ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   Tarih / Coğrafya (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=656)
-   -   Dünyanın En Büyük Başyapıtları (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=1060402)

Prof. Dr. Sinsi 11-25-2012 10:20 PM

Dünyanın En Büyük Başyapıtları
 
Ebu simbel tapınağı

Eski Mısır firavunlarından Ramses II (M.Ö. 1301-1235) devrine ait en önemli eser olan Abu Simbel Tapınakları; Nil Nehri kıyısında, Nübya Çölü kenarındaki Abu Simbel Dağı'nın kayaları oyularak yapılmış biri büyük, diğeri daha küçük olan yeraltı tapınaklarıdır.
Büyük tapınak, 55 metre kaya içine uzanır. Eski Mısır'ın üç büyük tanrısı Ra, Amon, Harakhkes'e ve firavunun kendisine sunulmuştur. Tapınak girişindeki kapının iki yanında, yükseklikleri 20 metre olan dört heykel vardır. Kaideleriyle birlikte yükseklikleri 33 metreyi bulur. Firavunu, firavunun annesini, eşi Nefertari'yi temsil eder. Ayrıca, firavunun çocuklarını temsil eden küçük heykeller de bulunmaktadır. Tapınağın girişinde 18 metre genişlikte büyük bir yeraltı salonu bulunmaktadır. Tavanı tutan sütunlara sırtını dayamış, hepsi de Ramses II'yi temsil eden ve tanrı Osiris'e benzetilerek yapılmış 8 adet heykel vardır. Büyük salondan hemen sonra daha küçük olan ikinci salona geçilir. Bu salonun en dibinde en büyük Mısır tanrısı ile karşılaşılır.

Küçük tapınak, diğerinin yakınındadır. Tanrıça Hathor ve Kraliçe Nefertari'ye sunulmuştur. Cephede firavunu ve kraliçeyi temsil eden 6 büyük heykel vardır. Ayrıca Ramses II'yi at üstünde gösteren 10 metre yüksekliğinde bir heykel daha vardır.

Her iki tapınağın duvarlarında ve heykellerin kaidelerinde, Ramses II'nin zaferlerini ve meziyetlerini anlatan hiyeroglif yazıları yazılıdır.

Mısır tarafından yapılan Assuan Barajı'nın suları yükseltmesi sebebiyle, yaklaşık 300.000 ton ağırlığındaki Abu Simbel tapınakları 1970 yılında yerinden sökülerek, suların erişemeyeceği daha yüksek bir yere taşınarak yeniden kurulmuştur.

Prof. Dr. Sinsi 11-25-2012 10:20 PM

Dünyanın En Büyük Başyapıtları
 
Angkor Wat

Kamboçya'nın kuzeybatısında bulunan ve Güneydoğu Asya'nın en önemli anıtı olan Angkor Wat, muazzam bir tapınak, türbe ve saraydır. Tapınağın tamamı 3 kilometrekarelik alanı kaplamaktadır. Eskiden bu bölgede hüküm süren Khmer krallarından Suryavarman II (1131-1150) tarafından, Hindu tanrısı Vishnu (Vişnu) adına yaptırılmıştır.
Eski Khmer İmparatorluğu'nun başkenti olan ve Jayavarman VII tarafından kurulan Angkor-Thom'un yakınındaki bu tapınağın, içiçe kareler şeklinde üç büyük avlusu vardır. Her avlu yüksek ve kalın duvarlarla çevrilmiştir. Orta avluda yüksek bir piramit ve köşelerde daha küçük piramitler yeralmaktadır. Avlularda yapay göller de bulunmaktadır.

81 hektarlık bir alanı kaplayan tapınağın duvarları Khmer ve Hindu sanatının en güzel eserleriyle doludur. Duvarlar, piramitler ve dehlizler heykellerle, kabartmalarla ve Vişnu, Şiva ve Brahma'nın efsanelerini anlatan yazılarla süslüdür.

Angkor-Thom ve tapınak, 3 asır sonra bilinmeyen bir sebeple terkedildi. Zamanla şehir yıkılıp yokoldu, tapınak ise gür ormanlar arasında kayboldu. Tapınak, 1858'de Fransız doğa bilimcisi Henry Mouhot tarafından tesadüfen bulunmuş ve böylece Khmer medeniyetinin ve Güneydoğu Asya'nın en önemli şaheseri meydana çıkarılmıştır. 1992 yılında tapınakla birlikte tüm Angkor şehri, UNESCO tarafından dünya mirası kabul edilmiştir.

Prof. Dr. Sinsi 11-25-2012 10:21 PM

Dünyanın En Büyük Başyapıtları
 
Baalbek

Baalbek, Lübnan'ın başkenti Beyrut'un 86 kilometre doğusunda bulunmaktadır. Fenikeliler tarafından kurulmuştur. Baal tanrısına tapanların merkezi ve Beka eyaletinin en büyük Fenike şehriydi.
Baalbek daha sonraları Yunanlıların işgaline uğradı. Yunanlılar buraya Heliopolis (Güneş Şehir) adını verdiler. Yunanlılardan sonra şehir, Romalıların eline geçti ve Antonius vaktinde çok gelişti. Sonraki asırlarda Baalbek pekçok el değiştirdi ve savaşlar yüzünden harap oldu. Bizans imparatoru Teodosius şehri ele geçirdiğinde Jüpiter tapınağının büyük bir kısmını yıkarak kilise haline getirmiştir.

Baalbek'i yağmalayan ve en fazla tahrip edenler Haçlılar olmuştur. 14. yüzyılda Haçlılar burasını kale haline getirmişlerdir. Timur, Ortadoğu seferinde bu kaleye de hücum etti ve ele geçirdi. Bölge Osmanlı hakimiyetine geçtiği zamanlarda Baalbek kendi haline terkedilmiş ve yarı yarıya toprağa gömülmüş bulunuyordu.

1899'da Türkler, Almanlara burada kazı yapma izni verdiler. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Lübnan, Fransızların eline geçmiş ve buradaki kazılara da Fransızlar devam etmişlerdir. Daha sonra Lübnanlılar bütün kalıntıları ortaya çıkarmışlardır.

Günümüzde Baalbek'te harabe halinde üç adet tapınak vardır. Bunlar Jüpiter, Baküs ve Venüs tapınaklarıdır. Bunlardan en büyüğü Jüpiter tapınağıdır. M.S. 3. yüzyılda yapılan büyük bir giriş kapısı vardı. Kapıdan girilince önce ön avluya, sonra da büyük avluya ulaşılıyordu. Büyük avlunun eni 104,5 metre, genişliği ise 117 metredir. Avludan sonra geniş bir kapıdan girilen tapınağın 84 granit sütunu vardı. Bugün bunlardan sadece 6 tanesi ayaktadır. Diğerlerinin bir kısmı kırılmış, bir kısmı da başka yerlere götürülmüştür.

Baküs tapınağı daha iyi korunmuştur. Bu tapınağın herbiri 18 metre yükseklikte 46 sütunu hala ayaktadır. Giriş kapısının yüksekliği 12 metre, genişliği ise 7 metredir.

Venüs tapınağı da onarılmış durumdadır.

Prof. Dr. Sinsi 11-25-2012 10:21 PM

Dünyanın En Büyük Başyapıtları
 
Babİl Kulesİ

Eski çağların yedi harikasından biri sayılan Babil'in Asma Bahçeleri içinde bulunan Babil Kulesi, Tanrı Marduk adına yapılmıştır. Dağlık bölgelerden gelen Sümerliler, yükseklere taparlar ve yer ile göğü bağlayan kutsal bir ağacın varlığına da inanırlardı. Sümerliler yeri göğe bağlayan bu ağacı temsil eden ve Tanrıdağı dedikleri kuleyi zamanımızdan 5.000 yıl kadar önce yapmışlardır. Tevrat'a göre Babil Kulesi'ni Hz. Nuh'un torunları gökyüzüne ulaşmak, tanrının oturduğu yere varmak için yapmışlardır. Bu sebeple kule, Tevrat'ta insan gururunun utanç kaynağı olarak gösterilir.
Babil Kulesi'nin temelleri 90 metre genişlikteydi. Kule, 90 metre yüksekliğinde ve 7 katlı idi. Birinci katı 33, ikinci katı 18, üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı katları 6, en üst katı ise 15 metre yüksekliğindeydi. 85 milyon tuğladan yapılan kulenin çevresinde rahip sarayları, ambarlar, konuk odaları, Tanrı Marduk adına yapılmış bir diğer tapınak olan Esagila'ya giden aslanlı geçit ve dini tören yolu vardı. Esagila 20 metre yüksekliğinde, 450 metre eninde ve 550 metre boyundaydı.

Babil'i işgal eden Tikulti-Ninurta, Sargon, Sanherip ve Asurbanipal kuleyi yıkmışlardı. Babil Kralları Nabopollasor ve Nabukadnasor ise yeniden yaptılar. Ancak M.Ö. 479'da Babil'i fetheden Pers kralı Xerkes kuleyi yıktıktan sonra tekrar onaran olmadı. Yalnız, Büyük İskender Babil'e geldiğinde harap haldeki kuleye hayran kalmış ve onu eski haline getirmeye karar vermişti. Bu sebeple 10.000 kişiyi iki ay boyunca çalıştırarak molozları temizletti. Fakat Büyük İskender ölünce kulenin onarımından vazgeçildi.

Bugün, Tevrat ve İncil'de de bahsedilen Babil Kulesi'nden geriye birşey kalmamıştır.

Prof. Dr. Sinsi 11-25-2012 10:21 PM

Dünyanın En Büyük Başyapıtları
 
Chenonceaux Şatosu

Fransa'nın Turaine bölgesinde, Cher Nehri'nin kıyısında yeralan Chenonceaux Şatosu 1513 yılında maliye bakanı Thomas Bohier tarafından yaptırılmıştır. Fakat şatonun şeklini karısı düşünmüş, kendisi savaşa gittiği için inşaatını da karısı devam ettirmiştir. Bu eser, şatoların saraya dönüşmesini başlatan bir eserdir.
Thomas Bohier, karısının isteğiyle yaptırdığı bu şatonun masrafları yüzünden hazineye borçlanmıştı. Öldüğü zaman, Kral François I, borçlara karşılık şatoya el koymuştur. Kralın oğlu Henri II tahta çıkınca, zamanın en güzel sarayı kabul edilen bu şatoyu, kendisinden yirmi yaş daha büyük olan sevgilisi Diane de Poitiers'e hediye etmiştir. Hazine alacağının tahsili için el konulan bu şatonun kral tarafından bir kadına hediye edilmesini tarihçiler, imparatorluğun çöküşünü başlatan bir olay olarak görürler.

Henri II, bir turnuva sonunda ağır yaralanarak ölünce, Diane de Poitiers şatoyu kralın dul karısı Catherine de Medicis'e terketmek zorunda kaldı. Şatoyu harika haline getiren de Catherine de Medicis'tir. Sanatsever birisi olan de Medicis şatoyu tamir ettirdi ve ilaveler yaptırdı. Cher Nehri üzerine uzanan kemerler üzerine yaptırdığı bir galeri, hem mimari açıdan, hem de içinde barındırdığı şaheser tablolar açısından bir harikadır.

Chenonceaux Şatosu'nun şöhretini arttıran bir özelliği de o devirde Avrupa'nın en büyük maskeli balolarının burada yapılmasıdır. 18. yüzyılda şatonun yeni sahibi olan Bayan Dupin, Fransa'nın en büyük edebiyatçılarını burada toplamıştır. Çocuklarının eğitimcisi olan Jean Jacques Rousseau'nun öncülüğü ile şato, bir kültür hareketinin merkezi olmuştur.

1864 yılında şatoyu satın alan Pelouse adlı kadın, sönük bir dönem geçiren şatoyu tekrar eski ihtişamına kavuşturmuştur. Chenonceaux Şatosu bugün müze olarak kullanılmaya devam etmektedir.

Şato, dikdörtgen şeklindedir. Kuleleri ve şömineleri çok güzeldir. Hatta pek çok sarayın şöminesine örnek olmuştur. 60 metre uzunlukta olan galerisindeki tablo ve heykellerin değeri, şatonun kendi değerinden daha fazladır. Buradaki heykellerin bir kısmı İtalya'dan getirilmştir.

Prof. Dr. Sinsi 11-25-2012 10:21 PM

Dünyanın En Büyük Başyapıtları
 
CHITCHEN ITZA (Şişen İtza)

M.Ö. 1000 yıllarında Meksika'nın kuzey kıyılarından Orta Amerika'daki Yucatan yarımadasına gelerek yerleşen Mayalar, burada çok parlak bir medeniyet kurmuşlardır. Yucatan'da bulunan ölü şehir Chitchen Itza, 11.-13. yüzyıllarda Maya-Toltek İmparatorluğu'nun başkenti olmuştur. Bu şehir, Kukulkan piramidi, Chac Mol tapınağı gibi büyük anıtların harabeleriyle doludur. Bu şehirde bulunan, gözlemevi ve tapınak olarak kullanılan Kukulkan piramidi 24 metre yüksekliktedir. Tepesindeki sunak yerinde yağmur ilahı Tlaloc için insan kurban edilirdi.
Mayalar, Toltekler ve İnkalar demir medeniyetini bilmiyolardı. Kılıç ve kazmalarını camsı çok sert bir volkanik taştan, obsidiyenden yapıyorlardı. Tekerlekli araçları da yoktu. Buna rağmen, yüksek dağların tepelerine kurdukları tapınakların taşlarını uzaklardan getirmişler ve bunları taştan yaptıkları aletleriyle meydana getirmişlerdir. Bazı Maya eserlerinin harika olarak kabul edilmesinin sebeplerinden biri de budur.

Prof. Dr. Sinsi 11-25-2012 10:21 PM

Dünyanın En Büyük Başyapıtları
 
Colosseum (flavium Amfİteatri)

Colosseum, Roma'nın sembolü haline gelmiş bir anfitiyatrodur. Asıl adı Flavium Amfitiyatrosu'dur. Colosseum adı eskiden bu eserin yakınında bulunan Nero'nun çok büyük bir heykelinden dolayı verilmiştir. Colosse "çok büyük" anlamına gelir.
70 yılında imparator Vespanianus tarafından başlatılan inşaa işlemi, 82 yılında Titus tarafından bitirilmiştir.

Amfitiyatro, çevresi 527 metre olan bir elips şeklindedir. 4 katlı olan yapının yüksekliği 50 metredir. En alt katı yerden 4 metre yüksektir. Yapının, imparator için ayrılan ve diğerlerinden daha geniş olan dört ana giriş haricinde 80 adet girişi vardır. Colosseum 50 - 55.000 kişi alabiliyordu. Girişler bu kalabalığı 5 dakikada boşaltabilecek şekilde dizayn edilmiştir.

Yapının dışında traverten, iç kesimindeyse tüf ve tuğla kullanılmıştır. İçerisi üç ana kısma ayrılmıştır. Bunlar; arena, podyum ve mahzen kısımlarıdır.

Roma İmparatorluğu devrinde sirk oyunları, araba yarışları ve gladyatör gösterileri yapılan Colosseum, 19. yüzyıla kadar dünyanın en büyük anfitiyatrosu idi. Günümüzde bile modern stadyumların mimarilerinde örnek olarak alınmaktadır.

Prof. Dr. Sinsi 11-25-2012 10:21 PM

Dünyanın En Büyük Başyapıtları
 
Çİn Seddİ

Uzaydan bakıldığında ince, uzun bir dere gibi görülebilen, insan eliyle yapılmış tek eser olan Çin Seddi, Çin'in kuzeybatısı boyunca uzanan dünyanın en uzun savunma duvardır. Kalıntıları Po Hay körfezinde deniz kıyısında başlar. Pekin'in kuzeyinden geçerek batıya yönelir ve Huang-Ho nehrini ikiye bölerek güneybatıya uzanır. Gobi Çölü'nün güneyinden batıya yönelerek devam eder.
İlk set, M.Ö.7. yüzyılda Chu Krallığı tarafından, günümüzdeki Henan eyaletinde yapılmış olup fazla uzun değildir. M.Ö.3. yüzyılda Hun, Tunguz ve Moğolların saldırılarını durdurmak ve ülkenin kuzey sınırlarını korumak için İmparator Qin Shin Huang (Çe-Huang-Ti), burayı boydan boya aşılmaz bir savunma duvarıyla kapatmaya karar verdi. M.Ö.221 yılında daha önceki krallıkların yaptırdığı duvarları birleştirek uzattı. M.Ö.3. yüzyıldan M.S.17. yüzyıla kadar Çinliler seddi uzatmaya devam etmişlerdir. Seddi onaran ve savunma amaçlı kullanan son hanedan Ming Hanedanı (1368-1644) olmuştur.

Seddin yıkılmış olan kısımlarıyla birlikte uzunluğu 10.000 kilometreyi bulur. Bugün ayakta duran kısım Ming Hanedanı devrinden kalan 3.000 kilometrelik settir. Ancak asıl inşaat, M.Ö.221 ile M.S.608 yılları arasında yapılmıştır.

Seddin kalınlık ve yüksekliği yer yer değişir. Genellikle duvarın yüksekliği 7-10 metre, taban kalınlığı 7 metre ve üst kalınlığı ise 6 metre civarındadır. Üzerinde atlar ve arabalar gidebilmektedir. Duvar boyunca siperlik ve okçu delikleri vardır. 200 metrede bir gözetleme kulesi veya kale ve 9 kilometrede bir fener kulesi bulunur. Duvar üzerinde yer yer saray ve tapınaklara da rastlanır. Bazı yerlerde setler, kademeli savunmaya imkan verecek şekilde bir kaç sıra halinde yapılmıştır.

Çin Seddi, en uzun sürede yapılan ve en çok insan çalıştırılan yapıdır. M.S.555'te Beijing ile Datong arasındaki 500 km.lik duvarın yapımında 1.800.000 kişi çalıştırılmıştır. Badaling dağınınüzerinden geçen seddin sadece 200 metrelik kısmını yapmak için bile binlerce kişi çalıştırılmış ve bu kişilerin isimleri bir taşa yazılmıştır.

Prof. Dr. Sinsi 11-25-2012 10:22 PM

Dünyanın En Büyük Başyapıtları
 
Eiffel (eyfel) Kulesİ

Fransa'nın olduğu kadar Paris şehrinin de sembolü olan Eiffel Kulesi, 1889 Dünya Fuarının Paris'te yapılmasına karar verilmesi üzerine Gustave Eiffel tarafından 1887-1889 yılları arasında yapılmıştır.
Fransız hükümeti fuarın sembolü olacak ve demir-çelik mimarisinin meziyetlerini gösterecek bir eser yapılmasını istemişti. Eiffel, bunu en iyi belirtecek eserin bir çelik kule olacağına karar verdi. Bu amaçla Seine Nehri yakınlarındaki Askeri okulun karşısında kaya temeller atıldı. Kulenin çeşitli parçalarının planları 40 desinatör tarafından hazırlandı . Planlar, Clichy'de bu amaçla kurulan fabrikaya gönderilerek imal ettirildi.

Önce kulenin 4 büyük ayağı, sonra bunların üzerine birinci kat platformu yapıldı. Daha sonra da ikinci, üçüncü platformlar yapıldı. Üçüncü platform üzerine madeni bir kubbe oturtularak kule tamamlandı. Kulenin birinci platformu 57,63 metre, ikinci platformu 115,73 metre üçüncü platformu ise 276,13 metre yüksekliktedir. Kubbenin yüksekliği ise 300,51 metredir. 1959'da eklenen radyo - televizyon vericileriyle birlikte kulenin yüksekliği 320,75 metre olmuştur. Kulenin yapımında kullanılan demirlerin ağırlığı 7175 tondur.

Tepesinden bütün Paris'in ayaklar altında görülebildiği Eiffel Kulesi'nin katlarında turistler için lokantalar ve hediyelik eşya dükkanları bulunmaktadır.

Prof. Dr. Sinsi 11-25-2012 10:22 PM

Dünyanın En Büyük Başyapıtları
 
KREMLİN SARAYI ve SAINT BASILE KATEDRALİ

Moskova'daki Kızıl Meydan'da bulunan ve Moskova'nın sembolü olan Kremlin Sarayı, Çar Korkunç İvan tarafından 1155'te yaptırılmıştır. Eski bir savunma kalesi olan Kremlin, 19 metre yükseklikte kırmızı bir duvarla çevrilidir. Bu duvarın çevre uzunluğu 2250 metredir. Duvarın giriş yerlerinde ve köşelerinde büyük kuleler vardır. En büyük kule 72 metre yüksekliktedir. Burada ilk yapı 14. yüzyılda yapılmış, daha sonra yeni ilavelerle büyümüştür.
Kremlin'in içinde harika saray ve kiliseler vardır. Fakat bunların hepsi İtalyan ve Alman mimarları tarafından yapılmıştır ve Rus mimarlık sanatını yansıtmazlar.

Kremlin Sarayı'nın hemen yakınında bulunan ve Aziz Basileios adına Korkunç İvan tarafından yaptırılan Saint-Basile Katedrali, yalnız Moskova'nın değil bütün Rusya'nın en orijinal eseridir ve dünyada buna benzeyen başka bir kilise yoktur. Çünkü bu yapı şark stilinde bir kilisedir. Kubbeleri İslami eserlerin kubbelerine benzer.

Katedralin inşaatına 1555'de başlanmış, 1560'da bitirilmiştir. Yapının mimarı Barma adlı bir Rus'tur. 11 bölümü ve 8 kubbesi vardır. Kubbelerin yükseklik, süsleme ve renkleri birbirlerinden farklıdır. Fakat hepsi soğan başı gibi yuvarlak ve sarmal dilimlidir. Düz, gofre veya prizmatik çinilerle kaplanmışlardır. En yüksek kulenin kubbesi altın yaldızlıdır.

Kremlin sarayı Rus hükümetinin residansı olarak hala kullanılmaktadır. Müze haline getirilmiş olan diğer saraylarda, çarlara ait mücevherler, mobilyalar ve diğer eşyalar sergilenmektedir ve bunlar hem sanat hem de maddi değer bakımından bir hazine sayılmaktadır.

Prof. Dr. Sinsi 11-25-2012 10:22 PM

Dünyanın En Büyük Başyapıtları
 
MACHU PICCHU (Maşupikşu)

Machu Picchu, 15. yüzyılın başlarında, büyük İnka imparatoru Pachacutec tarafından yüksek bir dağın tepesindeki düzlüğe kurulmuştur. Bu hayalet şehir Peru'daki Amazon ormanlarının içlerinde, Urubamba Nehri'nin yukarı kesimlerindeki Andes Platosu'nun ortasında bulunmaktadır. Şehrin soylulara ait semtleri, esnaf ve ticaret siteleri ve çok geniş taraçaları vardır. 1535 yılında İspanyollar, İnka İmparatorluğu'nu yıktıklarında bu şehir terkedilmiş ve unutulmuş durumdaydı. Bu kutsal kayıp şehri 1908 yılında, Amerikalı kaşif Hiram Bingham keşfetmiştir.
Bugün Peru sınırları içinde bulunan bu hayalet şehrin harabelerinin bulunduğu yerde hiç taş yoktu. Tekerlekli araç kullanmayan İnkaların bu taşları dağın tepesine nasıl taşıdıkları tam olarak bilinememektedir.

Prof. Dr. Sinsi 11-25-2012 10:22 PM

Dünyanın En Büyük Başyapıtları
 
Mont Saint Michel Manastiri

Fransa'da Manş Denizi kıyısında, 50 metre yüksekliğinde ve çevresi 900 metre olan bir kaya tepe üzerinde bulunan bu manastır, Fransa'nın en çok turist çeken yerlerinden birisidir. Denizin gelgit olayı neticesinde Mont Saint Michel adlı bu kayalık bazen bir yarımada, bazen de tam ada şeklini alır.
Etekleri kumsal olan bu kaya tepeye ilk manastır 1017 yılında yapılmıştır. Manastır, 1144 yılında yapılan ilavelerle daha çok büyütülmüştür. Gelen ziyaretçileri ağırlamak için manastırın yanına yeni binalar yapılmış ve zamanla bu küçücük tepe sıkışık bir köy halini almıştır.

1211-1228 yılları arasında yapılan onarımlar ve yeni binalarla burası en güzel gotik eserlerle doldurulmuştur. 14. yüzyılda tepenin kara tarafına büyük surlar yapılmıştır.

Manastır, surların içinde kalan küçük bir köyün ortasında, bütün yapılara tepeden bakar. Uzaktan ve yakından görünüşü çok heybetlidir. Deniz kabardığında tam bir ada halini alan kayalık, sular çekildiğinde bir yarımada halini alır, çevresindeki kum ve çamur düzlükleri ortaya çıkar.

Manastırın en büyük özelliği coğrafi konumudur. Fakat Mont Saint Michel, manastır başta olmak üzere, gotik eserlerin en güzellerine sahip olduğu için de bir harika sayılmaktadır.

Prof. Dr. Sinsi 11-25-2012 10:22 PM

Dünyanın En Büyük Başyapıtları
 
Musa Heykelİ

Heykeltıraş olarak Rönesansın en güçlü sanatçısı Michelangelo'dur. Çok yönlü bir sanatçı olan Michelangelo, sanatına en çok titizlik gösteren sanatçı olarak da ünlüdür. Yonttuğu mermerde ince bir damar çıkmış olsa, ağız, burun veya herhangi bir yerde manayı değiştirebilecek bir yontma hatası olsa, cilalarken herhangi bir aşınma olsa veya taşınırken ufak bir çatlak veya bir sıyrık meydana gelse o işin bitmekte olduğuna bakmadan başka bir mermerde aynı figürü yeniden yontmaya başlardı. Aynı heykel üzerinde yıllarca çalıştıktan sonra ufacık bir kaza sonucunda onu olduğu gibi bıraktığı çok görülmüştür.
Michelangelo'nun şaheseri, Roma'da San Pietro in Vincoli bazilikasında, Papa Julius II'nin anıt mezarını süsleyen "Musa Heykeli"dir.

Papa Julius II, kendisi için bir anıt mezar yapılması için Michelangelo'ya başvurmuştu. Bunun üzerine hemen çalışmalarına başlayan Michelangelo, şaheserini oluşturacak heykel için lekesiz bir mermer buabilmek için, Carrara'daki mermer ocaklarında sekiz ay çalışmıştır.

Julius II ölünce yarım kalan anıt mezarın inşaatı daha sonra, daha küçük boyutlara indirilerek tamamlanmıştır. Bu anıt ve bu anıtın bulunduğu San Pietro bazilikası, Hıristiyan mabet ve mezarlarının en büyüğüdür. Michelangelo, bu eseri bazı aralarla tam 40 yılda tamamlayabilmiştir.

Heykelde Musa oturmuş vaziyettedir. Uzun sakalı vardır. Sağ kolunun altında, on emirin bulunduğu levhalar vardır. Heykelin yüzü, Papa Julius II'nin yüzüne benzetilmiştir. Fakat gözleri şimşekler çakan, enerji ve kararlılık ifade eden sert bir yüz ifadesi vardır. Vücudundan sanki kuvvet taşar. Anıt mezarın diğer figürlerinde olduğu gibi, bu heykelde de ışık-gölge oyunları vardır.

Musa Heykeli, yalnız Rönesans'ın ve İtalya'nın değil, bütün dünyanın ve bütün çağların en güzel eserleri arasında yeralmaktadır.

Prof. Dr. Sinsi 11-25-2012 10:22 PM

Dünyanın En Büyük Başyapıtları
 
Neuschwenstein Şatosu

Almanya'nın Bavyera eyaletinde, Alp dağlarının eteğinde yeralan Neuschwenstein (Noyşvanştayn) Şatosu, 2. Ludwig tarafından yaptırılmıştır.
2. Ludwig tahta çıktığında henüz 18 yaşındaydı ve çok seviliyordu. Sanatı sever ve sanatçıları korurdu. Ünlü besteci Richard Wagner'in dostu ve hayranıydı. Fakat, savaşların ve büyük siyasi olayların üstesinden gelebilecek güçte değildi. 1866'da Ruslarla yapılan bir savaşı kazanamayınca içine kapandı ve kendini müziğe verdi. Aynı zamanda şatolar yaptırmaya başladı.

Ormanlarla kaplı bir tepenin üzerinde yeralan Neuschwenstein Şatosu'nun planını mimar değil, bir tiyatro dekoratörü yapmıştır. Onun için, şatonun içi de, dışı da ancak tiyatrolarda, efsanelerde ve peri masallarında görülebilecek kadar güzel bir tarzda yapılmıştır.

Şato, kuleleri ve surları ile olduğu kadar, çevresindeki manzara ile de kusursuz bir güzelliğe sahiptir. Şatodan bakıldığında karlı dağlar, gür ormanlar, yemyeşil çayırlar, berrak bir göl ve pırıl pırıl bir dere görülür. Şato içindeki daireler de kusursuz ve peri masallarını andırır güzellikte süslenmiş ve dekore edilmiştir.

Richard Wagner, kral dostu 2.Ludwig'in bu şatosuna hiç gitmemiş olmasına rağmen bugün Neuschwenstein Şatosu, Wagner Şatosu olarak anılır ve Wagner Müzesi haline getirilmiştir. Şatonun Wagner adlı salonunda, onun Lohengrin adlı operasından bir sahneyi canlandıran bir heykel vardır. Heykel, kuğuların çektiği ve üzerinde Lohengrin bulunan bir arabadır. Şatonun konser salonu da Wagner'in bir başka eseri olan Tannhauser adını taşır. Bu dramatik eser orada sahneye konmuştu. Wagner, bu şatonun yakınında yine aynı kral tarafından yaptırılan Hohenschwangan Şatosu'nda uzun süre kalmıştır.

Neuschwenstein, 19. yüzyılda yapılmış olmasına rağmen, onu ziyaret edenleri çok eski çağlara götürür. Şato, pek çok filme konu olmuş ve masal kitaplarını süslemiştir.

Prof. Dr. Sinsi 11-25-2012 10:23 PM

Dünyanın En Büyük Başyapıtları
 
Notre Dame Katedralİ

Fransız gotik sanatının (Rönesanstan önceki mimarlık ve heykeltıraşlık akımı) en ünlü eseri olan Notre Dame Katedrali, Paris'in ortasından geçen Seine Nehri'ndeki Cité Adasının üzerinde bulunmaktadır. Başpiskopos Maurice de Sully'nin emriyle 1163'te inşasına başlanan kilisenin ilk taşı Papa 2. Alexandre tarafından konmuştur. Fakat, her ikisi de katedralin tam olarak bitişini görememişlerdir.
Ürpertici bir ihtişama sahip olan Notre Dame Katedrali'nin 70 metre yükseklikte olan kuleleri ancak 18. yüzyılda tamamlanabilmiştir. Fransız İhtilaline kadar ülkenin dini merkezi bu kilise idi. Pierre Abelard ihtilalden kısa bir süre önce burada papazlıktan ayrıldığını ilan ederek Notre Dame Üniversitesi'ni kurmuştur.

Prof. Dr. Sinsi 11-25-2012 10:23 PM

Dünyanın En Büyük Başyapıtları
 
Orhun Abİdelerİ

Orhun Yazıtları, Göktürk İmparatorluğu'nun ünlü hükümdarı Bilge Kağan devrinden kalma altı adet yazılı dikilitaştır. Moğolistan'ın kuzeyinde, Baykal gölününü güneyinde, Orhun ırmağı vadisindeki Koşo Saydam gölü yakınlarındadır. Bu yazıtlardan Köl Tigin ve Bilge Kağan yazıtları, Koçho Tsaydam bölgesindeki Orhun Irmağı civarında; Bilge Tonyukuk yazıtları ise, Köl Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarından yaklaşık 360 km uzakta, Tola Irmağı'nın yukarı yatağındaki Bayn Tsokto (Bayn Çokto) bölgesindedir. Bilge Tonyukuk yazıtlarının, (Orhun Irmağı civarında olmamasına rağmen), Orhun yazıtlarıyla birlikte düşünülmesi, anılması Köl Tigin ve Bilge Kağan yazıtları ile aynı döneme ait olması ve aynı konuları içermesindendir. Yazıtlar Türk dili, tarihi, edebiyatı, sanatı, töresi hakkında önemli bilgiler vermektedirler. Türk ve Türkçe adı, ilk kez Doğu Göktürkler dönemine ait bu yazıtlarda geçmektedir.
Yazıtların üçü çok önemlidir. İki taştan oluşan Tonyukuk 716, Köl Tigin (Kültigin) 732, Bilge Kağan 735 yılında dikilmiştir. Köl Tigin yazıtı, Bilge Kağan'ın ağzından yazılmıştır. Kültigin, Bilge Kağan'ın kardeşi, buyrukçu ihtiyar Tonyukuk ise veziridir. Anıtların olduğu yerde yalnızca dikilitaşlar değil, yüzlerce heykel, balbal, şehir harabeleri, taş yollar, su kanalları, koç ve kaplumbağa heykelleri, sunak taşları bulunmuştur.

Orhun Abideleri'ni ilk kez 1889 yılında Rus tarihçi Yardintsev bulmuştur. 1890'da bir Fin heyeti, 1891'de de bir Rus heyeti burada incelemelerde bulunmuştur. Bu heyetler yazıları çözememişlerdir. Fakat 1893 yılında Danimarkalı bilgin Vilhelm Thomsen, 38 harfli alfabeyi çözerek yazıtları okumayı başarmıştır. Alfabenin dördü sesli, dördü sessiz harften oluşur. Yazıda harfler birbirine birleştirilmez, kelimeler de birbirlerinden iki nokta üstüste konularak ayrılır. Sağdan sola ve yukarıdan aşağıya yazılır. Orhun abidelerinde yazılar yukarıdan aşağıya yazılmış ve sağdan sola doğru istiflenmiştir.

Kültigin Anıtı: 3,35 metre yükseklikte, kireçtaşından yapılmış ve dört cephelidir. Doğu-batı cephelerinin genişliği aşağıda 132, yukarıda 122 santimetredir. Kuzey-güney cepheleri de aşağıda 46, yukarıda 44 santimetredir. Üst kısım kemer şeklinde ve yukarıda beş kenarlı olarak bitmektedir. Anıttaki satırların uzunluğu 235 santimetredir. Yazıtın doğu yüzünde 40; güney ve kuzey yüzlerinde 13'er satır Göktürk harfli Türkçe metin vardır. Batı yüzünde ise, devrin Tang İmparatoru'nun Köl Tigin'in ölümü dolayısıyla gönderdiği Çince mesajına yer verilmiştir. Batı yüzde Çince yazılar dışında yazıta sonradan eklenmiş Göktürk harfli iki satır bulunmaktadır. Yazıtın kuzeydoğu, güneydoğu, güneybatı yüzlerinde de (pahlarda) Göktürk harfli Türkçe metinler mevcuttur. Kültigin yazıtında Göktürk tarihine ait olaylar, Bilge Kağan'ın ağzından nakledilerek birlik, bütünlük mesajı verilir. Yazıtın doğu, kuzey ve güney yüzlerinin yazıcısı, Yollug Tigin, batı yüzünün yazıcısı ise, Tang İmparatoru Hiuan Tsong'ın yeğeni Çang Sengün'dür. Köl Tigin yazıtının doğu yüzünde, bütün Türk boylarının ortak damgası olduğu sanılan dağ keçisi damgasına; doğuya ve batıya bakan "tepelik" kısımlarında ise, kurttan süt emen çocuk tasvirlerine yer verilmiştir. Yazıt, geçen yaklaşık 1300 yıllık süreç içinde önemli ölçüde tahrip olmuştur. Zira yazıtın doğu ile kuzey yüzlerini birleştiren kısım yıldırım düşmesi sonucunda parçalanmıştır. Orijinalinde kaplumbağa kaide üzerinde bulunan yazıt, bu kaidenin de parçalanması üzerine 1911 yılında, sunak taşından kesilen granit bir blok üzerine oturtulmuştur.

Bilge Kağan Anıtı: Kültigin Anıtının bir kilometre uzağındadır. 734 yılında ölen Bilge Kağan adına oğlu Tenri Kağan tarafından yaptırılan bu anıt 735 yılında dikilmiştir. Yazıtta Bilge Kağan'ın ağzından devletin nasıl büyüdüğü anlatılmakta ve Kültigin'in ölümünden sonraki olaylar ilave edilmektedir. Ayrıca kağanın konuşmasından başka yeğeni Yuluğ Tigin'in kayıtları da yer almaktadır. Yaklaşık 3,75 metre yüksekliğinde olan yazıt, dört cephelidir. Yazıtın doğu yüzünde 41, kuzey ve güney yüzlerinde 15'er satır Göktürk harfli Türkçe metin bulunmaktadır. Batı yüzünde ise, (Köl Tigin yazıtında olduğu gibi), Çince bir metne yer verilmiştir. Batı yüzün tepelik kısmının ortalarına da Göktürk harfli Türkçe manzum metin yazılmıştır. Yazıtın güneydoğu, güneybatı ve batı yüzlerinde de (pahlarda) Göktürk harfli Türkçe küçük metinler bulunmaktadır. Yazıtta olayları nakleden, öğütler veren Bilge Kağan'dır. Yazıta Köl Tigin'in ölümünden sonraki olaylar da ilave edilmiştir

Tonyukuk Anıtı: Tonyukuk anıtı dört cepheli iki dikilitaş halindedir. Yazılar, diğer taşlara göre daha silik durumdadır. Tonyukuk, Bilge Kağan'ın babası İlteriş Kağan'ın amcası Kapgan Kağan'ın ve Bilge Kağan'ın baş bilicisi yani başveziri idi. Bu anıtı ihtiyarlık devrinde kendisi diktirmiştir ve yazılar da kendisine aittir. Taşlarda Göktürklerin Çin esaretinden nasıl kurtulduğu, kurtuluş savaşının nasıl yapıldığı ve Tonyukuk'un neler yaptığı anlatılır. Birinci yazıt, 243 cm; ikinci yazıt ise, 217 cm yüksekliğindedir. Birinci yazıtta 35, ikinci yazıtta 27 satır Göktürk harfli Türkçe metin bulunmaktadır

Prof. Dr. Sinsi 11-25-2012 10:23 PM

Dünyanın En Büyük Başyapıtları
 
ÖzgÜrlÜk Aniti

Amerika Birleşik Devletleri'nin sembolü olan bu heykel, Amerika'nın Avrupalılar tarafından keşfedilmesinden sonra bu kıtada dikilen en büyük anıttır. New York Limanı'nın girişindeki Özgürlük Adası'nda bulunmaktadır. Dünyayı aydınlatan hürriyet meşalesini temsil eden bu heykel, Fransız heykeltıraş Frederic Auguste Bartholdi tarafından yapılmış ve 1886 yılında Fransız hükümeti tarafından ABD'ye hediye olarak gönderilmiştir.
Heykel dövme bakırla kaplıdır. Gövdesi 46 metre olup kaidesiyle birlikte yüksekliği 100 metredir. Heykelin meşaleyi tutan sağ elinin yüksekliği 13 metredir. Başının genişliği 2 metre olup tacı ile birlikte yüksekliği 5 metredir. Heykelin içinden meşaleye kadar 168 basamaklı bir merdivenle çıkılır. Meşalenin etrafındaki dehlizde 15 kişi birarada gezebilir.

Prof. Dr. Sinsi 11-25-2012 10:23 PM

Dünyanın En Büyük Başyapıtları
 
Palmyra

Palmyra şehrinin harabeleri, Suriye'nin başkenti Şam'ın 400 kilometre kuzeybatısında, Humus'a 140 kilometre uzaklıkta bulunmaktadır. Bu şehrin adı, Kayseri yakınlarındaki Kültepe'de bulunan ve M.Ö. 3000 yıllarından kalma çivi yazılı bir tablette Tadmor (Palmiyeler Şehri) olarak geçer.
Palmyra, en güçlü ve parlak dönemini M.S. 1-3. yüzyıllarda, özellikle kraliçe Zenobia'nın hüküm sürdüğü 226-273 yılları arasında yaşamıştır. Kraliçe Zenobia, Palmyra çölündeki Arap kabilelerinin reisi ve ikinci kocası olan Odenat'ın ölümünden sonra, oğlu Waballath adına hüküm sürmüştür. Zenobia, Roma hakimiyetine karşı çıkmış ve sınırlarını Fırat'tan Akdeniz'e kadar genişletmiş, Suriye, Mısır ve Anadolu'nun bir kısmını ele geçirmiştir. Doğu'nun başkenti haline gelen Palmyra zulme uğrayan hıristiyanların sığındığı yer haline gelmiştir.

Kraliçe Zenobia'nın Palmyra'daki sarayı, dünyanın büyük şair ve filozoflarının buluşma yeriydi. Zenobia, kendi dönemine kadar pek çok eserin meydana getirildiği Palmyra'da, Arap geleneklerini Yunan kültürü ve Roma'nın askerlik bilimiyle bağdaştırdı ve yeni binalar yaptırdı. Bu nedenle Palmyra'da değişik kültür ve sanatların ortak eserleri yeralır. Şehrin en eski ve büyük yapısı ise bir Arap kalesidir.

M.S. 32'de, Palmyra'da, tanrı Bel adına yapılan tapınak bugün yarısı yıkılmış vaziyyete olduğu halde hala ihtişamını korumaktadır. Tapınağın üç tarafı 225 metre uzunlukta bir duvarla çevrilidir. Bu duvarın kapıları çok güzeldir.

İki yüzyıldan fazla bir süre gelişen ve doğunun başkenti haline gelen Palmyra, 273 yılında Roma imparatoru Aurelianus tarafından işgal edilerek yakılıp yıkılmış ve bir daha da şehir kalkınamamıştır. Bugün Palmyra'da görülen eserler Romalıların yıktığı o medeniyetin kalıntılarıdır.

Prof. Dr. Sinsi 11-25-2012 10:23 PM

Dünyanın En Büyük Başyapıtları
 
Paskalya Adasindakİ Dev Heykeller

Okyanusya'da, Şili kıyılarının 3200 km. açığında, Polinezya adalarının doğusunda, 179 kilometrekarelik bir yüzölçümüne sahip küçük bir ada olan Paskalya Adası'nda tarihçileri zorlayan, turistleri hayran bırakan, ne zaman, kimler tarafından ve niçin yapıldığı bilinemeyen dev heykeller vardır. Ada, 1722 yılında Hollandalı denizci Jacop Roggeveen tarafından Paskalya gününde keşfedildiği için bu isimle anılmaktadır. 1888 yılından beri Şili'ye aittir.
Bu adada çok sayıda bulunan, bazıları ayakta bazıları da yere yatmış şekilde duran, 12-25 metre yükseklikte, 50 ton ağırlıkta dev heykeller vardır. Volkanik kayalardan yontulmuşlardır. Bu heykellerin bazıları dövmeli insan büstleridir. Uzun kulaklı başların üzerinde ayrı taşlardan yapılmış silindir şeklindeki başlıklara rastlanmaktadır.

Heykellerin hemen hepsi deniz ufkuna, boşluğa meraklı ve endişe dolu gözlerle bakmakta ve sanki meçhul bir şeyi beklemektedir. Fakat tarihçiler bu dev heykellerin sırrını hala çözememişlerdir. Bir varsayıma göre Polinezya kökenli bir kavim 4. yüzyılda buraya yerlemiş ve büyük bir medeniyet kurmuşlardır. Yerlilerin ada için kullandıkları "Papa Nui" adı o eski devletin ve milletin adı idi. Bunlar 10. yüzyıldan 16. yüzyıla kadar burada yaşamışlar ve bu dev heykelleri yapmışlardır.

Başka bir görüş ise yerliler arasında anlatılan bir efsaneye dayanır. Buna göre adada biri uzun kulaklı, diğeri kısa kulaklı insanlardan oluşan iki ayrı kabile vardı. Bunlar arasında bilinmeyen bir sebepten dolayı amansız bir savaş başladı ve buradaki medeniyet çöktü.

Bu teorilere rağmen buradaki medeniyete ne olduğu, bu dev heykelleri kimin, ne zaman ve niçin diktikleri tam olarak bilinemiyor.

Paskalya Adası'na 1960 yılına kadar yılda sadece bir gemi uğrardı. Ancak dev heykeller artık turistlerin de ilgisini çekmekte ve uçaklar dolusu turist bu adaya akın etmektedir.

Prof. Dr. Sinsi 11-25-2012 10:23 PM

Dünyanın En Büyük Başyapıtları
 
Persepolİs (parsa)

Pers İmparatorluğu'nun başkenti olan Persepolis, M.Ö. 6. yüzyıl sonlarına doğru Pers Kralı I. Darius (Dara) tarafından kurulmuştur. Darius'dan sonra tahta çıkan Kserkes I (Xerxes, Serhas) ve Artakserkses (Ardaşir) şehri büyüterek harika anıtlarla doldurmuşlardır. İran'ın Şiraz şehrinin hemen doğusundadır.
Persepolis'te kral sarayları taşıma toprakla yapılan, tepesi 473 metre uzunlukta, 86 metre genişlikte ve 13 metre yüksekliği olan yapay bir tepe üzerinde bulunmaktaydı. Sarayların bulunduğu bu taraçaya iki geniş merdivenle çıkılıyordu. Merdivenlerin yan duvarları kabartma heykellerle doludur.

Kserkes'in taht salonunda, her biri 20 metre yükseklikte olan ve üzerinde 2 metre yükseklikte başlıkları olan 100 sütun bulunuyordu. Başlıklar boğa ve insan şeklindeydi. Sarayın iki büyük sütunla tutturulan kapısının yüksekliği 11 metredir. Kapıdaki sütunların önünde, yüzleri insan şeklinde olan iki boğa heykeli vardır.

Dara'nın Mısır'daki ocaklardan getirilen blok taşlarla yapılmış "Apadana" denilen tören salonu 10.000 kişi alıyordu. Bu kadar büyük bir kapalı salon başka hiçbir sarayda görülmemiştir. Hazine sarayının geniş avlusuna açılan 4 büyük ahşap kapısı vardı ve bunlar renkli ve süslü alçılarla kaplıydı.

Persepolis'te büyük sütun kaideler üzerinde, Perslerin inançlarını yansıtan heykeller vardır. Bunlar iyilik sembolü olan yarı insan bir savaşçı ile kötülük sembolü olan bir canavarın mücadelesini ve iyilik sembolünün zaferini gösterir.

Persepolis'in yakınındaki kayalık dağın yamaçlarında birbirinden 8-10 km uzaklıkta, kayalar oyularak yapılan ve saray görünümlü iki kaya mezar vardır. Frigya kral mezarlarına benzeyen bu mezarlar "Taht-ı Cemşid" ve "Nakş-ı Rüstem" olarak anılırlar. Bunlardan biri Darıus I'in mezarıdır.

M.Ö. 331'de Büyük İskender Persleri yenerek şehri yaktı. Bundan sonra şehir toprak yığınları altında kendi haline terkedildi.

Prof. Dr. Sinsi 11-25-2012 10:24 PM

Dünyanın En Büyük Başyapıtları
 
Petra

M.Ö.4. yüzyılda bütün Mezopotamya'yı tehdit eden Perslerden kaçan Nabati'ler, ulaşılması çok zor olan Musa Vadisi'ne sığındılar. Bu vadideki kayaları oyarak bir yeraltı şehri yaptılar.
Lut Gölü çevresinde yaşayan Arap asıllı Nabatiler, bugün Ürdün sınırları içindeki Petra'da bir devlet kurmuşlardı. M.S. 106 yılında Romalılar tarafından yıkılan Nabatiler putperest olup en büyük tanrıları Duşara, en büyük tanrıçaları da Ellat idi. Nabatiler'in yazısı, Arap yazısının başlangıcı sayılır.

Ölü Deniz'in 80 km güneyinde, Arap Çölü'nün kenarındaki bu şehrin 4.000 kişilik bir amfitiyatrosu, tapınakları, sarayları, bunların sütun ve kemerleri, mezarları, kervansarayları ve pazar yerleri vardı ve hepsi aynı kaya bloklarının oyulmasıyla meydana getirilmiştir.

Nabati krallarından Aretas IV (M.Ö. 9 - M.S. 40) için oyulan 42 metre yüksekliğinde bir cephesi olan mezar, bugüne kadar bozulmadan kalan ve Orta Doğu kültürünün en çekici örneklerindendir. Mezarın cephesindeki kaya pembe granittir. Zarif sütunlar, kemerler ve başlıklarla süslenmiştir. Bunlar aynı kaya oyularak yapılmıştır. Dünyadaki kaya mezarların en güzeli budur.

Prof. Dr. Sinsi 11-25-2012 10:24 PM

Dünyanın En Büyük Başyapıtları
 
Pİsa Kulesİ

İtalya'nın kuzeyindeki Pisa şehrinin Katedral Meydanı'nda yeralan ve 1063-1090 yıllarında yapılan Duomo Katedrali'nin çan kulesi, ana yapıdan ayrı olarak 1173'te yapılmıştır. Ünlü Pisa Kulesi, bu çan kulesidir.
Kule üst üste bindirilmiş yuvarlak 6 sütun dizisinden meydana gelmiştir. 56 metre yüksekliktedir. Üzerine 294 basamaklı bir merdivenle çıkılır. En üstteki çanların bulunduğu 8. kat silindir biçimindedir.

Pisa Kulesi bitirildiği tarihten itibaren güneye doğru eğilmeye başlamıştır. Bunun sebebi temeldeki yumuşak zemindeki bir çökmedir. Günümüzde, kulenin tepesinden güney yönünde aşağı sarkıtılan bir çekül 4,3 metre açığa inmektedir. Ancak yapının ağırlık merkezinin izdüşümü kendi temel dairesinin içinde kaldığı için kule devrilmemektedir. Kule her yıl milimetrenin onda yedisi kadar (100 yılda 7 cm) eğilmektedir.

Kule, Pisa'nın gücünün ve zenginliğinin bir sembolü olarak Cenova ve Venedik'e rakip olarak yapılmıştır. Ünlü bilim adamı Galile, bütün cisimlerin aynı hızla ve aynı fizik kanununa uyarak düştüklerini bu kulede yaptığı deneylerle ispat etmiştir.

Prof. Dr. Sinsi 11-25-2012 10:24 PM

Dünyanın En Büyük Başyapıtları
 
Rushmore DaĞi Aniti

Rushmore Dağı Anıtı, Amerika Birleşik Devletleri'nin Güney Dacota eyaletindeki Rushmore Dağı'nın Black Hills kayalıklarında bulunmaktadır.
Anıt, Heykeltıraş John Gutzon Borglum ve oğlu tarafından meydana getirilmiştir. 1936'da oğluyla birlikte sert granit kayaları yontmaya başlayan Borglum, eserini 14 yılda tamamlamıştır.

Anıt, ABD'nin dört başkanını temsil etmektedir. Yükseklikleri 18-20 metre olan heykeller soldan sağa sırasıyla George Washington, Thomas Jefferson, Theodore Roosevelt ve Abraham Lincoln'u göstermektedir.

Prof. Dr. Sinsi 11-25-2012 10:24 PM

Dünyanın En Büyük Başyapıtları
 
San Pietro Kİlİsesİ

Hıristiyan dünyasının merkezi olan Vatikan'daki San Pietro Kilisesi, 16. yüzyılda Papa Julius II tarafından yaptırılmıştır. Fakat bugünkü durumuna, üç yüzyıl boyunca süren onarım ve ilavelerle gelmiştir.
San Pietro Kilisesi uzunluğu 187 metre, genişliği ise 137 metre olan bir alanı kaplamaktadır. Kilisenin 284 adet sütunu ve 88 adet yarım duvar ayağı vardır. Mabedi 96 tane aziz heykeli süsler. Bu mabetin kubbesinin yapım işi, papa tarafından ünlü sanatçı Michelangelo'ya verilmiştir. Mabetin iç süslemeleri de Rönesans'ın çok ünlü sanatçılarından olan Rafael ve Bernin tarafından yapılmıştır.

Mabedin harika sayılan kısmı kubbesidir. Dünyanın en yüksek kubbesine sahip olan kilisenin kubbesinin çapı 42 metre, yüksekliği 132 metredir ve 16 sivri kemer içine örülmüştür. Kemer uçları yukarıdan bir aydınlık bacasında birleşir. Aydınlık bacası 16 çift küçük sütundan meydana gelir. Mozayiklerle süslü kubbenin içinde her harfi iki metre yükseklikte olan çepeçevre bir kitabe vardır. Hıristiyan tapınaklarının en büyüğü bu eserdir.

Prof. Dr. Sinsi 11-25-2012 10:24 PM

Dünyanın En Büyük Başyapıtları
 
Schonbrunn (ŞÖnbrun) Sarayi

Avusturya imparatoru Leopold I tarafından yaz sarayı olarak yaptırılan Schonbrunn Sarayı'nın ve bahçesinin yapımı ancak 1744-1749 yılları arasında imparatoriçe Marie Therese tarafından tamamlatılmıştır.
Sarayın bahçesi havuzları, mitoloji kahramanlarının heykelleri, kesişen yolları, çeşitli bitki ve ağaçlarıyla Fransa'daki Versailles'ın bahçesine benzemektedir.

Sarayın 1440 odası vardı. Ancak bunların bir kısmı birleştirilerek müze haline getirilmiştir.

Napolyon Bonaparte, Viyana'yı işgal ettiğinde karargahını burada kurmuş ve 1803 - 1809 tarihleri arasında saray ona ait olmuştur. Napolyon'un oğlu Aiglon burada ölmüştür. İmparator François Joseph de burada ölmüştür. İmparator Charles, 1918'de tahtı bıraktığını bildiren ve Habsburg hanedanı hakimiyetine son veren anlaşmayı burada imzalamıştır.

Schonbrunn Sarayı, rokoko sanatının en güzel örneği olmakla, mobilyalarının güzelliğiyle, salonlarının ihtişamı ve eşsiz süslemeleriyle bir harikadır. Sarayın en güzel odası "Millionenzimmer (Milyonlar Odası"dır. Sadece bu odanın süslemeleri ve eşyaları bile büyük bir hazine değerindedir. Odanın duvarları, Çin'den getirilen ve çok nadir bulunan bir gül ağacı ile kaplıdır. Kaplamanın üzeri çok zarif ve eşsiz değerde İran, Hint minyatürleri ve rokoko motifleri ile süslüdür.

Sarayın bahçe kapısı da başlı başına bir sanat eseridir. Çok büyük olmasına rağmen son derece zariftir. Üzerinde kanat açmış tunçtan bir kartal heykeli vardır. Sarayın iç kapıları da zerafet ve zenginlik yansıtan sanat eserleridir.

Schonbrunn Sarayı Avrupa'nın en güzel saraylarından biridir.

Prof. Dr. Sinsi 11-25-2012 10:24 PM

Dünyanın En Büyük Başyapıtları
 
Shwedagon (altin Mabet)

Birmanya'nın başkenti Rangun'da bulunan yüzlerce pagodanın (budist tapınağı) en büyüğü ve en ihtişamlısı Shwedagon (Şivdagon) adlı Altın Mabet'tir.
Altın Mabet'in inşaasına 588 yılında başlanmıştır. Çevresine yapıların, bahçelerin ve heykellerin ilave edilmesi suretiyle inşaa işlemi yüzyıllarca sürmüştür. Mabet, 1871'de onarılmıştır.

Ana pagodanın kalınlığı 113 metre, taban çevresi ise 433 metredir. Mabetin tümü 62.709 metrekarelik bir alanı kaplar. Dünyanın en yüksek mabedi olan Shwedagon, 3 mm kalınlığında altın levhalarla kaplıdır. Ana pagodayı bütünleyen yapılar da altınla kaplıdır.

Mabetin kapılarında ve avlusunda Budha'nın heykelleri dışında büyük aslan heykelleri, yarı insan, yarı hayvan görünümlü olan ve 18 metre yükseklikleri olan heykeller de bulunmaktadır. Bunlara "Kötü Ruhları Uzaklaştıran Muhafızlar" denir. Bu heykellerin bazıları ve Budha heykelleri de altınla kaplıdır.

Büyük pagodanın muazzam kubbesinde eskiden saf altın kaplamanın dışında gerçek zümrüt, elmas, yakut gibi değerli taşlar da çoktu. Halkın refahının yüksek olduğu zamanlarda burayı ziyarete gelen halk buralara altın ve değerli taşlar yapıştırıp giderlerdi.

Yeryüzünde gerçek altınla kaplı tek tapınak budur. Diğer yapılarda altın yaldız kullanılmasına rağmen Shwedagon'da gerçek altın kullanılmıştır. Çünkü Birmanya'da pagoda yaptıranın gerçek Nirvana'ya yani cennete ulaşacağına inanılır. Bu nedenle pagoda yapmak için hiçbir masraftan ve fedakarlıktan kaçınılmaz.

Prof. Dr. Sinsi 11-25-2012 10:25 PM

Dünyanın En Büyük Başyapıtları
 
Stonehenge

Stonehenge, İngiltere'de Salisbury'nin kuzeyindeki bir ovada yeralan ve M.Ö.1800 yıllarında yapılmış olan dikilitaşlar topluluğudur.
Taş devrinin sonunda, bronz devrinin başında yapıldığı anlaşılan anıt, iç içe iki daireden oluşur. Büyük dairenin çapı 32 metredir. Daireyi meydana getiren tek parça taşların boyları 6 metreyi aşmaktadır. Bu dikilitaşların üzerine kiriş olarak, yassı ve ağır taşlar konmuştur.

Tarih öncesinden kalan bu anıtı meydana getiren taşlar, sallarla Fransa'dan veya İrlanda'dan getirilmiştir. Çünkü bu tür taşlar Britanya adasında yoktur. İlk olarak M.Ö.1800 yıllarında yapıldığı ve M.Ö. 1700 yıllarında ve daha sonraki bir dönemde onarıldığı ve büyütüldüğü anlaşılmaktadır. Bu üçüncü dönemde kullanılan taşlar daha küçüktür ve Salisbury yakınlarından temin edilmiştir.

Tarihçi Profesör Gerald Hawkins'e göre, dikilitaşlardan oluşan bu daireler M.Ö. 200 yıllarında rasathane olarak kullanılmıştır. O çağdaki insanlar çoğunlukla yıldızlara taptıkları için yıldızların gözlenmesi bir çeşit dini zorunluluktu. Keltler'e ait bir din olan Druidizm mensupları, her yıl 21 Haziran'da burada gece ayini yaparlar.

Bu taş anıtta yazıt ve kesin bilgi verebilecek başka bir belge yoktur. Fakat Stonehenge, en eski ve en büyük dikilitaş topluluğudur.

Prof. Dr. Sinsi 11-25-2012 10:25 PM

Dünyanın En Büyük Başyapıtları
 
Sydney Operasi

Sydney Operası, Avustralya'da Sydney limanında Bonnelong Point Burnunda yeralır. Dünyanın en büyük opera binasıdır. Görünümü dünyadaki hiçbir yapıya benzemez. Bir binadan çok, okyanusta yelken açmış muazzam bir gemiye benzer.
Eserin mimarı Danimarkalı Joern Utzon'dur. 1957'de proje halka teşhir edildiğinde, projeyi kimse beğenmemişti. İki yıl süren tartışmalar sonunda 1959'da inşaata başlandı. 1973'te tamamlanan eserin açılışına İngiltere Kraliçesi Elizabeth II de katıldı. Ancak yapının mimarı olan Utzon planında değişiklik yapıldığı için inşaat komitesinden istifa etmişti ve açılışa da katılmamıştır.

Binanın yapımında 125.000 ton beton, 6.000 ton da çelik kullanılmıştır. Asıl bina 3 tekne gövdeden oluşur. Bunlardan birinde 2700 koltuklu konser salonu, ikincisinde 1555 koltuklu opera salonu, üçüncüsünde de lokantalar yeralmaktadır. Ayrıca iki tiyatro ve bir konser salonu daha vardır.

Konser salonu granit, beton ve camdan yapılmış, sahne tavanı gül ağacından panolarla kaplanmıştır. Limana bakan cephesinde, şehrin en güzel manzarasına sahip bir oturma salonu vardır. Müzik dinlenen salonun daire şeklindeki tavanında, akrilik maddeden yapılmış 21 tane akustik reflektörü bulunmaktadır. Opera salonunun tavanında da, harika akustik sağlayan üç büyük reflektör vardır. Bunlar kablolarla tavana asılı durmaktadır.

Opera binası 183 metre uzunlukta ve 95 metre genişlikte bir alanı kaplamaktadır. En büyük bölümünün yüksekliği 67 metredir.

Sydney Operası'nın dünyanın başka hiçbir operasında olmayan bir özelliği daha vardır. Burada sahnelenen bir opera veya tiyatro eseri, konser veren bir virtüöz asla alkışlanmaz! Çünkü, bir eserin burada oynanması, bir sanatkarın burada sahneye çıkması alkıştan daha büyük bir takdir sayılmaktadır.

Prof. Dr. Sinsi 11-25-2012 10:25 PM

Dünyanın En Büyük Başyapıtları
 
Tac Mahal

Tac Mahal, Hindistan Türk İmparatorluğu'nun Timuroğulları hanedanının 5. hükümdarı Şah Cihan (1593-1666) tarafından, o zamanki imparatorluğun başkenti olan Hindistan'ın Agra şehrinde, Jumna Nehri'nin kıyısında yaptırılmıştır. Dünyada aşk için dikilmiş en büyük ve en güzel anıt olarak kabul edilen bu türbe, Şah Cihan'ın büyük bir aşkla sevdiği eşi Ercümend Banu'nun (Mümtaz Banu) ölümü üzerine, onun hatırasına yaptırılmıştır.
Yapının mimarları, Mimar Sinan'ın talebelerinden Mehmet İsa Efendi ve Mehmet İsmail Efendi ile yapıdaki yazıları yazan Hattat Serdar Efendi eserin yapımı için Şah Cihan tarafından İstanbul'dan davet edilmişlerdi. 1630'da inşaasına başlanan eser, 22 yıl sonra 1652'de tamamlanmıştır.

Tac Mahal'in yapımında parlak, ince mavi damarları olan beyaz mermer kullanılmıştır. Aynı mermerden yapılan ve yerden yüksekliği 82 metre olan kubbe, Mimar İsmail Efendi tarafından yapılmıştır. Kubbe üzerinde altınlı bir alem vardır. Türbenin beyaz mermerden 4 minaresi vardır. Anıtın dört yanına Hatta İsmail Efendi tarafından Yasin suresinin tamamı yazılmıştır.

Mümtaz Mahal ve Şah Cihan'ın sandukaları üst katta, kubbenin altındadır. Sandukaların bulunduğu yerdeki kubbede insan ağzından çıkan her ses 7 kez yankılanacak şekilde bir akustiğe sahiptir. Şahın ve eşinin asıl lahitleri ise en alt katta bulunmaktadır.

Tac Mahal'in yüzbinlerce akik, sedef ve firuze gömülü olan duvarlarında ayrıca 42 zümrüt, 142 yakut, 625 pırlanta ve 50 adet çok iri inci vardır.

Romantik görünüşü ile herkesi büyüleyen, Doğulu Batılı birçok ünlü yazar ve şaire ilham kaynağı olan Tac Mahal, mehtaplı gecelerde bile aydan daha parlak görünür. 1966 Hint-Pakistan Savaşında, Pakistan savaş uçaklarına yol gösterici bir parıltı olmaması için, Hint hükümeti tarafından kubbesi siyah bir çadırla örtülmek zorunda kalınmıştır.

Prof. Dr. Sinsi 11-25-2012 10:25 PM

Dünyanın En Büyük Başyapıtları
 
Versailles (versay) Sarayi

17. yüzyılda, Fransa'nın Vaux vikontu ve maliye başmüfettişi olan Nicolas Fouquet, Vaux'da, kendisi için büyük bir saray yaptırdı. Bu saraydan dolayı onu kıskanan Fransa Kralı 14.Louis, çağın ünlü mimarı Louis le Vau'ya, Fouquet'nin sarayından daha güzel ve daha muhteşem bir saray yapmasını emretti. 1668'de, 13. Louis'in av köşkünü bozmadan aynı yerde inşaata başlayan Le Vau, köşkü büyüterek çok büyük bir saray haline getirdi.
Günümüzde Avrupa'nın en büyük sarayı olan Versailles, Paris'in 25 kilometre güneydoğusunda yeralan bir saraylar ve köşkler topluluğudur. Sarayın asıl özelliği bahçesinin büyüklüğü ve güzelliğidir. Bahçesi birkaç köyü, evleri ve tarlalarıyla içine alabilecek kadar büyüktür. Bahçeye Silah Kapısı denilen yerden girilir ve önce Bakanlar avlusu denilen avluya geçilir ve sonra da saraya ulaşılır. "Devlet benim" diyen ve "Güneş Kral" ünvanını alan 14. Louis, bu devasa bahçenin korusunda avlanır, binlerce konuğunu burada ağırlardı.

Sarayın güzelliği, dış görüntüsünden çok içinin dekorlarındadır. 1792'ye kadar gelen her kral ve kraliçe, buraya bir şeyler eklemiş ve önceki yapılardan daha güzel olmasına çalışmışlardır. Sarayın içindeki muhteşem salonlar ve daireler Le Brun tarafından süslenmiştir. Büyük daireler eski Yunan ilahları olan Diana, Merkür, Mars, Apollon gibi isimleri taşır.

Sarayın en önemli dairesi, bahçenin en güzel yerine bakan "Aynalı Galeri"dir. 75 metre uzunluktaki bu salonun iki duvarı boydan boya 400 adet ayna ile kaplıdır. Salonun tavanındaki resimler Le Brun'un eseridir. 1782'de kurulan ABD ile İngiltere arasındaki anlaşma ve Birinci Dünya Savaşı sonunda, mağlup Almanya ile müttefikler arasındaki anlaşma bu salonda imzalanmıştır.

Versailles, Fransa'nın en ihtişamlı devrini yansıtır. Aynı zamanda ölçüsüz harcamalarla devletin iflasını simgeler. Bugün müze olan sarayın içi ve bahçesi güzel heykellerle doludur. Fransa'nın en çok turist çeken sarayı burasıdır.

Prof. Dr. Sinsi 11-25-2012 10:25 PM

Dünyanın En Büyük Başyapıtları
 
Windsor Şatosu

İngiliz kraliyet ailesinin bugün de malikane olarak kullandığı Windsor Kalesi, bütün İngiltere'nin en eski yapılarından biridir. 11. yüzyılda "fatih" lakabı ile anılan kral William tarafından bir av köşkü olarak yapılan yapı, zamanla bir saraylar ve kiliseler topluluğu haline gelmiştir. Thames nehrinin kıyısında ve Londra'nın yukarı kesimlerinde olan bulunan köşkün çevresi, o zamanlar av hayvanlarının bol olduğu bir ormandı.
Kral Henry II, 12. yüzyılda, meşhur yuvarlak kuleleri yaptırmış ve köşk bir kale halini almıştır. 14. yüzyılda Edward III, kaleyi kraliyet ailesinin yerleştiği bir şato haline getirmiştir. Daha sonraki yüzyıllarda şato ilavelerle büyümüş, etrafı surlarla çevrili geniş bir alana yayılmıştır. İki büyük avlusu olan şato, bir saraylar, kiliseler ve köşkler topluluğudur.

19. yüzyıla kadar yapılan ilave binalar, asırlar boyunca değişen mimari özellikleri göstermekle birlikte, saraylar topluluğu içindeki bütünlüğü bozmamaktadır. Windsor'daki en önemli ve sanatsal değeri yüksek olan yapı, İngiliz gotik stilinin en güzel örneklerinden olan Saint Georges kilisesidir. Sarayın harika sayılmasının nedenlerinden biri de, buradaki eşya ve tablo kolleksiyonudur. Rubens, Van Dyck ve daha bir çok değerli ressamın mükemmel eserleri buradadır.

Windsor Şatosu'nun eski adı "Saxe-Cobourg-Gotha" idi. Almanca kökenli olan bu isim Birinci Dünya Savaşı sırasında "Windsor Şatosu" olarak değiştirilmiştir. Windsor, İngiliz kraliyet ailesinin soyadıdır ve İngiliz kralları 6. yüzyıldan beri burada ikamet etmektedirler.


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.