ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   Komedi (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=157)
-   -   Efsane Ögrenci Hikayeleri (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=3756)

Thyen 10-12-2006 03:41 PM

Efsane Ögrenci Hikayeleri
 
Bir üniversite'de işletme hocasının,
yazılıda "risk nedir?" diye tek soru
soruyo. dahi bi öğrenci sınavın ilk 10 saniyesinde teslim ediyo kağıdını. Kağıdın üst kısmında sadece isim-soyadı yazıyo, gerisi ise bomboş beyaz yaprak. Yani “İşte risk budur” diyor öğrencimiz. Ve sonuçta da sınıftaki en yüksek notu kapıyor doğal olarak!

***************

Felsefe öğrencilerini en çok zorlayan hocalardan biri yıllık olan dersinin final sınavını yapacakmış. Bu hoca cins sorularıyla meşhurmuş. Sınav günü gelmiş. Öğrenciler, “Büyük sınıflardan hep dinlerdik. Bakalım bu adam bize nasıl bi’şey soracak?” diye düşünerek girmişler sınava. Hoca sınıfa gelmiş ve sınav sorusu olarak tahtaya, “Why?” (Neden?) yazmış. Öğrenciler bi afallamış taabi. Sonra herkes kağıtlarına yumulmuş.

Yalnız bi öğrenci, sınavın ilk dakikasında kağıdını teslim etmiş. Öğrencinin cevabı da soru gibi kısaymış: “Why not?” (Neden olmasın ki?) Bu öğrenci sınavdan -o zamana kadar kimsenin başaramadığı bi sonuçmuş bu- “100” almış. Üstelik Hoca, okul biter bitmez öğrenciyi asistanı yapmış.

***************

cilgin felsefe hocasi 100 puanlik tek
soruyu yanindaki sandalyeyi gostererek sorar:
"bana bu sandalyenin varolmadigini kanitlayin!"
100 puan alan tek kişinin cevabi ise sadece şudur:
"hangi sandalye "

******************

ilkokul 3. sınıf..soru: ormanların faydalarını sayınız.
cevap: ormanların faydaları saymakla bitmez.
sonuç: tam not

******************

Din hocası hz. muhammed ile hz.ali
arasındaki bir diyalogu yazin demis.
hani kitapta geçen özlü sözler tarzında,
yanıtlardan biri söyleymiş
hz.muhammed: günaydın ali
hz.ali : sana da günaydın ya muhammed nasılsın

*******************

seviye:üniversite
ders:eğitim felsefesi
sınav:bütünleme
sınav şu sorudan ibarettir:''bildiğiniz
iki soruyu yazıp cevaplayınız.''
yalnız bir sorun vardır derse hiç devam
etmemiş öğrenci dersin içeriğini hiç
bilmemektedir.dolayısıyla kendine
sorabileceği iki adet soru da bulamamaktadır. beyninin
derinliklerinden,dönemin ilk dersine girdiğini
hatırlar.bu derste duyduğu cümleyide.
yeterli doneyi almış.
soru 1:ilk milli eğitim bakanımız kimdir
cevap:hasan ali yücel
soru 2:hasan ali yücel kimdir
cevap:ilk milli eğitim bakanımızdır.
işlem tamamlanmıştır...
sınav sonucu:100
(yaşanmıştır...)

*********************

soru; ahmet hasim'in en unlu eserlerinin
toplandigi eserin adi nedir
cevap; best of ahmet hasim

************

deprem sırasında ortaya çıkan enerjiye ne denir."
doğru cevap depremin magnitüdü'dür,
fakat zeki bir arkadaşımız:
"helal olsun" yanıtıyla okulda efsane
olmayı başarmıştır.

******************

aşagıdaki konulara kısa ve etkili bir
şekilde değinen bir yazı yazın.
1. din
2. cinsellik
3. gizem

cevap:
"allahım! hamileyim. acaba kimden "

*KeDi KeSeN* 10-13-2006 07:21 PM

Ya Ok Thyen Guzel De Jnm Bunu Ben Yollamiştim Bee Walla Bak

Thyen 10-13-2006 08:13 PM

hadi ya
farketmemeişim

sawman 10-13-2006 11:22 PM

neyse guncellenmıs işte

*KeDi KeSeN* 10-14-2006 09:29 AM

bos ver ya ben bita guldum :D

*KeDi KeSeN* 10-19-2006 12:03 PM

İstanbul Üniversitesi’nde bi fizik profesörü, final sınavında öğrencileri tek tek odasına alıyomuş ve 100 puan değerinde bi soru soruyomuş: “Otobüstesiniz, içerisi inanılmaz sıcak. N’aparsınız?” Odaya giren öğrencilerin hepsi, “Pencereyi açarım hocam” diyomuş. Kıl hoca bunun üzerine, “Peki o zaman; pencereden giren havanın hızı nedir?” diye soruyomuş. Soruyu duyan öğrenciler de apışıp kalıyomuş. Gak, guk… Şudur, budur, ama yok. Haliyle hepsi odadan bi karış suratla çıkıyomuş.

Sıra dersi üstten alan bi öğrenciye gelmiş. Bu çocuk da, artık o sene okulu bitirmeyi kafasına koymuşmuş. Hoca yine aynı soruyu sormuş: “Otobüstesin ve içerisi feci sıcak. N’aparsın?” Bizimki başlamış saymaya. “Kazağımı çıkarırım, gömleğimi çıkarırım, fanilamı çıkarırım.” Hoca bıyık altından gülerek sürekli, “Başka, başka?” diyomuş. “Gazeteyle kendimi yellerim, başıma su dökerim…” Hoca hala, “Başka başka” deyince çocukcağız artık dayanamamış, “Hocam, okulu bitirmem lazım, afedersiniz, anamı s….niz o pencereyi açmam!” demiş.

*KeDi KeSeN* 10-19-2006 12:05 PM

Bir kız yurdunda kalan kızlar, artık temizlik görevlisine olan kıllıklarından mıdır yoksa nerden çıktığı belli olmayan bir yurt geleneğinden midir, her sabah dudaklarına ruj sürdükten sonra aynaya öperek iz bırakıyorlarmış.

Yurt müdürü ne yaptı ettiyse bu alışkanlığı ortadan kaldıramamış. Diğer yandan temizlik görevlileri de iyiden baş kaldırmaya başlamışlar. Sonunda müdürün aklına parlak bir fikir gelmiş. Hemmen bir duyuru yapıp, kızları toplantıya çağırmış. Neyse toplanmış bunlar. Müdür “Buyrun tuvalate” demiş. Düşmüş yola, şaşkın kızlar da peşlerinde, temizlik görevlisinin beklediği umumi tuvalete girmişler. Aynalarda sabahki ruj izleri hala duruyormuş.

Müdür “Arkadaşlar” demiş, “Bazılarınız dudaklarına ruj sürdükten sonra aynaları öperek çıkması güç izler bırakıyor. Temizlik görevlilerimiz bunları temizlerken zorlanıyor. Sizleri görevlimizin bu temizliği yaparken ne kadar zorlandığını bizzat görmeniz için topladım. Bakım ve görün”. Sonra görevliye bir işaret çakmış. Bizimki gayet sakin bir şekilde tuvalet fırçasını almış, klozetteki suya daldırmış ve aynayı temizlemiş. O gün bu gündür o yurtta tuvaletlerde dudak izine bir daha rastlanmamış.

*KeDi KeSeN* 10-19-2006 12:06 PM

Malumunuz Afrika'nın fakir ülkelerinde insanlar yokluk içinde yaşıyor. Öyleki oralarda bir dal kürdan bile çok değerliymiş. Kürdan ancak çok zenginlerin kullandığı lüks bir malmış.

Bundan 10 yıl kadar önce üniversitelerimize öğrenci değişimi, Birleşmiş Milletler bursuyla filan Afrika'nın çeşitli ülkelerinden bir çok öğrenci gelmiş. Yemekhanelerde her masada kürdan olduğunu gören bu öğrenciler, kendi ülkelerinde çok değerli olan kürdanları kullandıktan sonra tekrar kürdanlığa korlarmış. Bu söylenti o kadar yayılmış ki; o dönem yemekhanelerde kimse kürdan kullanmaz olmuş.

*KeDi KeSeN* 10-19-2006 12:11 PM

Türk matematik dünyasının değerli hocalarından biri olan Sabuncuoğlu'nu, özellikle üniversiteyi Ankara'da okuyanlar iyi bilir. Sabuncuoğlu, ilkelerinden taviz vermeyen sert bir hocadır. Öğrencilerinden biri Hoca'nın sınavından 59 almış. O okulda geçme notu 60 olduğundan, sadece 1 puana ihtiyacı varmış. Hocadan, o 1 puanı istemeye karar vermiş. Sabuncuoğlu'nun kapısını büyük bir saygıyla tıklatmış. İçeriden boğuk bir "Gir" sesi gelmiş. Kafasını odaya uzatmış. Hoca odada, saçı başı dağılmış, konsantre bir biçimde çalışıyormuş. Bizimki epey çekinerek, "Hocam, durumum böyleyken böyle, okulu bitirmem size bağlı" falan diye kekelemiş.

Hoca bizimkine şöyle bir bakmış. Matematikçi ya, odasında karatahta da eksik değil tabii. "Al şu tebeşiri. Bir sayı doğrusu çiz" demiş. Öğrenci şaşkın şaşkın çizmiş. "Şimdi bana 59 ve 60'ın yerini göster" demiş. Oğlan göstermiş. Hoca bu kez, "59 ile 60 arasında kaç sayı var oğlum?" diye sormuş. Bizimki, Sabuncuoğlu'nun, istediği o 1 puan için sözlü yaptığını sanıp heyecanlanmış. Düşünmüş taşınmış ve "Sonsuz, hocam" cevabını vermiş. Hoca gülümsemiş, "Afferin evladım, bildin" demiş. Bizimki de sevinmiş tabii. Ama Sabuncuoğlu, masasının başına dönerken "Gördüğün gibi; sen benden sonsuzu istiyorsun. Bunu sana kimse veremez" demiş.

*KeDi KeSeN* 10-19-2006 12:12 PM

ODTÜ Matematik Bölümü'nün önünde kitaplarını eline almış, uzun boylu, soluk yüzlü bir kız heykeli vardır. ODTÜ'de anlatılana göre; bu kız gerçekten yaşamış. Normal şartlarda bitirmenin büyük başarı sayıldığı Matematik Bölümü'nü 3 senede kafayı sıyırmadan birincilikle bitirmiş. Ancak mezuniyet törenine gelirken trafik kazası geçirip ölmüş. Bunun üzerine Matematik Bölümü, kızın heykelini "örnek öğrenci" niyetine diktirmiş.

*KeDi KeSeN* 10-19-2006 12:13 PM

ODTÜ kampüsünün altı dev tüneller ağıyla çevriliymiş. Neden ve nasıl yapıldığı bilinmeyen bu tüneller, ODTÜ'ye ait olan Eymir Gölü'ne kadar uzanıyormuş (ki bu yaklaşık 20 kilometre oluyor). Öğrenciler tünelleri, 70-80'li yıllarda polis ve jandarmadan saklanmak için kullanıyormuş. Son yıllarda ise ODTÜ'nün çimleriyle yetinmeyen çiftler, bu tünellerde bir takım ihtiyaçlarını (!) karşılıyormuş.

*KeDi KeSeN* 10-19-2006 12:14 PM

ODTÜ yurtlarında yeni gelen öğrencilere şaka yapmak adettenmiş. En sık yapılan şaka ise şöyleymiş: Yurdun eskileri, yeni gelen öğrenciye uyku hapı içiriyormuş. Deliksiz uyuyan kurban, sabah kendisini pijamalarıyla rektörlüğün önünde buluyormuş

*KeDi KeSeN* 10-19-2006 12:16 PM

İzmir'in ünlü hocalarından Fizikçi Dehşet Neşet, sınavlarda sorduğu garip sorularla efsaneleşmiştir. Neşet Bey bi keresinde sınavda, karmaşık bir makara sistemi sormuş ve öğrencilerden sistemin dengede durup durmadığını belirlemelerini istemiş. Öğrenciler kağıtlarını formüllerle, rakamlarla doldurmuş. Ancak hepsi sıfır almış. Dehşet, "Doğru cevap 'makara yere düşer' olacaktı" demiş. Meğer çizimdeki makara tavana bağlı değilmiş.

*KeDi KeSeN* 10-19-2006 12:17 PM

Dehşet Neşet müthiş bi Fenerbahçe fanatiğiymiş. Bi sınavda da, Galatasaray-Fenerbahçe maçıyla ilgili bi soru sormuş ve Fenerbahçe ceza sahası civarından atılan bir şutla ilgili; vuruş açısı, topa vuruş hızı, kalecinin yeri ve yapabileceği haraketler gibi bilgileri vermiş. Soru, bu topun gol olup olmayacağıymış. Öğrenciler yine uğraşmışlar soruyu çözmek için. Ama yine hepsi sıfır almış. Sorunun yanıtı şöyleymiş: "Rüştü ordan gol yemez!"

*KeDi KeSeN* 10-19-2006 12:19 PM

Dehşet'in bir de, kendinden 1 saniye sonra gelenlerden dahi geç kağıdı istemek gibi katı bi prensibi varmış. O lisesinin müdür yardımcısı da sertliğiyle efsaneleşmiş bi hocaymış. Geç kağıdı almak için gidenler genelde sopa yiyip çıkarmış. Bir gün bi öğrenci Dehşet Neşet'in dersine geç kalmış. Sınıfın bulunduğu koridora girince Dehşet'in sınıfa doğru geldiğini görmüş. Hemen koşmaya başlamış. Bi bakmış Neşet Hoca da depar atıyor. Yarışı Dehşet kazanmış ve "Git geç kağıdı al!" demiş.

*KeDi KeSeN* 10-19-2006 12:21 PM

ODTÜ'nün büyük anfilerinden birinde, tarih dersinde yaşanmış bu olay. Ders hem çok sıkıcı, hem de aksi gibi sabahın köründeymiş. Öğrencilerin çoğu ama vur patlasın çal oynasın olayı, ama ders, yani bi şekilde geceden kalmaymış. Arka sıralara kapağı atmış öğrencilerden biri bayağı bayağı uyuklamaya başlamış. Hoca çocuğu görmüş ama ses çıkarmamış. Bu profesör de her söylediğini tahtaya yazan bi adammış. Dersin ortalarında tebeşir bitince, uyuklayan öğrenciyi gözüne kestirmiş. Hani bi işe yarasın bari hesabı, çocuğa, "Evladım... Evet sen, sen. Tebeşir bitti. Hadi yan sınıftan bi'kaç tebeşir al da gel bi zahmet" demiş. Çocuk uyku salaklığıyla yerinden fırlayıp hocanın yanındaki kapıdan dışarı çıkmış.

Çocuk o mahmur haliyle anfinin orta kapısını geçip arka kapısına gelmiş ve kapıyı tıklayıp kafasını uzatmış, "Hocam fazla tebeşir var mı acaba? Bizde bitti de" demiş. Adamcağız zaten yaşlı, emekliliğim gelse de köşeme çekilip bi kaç kitap yazsam diyen bi tip, ner'den tanıycak çocuğu. "Yok evladım. Bizde de bitti. Az önce bi arkadaşı alsın diye gönderdik" demiş. Çocuk da "Peki hocam" diyerek dışarı çıkmış. Yine orta kapıyı geçip ön kapıdan sınıfa girmiş. Profesöre, "Hocam yan sınıfta da tebeşir kalmamış" demiş. Hoca da "Yaa? Ne bu tebeşir kıtlığı böyle? Allah Allah" diye başını sallayıp, "Peki, yine de sağol evladım" demiş. Çocuk uykulu gözlerle yerine oturmuş.

Sınıfta uykusunu almış bi kaç kişi hariç kimse anlamamış mevzuyu. Hoca derse tahtaya yazmadan devam etmiş...

*KeDi KeSeN* 10-19-2006 12:27 PM

Ankara'da Hacettepe Tıp'ta okuyan üç fırlama öğrenci sabahtan biberli, domatesli, bol yumurtalı bi menemen yapıp bunu siyah bi poşetin içine dökmüşler. Bakkaldan iki de ekmek alıp durağa gitmişler. Sabah saatleri, bindikleri otobüs epey bi kalabalıkmış. Bunlar yolcuları ite kaka arka tarafa geçmişler.
Bi'kaç durak sonra içlerinden biri yüksek sesle, "Allaaah, bu otobüs amma sallıyo yaa. Ben fena oldum. Çıkartıcam galiba" demiş. Öbür çocuklardan biri, ondan daha da yüksek bi sesle, "Amman ortalığı batırmayalım, bende poşet var" deyip cebinden menemenli torbayı çıkarmış. Midesi kötü olan çocuk "Ööörrgghh, aaargghh!" diye abartılı efektlerle poşete güya kusmuş. Zaten bu seslerden millet epey rahatsız olmuş, kadınlardan bi'kaçı hafiften öğürmeye filan başlamış.

Çocuklardan o ana kadar hiç konuşmayanı,"Bakayım mı ne çıkardın yaa? Accayip karnım acıktı valla" demiş ve poşeti evirip çevirip milletin içindekileri görmesini sağlamış. "Amma güzel görünüyo be! Ne yemiştin lan böyle sabah sabah?" deyip cebinden bi kaşık çıkararak menemeni yemeye başlamış. Diğer iki çocuk da "Dur oğlum bizde ekmek vardı" diyerek ekmekleri çıkarmışlar ve üçü birden, torbadaki kusmuğa ekmek banarak yemeye başlamış. Efsaneye göre bu sırada yolculardan çoğu şarıl şarıl kusuyomuş. Bir sonraki durakta da otobüste, şaşkın şaşkın bakınan şoförle bizimkiler hariç, bi kişi bile kalmamış.
************************************************** ************************************************** ************************************************** ************************************************** ********************************

*KeDi KeSeN* 10-19-2006 12:29 PM

Amerika’ya üniversite eğitimi görmeye giden gençlerimizden biri makatındaki ağrılar nedeniyle kampüs doktoruna başvurmuş. Doktor kısa bi muayeneden sonra, “Korkulacak bi’şey yok. Anüs bölgesinde bi’takım çatlamalar olmuş, bu gaylerin ortak derdidir” demiş. Bizimki şaşırmış bu açıklama üzerine taabi, “Aman doktor bey, ne gayi? Ben gay felan değilim. Hayatımda da anal ilişkiye girmedim” diyerek Türk’e yakışan bi şekilde karşılamış bu saldırıyı.
Doktor babacan bi adammış. Bütün iyiniyetiyle, “Yavrucuğum bunun utanılacak bi yanı yok. İstersen seni psikiyatri servisine sevk edeyim. Durumunu doğal karşılamana yardımcı olurlar” demiş. Çocuk kafası karışık bi halde, hiç bi’şey söylemeden ayrılmış doktorun yanından.

Gece olmuş, uyumaya çalışmış ama kafasında hep aynı soru: “Nası olur? Nası olur?” Bu arada odanın ışıkları yanmış, oda arkadaşı gelmiş. Türk öğrenci, zaten canı sıkkın ya, “Nasılsın, ne var-ne yok” muhabbetine girmek istemediğinden uyuyo numarası yapmış. Bu sırada oda arkadaşı bizimkinin aralık gözlerinin önünde bi mendili üzerinde eter yazan bi şişeye bastırmış ve...

*KeDi KeSeN* 10-19-2006 12:32 PM

Fi tarihinde Eskişehir’deki Atatürk Lisesi’nin coğrafya hocalarından biri derslerinde sürekli argo konuşuyomuş. Sınıfın kızları da çok rahatsız oluyomuş bu küfürlü konuşmalardan. Bi gün aralarında, öğretmeni protesto etmek için, “hoca böyle konuşmaya başladığı an sınıfı terkedelim” diye bi karar almışlar. Ancak sınıfın ispiyoncularından biri (muhtemelen bi erkek) durumdan haberdar etmiş ağzı bozuk öğretmeni.
Hoca ertesi gün derse protesto olayından haberdar olarak gelmiş taabi. Konuşmasına, “Arkadaşlar, özellikle siz dinleyin kızlar, bugün Afrika ülkelerinden birini, Etiyopya’yı işleyeceğiz. Etiyopya yerlileri dünya ortalamasının üzerindeki penis boylarıyla dikkat çekerler” diyerek başlamış. Zaten kızlar tetikteler ya, bu lafı duyar duymaz hemmen fırlamışlar yerlerinden ve kapıya doğru yürümüşler. Kızlar çıkarken hoca arkalarından seslenmiş: “Acele etmeyin kızlar, Etiyopya uçağına daha yarım saat var!”


(benm okulum :D)

*KeDi KeSeN* 10-19-2006 12:36 PM

Okuduğu üniversiteyi tek dersi kaldığından bitiremeyen bi öğrenci varmış. Dersin hocasına gidip, “Hocam ben artık okulu bitirmek istiyorum, lütfen bana yardımcı olun” demiş. Ama hoca prensip sahibi bi adammış, “Zaten kolay soruyorum, yardım-mardım edemem” diyerek öğrenciyi odasından dışarı çıkarmış.
Sınav günü geldiğinde sorular dağıtılmış, bizim öğrenci kağıdı alıp okumaya başlamış. Anlaşılan çalışmadığı yerden çıkmış sorular. Çünkü gürültülü bi şekilde nefes alarak yüzü ellerinin arasında öylece duruyomuş. Birden kalemtraşını çıkarıp kaleminin ucunu sivriltmeye başlamış. Sonra da aniden sivri kalemi burun deliğinden içeri hızla sokmuş. Zavallı genç, beynine ulaşan kalem sonucunda hemen oracıkta ölmüş. Bu intihardan bi’kaç hafta sonra dersin hocası da bunalıma girip kendini asmış!

*KeDi KeSeN* 10-19-2006 12:37 PM

Bi sabah öğrencilerden biri matematik dersine geç girmiş. Tahtada yazılı iki problem varmış. Bunların ev ödevi olduğunu düşünerek defterine geçirmiş. Ertesi gün ödev kağıdını yani soruların tam çözümünü hocaya vermiş. Hoca kağıda bakınca gülmeye başlamış, “Bunlar ev ödevi değil ki, bugüne kadar çözülemeyen matematik problemleri. Yazık boşuna uğraşmışsın” demiş. Ödev kağıdını da, “arkadaşlara gösteririm de biraz eğleniriz” diye düşünerek çantasına koymuş. Öğrencinin akşam yurt odasındaki telefonu çalmış. Karşısında da heyecanla konuşan matematik profesörü varmış: “İnanılmaz birşey bu. Arkadaşlarla inceledik. Senin çözümlerin tamamen doğru. Bunu nasıl başardın?”

*KeDi KeSeN* 10-19-2006 12:39 PM

İngiltere’de okuyan iki Türk kızı yurttta aynı odada kalıyolarmış. Bi gece kızlardan biri arkadaşının evine ders çalışmak için gidecekmiş. Diğer kızla vedalaşıp çıkmış ama daha yurttan 100 metre falan uzaklaşmış ki ders kitaplarından birini unuttuğunu farketmiş. Odaya geri dönmüş tabiyatıyla.
Kapıyı açtığında ışıkların kapalı olduğunu görmüş. “Banu yattı heralde” diye düşünüp ayaklarının ucuna basa basa karanlıkta kitabını aramış. Bulamayınca da, “Şimdi kızcağızı rahatsız etmeyim, nasılsa arkadaşımda aynı kitaptan var. İdare ederiz artık” deyip çıkıp gitmiş.

Ertesi sabah sınavdan sonra odasına döndüğünde bi de ne görsün! Oda baştan aşağı kan içinde! Arkadaşının vücudu da parçalar halinde oraya buraya dağıtılmış. Duvarda da (muhtemelen kızın kanıyla yazılmış) bi yazı varmış: “Aren’t you glad, you didn’t turn on the lights?” (Işıkları açmadığın için memnun musun?)

*KeDi KeSeN* 10-19-2006 12:44 PM

Narkotik şubeden bi polis, uyuşturucunun zararlarını anlatmak üzere bi lisede derse konuk olmuş. Polis, öğretmen masasına oturmuş ve genel bi girişten sonra uyuşturucu çeşitlerinden bahsetmeye başlamış. Yanında gençlerin bu maddeleri tanıması için bi takım örnekler de getirdiğinden joint konusu açıldığında öğrencilere elden ele dolaştırılmak üzere 1 tane uyuşturuculu sarma sigara vermiş. Sigaranın olduğu kap öğretmen masasına döndüğünde içinde 3 jointli sigara varmış.

*KeDi KeSeN* 10-19-2006 12:49 PM

Bi lisede biyoloji dersinde öğrenciler laboratuvar çalışması yapıyomuş. Öğretmen, “Herkes lameli dilinin üzerine sürtsün ve mikroskopta incelesin. Böylelikle derslerde anlattığımız bi çok hücre tipini ve bakterileri yakından tanıma olanağı bulacaksınız” demiş. Öğrenciler denileni yapmış. Laboratuvarda bol bol, “Aa, şuna bak... Vay canına aslında dilimde bunlar mı var benim...” sesleri filan duyuluyomuş. Bu sırada fiziksel gelişimini çoktan tamamlayıp afet sıfatını haketmiş bi sarışın, “Hocam, benimkinde değişik bi hücre tipi var. Sanırım biz bunu derslerde işlemedik” diyerek öğretmeni yanına çağırmış. Zaten göreceklerini gördüklerinden artık canları sıkılan öğrencilerin ilgisi kıza yönelmiş. Öğretmen bi süre incelemiş bu değişik hücre tipini ve “Ah, arkadaşlar işte burada da bi sperm hücremiz var” demiş. Zavallı kızcağız gözyaşları içinde, koşarak terketmiş sınıfı.

*KeDi KeSeN* 10-19-2006 12:50 PM

Özellikle lise öğrencileri tarafından çokça anlatılan en yerel efsanelerden biri de, bi öğretmene olmadık bi yerde rastlanmasıdır. Örneğin, okul kırılır, porno film gösterilen bir sinemaya gidilir, antrakt olduğunda ışıklar yanar ve bi de görülür ki, aa, fizikçi de meğer tam arkalarında oturmuyor mudur? Benzer şekilde, okuldan kaçılıp, bi biçimde de yaş olayı halledilip geneleve girilir, tam 16 numaraya çıkıp çıkmama konusu tartışılırken bir de görülür ki, aman Allahım, Almancacı Salih Bey 16 numarayla kolkola merdivenlerden inmektedir. Bu tür geyiklerde mutlaka iki taraf birbirini tanımazdan gelir ve daha da mutlaka, yakalanan hoca arkasına bile bakmadan sıvışır.

mate 10-21-2006 12:48 PM

Süperdi Ya Ikinize De Teşekkürler


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.