ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   Beslenme, Diyet ve Sağlık (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=608)
-   -   Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=390712)

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:36 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 
http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg


http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg
Edinsel bağışıklık yetmezliği sendromu (AIDS) vücudun enfeksiyonlarla savaşma yeteneğini azaltan HIV (Human Immunodeficiency Virus=İnsan bağışlık sitemini güçsüzleştiren virüs) adıyla bilinen virüsünün yaptığı bir hastalıktır. AIDS virüsüne yakalanan kişilerin derilerinde bakteri, mantar ve virüs enfeksiyonu ve cilt kanseri daha sık görülür.
AIDS 1981 yılında tanımlandıktan sonra tüm dünyada en önemli sağlık problemi halini almıştır. Kİşi HIV enfeksiyonun yakalandıktan yıllar sonra, hastalık problem yaratmaya başlar. AIDS'in yaşamı tehdit eden bulguları, virüsün kandaki beyaz hücreleri harap etmesi nedeni ile olur. Bu hücreler insanın doğal bağışıklığını sağlar.
En yaygın görülen yaşamı tehdit eden enfeksiyon pneumocystis carini tarafından oluşturulan şiddetli akciğer enfeksiyonudur. Bu parazit sağlıklı insanlarda enfeksiyona neden olmaz. AIDS ile birlikte normalde nadir rastlanan bir kanser türü olan Kaposi Sarkomu sık görülür. Bu kanser bir veya çok sayıda, ağrısız düz veya deriden kabarık pembeden mora kadar değişebilen renkte, deri veya ağız içi döküntüsü şeklinde görülür.

Kimler risk altındadır?
HIV cinsel temasla veya kan yolu ile bulaşır. AIDS ilk olarak Amerika da tanımlandığında hastaların çoğu genç homoseksüel erkeklerdi. Kısa süre sonra hastalığın heteroseksüel erkek ve bayanlarda, uyuşturucu kullananlarda, kan nakli yapılanlarda da görülebileceği anlaşıldı. AIDS olan kadınlardan doğan çocuklara da enfeksiyon bulaşıp, daha sonra enfeksiyon gelişebilir. Enfeksiyon yakın kontakla, aynı yatakta yatmakla, ortak banyo ve tuvalet kullanımı ile bulaşmaz. Hastalık ortak bardak, tabak, çatal kullanımı ile de yayılmaz. Hastalığın el sıkışma gibi kişisel temasla bulaştığı saptanmamıştır.

HIV Testi
HIV testi kanda HIV virüsüne karşı antikor saptanarak yapılır. Kan bankalarında kan nakli ile virüsün bulaşmasını engellemek için bu tarama testlerini kullanmaktadır. Bu testler HIV e maruz kaldığı düşünülen kimselere sağlık kurumlarında yapılabilir. Bu test yüksek güvenirliliğe sahiptir ve bu kişinin daha önceden HIV virüsüne maruz kalıp kalmadığını gösterir. Bununla beraber kişi HIV virüsüne maruz kaldıktan sonra bu testlerin pozitifleşmesi 3 ayı alabilir. Doktorunuz bu test sonuçlarının anlamını her hastasına anlatacaktır.
Bu yazının amacı AIDS' de sık görülen deri bulgularına dikkat çekmek için hazırlanmıştır. Bu deri problemlerinin doğru tanısı uygun tedavilerin seçilmesini sağlayacaktır. Ayrıca bu deri hastalıklarının tanınması erken devrede AIDS'in tanınmasına neden olur.

Kaposi Sarkomu
AIDS'deki yaygın deri problemlerinden biri Kaposi Sarkomudur. AIDS tedavisinde yeni tedavi kombinasyonlarının bulunması, eskiye oranla Kaposi Sarkomunun daha az görülmesine neden olmuştur. Dermatoloji Uzmanları Kaposi Sarkomu tanısını, ciltteki bulgulardan biyopsi alarak koyar.
Kaposi Sarkomunda ağrı ve kaşıntı yoktur. Hastalık derinin herhangi bir yerinde veya ağız içinde (özellikle üst damakta ve dilde) görülebilir. Hastalık bulguları pembe, koyu kırmızı, mor ve kahverengi olabilir. Sıklıkla sinek ısırığı, doğum lekeleri ve morarma ile karıştırılırlar. Büyüklükleri toplu iğne başından bozuk para büyüklüğüne kadar değişebilir. Hastalığın bulguları deriden kabarıktır ve hatta büyük boyutlu tümörler şeklinde görülebilir. Hastalığın seyri esnasında bir yada bir çok yeni kabarıklık gelişebilir. Ara sıra Kaposi Sarkomu lenf düğümleri, dalak, karaciğer, bağırsak ve akciğer gibi iç organları tutar.

Yüzdeki ve diğer alanlardaki büyük tümörler kolayca tanınır ve hastayı rahatsız eder. Bu tümörler radyoterapi, dondurma tedavileri, cerrahi ve çeşitli ilaçların enjeksiyonu ile tedavi edilebilir. Yaygın dağılımı olan hastalar kemoterapi ile tedavi edilmelidir.

AIDS ile ilişkili diğer deri hastalıkları
Sağlıklı insanlarda görülen bir çok deri problemi HIV enfeksiyonu olan hastalarda görülebilir. HIV enfeksiyonlu hastalarda bu hastalıklar daha şiddetlidir ve tedavisi daha zordur. Bundan dolayı Dermatoloji uzmanının tanı koyması ve tedaviyi düzenlemesi daha doğrudur.

Viral Enfeksiyonlar
Viral enfeksiyonlar AIDS' li ve HIV enfeksiyonu taşıyan kişilerde yaygın görülür. Bu enfeksiyonlar derinin herhangi bir yerinde veya mukozalarda görülür. AİDS'li hastalardaki viral hastalıklar normal kişilere göre daha şiddetli seyreder.

Herpes Simpleks insanlarda aralıklı enfeksiyon yapan bir virüstür. Herpes Simpleks tip 1 burun ve ağız etrafında uçuğa yol açar. Herpes simpleks tip 2 cinsel bölgede enfeksiyona neden olan bir virüstür. Ara sıra bu enfeksiyonlar gözde ve diğer deri alanlarında görülebilir. Tutulan alanda ilk olarak kızarıklık gelişir. Bu sırada yanma, kaşıntı veya ağrı vardır. Daha sonra grup halinde küçük su kabarcıkları oluşur ve bunlar patlayarak küçük ülserlere dönüşür ve daha sonra kabuklanır. Herpes bulguları 5-10 gün içinde iyileşir. HIV enfeksiyonlu hastalarda daha şiddetli, daha geniş alana yayılan, ağrılı ülserler, daha çok sayıda bulgu ve daha geç iyileşme görülür.
Dermatoloji uzmanları herpes simpleksin şiddetli ataklarında ağızdan antiviral ilaçları kullanırlar. Lokal uygulanan ilaçlar su kabarcıklarını geriletir ve rahatsızlığı azaltır. İkincil olarak bakteri enfeksiyonları gelişmişse antibiyotikler faydalı olur. AIDS de herpes enfeksiyonları vücuda yayılarak ateş, şuur bulanıklığı, baş ağrısı ve halsizlik yapar. Bu durumdaki hastalara hastanede damar yolu ile ilaç verilir.

Zona olarak bilinen Herpes Zoster çocuklukta geçirilen su çiçeğinin yeniden aktive olması ile gelişen bir enfeksiyondur. Döküntü vücudun tek tarafında bant tarzında görülür. Tutulan bölgede önce hassasiyet ve kızarıklık , hatta derin bir ağrı bulunur. Daha sonra bu bölgede grup halinde su kabarcıkları görülür, bu kabarcıklar açılarak ülser halini alır ve sonrada kabuklanır. Bu bölgedeki sinirin iltihaplanması nedeni ile şiddetli ağrı mevcuttur. Zona AIDS'in veya bozulmuş bağışıklık sisteminin ilk belirtisi olabilir. Bu durumda hastalık haftalarca sürerek, vücudun diğer bölgelerine yayılarak suçiçeği benzeri döküntü oluşturabilir. Lokal olarak uygulanan losyon ve ağızdan alınan antiviral tedavi döküntüde kurumaya yol açar. Ağrı kesiciler ağrıyı azaltmak için kullanılır. Döküntü gerilemesine rağmen ağrı devam edebilir. Yaygın dağılımı olan hastalar hastane ortamında damar yolundan kullanılacak ilaçlar ile tedavi edilmelidir.

Molluscum Kontagiosum , derinin yüzeysel bir virüs enfeksiyonudur. Sıklıkla çocuklarda , daha az sıklıkla seksüel olarak aktif olan erişkinlerde görülür. Üzeri pürüzsüz, incimsi veya mumumsu görünümde kabarcıklar şeklinde görülür. Bu kabarcıkların boyutu toplu iğne başı büyüklüğünden bezelye büyüklüğüne kadar değişir. Kabarcıkların merkezinde bir göbeklenme vardır ve içi peynirimsi bir materyal ile doludur. Molluscum Kontagiosum HIV enfeksiyonu bulunan insanlarda sık görülür. Molluscum vücudun herhangi bir yerinde görülebilir. Dermatoloji uzmanları molluscumları dondurarak veya içindeki peynirimsi materyali çıkararak tedavi eder.

Siğil papilloma virüsün oluşturduğu iyi huylu , ağrısız deri gelişimidir. Bunlar derinin herhangi bir yerinde meydana gelebilir, özellikle de el, ayak, yüz, cinsel bölge ve makat bölgesinde görülür. Siğil HIV enfeksiyonu olan kişilerde görüldüğünde çok büyük ve rahatsız edici boyuta ulaşabilir. HIV enfeksiyonlu kişilerde virüsler standart tedavilere dirençlidirler. Tedaviden sonra tekrar etme oranı fazladır.

Ağızda kıllı lökoplaki
Ağızda kıllı lökoplaki sık rastlanmayan bir tablodur ve sıklıkla dilde küçük beyaz tüylü oluşumlar şeklinde görülür. Ağızda kıllı lökoplakiye herpes virüs ailesine bağlı bir virüs olan Epstein-Barr virüsün neden olduğuna inanılmaktadır. Ağızdaki kıllı lökoplaki, bir mantar enfeksiyonu olan pamukçuk ile karışır. Bu durum hastada herhangi bir rahatsızlığa yol açmaz. Bir hastada kıllı lökoplakinin saptanması o hastada HIV enfeksiyonu olduğunun önemli bir göstergesidir.

Mantar enfeksiyonları

Maya enfeksiyonları - Ağız, vajina, koltuk altı kasık bölgesinde Candida albicans denen mantarın yaptığı deri enfeksiyonudur. Bu enfeksiyon HIV enfeksiyonlu hastalarda sıkl görülür ve tekrar eder. Ağızdaki mantar enfeksiyonu pamukçuk olarak bilinir. Dilde ve yanağın iç yüzeyinde kolaylıkla kazınabilen beyaz süt kesiği şeklinde alanlar oluşur. Pamukçuk sıklıkla kıllı lökoplaki ile karışır. Pamukçuk ağızda acı tad hissine neden olabilir.
HIV taşıyıcısı ve AIDS olan çocuk ve erişkinler sıklıkla kalça kıvrımında şiddetli kaşıntılı kırmızı bir döküntü şeklinde mantar enfeksiyonu geçirir ve bu enfeksiyon daha sonra cinsel bölgeye ve kalçalara yayılır. Bu enfeksiyonlar HIV enfeksiyonu bulunan hastalarda tedaviye dirençlidir. Bu enfeksiyon hap ve kremlerle tedavi edilir ve tedavi kesilince enfeksiyon yeniden görülür. Bağışıklık sistemi güçsüzleşen bayan hastalarda şiddetli ve tedaviye dirençli vajina enfeksiyonu gelişir. Bu enfeksiyonda süt kesiği şeklinde vajina akıntısı ve bu bölgede nem artışı görülür. Mantar enfeksiyonunu tedavi etmek için ağızdan tedavi gereklidir.

Diğer mantar enfeksiyonları - HIV enfeksiyonu bulunduran kişilerde el ve ayak derisinde pullu ve kaşıntılı mantar enfeksiyonu ve ayrıca tırnaklarda enfeksiyon görülebilir. Bu mantar enfeksiyonları deride kalınlaşma yapan kronik pullu bir döküntüye, el ve ayak tırnaklarında renk değişikliğine neden olur. Derinin mantar enfeksiyonları mantar ilacı içeren kremlerle kolaylıkla tedavi edilir. Bununla beraber tırnaktaki enfeksiyonlar lokal tedaviye zor cevap verir ve aylarca tablet kullanılması gerekir. Ne yazık ki bu enfeksiyonlar tedavi kesildikten sonra tekrar etme özelliğindedir.

Kriptokokosis - İnsanlarda nadiren enfeksiyona neden olan cryptococcus neoformans adlı mantarın yaptığı mantar enfeksiyonudur. Kriptokokosis akciğer, beyin ve omuriliği tutan öldürücü potansiyele sahip bir mantar enfeksiyonudur. Hastalık deriyi nadiren tutabilir ve vücudun herhangi bir yerinde çok sayıdasivilceye benzer kabarıklıklar ve küçük abseler yapar. Beyin ve omuriliği tutan şiddetli olgularda hastanede yapılan agresif tedaviler(damar yolundan ilaç verilmesi gibi) gereklidir

Bakteri enfeksiyonları

HIV enfeksiyonlu hastalar sıklıkla derilerinde bakteri enfeksiyonu geçirir. Damar yolu ile enjeksiyon yapılanlar iğne yerinde abse gelişebilir. Bu bakteri enfeksiyonlarından biri impetigodur. İmpetigoda geniş, içinde iltihap bulunan, kolaylıkla patlayan ve sarımsı bir sıvı sızan kabarcıklar gelişir. Kabarcıklar patlayınca geniş ülserler gelişir ve sarımsı kabuklarla kaplanır. Kabarcıklardan alınan sıvının kültüründe hangi bakterinin ürediği saptanır ve de buna göre uygun antibiyotik başlanır. Bağışıklık sistemi baskılanmış hastalar sıklıkla bakteri enfeksiyonu geçirir ve bu enfeksiyonlar kana ve vücudun çeşitli yerlerine dağılabilir. Bu hastalarda dikkatli bir gözlem ve damar yolu ile antibiyotik kullanılması gereklidir.

Diğer deri hastalıkları

Seboreik dermatit yüzde özellikle yanak, alın, kaş, burun ve kulak, saçlı deri, göğüs ve kasıktagörülen kırmızı üzeri kepekli bir egzema türüdür. Tedavi genellikle krem ve pomatlarla yapılır. HIV enfeksiyonu bulunan hastalarda daha agresif tedavi yapmak gerekebilir.

Sedef - Sedefi bulunan HIV' li kişilerin sedef bulgularıdaha şiddetlidir. Sedefteki alevlenmede somon renginde üzeri pullu döküntülerin büyüklüğü ve sayısı artar ve tüm deri özellikle saçlı deri, diz ve dirsekler bu döküntü kaplanır. Bazı hastalarda el ve ayak tabanlarında kalın pullar gelişir ve içi iltihaplı kabarcıklar oluşur, bu durum hasta açısından çok rahatsız edici olabilir. Tüm vücut derisini kaplayan kaşıntılı, kırmızı ve pullu sedef tablosu görülebilir. Bu hastalar hastaneye yatırılıp, dermatoloji uzmanı gözetiminde agresif tedaviler uygulanır.
HIVli hastalardaki sedef lokal olarak uygulanan kortizon ve katran tedavilerine ve ışık tedavisine dirençlidir. Şiddetli sedef hastalarında uygulanan metotreksat tedavisi HIV hastaları için bağışıklık sistemini baskıladıkları için tehlikeli olabilir

Kurdeşen ve Kaşıntılı kırmızı kabarcıklı hastalık - HIVli hastalarda sıklıkla bezelye büyüklüğünde, kırmızı ince kabarcıklar yaygın olarak görülür. Ayrıca bazen geniş kurdeşen denen döküntüler görülebilir. Tedaviye dirençli kaşıntı oldukça rahatsız edicidir ve kontrol altına alınması zordur. Hastalık sıklıkla yüksek doz ilaç alımı ile kontrol altına alınabilir.

Yüzde yağ atrofisi- Bu durum HIV enfeksiyonuna bağlı olarak veya tedavide kullanılan ilaçlara karşı gelişen bir durumdur. Bu tablo yüze yağ dokusu veya dolgu maddelerinin enjeksiyonu ile tedavi edilebilir.

Kıl dibi iltihabı ve sivilce benzeri bulgular - HIV enfeksiyonlu bir çok hastada göğüs, sırt, yüz, saçlı deri, bacak ve kalçada kıl diplerine uyan alanda çok sayıda sivilce benzeri döküntü görülebilir. Bu sivilce benzeri döküntü oldukça kaşıntılıdır ve hasta bu döküntüyü kaşıyarak kanatır ve ikincil olarak bakteri enfeksiyonu gelişir. Bu durum kıl dibi iltihabı olarak bilinir ve genellikle antibiyotik, anti bakteriyel sabun ve sivilce tedavisinde kullanılan lokal tedavilerin kombinasyonu ile tedavi edilir.
Yukarıda bahsedilen hastalıkların bir çoğu HIV enfeksiyonunu taşımayan sağlıklı hastalarda da yaygın olarak görülür. Bununla beraber bir kişi HIV enfeksiyonu açısından yüksek risk taşıyorsa ve yukarıdaki tablolardan biri mevcut ise, bu bulguların HIV enfeksiyonunun neden olduğu bağışıklık yetmezliğinin bir belirtisi olabileceği göz önünde bulundurmalıdır.

NOT::
Bu Bilgiler Dermatoloji Uzmanı Dr. Şafak Metekoğlu tarafından hastaları bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır. Tüm hakları Dr. Şafak Metekoğlu'na aittir ve kendisi Şişli Hospitalium Hastanesi 'nde çalışmaktadır.
Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu gelişen hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar; sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site sorumlu kılınamaz.

Kaynak:Güzelomline..

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:37 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 
http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg


Güneşten neden korunmalıdır?
Geçmişte güneşe maruz kalmanın sağlıklı bir açık hava aktivitesi olduğu düşünülmekteydi. Bununla beraber, modern araştırmaların verdiği bilgiler, güneşin erken deri yaşlanmasına ve deri kanserine yola açtığını göstermiştir.

Güneş ne tip hasarlara neden olur?
Güneş enerjisinin yeryüzüne ulaşan bir kısmı görülebilir ultraviyole ( morötesi) ışığı içerir. Ultraviyole ışık (UVA ve UVB ) deriye girdiğinde, deri hücrelerinde hasara yola açarak gözle görünen ve görünmeyen hasara neden olur.

Güneş yanıkları görülebilen hasarlardan biridir ve güneşe maruz kalındıktan birkaç saat sonra ortaya çıkar. Bir çok kişide bu durum bronzlaşmaya neden olur. Açık tenli kişilerde güneşe maruz kalan alanlarda çiller meydana gelir. Çiller güneş hasarının oluştuğunun belirtecidir ve de güneşten korunma ihtiyacının olduğunu gösterir.
Ultraviyole ışınları deri hücrelerinde gözle görülemeyen hasara yol açar. Bu hasarların bir bölümü onarılırken, bazı hücre hasarları yıllar geçtikçe üst üste eklenir. 20-30 yıl sonra bu hasarlar deri kırışıklıklarına, yaşlılık lekelerine ve de deri kanserine yol açar. UVB ışığı pencereden geçmezken, UVA ışığı geçer.

Hangi tip deri hasarı deri kanserine yol açar?
Şiddetli güneş yanıkları ile bu yanıklardan yıllar sonra gelişen en tehlikeli deri kanseri olan Melanom arasında bir ilişki mevcuttur. Melanom ergen ve genç erişkinleri de içeren her yaş grubunda görülen bir deri kanseridir. Melanom vücudun diğer kısımlarına yayılabilir ve öldürücü olabilir.
Gözle görünmeyen güneş hasarı deri kanserine yola açar. Bazal hücreli kanser genellikle orta ve ileri yaşta görülür, fakat ergenlik dönemi gibi erken yaşta da oluşabilir. Bu kanserler nadiren vücudun diğer kısımlarına yayılır. Bununla beraber deri ve altındaki dokularda ilerleyen hasara neden olduklarından tedavi edilmelidir. Skuamöz hücreli kanser eğer erken tedavi edilmezse vücudun diğer bölümlerine yayılabilirler.

Güneşten korunmaya ne zaman başlanılmalıdır?
Güneşten korunmaya bebeklik döneminde başlanmalı ve tüm yaşam boyu devam edilmelidir. Hayat boyu maruz kalınan güneş ışığının %80' i yaşamın ilk 18 yılında alınmaktadır. Bu nedenle çocukların güneşten korunması çok önemlidir.

Çocuğumu güneşe karşı nasıl koruyabilirim?
İşe çocuğunuza aşağıdaki güneşten korunma yollarını öğretmekle başlayın.
• Gün ortasında güneşte kalınmamalı.
• En az 15 koruma faktörlü güneşten koruyucu kullanılmalı.
• Tişört ve şapka kullanılmalı.
• Arkadaşlarınızla güneşten korunma hakkında konuşmalı.

Nelerden kaçınılmalıdır?
Güneş ışınlarının şiddetli olduğu saatler olan gün ortasında güneşte kalmayın. Oyun ve açık hava aktivitelerini saat 10.00dan önceye veya 16.00 dan sonraya alın. Gün ortasında güneş ışınları atmosferde daha az yol aldığından daha şiddetlidir. Ekvatora yaklaşıldıkça, dağlık alanlarda, ve yaz aylarında daha fazla güneşe maruz kalınır. Güneşin zararlı etkileri su, beyaz kum ve karda yansıma ile artar.
Uzun süre direk güneş ışığına maruz kalmayın. Özellikle gölgeniz kendi boyunuzdan daha kısa olduğu saatlerde, gölgede oturun veya oynayın.
Güneş yanıklarında kaçının. Güneşte kaldığınız süreye dikkat edin. Yaz ayında gün ortasında açık tenli bir kişinin güneşte yanması yalnızca 15 dakika sürer.

Güneş hasarı nasıl engellenebilir?
Güneş ışınlarını UVA ve UVB filtresi olan en az 15 faktörlü güneşten koruyucu krem losyon ve jel ile bloke edin. Güneşten koruyucuları her iki saatte yenilyin ve bulutlu havalarda bile kullanın. Eğer yüzüyor veya yoğun fiziksel aktivite yapıyorsanız, güneşten koruyucunuzu daha sık uygulayın.
Koruyucu faktörü 15 veya daha fazla olan güneşten koruyucuları tercih ediniz. Güneşten koruyucuların koruyucu kapasitesi güneşten koruyucu faktör ile belirtilir. Güneşten koruyucu faktör numarası 15 veya daha yüksek faktörlü güneşten koruyucuları tercih edin. Güneşten koruyucuların koruyuculuk özellikleri faktör arttıkça artar. Güneşten koruyucu faktör deride güneş yanığı oluşmadan kalınabilen süreyi belirler. Açık tenli bir kişi normalde gün ortasında güneşte 20 dakikada yanarken; 15 faktörlü güneşten koruyucu kullanan bir kimse bunun 15 katı sürede yani 300 dakikada yanar. Kuru ciltlere daha fazla güneşten koruyucu losyon uygulanmalıdır. Vücudun açıkta kalan tüm alanlarına kulaklar ve dudaklarda dahil olmak üzere güneşten koruyucu sürülmeli, göz kapaklarına uygulanmamalıdır. Güneşten koruyucu dışarı çıkmadan 30 dakika önce uygulanmalıdır. Yüzme ve terleme sonrası yeniden sürülmelidir.
Gözle görülemeyen tipteki güneşten koruyucular güneş ışınlarını tutar ve derinin güneş tarafından hasarlanmasını engeller.
Gözle görülebilen beyaz veya renkli opak güneşten koruyucular tüm ışınların deriye girmesini engeller. Bu koruyucular sıklıkla çinko oksit veya titanyum dioksit içerir. (kimyasal içermez) Burun, kulaklar ve omuzlar gibi yüksek riskli alanlarda faydalıdır.
Altı aydan küçük olan bebekler doğrudan güneş ışığına tutulmamalıdır ve koruyucu giysiler giymelidir. Güneşten koruyucu kullanımına 6. ayda başlanılmalıdır. 6 aydan evvel uzun süreli güneşte kalınmamalı, eğer muhakkak kalınacaksa güneşten koruyucular kullanılmalıdır.

Güneşten korunmak için nasıl giyinilmelidir?
Dışarıda açık renkli kıyafetler ve şapka kullanılmalıdır. Açık havada çıplak kalınmamalıdır.Yüzmeden sonra tişört giyilmeli, şapka takılmalıdır. Sıkı dokumalı kıyafetler güneş ışınlarını geçirmez ve de sıcağı yansıtarak serin tutar. Güneş gözlükleri ise göz ve göz kapaklarını güneşten korur.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:37 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 
http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg


Bu durum deri ile temas eden çeşitli maddelerin sebep oldugu bir hastaliktir. allerjik kontak dermatite neden olan maddelere allerjen denilir. Eger bir kişi bu allerjene karşi allerjik ise, bu allerjen ile temas kaşinti ve küçük su dolu kabarciklara neden olur. Bu tablo ise allerjik kontakt dermatit olarak adlandirilir.
Asitler, alkali, çözücü, kuvvetli sabun ve deterjanlargenelde allerjik kontakt dermatite neden olmaz. Bu kuvvetli kimyasallar herkesin derisinde reaksiyon oluşturur. Bu maddelere irritan denilir. Bazi kimyasal maddelerhem allerjen, hem de irritan yapida olabilir.

Dermatitin görüntüsü nasildir?
Genellikle deri kirmizi, ödemlidir ve su dolu kabarciklar vardir. Bu kabarciklar patlayarak, pullanma ve kabuklanmaya ile kaplidir. Daha sonra deri rengi koyulaşir ve derinin kabalaşir. allerjik kontakt dermatiti diger döküntülerden ayirmak zordur.

Nedenin saptanmasi
Hastanin evde veya işyerinde derisi ile temas eden maddeler dermatoloji uzmani tarafindan sorgulanir. Bir çok kontakt dermatit, döküntünün yerleşimi ile taninir. Bazen fizik muayene ve sorgulama ile allerjen saptanamaz, bu durumda Dermatoloji Uzmanlari allerjik patch (yama) testi uygularlar. Patch test temas eden allerjeni tespit etmek için kullanilan kolay ve güvenli bir testtir. Olasi allerjenin ufak bir miktari deriye uygulanip bantlanir ve iki gün sonra test bölgesi açilir. allerji oldugunda yama testinin uygulandigi alanda küçük kirmizi bir döküntü olur.
Sik rastlanilan allerjenler nikel, lastik, boyalar, koruyucular, parfümler ve bazi bitkilerdir.

Nikel Dermatiti
Nikel bir çok metal eşyada bulunan bir maddedir. Bir çok krom kapli obje, hassas kişilerde reaksiyon oluşturabilecek miktarda nikel içerir.
Paslanmaz çelikten yapilan eşyalar nikel içerirler, fakat bu nikel siki baglandigindan nikel hassasiyeti olan kişiler için güvenlidir.
Nikel içeren küpeler kulak memesinde allerjiye neden olurlar ve nikel allerjisi bulunan kişilerde siklikla problem olurlar. Kulak delmek için kullanilan igneler veya küpe takilmasi ile allerji başlar. Kulagi delmek için yalnizca paslanmaz steril igneler kullanilmalidir. Delme işleminden sonra en azindan üç hafta nikel içermeyen küpeler kullanilmalidir.
Kiyafetlerdeki dügme, fermuar ve klips ve benzeri metal aksesuarlar nikel içerirler ve allerjiye neden olabilirler. Nikel hassasiyeti bulunan kişiler kiyafetlerinde naylon aksesuarlar kullanmalidir.
Nikel hassasiyeti bulunan kişilerde terleme dermatiti şiddetlendirir. Nikel içeren objelerin terli bir deriye temasindan 15-20 dakika sonra deride kaşinti başlar: Döküntü bir iki gün içinde gelişir. Eger terleme yok ise ayni objelerin saatlerce temasi herhangi bir probleme neden olmaz.

Lastik
Lastikten yapilmiş ürünler siklikla allerjik kontakt dermatite neden olur. Lastige eklenen kimyasallar reaksiyona neden olabilir. Lastik, özellikle de latex kaşinti, yanma ve kurdeşen gibi ani allerjik reaksiyona neden olabilir. Bazi kişilerde kaşinti, gözde yaşlanma ve nadiren nefes darligi oluşabilir. Bu durum saglik çalişanlari gibi latex eldiven giyenlerde siktir. Lastik eldivenler eldivenin altindaki deride dermatite neden olur. Pudrasiz eldivenler daha az allerjeniktir. Lastik allerjisi bulunan bir çok kadin ev işlerinde pamuk astarli eldiven kullanmalidir. Ayakkabilarda bulunan lastik materyaller ayaklarda allerjiye neden olabilir. Bu kişiler lastik içermeyen ayakkabilar giymelidir.Ayakkabilardaki yapiştiricilar da probleme yola açabilir. Deri ayakkabilar da bile yapiştiricilar kullanilir.

Saç Boyalari
Bir çok kişi saçlarini herhangi bir zorluk taşimadan boyar. Bununla beraber bazi kişiler parafenilendiamine(PPD) karşi hassastirlar. PPD kalici saç boyalarinda kullanilan bir maddedir. Bu madde saça uygulanmadan evvel peroksit gibi bazi kimyasallar ile kariştirilir.
PPDye allerjisi bulunan kişiler kalici saç boyalarini kullanmamalidir. PPD ye allerjisi olan kişilerin ¼ ü yari kalici boyalara karşi da allerjiktir. Bu nedenle uygulanmadan evvel pakette anlatildigi gibi patch (yama) testi uygulanmalidir.
PPD ye allerjik bir çok kimse kalici olmayan boyalari kullanmalidir. Bununla beraber az sayida kişi bu maddelere karşi da hassasiyet gösterebilir.
Bazi kiyafetler PPD içerirken , bazi giysiler de PPD'ye karşi çapraz reaksiyon gösteren boyalar içerebilir. Bunun sonucu olarak bu kişiler özellikle naylon ve polyester gibi sentetik maddelerden yapilmiş, siyah renkteki elbiseleri giyemez.
PPD ye hassasiyet gösteren olgularin %25 i PPD ile ilişkili olan ve lokal anestezi için kullanilan benzokain maddesine karşi allerjiktir.

Neomisin
Neomisin bir çok antibiyotikli krem, pomad, losyon , göz ve kulak damlalari da bulunan bir antibiyotiktir. Bazen diger antibiyotikler ve kortizon ile kombinasyon halinde bulunabilir. Bu ilaçlari herhangi bir nedenle kullanan kişilerin bazilarinda allerjik reaksiyon gelişebilir.

Deri Bakin Ürünleri
Parfüm, losyon ve kozmetikler allerjik kontakt dermatite neden olabilir. Bazi kişiler kozmetik ürünlerdeki koku maddelerine hassastir. Diger bir kisim hastalar ise kozmetik maddelere bozulmayi engellemek için konulan Koyuyucu maddelere karşi allerji gelişebilir.
Koku veren maddeler karşi allerjisi olanlar kokusuz kozmetik ürünleri kullanmalidir. Fakat kokusuz ürünler bile, içerdikleri kimyasallarin kokusunu gidermek amaciyla eklenen kokulari ihtiva edebilir. Gerçekten prezervatif (koruyucu) madde içermeyen ürün çok azdir. Koruyuculara karşi olan allerji patch (yama) testi ile saptanabilir.

Kromatlar
Krom içeren kromatlar siklikla allerjik kontakt dermatite neden olur. Kromatlar çimento, deri, bazi kibritler, boyalar ve paslanmayi giderici ürünlerde bulunur. Bu madde ile temas, otomobil, kaynak, çimento, döküm işleri, yol yapimi işleriyle ugraşanlarda siktir. Kromatlar açik kahve renkteki deri ayakkabi ve kiyafetlerin yapiminda da kullanilir. Ayakkabi dermatitleri kromat içeren deri ürünlerinin kullanilmasi sonucunda oluşur
.
Tedavi


allerjik kontakt dermatiti olan kişiler aşagidaki kurallara uymalidirlar:
  • Reaksiyona neden olan maddeden uzak kalinmalidir. Dermatoloji uzmanlari etken olan maddeler ve bunlardan korunma konusunda hastalarini bilgilendirir.
  • allerjen maddeyi içermeyen ürünler kullanimi allerjik reaksiyon gelişimini engeller. Dermatoloji Uzmaninizdan bu ürünler hakkinda bilgi aliniz.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:37 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 
http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg



Alopesi areata nedir?
Alopesi tıp dilinde saç kaybı anlamına gelmektedir. Alopesi areatada ise saçlarda aniden yuvarlak saçsız alanlar oluşturacak şekilde dökülme olmasıdır.

Alopesi areatanın nedeni nedir?
Alopesi areata otoimmun bir hastalıkdır. Otoimmun hastalıklarda bilinmeyen br nedenle bağışıklık sistemi kendi hücrelerini yabancı olarak görüp bu hücrelerle savaşmaya başlar. Bu durumda kıl kökleri etrafında bulunan lenfosit denen hücreler sitokin diye adlandırılan kimyasallar salgılarlar ve bu da saçlarda dökülmeye neden olur.

Hastalığın ailesel özelliği var mıdır?
Alopesi areata ailenin bir bireyinden fazlasında görülebilir veya ailenin diğerlerinde pernisiyöz anemi ve vitiligo gibi diğer immun hastalıklar bulunabilir.

Hastalık bulaşıcı mıdır?
Alopesi areata bulaştırıcı değildir.

Alopesi areatanın nedeni nedir?
Hastalığın yenilen gıdalarla bir ilişkisi yoktur. Diğer sağlık problemlerinde olduğu gibi hastalık stressli bir olaydan sonra başlayabilir, fakat bu olguların hepsinde yoktur.

Hastalık nasıl görülür?
Alopesi areata belirgin bir rahatsızlık vermediği için, genellikle berberler tarafından saptanır. Saçın büyümesi durur ve kökünden ayrılır. Alpopesi areata üç evre gösterir. İlk olarak saçlar aniden dökülür, sonra dökülen alanda genişleme olur. Son olarak da saçlar başlangıçta renkleri beyaz veya gri olarak çıkmaya başlarlar. Bu ayları hatta yılları alabilir. Yeni kıllar çıkarken diğerleri dökülebilir.

Saçların tamamı dökülebilir mi?
Etkilenen hastaların %5 ine kadar olanında tüm saçlar dökülebilir. Bu duruma alopesi totalis denilir ve çok uzun sürebilir. Hastaların %1 inden azında vücut kılları tamamiyle dökülür, bu durum alopesi üniversalis olarak bilinir.

Hastalığın başka bir zararı var mıdır?
Alopesi areata fiziksel bir rahatsızlığa neden olmaz, ama psikolojik olarak hastayı etkiler.

Tedavisi Nasıl Yapılır?
Ne yazık ki hastalıkta kesin çözüm sağlayabilecek tedavi yoktur. Hastalık yavaş bir şekilde kendiliğinden iyileşebilir. Bazen yeni gelen saçlar beyaz veya gri renktedir, daha sonra orijinal renklerine dönerler.
Saçsız alana kortizon enjekte edilmesi saçların çıkışını hızlandırabilir. Bu tedavi intralezyonel kortizon enjeksiyonu olarak bilinir. Saçlardaki yeniden büyüme sadece enjeksiyon yapılan yerde görülür. Bu tedavi yeni alanlarda saç dökülmesini engellemez. Bununla beraber saçlar çıkmaya başlarsa ilave olarak yapılan enjeksiyonlar saçların çıkmasına yardımcı olur.

Hastalığın tedavisinde bir çok farklı alternetif yöntem kullanılır. Fakat bu tedavilerin sonuçları değişkendir. Bazı losyonların kullanılması bazı kişilerde saçların çıkmasına neden olmaktadır. Bu amaçla kortizonlu ilaçlar veya minoksidil ve tahriş edici bir ajan olan ditranol kullanılabilir.

İmmunoterapi denen tedavide düşük bir konsantrasyonda allerjik reaksiyon oluşturabilecek bir madde dökülen alan uygulanır ve bir allerjik kontakt dermatit oluşması sağlanır. Bu amaçla sıklıkla diphenylcyclopropenone (diphencyprone) kullanılır. Ne yazık ki bu tedavi tahriş edici ve rahatsızlık vericidir,sıklıkla lenf bezlerinde büyümeye neden olur.
Yaygın saç kaybı durumunda güvenilir bir tedavi yöntemi yoktur. Kortizon içeren haplar, PUVA dediğimiz bir ışık tedavisi uygulanabilir. Fakat bu tedavilerin bir takım yan etkileri vardır.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:37 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 



Çevremizde ultraviyole (UV) radyasyonun ve bir çok farklı kaynağın zararlı etkileri vardır. Güneş yanığı UV radyasyonun ilk zararlı belirtisiyken uzun süreli güneşe maruz kalmak fotoyaşlanan ve cilt kanserine neden olabilir. Bazı kişiler ise güneşe aşırı hassastırlar ve korunmaları gerekir.

Şu an güneşten korunmanın en iyi yolu güneşten koruyucu kremlerin kullanılmasıdır. Bununla beraber bu kremlerin kullanımının bir takım zorlukları vardır. Bu kremler 2 saatte bir uygulanmalıdır ve ayrıca tüm bu kremlerle korumak zordur.
Son yıllarda ağızdan alınan ve yüzeysel uygulanan bir takım antioksidan fotoprotektif ajanlar çıkmıştır.

Bu ajanlar nasıl etkili olur?
Vücutta bir takım reaksiyonların sonrasında oluşan serbest radikaller ve reaktif oksijen radikalleri vücut için bir takım zararlı etkilere neden olur.
· UV nin oluşturduğu günaş yanığı hücrelerinin sayısını azaltır.
· Langerhans hücrelerini korur.

Ağızdan alınan veya lokal olarak sürülen antioksidanlar nelerdir?
· Vitamin C
· Vitamin E
· Karotenler (özellikle beta karoten)
· Yeşil çay

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:37 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 



Hirsutism (aşırı kıllanma) kadınlardaki kılların aşırı artmasına verilen durumdur.

Kadınlarda hirsutism var denilebilmesi için hangi bölgelerde kıllanma görülmesi gereklidir?
Bu kıllanma erkek tip kıllanma, yani bıyık ve sakal bölgesinde kıllanma görülmesi ve kol ve bacaklarda da kılların normalden kalın olması şeklindedir.Bu durumda göğüs bölgesinde ve cinsel bölgenin dışındaki karın ve kalça bölgesinde kıllanma vardır.

Hangi durumdabir kadında hirsutism var, hangi durumda kıllanmanın düzeyi normaldir denilebilir?
Bu durum kültürel ve ırksal faktörlere göre değişebilir. Ama hirsutismus oldukça yaygındır. Hirsurism genellikle ailesel ve genetik orijinlidir. genellikle bu tip ailelerde herkez kıllı olduu için bu durum normal kabul edilir. Ama bazı toplumlarda da bu durum istenmeyen bir hadisedir.

Hirsutismus hormonal faktörlere bağlı olarak mı gelişir?
Bazı hirsutismi bulunan kadınlarda hormonlar(testesteron_erkeklik hormonu) artmasına rağmen, çoğu kadında hormon seviyeleri normaldir. Bu kadınlarda kıl kökleri çok az miktarda hormona aşırı duyarlıdır. Bu durumda kıllar hızlı uzar ve kalındırlar. Kıllanma genellikle ergenlik döneminde başlar ve yaşlandıkça artar.

Hastalara hormon testleri yapılmalı mıdır?
Hirsutismin yüksek hormon düzeylerine bağlı olup olmadığını saptamak için kanda hormon düzeylerine bakmak gerekir.

Hormonlardaki yükseklik hangi durumlarda oluşur?
Beyinde hormon salgılayan hipofiz bezi ve böbrek üstü bezindeki tümörler hormon tahlilllerinde yükselmeye neden olur. Kandaki prolaktin ve kortizol düzeylerine de bakılmalıdır.

Hormon tehlillerinden başka tetkik yapılması gerekir mi?
Yumurtalıklarda polikistik over sendromu olup olmadığını anlamak için ultrasonografi yapılmalıdır.

Hirsutism hangi fiziksel yöntemlerle tedavi edilrebilir?
Tedavide kalıcı olmayan bazı yöntemler uygulanabilir.

Kalıcı olmayan bu yöntemler nelerdir?
  • Kılların rengini açma: Kılların renginin çeşitli kimyasallarla azaltılması kılları daha az belirgin hale getirir.
  • Depilatör kremler: Bu kremler perma solüsyonlarında bulunan thioglikolat içerirler. Bu kremler kıllı alana sürülüp 15-30 dakika bekletilmelidir. Sonra krem silindiğinde kıllarında kremle birlikte döküldüğü görülecektir. Bazen bu kremler cildi tahriş edip dermatite yol açabilirler.
  • Traşlama: traşlama işleminin günde 2 kez yapılması gerekbilir. traşlam olayaı kılları kalınlaştırmaz.
  • Ağda: Ağda işlemi 6 haftada bir tekra edilmelidir.
  • Epilady: Bu cihazlar kılı çekerek etkili olurlar.
Kalıcı yöntemler nelerdir?
  • Elektrolisis/termolisis: Bu yöntemle kıllar kalıcı olarak ortdan kaldırılabilir, fakat bu uzun sürer. İnce kişiye özel steril bir iğne kıl köküne sokulur minimal düzeyde bir elektrik akımı verilir, bu akım ısıya dönüşerek kılı harap eder. Küçük alanlara bir kaç haftada bir uygulamulanana yapılır. Uyulanacak alan çok geniş ise işlem maliyeti artar. Uygun yapılmayan tedavi ile iz kalabilir.
  • Lazer tedavisi: Sozamanlarda uzun dalga boylulaserler epilasyon yöntemi olarak kullanılmaktadır. Zaman geçtikçe bulaserlerin etkinlikleri daha net olarak belli olacaktır.
Fiziksel epilasyon yöntemlerinin yan etkileri nelerdir?
Ağda, traşlama gibi yöntemlerle folikülit gelişebilir. Bu durumda tedavi edilen kıl kökleri iltihaplıdır ve ağrılı sivilce benzeri bir oluşum meydana gelir. Folikülit haftalarca sürebilir. Bu durumda işlem en azından kısa bir süre durdurulmalıdır.

Hirsutismus medikal olarak nasıl tedavi edilir?
Hormon tedavisi: Orta ve şiddetli düzeyde hirsutismi buluna bayan hastalarda antiandrojen maddeler içeren ilaçlar kullanılır. Nu ilaçlar erkeklik hormonları iel karşı etkileşime girerler. Bir çok olguda kıl uzam süresi yavaşlar, kıllar daha ince ve daha az görünebilir hal alır. Belirgin iyileşme görülmesi için 6-12 ay geçmesi gerekir ve tedavi yıllarca sürdürülmelidir.

Bu hormon ilaçları nelerdir?
  • Spironolakton: 50-200 mg dozunda aşırı kıl gelişimini yavaşça azaltır. Bazen doğum kontrol haplarıyla birlikte kullanılabilir. Yan etki olarak göğüslerde hassasiyet ve adet düzensizliği yapabilir.
  • Doğum kontrol hapları: Bir çok düşük doz kombine haplar faydalı olabilmesine rağmen, Diane 35 özellikle spesifik antiandrogenik aktiviteye sahiptir. (erkeklik hormonu karşıtı etki) Bu haplar siproteron ve östrojen içerirler. Yan etki olarak özellikle ilk aylarda adet dönemleri arasında kanama, göğüslerde hassasiyet, baş ağrısı yapabilir. Doğum kontrol hapları her kadın için uygun olmayabilir.
  • Siproteron: Adet siklusunun ilk on günü 50-200 mg dozda doğum kontrol hapları ile birlikte kullanımı oldukça etkilidir. Kilo artışı, depresyon ve libido kaybı yapabilir.
Hirsutismin tedavisini hangi branş uzmanları yaparlar?
Eğer hirsutisminiz var ise muhakkak dermatoloji, jinekoloji veya endokrinoloji uzmanlarına başvurmalısınız.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:37 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 
http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg


Egzema kelimesi bir çeşit dermatit (deri enflamasyonu) tablosunu tanımlamak için kullanılır. Egzemanın erken evresinde deride kızarıklık, su toplaması ve sulantı görülür. Daha sonra deri pullu kahverengimsi kalınlaşmış bir hal alır. Genellikle egzama kaşıntılıdır. allerjik kontakt dermatit, seboreik dermatit ve numuler dermatit egzema grubu içinde yer alan hastalıklardır. Bu yazıda spesifik bir egzema olan atopik egzema veya atopik dermatitden bahsedilecektir.

Atopik Dermatit veya Atopik Egzema
Atopi kelimesi deri, burun veya akciğerin aşırı enflamasyona eğilimini gösteren bir tanımlamadır. Atopinin ailesel özelliği vardır. Bu ailelerde saman nezlesi, astım gibi hastalıklar, deri hassasiyeti veya atopik dermatit geçirme hikayesi mevcuttur. Atopik dermatit olan bir çok hastanın ailesinde de benzer sorunlar vardır.

Atopik dermatit dünyada yaygın bir hastalıktır. Hastalığa her yaşta rastlanılabilmesine rağmen, en sık bebeklikten gençliğe kadar olan yaş diliminde görülür. Deri döküntüsü oldukça kaşıntılı olup, yaygın veya sınırlı olarak görülebilir.
Bu tablo sıklıkla çocukluk döneminde veya en azından 25 yaşından önce iyileşir. Hastaların % 50sinde hastalık, çocukluk dönemindeki kadar ağır olmasa da, ömür boyu sürer. Atopik dermatit aileler ve tedavi eden hekimler için rahatsız edici olabilir.

Eğer hastalık bebeklik döneminde başlarsa infantil egzama adını alır. Kaşıntılı, sızıntılı ve kabuklanma olan döküntü özellikle yüzde ve saçlı deride görülebilirken, başka alanlarda da mevcut olabilir. Kaşıntı olması nedeniyle bebekler kafasını, yanaklarını elleri ile kaşır veya yastığa sürter. Bir çok bebekteki döküntü iki yaştan önce geriler. Uygun tedavilere problem çözülene kadar devam edilir.
Bebeklik döneminden sonra, döküntü daha az kırmızı, daha az sızıntılı ve kabukludur. Döküntü daha kuru, kahverengimsi gri renkte ve kepekli veya deri kalınlaşması şeklindedir. Kaşıntı şiddetli bir şekilde devam etmektedir ve özellikle geceleri belirginleşir. Bazı hastalar kaşıntı nedeniyle derilerini kanatır ve buna bağlı kabuklar oluşabilir. Bu nedenle bu alanlarda enfeksiyon gelişebilir.

Ergenlik döneminde döküntü tipik olarak el ve ayaklardadır. Ama bazen el bilekleri, diz ve dirseklerin arka yüzü, ayak bilekleri, yüz ve göğüsün üst bölümü etkilenebilir.


Yüzünde atopik dermatit bulguları bulunan bebek


Atopik dermatit nasıl tanınır?
Yukarda tanımlanan bulgularla birlikte ailede allerjik hastalıklar var ise, tanı kolaylıkla konulur. Uygun, düzenli ve erken yapılan tedavi bulguları rahatlatır ve hastalığın şiddetini ve süresini azaltır. Hastalık bazen tipik olmayan bir şekilde avuç içleri el ve parmak sırtlarında veya ayakların üzerinde görülebilir.

Atopik dermatitle ilgili soru ve cevaplar
S. Bu durum diğer allerjilerle birlikte görülebilir mi ve bazı gıdalar hastalığa neden olabilir mi? C.Evet , fakat nadiren. (Yaklaşık % 10 oranında) Bazı gıdalar atopik dermatitin oluşmasında etkili olmasına rağmen, özellikle astımı olan bebekler ve küçük çocuklarda bu gıdaların kesilmesi hastalıkta iyileşme sağlamaz. Ani cevaba neden olan gıdalar yasaklanmalıdır. Doktor kontrolünde bazı gıdalar kısıtlanıp, daha sonra yine doktor kontrolünde tekrar hastaya verilmesiyle egzemanın gıdalarla şiddetlenip şiddetlenmediği saptanabilir.

S. Çevresel faktörler etkili midir ve hastalığı iyileştirebilir mi?
C . Ara sıra toz ve toz tutan objeler ( yün yastıklar, yataklar, halılar, bazı oyuncaklar ve yün ve sentetik kıyafetler ) hastalığın kötüleşmesine neden olabilir.

S. Astım ve saman nezlesi için kullanılan allerji testleri hastalığa neden olan etkenlerin bulunması açısından faydalı mıdır? C. Bazen, fakat her zaman değil. Pozitif bir test hastaların ancak % 20 sinde allerji olduğunu gösterir. Eğer test negatifse bu maddeye karşı kesinlile allerji olmadığını gösterir. Bu testlerin bu konuda tecrübesi olan bir hekim tarafından yapılması gerekir.
S. Saman nezlesi ve diğer allerjiler için kullanılan aşı tedavisi faydalı mıdır?
C. Genellikle değildir. Hatta bazı hastalarda hastalığın kötüleşmesine yol açabilir.

S. Hastalığı tedavi etmek için ne yapılmalıdır?
C. Dermatoloji uzmanınızın önerilerine uyunuz. Deriyi tahriş eden krem, losyon ve sabunlardan, kaba, pürtüklü ve sıkı saran giysiler ve yünlülerden uzak durun. Ani ısı değişikliği ve terlemeye neden olan aktiviteler atopik dermatiti şiddetlendirir. Hastalığı kötüleştiren duygusal değişiklikler gibi faktörler, banyo ve cildi nemlendirme konusunda doktorunuzun tavsiyelerine uyulmalıdır.

Doktorunuz deriye sürülen kortizonlu krem, merhem ve losyonları reçete edebilir. Ayrıca kaşıntıyı gideren antihistaminik dediğimiz hapları veya şurupları verebilir. Eğer ikincil olarak enfeksiyon gelişirse antibiyotik kullanılması gerekebilir. Bazen şiddetli olgularda ultraviyole(mor ötesi) ışık tedavisi uygulanabilir. Standart tedavilere cevap vermeyen olgularda yeni bir çok tedavi alternatifi bulunmaktadır.

Ağız yoluyla kortizon tedavisinden mümkünse kaçınılmalıdır. Fakat tedavisi başarılı olmayan olgularda hap veya enjeksiyon şeklinde kortizon kullanılabilir.
Son yıllarda bu hastalığa karşı bazı spesifik tedavi yöntemleri geliştirilmiştir. Topikal immunmodilatör adını verdiğimiz ilaçlar orta şiddetteki egzemalarda kullanılmaya başlanmıştır.Takrolimus ve pimekrolimus adındaki bu ilaçlar kortizon içermez. Yeni keşif edilen bu ilaçlar hakkında yapılan son çalışmalarda, bu ilaçların egzeması olan hastalarda iyileşme sağladığı ve de kortizonlu ilaçlar gibi yan etki oluşturmadığı saptanmıştır.
Atopik dermatit oldukça yaygın bir hastalıktır. Uygun yapılan bir tedavi ile hastaların büyük bölümünde hastalık kontrol altına alınabilir.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:38 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 
http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg


Ayakta mantar enfeksiyonuna çok sık rastlanır, hemen herkes hayatında bir kez mantar enfeksiyonu geçirir. Hastalık ergen ve erişkin erkeklerde sıktır, fakat kadınlarda ve 12 yaş altında çocuklarda da görülebilir. Ayaktaki mantar enfeksiyonu tedavi edilebilir, fakat kolaylıkla tekrar edebilir.
Ayakta mantar enfeksiyonuna neden olan etken, insan derisinde özellikle ayakta kolaylıkla çoğalır. Mantar özellikle karanlık, nemli ve ılık ortamlarda kolaylıkla ürer. Ayakkabının içindeki ayaklar mantarın üremesi için çok uygundur. Aynı mantar türü kasık bölgesinde de enfeksiyona neden olabilir.

Ayakta mantar enfeksiyonu nasıl gelişir?
Ayaktaki mantar enfeksiyonu bulaşıcıdır ve çıplak ayakla durulan yerlerde kolaylıkla bulaşır. Bununla beraber ayakta mantar enfeksiyonu gelişmesine neden olan kesin faktörler bilinmemektedir. Islak ayaklar, sıkı ve hava almayan ayakkabılar, çoraplar, yüzme, banyo alma ve egzersiz sonrasında ayakların kurulanmaması ayakta mantar enfeksiyonunun gelişmesine neden olur.

Ayakta mantar enfeksiyonu nasıl görünür?
Ayaktaki mantar enfeksiyonu herkeste aynı şekilde görülmez. Bazı kişilerde ayak parmak araları (özellikle son 4 ve 5 parmak arası) soyulur, kabuklanır ve pullanır. Aynı zamanda kızarıklık, pullanma ve hatta kuruluk ayak tabanında da olabilir. Bu enfeksiyon ayakta yanma ve kaşıntıya da neden olabilir. Daha az kişide yoğun kaşıntılı su kabarcıklarından oluşan küçük alanlar gelişebilir. Bu değişiklikler egzema ve sedef ile karışır.

Ayakta mantar enfeksiyonu


Ayak tırnaklarında da mantar enfeksiyonu gelişebilir ve tedavisi güçtür. Ayak tırnaklarındaki mantar enfeksiyonu tırnakta kepeklenme, kalınlaşma ve tırnağın bir kısmının ortadan kalkmasına neden olabilir. Bu tip değişiklikler sedef, travma ve yaşlılığa bağlı olarak da oluşabilir.




Ayak tırnağında mantar enfeksiyonu


Ayaktaki bütün cilt döküntüleri mantara bağlı olarak gelişmediğinden, ayaktaki her döküntü için mantar ilacı kullanılması döküntünün kötüleşmesine neden olabilir. Bu durumda bir Dermatoloji uzmanına başvurunuz. Doktorunuz size doğru tanıyı koyarak, doğru tedaviyi verecektir. Tedavi edilmeyen mantar enfeksiyonunda ayakta su kabarcıkları ve çatlamalar meydana gelir ve ikincil olarak bakteri enfeksiyonu gelişebilir.
Ayaktaki mantar enfeksiyonuna nasıl tedavi konur?
Dermatoloji uzmanınız cildinizi dikkatlice muayene eder. Ayağınızdaki kepeklerden örnek alarak mikroskop altında mantar arar veya bu materyali mantar üretmek için mantar kültürüne gönderir.

Ayaktaki mantar enfeksiyonu nasıl tedavi edilir?
Mantar tanısı konulduğunda tedavi bir an önce başlanmalıdır. Basit olgularda antifungal içeren kremler etkilidir ve yanma kaşıntı gibi bulguları hızla giderirler. Şiddetli olgularda eğer enfeksiyon krem tedavilerine dirençli ise antifungal tabletler kullanılabilir. Ayak tırnaklarındaki mantar enfeksiyonunun tedavisi güçtür ve antifungal tabletlerin aylarca kullanılması gerekir. Tedavinin düzgün uygulanması gerekir. Derinizde herhangi bir bulgu olmadığı halde mantar derinizde halen yaşıyor olabilir, bu durumda tedavinin erken kesilmesi tekrara neden olabilir.

Ayakta mantar enfeksiyonundan korunmanın yolları nelerdir?
Ayaktaki mantar enfeksiyonundan korunmak için aşağıdaki kurallara uyunuz:
  • Ayaklarınızı her gün yıkayınız.
  • Banyo sonrasında ayaklarınızı iyi kurulayınız
  • Özellikle yaz aylarında sıkı ayakkabılar giymekten kaçınınız. Sandalet gibi ayakkabıların giyilmesi en uygundur.
  • Teri emecek tarzda pamuklu çoraplar giyin ve çoraplarınızı her gün gerekirse daha sık değiştirin.
  • Antifungal içeren pudraları ayağınıza sürün ve ayakkabılarınızın içine dökün.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:38 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 



Bazal hücreli karsinoma en sık rastlanılan kanserlerden biridir. Olguların bir çoğunda güneş ışığına aşırı maruz kalmanın hastalığa neden olduğu düşünülmektedir. Günümüzde sıklığı artmaktadır, çünkü insanlar dışarıda daha fazla zaman geçirmektedir. Bazı görüşlere göre ozon tabakasının incelmesi ultraviyole ışığın daha fazla yeryüzüne ulaşmasına neden olmaktadır. Bazal hücreli karsinoma diğer organlara yayılmaz, kan yolu ile dağılmaz, nadiren etraf dokulara yayılarak bu dokularda hasar oluşturabilir. Bu nedenle bazal hücreli karsinoma uygun cerrahi tekniklerle tedavi edilmelidir.

Bazal hücreli karsinomanın görüntüsü nasıldır?
Bazal hücreli karsinoma sıklıkla yüz, saçlı deri, kulak, göğüs, sırt ve bacak gibi güneş gören alanlarda görülür. Tümör farklı klinik görünümlerde kendini gösterebilir. En sık görülen tipi küçük inci beyazı kubbe şeklinde şişliklerin görülmesidir. Yüzeyinde kan damarları görülebilir. Bazal hücreli karsinoma zaman zaman iyileşip, zaman zaman tekrar eden sivilce benzeri oluşumlar şekilde olabilir.
Daha nadir görülen morfeiform tipi beyaz sarı mumumsu, pürüzsüz yara izleri şeklindedir. Kanama, iyileşme ve yeniden tekrar etme bazal hücreli karsinomanın tipik belirtisidir.

Bazal Hücreli Karsinoma olduğumu düşünüyorum. Ne yapmalıyım?
Eğer iyileşmeyen bir yaranız mevcut ise muhakkak bir Dermatoloji uzmanına muayene olmalısınız. Doktorunuz muayeneden sonra biyopsi alıp almama kararını verir. Biyopsi lokal anestezi eşliğinde yapılan kolay bir işlemdir. Öncelikle doktorunuz diş hekimlerinin kullandığına benzer çok az bir lokal anestetik maddeyi derinize enjekte eder. Bu bölge uyuştuğunda doktorunuz punch biyopsi aleti ile hastalıklı alandan küçük bir miktar deri parçası alır.Yara yeri uygulama sonrasında bandajlanır ve doktorun önerdiği yara bakım önerilerine uyulur. Yara beş yedi günde iyileşir. Bazal Hücreli karsinomanın bir çok tipi vardır. Biyopsinin amacı hem bazal hücreli karsinoma tanısı koymak, hem de tipini belirlemektir. Tümör oldukça ince ve yüzeysel ise doktorunuz biyopsiyi hem tanı hem de tedavi amaçlı olarak planlayabilir.

Biyopsi sonucu Bazal hücreli Karsinoma olarak gelirse ne yapılmalıdır?
Doktorunuz sizle tartışarak en uygun cerrahi yöntemin hangisi olduğuna karar verir. Elektro cerrahi bir tedavi metodudur. Bu işlemde deri kanserinin yüzeyi kazınır ve zemini elektrik akımı veren bir iğne yardımı ile yakılır.Bu yapıldığında genellikle ek bir tedaviye ihtiyaç duyulmaz. Klasik basit cerrahi tedavi yönteminde kanserli doku kesildikten sonra bazı plastik cerrahi yöntemleri kullanılarak deri yüzeyi dikilir. Bu durumda çıkarılan biyopsi materyali mikroskop altında da incelenebilir. Diğer tedavi yöntemleri buz tedavisi (kriyoterapi), radyoterapi veyalaser tedavisidir. Bazı durumlarda Mohs mikrocerrahisi denilen özel bir cerrahi yöntem doktorunuz tarafından tavsiye edilebilir. Bu yöntem özellikle tekrarlayan, geniş alana yayılan tümörlerde ve de kozmetik açıdan önemli olan yüz gibi bölgelerde uygulanır.

Bu tedavi yöntemleri ile yara izi kalır mı?
Tümör genellikle yüz gibi kozmetik açıdan önemli alanlarda görüldüğünden, hastaların bir çoğu yara izi konusunda kaygılıdır. Eğer tümör küçükse klasik tedavi yöntemleri oldukça başarılıdır. Hastanın estetik beklentisi fazla ise Mohs Cerrahisi önerilir.

Bazal Hücreli karsinoma diğer kanserler gibi kan yoluyla diğer organlar yayılmadığı halde neden tedavi edilmelidir?
Bazı kişiler Bazal Hücreli karsinoma diğer kanserler gibi kan yoluyla diğer organlara yayılmadığı için tedavinin gereksiz olduğunu düşünmektedir. Unutulmamalıdır ki; Bazal hücreli karsinoma bir kanserdir ve tedavi edilmezse etrafındaki dokulara yayılır. Bazal hücreli karsinoma kendi kendine iyileşmez. Göz, kulak, burun gibi önemli organlar ve sinirlerin yoğun olduğu bölgelerdeki tümör tedavi edilmezse ileride problem oluşturabilir.

Bende bir kez Bazal hücreli karsinoma oldu. Yenisinin gelişme olasılığı var mı?
Bu durumda beş yıl içinde yeni bir Bazal hücreli karsinomaya yakalama olasılığınız %40 tır.Bu nedenle dermatologunuza belli aralıklarla muayene olunuz ve iyileşmeyen yaralarınız olduğunda hemen doktorunuzla temasa geçiniz.

Ben Bazal hücreli karsinoma hastasıyım. Melanom gibi diğer deri kanserlerine yakalanma riskim var mı?
Çok sayıda Bazal hücreli veya squamöz hücreli karsinoması olan hastalarda melanom görülme olasılığı daha fazladır. Bu nedenle melanoma olup olmadığını araştırmak için yılda bir kez tüm cildin muayenesi yapılmalıdır. Fakat bilinmelidir ki Bazal hücreli karsinoma melanoma dönüşmez.

Bazal hücreli karsinomadan korunmak için neler yapabilirim?
Güneşin yaydığı ultraviyole radyasyon kanserin sebebi olarak görüldüğünden, güneşten korunmak bazal hücreli karsinoma gelişimini azaltmaya yardımcı olabilir.
Güneşe maruziyetin %85i çocukluk çağında meydana geldiğinden, ilerde bazal hücreli karsinoma gelişmemesi için çocuklar güneşten korunmalıdır. Dışarıda kalınan zamanlarda 15 veya üzeri koruma faktörü olan güneşten koruyucular kullanılmalı, geniş şapka ve güneşten koruyan elbise giyilmeli, saat 10.00 ile 16.00 arasında güneşte kalınmamalıdır. Dışarıda kalınan zamanlarda bir buçuk saatte bir güneşten koruyucu uygulanmalıdır. Eğer düzenli güneşten koruyucu kullanır ve uygunsuz saatlerde güneşte kalmaktan kaçınırsanız, bazal hücreli karsinoma olma riskinizi azaltırsınız.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:38 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 


Behçet hastalığı ağızda ve cinsel bölgede ağrılı ülserler (yaralar), göz problemleri ve deri bulgularıyla seyreden bir hastalıktır. Hastalık nadir görülmekle birlikte Türkiye'de daha nadirdir. Hastalık 1924 yılında bu hastalığı tanımlayan Tütk Dermatolog Hulisi Behçet'in adıyla Behçet hastalığı olarak adlandırılmıştır.

Behçet Hastalığının nedenleri nelerdir?
Hastalığın tam olarak nedeni bilinmemekle birlikte, otoimmün bir hastalık olarak tanımlamaktadır. Otoimmun hastalıklarda bağışıklık sistemi vücuttaki dokulara karşı savaşa geçer. Bu durumun nedeni tam olarak bilinmemekle beraber, hastalığın gelişiminde bakteri ve virüs enfeksiyonlarının rolü olabilir.

Kimler Behçet Hastalığı açısından risk altındadırlar?


Behçet Hastalığı ipek yolu üzerinde bulunan ülkelerin insanlarında daha sık ve şiddetli olarak görülen bir hastalıktır. Akdeniz ülkeleri orta doğu ve uzak doğuda 10.000 kişinin birinde Behçet Hastalığı görülür. Hastalık başka ülkelerde başka etnik gruplarda da görülebilir. İpek yolu üzerindeki ülklerde erkeklerde daha fazla görülürken, diğer etnik gruplarda kadınlarda daha sık görülür. Hastalık her yaşta görlebilmkle birlikte en sık 20-30 lu yaşlarda ortaya çıkar. Behçet Hastalğının belirtileri nelerdir? Ağız ülserleri Behçet Hastalığının en sık ve ilk görüleen bulgularındandır. Bununla beraber bu belirtiler ortaya çıkmadan evvel hastalar aşağıda belirtilen bir çok tekrar eden bulguyu gösterebilirler:
  • Halsizlik ve kilo kaybı baş ağrısı
  • Vücut derecesinde değişiklikler
Ağrılı ağız ülserleri genellikle hastalığın ilk bulgusudur ve hastaların %70 inde görülür. Ülseler dilde dudak ve

yanak içlerinde ortaya çıkabilir. Genellikle 1-2 hafta sürerken, bazen 3 haftaya kadar uzayabilirler.Hastalığın diğer


bulguları şunlardır:
  • Cinsel bölgedeki Ülserler : Bu ülserler ağız ülserlerinden daha nadir görülürler. Ağrılıdırlar ve genellikle iz bırakarak iyileşirler. Göz Tutulumu : Uveit dediğimiz durumda gözde kızarıklık ve şişme olur. Bazen hastalıkta retinada hasarlanır ve tedavi edilmezse körlüğe neden olabilir.
  • Deri Bulguları : Eritema nodosum dediğimiz ağrılı şişlikler sık görülür. Kollar bacaklaar ve gövdede sivilce benzeri döküntüler görülebilir.
Daha az görüleen bulgular mide bağırsak sistemine ait rahatsızlıklar( karın ağrısı, ishal, kusma), eklem ağrıları ve

şişlikleri, sinir sistemi problemleri ve damar dokusu ve dolaşım sistemi problemleridir.

Behçet Hastalığına nasıl tanı konulur?

Behçet hastalığında bütün bulgular bir arada olmadığında tanı koymak zor olabilir. ; Eğer hastada ağızda ve cinsel

bölgt, göz ve deri bulguları var ise tanı daha rahat konulur. Hastalığın tanısı aşağıdaki kriterlere göre konulur.:


Yılda en az 3 kez ağızdda tekrar eden aft ile birlikte aşağıdaki kriterlerden iki veya daha fazlasının bulunması:
  • Cindel bölgede ülserler Göz tutulumu (Üveit ve retinada hasar) Deri bulguları
  • Pozitif paterji testi (Behçet hastalığını tanımak için yapılan bir test)
Behçet Hastalığı nasıl tedavi edilir?

Behçetin kesin tedavisi yoktur. Temel hedef hastalığın bulgularını tedavi etmek ve komplikasyonların gelişmesini

engellemektir. Behçet Hastalığı bir çok organı etkileyebilen bir hasstalık olduğunddan farklı uzmanlık dallarından

oluşan bir ekip tarafından kontrol edilmelidir. Aşağıdaki bazı ilaçlar hastalığın bulgularını kontrol alabilir:


Yerel Tedavi
  • Tetrasiklinli solüsyonlar Yerel olarak uygulanan kortizonlu ilaçlar
  • çeşitli anestrtik maddeler
Sistemik tedavi
  • ağızdan alınan kortizon aspirin, İbuprofen gibi kortizon dışında antiinflamatuar ilaçlar bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar azathioprine , chlorambucil)
  • deneysel olan ve araştırılan ilaçlar (kolşisin, siklofosfamid, talidomid, infliksimab ve potasyum iodid)
Hastalığın seyri nasıldır?
Behçet Hastalığı kronik bir hastalıktır ve şiddeti değişebilen bir şekilde akut hecmeler halinde alevlenme
gösterir.Hastalığın erken evresinde ataklar daha sıktır ve bir lkaç hafta sürebilir.Hastalık ilerledikçe atakların arasındaki süre uzar ve bazı hastalarda ataklar tamamıyla durabilir. Behçeet hastalarının % 4ünde ölüm meydana gelir. Ölüm nedeni mide bağırsaklarda delinme sinir sisteminin etkilenmesi ve damarsal yapılardaki balonlaşma şeklinde bozukluklardandır.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:38 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 



Benler nedir?
Benler genellikle deriniz zararsız değişikliklerindendir. Tıp dilinde melanositik nevüs olarak bilinirler ve melanosit denen pigment hücrelerin (derinin rengini veren hücreler) çoğalması sonucu gelişirler.

Benler ne şekilde görülebilirler?
Benler düz veya kabarık olabilirler. Renkleri pembeden kahbverengi siyaha kadar değişebilir. Benlerin sayısı genetik olarak ve güneşe maruz kalmanın derecesine bağlı olarak değişir.

Benler ne zaman oluşurlar ve nasıl gelişirler?
Benler doğumda mevcut olabildikleri gibi genellikle çocukluk yaşında gelişirler. Erken evrede nevüs hücreleri derinin üst tabakası (epidermis) ile derinin orta kısmı (dermis) arasındadır. Bu nevüslere Junctional nevüs denir. Bu benler düz ve renklidirler. Benler geliştikçe nevüs hücreleri dermise de yayılır(compound nevüs) veya sadece dermiste bulunurlar (dermal nevüs). Bu benler kalınlaşmıştırlar ve sıklıkla deri yüzeyinden kabarıktırlar.Renkli omayan dermal nevüsler sellüler nevüs olarak adlandırılırlar. Bazı nevüsler ise oldukça koyu mavi renktedirler ve mavi nevüs adını alırlar. Benler güneşe maruz kalındıktan sonra ve gebelikte koyulaşırlar. Erişkin çağda renklerini kaybeder ve yaşlılık döneminde tamamen ortadan kalkabilirler.

Ben tipleri nelerdir?
Doğumsal pigmente nevüs
Doğuşta mevcut olan bir ben konjenital pigmente nevüs olarak adlandırılır. % 1 bebekte bu benler görülür. Boyutları birkaç milimetreden vücudun çok geniş alanlarını kaplayacak kadar olabilir. Özellikle çok geniş olanlarının melanom denen bir cilt kanseerine dönüşme olasılığı vardır.
Halo nevüs
Bazı benlerin etrafı beyaz bir halka ile kaplıdır. Bu tip benler çocuklukta ve ergenlik döneminde görülür. Herhangi bir zararları yoktur ve zamanla ortadaki ben ve beyaz halka ortadan kalkar. Bazen renk değişikliği melanom denen cilt kanserinde de görülebilir, eğer şüphe duyulursa biopsi almak gerekebilir.

Çiller
Çiller küçük açık kahve renkli düz deri lekeleridir ve genellikle açık renkli kimselerde görülürler. Genellikle güneşe maruz kalınan alanlarda bulunurlar ve yaz aylarında renkleri koyulaşır.

Sıradışı benler
Sıra dışı benler Clark Nevüs (Atipik nevüs) olarak bilinrler. Bu benler normal olmayan görüntüdedirler. Kenarları düzensiz, büyük boyutta, sıklıkla melanom denen cilt kanserine benzer şekildedirler, fakat çoğunlukla selimdiler. Kaygı uyandıran görünümlerinden dolayı gerekli olmadığı halde cerrahi olarak çıkarılabilirler. Sıradışı benleri olan kişiler özellikle ailelerinde melanom denen cilt kanseri var ise melanona yakalnma açısında risk taşırlar.

Benlerdeki değişiklikler neyin belirtisi olabilirler?
Melanoma derinin pigment (boya) hücrelerinden kaynaklanan kanseridir. Eğer bir ben büyüklüğünü, şeklini veya rengini değiştirirse ve ya erişkin dönemde yeni bir ben çıkarsa muhakkak bir dermatoloji uzmanı tarafından incelenmelidir. Dermatologlar dermatoskopi denen bir yöntemle benlerin görüntüsünü büyüterek inceleyebilirler ve eğer gerekirse biyopsi de alabilirler.

Benler nasıl tedavi edilir?
Bir çok ben zararsız olması ve çıkarılmasına gerek olmamasına rağmen aşağıdaki durumlarda tedavi edilmelidir.
  • K anser olasılığı var ise : Bir benin yapsısı düzensizse, çevreye doğru yayılıyor ve rengini değiştiriyorsa tedavi edilmelidir.
  • Eğer bir ben kıyafetlerin, tarağın ve tıraş bıcağının bene zarar verebileceği yerlerde ise çıkartılmalıdır.
  • Kozmetik nedenler
Benler hangi yöntemlerle tedavi edilir?
1.Traşlama şeklinde biyopsi
Deriden kabarık bir ben bu yöntem ile kolaylıkla edavi edilebilir. Deri lokal anestezi ile uyuşturulduktan sonra bir cerrahi bıcak veya koter ile çıkartılır. Yara düz beyaz bir leke bırakarak iyileşir.

2.Benin cerrahi olarak çıkartılması
Bu yöntem ben düzse veya melanom dediğimiz cilt kanseri şüphesi var ise kullanılır. Deri deki ben tam kalınlığı ile çıkarılır ve sonrada dikiş atılır. Çıkarılan ben patolojik incelemeye gönderilir. Cerrahi yapılan yerde ince bir çizgi şekinde iz kalabilir.
Benlern üzerinde çıkan kıllar traş edilebilir. Cımbızla alınması benin altında inflamasyona yol açarak ağrılı şişliğe neden olabilir.

Deri nasıl muayene edilmelidir?
  • Ayda bir kişisel cilt muayanizi yapınız: Benlerinizde bir değişiklik görürseniz veya yeni bir benin çıktığını farkederseniz bir Dermatoloğa başvurunuz.
  • Çok sayıda beniniz, atipik beniniz, daha önceden olan deri kanseriniz var ise veya doktorunuz önerdiyse düzenli olarak muayene olunuz.
  • Çok sayıda ben ve sıradışı ben var ise fotograf ile kayıt almak faydalı olabilir. Dermatoskopi denen bir yöntem ile benlerin fotografları alınarak, benlerdeki melanom habercisi olabilecek değişiklikler kolaylıkla saptanabilir.
Cilt kanserinden nasıl korunulur?
Güneşten korunma oldukça önemlidir.
  • uzun kollu gömlek, uzun pantolon ve etekler, şapka giyilmelidir.
  • güneşten koruyucu kullanın. Koruma faktörü 30 ve üzerinde olan güneşten koruyucuları sık olarak güneşe maruz kalan alanlara uygulayın.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:38 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 



BOTOKS NEDİR ?
BOTOKS, Clostridium botulinum isimli bir bakteriden elde edilen, kasları gevşetmek amacıyla kullanılan bir ilaçtır. Bu ilaç 20 yılı aşkın bir süredir tıbbın değişik dallarında kas kasılmalarını rahatlatmak amacıyla kullanılmaktadır.




» BOTOKS NASIL ETKİ EDER ?
Yüz hareketlerini yapmamızı sağlayan kaslar, üzerlerindeki deriye bağlıdırlar. Yıllar süren mimikler sonucu, kaslar gözle görülür çizgiler ve kırışıklıklar oluştururlar. Deriye bağlı yüzeysel kasları gevşeterek, kırışıklıkları rahatlatmak ve yumuşatmak mümkündür. Kasların gevşemesi ile daha fazla kırışıklık oluşması engellendiği gibi daha huzurlu ve daha genç görünüm ortaya çıkar. Zaman içinde giderek daha uzun süreli etkiye sahip olarak yüzün üst kısmındaki yaşlanmayı geciktirir.

» BOTOKSUN ETKİSİ NE ZAMAN BAŞLAR?
Uygulamadan 48 saat sonra botox etkisini göstermeye başlar. Son halini alması 10 günü bulur.

» BOTOKSUN ETKİSİ NE KADAR SÜRER?
İlk uygulamalarda 4 ayda bir, tekrar eden uygulamalarda 6 ayda bir, düzenli uygulamalardan sonra yılda bir yapılacak botoks uygulamaları son derece başarılıdır. Daha büyük yüz kaslarına sahip olan hastalarda (erkekler gibi) veya yüz kaslarını daha fazla kullanan, çok mimikli kişilerde tedavinin daha sık aralıklarla uygulanması gerekebilir. Genellikle, botoks enjeksiyonları sonucu yüz kasları fazla hareket etmemek konusunda adeta '' eğitilirler ''. Zaman içerisinde, çizgileri rahatlatmak için daha az botoks kullanmak yeterli olur.

» BOTOKS GÜVENLİ BİR YÖNTEM MİDİR?
botoks enjeksiyonları 10 yıldır, kozmetik amaçlı yaygın olarak kullanılmakta ve kullananlar tarafından hararetle onaylanmaktadır. Amerika Birleşik Devletlerinde, FDA bu ilacın kullanımını onaylamıştır.

» BOTOKS HANGİ KIRIŞIKLIKLARA UYGULANABİLİR?
Tedavi için en uygun bölgeler alın , göz çevresi ve kaşların arasıdır. Ayrıca boyun çizgileri, burun kenarlarındaki kırışıklıklar, burun ucu kaldırma, dudak üzerleri, çene bölgesi kırışıklıklarında da kullanılır.

» MİMİKLERİM KAYBOLUR MU ?
Alınacak sonuç enjeksiyon yapılan bölgeye ve verilen ilaç miktarına bağlıdır. İlacın özellikleri, uygulama yöntemleri ve uygulamayı yapan kişinin tecrübesi başarıyı etkileyen en önemli faktörlerdir. Alında ve kaşlarda kırışıklıklara neden olan hareketler (mimikler) engellenecektir, arzu edilirse hafif hareketli halde uygulanabilir. Yüzün diğer kasları botoks enjeksiyonlarından etkilenmez. İlaç sadece uygulama yapılan bölgede etkilidir.

» BOTOKS TEDAVİSİ NE KADAR SÜRER ?
10 dakika kadar kısa bir sürede işlem tamamlanır.Sulandırılmış ilacın çok küçük bir miktarı tedavi edilen bölgedeki kaslara enjekte edilir. Bu prosedür tedavi odasında, siz dik bir pozisyonda otururken çok hızlı bir şekilde uygulanır. Tedaviden sonra 1-2 saat süreyle dik bir pozisyonda kalmak botoks ilacının zerkedilen yerde kalmasını sağlamak açısından çok önem taşır. Ayrıca bu sure boyunca ilacın enjekte edildiği kaslara egzersiz uygulanmalıdır.

» BOTOKS ENJEKSİYONLARI AĞRILI MIDIR ?
Bu kişinin ağrı eşiğine göre değişir. Bazı hastalar botoks enjeksiyonlarının yapılması sırasında sızlama hissedebilirler. Ancak, tedavi sonrasında acı hissedilmesine çok nadir rastlanır. Tedavi öncesi enjeksiyon uygulanacak bölgelere anestezik etkili kremler kullanmak, enjeksiyonla ilgili rahatsızlıkları azaltacaktır.

» BOTOKSUN YAN ETKİLERİ VARMIDIR?
Botoks enjeksiyonlarının yan etkisi yok denecek kadar az ve geçicidir. Hafif bir baş ağrısı, birkaç günde iyileşen ve makyajla kapatılabilien morarma olabilir. Hatalı uygulamaya bağlı olarak botoks, göz kapağına yakın bir noktaya doğru kayarsa, üst göz kapağının geçici olarak aşağıya sarkması gibi bir durum ortaya çıkabilir. Ancak bu çok nadir olarak görülen bir yan etkidir.

» KİMLERE BOTOKS UYGULANAMAZ ?
Hamile olan veya bebek emziren kadınlar enjeksiyonları yaptırmak için beklemelidirler. Nöromüsküler rahatsızlıkları veya kanama problemleri olanlar, tedavi yapılması istenilen ybölgede deri hastalıkları olanlar botoks enjeksiyonları için uygun adaylar değildir.

» BOTOKS ÖNCESİNDE NELER YAPILMALIDIR?
Aspirin veya aspirin içeren ilaçları alınmamalıdır.
Uygulama öncesi bir hafta süre ile alkol almayınız. Alkol de kanama ve/veya çürüme olasılığını arttırabilir.

» BOTOKS SONRASINDA NELER YAPILMALIDIR?
Tedavi sonrasında 1-2 saat süreyle dik pozisyonda kalınmalıdır.
Enjeksiyon bölgesi kasları çalıştırılmalıdır.
24 saat süreyle zorlayıcı egzersiz hareketlerinden uzak durulmalıdır.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:38 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 

http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg


Çiller yüz ve güneş gören diğer alanlarda görülebilen milimetrik boyutta kahverenkli lekelerdir. Daha çok açık renk tenli kişilerde , özellikle de kızıl saçlı kişiler daha sık görülür. Çillerin ailesel özelliği vardır, ama koyu renk tenli kişilerde de görülebilir. Tıbbi olarak çillere efelid denir.
Derinin boya pigmenti olan melanin melanosit denen hücrelerden üretilir. Kış aylarında melanin daha az üretilirken, güneşli havalarda daha fazla üretilir. Üretilen melanin, keratinosit denen etraftaki deri hücrelerine dağıtılır.
Çiller yaz aylarında daha belirginken, kışın keratinositler yeni hücrelerle yer değiştirdiğinden kışın ya tamami ile ortadan kalakarlar yada renkleri solar.
Genellikle çiller yaş ilerledikçe azalırlar ve daha az belirgin hal alırlar. Güneşten korumanın dışında tedaviye gerek yoktur.

Lentigolar
Uzun süreli güneş hasarı orta yaştan sonra kişilerin yüz ve ellerinde kahverenkli, büyük ve düz lekelere neden olur. Çillerden farklı olarak kışın solmalarına rağmen tamamen ortadan kalkmazlar. Sıklıkla yaşlılık lekeleri veya karaciğer lekleri olarak bilinirler, doğru tanımlama solar lentigodur (güneş lekesi).
Lentigolar sıklıkla açık renkli kişilerde görülür, fakat kolay bronzlaşan kişilerde de sıktır. Lentigolar deriyi boyayan melanosit denen hücrelerin artması sonucu oluşurlar.
Zararsız olan lentigoları kanser olan erken melanomdan ayırmak önemlidir. Eğer bir leke büyüyorsa, birden fazla renk içeriyorsa ve sınırı düzensizse veya herhangibir şüphe uyandırıyorsa, mutlaka bir dermatoloji uzmanına başvurmak gerekir.

Diğer kahverenkli lekeler
Eğer kahverenkli lekelerin üzeri pullu ise solar keratoz (aktinik keratoz) veya seboreik keratoz olabilir.

Kahve renkli lekeler nasıl tedavi edilirler?
Kahverenkli lekeler, geniş spektrumlu güneşten koruyucuların devamlı ve dikkatli bir şekilde kullanımı ile solaralr. Ayıca bazı leke giderici kremlerin düzenli kullanımı da fayda sağlar. Bu kremler hidrokinon ve aşağıdaki antioksidanları içerirler:
  • alfa hidroksi asit
  • vitamin-C
  • retinoik asit
  • azelaik asit
Bununla beraber kahverenkli lekeler kimyasal peeling, krioterapi ve bazılaserler ile etkili ve hızlı bir şekilde tedavi edilebilirler.
Uygun yeşil ışık veren cihazlar kullanılabilir:
  • Flashlamp-pulsed tunable dyelaser
  • Q-switched Nd:YAGlaser (neodynium:yttrium-aluminium-garnet)
  • KTPlaser
  • Kriptonlaser
  • Copper bromidelaser
Kırmızı ışık yayanlaserler
  • Q-switched Alexandrite
  • Q-switched Ruby
Intensive pulsed light (IPL) de benzer etki gösterir. CO2 ve Er:YAGlaserler derinin yüzeyini soyarak kahverenkli lekeleri tedavi ederler.
Oldukça yüzeyel olan soyma teknikleri, çok rahatsız edici değildir ve de zaman kaybına neden olmaz, fakat bir kaç tedavi seansı gerekebilir. Ne yazık ki tedavi sonrası lekeler bazen kötüleşebilir. Muhakkak devamlı bir güneş koruması gereklidir, çünkü bu lekeler yaz aylarında tekrar eder.

Takip
Eğer kahverenkli bir lekede kanser şüphesi var ise, doktorunuz dermoskopik muayene ve fotoğraflamayı veya lekeyi cerrahi olarak çıkartıp; patolojik incelemeye göndermeyi tercih edebilir.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:39 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 



Ciltteki renk değişiklikleri, deriden daha açık ve daha koyu olmak üzere iki şekilde görülür.


Koyu renkli lekelerin nedenler nelerdir?
  • Bazı iyi huylu cilt benleriCilt kanseri (Melanom)
  • Güneş lekeleriGebelik lekeleri
  • Çiller
  • Mantar hastalıkları
Bu lekeler yaşamımızı tehdit etmemekle birlikte bir takım kozmetik problemlere sebep olmakta, hatta bazı kişilerin sosyal yaşamını da etkileyebilen bir takım psikolojik problemlere yol açabilmektedir.

Bu lekeler ne şekilde tedavi edilirler?
Bu tip cilt sorunlarının bazıları ilaçlarla tedavi edilirken, bazıları kimyasal peeling (cilt soyma işlemi) ile düzelmekte, bazılarınalaser, krioterapi (dondurarak tedavi), koterizasyon gibi müdaheleler uygulanabilmektedir.Yapılacak bu müdahalenin tecrübeli uzman hekimlerce yapılması alınacak kozmetik sonucun kalitesini etkilemektedir.

Sıklıkla karşılanılan koyu renkli lekeler hangileridir?
Sıklıkla karşılaştığımız, yüzde görülen koyu lekelerden biri gebelik lekeleridir. Kadınlarda yaygın olarak gebelik, doğum kontrol hapı veya östrojen hormonu kullanılması ile ortaya çıkar. Bu tip lekeler erkeklerde de gelişebilir. En çok alın, yanak ve dudak üzerinde görülür. Öncelikle doğum kontrol hapları kesilmeli, güneşe olabildiğince maruz kalınmamalı, şapka ve güneşten koruyucular kullanılmalıdır. Tedavisinde hidrokinon, azeleik asit veya kojik asit gibi kimyasal renk açıcılar veya günlük uygulanan peeling kremleri kullanılabilir. Ayrıca Dermatoloji Uzmanı tarafında kimyasal peeling uygulanabilir
Güneşin zararlı etkisiyle oluşan güneş lekeleri ve güneşe maruz kalındığında artan çiller de kimyasal peeling, kriyoterapi velaser ile tedavi edilebilir.

Ciltte görülen benler nasıl oluşur?
Ciltteki benlerin ise gelişim nedeni bilinmemekle beraber , bu benlerin sayısı genellikle kalıtsal olarak belirlenir ve sayıları birkaç taneden düzinelerceye kadar varabilir. Genellikle erken çocukluk yaşlarında ortaya çıkmaya başlar ve ergenlik çağında sayıları hızla artar. İlk önce küçük yassı noktalar şeklinde ortaya çıkar, daha sonra çapları büyüyebilir. Yıllar geçtikçe kabarıklaşabilecekleri gibi düz de kalabilirler. Benlerin yüzeyi pürüzsüz, pürtüklü, hatta böğürtlen benzeri olabilir, üzerlerinde kalın koyu renkli kıllar bulunabilir. Rengi deri renginden daha koyu renklere kadar uzanan bir çeşitlilik gösterebilir.

Cilte kanserler bene benzer şekillerde görülebilir mİ?
Evet. Melanom cilt benlerine benzer görüntüde olabilen çok kötü huylu bir cilt kanseridir. Melanomların %30'u benlerin üzerinde, %70'i de normal deride gelişir.

Melanom açısından kimler risk taşır?
Çok sayıda ben olması melanom gelişme riskini arttırr. Özellikle 75'in üzerinde beni olan kişiler melanom açısından sıkı takip edilmelidirler. Ayrıca açık ten rengine sahip olmak, ailede melanom bulunması,uzun yıllar güneşte kalmak riski arttıran faktörlerdir.

Melanomun belirtileri nelerdir?
Bir deri beni birden bire ortaya çıktıktan sonra hızla büyür kabarıklaşırsa, boyutu 6mm 'nin üzerinde ise, oldukça koyu kahve veya siyah renkte ise, içinde birden fazla renk barındırıyorsa, sınırları düzensiz, girintili çıkıntılı ise, kanıyorsa bir Dermatoloji Uzmanı tarafından acilen başvurulmalıdır

Melanomdan nasıl korunulur?
Cilt kanserlerinden korunmanın yolu güneşten sakınmaktır. Özellikle güneşin yer küreye dik geldiği 10.00 -15.00 saatlerinde güneşe çıkmamak, 15 koruyucu faktörden yüksek güneşen koruyucuları kullanmak gerekir.

Cildin beyazlaması ile seyreden hastalıklar nelerdir?
Cildin beyazlaşması ile seyreden hastalıklar ise vitiligo, mantar hastalığı, hassas ciltli çocuklarda görülen beyaz lekelenmelerdir. Ayrıca bazı beyaz lekeler doğuştan itibaren de mevcut olabilir

Vitiligo nedir?
Vitiligo deriyi boyayan maddenin (pigment ) kaybı nedeniyle, cildin beyazlaşması ile seyreden bir hastalıktır. Vitiligo vücudun herhangi bir yerini tutabilir.
Bu hastalık otoimmün (vücudun pigment hücrelerine antikor oluşturduğu) bir hastalıktır. Vitiligosu bulunan hastaların çoğu sağlıklı olmasına rağmen bazı hastalarda guatr hastalığı gibi otoimmün hastalıklar vardır.

Ciltte lekelere neden olan pitriasis versicolor nasıl bir hastalıktır ve nasıl tedavi edilir ?
Tinea versicolor deri yüzeyindeki bir mantarın aşırı üremesi ile oluşan yaygın rastlanılan bir deri hastalığıdır. Bu aşırı gelişim deride beyaz veya kahverengi renk değişikliğine ve pullanmaya neden olur.
Tinea versicolor sürülen veya ağızdan alınan ilaçlarla tedavi edilir. Lokal uygulanan tedaviler deriye uygulanan şampuan, krem ve losyonlar şeklinde olabilir.
Bir çok ağızdan alınan tedavi tinea versicoloru başarılı bir şekilde tedavi eder. Fakat yan etkileri ve diğer ilaçlarla etkileşimi yüzünden bu ilaçlar Dermatoloji uzmanlarının kontrolünde kullanılmalıdır. Uygulanan her tip tedaviden sonra derinin rengindeki değişiklik deri rengi normale dönene kadar aylarca kalır.

Çocuklarda görülen pitriasis alba nedir ve nasıl tedavi edilir?
Pitriasis alba çocuklarda özellikle yüz bölgesinde üzeri hafif kepekli beyaz lekeler şeklinde görülür. Hastalığın temel nedeni bilinmemekle beraber, atopik bünyeye sahip olmak ve derinin kuru olmasının hastalığın gelişiminde rol oynasığı düşünülmektedir.Hastalığın tedavisinde kortizonlu krem ve nemlendiriciler kullanılır.



Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:39 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 




Cildimizdeki yağ nelerden oluşur?
Cilt üzerindeki yağ sebum, lipitler,(yüzeydeki hücrelerden kaynaklanır) ter ve çevresel materyallerden oluşur.

Ciltteki yağ (sebum) nerede üretilir?
Sebum yağ bezlerinden üretilir. Tüm vücut yüzeyinde bulunan sebum, el ve ayak derisinde daha az, avuç içi ve ayak tabanlarında ise hiç yoktur. Yağ bezleri ırtın ortasında, alında ve çenede daha büyüktür ve diğer deri bölgelerinden daha fazladır. Aynı zamanda kulak kanalında ve cinsel organların bulunduğu alanda da yoğundur.

Yağ bezlerinin yapısı nasıldır?
Yağ bezleri kanallarla birbirine bağlı loblardan oluşur ve bu kanalların içi deri yüzeyine benzer hücrelerle örtülüdür. Bir çok yağ bezi kıllar ile birlikte deri yüzeyine açılır. Bazı serbest yağ bezleri ise tek başlarına deri yüzeyine açılırlar. Bunlar gözkapaklarında meibomian bezleri, üst dudakta fordyce lekeleri adını alır.

Sebum nelerden oluşur?
Sebum kompleks bir yapıya sahiptir ve de aşağıdaki lipitleri içerir:
  • Glyceridler
  • Serbest yağ asitleri
  • Serbest yağ asitleri
  • Squalene
  • Kollesterol esterleri
  • Kollesterol
Trigliseritler de yağ bezlerinde üretilir ve yağ bezi kanalındaki lipaz denen bakteriyal enzimlerle serbest yağ asitlerine parçalanırlar.

Sebumun normalde görevi nedir?
Sebumun aşağıdaki fonksiyonları vardır:
  • Derinin yüzeyinden sıvı kaybını engellerler.
  • Deriyi bakteri ve mantarlardan korurlar.
  • Derinin kokusunı oluşturur.
  • Bağışıklık sisteminin regülasyonunda rol oynayan Proprionibacterium acnes denen bakterinin kolonizasyonunda rol oynar.
Yağ salgısı nasıl düzenlenir?
Serumun salgısı hormonal faktörler, yaş, bazı hastalıklar ve ilaçlardan etkilenir.

Sebum üretimi hormonlardan nasıl etkilenir?
Sebum üretimi androjen dediğimiz seks hormonlarının kontrolü altındadır. En aktif androjenler testosterone, 5-testosterone (DHT) and 5-androstenedioldür. Bu bormonlar ve diğerleri erkeklerde testis, kadınlarda yumurtalıktan ve böbrtek üstü bezinden salgılanır. Bu organlar beyinde bulunan pituiter bez tarafından kontrol altında tutulur.
Androjenler deri ve cinsel organlarda bulunan hormonlar tarafından daha aktif hale getirilirler. Tip I 5-redüktaz denen enzim deride, tip II 5-redüktaz cinsel organlarda etkili olur. Bu enzimler daha az aktif olan androjenleri aktif testesteron ve 5-hidroksi testesterona (DHT) dönüştürürler. Daha aktif androjenler yağ bezlerinden sebum salgısını uyarırlar.

Yaş ile yağ bezi aktivitesinin ilişkisi nasıldır?
Yağ bezleri doğumdan önce aktif durumdadırlar. Yağ salgısı annedeki hormonlarla düzenlenir.Yağın içeriği yaş ile değişir. Yenidoğan bebek vernix caseosa denen mumumsu bir tabaka ile kaplıdır. 3-6 ayda yeni doğan bebekler erişkin gibi yağ salgılamaya başlarlar. Erkeklerde yağ salgısı kadınlara göre daha fazladır. Yaş ile birlikte yağ salgısı azalır. Özellikle menapozdan sonra kadınlarda belirgin azalma olur.

Hangi hastalıklar yağ salgısını etkiler?
  • Pitiuter bez, böbrek üstü bezi , yumurtalık ve testislerin hastalığında miktarı azalır.
  • Uzun süren açlık durumlarında miktarı azalır.
  • Parkinson hastalığında miktarı artar.
Hangi ilaçlar yağ salğısını azaltır?
  • Östrojen alımı (doğum kontrol haplarında mevcut)
  • Siproteron asetat ve spironalakton gibi antiandrojen ilaçların alınımı
  • İsotretinoin gibi A vitamini deriveleri (akne tedavisinde kullanılır)
Hangi ilaçlar yağ salgısını arttırır?
  • Medroxyprogesterone, levonorgestrel gibi androjenetik özelliği olan progesteronlar
  • Fenotiazinler
Hangi ilaçlar sebumun içindeki komponentlerin oranı değiştirilebilir?
  • Diane 35 (etinil östrodiol ve siproteron asetat içerir)
  • İsotretinoin Squalen, wax esterleri ve yağ esterlerini azaltır

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:39 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 



Vücut yaşlandıkça cildimizin görünüşü ve karakteri de değişir. Yaşlanan deride kırışıklıklar ve sarkma görülür. Saçların beyazlaması da en belirgin bulgulardandır.

Derinin görevleri nelerdir?
Derinin bir çok görevi vardır. En belirgin görevi ise dış faktörlerden korumaktır. Özellikle vücut derecesini dengede tutar, sıvı elektrolit dengesini sağlar ve ağrı ve basınç gibi duyuların algılanmasını sağlar.

Derinin yapısı nasıldır?Derinin bir çok tabakası olmasına rağmen temelde üç tabakadan oluşur. Derinin üst tabakası olan epidermis deri hücrelerini, pigment dediğimiz boya maddesini ve proteinleri içerir. Orta tabaka olan dermis tabakası ise kan damarları, sinirler, kıl kökleri ve yağ bezlerini içerir. Bu katman epidermisinde beslenmesini sağlar.
Subkutanöz dediğimiz deri altı tabakası ise ter bezleri, kıl kökleri, kan damarları ve yağ dokusunu içerir. Her tabakada kollajen liflerini içeren bağ dokusu bulunur. Bu bağ dokusu deri dokusuna destek verir ve elastin ise esneklik ve güç sağlar.

Cilt yaşlanması hangi faktörlerden etkilenir?
Deri yaşlanması çevresel faktörler, genetik, makyaj, beslenme ve diğer faktörlerden etkilenir.

Cilt yaşlanmasında en önemli faktör hangisidir?
En önemli faktör güneş ışınlarıdır. Bu değişiklik vücudumuzun güneş gören yerleri ile diğer alanlar karşılaştırıldığında kolaylıkla fark edilir. Derinin doğal pigmenti (boya maddesi) güneşin tetiklediği deri hasarına karşı biraz koruma sağlar. Açık göz rengine sahip, açık tenli kişilerde yaşlanma belirtileri esmer kişiler göre daha erken başlar.

Güneşe (ultraviole radyasyon) maruz kalan alanlardaki yaşlanma belirtileri fotoyaşlanma olarak bilinir. Fotoyaşlanma kısa dalga boyuna sahip ultraviole B'nin (UV) derinin üst tabakasına (epidermis) ve uzun dalga boylu ultraviole A'nın (UVA) derinin orta tabakasına (dermis) yaptığı hasar sonucu gelişir. Yaşlanma belirtileri önce yüzde başlar, güneşe çok maruz kalınan ülkelerde özellikle açık tenli (deri fototipi I ve II) kişilerde bu belirtiler daha erken yaşlarda başlar.

Yaşlanmayı etkileyen diğer dış faktörler nelerdir?
Deri yaşlanması sigara ile de tetiklenir, sigara içenlerin derisi sarımsı soluk renktedir. Ayrıca sigara içmek deri kanseri riskini de arttırır.

Yaşlanmanın belirtileri nelerdir ve ne gibi problemler görülür?
Fotoyaşlanma veya güneş hasarı deride ince çizgi ve kırışıklıklara, renk ve doku değişikliklerine yol açar. Epidermis incelir ve böylece deride kolayca su toplaması, yara, sıyrık oluşur. Ayrıca koruyucu olan yağ tabakası da azalır. Deri su tutma kapasitesini azalttığı için kurudur. Ek olarak dokunma, basınç, titreşim, sıcak ve soğuk duygularının algılanması azalır. Deri travmalara açık hale gelir.

Kan damarları kolaylıkla yırtılarak kanamaya yol açabilir. Morarmalar ve küçük kanamlar ve hatta bazen küçük bir travma ile büyük kanama alanları (hematom) oluşabilir. Bu durum en sık ön kol dış yüzeyinde görülür, fakat başka yerlerde de meydana gelebilir. Deri değişiklikleri ve yağ dokusunun azalmasına bağlı olarak, hastalar beslenme bozuklukları ve bazı hastalıklar yüzünden hareketsiz kaldıklarında basınç ülserleri (yaraları) açılabilir.

Yaşlanan deri genç deriye göre kendini daha zor tamir eder. Yara iyileşmesi 4 kat daha yavaştır. Bu da basınçyaraları ve enfeksiyona neden olur. Diabet (şeker hastalığı), kan damarlarındaki değişiklikler, bağışıklık sistemindeki yetersizlikler ve benzer faktörler de yara iyileşmesini etkiler.

Sarı kalınlaşmış deri (elastosis veya heliosis) dermisteki elastin denen proteinin hasarına bağlı olarak ve ayrıca keratoakantom ( derinin kanser dışı gelişimleri) oluşur. Tekrarlayan enflamasyonun (güneş yanığı, akne ve diğer cilt hastalıkları) oluşturduğu skar dolayısıyla dermiste kollajen de artar, fakat organizasyonu bozulur. Kalın dermis elastikliğini kaybeder ve güçsüzleşir.

Yaşlı insanlarda cilt hastalıklarının sıklığı artar mı?
Yaşlı insanlarda deri hastalıkları daha sık görülür. Yaşlı kişilerin % 90’ından fazlasında bir veya birkaç cilt hastalığı vardır.

Şeker, karaciğer, kalp ve damar hastalıkları bir takım cilt hastalıklarına neden olabilir. Stres, kullanılan ilaçlar ve beslenme bozuklukları da cilt bozukluklarına nede olabilir.

Derideki birçok değişiklik güneş ışınlarına bağlı olarak gelişir. Melanosit denen ve derinin rengini ve bronzlaşmayı sağlayan hücreler aşırı aktif hale gelir ve büyürler, bu da çiller, güneş lekelerine ( solar lentigo, yaşlılık lekeleri) neden olur. Mmelanositlerin genel olarak sayısı azalır ve deri daha soluk ve saydam hal alır. Beyaz lekeler (idiopatik guttat hipomelanosis) oluşur.

Yağ bezleri daha az yağ üretirler. Erkeklerde daha az bir azalma olur. Kdaınlarda yağ salgısının azalması menapoz ile birlikte başlar. Deriyi nemli tutmak zorlaştığı için kuruluk ve kaşıntı artar. Bazı ilaçlar yağ tabakası tarafından emildiği içini deri tabakalarındaki değişiklikler ilaçların etkisini değiştirebilir. Ayrıca derinin izolasyonu bozulduğu için hipotermi gelişebilir.

Ter bezlerinde terleme de azalır. Bu nedenle vücudun soğuması zorlaştığından, aşırı sıcaklarda sıcak çarpması görülebilir.

Küçük kan damarları genişleyerek telenjiektaziler (kılcal damar genişlemeleri), kiraz lekeleri denen kırmızı lekeler (anjiomlar), kanama alanları (yaşlılık purpurası) gelişir.

Ölü hücre ve bozuk proteinlerle dolu kıl ağızları deride siyah, beyaz noktalara (solar komedonlar) parlak kahverengi jel ile dolu kabarıklıklara (kolloid milia) neden olur.

Ayrıca yaşlı deride siğilimsi pürtüklü kahverengi lezyon gelişimine eğilim vardır. (seboreik keratoz) Ayrıca deri ekleri ve siğillerde artarlar.

Yaşlılık ile beraber cilt kanserleri de artar mı?
Evet, kesinlikle belirgin bir şekilde artar. Güneş ışığındaki ultraviole (mor ötesi) radyasyon DNA içeren hücresel yapılarda genetik değişikliklere, oksidasyona ve ionizasyona neden olur. Ultraviole radyasyonun bağışıklık sistemi üzerine de derin etkileri vardır. Bu durum yaşlanan derinin kansere eğilim göstermesine neden olur. Eğer 40 yaşın üzerinde, açık tenli ve güneşe aşırı maruz kalmış iseniz veya açık havada çalışıyorsanız derinizi düzenli olarak deri bulguları açısından kontrol etmelisiniz. Eğer derinizde bir şişlik görülür, iyileşmeyen bir yaranız olur, yeni bir leke çıkarsa veya sadece rutin kontrol için muayene olunuz.
Solar keratozlar aktinik keratoz olarak da bilinir. Şakaklar, burun, yanaklar ve üst dudakta görülen yumuşak kırmızı kuru lekelerdir. Bu lekeler ellerin sırtında da sıktır. Solar keratozlar krioterapi (dondurarak tedavi) denen bir yöntemle tedavi edilirler.

Yaşlanma ile deride hangi kanserler görülür?
  • Bazal hücreli karsinoma
  • Skuamöz hücreli karsinom
  • Melanom
Bazal hücreli karsinoma (BHK) deri kanserlerinin en sık görülenidir. İyileşmeyen bir yara üzerinde et renginde yavaş gelişen bir kabarıklık şeklinde görülür. Sıklıkla alın ve burun yan kenarlarında görülür. Gövde de yavaş ilerleyen kırmızı kuru yama tarzında alanlar şeklinde görülür. BHK çoğunlukla ufak bir cerrahi girişim iler tedavi edilir.

Bowen hastalığı( in-situ squamöz hücreli karsinoma) çok sayıda kırmızı yavaş gelişen kabuklu yaralar şeklinde sıklıkla bacaklarda görülür.

Skuamöz hücreli karsinom ( SHK ) hızlı gelişen, hassas şişlikler şeklindedir. SHK özellikle kulak, dudak, eller ve alt bacaklar gibi güneşe maruz kalan alanlarda sıklıkla bir solar keratozun üzerinde gelişir. Tedavi cerrahi olarak yapılır.

Melanom yaygın fakat tehlikeli bir cilt kanseridir ve yaşlılarda olduğu gibi genç erişkinlerde de görülebilir. Normal bir görünümü olmayan ben veya çil şeklinde ortaya çıkar. Eğer erken aşamada tanınır ve basit bir operasyon ile çıkartılırsa genellikle tehlike yaratmaz.

Fotoyaşlanmanın şiddeti kişiden kişiye değişebilir mi?
Evet değişebilir. Genellikle güneşe bağlı yaşlanm 4 evrede sınıflandırılmıştır:
  • Hafif (yaş 28-35): Çok hafif kırışıklılar vardır, keratoz yoktur. Hafif makyaja ihtiyaç duyar ya da duymaz.
  • Orta (35-50): Hafif kırışıklıklar, yüzeyel keratozlar vardır. Hafif makyaja ihtiyaç duyar.
  • İleri (50-60): Kalıcı kırışıklıklar, deri renginde değişikliklerle birlikte telenjiektaziler ve aktinik keratozlar vardır. Genellikle makyaja ihtiyaç vardır.
  • Şiddetli (65-70): Şiddetli kırışıklıklar, fotoyaşlanma vardır, yerçekimi ve dinamik kuvvetler deriyi etkiler, deri kanseri ile birlikte veya birlikte olmadan aktinik keratozlar vardır. Çok yoğun makyaja ihtiyaç vardır.
Yaşlanmadan nasıl korunulur?
  • Yaşlanmanın bütün belirtileri güneş ile ilgili olduğundan tüm yaşam boyu güneşten korunmalıdır.
  • Mümkünse güneş yanıklarından sakınılmalıdır.
  • Kaliteli ve yüksek korumalı güneşten koruyucular kışta aylarında bile kullanılmalıdır.
  • Güneşten koruyan kıyafetler giyilmeli, şapkalar takılmalıdır.
  • İyi beslenme ve bol sıvı alımı da önemlidir. Sıvı kaybı derinin incinmesini de kolaylaştırır .
  • Deri sıklıkla nemlendirilmeli, parfüm içeren sabunlar kullanılmamalıdır.
Yaşlı derinin bakımı nasıl yapılmalıdır?
  • Foto hasara uğramış derinizi tamamıyla güneş ışığından koruyunuz. Yaz aylarında gün ortasında açık havada aktivite yapmaktan kaçınınız.
  • Sigara içmeyiniz. Sigara yüz çizgi ve kırışıklıklarını arttırır ve yara iyileşmesini zorlaştırır.
  • Egzersiz genel sağlık için olduğu kadar cilt için de çok faydalıdır.
  • Dışarıda kalındığı sürece güneşten koruyucu kremler kullanılmalıdır.
  • Nemlendiriciler deriyi yumuşatmak için kullanılmalıdır.
Fotoyaşlanmış deri nasıl tedavi edilir?
Fotoyaşlanmış deriyi tedavi etmek için giderek artan sayıda tedavi seçenekleri gelişmektedir. Bu konuda bir plastik cerraha veya dermatoloji uzmanına başvurabilirsiniz.
Uygulanan tedaviler aşağıda sıralanmıştır:
  • Alfa hidroksi asit , C vitamini, lipoik asit veya retinoid içeren kremler kırışıklıkları ve lekeleri azaltmak amacıyla uzun süre düzenli bir şekilde uygulanabilir.
  • Kollajen, hyalürinik asit ve yağ dokusu enjeksiyonları yüz çizgilerini gidermekte kullanılabilir.
  • Botilinum toksin(BOTOX® veya Dysport®) enjeksiyonları mimik çizgilerini azaltmak amacıyla kullanılır.
  • Dermabrasyon, kimyasal peeling,laserle cilt soyma gibi cilt soyma teknikleri ile hasarlı olan derinin üst bölümü soyulur ve sonradan yerine yeni hücreler gelişir.
  • Damarsallaser tedavileri damarsal gelişimleri tedavi etmek amacıyla kullanılabilir.
  • Bacaklardaki toplar damarlar skleroterapi denen bir yöntemle veyalaser ile tedavi edilebilir.
  • Göz kapaklarına veya tüm yüze plastik cerrahi operasyonlar yapılabilir.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:39 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 
http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg


Kondiloma aküminata olarak da adlandırılan cinsel bölgedeki siğiller Human Papiloma Virüsün (HPV) yaptığı bir enfeksiyondur. Seksenden fazla HPV türü olmasına rağmen bunlardan çok azı (özellikle HPV tip 6 ve 11) genital siğile neden olur. Diğer tipleri el, ayak veya vücudun diğer alanlarında enfeksiyona neden olur. HPV 16 ve 18 dış genital bölgede, makat bölgesinde ve rahim ağzında kanser gelişimine neden olabilir. Bu nedenle hastalığa yakalanan kişilerin bayan partnerleri enfeksiyonun varlığını saptamak üzere bir Kadın Doğum uzmanı tarafından muayene edilmelidir. Cinsel bölgede enfeksiyona yol açan diğer HPV tipleri nadiren kansere yol açar. Cinsel bölgedeki siğiller cinsel temasla bulaşır, nadiren cinsel bölgede enfeksiyon bulunan anneler normal doğum esnasında enfeksiyonu bebeklerine bulaştırabilir.
Cinsel bölgedeki siğiller hamile bayanlarda ve bağışıklık sistemi çeşitli nedenlerle ( kanser, AİDS, organ nakli, bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullanımı ) bozulanlarda problem oluşturabilir. HPV enfeksiyonuna yakalananların çok azında cinsel bölgede siğil gelişir. Çoğu kişi taşıyıcı olup, cinsel bölgesinde hiç bir zaman siğil gelişmez, fakat enfeksiyonu cinsel partnerlerine bulaştırabilirler. HPV ile temastan sonra enfeksiyon gelişme süresi birkaç ayı alır, bazı kişilerde ise yıllar sonra enfeksiyon gelişir.

Cinsel bölgedeki siğiller nasıl görünürler?
Siğiller tipik olarak deri renginde pürtüklü yüzeye sahiptir. Büyük veya küçük , tek veya gruplar halinde görülebilir. Dış genital bölgede, vajinada ve de makat bölgesinde görülebilir.

Cinsel bölgedeki siğiller tedavi edilmeli midir?
İnsanların çoğu siğillerini tedavi ettirmek istemektedir, çünkü hastalar siğillerden hem kozmetik olarak rahatsız olmaktadır, hem de cinsel partnerlerine hastalığı bulaştırmak istememektedir. Bazen de siğiller kaşınabilir, kanayabilir ve bu bölgenin temizliğini zorlaştırabilir ve bu nedenle tedavisi gerekir.

Siğillerin tedavi edilmesi enfeksiyonun bulaşmasını engeller mi?
Başarılı bir tedavi HPV enfeksiyonunun tamamının ortadan kalktığını garanti etmez, tedaviden sonra kişi muhtemelen daha az bulaştırıcıdır.

Siğiller nasıl tanınır?
Bir çok siğile muayene ile tanı konulur. Bazı olgularda doktor siğilleri belirginleştirmek amacı ile cinsel bölgeye sulandırılmış sirke sürebilir. Bazı olgularda ise tanı koymak için şüpheli alan cerrahi olarak çıkartılıp patolojik incelemeye yollanır.

Siğiller nasıl tedavi edilir?
Siğillerin tedavisi zordur ve bütün tedavi seçeneklerinde tekrarlama olasılığı vardır. Tedavi şekli siğilin sayısına , bulunduğu bölgeye ve diğer faktörler göre değişir. Siğiller cerrahi veya kimyasal yollarla tedavi edilebilir. Cerrahi tedaviler basit cerrahi çıkartma, koter, dondurma tedavisi velaser tedavisi şeklinde yapılabilir. Bu tedaviler ağrılı olabilir, az miktarda kanamaya neden olabilir ve iyileşme esnasında bakteri enfeksiyonları gelişebilir. Kimyasal tedavide asitler, ( bikloroasetik asit ve triklorasetik asit) 5-fluorourasil krem (kanser tedavisinde kullanılan bir ilaç) ve podofilin kullanılabilir. Bu kimyasalların tahriş edici özellikleri vardır ve normal deride yanıklara yol açabilirler. Tüm bu kimyasal ve cerrahi yöntemler HPV ye etkili olmadığından hastalık tekrar edebilir.
Virüse etki eden bir ilaç interferon alfadır. Bu ilacın kullanımı yan etkilerinden (baş ağrısı, halsizlik ve ateş) ve enjeksiyon yoluyla uygulanmasından dolayı yaygın değildir.
Son zamanlarda hastaların kendi kendilerine uygulayabileceği tedaviler( Podofilox gel ve imiquimod krem) geliştirilmiştir. Podofilox siğil hücresinin gelişimini durdururken, imiquimod HPV ye karşı bağışıklık sistemini lokal olarak uyarır. Her iki tedavide virüsü tedavi eder, fakat lokal tahrişe neden olabilir. Ama sistemik yan etkileri yoktur. Podofiloksun antiviral etkisi veya bağışıklık sistemin güçlendirici etkisi olmadığından tedaviden sonraki üç ayda hastaların üçte birinde tekrarlama görülür. Imiquimod ise bağışıklık sistemini harekete geçirerek etkili olduğundan, tedavi sonrası takip edilen hastaların sekizde birinde tekrarlama görülür.

Araştırılan yeni tedavi yöntemleri var mıdır?
Yeni tedaviler üzerinde çalışılmaktadır. En önemli çalışmalardan birisi HPV aşısıdır. Aşı hem tedavi de, hem de siğil ve kanserden korunmada kullanılabilecektir. HPV aşısı, bazı ülkelerde kız çocuklarını ilerde rahim ağzı kanserine karşı korumak için koruyucu aşı takvimine alınmıştır. Aşı Mart 2007 itibari ile Türkiye'de de piyasada bulunmaktadır.

Hastalıktan nasıl korunulabilir?
Doktorlar kondom kullanımı ve HPV enfeksiyonlu hastaların tedavi edilmesi ile hastalığın azaltılabileceğini düşünmektedir. Bununla birlikte hiçbir metod hastalığı kesin olarak engelleyemez. Kondom kullanılsa bile, hastalık kondom kullanılan alanların dışında da görülebildiğinden, tam koruma sağlamaz. Tek eşlilik hastalığın geçişini azaltır.


Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:39 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 



Doğum lekeleri nedir?
Bir çok bebekte doğduklarında doğum lekeleri mevcuttur. Bazı bebeklerde bu lekeler yaşamın ilk haftalarında ortaya çıkarlar. Bu lekeler kahverengi, bronz, pembe veya kırmızı olabilirler. Her yüz doğan bebeğin 10'unda doğum lekesi vardır. Bu lekeler deride kan damarlarının demetler halinde bir araya gelmesi ile oluşurlar. Bu lekeler düz veya kabarık, pembe,kırmızı veya mavimsi görünümdedirler.

Doğum lekelerinin nedeni nedir?
Doğum lekelerinin temel oluşum nedeni bilinmemektedir. Birçok doğum lekesi kalıtsal değildir ve gebelik esnasında olan bir olaydan kaynaklanmazlar.

Doğum lekelerinin farklı tipleri nelerdir?
Birçok değişik tipte damarsal doğum lekeleri bulunmaktadır. Bazen doğum lekelerine kesin tanıyı koyabilmek için, haftalarca veya aylarca takip etmek gerekebilir. En yaygın damarsal doğum lekeleri düz lekeler, hemanjiomlar ve portwine stain( porto şarabı lekesi)dir. Damarsal doğum lekelerinin bazı nadir tipleri de vardır.

Düz lekeler
Düz lekeler soluk, hafif kırmızı renkte lekelerdir. Bu damarsal lekelerin en sık rastlanılan tipidir. Genellikle alında ve göz kapaklarında görüldüklerinde melek öpücüğü olarak bilinirler. Ensede rastlandıklarında leylek ısırığı olarak adlandırılırlar. Bu lekeler burun ucunda, üst dudaklarda ve vücudun herhangi başka bir yerinde bulunabilirler. Genellikle pembe ve düzdürler. Melek öpücükleri genellikle 2 yaşında kaybolurlar, fakat leylek ısırığı genellikle erişkin yaşa kadar kalırlar. Bu lekeler zararsızdır ve tedavi edilmelerine gerek yoktur.

Hemanjiomlar
Hemanjioma terimi bir çok farklı tipte damarsal gelişimi tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Bir çok dermatolog bu yaygın tipteki damarsal doğum lekeleri için hemanjioma terimini kullanmayı tercih eder. Bu lekeler genellikle doğumdan sonra görülmezler, ancak yaşamın ilk birkaç haftasında ortaya çıkarlar. Hemanjiomlar 2 tipe ayrılırlar: Çilek hemanjiomlar ve Kavernöz hemanjiomlar

Çilek hemanjiomlar deriden hafifçe kabarık, açık kırmızı renkte lekelerdir ve deri yüzeyine oldukça yakın anormal damarlardan oluşurlar.

Kavernöz hemanjiomlar daha derin yerleştiklerinden mavi bir renge sahiptirler. Bu benler yüzün veya vücudun herhangi bir yerinde bulunabilirler.

Genellikle bir çocukta bir hemanjiom bulunur, fakat bazen iki yada üç adet olabilir. Bazı bebeklerde ise çok sayıda ve iç organlarda da hemanjiom bulunabilir. Diğer damarsal lekelere göre hemanjiomlar oldukça hızlı gelişirler. Bu büyüme yaşamın ilk 6 haftasında başlar ve bir yıl boyunca devam eder. Bir yıldan sonra bir çok hemanjiom büyümesini durdurur. Bundan sonra beyaza dönüp yavaşça küçülürler. Hemanjiomların yarısı beş yaş civarında, on tanesinden dokuzu da dokuz yaş civarında gerilerler. Bir çoğu tamamı ile ortadan kalkar, fakat sıklıkla soluk bir işaret kalır. Bir hemanjiomun ne kadar büyüyeceğini veya tamamı ile kaybolup kaybolmayacağını bilmek mümkün değildir.

Kavernöz hemanjiomlar


Hemanjiomların Komplikasyonları
Bazen hemenjiomlar aniden büyüyebilir ve küçülebilir ve üzerlerinde yara ve ülserler açılabilir. Bu yaralar ağrılıdır ve enfeksiyon gelişebilir. Bu durumda muhakkak bir Dermatoloji Uzmanına görünmek gerekir. Yara temiz tutulmalı ve antibiyotikli kremler kullanılmalıdır.

Aileler hemanjiomların kanayabilecekleri konusunda uyarılmalıdır. Bununla beraber bu lekeler genellikle problem oluşturmazlar. Kanama genellikle travmadan sonra gelişir. Eğer hemanjiom kanarsa bu bölge su ve sabunla veya hidrojen peroksitle yıkanır ve gazlı bezle bandaj yapılır. Bu bölgeye beş dakika baskı uygulanır. Eğer kanama durmazsa muhakkak doktora başvurulmalıdır.

Hemanjiom nadiren bir iki gün içerisinde büyür. Bu durum oluşursa muhakkak Dermatoloji Uzmanı ile görüşünüz. Eğer morarma gelişirse de, bu durum Dermatoloji uzmanına gösterilmelidir.

Hemamjiomların Tedavisi
Damarsal lekesi bulunan bebekler bir an öce Dermatoloji Uzmanı tarafından muayene edilmeli, lekeye doğru tanı konarak, tedavi ihtiyacı olup olmadığı saptanmalıdır. Aileler için hemanjiomların büyümesini veya küçülmesini hiçbir şey yapmadan izleyerek beklemek kolay değildir. Bununla beraber bir çok hemanjiomun tedavi edilmesine gerek yoktur. Çünkü hemanjiomlar kendi kendilerine hiçbir belirti bırakmadan iyileşirler.

Hemanjiomların birçok farklı tedavi yöntemi vardır, hiçbir yöntem tamamı ile güvenli ve etkili değildir. Potansiyel faydalar ile tedavinin riskleri tartılıp, tedaviye bu şekilde başlanmalıdır.

Hızlı büyüyen hemanjiomlara en yaygın olarak kortizon tedavisi yapılabilir. Kortizon enjeksiyon şeklinde veya ağızdan tablet alınarak tedavi edilir. Uzun süreli ve tekrarlayan tedaviler gerekebilir.Tedavinin gelişme geriliği, kan şekerinde artma, katarak ve artmış enfeksiyon olasılığı gibi riskleri vardır.
laserler hemanjiomların büyümesini durdurmak ve de tamamen ortadan kaldırmak amaçlı kullanılabilir. Hemanjiom üzerinde iyileşmeyen yara gelişirse delaser ile tedavi yapılabilir. Yeni tiplaserler gelişmekte ve de hemanjiomların tedavisinde kullanılmaktadır.

Port-Wine Stains
Portwinestain her bin doğumda bir görülen farklı bir damarsal lekedir. Bu benlere nevüs flammeus veya kapiller hemanjiom da denir. Fakat hemanjiomlarla karıştırılmamalıdır.

Portwine lekeleri doğumda mevcutturlar. Genellikle düz, pembe, kırmızı veya morumsu renkte, sıklıkla yüz, boyun, kollar ve bacakta görülen lekelerdir. Boyutları değişkendir. Hemanjiomlardan farklı olarak portwine lekeleri yalnızca çocuk büyüdüğünde büyürler. Zamanla kalınlaşabilir ve üzerinde kabarıklık ve çukurcuklar meydana gelebilir. Portwine lekeleri kendiliklerinden ortadan kaybolmazlar ve yaşam boyu kalırlar.

Port-Wine Stains komplikasyonları
Port-wine lekeleri, özellikle yüzde bulunanlar ruhsal, sosyal ve ekonomik problem oluşturabilirler. Alın, göz kapağı ve yüzün her iki tarafında bulunan portwine lekeleri glokom yapabilirler. Glokom göz içi basıncının artmasıdır ve tedavi edilmezse körlüğe neden olabilir. Bu komplikasyon alın ve göz kapağındaki portwine lekelerinin dörtte birinde meydana gelir. Bu bölgelerde portwine lekeleri bulunanların beyin ve göz muayeneleri yapılmalıdır.

Bazen portwine stainler etraftaki dokuları aşırı derecede büyütebilirler. Özellikle kol ve bacaklarında büyük portwine lekeleri bulunan hastalar bu açıdan takip altında tutulmalıdırlar.

Zaman içinde portwine lekeleri üzerinde piyojenik granülom denen küçük damar gelişimleri oluşabilir. Bu lekeler kolaylıkla kanayabilir, bu yüzden tedavi edilmelidirler

Port-Wine lekelerinin tedavisi
En yaygın tedavi yöntemi portwine lekelerini kapatıcı makyaj malzemeleri ile boyamaktır.
Portwine lekelerinin tedavisinde farklı bir çok yöntem uygulanır, fakat bu yöntemlerin hiç biri tam olarak etkili olmaz. Yeni tiplaserlerin daha az yan etki riski vardır. En iyi sonucu alabilmek için tedavi erken dönemde bebeklikte başlanmalıdır. Genellikle iki ay ara ile yapılan çok sayıda tedavi seansına gerek vardır. Genç hastalar erişkin hastalara göre daha az tedavi seansına ihtiyaç duyarlar. Hastaların ancak dörtte birindelaser bu lekeleri tamamı ile ortadan kaldırırlar. % 70 i ise daha iyi bir görünüme sahip olurlar. Bilinmelidir ki çok az bir hasta grubulaser tedavisine iyi cevap vermektedir.
laser tedavisinin riskleri vardır. Deri renginde koyulaşma veya açılma olabilir. Bu olguların çoğunda kalıcıdır. Şişlik, kabuklanma ve ufak kanamalar oluşabilir. Bu durum nadirdir ve kolaylıkla tedavi edilebilir.laser tedavisi rahatsız edici ve fakat çok ağrılı olmayan bir tedavi yöntemidir. Erişkinlerde anesteziye gerek yoktur. Bunun yanında çocuklara anestezi gerekir.

Bir çok damarsal ben kendiliğinden geçer veya etkili bir şekilde tedavi edilir. Dermatologlar gün geçtikçe damarsal lekelerin sebepleri ve tedavisi konusunda daha çok bilgi sahibi olmaktadırlar.


Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:39 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 



Deri çatlakları (Striae Distensae) nedir?
Hızlı büyüme, gebelik ve hızlı şişmanlama sonrasında derinin altındaki tabakanın yırtılması sonucu gelişen ince çizgilerdir. Bu durum tıbbi bir problem yaratmayan, fakat kozmetik olarak rahatsız eden bir durumdur.

Deri çatlakları kimlerde görülür?
Deri çatlakları deri gerginliğinin fazla olduğu vücut bölgelerinde görülür. Bu alanlar hamile bayanların karın ve göğüsleri, ergenlik dönemindeki gençlerin kalça ve göğüsleri, vücut geliştirme yapanların omuzlarıdır ve aşırı kilolu kişilerde çeşitli bölgelerde görülebilir.
Deri çatlakları uzun süreli kortizonlu krem ve hap kullanımına bağlı olarak da gelişebilir. Ayrıca böbrek üstü bezinin aşırı kortizon salgıladığı Cushing Sendromu denen hastalıkta da kandaki kortizon düzeyi artarak; deride çatlaklara neden olur.

Deri çatlakları nasıl görünür?
Deri çatlakları oluşmadan öce ilk olarak deri rengi pembeleşir ve bu aşamada genellikle kaşıntı vardır. Kısa sürede kırmızı mor bir çizgi halini alır (Stria rubra). Zaman içinde bu çizgiler beyazlaşır ve daha az belirgin hal alır. Genellikle bir kaç cm uzunluğunda 1-10 mm genişliğindedir. Kortizon kullanımı ve Cushing hastalığında daha uzun ve geniş olabilir ve klasik yerleşimin dışında, yüz gibi alanlarda da görülebilir.

Deri çatlaklarının tedavisi mümkün müdür?
Deri çatlakları genellikle kozmetik problem oluşturur, fakat nadiren eğer çok yaygınsa kolaylıkla üzerinde ülser ve yara açılabilir. Ergenlikte belirgin olan çatlaklar zamanla gerileyip, tedavi ihtiyacı göstermezler. Çatlakların tedavisinde kullanılan ilaçlar derinin orta tabakası olan dermisteki kollajeni uyarır ve elastin sentezini tetiklerler.
Deri çatlakları eğer rahatsız ediyorsa aşağıdaki tedaviler denenebilir:
  • Retinoid içeren kremler: Retinoidler A vitamini derivesidir. Bu kremler yara izlerinde de faydalı iken, deri yüzeyini düzeltir, ince çizgileri ortadan kaldırır, deri rengini düzenler, sarkmayı tedavi ederler. Genellikle 3-6 aylık bir tedavi gerekir. Eğer deride tahriş oluşturursa, tedavi kesilir. Tedavi esnasında güneşten korunmalıdır.
  • Kimyasal peeling: Özellikle 15-20 konsantrasyonda trikloroasetik asit ile yapılan peeling derinin orta tabakasına kadar soyulma sağlar. Bir aylık aralarla yapılan peeling derinin dokusu, gerginliği ve rengini düzeltir.
  • Pulse dye lazer tedavisi:Düşük dozda 585-nm flash lambalı dye lazer tedavisi ile çatlakların görünümünü azaltır. 4-6 hafta aralarla yapılan birkaç tedavi gereklidir.
  • Fraksiyonel lazerler: Son zamanlarda 3 seans uygulamadan sonra çatlaklarda belirgin iyileşmeye neden olduğu bildirilmektedir.
  • Radyofrekans dalagaları: Son yıllarda çatlak tedavisinde başarılı olarak kullanılmaktadır.
  • İntensive pulse light (IPL): Yoğunlaştırılmış atımlı ışık yan etkileri minimal olduğundan kolaylıkla uygulanabilir. Yapılan IPL tedavisi yeni kollajen ve elastik fibril oluşumunu uyarır.
Çatlaklardan nasıl korunulabilir?
Çatlaklar için ilk önlem aşırı ve ani kilo değişimlerinden kaçınmaktır. Ani kilo alımı kadar, ani kilo vermek de çatlaklara neden olabildiğinden ani kilo değişimler yaşanmamalıdır. Gebelik esnasında cilde masaj yapmak ve cildi yumuşak tutan kremler sürmelidir. Bu amaçla pek çok kremler üretilmiş olmakla birlikte hiçbirisinin kesin olarak cilt çatlaklarını tamamını önlediği söylenemez. Gebelikte aşırı kilo alımının engellenmesi, fiziksel aktivitelerin gereksiz derecede kısıtlanmaması gerekmektedir.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:40 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 



Bütün kanser türleri içinde deri kanseri en sık görülenidir. Deri kanserinden korunmak için yapılması gereken güneşten korunmaktır. Güneşe aşırı maruz kalma (bronzlaşma dahil olmak üzere özellikle su toplaması ile seyreden ikinci derece güneş yanıkğı) deri kanserinin temel sebebidir. Daha az önemli faktörler tekrarlayan tıbbi ve endüstriyel X ışınlarına maruz kalma, yanık veya yara izi bırakarak iyileşen cilt hastalıkları, kömür katranı veya arsenik içeren maddelere mesleki olarak maruz kalma ve ailede cilt kanseri bulunmasıdır. Açık tene sahip olup güneş yanığı ihtimali fazla olan kişiler, daha yüksek riske sahiptir. Güneş ışınları deri kanserine sebep olan en önemli neden olduğundan en önemli koruyucu önlem güneşten kaçınmaktır.
  • Güneşin dünyaya en dik ulaştığı saatler olan saat 10.00 ile 16.00 saatleri arasında güneşten korunun. Güneşin yeryüzüne dik ulaştığı saatlerde gölgeniz kendi boyunuzdan daha kısadır.
  • Açık renkli sıkı dokumalı koruyucu giysi ve geniş şapka kullanın.
  • Koruma faktörü en az 15 olan güneşten koruyucu kremler kullanın.
20 dakika güneşte kaldığında güneş yanığı geçiren bir kişi, 15 faktörlü bir güneşten koruyucu kullandığında 15 kat daha fazla süre (300 dakika) yanmadan güneşte kalabilir. Bununla beraber güneşten koruyucu kremler kullanarak da güneşte fazla kalınmamalıdır. Çünkü UVA gibi güneş ışınları ki bunlar derideki bağışıklık sistemi ve deri yaşlanmasında sorumludur, güneş koruyucular olsa da deriye ulaşabilir.
Güneşten koruyucu kullanımına çocukluk döneminde başlayın, çünkü yaşam boyu güneşe maruz kalmanın % 80'i 18 yaş altında olmaktadır. 6 ayın altındaki bebekler uzun süre güneşe maruz kalmamalı, eğer kalacaksa güneşten koruyucular kullanılmalıdır.

Erken tanı kesin tedavinin en önemli ilk adımıdır.
Derinizi belli aralıklarla muayene edin. Eğer benlerinizde büyüme değişiklik olursa, derinizde renk değişikliği ve iyileşmeyen yaralar varsa bir an önce Dermatoloji Uzmanına muayene olunuz.

Kanser öncesi deri bulguları
Aktinik keratozlar özellikle güneş ışınlarına aşırı maruz kalmış açık tenli kişilerin yüz, el sırtı ve kollarında rastlanılan küçük üzerleri pullu lekelerdir. Tedavi edilmezlerde deri kanserine dönebilir. Eğer erken evrede yakalanırsa buz tedavisi ile çıkartılabilir, kemoterapi ilaçları içeren krem veya losyonlar kullanılabilir, kimyasal peeling işlemi, dermabrasyon, laser tedavisi veya klasik cerrahi ile tedavi edilebilir. Güneşten koruyucular aktinik keratoz gelişimini engellerler.

Deri kanseri Tipleri:

Üç tip deri kanseri bulunmaktadır.
Bazal hücreli karsinoma-Bu kanser tipi genellikle deride küçük etli kabarıklık şeklinde sıklıkla yüz, boyun ve el sırtlarında ortaya çıkar. Ara sıra gövdede kırmızı yama tarzı alanlar şeklinde görülebilir. Daha sıklıkla açık tenli kişilerde görülür. Bu kansere yakalanan kişiler açık tenli ve renkli gözlüdür ve güneş yanığına eğilimlidir. Bu tümörler hızlı yayılmazlar. 1-2 cm boyutuna ulaşmaları için aylar yıllar gerekir. Tedavi edilmezse; kanserli alan kanamaya başlar, üzeri kabuklanır. Zaman zaman iyileşip, zaman zaman tekrarlama özelliği gösterir. Bu kanser tipi nadiren metastaz (diğer organlara sıçrama) yapmasına rağmen, derinin altındaki kemiğe yayılabilir ve kanserli dokunun yakınındaki dokuları harap edebilir.

Squamöz Hücreli karsinoma - Bu deri kanseri deri de kabarıklıklar veya kırmızı kabuklu yaralar şeklinde ortaya çıkabilir. Squamöz hücreli Karsinoma açık tenli kişilerde en sık görülen ikinci kanser türüdür.Tipik olarak kulak, yüz, dudak ve ağızda görülür. Nadiren esmer kişilerde de görülebilir. Büyük kitleler oluşturabilir. Bazal hücreli karsinomanın tersine diğer organlara yayılabilir. Erken yakalandığında tedavi oranı yüksektir. Bazal hücreli karsinoma ve Squamöz hücreli karsinomada tedavi başarısı % 95 dir.
Melanom - Bütün deri kanserleri içinde en öldürücü olanıdır. Bazal hücreli ve squamöz hücreli karsinoma da olduğu gibi melanomda da erken tanı tedavi şansını arttırır.

Melanom melanin denen pigmenti (deriye rengini veren madde) üreten melanosit dediğimiz hücrelerde başlar. Melanin derimizin rengini verir ve güneşten kısmi olarak korur. Melanom hücreleri melanin üretmeye devam eder ve bu nedenle kanser alanı kahverengi veya siyahtır. Fakat melanom beyaz ve kırmızı da olabilir.

Melanom yayılma özelliği gösterdiğinden muhakkak tedavi edilmelidir. Melanom dikkat çekmeden hızla büyüyebilir. Genellikle bir ben olarak veya kahve renkli bir benin üzerinde veya yakınında ortaya çıkar. Kişiler ciltlerindeki benlerin yerleşimi ve şeklinden haberdar olmalı ki, bunlar üzerinde olan değişiklikleri ve yeni ben çıkışını fark edebilesinler. Yapabileceğiniz en önemli adım benlerinizde herhangi bir değişiklik saptadığınızda hemen bir Dermatoloji uzmanına muayene olmanızdır. Bu sayede derinizdeki melanom tedavi edilebilir aşamada iken yakalanmış olur. Aşırı güneşe maruz kalmaktan, özellikle güneş yanıklarından kaçınma açık tenli kişilerde melanomdan korunmanın en iyi yoludur. Melanomun kalıtsal özelliği de vardır. Ailesinde melanom olan kişilerin riski daha fazladır. Sıra dışı beni olanlar, çok sayıda beni olanlar melanom açısından yüksek riske sahiptir.

Koyu renkli tene sahip olmak melanoma olma riskini ortadan kaldırmaz. Esmer kişilerde de özellikle avuç içi, ayak tabanı, tırnak yatağı ve ağızda melanoma gelişebilir.

Melanom şüphesi oluşturabilecek bulgular: Kabuklanma, kanama, sızıntı, üzerinde kabarma, etrafındaki deriye doğru çıkıntı gösterme, kaşıntı, hassasiyet ve ağrı hissedilmesidir.

Cilt kanserlerine nasıl tanı konulur?
Deri biyopsisi kanserin tanısını koydurur. Erken tanı ve cerrahi tedavi şansını arttırır.
Dermatoloji uzmanları kanseri erken yakalayabilmek için kişisel cilt muayenesinin önemine dikkat çekmektedir.
Derinizdeki çiller, benler ve koyu renkli alanları büyüklük, şekil ve renk değişikliği açısından gözlemleyin. Herhangi bir değişiklik saptadığınızda Dermatoloji Uzmanına başvurunuz.

Melanoma ait Bulgular
Asimetri - Benin bir tarafının diğer tarafından farklı olması. Benin ortasından hayali bir çizgi çiziniz. Benin her iki yanı aynı büyüklük ve aynı şekilde mi? Melanomda genellikle asimetri vardır.
Sınır Düzensizliği - Melanomun sınırı veya kenarı genellikle pürüzlü, çentikli veya bulanıktır.
Renk - İyi huylu benler herhangi bir renkte olabilir, fakat genellikle tek renklidir. Melanom ise sıklıkla birden fazla rengi içinde barındırır.
Büyüklük - İyi huylu benler küçük kalırken melanom büyümeye devam eder. Genellikle 6 milimetreden büyüktür çaptadır.

Kendinizin yapacağı periyodik muayene melanom ve diğer deri kanserlerinden korunmak için en güçlü silahtır. Melanom ancak erken yakalandığında tedavi edilebilir. Aşağıda belirtilen sırayı takip ederek hiç bir yeri atlamadan tüm deri muayenenizi kendiniz yapabilirsiniz. Kendi deri muayenenizi yapmak için bir boy bir de el aynasına ve ışıklı bir odaya ihtiyacınız vardır.
  • Gövdenizin ön ve arka yüzünü ve de kollar kaldırılarak gövdenin sağ ve sol yanını ayna karşısında muayene edin.
  • Kolunuzu dirseğinizden kıvırarak avuçlarınıza, kol iç yüzüne ve üst kola dikkatlice bakınız.
  • Sonra bacaklarınızın arkasına, ayaklara, ayak parmak aralarına ve ayak tabanına bakınız.
  • Boynun arkasını, saçlarınızı kaldırarak el aynası ile kafa derinizi muayene edin.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:40 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 



Günümüzde dünyada ve Türkiye'de dövme yaptırmak gitgide popüler bir hal almıştır.Bununla birlikte dövme ( tatuaj) uygulamaları sonrası, ilk 5 yıl içinde vakaların % 90’ı dövmenin çıkarılmasını istemektedir. Günümüzde dövme tedavisi de oldukça gelişmiş imkanlara ulaşmıştır.
Lazerler ortaya çıkmadan evvel dövmeler, geleneksel cerrahi, dermabrasyon ve kriyoterapi (Buz tedavisi) gibi yöntemlerle tedavi edilmekteydi.


Eksizyon,daha önceden oldukça popüler olan geleneksel cerrahi yöntem ile dövme çıkarılabilmesine rağmen, bu yöntem çok geniş alanlara uygulanamamktaydı. Bununla birlikte bu yöntem oldukça kolay bir şekilde lokal anestezi uygulanarak yapılabilmektedir. Geniş dövmelerde bir kaç aşamada yapılan çoklu cerrahi işlem gerekebilmektedir. bu olgularda bazen başka bir bölgeden deri grefti almak gerekebilir. Bu yöntemin dezavantajı ise iz bırakabilmesidir.


Dermabrazyon diğer bir cerrahi işlemdir. Pürüzlü bir metal yüzey ile deri zımparalarak dövmenin daha az belirgin hal alması sağlanır. İşlem öncesinde lokal anestezi yapılması gerekir. İşlem sonrasında bir akç haftada iyileşen yüzeyel bir yara gelişir. Bir miktar kanama olduğundan işlem sonrasında yara bir süre kapalı olmalıdır. Bu işlemde de işlem öncesi lokal anestezi ve sedasyon gereklidir.

Kriyoterapi dövmelerin tedavisinde kullanılan diğer bir yöntemdir. Muayene koşullarında yapılan bu işlem ile boya maddesini içeren hücreler harap edilir.
Günümüzde geleneksel yöntemler halen kullanılsalar da, lazer tedavisi dövmelerin tedavi edilmesinde etkin olması, düşük riskli olması, işlemin kansız ve minimal yan etkiye sahip olması nedeniyle standart hal almıştır. Günümüzde Q-switched lazerler en sık kullanılanlarıdır.

Laserle dövme tedavisi nasıl etkili olur?
Kısa atım süresi ile deriye yönlendirilen yoğun ışık derinin üst tabakasından geçerek, dövme tarafından seçici olarak emilir. Bu yüksek enerji dövme içindeki boya partiküllerinin küçük parçalara ayrılmasına neden olur ve sonra vücucun bağışıklık tarafından deriden uzaklaştırılırlar.
Siyah boya maddesi tüm lazer dalga boylarını siyah dövmeler kolay çıkartılır. Diğer renkler ise ancak bazı lazer sistemleri tarafından emilirler ve bu nedenle bazı özel lazerler kullanılması gerekir.


Hangi dövmeler daha kolay tedavi edilir?
  • Açık ten rengi
  • Koyu siyah veya mavi, yeşil renkli dövme
  • Amatör dövme ( Profesyonel dövmelere göre daha az pigment içerir ve daha yüzeyseldir)
  • Bir yıllık dövme yapılma öyküsü
İşlem ağrılı mıdır?
İşlemi yaptıran hastalar ağrı hissinin lastik çarmasına benzediğini söylemektedirler. Lokal anestezi gerekmezken bazı hassaa hasatlara işlem öncesinde lokla anestezi sağlayan kremler uygulanabilir. Genellikle işlem bir kaç dakika sürmektedir.

Tedavi için kaç seans gereklidir?
Dövme tedavisi maalesef bir seansta olmamaktadır. Amatör dövmelerde ortalama 4 seans, profesyonel dövmelerde 6-20 seans tedavi gerekebilmektedir. Tedavi seans aralıkları 2 aydır. Seanslar arasında bu ara derideki boyar maddenin vücut tarafından emilmesi için gereklidir.

Tedavi sonrası yara bakımı gerekli midir?
Tedavi sonrasında antibakterial kremler ve yara örtüsü uygulanır. Bu sayede yara temiz bir şekilde korunur. Bir kaç gün dövme alanında güneş yanığında olduğu gibi hafif nbir hassasiyet hissedilir ve yara alanı bir kaç hafta kırmızı kalabilir.


Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:40 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 



Egzema insanların beşte birinde hayatın bir aşamasında görülebilen bir cilt hastalığıdır. Bir çok farklı nedeni ve şekli vardır. Egzema yerine dermatit tanımı da kullanılabilmekte, bazı durumlarda da egzematöz dermatit tanımı kullanılabilmektedir.
Egzema akut (ani) ve kronik (uzun süreli) olabilmektedir.
Akut egzema: Akut egzemada hızlı gelişen kırmızı bir döküntü, su toplaması ev şişlik görülür.

Kronik egzema: Akut egzema uzun sürdüğünde kronik egzema halini olur. Deri uzun süren egzemaya bağlı olarak koyu, kalınlaşmış ve çatlaktır.
Eğer her iki devre arasında ise buna da subakut egzema denir. Psikolojik stresler egzemayı başlatabilir veya tetikleyebilir.

Egzema çeşitleri:
  • Atopik dermatit: Genellikle çocukluk döneminde başlar, ailesel geçiş olabilir. Genellikle ailede astım, saman nezlesi ve egzeması olan bireyler vardır.
  • İrritan kontak dermatit: Su, deterjan, kuvvetli kimyasal ve sürtünme sonucu derinin tahriş olması sonucu gelişen bir egzema türüdür. Atopik egzemada da bu etkenler egzemayı tetikleyebildiğinden karışabilirler.
  • Alerjik kontak dermatit: Toplumdaki çoğu insanın tepki vermediği, nikel, parfüm, lastik, saç boyası gibi etkenlerle temas sonrası gelişen bir egzema türüdür. Dermatoloji uzmanlarının uygulayacağı alerjik yama testi hangi etkenin alerjiye neden olduğunu ortaya çıkarır.
  • Asteotik dermatit: Özellikle alt bacaklarda kuruluğa bağlı gelişen bir egzema türüdür.
  • Numuler dermatit (Diskoid egzema): Bu egzema türü deriye olan bir travma sonrasında gelişebilir. Üzeri pullu kırmızı para şeklinde alanlar aylarca kalabilir.
  • Seboreik dermatit: Malassezia denen bir mantarın salgıladığı toksik bir maddenin tetiklediği düşünelen saçlı deri ve yüz de görülen bir egzema türüdür.
  • Enfektif dermatit: İmpetigo dediğimiz bakteri enfeksiyonu veya mantar enfeksiyonları da mantar enfeksiyonları da dermatiti görüntüsü oluşturabilir.
  • Gravitasyonel egzema: özellikle yaşlı kişilerin alt bacaklarında özellikle varis varlığına bağlı olarak gelişen bir egzema türüdür.
  • Otitis eksterna: Dış kulak yolunu etkileyen bir egzema türüdür.
Egzemanın tedavisi
  • Banyo: Banyo ve duş sıklığı azaltılmalıdır, ılık su ile banyo yapılmalıdır. Klasik sabunlar yerine az deterjan içeren sabunsuz temizleyiciler tercih edilmelidir. Dermatoloji uzmanları size uygun olan temizleyicileri önerecektir.
  • Kıyafetler: Yumuşak tekstil ürünler tercih edilmeli, yün ve sentetik kumaşlar tercih edilmemelidir.
  • İrritanlar: Toz, su, kimyasal, deterjan ve travma gibi tahriş edici etkenlerden uzak durulmalıdır.
  • Nemlendiriciler: Banyo sonrasında gerekirse de normal zamanlarda veya kaşıntı olduğunda deriyi nemlendirin. Özellikle parfümsüz nemlendiriciler kullanın. Nemlendirici konusunda dermatoloji uzmanından destek alın.
  • Lokal kortizonlu ilaçlar: Yüzeyel kortizonlu krem ve merhem uygulaması kaşıntılı alanlara 5-15 gün boyunca uygulanmalıdır. Bu ilaçlar muhakkak doktor kontrolünde kullanılmalıdır. Muhakkak hangi bölgelere ne sıklıkla ve ne süre kullanılılacağına dikkat edilmelidir. Genellikle kaşıntılı ve kızarık alanlara 1-2 kere uygulanır. Bazen farklı vücut bölgelerine farklı kuvvetteki merhem veya kremler egzemanın şiddetine göre uygulanabilir.
  • Pimecrolimus krem: Yeni bir antienflamatuar ilaçtır, atopik dermatitte kortizonlu kremler göre yan etkisi az olan alternatif bir ilaçtır.
  • Antibiotikler: Egzemayı etkilediği veya başlattığı düşünülen bir bakteri var ise antibiyotik kullanılır. Bu bakteriler sıklıkla Staphylococcus aureus veya Streptococcus pyogenesdir.
  • Antihistaminikler: Antihistaminikli tabletler kaşıntıyı engeller, özellikle gece kullanımı faydalıdır.
  • Diğer tedaviler: Kortizon ve bağışıklık sitemin baskılayan ilaçlar içeren tabletler, foto terapi şiddetli, yaygın ve yukarıdaki tedaviler cevap vermeyen olgularda kullanılabilir.
Egzemalar genellikle uzun sürer. Cilt kuruduğunda muhakkak nemlendirilmeli ve sabun kullanımından kaçınılmalıdır. Eğer bu önlemler 2 hafta içinde etkili olmazsa muhakkak doktora başvurulmalıdır.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:40 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 



Eldeki egzema neden gelişir?
El egzeması veya dermatiti bir çok nedenle gelişebilir.
Eldeki egzemaları oldukça yaygındır. Bir çok kişide bu durum kuruluk ile başlar, daha sonra kırmızı, üzerleri kabuklu alanlar gelişir. Bir çok neden deriyi tahriş edebilir. Su ile aşırı temas, havanın aşırı kuru olması, sabun, deterjan, çeşitli çözücü kimyasallar, temizleme ürünleri, lastik eldiven, hatta deriye uygulanan kişisel bakım ürünleri bile deriyi tahriş edebilir. Deri bir kez kuru olduğunda, tahriş edici etkisi olmayan su ve bebek ürünleri bile deriyi tahriş eder ve egzemayı şiddetlendirir. Doktorunuz eliniz için kullanacağınız ürünler konusunda sizi bilgilendirecektir. Sıklıkla kullandığınız ürünleri değiştirmek ve tahriş edici maddelerden uzak kalmak hastalığı daha iyi hale getirir.
Deri reaksiyonlarına olan hassasiyet genellikle aileseldir. Bu hassasiyete sahip olan kişilerde saman nezlesi ve astım bulunabilir. Bu kişilerde gıda alejisi ve atopik dermatit/egzema denen hastalık bulunabilir. Derinin kırmızı ve kaşıntılı olması allerjinin olduğunu gösterir ki bu allerji normal kimselerde reaksiyona yol açmayan maddelerle karşı gelişir.





El Egzaması



Etken olan nedenin bulunması
Dermatoloji uzmanınız olası etkenin bulunması ve bundan korunmak konusunda sizi bilgilendirecektir. Bu döküntü allerjik midir? Tahriş sonucu mu gelişmiştir? Dermatoloji Uzmanınız bunu saptamak amacıyla size çeşitli sorular soracaktır. Daha evvelden böyle bir durumunuz olup olmadığı daha evvelden astım, saman nezlesi ve diğer rahatsızlıkların olup olmadığı sorgulanır. Doktorunuz gün boyu elinize temas eden maddeleri, krem ve losyonları, eldiven giyip giymediğiniz sorabilir. Doktorunuz bu döküntüye neden olan sebebi bulmak amacıyla el ve ayaklarınıza ve de vücudun diğer alanlarına muayene edebilir. Ayrıca herhangi bir enfeksiyon ve hastalık bulunup bulunmadığını saptamak için bir takım testler isteyebilir. Gerekirse deriden kazıntı ile örnek alıp mikroskopta inceleyebilir. Genellikle hastalığa neden olan sebep 3 grup altında sınıflandırılabilir: Temas eden maddelerle gelişenler, bünyesel nedenlerle oluşanlar ve derinin mantar enfeksiyonudur.
Eğer doktorunuz dış faktörlerden şüpheleniyorsa allerjik yama testi yapabilir. Bu testte deride allerjik reaksiyon oluşturabilecek çeşitli maddeler sırt derisine yapıştırılır. Daha sonra test sonucu okunarak allerjiye sebep olan maddelerin listesi hastaya verilir.

Nasıl tedavi edilir?
Dermatoloji Uzmanınız derinizi iyileştirecek yöntemleri size anlatır. Eğer enfeksiyon var ise ağızdan antibiyotik verilir. Medikal krem ve merhemler önerilebilir. İyileşme sürecini hızlandırmak amacıyla tahriş edici maddelerden uzak durulmalıdır. Doktorunuzdan bu konuda yardım isteyiniz.


Ellerin korunması gerçekten önemli midir?

Ellerinizin normale dönmesi birkaç ayı alabilir. Ellerinizdeki bu döküntünün geçmesi ve tekrar etmemesi için şu kurallara uyulmalıdır:
  • Ellerinizi sabun, deterjan ve diğer kimyasallardan, marketlerde ve eczanelerde satılan vinil eldivenler kullanarak koruyun. Bu eldivenlerden birkaç çift alarak, banyo, mutfak ve çamaşırda farklı eldivenler kullanın. Plastik/latex eldivenler kullanmayınız. Eldivenleriniz delindiğinde yenileriyle değiştiriniz. Eldivenleri işiniz bittikten sonra kurulayınız. Çamaşırda, sebzeleri soyarken, turunçgilleri ve domatesi tutarken de eldiven giyin.
  • Mümkün olduğu kadar bulaşık makinesi kullanın. Giysileri ve bulaşıkları elle yıkamaktan kaçınınız.
  • Ellerinizi ılık su ve hafif sabunlarla yıkayınız ve yıkarken yüzüğünüzü çıkarın. Çünkü yüzük altında biriken sabun egzemanızı şiddetlendirebilir.
  • Soğuk havalarda dışarı çıkarken deriyi kurumaktan koruyan deri eldivenler giyin, ellerinizi yumuşak tutan ürünler kullanın. Bu ürünleri gün boyunca ihtiyacınız oldukça kullanın.
El egzemaları bulaşıcı değildir. Bazı mantar hastalıkları el egzemalarına benzemekle beraber dermatoloji uzmanının yapacağı basit bir test tanıyı kolaylaştırır. Eldeki döküntü bazen şiddetlenip, bazen iyileşir. Hastalığın alevlendiği dönemden önce hangi maddeleri kullandığınız ve hangi aktivitelerde bulunduğunuzu sorgulayın, doktorunuza bu konuda bilgi verin. Eldeki bir çok döküntü inatçı karakterde olduğundan tedavinizi düzgün uygulayın, doktorunuzla temasta kalın.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:40 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 



Bir çok kadın ve erkek tüy ve kıllarını kozmetik, sosyal, kültürel veya tıbbi amaçlarla yok etmek istemektedir. Tıbbi olarak kılların tedavisi gereken durumlar hirsutismus ve hipertrikozdur. Hirsutismus kadınlarda erkeklik hormonu olan androjenlerin etkili olduğu yüz, göğüs, sırt, karın bölgelerde kılların aşırı artışıdır. Hipertrikoz ise doğumsal olarak veya ilaçlarla androjenlere bağımlı olmayan alanlarda kılların artmasıdır.
Diğer epilasyonun gerektiği durumlar ise:
  • Psödofolikülit (yalancı kıl kökü iltihabı: kıl dönmesi)
  • Bir yerden başka bir yere kıllı derinin cerrahi olarak konulması sonrasında buradaki istenmeyen kılların ortadan kaldırılması için
  • Erkeklerde cinsiyet değiştirme ameliyatları sonrası
Kılı yok eden yöntemler nelerdir?

Kılların geçici olarak ortadan kaldırılması:
  • Tıraşlama
  • Epilasyon
  • Depilasyon
  • Renk açma
Kılların geçici olarak azaltılması
  • Eflornithine hydrochloride (VANIQA cream)
  • Fotoepilasyon (IPL ile epilasyon)
  • Lazerli epilasyon
Kılların kalıcı olarak ortadan kaldırılması
  • Elektrolisis (iğneli epilasyon)
Kılın yok edilmesi için, her hastada iyi sonuç veren mükemmel bir yöntem yoktur. Aşırı kıllanmaya sebep olan hastalıklara, kılın kalınlığı , tedavi edilecek bölge gibi faktörlere göre değişir. Ayrıca hastanında kalıcı veya gecici yöntem istemesine göre tedavi alternatifler değişir. Bütün bu olasılıklara göre tedavi seçeneğine karar verilir.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:40 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 
http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg


Erkek tipi saç dökülmesi (Androgenetik alopesi) nedir?
Saç dökülmesi tıp dilinde alopesi olarak bilinir. Eğer bu durum hormonlar(androjenler) ve genetik ile ilişkili ise androgenetik aolpesi olarak bilinir ve kelliğe neden olur. Erkek tipi alopeside saç çizgisi geriye doğru çekilmiştir veya tepe bölgesinde dökülme vardır. Benzer tip saç dökülmesi kadınlarda kadın tipi saç dökülmesi olarak bilinir. Tepe bölgesindeki saçlarda incelme olur, genellikle erkeklere göre daha az şiddetlidir.

Kelliğin sebebi nedir?
Erkek tipi dökülme kalıtımsaldır ve genetik oalrak kodlanmış dihidrotestesteron denen hormonun etkilerine hassasiyet sonucu gelişir. Dihidrotestesteron saçın anajen dediğimiz gelişme safhasını kısaltır ve kıl köklerinin küçülmesineneden olur ve böylelikle ilerleyici biçimde saçlar gid erek incelir. Dihidrotesteteronun üretimi 5-alfa redüktaz dediğimiz bir enzim tarafından düzenlenir.

Saçın gelişim evreleri nelerdir?
Tüm saç kökleri normal saç döngüsü süreci içinde belirli oranlarda farklı evrelerde bulunurlar. Saç gelişimi aktif ve dinlenme fazlarını içerir. Gelişme periodu anajen faz olarak bilinirve bu süreç 2-6 yıl sürer. Bu evrede kıl kökleri uzun ve derindir ve kalın koyu renkli kıllar bulundururlar. Saçların % 90'ı anajen evrededir.

Anajen evreden sonra katajen faz dediğimiz birkaç hafta süren geç evresi görülür. Bu evrede kıl kökü büzüşür. Dinlenme fazı veya telojen faz dediğimiz fazda 2-4 ay sürer. Bu sürecin sonunda saçlar yeniden anajen faza geçerler. Telojen fazın sonrasında yeni bir anajen evre başlar, saçlar kökünden ayrılırve dökülür ve yeni saç gelişmeye başlar.

Dihidrotestesteron vücutta nerelerde bulunur?
Dihidrotestesteron saçlı deriyi de içermek üzere bir çok dokuda bulunur.

5-alfa redüctazın vücuttaki görevi nedir?
5-alfa redüktaz dihidrotestesteron üretimini düzenleyen bir enzimdir. Enzim protein yapıda bir madde olup bir kimyasal reaksiyonu hızlandıran katalizör olarak gören yapar. 5-alfa redüktazın etkinliği bazı ilaçlar tarafından engellenebilir.

Erkek tipi dökülmede genetik yapının önemi nedir?
Erkklerde görülen erkek tipi dökülme genetik olarak belirlenen, dihidrotestestoronun etkilerine daha fazla duyarlık sonucu gelişir.

Erkek tipi dökülme ne sıklıkta görülür?
Erkek tipi dökülme tüm yaşam boyunca erkeklerin % 50'sinde meydana gelir. Hastalık farklı popülasyonlarda farklı oranda görülür, bu muhtemelen genetik ile ilgilidir. Beyaz ırkta ellili yaşlarda farklı seviylerde kellik problemi görülürken, Japon ve Çinli gibi ırklarda daha az görülür.

Erkek tipi saç dökülmesinde hangi ilaçlar kullanılır?
Günümüzdeki tedavi seçenekler şunlardır:
• Saç ekimi
• Kozmetikler
• Takma saç ve peruk
• Minoksidil solüsyon
• Finasterid tablet (Tip II alfa redüktaz inhibitörü)

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:41 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 



Et benleri sık görülen, deriden çıkıntı yapan, zararsız yumuşak deri gelişimleridir. Aşağıdaki adlarla da bilinirler:
  • Akrokordon
  • Papillom
  • Yumuşak fibromlar
  • Pedunculated (saplı anlamında)
  • Filiiform (ipliksi)
Et benleri ne zaman oluşur?
Et benleri kadın ve erkeklerde yaşlanma ile ortaya çıkarlar.

Et benleri nasıl görünür?
Deri renginde olabildikleri gibi, koyu renkli de olabilirler. Büyüklükleri ise 1 mm den 5 cm e kadar değişebilir. Dah çok boyun, kotluk altı ve kasık gibi kıvrım bölgelerinde görülürler. Özellikle aşırı kilolu ve Tip II diabeti(şeker hastalığı) bulunanlarda çok sık ve yaygındırlar.

Et benleri nasıl oluşur?
Et benleri derinin en üst tabakası olan ince bir epidermis işle kaplanmış, gevşek kollajen lifleri ve damar dokusundan oluşmuştur.
Et benlerinin nedenleri belli değildir. Bununla beraber aşağıda ki faktörler gelişiminde rol alabilir:
  • Deriyi oğuşturmak, tahriş etmek ve sürtünme
  • Özellikle gebelik ve jigantizm dediğimiz bir hastalık gibi büyüme faktörlerinin arttığı durumlar
  • İnsülin direnci
  • Human papilloma virüsü (siğil virüsü)
Et benleri hangi yöntemlerle tedavi edilir?
  • Kriyoterapi (dondurma)
  • Cerrahi olarak çıkartma
  • Koterizasyon
  • Steril bir cerhi iplikle bağlanması

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:41 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 
http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg


Kıl kökü iltihabı kıl köklerinin iltihaplandığı bir grup hastalığa verilen addır. Bu hastalıkta deride kırmızı üzeri iltihaplı noktacıklar görülür.

Kıl kökü iltihabı neden görülür?
Kıl kökü iltihabı folikülit infeksiyonlar, derinin uzun süre hava almayacak şekilde kaolaı kalması nedeniyle veya bazı hastalıklarda karşılaştığımız bir durumdur.

İnfeksiyonlar:
Eğer infeksiyon düşünüğlüyorsa mikrobu saptamak için kültür alınmalıdır.

Bakteri
Bakeriler bağlı kıl kökü iltihabı genellikle stafilokokus aureus denen bakteri iel oluşur. Bu enfeksiyon derindir ve deride çıbanlar oluşturur. Hijyene dikkat edilmeli, antiseptik temizleyiciler, antibiotikli kremler ve ağızdan antibiotik kullanılmalıdır.
Havuz foliküliti Pseudomonas aeruginosa denen bakterinin iyi klorlanmamış havuzlarda yaptığı bir enfeksiyondur. Gram negatif folikülitPseudomonas aeruginosa veya benzeri organizmaları yüzde yaptığı bir enfeksiyondur. Sivilce tedavisinde terasiklin denen antibiotik kullanılırken nadiren gelişir.

Maya mantarları
Folikülite neden olan en yaygın maya mantarı Pityrosporum ovaledir malassezia olarak da bilinir. Malassezia foliküliti (Pityrosporum foliküliti)genellikle gençlerde sırtın üst kısmını etkileyen sivilce benzeri kaşıntılı bir durumdur. Nemlendiricile ve kullanılan antibiotikler kesilir. Haftalarda lokal ve ağızdan mantar ilaçları kullanılır.

Mantarlar
Saçlı derideki mantarlar ( tinea capitis) genellikle pullanma ve saç kaybı ile seyrederken nadiren folikülitte görülebilir. Tedavide mantar ilaçları kullanılır.

Kıl dönmesine bağlı tahriş (Yalancı folikülit)
Kıl dönmesi tıraş, ağda sonrasında görülebilen bir durumdur. Kültür yapıldığında herhangi bir mikrop üremez.
Sakal bölesinde görülürse bu duruma pseudofolikülit barbe denir.
Yalancı folikülite kadınların bacaklarında sık rasrlanır. Genellikle de kaşıntılıdır. Kılların alınması bir süre durudurulmalıdır. En az 3 ay kıllar çekme yöntemlerinden biri ile alınmamlıdır. Bayanlar için en nazik yöntem elektrikli traş aletleridir. Ayrıca lazer ile yapılan epilasyon da oldukça faydalıdır.

Temas reaksiyonları

Uzun süre havasız kalma
Vazelin bazlı merhemler, nemlendiriciler, yapışkan bamtlar bazen herhanbi bir mikrobun bulunmadığı kıl kökü iltihabına neden olabilirler. Bu durumda yağsız nemlendiriciler kullanılmalıdır.

Kimyasalar
Katran ve benzeri yağlar folikülite neden olabilir. Bu ajanlardan uzak durulmalıdır.

Lokal kortizon kullanımı
Lokal kortizonun uzun süreli kullanımı folikülit yapabilir. Perioral dermatit yüzde nemlendiricilerin ve kortizonlu kremlerin uyardığı bir folikülit türüdür. tedavisinde tetrasiklinli antibiotikler kullanılır.

Bazı inflamatuar hastalıklar
Bazı hastalıklarda kıl kökünün derin kısmındaki inflamasyon harabiyet oluşturduğu için kıl kaybı ve skar gelişir. Bu hastalıklar liken planus, diskoid lupus eritematozus and foiküulitis dekalvansdır. Tedavi altta yatan hastalığa göre yapılır. Tanı koymak için deri biyopsisi gerekir.

Bağışıklık sisteminin baskılanması
Eozinofilik folikülit AİDS hastalarında görülen bir durumdur. Nedeni halen anlaşılamamaıştır.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:41 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 
http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg


Melasma erişkinlerin yüzlerinde görülen kahve renkli lekelerdir. Genellikle yüzün iki tarafı da etkilenir. En sık yanaklar, burun, alın ve dudak üstünde görülür.

Kimlerde melasma görülür?
Melasma genellikle kadınlarda görülür. Melasması olan kişilerin ancak %10 u erkektir. Koyu tenli kişilerde melasma görülme sıklığı daha fazladır.

Melasma neden olur?
Melasmanın nedeni belli değildir. Ailesinde melasmalı kişiler olan bireylerde melasma daha sık görülür. Hormonal değişiklikler melazmayı tetikleyebilir. Gebelikte gelişirse gebelik maskesi olarak adlandırılır. Doğum kontrol hapları da melazmaya neden olabilir. Bununla beraber menapozdan sonra yapılan hormon tedavisi böyle bir lekelenmeye yol açmaz.

Güneş melasma gelişimini tetikleyebilir. Güneşten gelen ultraviyole ışığı veya kuvvetli lambalardan yayılan ışık, deride pigment (deriyi boyayan madde) üreten melanosit denen hücreleri uyarabilirler. Koyu renk tenli kişilerde açık tenli kişilere göre melanositler daha aktiftirler. Bu melanositler normal koşullar altında çok miktarda pigment üretirler, fakat bu durum ışığa maruz kalındığında veya hormonal yükselmeler olduğunda artar. Kazara güneşte kalmak melasmanın tekrar etmesine yol açar. Derideki herhangi bir tahriş, esmer tenli kişilerde pigmentin artmasına yol açarak melazmayı kötüleştirir. Melasma ile birlikte olan herhangi bir iç hastalığı yoktur.

Melasma tanısı nasıl konulur?
Melasmaya çok rastlandığından ve bir çok hastanın yüzündeki bulgular karakteristik olduğundan tanı kolaylıkla konulur. Nadiren diğer cilt hastalıklarından ayırmak için biyopsi almak gerekir.

Nasıl tedavi edilir?
Melasma da kesin bir tedavi olmadığından bir çok tedavi geliştirilmiştir. Melasma gebelik sonrası kaybolabileceği gibi yıllarca veya ömür boyu da devam edebilir.

Melasmanın tedavisinde ilk yapılması gereken güneşten koruyucuların kullanılmasıdır. Bu güneşten koruyucular hem ultraviyole A hem de ultraviyole B ışınlarına karşı koruma özelliği olan güneşten koruyucular olmalıdır. Koruma faktörü 30' un üzerinde olan koruyucular tavsiye edilmektedir. Ek olarak titanyum oksit ve çinko oksit içeren fiziksel olarak güneş ışınlarını yansıtan güneşten koruyucularda kullanılabilir. Güneşten koruyucular sadece güneşli günlerde değil, her gün içerde ve açık havada kullanılmalıdır. Anlamlı oranda ultraviyole ışığına yolda yürürken, araba kullanırken ve pencerenin arkasında otururken maruz kalınır.
Cildi tahriş edebilecek kremler, temizleyiciler veya makyaj malzemeleri melasmayı kötüleştirebildiğinden yasaklanmalıdır. Melasma doğum kontrol haplarının kullanımı ile başlamışsa bu ilacın kullanımı kesilmesinden sonra melasma düzelebilir. Doğum kontrol haplarının kullanımına deri rengini açıcı kremler kullanarak devam edilebilir.
Melasma tedavisinde kullanılan bir çok renk açıcı krem vardır. Bu ilaçlar melanositleri hasarlamak yerine, melanositlerin pigment üretimini azaltarak etkili olurlar. En yaygın renk açıcı olarak kullanılan kremlerin içinde hidrokinon bulunur. Bu melasmanın hafif formlarında günde 2 kez uygulanır. Melasmanın düzelmesi yaklaşık 3 ayı alır. Tretinoin, kortizon ve glikolik asit içeren kremlerin hidrokinon ile kombinasyonu renk açma özelliğini arttırır. Melasmayı tedavi etmekte kullanılan diğer ilaçlar azeleik asit ve kojik asittir. Tedaviden maksimum faydayı sağlamak için dermatoloji uzmanınızın uyarılarına tamamıyla uyunuz. Unutmayın ki güneşten koruyucu kremler mutlaka renk açıcı kremlerle birlikte kullanılmalıdırlar. Bazı renk acıcı kremler güneşten koruyucu da içerebilirler.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:41 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 



Ultraviyole radyasyonun zararları anlaşılmadan önce güneş ışığının sağlıklı yaşam için gerekli olduğu bilinirdi. Gerçekten güneş ışığının bazı hastalıkları tedavi edici özelliği vardır. Fakat güneşe fazla maruz kalmaktan kaçınılmalıdır. Fazla güneş, yanık, kırışıklıklık, çil, kılcal damar genişlemesine ve deri kanserine neden olur. Bazen de kızarıklık ile seyreden allerjik reaksiyonlara neden olabilir.

Güneş Işınları
Güneş görünen ve gürünmeyen ışınları saçar. Görünmeyen ışınlar ultraviyole (morötesi) A (UVA) ve ultraviyole B (UVB) olarak bilinir ve bir çok probleme bu ışınlar neden olur. Bu ışınlar bronzlaşmaya, güneş yanığına ve güneş hasarına neden olur. Güvenli bir UV ışını yoktur.

Tehlikeli UV ışınları yaz ayında yüksek rakımlı yerlerde ve ekvatora yakın bölgelerde daha yoğundur. Güneşin zararlı etkileri rüzgarlı havada ayrıca su, kum ve kardan yansıma ile artar. Bulutlu havada bile UV radyasyon yeryüzüne ulaşır ve deride hasara yol açar.

Güneşten korunma
Güneşten korunma, deri hasarının oluşmasını ve kanser riskini azaltır. Güneşten korunmak için güneşin yeryüzüne en dik geldiği saatlerde güneşe maruz kalınmamalıdır. Giysiler UV ışınlarına emer yada yansıtır, fakat beyaz gevşek dokunmuş, pamuklu bir kumaş ve deriyi sıkıca saran ıslak kıyafetler iyi bir koruma sağlamaz. Vücuda sıkı dokunmuş kıyafetler daha iyi koruma sağlar. Dışarı çıkarken geniş şapka ve gözlük takılması ve koruyucu kıyafetler giyilmesi önerilir. Eğer güneşe maruz kalınacaksa en az 15 faktörlü güneşten koruyucu krem kullanılmalıdır.

Güneşten koruyucular, güneş ışınlarına emerek, yansıtarak veya dağıtarak etkili olur. Merhem, krem, jel, losyon ve sprey şeklinde olabilir. Üzerinde SPF (sun protection factor = güneşten koruyucu faktör) numarası bulunur. Daha yüksek SPF numarası UVB ışınlarının neden olduğu güneş yanıklarına karşı daha fazla koruma sağlar. Bazı güneşten koruyucular geniş spektrumludurlar ki hem UVA hem de UVB ye karşı koruma sağlar. Bu koruyucular güneşin diğer etkilerinden de korunmayı sağlar. Bununla birlikte hiç bir güneşten koruyucu mükemmel değildir.

Güneşin etkileri
Güneş yanığı - Güneş yanığı oluşma riski güneş ışınlarının en güçlü olduğu 10.00- 16.00 saatlerinde en fazladır. Sıcak havalarda bu olasılık daha fazladır, çünkü sıcak UV ışınlarının etkisini arttırır. Fakat bulutlu günlerde de güneş yanığı oluşabilir.
Güneşten korunma kış aylarında da önemlidir. Kar güneş ışınlarının %80ini yansıtır ve deride hasara ve güneş yanıklarına sebep olabilir. Dağda yapılan kış sporları güneş yanığı riskini arttırır, çünkü yüksek rakımlı yerlerde güneş ışınlarını bloke eden atmosfer daha incedir.
Eğer çok fazla güneşte kalınırsa deride bir kızarıklık meydana gelir ve bu kızarıklık 24 saatte maksimuma ulaşır. Şiddetli güneş yanıklarında deri hassasiyeti, ağrı, ödem ve su toplaması görülebilir. Ateş, halsizlik, mide rahatsızlığı ve şuur bulanıklığı şiddetli güneş yanıklarında meydana gelebilir, bu durumda dikkatli bir tıbbi takip gerekir.Eğer şiddetli bir güneş yanığı ve ateş varsa, dermatoloji uzmanı tarafından ağrı ve ödemi azaltacak ve enfeksiyondan koruyacak ilaçların kullanımını önerilir. Soğuk ve ıslak kompresler veya banyo ve rahatlatıcı losyonların kullanımı şikayetleri azaltmaya yardımcı olur.

Bronzlaşma - Bronz ten sıklıkla yanlış bir inanış olarak bir sağlık belirteci olarak bilinmektedir. Fakat Dermatoloji uzmanları bronz tenin güneş hasarı sonucu meydana geldiğini söylemektedir. Bronz ten güneş ışınları derimize girdiğinde, deride daha fazla melanin pigmenti (boyası) üretilmesi sonucu gelişir.
Solaryum kaynaklı ışınlar da, güneş ışınları gibi derimiz için zararlıdır. Bir çok solaryum cihazı UVA ışığı yayar. UVA ışığı ile yapılan araştırmalar, bu ışığın derinin daha derin tabakalarına indiğini ve de erken deri yaşlanması ve kanserinden sorumlu olduğunu göstermiştir.

Yaşlanma - Açık havada çalışan insanların veya güneşten koruyucu kullanmadan güneş banyosu yapan kişilerin ciltleri sert, kaba bir görünüm alır ve bu kişiler olduklarından daha yaşlı görünür. Güneş yaşlılık lekesi dediğimiz lekelere ve ileride kansere dönebilen üzeri kabuklu deri değişikliklerine (aktinik keratoz) neden olur. Bu deri değişiklikleri güneşe maruz kaldıktan yıllar sonra ortaya çıkar.Yaşam boyu güneşe maruz kalma en fazla 20 yaşın altında olduğundan, çocukların güneşten korunması çok önemlidir.

Kırışıklıklar - kırışıklıklar doğrudan güneş ışığından etkilenir. Sigara içilmesi de kırışıklıkları arttırır. Dermatoloji veya estetik cerrahi uzmanları kimyasal peeling,laser cerrahisi, dermabrasyon ve çeşitli dolgu maddeleri ile bu kırışıklıkları tedavi edebilir.

Deri Kanseri - Deri kanserlerinin %90 ından fazlası güneş gören yerlerde görülür. Yüz, boyun kulak, ön kol ve eller en sık görüldüğü yerlerdir.
Deride en fazla görülen 3 kanser tipi Bazal Hücreli karsinoma, Squamöz hücreli karsinoma ve Melanomdur.

Bazal hücreli karsinoma genellikle açık tenli kimselerde yüz , kulak, burun ve ağız etrafında görülür. Kırmızımsı bir yama şeklinde başlayabileceği gibi; pembe, kırmızı veya beyaz renkli kabarıklıklar şeklinde de başlayabilir. İyileşmeyen ya da kısmi iyileşen kabuklu yara şeklinde görülebilir. Bu tür kanserler erken yakalanırlarsa kolay tedavi edilir.

Skuamöz hücreli karsinoma genellikle hafif pullu yama şeklinde veya kabarık karnabahar biçiminde görülebilir. Erken yakalanır ve tedavi başlanırsa kolay tedavi edilir. Nadiren tedavi edilmezse öldürücü olabilir.

Melanom en tehlikeli olan deri kanseri türüdür. Genellikle etrafı düzensiz, koyu kahve veya siyah ben benzeri oluşumlar şeklinde görülebilir. Bazen kırmızı, mavi, beyazı da içeren çok renkli şekilde görülebilir. Bu tip kanserler vücudun herhangi bir yerinde meydana gelebilir ve ancak erken yakalanırsa tedavi edilebilir. Eğer erken tanınmazlarsa; vücudun diğer alanlarına yayılarak ölüme neden olabilir.

Allerjik reaksiyonlar - Bazı insanlar güneşe maruz kaldıklarında allerjik reaksiyon geçirebilir. Bu reaksiyonlar güneş ile yalnızca kısa bir temas sonrasında görülebilir. Güneş allerjisinde kırmızı lekeler, kabarıklıklar ve su toplaması bulguları olabilir. Kullanılan kozmetik, parfüm, bitki, deriye uygulanan ilaç ve güneşten koruyucu kremler güneş ile birlikte allerjik reaksiyona neden olabilir. Doğum kontrol hapları, antibiyotikler, tansiyon ilaçları ve bazı depresyon ilaçları güneş ile birlikte çeşitli reaksiyonlara neden olabilir. Böyle bir durumla karşılaşırsanız Dermatoloji Uzmanına başvurunuz.

Hastalıklar - Uçuk, Zona ve nadir rastlanan bir hastalık olan Lupus eritematozus güneşle tetiklenebilir.Ultraviyole ışınları gözde de katarağa kadar gidebilen hasara neden olur.

Güneşten Korunma Önerileri
  • En az 15 faktörlü geniş spektrumlu güneşten koruyucular dudak da dahil olmak üzere, tüm güneş gören alanlara, bulutlu havalarda bile uygulanmalıdır.
  • Suda iken veya terli iken güneşe maruz kalırsanız suya dayanıklı güneşten koruyucu kremler kullanınız.
  • Güneşten koruyucunuzu 1.5 saatte bir uygulayın.
  • Geniş şapka ve gözlük kullanın.
  • Gölgede kalmaya çalışın.
  • Güneşten koruyan sıkı dokumalı kıyafetler giyin.
  • Saat 10.00- 16.00 saatleri arasındaki açık hava aktivitelerinizi daha erkene veya geç saate alın.
Herkes güneşli günlerden hoşlanır. Bu önerilere uyarak güvenli bir şekilde açık havada kanser ve yaşlanma kaygısı olmadan çalışabilir ve zaman geçirebilirsiniz.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:41 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 



Herpes Simpleks Virüs (HSV) derinin herhangi bir yerinde su kabarcıkları ve yaralara neden olan bir virüstür. Bu yaralar genellikle ağız ve burun etrafında, cinsel bölgede ve kalçada oluşur.
HSV enfeksiyonları aralıklı olarak tekrar ettiği için rahatsız edici olabilir. Yaralar ağrılı ve rahatsız edicidir. Kronik hastalığı olanlar ve yeni doğanlar viral enfeksiyonlar ciddidir.

HSV tipleri : Tip 1 ve Tip 2
Tip1 virüsü ağız etrafında uçuğa neden olur. Bir çok hasta virüsü bebeklik ve çocukluk döneminde alır.
Virüs genellikle virüsü taşıyan aile bireyleri veya arkadaşlardan bulaşır. Bulaşma öpme, ortak çanta, kaşık, havlu kullanımı ile olur. Yaralar genellikle dudak, ağız, burun, çene veya yanaklarda virüsü taşıyan kişi ile temastan kısa süre sonra gelişir.
Tip 2 virüs cinsel bölgede uçuğa neden olur. Enfeksiyonu taşıyan kişi ile cinsel temastan sonra bulaşır.

Herpes nedir?
Herpes 6 çeşit virüsten oluşan bir virüs ailesini tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Herpes virüs ailesinde Herpes simpleks virüs, Ebstein-Barr virüs, su çiçeği ve zona virüsü bulunur.


Herpes Simpleks Tip 1
Sıklıkla ağız etrafında uçuğa neden olur. İnce şeffaf sıvı içeren kabarcıklar genellikle yüzde görülür. Daha az sıklıkla cinsel bölgede enfeksiyona neden olabilir. Bazen yaralar üzerinde enfeksiyon oluşturabilir. Hemşire, doktor, diş hekimi ve diğer sağlık çalışanları el parmaklarında nadiren herpes enfeksiyonu geçirebilir.

Birincil ve tekrarlayan enfeksiyon olmak üzere iki tip enfeksiyon görülür. Bir çok kişiye virüs bulaşmakla birlikte sadece %10 kişide uçuk meydana gelir.Virüsü bulaştıran kişi ile temastan 2-20 gün sonra birincil enfeksiyon gelişir ve 7-10 günde iyileşir.
Su kabarcıklarının sayısı bir taneden kabarcık gruplarına kadar değişir. Kabarcıklar gelişmeden evvel deride kaşıntı ve hassasiyet vardır. Kabarcıklar kolaylıkla patlar ve sızıntılı, kabuklu bir hal alırlar. Kabuklar kalktığında altta kırmızı bir deri görülür.
Birincil enfeksiyondaki yaralar tamamen iyileşir ve nadiren iz bırakır. Bununla birlikte virüs vücutta kalmaya devam eder. Virüs sinir hücrelerine yerleşerek orada dinlenme aşamasında kalır.
Bir çok hastada uçuk tekrar eder. Tekrar eden enfeksiyon, genellikle ilk enfeksiyon alanında veya yakınında gelişir. Enfeksiyon birkaç haftada bir veya daha nadir tekrar eder.
Tekrar eden enfeksiyonlar birincil enfeksiyona göre hafif seyreder. Enfeksiyon ateşlenme, güneşe maruz kalma ve adet görme gibi faktörlerle tekrar eder. Bazen enfeksiyon bir neden olmadan da tekrar edebilir.

Herpes Simpleks Virus Tip 2
Herpes simpleks virus tip 2 ile oluşan enfeksiyon kalça, penis,vajina ve rahim ağzında enfeksiyonu bulunduran kimse ile cinsel temastan 2-20 gün sonra bulaşır. Birincil ve tekrarlayan enfeksiyonlar ağrılı ve kaşıntılı yaralar, ateş, kas ağrısına ve idrar yaparken yanmaya neden olur. HSV tip 2 cinsel bölgenin dışında da enfeksiyona neden olabilir, fakat enfeksiyon genellikle belden aşağıdaki bölgede görülür.
Tip 1 de olduğu gibi enfeksiyon yeri ve tekrarlama sıklığı değişebilir. Birincil enfeksiyon hastanın fark edemeyeceği kadar hafif seyredebilir. Yıllar sonra HSV tekrar eder ve bu birincil enfeksiyon sanılır. Birincil ataktan sonra virüs o bölge sinirlerine yerleşir ve adet dönemlerinde, ateşlenmede, stres durumunda ve çeşitli faktörlerle aktifleşerek tekrarlayan enfeksiyona neden olur. Ağrı ve deride hassasiyet birincil ve tekrarlayan enfeksiyon başlamadan bir veya birkaç gün önce başlar.

HSV enfeksiyonu tanısı nasıl konulur?
HSV enfeksiyonunun görünümü tipiktir ve tanıyı doğrulamak için test yapmaya gerek yoktur.
Bununla beraber tanıda şüphe olursa enfeksiyon alanından laboratuar analizi için materyal alınabilir veya kanda virüse karşı gelişen antikorlar aranabilir. Cinsel bölgedeki herpes sifiliz ile karışabilir. Çok az sayıda olguda uçuk rahim ağzında olduğunda hasta uçuk geçirdiğini fark etmez, çünkü bu bölgedeki uçuklar ağrısız seyreder.

Herpes enfeksiyonları nasıl tedavi edilir?
Herpes enfeksiyonundan koruyan bir aşı yoktur. Asiklovir, famsiklovir ve valasiklovir adlı ilaçlar uçuğu etkili bir şekilde tedavi ederler. Bu ilaçlar hastalığın iyileşmesini hızlandırmak veya tekrar etmesini engellemek için kullanılabilir. Düşük dozda tedavi uçuk ataklarının sayısı ve sıklığını azaltmak için yeterlidir.


Hastalıktan nasıl korunulabilir?
Vücudun herhangi bir yerinde yanma, kaşıntı, batma gibi bulgular var ise bu uçuğun bir belirtisi olarak kabul edilmeli ve diğer kişilerle olan temas engellenmelidir. Ağız etrafında uçuk görüldüğünde öpme ve ortak eşya kullanımı yasaklanmalıdır. Cinsel bölgesinde hastalık bulunanlar cinsel temastan kaçınmalıdır. Kondom kullanımı hastalığın bulaşmasını engelleyebilir.

Hastalık aktif olmadığı zamanda bulaştırıcı mıdır?
Hastalık aktif olmadığı dönemlerde de bulaştırıcıdır. Uçuğun % 80 'i deride herhangi bir bulgu yokken bulaşır. Hastaların bir çoğu, enfeksiyonun sadece hastalığın aktif olduğu dönemde bulaştığını sanmaktadır. Bu duruma hastalığın bulgusu olmadan virüs yayılması denmektedir ve bu durum araştırmalarca gösterilmiştir. Son zamanlarda hayatında hiç birincil veya tekrarlayan uçuk geçirmeyen hastaların kanında virüse karşı antikorlar olduğu ve de bu kişilerin virüsü yaydıkları saptanmıştır. Devamlı asiklovir tedavisi alan hastalarda hastalığın bulguları görülmezken, virüs sayısı da azalmıştır. Aynı durum famsiklovir, valasiklovir gibi yeni ilaçlar için de geçerlidir. Bu ilaçların düzenli olarak günlük alımının virüsün sağlam kişilere bulaşmasını engellediği düşünülmektedir, fakat bu durum ispatlanmamıştır.

Diğer şiddetli herpes enfeksiyonları
Göz enfeksiyonları - HSV gözü etkileyerek Herpes keratitine neden olabilir. Bu enfeksiyonda gözde ağrı, batma, güneş ışığına karşı hassasiyet olur. Tedavi yapılmazsa gözde kalıcı hasar yapabilir. İlaçların kullanımı bu riski azaltır. Gözde herpes enfeksiyonu düşünülen hasta göz hastalıkları uzmanı tarafından muayene edilmelidir.
Gebelerde enfeksiyon - Cinsel bölgede uçuğu bulunan bir hasta doğum esnasında hastalığı bebeğine geçirebilir. Doğum eğer annenin birincil enfeksiyonu sırasında gelişirse bebekte önemli bir hastalık tablosuna yol açar. Cinsel bölgesinde uçuk olduğunu bilen gebeler bebeklerini korumak için doktorlarına bu durumdan bahsetmelidir.
Gebe olan kadınlar özellikle gebeliğin son dönemlerinde aktif olarak cinsel bölgelerinde enfeksiyon olan eşleriyle cinsel temasta bulunmamalıdır.
Yeni doğan bebekler annelerinden cinsel bölge dışında olan enfeksiyonu da alabilir . Eğer anne veya çocuk bakıcısının dudaklarında veya ellerinde de aktif herpes enfeksiyonu mevcutsa, bebek herpes enfeksiyonuna yakalanabilir. Aktif HSV enfeksiyonunu olan anne ve aile bireyleri, yeni doğan bebekle temastan kaçınmalıdır.
Cinsel bölge ve dışında aktif herpes enfeksiyonu bulunmayan annelerin doğumunda özel bir dikkate gerek yoktur. Çünkü enfeksiyon aktif olmadığından bebek için bir risk yoktur.
HSV kanserli hastalar, organ nakli yapılanlar, önemli ve kronik hastalığı olanlarda bağışıklık sistemi baskılanmış olduğu için yaşamı tehdit eden enfeksiyonlara neden olabilir.

Herpes tedavi edilebilir mi?
Herpes enfeksiyonlarında tam tedavi olmamakla birlikte, araştırmalar tekrarları azaltmak veya ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalara devam etmektedir. Bununla beraber bu deneysel çalışmalar sinirdeki virüsü ortadan kaldıramamaktadır. Bundan dolayı bu araştırmalar aktif hastalığı olmayan hastalarda virüsün yayılımını engellemeyi hedeflemektedir.


Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:41 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 



Sivilce nedir?
Normalde yağ bezleri sebum dediğimiz yağlı bir madde salgılarlar. Akne (sivilce) kılları saran yağ bezlerinin sebum ve ölü hücreler ile tıkanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu kapalı ortamda da bakteriler kolaylıkla gelişir ve sivilce oluşur.

Elos sistemi sivilceleri nasıl tedavi eder?
Radyofrekans ve IPL enerjisinin elos sistemindeki kombinasyonu etkin bir biçimde sivilceleri tedavi eder. Işık kaynağı tarafından yayılan enerjj ve radyo frekans enerjisi deri tarafından emilir ve bu sayede hedef dokudaki sivilceye neden olan bakterileri ölür ve aşırı yağ salgısı da azaltır. Tedavi ile aktif sivilceler baskılanır ve olan aknelerin iyileşme süreci hızlandırılır.

Elos tedavisi bana uygun mudur?
Elos tedavisi tüm cilt tipleri için uygun bir tedavi yöntemidir.

Elos tedavisi öncesi Elos tedavisi sonrası
Sonuçlar ne zaman ortaya çıkar?
Tedavi için gerekli seans sayısı sivilcenin şiddetine göre değişir. Eğer sivilce çok şiddetli ise iyileşme uzun sürebilir ve ek tedaviler gerekebilir.

İşlem rahatsız edici midir?
Kişisel olarak bu durum değişebilmekle birlikte, bir çok kişi deride iğne batması veya lastik çarpmasına benzer bir his ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu durumu engellemek için tedaviden bir saat önce lokal anestetik bir krem kullanılabilir. Ayrıca elos sisteminin derinizi güvence altına almak için monitorize eden ve belli bir ısıda tutmayı sağlayan soğutma sistemi mevcuttur.
Elos tedavisi kolaydır. Herhangi bir cerrahi işleme gerek yoktur, zaman kaybına neden olmaz. Tedavi süresi en fazla 30 dakikadır.

Tedavi maliyeti nedir?
Tedavi maliyeti kişiden kişiye değişir. Bu detaylar konusunda muayene sonrası daha net bir karar verilebilir. Lütfen dermatoloji uzmanına başvurunuz.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:42 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 



İğneli epilasyon yönteminde küçük ince bir iğne kıl köküne kadar sokularak , elektrik akımı verilir ve oluşan yanık kıl kökünü harap eder.
Kalıcı sonuç için çoklu uygulama gerekir. 2 tip elektrolizis vardır:
  • Galvanik elektrolizis (direk akımla elektrolizis)
  • Termolizis (alternatif akımla elektrolizis)
Galvanik elektrolisis: Direk galvanik akım iğne aracılığı ile kıl köküne iletilir, ve dokuda sodyum hidroksit tuzu üretilir ve bu kostik ajan kıl kökünü haraplar. Uygulama esnasında hastaya metal bir topraklama hattı bağlanır ve bir jel sürülür. Akım hastanın ağrı eşiğine göre teknisyen tarafından ayarlanır ve akımın uzunluğu da teknisyen tarafından ayarlanır. Galvanik elektrolizis yavaştır, her kıl için bir dakika uygulama ve çok sayıda giriş gerekir.

Termolizis: Termolizis yönteminde yüksek frekanslı alterne akım iğne vasıtasıyla kıl köküne iletilir. Kıl kökünde oluşan ısı moleküler vibrasyona neden olarak kıl kökünü fiziksel olarak haraplar, kimyasal bir reaksiyon oluşmaz.
Bir çok modern elektrolizis aleti blend (karışık) denen galvanik elektrolizis ve termolizis yöntemin karışımını kullanır. Ne yazık ki bu iki yöntemi kıyaslayan bilimsel çalışma yoktur.
İyi bir termolizis için iğnenin köke doğru bir şekilde girmesi ve doğru yoğunluk ve sürede akımın verilmesi gerekir. Ek olarak anajen evredeki kıllar tedaviye iyi cevap verirken telojen evre kılları daha az yanıt verir. Tedavi edilecek alandaki anajen ve telojen kılları ayırt etmek için, tedavi edilecek alan bir kaç gün önce tıraşlanır, bir kaç gün sonra deri yüzeyinde görülen kıllar anajen evrededir ve anajen kıllar tedavi edilir. Anajen kıl büyüme evresinde iken; telojen kıl dökülme evresindedir.
İğneli epiasyonun potansiyel yan etkileri skar (küçük çukurcuklar), açık veya koyu renkli lekedir ve bu riskler teknisyenin tecrübesi ile ilişkilidir.
Ağrı en çok rahatsız eden bulgu olmasına rağmen işlemden bir saat önce EMLA denen lokal anestetik krem kullanılabilir. Ayrıca lokal bakteri ve virüs enfeksiyonları gelişebilir. Bu güne kadar hepatit ve AİDS geçişi rapor edilmemiştir. Kalp pili olan hastalara iğneli epilasyon uygulanamaz. İğneli epilasyonun avantajı etkinin kalıcı olması ve ince ve renksiz tüylerde de başarılı olmasıdır. Oysa laser ve IPL ile yapılan epilasyon ancak koyu renkli ve kıllarda uygulanabilir. Yöntem diğer tedavilere göre daha ucuzdur. Fakat bu yöntem ağrılıdır ve tedavi süresi daha uzundur.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:42 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 
http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg


Kalıcı makyajın tıbbi adı mikropigmantasyondur. İşlem dövmede yapılan işlemin benzeridir. Bu yöntemle göz kenarları, kaş, dudak çizgisi ve dudak boyanabilir. Eğer uygun kişiler tarafından uygulanırsa doğal ve etkili bir yöntemidir.

Kalıcı makyajın avantajları nelerdir?
Kalıcı makyaj özellikle makyaj yapmak için zamanı olmayan, fakat güzel görünmek isteyen kadınlar için ideal bir yöntemdir. Bu kişiler gün sonunda bile makyajı yeni tazelenmiş gibi görünürler.

Kalıcı makyajın dezavantajları nelerdir?
En önemli dezavantajı bu yöntemin kalıcı olmasıdır. Eğer bu işlemi yaptırmak konusunda emin değilseniz, yaptırmamanız daha doğru olur. Ayrıca işlem deneyimsiz kişiler tarafından yapıldığında büyük risk taşır. Bir takım hastalıklar (aids, hepatit vs.) bulaşması söz konusu olabilir.

Kalıcı makyaj nasıl uygulanır?
Aslında kalıcı makyaj sağlık kuruluşlarında veya güzellik merkezlerinde doktor kontrolünde, hemşire veya bu konuda eğitimli teknisyenler tarafından yapılmalıdır. İşlem sırasında kalıcı bir takım boya maddeleri deriye enjekte edilir. İşlem yarım saatten 2 saate kadar uzayabilir. Tedavi öncesi yapılan lokal anestezi işlemin daha ağrısız yapılmasını sağlar. Bir kaç gün uygulama bölgesinde şişlik olabilir, bu nedenle işlemin cumartesi yapılması uygun olur
.

Kalıcı makyajın riskleri nelerdir?
En büyük risk bu işlemin eğitim almamış kişiler tarafından uygulanmasıdır. Eğitimsiz bir kişi tarafından başka bir kişiye uygulanan iğne ile yapılan işlem, enfeksiyon bulaşmasına neden olabilir. Boya maddeleri tıbbi olarak uygun maddeler değildir ve de deriyi tahriş edebilirler. Ayrıca yalnış yapılan bir uygulamanın geri dönüşü de zordur. Örneğin göze uygulama yapmak zordur ve gözlerde ve kaşta bir hata yapıldığında bu hatanınlaser ile düzeltilmesi durumunda bu bölgedeki kıllar da ortadan kalkabilir ve bu da istenmeyen bir durumdur. Yanaklara yapılan kalıcı makyaj genellikle profesyonel olmayan kişilerce yapılmakta ve doğal bir görünüm oluşmamaktadır. Doğal yanak rengi mevsimden mevsime, günden güne değişebilmektedir. Yanaklara yapılan kalıcı makyaj ise değişim göstermeyeceğinden doğal bir görüntü oluşturmaz ve de bu makyajlaser ile tedavi edilmeye çalışında siyahlaşabilir.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:42 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 



Kozmetik kamuflaj, yüz ve vücuttaki renk ve kontür farklılıklarını kapatmak için bir takım krem ve pudraların kullanıldığı bir makyaj yöntemidir. Kozmetik kamuflaj sağlayan kremler ilk kez 2. dünya savaşında yüz ve vücutlarında yanık olan asker hastalarda kullanmak amacıyla geliştirilmiştir.

Kozmetik kamuflaj hangi kişiler hangi durumlarda uygulanır?
Günümüzde kadın, erkek ve çocuk aşağıda sıralanan durumlarda kamuflaj makyajını kullanabilir:
· Doğum lekeleri
· Rozacea
· Vitiligo
· Melasma (gebelik lekesi)
· Diskoid Lupus Eritematosus
· Jessner’in lenfositik infiltrasyonu
· Varisler
· Kılcal damar genişlemeleri
· Yanık izleri
· Cerrahi, travma ve sivilce izleri
· Dövmeler
· Daha bir çok dermatolojik hastalık

Kozmetik amaçlı kamuflaj makyajı bir çok hastanın yaşam kalitesini anlamlı bir şekilde arttırmaktadır. Hastalar daha kendilerine güvenli hissetmektedirler.

Kozmetik kamuflada kullanılan yöntemler nelerdir?
Kapatıcılar: (Concealer) kapatıcılar fondotenlere göre daha kalın ve daha opak malzelmelerdir. Bu malzemeler ameliyat izlerini, çeşitli izleri ve morlukları etkin biçimde kapatırlar. Genellikle kremsi yapıdadırlar ve bir çok tonu vardır. Bazen de bir takım renk düzenleyicilerle de karıştırılabilirler.

Renk düzenleyiciler: Bu malzemelerden sarımsı tonda olanlar, kırmızımsı renk ve morlukları kapatmak için kullanılır. Morumsu renkte olanlar ise derinin sarımsı rengini, yeşil renk düzenleyiciler ise kızarıklıkları nötralize ederek daha kahverengimsi bir renk oluştururlar.

Kontür malzemeleri: Bu malzemeler düzensiz yüz kontürünü ışık ve gölgeyi kullanarak düzeltirler. Koyu renkler kabarık ve şiş alanların daha alçak görünmesini, açık renkler ise yüzdeki çökük alanları düzeltirler. İyi bir kontür sağlamak için gölgeleri kullanılan kapatıcıların iki kat koyusu ile, ışıklı alanları ise kapatıcıdan iki ton açık renklerle yapmak gerekir. Pudra şeklinde fırça ile uygulanan ürünler kontür oluşturmak için daha uygundur.

Kamuflaj makyajında nelere dikkat edilmelidir?
Ama kamuflaj makyajında en çok dikkat edilmesi gereken şey bu makyajın geceleri muhakkak çıkartılmasıdır. Genellikle bu ürünler su bazlı olduğundan, yağlı temizleme krem ve losyonları temizleme işlemi için uygundur. Bu temizleme işleminden evvel cilt bol su ile yıkanmalıdır. Vücuda uygulanan ürünler ise 3-4 gün vücutta kalabilir.

Kozmetik kamuflaj için öneriler nelerdir?
İdeal sonuca ulaşabilmek için bir pratik dönemi gereklidir. Bazı ülkelerde hastanelerde ve kozmetik kamuflaj kliniklerinde hastaların bu ihtiyaçları karşılanmaktadır. Bir çok ülkede sponsorları makyaj firmaları olan tv programlarında kozmetik kamuflaj hakkında bilgi verilmekte, bu programlardan bazıları kanser dernekleri tarafından desteklenebilmektedir.
Standart günlük makyaj malzemeleri kamuflaj makyajı yapmak için kullanılabilir. Önemli olan bu malzemelerde koku maddeleri olmamsı ve allerji yapmama güvencesinin bulunmasıdır. Dermatoloji uzmanınız size uygun malzemeleri eczanelerde bulabilmeniz için yardımcı olacaktır.


Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:42 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 



Kaşıntı nedir?
Kaşıntı kaşınma arzusu uyaran bir duygudur. Kaşıntı kişiyi oldukça rahatsız edebilir. Şiddetli olduğunda uykusuzluğa, gerginliğe ve depresyona neden olabilir. Kaşıntının gerçek nedeni bilinmemektedir. Derideki sinirler etkilenerek, histamin adlı bir kimyasal salgılanınca, beyinde kaşıntı duyusunu oluşturur. Kaşıntı bazen bir cilt hastalığı ile birlikte olabilirken, bazen de bir iç hastalığının belirtisi olabilir. İç organ hastalığı bulunmayan diğer kaşıntılı hastalarda kaşıntının nedeni psikolojik olabilir.

Kimlerde kaşıntı vardır?
Kaşıntının çok belirgin rahatsızlık verdiği bir çok deri rahatsızlığı vardır. Örneğin kurdeşen, su çiceği ve egzema da kaşıntı vardır. Bazı deri hastalıklarında ise döküntü olmadan kaşıntı olabilir. Yaşlılarda görülen kuru deriye bağlı kaşıntı bunun bir örneğidir. Bu kaşıntı özellikle kışın atar ve deride başka bir bulgu yoktur. Kaşıntının nedeni genellikle kuru cilt olmakla birlikte bazen kaşıntının nedeni bir iç hastalığı da olabilir. Derinin uyuz gibi bazı parazitik hastalıklarında da oldukça kaşıntı mevcuttur. Dermatoloji uzmanları bu hastalıklara muayene ile kolaylıkla tanı koyabilirler. Eğer bir bende kaşıntı var ise bu benin kansere dönüştüğünün bir belirtisi olabilir. Bu durumda tanı koyabilmek için biyopsi yapmak gerekebilir.
Kaşıntıya neden olabilecek bir çok iç hastalığı vardır. En sık rastlanılan böbrek yetmezliğine bağlı kaşıntıdır. Hepatit C yi de içeren karaciğer rahatsızlıkları, guatr ( tiroid bezinin fazla veya az hormon salgılaması) da kaşıntı nedenleri arasındadır. Demir eksikliği, polistemia vera ve multibl myeloma gibi kan hastalıklarında da kaşıntı olur. Ara sıra lenfomalarda da kaşınyı görülebilir. İnme gibi nörolojik tablolarda da kaşıntı olabilir.

Kaşıntı nasıl tedavi edilir?
Doktorunuz öncelikle kaşıntının nedenini araştırır. Dikkatli bir cilt muayenesi, kan testleri, gerekirse biyopsi yapar. Eğer kaşıntı egzema veya kurdeşen denen bir cilt hastalığından kaynaklanıyorsa bu hastalıkların tedavisi kaşıntıyı giderir. Eğer hastalık bir iç hastalığından kaynaklanıyorsa kaşıntı giderici haplar ve ultraviyole tedavisi kullanılır. Kaşıntının bir çok nedeni olmasına rağmen bir çok tedavisinde temel bir kaç uygulama vardır. İlk olarak sıcak banyo ve duş yasaklanmalıdır. Hafif ve ince kıyafetler ve serin bir ortam kaşıntınıyı azaltır. Sabunlar derinizi kuruturlar, bu nedenle hassas ciltler için olan uygun sabunları kullanınız. Banyoda iyi durulanınız, sabun artığı kalmamasına dikkat ediniz. Banyodan çıktıktan 2-3 dakika içinde nemlendirici uygulayınız. Su çiçeği ve böcek ısırıklarına bağlı su kabarcıklı hastalıklarda kalamin içeren losyonlar iyi gelebilir. Kaşıntı oldukça rahatsızlık verebilen bir durum olabilmekle beraber genelde tedaviye iyi cevap verir.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:42 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 



Kepek nedir ve neden olur?
Kepeğin Latince adı Pityriasis capitistir. Bdurum aslında seboreik egzemanın inflamatuar olmayan hafif bir formudur.
Normalde insan derisi kendini yenilediğinden deri yüzeyinde bulunan ölü hücreler altt aoluşan yeni hücreler tarafından atılır.
Kepek probleminde bu süreç aşırı hızlanmıştır ve çok sayıda hücre atılımı olduğundan, bu hücreler kümeler oluşturarak gözle görülebilir hal alabilirler.

Özellikle kepek problemi koyu renkli kıyafetler giyildiğinde belirgin hale gelir. Ayrıca saçta kaşıntı da bulunabilir.

Bir çok kişi kepek probleminin saçlı derilerinin kuru olmasına bağlarlar. Bu nedenle de saçlarını şampuanla yıkamayı bırakır veya daha seyrek olarak yıkarlar. Çünkü yıkamanın saçları daha çok kurutacağını düşünürler. Fakt bu durum doğru değildir.

Kepeklenme sadece deri hücrelerinin döngüsü arttığında gelişir. Kepeklenmenin derimizde normalde de bulunan Pityrosporum ovale denilen bir mantarın miktarını aşırı arttırması sonucu geliştiği düşünülmektedir.

Kepek engellenebilir mi?

Kepekten kesin olarak kurtulunmasa da, bu durum kontrol altına alınabilir. Bu durum yaş ilerledikçe gerileyebilir.

Kepek nasıl kontrol altına alınabilir?
  • Kepek Şampuanları: Kepek şampuanları antimikrobial selenyum sülfit veya zinc pirithion içerirler ve hafif kepeklenme de faydalıdırlar. Bu ajanlar yaygındırlar ve Pityrosporum ovale'ye etkilidirler.
  • Antifungal şampuanlar: Bu şampuanlar ketakanazol içerirler ve hala kepek tedavisinde etkilirdirler. Tedaviye dirençli şiddetli kepekler için iyi bir seçenektir ve Pityrosporum ovale sayısını azaltır.
Bu şampuanların kepeği geçirmesi için haftada 2 kez 2-4 hafta kullanılması gerekir. Bu kullanımdan sonra yeniden gelişimin engellemek için her 1-2 haftada bir kullanılmalıdır.


Eğer bu tedavilere cevap alınamazsa ne yapılmalıdır?
  • Eğer bu şampuanların kullanımından sonra kepeğiniz geçmezse,
  • Daha şiddetli hale gelirse,
  • Vücudun başka yerlerinde de pullanam gelişirse bu durum seboreik egzema, diğer egzemalar veya sedef hastalığının belirtisi olabilir. Bu durumda bir dermatoloji uzmanına başvurunuz.
Ani gelişen , çok şiddetli kepeklenme veya seboreik egzema, eğer oyaşa kadar bu tarz problemi olmayan orte yaşlı bir kişide gelişirse bu durum AIDS'in bir belirtisi olabilir.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:42 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 



Kimyasal Peeling nedir?
Kimyasal Peeling genellikle kimyasal özellikte tahrip edici bir madde kullanılarak derinin katlarının planlı bir şekilde haraplanmasıdır. Güneşin oluşturduğu cilt bozuklukları, sivilce izleri ve derinin yaşlanması cildin götüntüsünü etkileyen önemli faktörlerdir. Günümüzde bu şikayetlerin giderilmesinde en sık kullanılan yöntemlerden biri Kimyasal Peeling yöntemidir.

Kimyasal peeling yeni bir tedavi yöntemi midir ve tedavide kullanılan maddeler nelerdir?
Hayır kimyasal peeling oldukça eski bir tedavi yöntemidir. Dermatologlar kozmetik ve tedavi amaçlı deriyi soymaya başlamadan çok önce, eski Mısırlılar ve Türkler hayvan yağları ile deriyi soymuş, Avrupalılar ise Macar Çingenelerinin formüllerini kullanmıştır. Babil ve Hintlilerin kulladığı rezorsinli fomül, bugün Avrupalı Dermatologların uyguladıkları peeling formüllerine esin kaynağı olmuştur. 1960'larda trikloroasetik asid ve fenol soyucu ajan olarak kullanılmaya başlanmıştır. Ayrıca meyve ve yiyeceklerde bulunan bir takım asitler, örneğin şeker kamışında bulunan glikolik asid, sütte bulunan laktik asid derinin yenilenme işleminde başarıyla uygulanmaktadır.

Peeling işlemi nasıl etki gösterir?
Pek çok deri problemi, ölü hücrelerin cildi kalın ve cansız hale getirmesiyle ilişkilidir veya direk olarak bu sebepten kaynaklanmaktadır. Peeling işlemi hangi madde ile yapılırsa yapılsın, derinin üst bölümündeki gereksiz hücreler kaldırılarak, alttaki taze ve hasarsız cildin açığa çıkartılması sağlanır; böylelikle alttaki taze cildin yapılanması ve inşası uyarılmış olur. Cildin aktivasyonu ile sağlıklı, gergin ve dolgun bir görünüm kazanılır. Özetle Peeling Tedavisi cildin yüzeyindeki ölü hücrelerin kontrollü biçimde kaldırılması ve ardından yeni cildin uyarılmasıdır.

Tedavi hangi aralıklarla yapılmalı ve ve kaç uygulama gerekmektedir?
Yaklaşık iki ya da dört hafta aralıklarla 4-6 kez yapılan tedavi yeterlidir ve gerekli olduğu durumlarda altı ay veya yılda bir tekrar edilebilir.

Peeling Tedavisi hangi amaçlarla kullanılır?
  • Güneş hasarı sonrası oluşmuş ince ve kalın çizgilerin hafifletilmesi
  • Cilt yumuşaklığının arttırılması
  • Sivilce izlerinin hafif ve orta düzeye indirilmesi
  • Ciltteki lekelerin düzeltilmesi
  • Cildin doğal parlaklığının arttırılması
  • Cildin gözeneklerinin küçültülmesi
  • Ciltteki sivilcelerin giderilmesi

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:43 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 
http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg


Deri kanserleri en sık rastlanılan kanserlerden biridir. Özellikle beyaz tenli insanların üçte ikisini etkiler. Amerikan Dermatoloji Akademisi(AAD) ciltkanserlerinin her yıl %4-5 oranında hızla arttığını ve bununda yılda 1.000.0000 yeni vaka anlamına geldiğini belirtiyor.Eğer erken saptanırsa, cilt kanserlerinın tedavisi kolaydır. Bununla beraber eğer cilt kanseri ilerlerse, çok önemli sakatlıklara ve hatta ölüme neden olabilir. Bu nedenle erken teşhis ve tedavi kişisel cilt muayenesi ile daha da önem kazanıyor.

Cilt muayenesini kimler yapmalıdır?
Herkes kendi cilt muayenesini kolaylıkla yapabilir. Her aile çocuklarına erken yaşta cilt muayenesini nasıl yapabileceğini öğretmelidir. Yıllık dermatoloji uzmanının yapacağı muayene ile birlikte, kişinin kendisinin yapacağı muayene deri kanseriyle savaşmanın en iyi yoludur.
Kişinin kendi kendine yaptığı muayene bir dermatoloji uzmanının muayenesi eklenebilir. Dünyanın bir çok yerinde gelişmiş görüntüleme sistemleri geliştirilmiştir. Vücudun tüm dijital fotografının alınması ile birlikte, daha yakın mikroskopik görüntülerde alınabilir. Bu görüntüler dermatoloji uzmanları tarafından değerlendirilir. Belli aralıklarla çekilen fotograflarla benlerde zamanla oluşan değişiklikler farkedilebilir.

Cilt muayenizi ne zaman yapmalısınız?
Düzenli olarak yapılan kişisel cilt muayenesi cilt değişikliklerinin saptanmasına ve muhtemel bir öncül kanser bulgusunun atlanmmasına yardımcı olabilir.
Muayenizi alışkanlık olana kadar sık sık yapılmalı, fakat kendinize sıkıntı vermeyecek sıklıkla yapılmamlıdır. Bir çok insan için 3 aylık aralıklarla muayene yeterlidir. Bir süre sonra kişinin kendi kendine yapacağı muayene, tecrübe ile 10 dakika gibi kısa bir süreye indirilebilir. herhangi bir değişiklik saptarsanız cilt hekiminize başvurunuz.

Nelere bakılmalıdır?




3 tip deri kanseri vardır:
  • Bazal hücreli karsinoma
  • Skuamöz hücreli karsinoma
  • Melanom
Hepsinin kendine ait değişik görüntüleri olması nedeni ile erken evrede oluşan bulguları bilmek önemlidir. Özellikle derinizde gelişen ani değişikliklere dikkat edilmelidir. Bilinmelidir ki size hiç zararı olmasa da, şüpheli bir noktacık bile göz ardı edilmemelidir. Deri kanserleri ağrısız olabilir, fakat aynı zamanda çok tehlikeli olabilir. Eğer bir veya dah fazla şüpheli belirti saptarsanız dermatoloji uzmanına muayene olunuz.


Şüpheli belirtiler nelerdir?




Aşağıdaki uyarı şaretlerini gördüğünüzde bir cilt hekimine başvurunuz.
  • Herhangi bir deri bölgesindeki bir deri oluşumu aniden büyürse ve görüntüsü parlak, kahve, siyah veya çok renkli bir durum almasıSonradan oluşan veya doğuştan olan bir ben veya herhangi bir leke:
    Rengini değiştirmesi
    Boyutu ve kalınlığını arttırması
    Yüzeyi değişmesi
    Dış sınırı düzensizleşmesi
    6 mm’den veya bir kurşun kalem çapını aşması
    21 yaşından sonra yeni lekelerin çıkmasıBir ben veya yaranın:
    Kaşınması
    Kabuklanması
    Parçalanması
    Kanaması
  • Üç haftadan fazla süre ile iyileşmeyen bir yaranın varlığı
Kişisel cilt muayenesi için neler gereklidir?
  • Parlak bir ışık
  • Boy aynası
  • El aynası
  • Saç kurutma makinesi
  • 2 sandalye
  • Bir muayene formu
  • Bir kalem
Nerelere bakılmalıdır?
Muayene baştan başlayıp, ayaklarda sonlanmalıdır.

Yüzünüzü, özellikle burnunuzu, dudaklarınızı, ağzınızı, kulaklarınızın önünü ve arkasını muayene edin. Bir veya iki ayna kullnarak arka ve yan bölgeleri net görün.



Saç kurutma makinesi ve ayna kullanarak saçlı derinizin her yanını inceleyin. Eğer mümkünse bir arkadaşınızdan veya aile bireylerinden yardım isteyin.


Ellerinizi dikkatle kontrol edin; avuç içi, el sırtı, parmak araları, tırnak altları. Kontrol işlemine bilekler ve kolunuzun ön ve arka yüzlerini inceleyerek devam edin.

Bir boy aynası önünde, dirseklerinizden omuzunuza kadar kontrol edin. Koltuk altınızı ihmal etmeyin.

Bir sonraki inceleme alanı boyun,göğüs ve vücudun üst kısmıdır. Bayanlar meme altlarına gelen cilt bölgelerini dikkatle muayene etmelidir.

Sırtınızı boy aynasına dönerek ve elinize bir el aynası alarak sırtınızı, omuzlarınızı, boynunuzun arka tarafını, kollarınızın arka taraflarını gözlemleyin

Yine iki aynayı kullanarak belinizi, kalçalarınızı, bacaklarınızın arka bölümlerini kontrol edin.

Oturun. Bir başka sandalye veya tabure üzerine ayaklarınızı koyarak altlarını inceleyin. Bir el aynası yardımı ile cinsel organlarınızı kontrol ediniz. Bacaklarınızın, kalçalarınızın ön ve yanlarına, ayaklarınızın üzerine, parmaklarınızın arasına, tırnakların altına bakın. Ayaklarınızı ve topuklarınızı muayene edin.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:43 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 



Kuru deri neden oluşur?
Kuru deri tüm vücudumuzu bir film tabakası şeklinde örten, ölü hücrelerden oluşan stratum corneum denilen tabakadaki suyun kaybı sonucu oluşur. Butabaka suyunu kaybedince esnekliğini kaybeder, çatlar ve pullanır. Stratum korneum sututan maddeler içerir ve derinin daha derin kısımlarından suyun sızmasını engeller. Su stratum korneum tarafından ölü hücreler ve yağdan oluşan bir film tabakası tarafıntdan tutulur ve deriden buharlaşması engellenir. (trans-epidermal water loss or TEWL=transepidermal su kaybı)

Kuru , pullu deriyi tetikleyen faktörler nelerdir?
Kuru deri her hangi bir yaşta ve bir çok nedenden dolayı oluşur. Kuru deriye neden olan koşullar:
  • Kuru hava, özellikle kış aylarındaki düşük nem
  • Düşük nem bulunan yerler, özellikle merkezi ısıtmanın olduğu kapalı alanlar, ateşe veya ısıtıcı fanlara yakın oturmak
  • Rüzgara maruz kalmak
  • Sık yıkanma, duş alma ve yüzme, özellikle güçlü klorlu aşırı sıcak ve soğuk suda yüzmek
  • İdrar söktürücü ilaçlar
  • Kalıtsal faktörler ve artan yaş ile sebum(yağ) gibi doğal nemlendiricilerin azalması
  • Atopik egzema, sedef ve ihtiyosis gibi cilt hastalıkları
  • Metabolik faktörler, tiroid bezinin yeterince çalışmaması veya aşırı kilo kaybı
  • Sabun, deterjan ve çözücülere maruz kalmak
Deriden su kaybı en sık hangi durumlarda olur?
Deriden su kaybını arttıran diğer önemli bir faktör deriden banyo esnasında kaybedilen sıvıdır. Sıcak su ile yıkanma ve sabunlar derideki koruyucu yağ tabakasını azaltırlar. Diğer önemli faktör eğer banyoda azalan yağ dışardan uygulanan bir nemlendirici ve yağ ile dengelenmezse deriden su kaybı artar ve banyodan sonraki bir saat içinde deri normalde olduğundan daha kurudur. Deterjanlar ve çözücüler de benzer şekilde derinin yağ tabakasını kaldırarak deriyi kuruturlar.

Deri pullanması nasıl oluşur?
Deri pullanması stratum korneum dediğimiz deri yüzeyinden hücrelerin gözle görülebilir şekilde ayrışması ile oluşur. Normal deride bu süreç gözle görülmez, çünkü hücreler tek tek dökülür. Pullu deride ölü deri hücreleri birbirlerinden ayrılamazlar ve gözler görülebilen kepeklenmeye neden olur. Bu durum kuru deride herhangi bir nede le gelişebilir, ayrıca egzema, sedef ve ichtyosis hastalığında deri hücrelerinin yapısı bozuktur ve birbirlerinden kolay kolay ayrılamazlar.

Kuru deriden korunmanın yolları nelerdir?
Herhangi bir nedenle kuruluğa eğilim gösteren derinin sabun ve su ile teması azaltılmalı ve nemlendiriciler kullanılmalıdır.

Sıcak sudan kaçının ve aşırı su temasından kaçının - Sıcak su derinin doğal yağlarını ortadan kaldırır ve cildi kurutur.
Banyo sıklığını azaltın. İki günde bir veya daha seyrek banyo yapın, Eede ve işte yıkanma sıklığınızı azaltmak için kirlenmemye dikkat edin.
Banyo ve duş süresi kısa tutun -Kısa bir duş ve banyo deriyi nemlendirir, fakat derinin kuruma süreci veya havlu ile ovuşturmak veya deriden suyun buharlaşması deriyi kurutur. Bu nedenle banyo ve duş süresi uzatılmamalı ve ılık su ile yıkanılmalıdır.
Duştan sonra cildinizi havlu ile ovuşturmayın - Bunun yerine deri havlu ile hafif dokunarak kurulanılmalıdır.
Hafif sabunlar kullanın - Sabunlar deriyi kurutur. Hafif, fakat fazla yağ içeren sabunlar veya sabunsuz temizleyiciler (Ph'ı cilt ph'ına uygun(5.5) )kullanılmalıdır. Bu arada sabun kullanımını da minimale indirin.
Hemen nemlendirmek - Banyodan sonra deri halen nemli iken nemlendirici losyon ve kremleri uygulayınız. Banyo sonrasında cildinizi tamamen kurularsanız, derinin doğal nemi de buharlaşarak deriden uzaklaşır. Nemlendirici losyon ve kremler gün içinde ihtiyaç olduğunda kullanılmalıdır. Çok şiddetli kuruluk olduğunda laktik asit veya üreli nemlendiriciler kullanılmalıdır.
Tıraş olurken - tıraşlama işleminin deriyi tahriş etmesinden dolayı, tıraş kremi gibi bir nemlendirici kullanılmalı, tıraş bıçağı sıklıkla değiştirilmeli, kılların çıkış yönüne doğru tıraş olunmalıdır.


Deri kuruluğu cilt hastalıklarına neden olabilir mi?
Bazı kişilerde deri kuruluğu, dermatit(egzema) denen cilt hastalığına neden olabilir. Dermatit derinin inflamasyonuna verilen addır. Bu durum alt bacaklarda egzema craquele, gövde, kollar ve bacaklarda ise numular dermatite neden olur. Bazen de deride herhangi bir döküntü olmadan kaşıntı görülebilir. Bu durum yaşlılığa bağlı kaşıntı veya kış kaşıntısı denir. Dermatit geliştiğinde dermatoloji uzmanları kortizon içeren kremleri reçeteler. Kortizonlu kremler dermatit bulunan alanlara uygulanır. Dermatit iyileştiğinde uygulamaya son verilmeli, daha sonra dermatitin yenilenmesini engellemek amacıyla nemlendiriciler kullanılmalıdır.
Derinin iyi nemlendirilmesi deri kuruluğunu giderir, eğer deriniz tüm kurallara uyulmasına rağmen iyileşmiyorsa Dermatoloji Uzmanına başvurunuz.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:43 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 



mezoterapi nedir?
Mezoterapi çeşitli doğal ürünlerin, ilaçların ve vitaminlerin deri içine injekte edilmesi ile yapılan bir tedavi yöntemidir.

mezoterapi hangi amaçlarla kullanılmaktadır?
Mezoterapi ilk kez 1952 yılında Fransa'da lenf ve damar sistemi hastalıklarını tedavi etmek amacıyla kullanılmıştır. Farklı madddeler injekte edilerek kronik ağrılar, saç kaybı, kemik ve eklem rahatsızlıkları ve sedef gibi hastalıkların da tedavi edilebileceği keşfedilmiştir.
mezoterapi günümüzde vücut yağının azaltılması ve vücut kontürünün düzeltilmesinde cerrahi dışı bir yöntem olarak güncelliğini korumaktadır. Son zamanlarda bazı maddelerin injeksiyonu ile yağ dokusunun azaltılabileceğinin saptanmasıyla, mezoterapi kilo kaybetmek, sellülitleri azaltmak, vücut şekillendirilmesi, kırışıklık tedavisi ve yüz gençleştirme de kullanılmaktadır.

Mezoterapi nasıl etkili olur?
Bu teknikle derinin orta tabakası olan dermisin altındaki yağ dokusuna ince bir iğne vasıtasıyla çeşitli maddeler injekte edilir. mezoterapi enjeksiyonları bitkisel ekstreler, vitaminler, enzimler, hormonlar ve çeşitli damar genişletici, kortizon dışı antiinflamtuar, beta reseptör agonisti ve antibiotik gibi ilaçları veya kombinasyonlarını içerir.

Mezoterapi sellüliti ve aşırı yağ dokusunu nasıl tedavi eder?
mezoterapi sellülit oluşumundaki üç faktörü tedavi eder. Mezoterapi ile yağ dokusunu parçalayacak, dolaşımı düzenleyecek ve bozulmuş bağ dokusunu ortadan kaldıracak ilaçlar veya kombinasyonları verilir ve böylece deri yüzeyi yumuşatılır. mezoterapi sellülitli her vücut bölhesine uygulanabilir.

Mezoterapi cilt gençleştirme tedavisinde nasıl kullanılır?
Deri altına çeşitli vitaminlerin injeksiyonu hücreleri yeniler, daha aktif hale getirir ve kollajen ve elastin üretimini uyarır. Antiaging amaçlı mezoterapiye koruyucu amaçlı 20li yaşların ortasından sonra başlanabilir. Yüz, boyun, kollar ve ellere yılda bir kaç kez yapılan tedavi önerilir.

Mezoterapi kilo verme amacı ile kullanılabilir mi?
Tedavide injekte edilen formüller hücrelerin yağ toplamasını engeller ve var olan hücrelerin parçalanmasını sağlar.
Mezoterapinin yağ dokusunu nasıl azalttığı kesin olarak bilinmemektedir, bu konuda kontrollü yapılmış çalışmalara ihtiyaç vardır.

Mezoterapi kaç seans olarak uygulanır?
Mezoterapide genellikle 2 haftalık aralarla uygulanan 3-15 seansa ihtiyaç vardır.
Mezoterapinin etkisi ne zaman görülür?
Etkinin görülmesi tedavi edilen bölgeye ve hastalığın şiddetine göre değişebilmekle beraber genellikle 2-3. seanstan sonra etki görülmeye başlar. Bazı durumlarda etki 1. seans da bile görülebilir.

Tedavinin etkisi ne kadar sürer?
Yağ dokusunun tedavi edildiği durumlarda tedavi sonrası diyet ve egzersize dikkat edilirse, sonuç kalıcıdır. Bununla beraber doğal görünümünüzü oluşturan doğal yaşlanmayı durdurmak mümkün değildir, bu nedenle tedavi belli aralıklarla tekrar edilmelidir.

Tedavi ağrılı mıdır?
Tedavi esnasında hafif batma ve yanma hissi olabilir. Bunu engellemek için lokal anestetik kremler kullanılabilir.

Mezoterapinin yan etkileri nelerdir?
mezoterapi tedavisi uygun yere yapıldığında yan etkileri minimaldir veya hiç yoktur. Aşağıdaki yan etkiler görülebilir:
• Ani ve geçikmiş allerjik reaksiyonlar • Şişlik
• Deri enfeksiyonları
• İnjeksiyon alanında lekelenme
• İnjeksiyon alanında morarma
• İnjeksiyon alanında yara ve yara izi
• Pannükülit(yağ dokusu iltihabı)


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.