır. Kişilik, sürekli bir uyum çabası sonucu oluşup, biçim alır. Çözümlediği her sorun, aştığı her yeni engel, çocuğun ruhsal gücünü arttırır.


Gelişme basamaklarında çocukların karşılaştığı sorunlar çok çeşitlidir. Bunların birçoğu, o döneme özgü olan, anababanın desteğiyle çözümlenecek nitelikte sorunlardır. Ancak, çocuk bu desteği bulamaz ya da anababa tutumu yanlış olursa, olağan sorunlar büyür. Örneğin iki-üç yaşlarında çözümlenmesi gereken tuvalet eğitimi başarılamaz, kendi başına yeme alışkanlığı verilmezse, bu sorunlar sonraki dönemlere aktarılır ve yeni dönem sorunlarıyla katlanarak büyür. Oyun çağında oyuna doymamış ya da arkadaşlık ilişkisi kuramamış bir çocuk, okul çağında toplu oyunlara katılamaz, yaşıtlarıyla yarışamaz. Dolayısıyla, olgunluk düzeyi yaşıtlarından geri kalır. Onlarla kaynaşarak çağını yaşamak yerine, bir önceki dönemin sorunlarıyla başa çıkmaya uğraşır.


Çocuklarda ruhsal sorunlar dış etkenlerden de kaynaklanabilir. Aileyi tümden sarsan, aile birliğini ve düzenini bozan baskı ve zorlayıcı nedenler de gelişimi saptırır. Böylece çocuğun kendi yapısından gelen yatkınlıklar, anababa tutumları ve ev yaşantıları dış etkenlerle birlikte, kalıcı ruhsal bozukluklar yaratabilir. Yerine göre bu etkenlerden birisi ağırlık kazanır veya çoğunlukla görüldüğü gibi, hepsi birlikte çocuğun ruhsal dengesini geçici veya kalıcı olarak bozar.

Örneğin; kaçırılan, araba kazası geçiren ya da cinsel saldırıya uğrayan bir çocuk, çeşitli korkular ve bunalımlar geliştirir. Örselenmesinin ağırlığına bağlı olarak, çeşitli ruhsal belirtiler ortaya çıkar. Böyle bir durumda anababanın hiç suçu yoktur. Onlar kendilerini suçlu saysalar bile, sorumlu olan dış etkendir. Ancak kimsenin elinde olmayan bu çeşit dış örselenmlerde bile ailenin sonraki tutumu önem kazanır.


İkinci çeşit sorunlar ise öncelikle çocuğun yapısı veya geçirdiği hastalıklarla ilgilidir. Örneğin; beyin incinmesiyle doğan, sakatlığı veya kanarca gibi süregen hastalığı olan çocuklar uyumsuzluk belirtileri gösterirler. Bunlardan da anababayı sorumlu tutulamaz. Ancak, anababa tutumu sorunu düzeltici yönde de, çocuğun uyumsuzluğunu büsbütün arttırıcı yönde de olabilir. Aile yaşamının olumsuz etkilerinden başka pek çok etkeni değerlendirmek ve paylarını belirlemek gerekir. Ruhsal belirtiler, tek başlarına çocuğun uyumsuz ve dengesiz olduğunu kanıtlamaz. Bir belirtiyi değerlendirirken şu etkenleri göz önünde tutmak gerekir.

Çocuğun Gelişim DönemiBelirti, belli bir gelişim döneminde, sıklıkla görülen geçici bir durum olabilir. Örneğin: 4 - 5 yaşına kadar çocukların gece işemeleri olağandır. Okul çağında bile ara sıra yatağa işeme bir sorun sayılmaz. Bunun gibi, 3 - 4 yaşlarında beliren korkular, 2- 3 yaşlarında ortaya çıkan uyku bozuklukları, ara sıra korkulu düş görme, kısa süren konuşma düzensizlikleri, tek başlarına kaygı verici belirtiler sayılmazlar.

Belirtinin sıklığı ve gücü de bir başka ölçüt olarak kullanılabilir. Herşeyden korkan çocuk, yaşı küçük olsa da ruhsal sorunlu bir çocuk sayılabilir. Okul çağında her gece yatağını ıslatma, bir sorun olarak ele alınabilir. Bir çocuk; temiz, titiz ve düzenli olabilir. Ancak bu çocuk mikrop korkusuyla, bir yere dokundukça elini yıkıyor, üstü tozlanınca huylanıp değiştiriyorsa, titizliği sorun boyutlarına ulaşmış demektir.


Belirtilen sıklığı ve çeşitliliğinden başka, sürekliliği de önemli bir ölçüttür. Dış baskılara bağlı olarak ortaya çıkıp bir süre sonra yok olan belirtiyle süreklilik gösteren belirti bir tutulmaz. Örneğin; yeni bir kardeş doğumundan sonra görülen hırçınlıklar, huysuzluklar, çiş ve kaka kaçırma olağan tepkiler olarak değerlendirilir. Ancak çeşitli nedenlerle bu belirtilerin sürüp gitmesi uyumsuzluk olarak saptanabilir.


Bir belirtinin ağırlığı ve sıklığı yanında, başka hangi belirtilere eşlik ettiğini bilmek de önemlidir. Her gece yatağına işeyen bir çocuk, yalnız bu belirti nedeniyle uyumsuz olarak belirlenemez. Bunun yanında korkular, kekemelik, davranış bozuklukları görülmesi uyumsuzluk tanısını destekler.


Çocuklar bütün ruhsal sorunlarını dışa vurmazlar. Bu nedenle dıştan belirti göstermeyen bir çocuğun her zaman uyumlu ve dengeli sayılması gerekmez. Kuruntu ve üzüntülerini açığa vurmayan; içi fırtınalı, dışı durgun çocuklar da vardır. İç tedirginliklerini dışa yansıtmamak için kendi kendileriyle sürekli savaşır, yorgun düşerler. Küçük dış baskılar altında kalınca dengeleri kolayca bozulur ve belirtiler ortaya çıkar.


Son olarak, çocuğun geçmişteki uyumunun ve olumlu niteliklerinin de incelenmesi yararlı olur. Çocuğun zekası, becerileri, özel yetenekleri, toplumsal ilişkileri uyum yeteneğinin göstergesi olabilir. Önceki dönemlerdeki gelişmesi önemli sapmalar göstermeyen bir çocuğun karşılaştığı sorunları çözme gücü daha yüksek sayılır. Ana babanın çocuğu destek olmaları, ya da belirtiler karşısındaki olumsuz tutumları da uyumsuzluğun geçici veya kalıcı olmasını belirler.

Uyumsuzluk Çeşitleri
Zeka geriliklerini ve öğrenme bozukluklarını sayılmazsa, çocukluktaki ruhsal sorunları dört ana kümede toplanabilir:

Davranış Bozuklukları
Sürekli hırçınlık, sinirlilik, geçimsizlik, kavgacılık, okuldan kaçma, çalma, yangın çıkarma, sürekli başkaldırma ve kuralları çiğneme gibi belirtiler bu kümede toplanır. Davranış bozuklukları, çocuğun çeşitli ruhsal ve bedensel nedenlere bağlı olarak, iç çatışmalarını davranışına aktarması sonucu ortaya çıkar. Başka bir deyişle, bu çocukların çevreleriyle ilişkileri sürekli olarak gergin ve sürtüşmelidir.

Duygusal Bozukluklar
Bu kümede yer alan sorunlar, çocuğun çevresinden çok kendisini tedirgin eden ruhsal belirtileridr. Korkular, kuruntular, saplantılı düşünceler, uyku bozuklukları, kekemelik, seyirceler ve benzer sorunlardır. Bu belirtileri gösteren çocuklar çevreleriyle ilişkileri çok bozuk olmayan, gergin, güvensiz ve çekingen çocuklardır. Kendi iç sorunlarını dışa yansıtmaktan çok, kendilerine yönelten kaygılı çocuklardır.

Alışkanlık Bozuklukları
Parmak emme, masturbasyon, gece işemeleri, dışkı kaçırma gibi alışkanlıkların düzensizliğiyle ilgili belirtiler bu kümede toplanır.

Ağır Ruhsal Bozukluklar
İçe kapanıklık veya çıldır (psikoz) denen ve çocuğun uyumunu her alanda ve sürekli olarak bozan ruhsal hastalıklar bu kümede yer alırlar.

rock_alltime 06-19-2008 05:27 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Aşırı İlgi


Aşırı ilgi ve çocukta güvensizlik


Özel Başkent Üniversitesi Adana Hastanesi doktorlarından Psikiyatr Dr. İbrahim Bilgen, çalışan annelerin, suçluluk duygusuna kapılarak ilginin dozunu kaçırmasının, çocukta özgüven kaybına neden olduğunu vurguladı.


Aşırı ilginin çocuğu anne bağımlısı yaptığını ve ondan başka kimseye güvenmemesine yol açtığını vurgulayan Psikiyatr Dr. İbrahim Bilgen, çalışan annelerin çocuklarına karşı gösterdikleri ilginin dozunu çok iyi ayarlamaları
gerektiğini belirtti.

Özellikle son yıllarda ekonomik nedenlerle çalışmak zorunda kalan annelerin sayında artış yaşandığına dikkat çeken Bilgen, “Çocuğuna yeteri kadar ilgi gösteremeyen anne ona karşı kendini suçlu hisseder ve eve gittiğinde fazla ilgi gösterir. Anne, çocuğu sevgisiyle adeta boğarak tüm gün gösteremediği seviyi sergiler. Aşırı ilgi ise ilerleyen dönemlerde çocuğun tamamen annesine bağımlı olmasına yol açar” dedi.

Aşırı ilginin çocuğu anne bağımlısı yaptığını ve ondan başka kimseye güvenmemesine yol açtığını vurgulayan Bilgen, “Evde aşırı sevgi gören çocuk, kreş ya da okulda aynı sevgiyi arar, bulamayınca dabunalıma düşer. Çünkü, öğretmenlerin her çocuğa ayrı ayrı anne sevgisivermesi mümkün değil. Bu nedenle çocuk, kendisini tek seven kişinin annesi olduğunu düşünür, başka insanlara karşı da güvensiz olur” diyekonuştu.

Çocukla haftada bir gün fazla ilgilenip, ardından ilginin kesilmesinin çocuğu daha çok bunalıma ittiğini vurgulayan Bilgen, şunları kaydetti:
“Çocuk, annesiyle geçirdiği koca bir günün ardından okula döndüğünde kendini boşlukta hisseder. Hırçın ve arkadaşlarına karşı daagresif davranışlar sergiler. Her gün en az yarım saat çocukla vakit geçirilmesi, bu süre zarfında da canımlı cicimli sözler yerine çocuğu bir birey olarak görüp sohbet edilmesi çocuğun ruh sağlığına olumlu katkı yapar. Anne çocuğuyla birlikteyken içindeki çocuğu ortaya çıkarmalı, onunla oyunlar oynamalı ancak, hiçbir zaman abartıya kaçmamalıdır.”


OYUNU BOZMAYIN
Bilgen, çocukların odasında oyuncaklarıyla oynarken kendi dünyasına kapandığını, bu sürede çocuğun yanına giden annenin onu oyundan alıkoyup sevgi gösterilerinde bulunmaya çalışmasının da yanlışolduğunu ifade ederek, çocuğun en fazla zevk aldığı oyun sırasında yapılan sevgi gösterisinin olumsuz tepki yaracağını vurguladı.

Aşırı ilginin yanı sıra ilgisizliğin de çocukları bunalıma iteceğine dikkat çeken Bilgen, “Çocuk yok gibi davranmak, onun konuştuklarını dinlememek doğru değil. Bazı aileler de yeterince zamanayıramadıkları çocuklarını hediyelerle mutlu etmeye çalışırlar. Oysa, en pahalı hediye bile aile sevgisinin yerini tutmaz” diye konuştu.

rock_alltime 06-19-2008 05:28 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Çocuk Ve Cinsellik


Konuşmaya ve çevresini tanımaya başlayan çocukların inanılmaz meraklarıyla her aile karşılaşır. Dünyayı tanımak için oldukça heyecanlı olan çocuk gördüğü her şey hakkında bilgi edinmek ister. “Bu nedir, peki ne işe yarar?” en çok sorulan sorulardır. Çocukların gelişimlerin tamamlayabilmeleri için sorulan tüm soruların cevaplandırılması gerekmektedir. Yaşamı tanımaya başlayan çocukların ilgi alanları da genişlemeye başlar. Bununla birlikte ülkemizde pek çok aile bireyinin çocuklarıyla konuşmaktan kaçındığı cinsel sorular sorulmaya başlar. Çocukların gelişimini en iyi şekilde tamamlamaları ve sağlıklı cinsel hayata sahip birer yetişkin olabilmeleri için gerekli cinsel eğitimi almaları gerekmektedir. Anne ya da babasına cinsellik hakkında sorular yönelten çocuk gerekli cevapları alamadığında ve ters bir tepkiyle karşılaştığında, merakını değişik yollarla gidermeye çalışacaktır. Bilgili ve sağlıklı çocuklar yetiştirmek için çocuğun sorunlarının ilk olarak ebeveynler tarafından giderilmeye çalışılması gerektiği unutulmamalıdır.

Küçük yaştaki çocukların en çok merak ettikleri dünyaya nasıl geldikleridir. Anne ya da baba bunu çocuğuna anlayabileceği şekilde anlatmalıdır. Henüz okul çağına gelmemiş bir çocuğun bu sorusunu yanıtlamak çok zor olmaz. “Çocuklar anne karnında oluşurlar, dışarda yani anne karnının dışında yaşabilmesi için burada yeteri kadar gelişmesi gerekmektedir, bu da 9 ay kadar sürmektedir.” Bu yaştaki çocuklar genelde bu kadarlık bir cevapla yetinebilirler. Anne ya da baba çocuklarının sorularını yanıtlarken oldukça normal davranmalıdırlar. Özellikle anneler doğum sırasında yaşadıkları zor anları anlatmamalıdırlar. Çocuk bundan olumsuz yönde etkilenebilir.

Evde iki farklı cinsiyette çocukların olması soruların farklılaşmasına neden olur. Örneğin kız çocuk: ” Benim neden kardeşimin ki gibi şeyim yok? “ diyebilir. Bunun en güzel yanıtı kızların dünyaya çocuk getirebilmeleri için organlarının böyle olması gerektiği olacaktır.

Okul çağına gelen çocuk kadınların karınlarında bulunan çocuğu nasıl dışarı çıkarttıklarını öğrenmek isteyecektir. Çocukların anlama kapasitelerini zorlamadan yanıt vermek gerekir. Bunun içinde, kadınların cinsel organlarında karınlarında bulunan çocuğun dışarı çıkabilmesi için bir delik olduğu ama bu deliğin idrar yapılan delik olmadığı belirtilmelidir.

Sorular her zaman sorulur ve en son olarak ailelerin asıl nasıl anlatacaklarını bilemedikleri için yanıtlamaktan çekindikleri soru olan çocuğun nasıl anne karnına girdiğidir. Küçük yaşta olan çocuklara anne ve baba birbirini çok severlerse bir çocukları olur şeklinde iletilebilir. Ama okula gitmekte olan bir çocuğa en güzel yolla anlatmak gerekir. Birbirlerini çok seven anne ve babanın sıkıca birbirlerine sarıldıklarında oluşan büyük sevgi ile babanın cinsel organının anne cinsel organına girdiği ve kendisinde bulunan oldukça küçük olan kuyruklu topları annede bulunan minik yumurtalara göndermesi şeklinde açıklanabilir.

Çocuklara verilen cinsel bilgiler için çok erken davranmak ya da bunun için daha zaman var diyerek uzun süre beklemek doğru olmaz. Çocuğunuz size bu konularda hangi evresinde, sorular soruyorsa ona anlayabileceği şekilde uygun bir tavırla bunları anlatmalısınız.

Cinselliğin kötü ve konuşulması yasak olan bir şey olduğu inancını onda uyandırmamalı ve onu bu konuda asla korkutmamalısınız. Ailesi tarafından bilinçli bir cinsel eğitim gören çocuklar sağlıklı cinsellik yaşarlar. Özellikle de ebeveynlerine yönelttikleri soruların önemsenerek cevaplandığını bilmek çocuklarda anne ve babaya karşı güven duygusu oluşturmaktadır.

rock_alltime 06-19-2008 05:28 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Berber Korkusu


Aslına bakarsanız, berber korkusu gayet doğaldır. Kendisine doğru makasla yaklaşan (bu aletin tehlikeli olduğu konusunda daha önce onu uyarmıştınız) bir yabancı gördüğünde, çocuğunuzun kıvranmasına, kaçmasına ve çok korkmasına şaşırmak mümkün mü?
Bu bir yana, ara sıra çocuğunuzun saçının kesilmesi gereklidir. Aşağıdaki öneriler, saç kesiminin işkence haline gelmesini önlemeye yardımcı olabilir.

• Saçın tekrar uzadığını açıklayın. Bazı küçük çocuklar saç kesilmesini, vücudun başka herhangi bir yerinin kesilmesi gibi algılar. Saçın kesilmesinin can yakmadığını, saçın tekrar uzayacağını açıklamak, bu kaygıları aşmasına yardımcı olur. Kendi saçınızdan bir parça kesin, kestiğiniz saça dokunmasını, onu eğip bükmesini isteyin. (Bak, saç acımıyor.) Bebeklik resimlerini ve şimdiki resimlerini göstererek, saçın nasıl uzadığını açıklayın. (Sen bebekken saçın böyle kısaydı, şimdi bu kadar uzadı, kesildikten sonra tekrar uzayacak.)

• Oyuncak ayılar için bir berber dükkânı açın. Çocuklar için güvenli bir oyuncak makas (büyük olasılıkla "gerçekten kesmek" için yeterli koordinasyonu henüz gelişmemiştir ancak denemeyi eğlenceli bulabilir), tarak, fırça ve havludan oluşan berber aletleri takımı ile rol yapın.
Dükkânı büyük bir aynanın önüne kurun ve müşterilerine saç "stili" uygulamasına izin verin. Kendisininkinden farklı olarak oyuncak ayının saçının, kesilince tekrar uzamayacağını anlatın.

• Çocukları mutlu etmeyi hedefleyen bir berber dükkânı seçin. Böyle yerler, nadiren çocuk müşterisi olan bir dükkâna kıyasla, isteksiz müşteriler konusunda daha anlayışlı olacaktır. Bazı-iarı bekleyen çocukları eğlendirmek için parlak önlükler, videolar, oyuncak sandalyeler ve çeşitli oyuncaklar bulundurur.

• Bir berberi çalışırken seyredin. Bir berber dükkânını ziyaret edin ve küçük çocuğunuzun kucağınızda, güvende bir şekilde) diğer çocukların saçlarının kesilmesini seyretmesini sağlayın. Onlann tek parça halinde gelip gittiklerini görünce, bir risk olmadığına ikna olmasını ümit edebilirsiniz. Daha iyisi, çocuğunuz seyrederken siz de saç kestirin. Bu firsatı, çocuğunuzla berberi tanıştırmak için kullanın ki, berber bir yabancı olmaktan çıksın.

• Her zaman olduğu gibi akıllıca program
Saç kestirme işlemini, çocuğunuzun ters ve ya yorgun olduğu dönemlere, aç olduğu zamanlara, dükkânın ve personelin aceleci olduğu idmanlara rastlatmayın.

• Saç yıkamayı atlayın. Saçların şampuanlanması için geriye yatmak, küçük bir çocuk için özellikle rahatsız edici ve korkutucu olabilir (evdeki şampuanlamalar zaten yeterince derttir). Bİraz su püskürtülmesi, şampuanlama derdi ol-
maksızın saçı yumuşatarak berberin kolay bir kesim yapmasına yardımcı olur.

• Çocuğunuzun sandalyesi olun. O büyük, yüksek koltukta kendisini yalnız hissedip, korkabilir. Sizin kucağınızda otururken saçının kesilmesi, sizin için veya berber açısından çok rahat olmayabilir (berberin bunu kabul edip etmeyeceğini önceden öğrenir), ancak ilk deneyimi çocuk için daha rahat hale getirebilir. Öndeki saçları kesildiği zaman, yüzü aynaya dönük olarak kucağınıza oturtun, arkadaki saçları kesileceği zaman yüzü size bakacak şekilde çevirin (siz de kıyafetinizin üzerine önlük giyin).

• Bir ödül planlayın. Unutmayın ki saç kesimi sizin fikriniz, küçük çocuğunuzun değil. Bunu tatlı bir hale getirmek için, saç kestirmeyi, sevdiği bir parka, müzeye, bir arkadaşına veya akrabaya ziyaret veya onun için özelliği olan bir işle birleştirin. (Bugün parka gidiyoruz, ancak yolda durup saçını kestireceğiz.) Bu, saç kesimi kaygısını, eğlence beklentisine çevirir. Küçük çocuğunuz berberde çekingenlik gösteriyorsa, ona hatırlatın: "Acele edelim ki parka yetişelim."

• Küçük çabaları büyük övgülerle karşılayın. Küçük çocuğunuzun en küçük uyum gösterme çabasını alkışlayın. Saç kesiminin büyük bir bölümü çekişine ile geçse bile övgü yağdırın ve eleştiriden kaçının.

• Saç kesimini siz üstlenin. Eğer çocuğunuz kesin olarak bir berber salonunda sakin oturmayı reddederse, evde bir çözüm bulun Çocukların saçını kesme konusunda bir kitap alın, berber makası kullanın (normal makas değil) ve aşırıya gitme riskini azaltmak için her seferinde biraz kesin

rock_alltime 06-19-2008 05:29 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Ailenin Dağılması ve Çocuk

Aile, çocuğun gerek kişiliğinin gelişimi, gerekse ruh ve beden sağlığı açısından büyük bir önem taşır. Çocuğun sağlıklı aile ilişkilerinden mahrum kalması, onun duygusal gelişimini etkilediği gibi, bedensel ve zihinsel gelişimine de olumsuz etkide bulunur. Anne ya da babadan birinin kaybı ve ayrılıkları demek olan dağılmış aile ortamı, bebeklik döneminde gerçekleşirse, anne–çocuk arasındaki duygusal ilişkileri azalttığından, bebeğin duygusal besiyi yeterince alamaması, onun büyüme ve gelişimini geciktirip, engelleyebilir. Bunun yanı sıra, dağılmış aile şartları çocuğun oturmak, ayakta durmak gibi motor gelişimiyle dil gelişimini geciktirebilir ve bazı konuşma bozuklukları görülebilir. Ayrıca, zihinsel gelişim gecikir. Dikkatin bir konuya toplanması konusunda uğranılan güçlük, çocuğun öğrenmesini ve akıl yürütmesini etkiler.

Diğer insanlarla başarılı ilişkiler kuramaması sonucu, sosyal gelişmede gecikme ve olumsuz davranışlar görülebilir. Bunun sonucu meydana gelen sosyal tepkiler, bireyin kişiliğini etkiler ve içe dönük, bencil bir kişilik oluşturur.

Ilk üç yıl içinde anne ile olan ilişkilerin çeşitli sebeplerle engellenmesi, çocuğun kişiliğinde karakteristik bir yapının oluşumuna sebep olur. Bu durumda çocukların çoğunun duygusal açıdan kendi içlerine çekildikleri ve kendi dünyalarında yaşamlarını sürdürmeye yeğledikleri dikkati çeker. Diğer çocuk ve erişkinlerle ilgili olarak, sevgi bağlarını geliştirememeleri sonucu toplumsal ilişkilerin de giderek zayıfladığı görülür

Ülkemizde gerçekleştirdiğimiz çalışma sonunda, hükümlü gençlerimiizn %22’sinin parçalanmış veya eksik aileden geldikleri görülmüştür.

Anne ve babasının ayrılması sonucu kekeme olan, altını ıslatan sınıf içinde uyumsuz ve başarısız olan çocuk örneklerimiz ne yazık ki çok sayıdadır. Anne ve babanın ikinci evliliklerini yapmaları sonucu, çoğunlukla büyükanne ve büyükbabaların yanında büyümek zorunda kalan bu çocuklarda çeşitli uyum ve davranış bozukluklarına rastlanmaktadır. Babasının ikinci evliliğini yapmasına rağmen, hala bu gerçeği kabullenmeyip, kendi annesiyle yeniden evleneceğini hayal eden ya da annesinin başkasıyla evlenmesini kesinlikle kabul etmeyen çocuklar, bu huzursuzlukları açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

Ülkemizde son yılarda giderek artış gösteren boşanma durumunda anne ve baba, çocuğu bilerek ya da bilmeyerek kendi çekişmelerinin ortasına atmaktadırlar. Çoğu kez onu yan tutmaya, kimi zamanda arabuluculuk yapmaya zorlarlar.

Bazen eşlerden biri yanlış olduğunu bile bile ötekini kötüleyerek, kendini haklı çıkarmaya, çocuğu kazanmaya çalışır.

Kimi zaman anneler, çocuklarını babaya göstermeyerek öç almaya çalışırlar. Bundan, çocuğun etkileneceğini düşünmezler. Bazı durumlarda da baba, eşinin yanı sıra çocuklarıyla da bağıntıyı keserek, onları uzun süre ya da hiç bir zaman görmek istemez.


Ebeveyn arasındaki rekabet, zamanla çocuğu sevme yarışına dönüşür ve ayrı eşler, çocuğu şımartma derecesinde hoş tutarak daha iyi anne ya da baba olduklarını kanıtlamaya çalışırlar.

Işte bütün bu çekişme ve gerilim ortamında zaman zaman anne ve babasını çatışmasına hakem olmak zorunda bırakılan çocukta tedirginlik başlar. Önceleri kimsenin kendisini sevmediği ve düşünmediği duygusun kapılır. Ardından anne ve babanın onu sevmedikleri için ayrılmaya kalktıklarını düşünür ve kendini suçlamaya başlar.

Annesini ilgisini çekmek için yaramazlık, aşırı hareketlilik ya da aslı olmayan bedensel şikayetler görülmeye başlar. Anne babadan ayrı yaşamanın ayıp bir olay olduğu düşüncesiyle ya arkadaşlarından saklar ya da yalan söyleyerek anne ve babasıyla sürekli birlikte olduğunu anlatmaya çalışır. Dağılmış aile ortamında çocuk, ancak resimlerinde kendi iç dünyasını mükemmel bir şekilde ortaya koyar. Aile resmi yaparken çocuğuna sarılmış anne ve babayı resmeder.

rock_alltime 06-19-2008 05:29 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Agresif Çocuk

Hemen hemen her çocuk yuvasında, özellikle saldırgan davranışlar gösteren bir veya birkaç çocuk bulunur. Eğitmenler genellikle ne yapacaklarını bilemezler: Bir yandan diğer çocukları korumak, diğer yandan da agresif çocuğa yardım etmek isterler. Ama nasıl?

Parkta, yuvalardaki çocuk gruplarında veya okulda, daha doğrusu çocukların toplu olduğu yerlerde genellikle en azından bir çocuk vardır ki, genellikle erkek çocuğudur, diğerlerini rahatsız eder; her fırsatta onları itmek, ısırmak veya onlara vurmak ister ve yapar da. Diğer çocukların anneleri, veliler sinirlenir; genellikle de agresif çocuğun ailesinin eğitiminin yanlış olduğunu düşünür, şikayet eder ve mümkünse bu çocuğun gruptan, sınıftan atılmasını veya uzaklaştırılmasını isterler. Öğretmenle, eğitmenle, müdürle tartışmalar başlar, çocuk cezalandırılır, kimse yanına yaklaşmaz. O artık damgalanmıştır.

İşte, tam da bu noktada dikkat etmek gerekir: Unutulmamalı ki, yarın bu tutum içinde olan velilerin çocukları da aynı şeyleri yapabilir. Çünkü bütün küçük çocuklar onlara ilk anda hoş gelen, heyecanlandıran, gücünü ortaya koyan şeyleri yapıp denemek isterler. Vurmak, ısırmak, saçından çekmek caziptir, heyecan vericidir; güçlü olduğunu, kuvvetini, elinin çabukluğunu göstereceği yollardır bunlar. Şüphesiz bir- iki yaşındaki bir çocuk altı yaşındaki bir komşu kızının saçını çekiyorsa konu olmaz. O henüz bu yaşlarda başka çocukların hislerini anlayamaz, kendini onun yerine koyamaz. Bu nedenle de yetişkinler dikkat etmeli ve onu engellemelidir, engelleyebilmek için mümkün olduğunca göz önünde olmalıdır.

Çocuk zamanla, yaşı ilerledikçe bu davranışının yetişkinlerce onaylanmadığını, annesinin üzüldüğünü fark edecek; diğerlerine acı verdiğini, kendini kabul ettirmek için başka yolların olduğunu öğrenecektir. Ancak çocuk, yaşı ilerlemiş olsa da davranışlarını değiştirmeyebilir. Çünkü o sürekli bu yolla başarılı olmakta olduğunu görmüş, istediklerini bu yolla elde etmiş, vurarak, iterek istediği oyuncağı arkadaşının elinden almış, hatta artık diğer çocuklar o vurmadan, tekmelemeden onun istediklerini yapar olmuşlardır. Ya da çocuk kendi isteklerini ifade etmek için başka bir yol göremez, bilmez. Genellikle kendini sözlü olarak iyi ifade edemeyen, ifade ve konuşma zorluğu olan ve de konuşabilmek için tez canlı, sabırsız olan çocuk için ısırmak, tükürmek tavır almaya veya derdini anlatmaya göre en kolay ve hızlı yoldur.

Bazı küçük haydutlar(!) daha fazla dikkat çekmek için bu rolde ısrarlı olurlar. Onlar bilirler ki, eğer oyun oynarken yanındakini bağırtırsa, canını acıtırsa, elindeki arabayı hızla alırsa öğretmeni gelecek, ne olduğunu soracak, onun yine ne yaptığını öğrenmek isteyecek, yani bir kez daha o konu olacak, dikkat çekecektir. İstediği zaten budur. Oysa arkadaşı ile sakin oynasa kimsenin dikkatini çekmeyecek, kimse yanına gelmeyecek, ne yapıyorsun diye sormayacaktır.

Bir diğer konu ise şudur: Genelde özgüveni olmayan veya özgüveni hırpalanmış olan çocuk, en azından fiziksel olarak güçlü olduğunu göstermek ve bunu sürekli olarak yeniden ispat etmek ister. Böyle çocukların genellikle sosyal deneyimi azdır. Onlar diğer çocukların mimiklerine, bakışlarına, tavırlarına pek anlam veremezler, anlayamazlar ve her zaman, en sıradan, doğal bir durumda bile kendilerine karşı bir tavır olduğunu düşünürler, tetikte kendilerini sürekli savunmada tutarlar.

Tüm bunlar ve benzeri nedenlerle yetişkinler çocukları saldırgan tutumlarından uzaklaştırmak istiyorlarsa, önce yukarda anlatıldığı gibi bu davranışı ortaya çıkaran sebebi bulmalıdırlar. Ondan sonra, çocuğa zaman tanınmalıdır. Değişim için ilk önce zaman gereklidir. Genellikle okul çağına kadar çocuklar için tartışmak kavga etmek, birbirine vurmak, hızla girişmek demektir. Yavaş yavaş bu tutumlarını terk ederler. Ancak bu bizlerin sürekli davranışlarını doğru bulmadığımız, devamlı ayıpladığımızı söylememizle olmaz. Çoğu kez bu tutum ters teper.

Diğer yandan birçok ailede erkek çocukların süratle vurması veya tekme atması genellikle normal görülür. Hatta “görüyor musun yaramazı, kaşla göz arasında ne yaptı” derken biraz da memnuniyet, hayranlık dile getirilir. Çoğu kez “erkek çocuğu dediğin biraz haylaz, yaramaz olmalı” denilerek çocuğa rolü verilir ve bu rol onaylanır da. Kız çocuğu yapmaz, yapmamalı, kıza yakışmaz, ayıp derken”, ama o erkek, doğasında var, ne yapsan engelleyemezsin” denilmez mi? Çoğu durumda, yaşamın bir çok alanında zaten erkek çocuğu eğer erkek gibi erkek olmak istiyorsa vurucu olması gerektiğini ve erkek rolünün de bu davranış biçimi olduğunu görmektedir. Kız çocuğu da genellikle kurbandır, kurban rolünde kalır. Ve yine bir çok kız çocuğu kendileri lehine durumu değiştirmek için saldırıyı yavaşça , sinsice(!) yaparlar; cimdirerek, sessizce saç çekerek.

Eğer bir çocuk diğerini döverse, ona vurursa biz yetişkinler dikkatimizi önce kurbana vermeliyiz. İlk anda saldırgan çocuğu bir kenara almalı, onunla ilgilenmemeliyiz. Çünkü yukarıda belirttiğim gibi o dikkati çeksin diye sıkmıştır arkadaşının kolunu. Biz onun elinden metodunu, onun silahını almalıyız. Bunu nasıl yapabiliriz? Ona başka metodları göstererek. Düşünmeliyiz: bu çocuk özellikle neleri iyi yapıyor, neyle, hangi özellik ve beceri ile diğer çocukların dikkatini çekebilir? Hangi durumda diğer çocuklar kendi içlerine onu kabul ederler? Kendisini ifade edebilmesi, isteklerini dillendirmesi için farklı durumlarda neler yapıyor? Şüphesiz onun da saldırmadığı, farklı davrandığı durumlar oluyordur. Bu durumları gözleyelim ve ödüllendirelim.

Çocuk grubu içinde, vuranın, saldıranın rolü, izleyenler ve vurulanlar, itilenler olmazsa anlaşılmaz. Daima özellikle kuvvetli olan, biraz daha yaşça büyük olan bu rolü alacaktır. Eğer bir çocuk birkaç kez agresif davranırsa, ki olabilir, diğerleri deneyimleri ile bu çocuğu da kabullenirler. Eğer çocuk elleriyle sorunu çözmeye kalkmış ise, diğer hepsi için kimin suçlu olduğu, kimin ilk önce başladığı bellidir. O fişlenmiştir, yaptığı diğer olumlu, iyi şeyler hiç görülmez. “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar” misali, kimse ona inanmaz ve güvenmez. Diğerleri onunla oynamak, beraber olmak istemez ve kendini farklı yönleriyle gösterme şansı azalır. O da giderek günah keçisi rolünü benimser ve “her zaman saldıran” çocuk tipini kendi de kabullenir ve bu rolü oynar. Hele ki ona kötü davranıldığını hisseder ve görür ise, hiç değiştirmeden ve dozunu artırarak devam eder. Vurur, ısırır, tekmeler. Ve diğerleri haklı olduklarını bir kez daha görür onu dışlamaya devam eder, bu böylece sürer gider.

Diğer bir konu ise, çocuğun agresifliğinin grup içinde çözülmesi, yani konuyu grup ortamında çok yönlü ele alma gerekliliğidir. Ayrıca sorunu grup içinde çözmek aile içinde çözmeye göre daha kolaydır. Çocuk, evde belki de çok farklı davranıyordur. Evde azarlamak, bağırmak ve ceza vermek genellikle duruma yardımcı olmaz, sorunu ağırlaştırır.

Sonuç olarak, grup içinde saldırgan davranışlar gösteren çocuklar dışlanmamalı, olay sosyal bir görev olarak benimsenmeli, eğitimciler ele almalıdır. Sonuçta herkes, çocuk da, arkadaşları da, eğitmen ve veli de bir şeyler öğrenecektir

rock_alltime 06-19-2008 05:29 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Kekemelik


Kekemelik, seslerin, hecelerin, sözcüklerin söylenmesinde işitilebilir veya sessiz tekrar ve uzatmalar biçiminde sözlü anlatımın akıcılığındaki bozukluk olarak tanımlanabilir. Bazen bu bozukluklar, konuşma organlarının hareketleriyle ilgili ya da ilgisiz beden hareketleriyle birlikte görülmektedir. Bu bozukluklar, sıklıkla heyecan veya gerilim durumlarının ve korkuların, utanma, rahatsızlık gibi daha özel duyguların belirtisidir.

Kekemelik, konuşmada tutukluk, bocalama ve tekrar, normal konuşmaya dönüş gibi belirtilerle 3-4 yaşındaki çocuklarda başlayabilir. Asıl kekemelik tablosunun gerçek yerleşimi daha çok 5-6 yaşlarında olur.Sınıfta bir şey okuyacağı sırada kekeleyen çocuk, şarkı söylerken ya da telefonla konuşurken kekelemeyebilir. Bu çocuk ayrıca tüm bir günün sonunda yorgunluktan yeniden kekeleyebilir.
Kekeleyen çocuğun o sırada yüz ifadesi de değişir. Genellikle yanaklar şişer, gözler kırpışır, dudaklar uzar ve çocuk kızarır. Bu sırada, çocuk sanki boğulur gibidir. Bazı çocuklar kekemeliğin utandırıcı olduğunu algılayamazlar. Bunlar, kekeleyen arkadaşları sanki oyun yapıyormuş gibi onunla alay ederek daha da çok kekelemesine neden olurlar. Çocukların çoğunlukla 2,5'la 3,5 yaşlan arasında kekelemelerinin nedeni, bu sırada çocuğun özellikle heyecanlıyken düşünceyle dilini birbirine karıştırmasından kaynaklanmaktadır. Sözcük dağarcığı kısıtlı olmasına karşın, çok şey söylemek isteyen çocuk, konuşmada zorluk çeker ve sonuç olarak kekeler. Okul öncesi çocuk bağımsız olmak ister, evdeki disiplin çocuğu isyancı yapar ve daha çok kekelemesine yol açar. Ayrıca haberleşmede uğradığı düş kırıklığı ve sosyal ilişki kurmakta endişeli oluş da çocuğu kekemeliğe götürür.

Çocuğun kekeme olmasında etkili olan bir başka faktör de, yetersiz ilgi ve sevgiyle çocuk ayırmadır.

Çocuğu kekemeliğe götüren bu koşullar ayrıca çocuğun beslenme bozukluğu göstermesine, uyku sorunları olmasına ve geceleri sık sık kâbus görmesine de neden olur.

rock_alltime 06-19-2008 05:30 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
İçe Kapanıklık

Çocuklar devamlı psikososyal bir gelişim gösterir. Normal sosyal gelişim içerisinde başta aile üyeleri olmak üzere diğer insanlar ile iletişim ve etkileşim önemlidir. Bu normal gelişim için kaçınılmaz bir durumdur.

Bazı çocuklar gerek kişilik özellikleri gerekse ikincil olarak etki eden faktörler sonucunda içe dönük ,sosyal ortamlara ve alışılmadık mekanlara kolay adapte olamayan , genelde duygusal paylaşıma girmeyen , yabancı insanlardan tedirgin olan bir yapıda olabilirler. Bu durum bazı psikiyatrik durumlarda görülebilir. Bu durumda çocuğun bu nedene yönelik tedavisi gereklidir. Anne babaların bu durumda yapmaları gereken sık sık çocuğa söz hakkı tanımaları ,hemen her konuda onun kendisini ve duygularını ifade etmesini sağlamaları , ona sık sık ne hissettiğini ve düşündüğünü sormaları , çocuğun kendisine değer vermeleri , konuştuğu zaman dinlemeleri , sık sık sosyal ortamlarla irtibatını sağlamaları , onu olduğu gibi kabul ederek sevgilerini sık sık belli etmeleri , çocuğun her şeyine müdahale etmeden ve çok müdahaleci olmadan onun kendini ortaya koymasını sağlamaları önerilir. Devam eden durumlarda bazı psikiyatrik tablolardan söz edilebilir. Bu durumun tedavisi gerekir. Özellikle okul çağı ile beraber sosyal ilişkilerde problem olmaması için durumun çözümlenmeye çalışılması önem kazanır.

rock_alltime 06-19-2008 05:31 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Çocuklarda Endişeler

Çevremizde tehlikeli birşeyler olduğunda ilk tepkimiz endişelenmek olur. Hoşa gitmeyen bir durum olduğunda bununla başa çıkmamızı sağlayan bir rol oynar.

Aşağıda yaşamın ilk yıllarındaki endişe kaynakları ve çocuklukta endişenin ortaya çıkışıyla ilgili bilgiler bulacaksınız.

Yapılan araştırmalar bebeğin anne karnındayken üzgün, mutlu ve korku ifadeleri sergilediğini bulmuşlardır. Bebekler doğar doğmaz annenin sesini, kokusunu tanır ve tercih eder. Bu durum, bebeğin ihtiyaçlarını düzenlemesi için, anneyi bir partner olarak kabul etmesine yardım eder. Bebekte endişeye yol açan öğeler daha çok temel ihtiyaçları ile ilgilidir (doyurulmak, kucaklanmak, öpülmek, altının değiştirilmesi..). Anne bu ihtiyaçları düzenli olarak karşılayabildiğinde stres faktörleri elemine edilmiş olur. Ancak ihtiyaçlar karşılanmazsa ilk endişeler ortaya çıkmaya başlar. Bebek çevreye karşı güvenini kaybeder. 12 aylık bir bebeğin ilişkilerinde bir hiyerarşi vardır; anne, baba, bakıcı, büyükanne ve büyükbaba. Onlardan ayrıldığında protesto ve direnç ortaya çıkar. Ayrılık endişesi 18 ayda en üst düzeydedir. Çocuk büyük bir paradoks yaşar. Bir yandan anneden uzaklaşıp çevreyi keşfetmek ister bir yandan da annesinin yanında olmak ister. Ondan hem yardım ister hem istemez. Gerçekte beklediği, uzaklaşıp keşfetmek istediğinde izin verilmesi ama dönüp yardım istediğinde de anneyi yanında görebilmesidir. Bu sağlanamazsa endişe duyabilir.

Büyüyen çocuk doğru ve yanlış davranışları farketmeye başlar.Yaptığı bir hareketten dolayı anne babasının ona kızmasıyla onların sevgisini kaybettiğini düşünür. Onun için, ebeveynin kızması bunun bir kanıtıdır. Bilişsel sınırlılıkları vardır. Kızgınlığı sevgi kaybı gibi görüp endişeye düşebilirler. Bu nedenle kızgınlık sonrası duyguları konuşmak ve sadece davranışa kızıldığını ifade etmek çok önemlidir.

Yaşamın ikinci yılında tuvalet eğitimi endişeye neden olabilir. Baskılı eğitim çocuk için önemli bir endişe kaynağıdır. Yine bu dönemde cinsiyet farklılıkları endişeye yol açabilir. Farkındalık 15 ay civarı gelişir ve iki yaş civarı artar.
Çocuğun sahip olduğu ya da diğer cinsiyete göre sahip olamadığı şey onda endişe yaratabilir.


Aşırı Endişelenmek

Ne tür durumlar çocuğun yoğun bir endişe duymasına neden olabilir? Bu sorunun cevabı çocuktan coçuğa değişebilir. Örneğin yüzme havuzuyla ilk defa karşılaşan bir çocuk panik içinde geri çekilirken diğeri etrafına su atabilir.

Bireysel farlılıklara rağmen şu durumlar çocukta yoğun anksiyete doğurabilir;

Ebeveynden sık ve uzun süreler ayrı kalmak,
Ebeveynin, çocuğu kontrol etmek adına kullandığı şu tip sözcükler; ‘Eğer sözümü dinlemezsen seni terk edeceğim’, ‘Seni sevmiyorum’,

Çocuğu eleştiren ifadeler; ‘Sen çok inatçısın, kötüsün, aptalsın, beceriksizsin’,
Çocuğun yaptığı bir şeyle ebeveynine zarar verdiğini düşünmesine yol açan ifadeler; ‘Sen beni öldüreceksin’, ‘Bana kalp krizi geçirteceksin’
Dayak gibi fiziksel cezalar,

Ebeveynin çocuğun güvenliği ile aşırı ilgilenmesi. Onun daha dikkatli olmasını sağlamak için sürekli uyarması; ‘Düşeceksin, yaralanacaksın’ gibi,

Aşırı endişe ebeveynden çocuğa geçebilir ve çocuk dünyayı tehlikeli bir yer olarak algılayabilir. Çocuk içinden gelen keşfetme dürtüsüyle ebeveynden gelen mesaj arasında çelişkiye düşer,

Ebeveynin çocuğun bilişsel kapasitesiyle aşırı il gilenmesi.Çocuğun bilgisini test etmek, sürekli bir şeyler öğretmeye çalışmak çocukta performansı ile ilgili endişe yaratabilir,

Ebeveynin çocuğun iç dünyası ve duygularına aşırı dikkat etmesi. Çocuğun ne hissettiğini, duygularını anlamaya çalışması. Bu durumda çocuk sahip olduğu negatif hislerden dolayı endişe duyabilir. Şunu düşünebilir; ‘Ben üzgün, mutsuz olduğumda ailemde mutsuz oluyor. Benden beklenen hep mutlu olmam’.


Optimal Endişe Nedir?

Beklenen şey çocuğun belirli bir düzeyde ortaya çıkan endişeyle başa çıkabilmesidir. Bu optimal düzey çocuğun yaşı ve duygu durumuna göre değişebilir. Bunun için bir matematik formülü yoktur. Yeni doğan bir bebeğin acıktığında, strese girmeden yiyeceği bekleyebilmesi istenemez. Bununla birlikte büyüdüğünde dürtülerini kontrol edebilir ve isteklerini erteleyebilir.
Anneyi yemeğini hazırlarken görmesi onun güven içinde beklemesine neden olur. Ebeveynin destekleyen ve dengeli tutumları çocuğun endişeyle başa çıkmasını yardım eder.

Eğer endişe iyi ele alınırsa yararlı bir duygu olduğu söylenebilir. Endişe henüz oluşmamış bir durumun tehlikeli olabileceği ile ilgili sinyal verir. Bu çocuğun tehlikeyle başa çıkma yollarını aramasına yardım eder. Bu araştırma, çocuk tarafından bulunan çözümler, endişenin zevkli bir keşfe dönüşmesine yol açabilir.

rock_alltime 06-19-2008 05:31 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Anne - Baba Ben Nereden Geldim?

Çocuğunuz “nereden geldim?” sorusunu pekçok farklı tarzda sorabilir:

· Ben hastanede mi doğdum?

· Nerede doğdum?

· Ben evlatlık mıyım?

· Vücudundan nasıl çıktım?

· Bebek nasıl yapılır?


İlk Adım:

Gerçekte neyi sorduğunu araştırın



Sizin tepkileriniz şöyle olabilir:

· Nereden geldiği düşünüyorsun?

· Hangi Şehir veya yeri mi kastediyorsun?

· Nasıl doğduğun öyküsünü mü anlatmamı istiyorsun?



İkinci Adım:

Soruları daha direkt olarak cevaplamaya başlayın.


Cevaplamadan önce hakkında düşünün:

· Doğum ve üreme hakkında kendi değer ve tavırlarınızı

· Vermek istediğiniz ne kadar gerçekçi bilgi

· Çocuğunuzun anlayabileceği gerçek bilginin ne kadarı bu yaşta anlayabilir.


Hatırlayın:

· Bu yaşlarda çocuklar her zaman var olduklarına inanırlar, çocukların önceleri var olmadıklarını anlamaları güçtür. Size “burada yaşamaya gelmeden önce neredeydim?”


· Soru gerçek doğum süreci hakkındaysa, şöyle söylemek daha doğrudur: “bu soruya şu anda nasıl cevap vereceğimi bilemiyorum, müsaade et şimdi düşüneyim daha sonra cevaplandıracağım” mutlaka daha sonra cevaplandırın.


· Nasıl cevaplayacağınız konusunda emin değilseniz, bu konuyla ilgili elverişli kitapları kullanmak isteyebilirsiniz. Çocuğunuzla paylaşmadan önce mutlaka dikkatli okuyun.


· Çocuğun merakı bilgi üretmede kullanılabilir. Fakat konferans vermekten kaçının. Konuşmada basit ve direkt cevaplar oldukça etkili olacaktır.



Üçüncü Adım:

Cevabınıza karar verin


Olası Cevaplar


Çocuk: Ben nereden geldim?

Ebeveyn: sen, nereden geldiğini düşünüyorsun?


Çocuk: Bilmiyorum, arkadaşım Ayşe, bebeklerin nasıl yapıldığını biliyor fakat bana anlatmıyor

Ebeveyn: Pekala, Bebekler annenin vücudunun içinde özel bir yerde büyürler



Çocuk: Bebek orada nasıl oldu?

Ebeveyn: Anne ve baba onu, annenin vücudundaki küçük yumurta ve babanın vücudundan bir sperm ile yaptılar.


Bu gibi bir konuşma büyük olasılıkla çocuğun merakını yatıştıracaktır. Çocuk büyüdükçe sorular devam edebilir, ve cevapları daha ayrıntılı vermek gerekebilir.

rock_alltime 06-19-2008 05:32 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Yalnız Uyuyamayan Çocuklar


Geceyarısı ağlamaklı bir ses tonu ile anne-babasının yatağında kendisine yer açmaya çalışan minikler,hem ailelerini uykusuz bırakıyor hem de "acaba doğru mu yapıyoruz?" diye çelişkiye düşürüyor.

Uzmanlar,çocuğunuzun yatağınızdan vazgeçmesini sağlamanız için önemli tavsiyelerde bulunuyor.

Yalnız uyuyamayan çocuklar, ailelerinin kabusu oluyor. Uzmanlar, çocuğunuzun yatağınızdan vazgeçmesini sağlamanız için önemli tavsiyelerde bulunuyor.
Uzmanlara göre, bunun pek çok sebebinden biri, günümüz ailelerinin 24 saat boyunca çocukları için var olmaları gerektiğini düşünmeleri. Günümüz annelerinin pek çoğunun aktif iş hayatı nedeniyle çocuğuna yeterince vakit ayıramadığını düşünmesi de bu davranışın sebeplerinden biri. Öte yandan, bazı aileler, bu devamlı beraberliğin çocukları için zararlı olabileceğini düşünüyor.
Uzmanlara göre, anne-baba yatağına sadece misafir olarak gelen çocuklarla ilgili bir endişe duymamız gerekmiyor. Özellikle küçük yaştaki çocukların kabuslar görüp korkuyla uyanmaları, karanlıkta uyumak istememeleri ya da yalnız kalmaktan korkmaları son derece doğal. Anne-babanın da bu durumda çocuklarını yatağına alması doğal bir davranış. Ama anne-baba yatağı kesin olarak zaman zaman ziyaret edilen bir yatak olmalı ve kesinlikle çocuğun kendi yatağı haline gelmemeli. Uzmanların verdikleri bilgiye göre, normal şartlarda çocuklar 2 yaşından itibaren problemsiz olarak geceyi anne-babalarından ayrı geçirmeye hazır oluyor. Bu yaşta çocuklar, yetişkinlerin kendilerine ait özel bir hayatları olduğunu ve anne-babalarının sadece kendileri için var olmadıklarını anlayabiliyor. Dolayısıyla çocuğa mutlaka bir sınır konulması ve çocuğun, ilkokula başladığı 7-8 yaşlarından itibaren, anne-baba yatağının sadece çok özel durumlarda paylaşılan bir yer olduğunu bilmesi gerekiyor.
Uzmanlara göre, kötü bir rüya görmek ya da deprem gibi korkular, aileden birinin ağır bir hastalık geçirmesi, ailenin ikamet ettiği evi veya şehri değiştirmesi ya da değiştirmek üzere olması, çocuğun okula başlaması ya da okul değiştirmesi, aile içinde şiddetli bir tartışma yaşanması ve çocuğun ciddi bir rahatsızlık geçirmesi, anne-baba yatağının paylaşılabileceği çok özel durumlar olabilir. Bunlar veya benzer sebeplerden biri olmadığı sürece anne-babaların kararlı olmaları ve çocuklarının kendilerine ısrar etmelerine izin vermemeleri gerektiğini vurgulayan uzmanlar, çocukların yeni bahaneler bulmak konusunda son derece yapıcı olduklarını hatırlatıyor.
Uzmanlar, çocuğunuzun yatağınızdan vazgeçmesini sağlamanız için şu tavsiyelerde bulunuyor:
"Bu değişiklik için kendinize ve çocuğunuza yeterli zamanı tanıyın, sabırlı olun. Çocuğun kendi yatağına alışmasının 2 hafta kadar sürebileceğini unutmayın.
Çocuğunuzun yaşına uygun bir dille, sizin de geceleri huzurlu bir uykuya ihtiyacınız olduğunu, ama özel durumlarda her zaman yanınıza gelebileceğini anlatın.
Bu değişim sürecinde, çocuğunuza normalde olduğundan daha fazla sevgi gösterin ve bir süre için onu şımartın.
Uykudan önce ılık bir banyo, masal okuma, müzik dinleme ya da ninni söyleme gibi bir sırayı izleyen bir program belirleyin ve bu programı düzenli olarak uygulayın.
Yatak odanızdan çocuğunuzun hoşuna gidebilecek yumuşak yastıkları, peluş hayvanları kaldırın ve bunun yerine çocuk odasını daha sevimli bir hale getirin.
Çocuğunuz ısrarla sizin odanızda yatmak istiyorsa, ona bir yer yatağı ya da benzeri bir ek yatak hazırlayın ve burada uyumasına izin verin. Zamanla kendi yatağının rahatlığını tercih edecektir.
Koridorda yakacağınız bir gece lambası ile çocuğunuzun karanlık korkusunun üstesinden gelebilirsiniz. Ayrıca, çocuğun yatağını dışarıdan gelebilecek garip ışık-gölge oyunlarını görmeyeceği bir yere kurmalısınız.
Hem çocuk odasının hem kendi yatak odanızın kapısını mutlaka açık bırakın. Sizin ulaşılabilir olmanız ona huzur verecektir.
Sabahları uyandıktan sonra kısa bir süre için yatağınıza gelip keyif yapmasına izin verin. Bu hem onun hem de sizin için güne başlarken bir moral kaynağı olacaktır.
Eğer çocuğunuz geceleri sizin yatağınızda yatmak konusunda ısrarlı ise, siz de onun yatağında yatın. Kararının birdenbire değişeceğini göreceksiniz.
Son olarak; birkaç ay süren korku durumlarında mutlaka psikolojik yardım alın

rock_alltime 06-19-2008 05:32 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Çocukluk Depresyonu

Depresyon yaşayan çocuk daha mutsuz oluyor, neşesi kaçıyor, gündelik yaşantısında isteksiz veya verimsiz oluyor

Çocuklar hem ekonomik, hem de sosyal açıdan ailenin kontrolü altında olmaları nedeniyle, üstelik yaşı küçük olanların kendilerini ifade etmelerindeki güçlükleri nedeniyle, öncelikle anne babaların veya çocuğu yetiştirmekle yükümlü olanların çocukta bir problem olup olmadığı konusunda uyanık bulunmaları gerekmektedir...

Birçok hastalığın da bilinen başlama yaşının ergenlik çağlarıdır. "Anne babalar ve çocuğun yakın çevresi çocuktaki problemi fark etseler bile; yalnızca problemin kendisine odaklanıyorlar; ders çalışmama, tırnak yeme gibi. Tek probleme yoğunlaşmak aile ile çocuk arasındaki çatışmayı daha da arttırıp çocuğu da olumsuz etkileyebiliyor."




Çocuk sorumluluktan kaçar

Çocuklarda depresyonun hangi belirtilerle ortaya çıktığını ve çocukta gözlenen davranış farklılıklarını ise şöyle özetledi: "Öncelikle depresyonu genel hatları ile özetleyecek olursak; kişi zamanının çoğunda mutsuzdur, üzgündür, önceden keyifle veya kolaylıkla yapabildiği aktivite veya sorumluluklardan kaçmaya başlar, uyku ve iştah düzeni bozulur, motivasyon azlığı nedeni ile dalgınlık, unutkanlık, dikkatsizlik, ölüm düşünceleri geçer aklından, ruhsal ve fiziksel huzursuzluğu dışardan bile gözlenebilir, kendine güvensizlik,hatta yetersizliğin getirdiği suçluluk duyguları yaşanır.

Çocuklar da bu belirtileri gösterirler ancak çocuğun gelişim özellikleri ve sosyal ilişkilerine bağlı olarak farklı belirtiler de klinik tabloda görülebilir. Küçük çocuklarda ifade becerisi zayıf olduğu için daha çok davranış problemleri ile karşımıza çıkarlar. Genellikle anne babalarının kontrolü altında olduklarından; klinik öykü de anne babanın bakışı tarafından şekillenir.

rock_alltime 06-19-2008 05:32 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Ergen: Ne Çocuk, Ne Yetişkin


Ergenlik hızlı büyüme ve gelişmenin olduğu kız-erkek cinsel özelliklerinin sosyal, psikolojik, fiziksel değişimlerin bir arada yaşandığı bir dönemdir. Gençlerin bu dönemi daha sağlıklı geçirmelerini sağlamak ve onlara yardımcı olabilmek için ilk önce onların ergenlikte ne gibi değişimler yaşadığını, neler hissettiklerini bilmek çok önemlidir. Aileler ergeni bazen çocuk gibi görür ve öyle davranırlar, bazen de bir büyük gibi davranmasını beklerler. Ergenlerde hem bu karmaşaya cevaben, hem de ruhsal dengelerindeki iniş çıkışlar sonucu bazen yaşından daha küçük, bazen yaşından daha büyük gibi davranırlar. Çocuğun ergenlik dönemine girişiyle ailede de birtakım değişiklikler olması ve ailedeki kuralların bir miktar esnetilmesi gerekir. En azından gencin artık daha fazla kendi adına karar verebilmesi, kendi sorumluluklarını üstlenebilmesi, kendi gemisinin kaptanı olabilmesi gerekir.

Ergenlik dönemi gençlerin kim olduklarını, nelere değer verdiklerini ve yetişkinliğe giderken hangi yolu tercih edeceklerini belirledikleri çok özel bir dönemdir. Daha kendisine odaklı hale gelen, çevreyi sorgulayan, konuşmaya ve dinlenilmeye ihtiyaç duyan genç çoğu zaman çevresi tarafından anlaşılamadığını hisseder. Her an eleştirel olmalarını, kendisine odaklı olmalarını, tartışmaya hazır olmalarını bencillik ya da asilik olarak değerlendirmemek gerekir. Gencin düşünce yapısı olgunlaşmakta, bu sebeple her fikri her kuralı sorgulayıp doğruluğunu tartmaktadır. Ergenler olgun, özel insanlar olarak görülmek isterler. Ancak bazen anne babalar genci tehlikelerden korumak ya da teselli etmek amacı "bu geçici bir dönem", "şimdi senin hayatın kolay, ekmek elden su gölden yaşıyorsun", "henüz çocuk sayılırsın, bu sorumluluğu alamazsın" gibi sözlerle ergenin hevesini ve cesaretini kırarlar. Ergenler yaşamlarının tüm alanlarında çok büyük değişimler geçirmektedirler. Bu nedenle ailenin de ergene yaklaşım tarzının bu değişimlere uygun olarak değişmesi gerekir. Gencin ilk kez aileden biraz daha uzaklaşıp topluma daha fazla açılması gereken bu dönemde eğer birtakım sosyal becerileri kazanamazsa, bu eksikliğin telafisi ilerde daha zor olacaktır. Öğüt verme, hazır çözümler önerme, yönlendirme, yargılama, aşağılama, suçlama, suçlandırma, alay etme bu dönem gencin gelişimini sekteye uğratabilir, iyi niyetle iletişim kurmak isterken gencin aileden iyice uzaklaşmasına sebep olabilir. Bağımsız düşünebilen bir genç yetiştirebilmek için fikir üretmesi için gerekli ortam sağlanmalı, belirli kurallar dâhilinde kendini ifade edebilmesine izin verilmelidir. Henüz tecrübesiz olduğu için pek çok hatalar yapabilecektir. Yaşama dair tecrübesini ancak bu yolla oluşturabileceği unutulmamalıdır

rock_alltime 06-19-2008 05:33 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Disiplinli olmanıza yardımcı yöntemler

Tekmelemek, çığlıklar atmak, itmek, ısırmak çocuğunuzun genel davranışları arasında mı yer alıyor? Hiçbir anne baba çocuğunun bu şekilde davrandığını görmek istemez. Peki, çocuğunuz böyle davrandığında ne yapmalısınız? Elbette bu sorunun cevabı şiddet değil’ Çocuğunuzun içindeki en iyiyi keşfedebilmek için eşinizle uyum içinde olmalı ve kuralları birlikte koymalısınız.

Disiplin ama nasıl, ne zaman?

Limitleri henüz bebeğiniz 6 aylıkken belirlemeye başlayabilirsiniz. Örneğin, ona annenin gözlüklerini almamasını söylemelisiniz. Güvenlik sınırlarını belirlemek ve bu konuda katı olmak aslında şefkatten ileri gelen bir şeydir.

Sınırlar belirleyerek çocuğunuzu kuralları son derece sert olan hayatın gerçekleriyle tanıştırmış olursunuz. Anne babaya karşı saygılı davranmasını sağlamak ilerde önemli sınırları belirlemesine yardımcı olacaktır.

Disiplin kurmak için en iyi yol evinizde basit ve anlaşılır kurallarla başlamaktır. Örneğin; “vurmak yok” ya da “masaya tırmanamazsın” gibi anlaşılır cümlelerle işe başlayabilirsiniz.


8 Başlıkta Yaramazlıkla Başa Çıkmanın Yolları

YÖNTEMİNİZİ SEÇİN

Öncelikle vereceğiniz tepkinin buna değip değmeyeceğine karar verin. Eğer yatma saatinde sızlanmak gibi ufak şeylerde bile sinirleniyorsanız işiniz biraz zor.

HAYIR DEYİN

Eğer çocuğunuz arkadaşına vurmak gibi yanlış bir şey yaptıysa hemen ve net bir şekilde vurmaması gerektiğini belirtiniz. Eğer çocuğunuz yeterince büyükse özür dilemesini de sağlamalısınız. Ancak “hayır” kullanımınızı sadece yanlış bir şeyler yaptığında kullanarak sınırlamalısınız yoksa sıklıkla hayır derseniz bir süre sonra etkinizi yitirebilirsiniz.

Eğer çocuğunuz kimseye zarar vermeyen ama yine de hoş olmayan bir şeyler yapıyorsa; ellerini boyamak gibi, onu “boyalar kağıt üzerinde kullanmak içindir” gibi bir cümleyle uyarabilirsiniz.


SEBEP SONUÇ İLİŞKİSİ KURUN

İstemediğiniz bir şeyi yapıyorsa karşılığında ne olacağını belirtmelisiniz. Örneğin kum havuzundan dışarı kum döküyorsa buna devam ederse onu oradan çıkaracağınızı kesin bir dille söylemelisiniz ve devam ederse gerçekten çıkarmalısınız. Çünkü uyarılarınızı dikkate almazsa ve siz de dediğinizi yapmazsanız bir süre sonra sizi ciddiye almamaya başlayabilir.

TUTARLI OLUN

Çocuklar sizi denemeye bayılırlar. Eğer sözleriniz ve davranışlarınız tutarlı değilse bir süre sonra koyduğunuz kurallar etkisini kaybeder ve anlamını yitirir. Bu yüzden koyduğunuz kurallara sadık kalın ve sizin sevmediğiniz davranışlarda bulunursa kendisinin hoşlanmayacağı sonuçlarla karşılaşacağını hatırlatın.

KENDİNİZİ ONU YERİNE KOYUN

Çocuğunuza onu anladığınızı hissettirin. Örneğin, “Ne kadar kızdığını anlıyorum bende bütün gün parkta kalmak isterdim ama maalesef…” gibi bir cümleyle onu anladığınızı bilecek ve daha kolay sakinleşecektir.

ONUNLA ANLAŞMA YAPIN

Çocuğunuz yatmak istemiyorsa holün ışığını açık bırakacağınızı söyleyin. Bu onun için bir uzlaşma gibi görünse de aslında yatağa gitmeyi kabul ederek sizin dediğinizi yapmış oluyor. Eğer markette yanınızdan ayrılmazsa dönüşte parka uğrayacağınızı söyleyin. Bu tür anlaşmaların işinizi ne kadar kolaylaştırdığını göreceksiniz.

BAŞKA SEÇENEKLER SUNUN

Çocuğunuz bir kuralı bozarsa, bozduğu kurala yakın alternatif bir şeyler sunun. Örneğin ; “benim çantamı boşaltma” dedikten sonra ona oyuncak kutusunu boşaltmayı önerin.

İYİ DAVRANIŞLARINI ÖVÜN

Çocuk hangi yaşta olursa olsun disiplin kurmada en önemli adım olumlu yaklaşımlardır. Siz onu ne kadar överseniz, övgülerinizi duymak için daha da iyi davranmaya çalışacaktır.

Eşinizle Uzlaşın

Çocuklar anne babalarını kullanmakta oldukça ustadırlar özellikle de verilecek ceza konusunda anne baba arasında uyuşmazlık varsa çocuğunuz bundan faydalanmaya çalışacaktır. Bu gibi durumlarda şu öneriler işe yarayabilir:

1. Önce birbirinizi dinleyin. Birbirinize bağırmayın. Eğer çocuğunuz 3 yaşından büyükse farklı noktaları kibar bir dille onun önünde de konuşabilirsiniz.

2. Eğer eşiniz ya da siz sinirlenmeye başladığınızı hissederseniz konuyu kapatıp daha sakin bir zamanda konuşmayı önerin. Ya da en azından beş dakikalık bir yürüyüş yapıp biraz yatıştıktan sonra konuşmanıza devam edin.

3. Çıkmaza girdiğinizi hissettiğiniz zamanlar için alternatif taktikler geliştirin. Örneğin hafta sonları son kararı vermek eşinize aitse hafta içi günlerde de karar yetkisi sizde olsun. Ya da karar vermeyi o anda konuya daha hakim olan kişiye bırakın.

rock_alltime 06-19-2008 05:36 PM

Cevap : Çocuk Psikolojisi
 
Ergen çocukla iletişimde püf noktaları

Çocukluk ile yetişkinlik arasındaki dönem olan ergenlik çoğunlukla hem anne-babalar hem de çocuklar için oldukça zor bir dönemdir.

Ergenlik çocukların kendi kimliklerini oluşturdukları, kendilerini anne-babalarından ayırdıkları ve aile dışında önemli ilişkiler kurdukları bir dönemdir.

Bu dönemde anne-babalar, sevimli, itaatkar, kendilerine hayran küçük çocuklarının yerini alan bu huysuz, inatçı kişiyle uyum sağlamaya çalışırken "kaybettikleri" çocuk için bir çeşit "yas" duygusu yaşarlar.

Ancak olan biteni anlamak ve olayları doğru şekilde değerlendirebilmek önemlidir. Ergenlik her yetişkinin geçmiş olduğu temel bir yaşam dönemidir. Kendi ergenlik yıllarınızı düşünün. İsyankarlık ediyor muydunuz? Ne tür giysilerden hoşlanıyordunuz? Dinlediğiniz müzikten anne-babanız hoşlanıyor muydu? Onlarla çatışmalar yaşıyor muydunuz? Sizi anlamadıklarını düşünüyor muydunuz? Kısacası ergenlik dönemindeki yaklaşımlarınız, deneyimleriniz ve ilişkileriniz şu anda sizin ergen çocuğunuz ile aranızda yaşananlardan çok farklı mıydı?

Anne-babaların en önemli görevi ergenlerin kendi yaşamlarını etkileyecek önemli kararları verebilmeyi öğrenerek, büyümeleri ve bağımsız bir birey olmalarına izin vermektir.

Ergenlik döneminde de sınırlar olmalıdır ancak bu sınırların içerisinde ergenlerin kendi kanatlarını test edebilmelerine, kim olduklarını ve kim olmak istediklerini anlamalarına yetecek ölçüde alan bulunması gereklidir.

Bu süreçte ergenler çok önemli bazı tavsiyelerinizi reddedebilirler, ancak unutmayın ki bu büyümenin bir parçasıdır. Ayrıca, anne-babaların ergenlik öncesinde aşıladıkları değerlerin çoğunun ergenlikten sonra da etkili olmaya devam ettiğini de unutmayın.


ANNE-BABALAR İÇİN BAZI TEMEL KURALLAR

Aşağıdaki kurallara özen göstermeniz, ergenler kendi kimliklerini ortaya koymaya çalışırken kaçınılmaz olarak ortaya çıkan stresi azaltmanıza yardımcı olacaktır.

Dinleyin

Tamamen farklı görüşte olsanız bile, çocuğunuzu her zaman dinleyin.

Davranış ile çocuğu birbirinden ayırın

Sizi rahatsız eden şey ile onu yapan kişiyi birbirine karıştırmayın. Ergen çocuğunuzun davranışlarından dolayı öfkelendiğiniz veya üzüldüğünüz zamanlar olacaktır. Ancak bu çocuğunuza olan sevginizin bittiği anlamına gelmez. Hatta büyük olasılıkla tam tersi bir anlam taşır: Ona önem veriyor olmanız. Öfkenizi çocuğunuzun tüm kişi olarak varlığına değil davranışları üzerinde odaklamaya gayret edin.

Önemsiz konuları görmezden gelin

Ergen çocuğunuzun görünümü ya da davranışları sizi ne kadar rahatsız ederse etsin, sürekli eleştirmekten kaçının. Önemsiz durumları görmezden gelin. Daha önemli konularda düşüncelerinizi, neyi ve neden tasvip etmediğinizi belirtin ancak onun da sizden farklı görüşte olma hakkına saygı duyduğunuzu gösterin.

Takdir edin

Ergen çocuğunuzun yaptıklarına ilgi gösterin. Onu gerçekten takdir edebileceğiniz fırsatları da görmeye çalışın.

Uzlaşma sağlayın

Fikir ayrılıkları çıktığında, her iki tarafın da kabul edebileceği bir uzlaşma zemini bulmaya çalışın. En kötü olasılıkla, uzlaşamadığınız konusunda uzlaşın.

Sürekli söylenmeyin

Sürekli nutuk çekip, söylenmeyin. "Ben senin yaşındayken...." ile başlayan akıl vermelerden kaçının. Büyük olasılıkla onun yaşındayken onunla ortak yönünüz düşündüğünüzden çok daha fazlaydı!

Eleştirilmeye hazırlıklı olun

Eleştirilerin hedefi olmaya, yani yaşadığı tüm sorunların, zorlukların nedeni olduğunuz, büyümesine ve eğlenmesine izin vermediğiniz gibi eleştiriler yöneltmesine hazırlıklı olun.

Çocuğunuzdan vazgeçmeyin

Bu eleştirilerin çoğu yüreğinize işlemesin. Ve çocuğunuzdan vazgeçmeyin. Ergenler aslında düşündüğünüzden çok daha fazlasını izler, dinler ve öğrenirler.

Ruh durumu sürekli değişebilir

Bu yaşlarda, kısmen hormonal değişimlerden dolayı, kısmen de bu dönemde çok sık yaşanan kaygılara bir tepki olarak ruh durumunda hızlı ve bazen aşırı değişimler olması son derece normaldir. Bunları anlayışla karşılamaya çalışın.

Mutlu son

Ergenliğin son dönemlerinde ergenlerin çoğu anne-babaları ile birlikteliklerinde daha rahat olurlar. Tüm bu dönem boyunca onlara adil ve tutarlı bir şekilde davrandıysanız, büyüme ve olgunlaşmaları için fırsat ve olanak verdiyseniz, ergenlikten aile bağları etkilenmeden çıkacak ve yetişkinliğe adım atacaklardır.


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.