![]() |
Hali Ve Kilimlerin Dili,Motiflerin Anlami
Hali ve kilimlerin dili,Motiflerin anlami
“Günümüzde birçok halı ve üretimi artık fabrika ve imalathane koşullarında gerçekleştirildiğinden motif ve renkler de bu seri üretimin etkisiyle üretici ya da distribütörler tarafından sipariş üzerine belirlenmekte. Ürünün pazardaki başarısı da doğal olarak renk ve farklı kültürel yaşam alanlarında kullanılan mobilya stilleriyle olan uyumu ile doğru orantılı bir seyir gösteriyor.” Bir süre önce gazeteler, eskiden dünyada konuşulan dillerden birini bilen yalnızca tek bir kişinin kaldığını açıkladılar. Bu kişinin ölümü durumunda bu dilin de onunla birlikte sonsuza dek yok olacağı belirtildi. Elbette bu insanlık tarihinde ne ilk ne de son yok olan dil olacaktır. Ancak böyle bir şeyin yaşanıyor olması dil bilimi adına oldukça üzüntü verici bir olay olsa gerek. Türk dokumacıları her ne kadar henüz kendi motif ve renk dillerinin yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olmasalar da kaçınılan bu durumun sanıldığı kadar da uzak bir gelecekte olmadığı gerçeği endişe vermeye devam ediyor. Günümüzde birçok halı ve kilim üretimi artık fabrika ve imalathane koşullarında gerçekleştirildiğinden motif ve renkler de bu seri üretimin etkisiyle üretici ya da distribütörler tarafından sipariş üzerine belirlenmekte. Ürünün pazardaki başarısı da doğal olarak renk ve farklı kültürel yaşam alanlarında kullanılan mobilya stilleriyle olan uyumu ile doğru orantılı bir seyir gösteriyor. Halı ve kilimlerdeki dokunmuş küçük simge ve sembollere motif, bunların tam***** ise desen adı verilmekte. Bir seccadenin üzerindeki semboller yorumlandığında örneğin evlat kaybının dayanılmaz acısının o kadar gerçek ve canlı bir şekilde yansıtıldığı ve bu desenler dokunurken yaşanılan hüznün üzerinden uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen sözkonusu insani duygunun bu kilim ve halılara yansıyan ifadesi gözlerden kaçmaz. Bu açıdan değerlendirildiğinde halı dokumak bir tür tedavi ve terapi özelliği de gösterir. Bu noktada halı adeta ruhani bir iletişim şekline dönüşerek Allaha ulaşmada kulun doğal ve içsel bir haykırışına dönüşür. Elbette Türk halı ve kilimlerinde saadet ve sonsuz mutluluk hayalleriyle dokunmuş halılar da yok değildir, ancak tüm bu dokumalarda her zaman kaderin cilvelerine atıfta bulunan bir anlayış hakimdir. Kilimler ister büyük isterse yanınızda taşıyabileceğiniz kadar küçük olsun, her zaman dokuyanın sanatsal becerilerinin ifade şekli olmuş ve dokuyanın aile tarihinin hikayesini dış dünyaya adeta bir roman ya da diğer bir sanat ürünü gibi yerel bir mesaj olarak aktarımını sağlamıştır. Göçebe kadınlar içsel anlamda kendilerini bulabilmek için ne evlerini terk etmek ne de hayat tarzlarını değiştirmek zorundalardı. Bu kadınlar dokuma becerileriyle kendi yaşam sürelerinin de ötesinde bir devamlılığa sahip, muhtemelen çocuk ve torunlarına kadar kalacak bir ifade şekline sahipti. Kuşaklar boyu sürecek aile, arkadaş ve ziyaretçiler gibi yakın çevrenin yanı sıra bu duygu dokumaları örneğin batılı bir yabancının evine de konuk olacaktır. Böylelikle dokuyan eserinde akıllı desen, yaratıcı renk, motif anlayışı ve dokuma becerisiyle tüm dünyaya duygularını haykırabilen şanslı azınlıktan biri olmanın haklı gururunu yaşayacaktır. Dokumasındaki renk ve motiflerle ustaca bezenmiş mesajını her ne kadar açıkça ortaya koymasına karşın alamayanlar da en azından bu denli güzel bir el emeğine hayranlıklarını sunacaklardır. Bir halı ya da kilim almak iki anlama gelir. Öncelikle muazzam bir renk harmonisi ve desen zenginliğiyle inanılmaz güzellikte olan bir sanat eserinin sahibi olarak evinizin dekorasyonuna katkı sağlamaktır. İkinci olarak da Anadolunun zengin tarihi ve yerel yaşamının yansıdığı dokuma geleneğinden tarihi bir yaprak almak ve bir nevi bu tarihe ortak olmak anl***** gelir. Eski göçebe yaşama özgü ürün ve parçalardan hoşlananlar için, bu dili en azından biraz da olsa öğrenmek isteyenler için aşağıda yeralan temel motif sözlüğü bu konuda yardımcı olacaktır. Dokuyanın Medeni Hali Saç Bağı (Bekar): Bu işaret genç bir kızın evliliğe duyduğu özlemi simgeler. Geleneksel olarak Anadolu köylerinde yaşayan genç kızlar evlenene kadar saçlarını kesmez, uzatırlar. Yin&Yang: Bu motif aşk ve birliktelik kadar dokuyanın evli olduğuna işaret eder. Uzak Doğu temelli bu sembol bir kadın ve erkek arasındaki aşkı anlatır. Her iki resimde yeralan zıt renkler doğada hiçbir şeyin tamamıyla saf olmadığına işaret eder. Elibelinde: Eski anaerkil inançlardaki ana tanrıçayı sembolize eder. Çok eski zamanlarda tüm insanüstü güçlerin tanrılarla temsil edildiği dönemlerden kalmadır. Bu motif sadece dokuyanın bir erkek çocuk dünyaya getirdiğinde kullanılır. Ellerin belde kavuşturulması ise erkek çocuk dünyaya getiren kadının gurur ve mutluluğunu temsil eder. Mutluluk: Nazar/kem göz ve koç boynuzu gibi motifler dokuyanın mutluluğu ve bu mutluluktan dolayı Allaha şükrettiği anlamına gelir. Göz (Nazar): Bu motif kem göz anlamına gelir ki göze benzeyen bir objenin bununla savaştığına inanılır. En basit şekliyle bir üçgen kullanılır. Koç Boynuzu: Koç boynuzu doğurganlık, verimlilik, kahramanlık ve gücü simgeler. İlişki: Sandık, tarak ve doğurganlık dokuyanın eşiyle ve eşinin ailesiyle olan ilişkisini ifade eder. Sandık: Bu motif genelde genç bir kızın çeyiz sandığını simgeler. Bu sandığın içindeki nesneler, eşinin evinde kullanılmak için olduğundan genç kızın beklentileri ve ümitleri dokuduğu, ördüğü ve üzerine nakış işlediği parçalara yansıtılır. Tarak: El, Parmak ve Tarak motifi, parmakların kem gözlerden koruduğunu temsil eden beş çizgi ve beş noktayı kapsar. Tarak motifi genellikle evlilik ve doğum ile ilişkilidir. Bu motif, evlenme arzusunu ve doğumu kem gözlere karşı korumayı ifade eder. Doğurganlık: Karşı cinsler arasındaki ilişki ve çoğalmayı (üremeyi) anlatır. AİLE SİMGELERİ VE KUŞLAR Aile Simgeleri: Aile ve klan simgeleri kabileler tarafından o günün koşullarındaki gereklilikten dolayı koyunların, kilim ve diğer mülkiyetlerin işaretlenmesi ve kime ait olduklarını belli etmesi amacıyla kullanılmıştır. Kuşlar: Kuş motiflerinin çok farklı anlamları vardır. Kartal, doğan ve şahin gibi kuşlar güç ve dayanıklılığı simgeler. Bu kuş motiflerine özellikle Selçuklu ve Osmanlı dönemlerindeki sanat eserlerinde sıklıkla rastlanır. Bu kuşlar ayrıca kutsal haberci ve uzun ömürlülüğü temsil eder. Zümrüdüanka(Anka kuşu) ve ejderhanın savaşı bahar yağmurunun habercisidir. HAYVANLAR İlk çağlardan bu yana insanoğlu vahşi ve tehlikeli hayvanları taklit ederek ya da onların kürk ve derilerinden parçaları dokuyarak bu hayvanların güç ve kudretlerinin kendilerine geçtiğine ve bu yolla korunduklarına inanmıştır. Eski inanışlarda olduğu gibi günümüzde de halen kurt pençesi, timsah dişi, ölü bir yılan ya da akrep taşımanın uğur ve güç sayıldığı bazı yerlerde hala bu gelenek devam etmektedir. Akrep, Ejderha, Kurt izi El motifi, verimlilik ve iyi şansı birleştirir. Aynı zamanda bu motif, Hz. Muhammedin kız kardeşinin elini sembolize ettiği için de, kutsal bir anlam taşır. El motifi çoğunlukla nazar sembolünü üzerinde taşır ve böylelikle kem gözden korunmayı sağlar. kilim, kilim desen resimleri, kilim deseni, Kilim Desenleri, kilim desenleri resimleri, kilim motifleri,hali kilim desenleri hakkında bilgiler hali kilim desenleri nedir hali kilim desenleri ile ilgili tanımlamalar,kilim hali deseni ariyorum,motiflerle kilim..Kilim deseni modelleri..resimlerle kilimler.hali ve kilim resimleri.. |
Hali Ve Kilimlerin Dili,Motiflerin Anlami
Türklerin geleneksel sanatı olan halı, sanat tarihimizde haklı olarak seçkin bir yere sahiptir. Türk halı sanatı, Türk tarihinin akışı içinde biçimlenmiştir. Halıya dokuma sanatı içinde karakterini veren düğümlü teknik, ilk kez Orta Asyada Türklerin bulunduğu bölgelerde ortaya çıkmış, gelişimini Türklerle sürdürmüş ve tüm İslam dünyasına Türkler tarafından tanıtılmıştır. Bu geleneksel sanatımızın varlığından, sağlam tekstil motifleri ve düğüm tekniği ile günümüzde de söz edebiliriz. Türk halısının bu teknik özellikleri, düzenli ve sürekli gelişmesinin en büyük dayanağı olmuştur. Düğümlü halıların çok uzun bir geçmişi vardır. Bu tekniğin bulunuşu, göçebe bir kavmin daha kalın ve ısıtıcı bir zemin bulmak arzusu gibi, pratik bir nedene dayanmaktadır.
Buluntular, düğümlü halının ilk kullanıldığı yerin Orta Asya olduğunu göstermektedir. Önemli olan,daha sonra büyük sanat değeri kazancak olan bu dokuma biçiminin, Türklerin bulunduğu bölgede ortaya çıkmış olmasıdır. Altayların eteğinde, Pazırık kurganlarının birinde bulunmuş olan halı, konunun uzmanlarını çelişik düşüncelere yöneltecek teknik ve dekoratif özelliklere sahiptir. Türk düğümü tekniği (Gördes düğümü) ile yapılmış olması, Türk halı sanatının geleneksel tekniğinin çok eski bir geçmişe dayandığını göstermektedir. Bugün için tek örnek olan bu halıyı, Hun Türklerine ait kabul etmek, hem bulunduğu yer hem de tarihlendirme bakımından -M.Ö. 3. ile 1. yüzyıl arası- uygun görülmektedir. Bu halının bulunmasından önce bilinenen eski düğümlü örnekler ise, Doğu Türkistanda ele geçmiş olan küçük parçalardır. Bu örnekler, M.S. 3. ile 6. yüzyıl arasına tarihlenirler. Tek argaç üzerine açık düğümleme tekniği ile yapılmış olan bu halı parçaları, yalın geometrik motifleri ve parlak renkleri ile dikkati çekerler. Bu tarihlerden sonra, buluntu açısından yine uzun bir boıluk dönemi vardır. Ancak, 8. 9. ve 10. yüzyıllarda İslam kaynaklarında söz edilen halıların gerçek düğüm tekniğinde olduğu ispat edilemez. Mısırda Eski Kahirede (Fustat) bulunan bazı parçalar, Orta Asyada bulunan halı örnekleri gibi, tek argaç üzerine düğümleme tekniği ile yapılmıştır. Yalnız, Abbasi dönemine ait kabul edilen bu parçaların Mısırda mı yapıldığı, yoksa başka yerlerden mi ithal edildiği açıklığa kavuşmamıştır. Ancak, baklava biçimi desenleri ile Orta Asya örneklerine benzemektedirler. Bu, önemli bir durumdur. Çünkü 9. yüzyıl Abbasi sanatında, özellikle de Samarra kentinde, Türklerle gelen etkiler söz konusudur. Düğüm tekniğinin de İslam sanatına, bu yolla girmiş olduğu söylenebilir. 11. yüzyıldan itibaren Horasandan inerek ırana egemen olan Selçuklular, düğümlü halı tekniğini tüm Yakındoğuya tanıtmışlardır. Ne yazık ki, Selçukluların ırandaki egemenlikleri döneminden günümüze hiçbir örnek gelmemiştir. Elimizdeki gerçek Türk düğümlü halıların, ilk kez Anadolu Selçukluların başkenti Konyada bulunmuş olması, çok önemli bir temellendirme olanağı sağlamaktadır. Anadoluda Türk halı sanatı, 13. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar düzenli ve sürekli bir gelişme göstermiş, her gelişmede ise yeni yeni halı tipleri ortaya çıkmıştır. Bu gelişme zincirinin ilk büyük halkası ise Anadolu Selçuklu dönemi halıları olmuştur. Bu halıların Konya Alaeddin Camiinde bulunmuş olan sekiz tanesi, bugün İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesindedir. Bundan başka Beyşehir Eşrefoğlu Camiinde bulunan üç halının ikisi Konya Müzesinde, uzun zamandan beri kayıp olarak bilinen bir tanesi de ıngilterede keir Kolleksiyonundadır. Ayrıca, Mısırda (Fustat) bulunan 100e yakın parça içinde yedi tanesi, Selçuklu halısı olarak belirlenmiştir. Bunlar bugün ısveç müzelerindedir. Türk halı sanatının ilk parlak dönemini tanıtan bu 18 halı, zeminde sonsuz biçimde sıralanan çeşitli geometrik ve stilize bitkisel motifler, olgun renkler ve belirleyici özellikleri olan iri kufî yazılı kenar şeritleriyle büyük bir yaratıcı gücü yansıtırlar. Kaynaklarda hayranlıkla söz edilmeleri ve dışarıya ihraçları da üstünlüklerinin bir başka kanıtıdır. Türk halı sanatına 14. yüzyılın başından itibaren, stilize hayvan figürlerinin süsleyici motif olarak katıldığı görülür. ılk örneklerini daha 14. yüzyıl başında Avrupalı ressamların yapıtlarında gördüğümüz bu halıların orijinallerinin de bulunması, Türk halı sanatında ikinci bir dönemin başladığını göstermektedir. Bu halılarda, hayvan figürlerinin yanı sıra, Selçuklu halılarındaki bazı geometrik motifler, özellikle kufî yazılı kenar şeritleri kullanılmaya devam edilmiştir. Bu yolla birbirine bağlanarak gelişen halı tiplerinin ilk örneği verilmiştir. Hayvan figürlü halılar, Türk halı sanatının gelişme zincirinin ikinci halkasını oluştururlar. Bu zinciri 15. yüzyıla uzatan en önemli örnekler, Doğu Berlindeki Ming Halısı, Stockholmdeki Marby Halıları ile İstanbul ve Konyadaki kuş figürlü halılardır. 15. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, Avrupa resimlerinde görülen hayvan figürlü halıların yerini, geometrik ve soyut bitkisel motifli örnekler almaya başlar. Hayvan figürleri kaybolur, örnekler kare ya da dikdörtgen bölümler içine yerleştirilen sekizgen ve baklava biçimlerini dolgular. “ılk dönem Osmanlı halıları” adı altında topladığımız bu örnekler, ilk kez ıtalyan ressamların tablolarında görülmesine rağmen, halı literatürüne yanlış bir biçimde Alman ressam Holbeinın adıyla geçmişlerdir. Holbein Halıları dört tipe ayrılmaktadır. Birinci tip, soyut bitkisel motiflerden oluşan baklavaların kaydırılmış eksenler üstüne alternatif olarak yerleştirilişini verir. Kenar şeridi olarak kullanılan örgülü kufî yazı da Selçuklu geleneğini sürdürmektedir. Aynı şemada olan ikinci tip ise geometrik motiflerin yerini tümüyle soyut bitkisel motiflerin almasıyla seçkinleşir. Holbein aslında bu halı tipini hiç resimlememiştir. Buna karışlık, Venedikli ressam Lorenzo Lotto tarafından resimlendiği için, son zamanlarda halı literatüründe Lotto Halıları olarak adlandırılırlar. Bu iki tip halının, daha sonraki Uşak halıları ile olan teknik ve motif benzerliklerinden dolayı, Uşak bölgesinde yapılmış oldukları kabul edilir. Üçüncü tipteki halılarda ise, eşit büyüklükte kare ve dikdörtgenlerin üst üste sıralandığı bir bölümlemeyle karışlaşırız. Bu nedenle üçüncü tipteki örnekler hayvan figürlü halıların kompozisyon düzenine bağlanırlar. Ortada yer alan sekizgenin içinde de yıldız ya da girift geometrik biçimler bulunmaktadır. Dördüncü tip halılar ise bir önceki tipin değişik bir çeşididir. Büyük bir sekizgenin çevresinde daha küçük sekizgenlerin gruplaşmasını vermektedir. Geometrik biçimler ve özellikle kufî yazıdan geliştirilmiş kenar şeritleri, Selçuklu geleneğini yaşatmaktadır. Üçüncü ve dördüncü tip halılar, Bergama bölgesinin ürünleridir. Daha sonra ortaya çıkacak olan Bergama halılarına geçişi sağlayan bu örneklerle gelişme zincirinin üçüncü halkası da tamamlanmıştır. Türk halı sanatının klasik dönemi olarak kabul edilen 16. ve 17. yüzyılda yeni bir biçimler dünyasının kapıları açılmıştır. Selçuklu halılarının sağlam geometrik motifleriyle oluşan ilk parlak dönemin yerini, 16. yüzyılda madalyon motifi ve çeşitli zengin bitkisel kompozisyonların yer aldığı ikinci bir parlak dönem almıştır. Bu motifler, Türk halı sanatına yepyeni bir zenginlik kazandırmıştır. Dönemin halıları iki grupta toplanmaktadır. Birincisi, Uşak Halıları adını alan çok geniş bir gruptur. Bu halılarda madalyon motifi esas olmuş, madalyon biçimlerine göre “Madalyonlu” ve “Yıldızlı” Uşak halıları olmak üzere iki tip ortaya çıkmıştır. Bu halılarda madalyonlar zemin üstünde, tüm Türk halılarına temel olan sonsuzluk ilkesine göre yer alırlar. Bu gruba giren halılar varlıklarını, çeşitlenerek 18. yüzyıl sonuna kadar sürdürmüşlerdir. Özellikle 16. yüzyıl ıtalyan, 17. yüzyıl Flaman ve Hollanda ressamlarının tablolarında görülürler. Bu halılarda büyük bir motif zenginliği karışmıza çıkar. Özellikle sembolik bir kudret motifi olan kaplan ve panter postunun yanında, üç benek ve bulut motifleri de bu zenginliği yaratan formlardır. Ayrıca, iki yaprak arasında kalan renkli zeminin kuşa benzemesi nedeniyle “Kuşlu halı” olarak adlandırılan örnekler ve bazı çiçekli halıların tümü, Uşak halıları olarak genel bir ad altında toplanırlar. Bu örnekler de Türk halı sanatının gelişme zincirinde dördüncü halkayı oluşturur. 16. yüzyılda klasik Osmanlı halıları adı altında toplanan ikinci grubu ise, Saray Halıları oluşturur. Bu, Türk halı sanatında yeni bir tekniğin ve tümüyle natüralist çiçek motiflerinin görüldüğü bir gruptur. Öteki Türk halılarından farklı olarak, Osmanlı saray halılarında ıran düğümü (Sine düğümü) kullanılmıştır. Bunun nedeni de zengin bitkisel motiflerin, hançer biçimli kıvrık yaprakların, lale, sümbül, karanfil, bahar dalı gibi çiçeklerin bu teknikle daha kolay olarak işlenebilmesidir. Bu halıların yapıldığı ilk yer olarak, 1517den sonra Osmanlı İmparatorluğu sınırlarına katılmış olan Kahire kabul edilir. Bu halılar İstanbul sarayından gönderilen desenlere göre, Mısırda bulunan, ipeğe benzer ince bir yünle yapılmıştır. Ama 1585 tarihli bir fermanda belirtildiği gibi, Sultan IŞI. Murad 11 halı ustasını yeterli yün malzeme ile birlikte Mısırdan İstanbula getirtmiştir. Bu ustalar, İstanbulda saraya bağlı bir atölyede, ya da o dönemde ipek kumaşları ile ünlü Bursada çalışmış olmalıdırlar. Çünkü bu tarihten sonra halıların malzemesinde bir değişiklik olmuş, argaç ve arışlarda ipek kullanılmaya başlanmıştır. Osmanlı saray halılarında sonsuza değin uzanan zemin deseni esastır. Madalyon motifi ise bu zemin üzerinde ikinci derecede önemlidir. Bu dönemde halılar, Osmanlı saray üslubunu oluşturan saray nakkaşlarının çizdikleri desenlere göre yapılmıştır. Bu örnekler, dönemin kumaş, kilim, çini, tezhip ürünlerinde görülen üslup birliğinin halı sanatındaki temsilcileridir. Bu halılar, 18. yüzyıla kadar tutarlı bir üslupla yapılmışlar, ama daha sonra inceliklerini yitirmelerine rağmen natüralist görünüşlerini koruyacak biçimde varlıklarını sürdürmüşlerdir. Temelde geleneğe bağlı olan bu halılar da Türk halı sanatının gelişme zincirine beşinci halka olarak katılmıştır. Türk halı sanatı, 18. yüzyılda başlayan gerilemeye, köklü bir geleneğe bağlanan sağlam teknik ve zengin motiflerle bir süre karış koymuş, gelişimini halk sanatının yalın ama sevimli üslubu içinde 19. yüzyılda da sürdürmüştür. 1844te Sultan Abdülmecid tarafından kurulan Herekedeki kumaş tezgahlarına, 1891de Sultan II.Abdülhamid zamanında 100 kadar halı tezgahı da eklenerek, Osmanlı saray üslubundaki halıların yeniden yapılabilmesi için bir atılımda bulunulmuştur. Bugün, Sümerbanka geçmiş olan bu tesislerde hala çok kaliteli halılar yapılmaktadır. Bunun dışında, bugün bütün Anadoluda, özellikle de Kayseri, Sivas, Konya, Kırşehir ve civarı, başta Isparta olmak üzere Batı Anadoludaki eski halı merkezlerinde (Uşak, Bergama, Kula, Gördes, Milas, Çanakkale) ve Doğu Anadoluda bu geleneksel sanatımızın yaşatılması yolunda çalışmalar yapılmaktadır. Biraz da Türk halı sanatı içinde önemli bir yeri olan seccadelerden söz edelim. Bu önem, büyük ölçüde, seccadelerin namazlık olarak kullanılmalarından gelmektedir. Seccadelerin en erken örnekleri 15. yüzyılı kadar inmektedir. Saf seccade adı ile tanınan ve camilerdeki mihrap nişi motifinin yan yana sıralanması ile oluşan örnekler, 16. yüzyılda da yapılmıştır. Saf seccadelerin önemi, camilerde sıra (saf) halinde namaz kılmaya çok uygun olmalarından gelmektedir. Bu tipin en görkemli örnekleri, 16. yüzyıl Uşak Seccadeleridir. Bu seccadelerde mihrap nişi daha kıvrımlı hatlar kazanmış, nişin tepesine bir kandil motifi konulmuş, ayakların basacağı yerler belirtilmiştir. Gerek mihrap nişi köşelerinde gereksekenar şeritlerinde saray seccadelerinden gelen lale, sümbül, karafil gibi bitkisel motifler ve çiçek açmış bahar dalları yer almaktadır. Bu üsluptaki seccadeler 17. yüzyıl ortalarına kadar yapılmıştır. Uşak seccadelerinin bir türü de Transilvanya tipi olarak adlandırılan örneklerdir. Çoğu Transilvanya bölgesinde bulunduğu için bu adla anılırlar. Bu seccadelerin en dikkati çekici özelliği ise kenar şeritlerinde kartuş dediğimiz motifin bulunmasıdır. Türk seccadeleri içinde en karakteristik örnekler, 17. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Bunlar arasında en zengin grubu, Türk düğümüne adını veren Gördes Seccadeleri oluşturur. Kırmızı ve mavi renklerin egemen olduğu mihrap nişinde, kandil motifi yerine kimi zaman ibrik ya da çiçek demeti de kullanılmıştır. Kıvrımlı mihrap nişi, iki yanda sütunçelerle taşınmaktadır. Mihrap nişi dolgularında ve köşegenlerde yer alan çiçek açmış bahar dalları ile stilize çiçekler, Osmanlı saray halılarının etkisini yaşatmaktadır. 17. yüzyıldan itibaren karışmıza çıkan Kula Seccadeleri, Gördes seccadelerine benzemekle birlikte mihrap nişleri daha yalın, renk tonları ise daha açıktır. Kula seccadelerinin en önemli özelliği, kenarlarında yer alan birkaç sıralı şeritlerdir. Kula seccadelerinde mihrap nişi yalın olan örneklerin yanı sıra, niş zemininde belirli bir düzene göre işlenmiş stilize çiçeklerin yer aldığı örnekler de vardır. Kimi örneklerde ise mihrap nişinin ortasında yer alan ve ters duran bir vazo motifinden çıkan stilize çiçeklerle ince uzun mihrap nişi tümüşle doldurulmuştur. Mihrap kemerinin kademeli olduğu Ladik Seccadelerinde, mihrap nişinin içi sütunçelerle iki ya da üç bölüme ayrılmıştır. Bir başka özellikleri de mihrap nişinin bazen altında, bazen de üstündeki sivri dilimli bölemlerden çıkan stilize lale formlarıdır. Ladik seccadelerinde, İslamın temizliği ile ilgili ibrik, tarak gibi motifler de bulunur. Parlak kırmızı ve mavi renkler, en önemli özellikleridir. Çoğu örneklerde ise, Osmanlı saray halılarında görülen lale, sümbül, karanfil motiflerinden oluşan ve “Ladik bordürü” adını alan karakteristik bir bordür deseni bulunmaktadır. Milas Seccadeleri ise, daha çok sarı, kahverengi, turuncu ve mavi renklere sahiptir. Milas seccadeleri arasında mihrap içi, stilize bir hayat ağacı motifi ile dolgulanmış örnekler de vardır. Bir başka tür, parlak renkleri ve geometrik motifleriyle seçkinleşen Bergama Seccadeleridir. En önemli özellikleri ise, mihrap nişinde alttan ya da üstten girinti yapan bir formun bulunmasıdır. Konya yöresi seccadeleri ise çeşitli formları ile büyük bir zenginlik gösterir. Genellikle geometrik desenleri vardır. Hayvan postu üzerinde de namaz kılınabildiği için, post motifi Konya yöresi seccadelerine girmiş ve daha çok da kullanılmıştır. |
Hali Ve Kilimlerin Dili,Motiflerin Anlami
yaaaaaaaaaaa çokkk güzel bilgiler var teşekkür ederim ... :)
|
Hali Ve Kilimlerin Dili,Motiflerin Anlami
emeğine sağlık
|
Hali Ve Kilimlerin Dili,Motiflerin Anlami
Ya öyle acil zamanımda yetiştiniz ki teşekkür
|
Hali Ve Kilimlerin Dili,Motiflerin Anlami
biraz kısa olsa daha qüzel olacak=)
|
Hali Ve Kilimlerin Dili,Motiflerin Anlami
çok güzel ödevler için bire bir
|
Hali Ve Kilimlerin Dili,Motiflerin Anlami
Bu site çok hüzelmiş. Hele de ' şans meleğim'in yazdiklari... =d
|
Hali Ve Kilimlerin Dili,Motiflerin Anlami
Halı dokuma Ödek Köyünün yaşam tarzında önemli bir yer tutar. İnsanlar genelde halılarını kendi yapmış oldukları halı tezgahlarında kendileri üretirler. Ancak son zamanlarda halı dokumacılğında bir gerileme olduğu açıkça görülmektedir. Bu halı ve kilimler evlerde dekor olmalarının ötesinde bir değere sahiptir köy yaşamında. Çünkü halı ve kilimler aynı zamanda birer sanat eserleridir. Bu halılar insanların beklentilerini, ruhsal durumlarını, özlemlerini, acılarını, inançlarını, anılarını kısacası bütün yaşamlarını yansıtır. Bu halılarda bütün bir kültür, bir yaşam saklıdır. Bir anlamda köy yaşamını, köyl kültürünü anlamanın bir yolu da bu halıları incelemektir. Halılardaki motiflerin derin anlamları olmasına rağmen maalesef bunların birçoğu üzerinde düşünülmez bile. Bu eksikliği bir ölçüde gidermek için bazı halı motiflerinin anlamları, mesajları aşağıda yer almaktadır.
Aşağıda yer alan halı motiflerinin kaynağı Şişko Osman Halıcılık, Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd.'dir. Bu motiflerin bir bölümü Ödek Köyü yöresinde de yaygındır. Zaten aşağıda bu örnekleri sergileyen Ödek Köyü'nden halı resimleri de bulacaksınız. Sizlerin de bu konuda bilginiz, eklemek istediğiniz (değişik halı motifleri ve anlamları) varsa lütfen bizimle paylaşınız... HALI VE KİLİMLERDE KULLANILAN BAŞLICA MOTİFLER Muska ve Nazarlık Bazı insanların bakışlarında bir güç olduğuna, bu bakışların kötülüğe, zarara, şansızlığa ve hatta ölüme bile sebep olduğuna inanılır. Nazarlıklar işte bu kem bakışların etkisini azaltan çeşitli nesnelerdir. Böylece onu taşıyanları korur. "Muska" ise sahibini tehlikeli dış faktörlerden korumak için, sihirli ve dini bir güce sahip olduğuna inanılan yazılı bir tılsımdır. Kuş Halılarında görülen kuş motifleri çeşitli anlamları ihtiva eder. Baykuş ve kara karga gibi kuşlar kötü şans anlamına geldiği gibi; kumru, güvercin ve bülbüllerde iyi şansı simgelemeleri için kullanılır. Kuş; mutluluk, keyif ve sevginin sembolüdür. Güç ve kuvveti simgeler. O, Anadolu'da kurulmuş çeşitli yerleşimlerin, imparatorluk sembolüdür. Kuşlar ayrıca ilahi mesajcılara ve uzun bir yaşama işaret eder. Ejderha ile dövüşmüş Anka kuşu, baharı haber verir. Pıtrak Pıtrak, insanların giysilerine ve hayvanların tüylerine yapışan pamuksu bir bitkidir. Onun, kem bakışları savuşturmaya gücünün yettiğine inanılır. Diğer taraftan çiçeklerle dolu anlamında gelen "Pıtrak gibi" deyimi, bu motifin bolluğun bir sembolü olarak un torbaları üzerinde kullanılmasını açıklar. Sandık Bu motif genelde genç bir kızın çeyiz sandığını simgeler. Bu sandığın içindeki nesneler, eşinin evinde kullanılmak için olduğundan genç kızın beklentileri ve ümitleri dokuduğu, ördüğü ve üzerine nakış işlediği parçalara yansıtılır. Çengel ve Haç Halılarında haçlar ve çeşitli çengel tipleri, insanları tehlikelerden koruması için sık sık kullanılır. Ejderha Ejderha, aslan gibi ayakları, yılan gibi kuyruğu olan ve kanatları bulunan mitolojik bir yaratıktır. Ejderha, hava ve suyun efendisidir. Ejderha ve Anka'nın uçuşunun, bereketli bahar yağmurları getirdiğine inanılır. Kocaman bir yılan olduğuna inanılan ejderha, hazinelerin ve hayat ağacı gibi sırlı nesnelerin koruyucusudur. Kartal Güç, kudret, muska, hükümet egemenliği ve eski dini törelerden ortaya çıkan tılsımlar gibi öğeleri temsil eden kartal figürleri, halı dokumacılığında totemleri işaret eder. Küpe Anadolu'da küpeler evlilik hediyesi olarak vazgeçilmezdir. Bu motifi kullanan bir kız, ailesine evlenmek isteğini dolaylı olarak belli etmeye çalışır. Göz Bazı insanları kötülüğe, zarara, şansızlığa ve hatta ölüme bile sebep olan güçlü bakışları olduğuna inanılır. Göz motifleri, insan gözünün kem bakışlara karşı en iyi koruyucu olduğu inancından dolayı ortaya çıkarıldı. Bereket Birlikte kullanılmış "elibelinde" ve "koç boynuzu" motifleri bir erkek ve bir kadını belirtir. Bereket deseni, dişiyi gösteren iki adet "elibelinde" motifi ve erkeği gösteren iki adet "koç boynuzu" motifinden oluşur. Kompozisyonun ortasındaki göz motifi, aileyi kem gözlere karşı koruması için kullanılmıştır. Bukağı Bukağı; aile birlikteliğinin devamına, aşıkların düşkünlüğüne ve birlikte olma umuduna işaret eder. El, Parmak ve Tarak El, Parmak ve Tarak motifi, parmakların kem gözlerden koruduğunu temsil eden beş çizgi ve beş noktayı kapsar. El motifi, verimlilik ve iyi şansı birleştirir. Aynı zamanda bu motif, Hz. Muhammed'in kız kardeşinin elini sembolize ettiği için de, kutsal bir anlam taşır. Tarak motifi genellikle evlilik ve doğum ile ilişkilidir. Bu motif, evlenme arzusunu ve doğumu kem gözlere karşı korumayı ifade eder. Elibelinde Elibelinde, anneliğin, dişiliğin ve verimliliğin sembolüdür. Saçbağı Saçbağı motifi, evlenmeye olan istediği temsil eder. Eğer bir kadın saçından bir tutamı dokumasında kullanırsa, bu onun ölümsüzlüğe olan arzusunu dillendirir. Koç boynuzu Koç boynuzu, halılarında üretkenlik, kahramanlık, güç ve erkeksiliğe alamettir. Bununla birlikte bu simge, bunu dokuyan kişinin mutlu olduğunun ve bunu açıkça belirttiğinin ifadesidir. Su yolu Su yolu, suyun insan hayatındaki önemini vurgular. Akrep Akrebin zehrinin korkusundan dolayı, insanlar kendilerini bu hayvana karşı korumak için, akrep veya akrep kuyruğuna benzer mücevherleri taşırlar. İşte akrep motifi de bu amaçla kullanılır. Yıldız Yıldız motifi, halılarında üretkenliği temsil eder. Hayat ağacı Hayat ağacı motifi, sonsuzluğun sembolüdür. Bu motif, ölümsüzlüğü araştırmanın ve ölümden sonra yaşam olduğu umudunun bir nişanıdır. Kurt izi İnsanlar bu motifi, kurtlardan ve canavarlardan korunmak için kullanırlar. Tarih öncesi zamanlarda, insanlar tehlikeli hayvanlardan kendilerini korumak için, bu hayvanları taklit etmenin veya onlara benzer şekiller yapmanın doğru olduğuna inanırlardı. Aşağıdaki dokuma örnekleri de köyümüzdendir. Bu resimlerde halı, kilim, halı yastığı, çanta ve tuzluk gibi nesneler bulacaksınız. Gördüğünüz gibi el dokumalarda yukarıdaki örnekler de değişik yollardan kullanılmıştır. Bu örneklerin bazıları antika değeri taşımaktadır ki içlerinde altmış yıldan daha eski olanları vardır. Köylerde evler hala bu tip halılarla döşenmektedir. "Halı Dokuma" bağlantısını takip ederseniz günümüzde azalmış olsa da köyümüzün gelenekleri arasında olan halı dokuma ile ilgili daha fazla bilgi bulabilirsiniz. |
Hali Ve Kilimlerin Dili,Motiflerin Anlami
ödevime yardımcı olamadınız. Ama yinede fena değil.
|
Hali Ve Kilimlerin Dili,Motiflerin Anlami
çok güzel olmuş ödevimde kullandim teşekkür ederim
|
Hali Ve Kilimlerin Dili,Motiflerin Anlami
bu site harika :)
|
Hali Ve Kilimlerin Dili,Motiflerin Anlami
ya bana tarih boyunca halı ve kilimin gelişimi ortak özellikleri benzer özellikleri lazım acilen yapmam lazım bana yardım edin lütfen ama kısa olsun lütfen şimdiden tşkler
|
Hali Ve Kilimlerin Dili,Motiflerin Anlami
çok güzeldi çok işime yaradı
|
Hali Ve Kilimlerin Dili,Motiflerin Anlami
Modern hayatın getirmiş olduğu kolaylıklar, birçok alana olduğu gibi gerçek olana, yani el emeğine de çoktan el attı. El emeği, göz nuru halılar yerini makine örgüsü, modern çizgili tasarımlara bırakalı çok uzun yıllar olmuşken, sayısı oldukça az da olsa doğu ve batının ezgilerini dekorasyonuna yansıtan ince eleyip sık dokuyanlar, emeğin ve el işçiliğin anlamını hafife almayarak bu kültürü tekrar gündeme getirdi.
Türkiyede Anadolu kültürünün en büyük elemanlarından biri olan el dokuması halı ve kilimler, ülkemiz insanlarından daha çok, her detayıyla ilgilenen turistler, yurtdışındaki devlet büyükleri, oyuncular gibi birçok ünlü isim tarafından tercih ediliyor. Son yıllarda ülkemizde de yeni kuşak tarafından değeri anlaşılmaya başlanan el halıları, eskiden olduğu gibi tekrar rağbet görüyor. Buradaki en büyük etkense, bizlere geçmişi, kendi kültürümüzü hatırlatan, gündem dizi ve filmleri oluyor. Hatta çok eski günlere gidiliyor, Anadolu kokan halılarla duvarlarını süslemek de en son trendler arasında yer alıyor. El dokuması halılar hazır bu kadar gündemdeyken, biz de nesillerdir bu işe gönül vermiş, işinin ehli ve en iyilerinden olan Osman ve Nurullah Şenelden bilgi almak üzere, Zincirlihannın eşsiz, mistik atmosferindeki Şişko Osman isimli dükkanlarının yolunu tutuyoruz… Ve Kapalı Çarşıdayız… El halısı satışları nasıl gidiyor? Önceleri ülkemizde el halıları fazlaca kullanılmaktaydı. Ancak günümüzde Çin, Afganistan Pakistan gibi ülkelerden ithal edilen halılar piyasayı kaplamış durumda. Türk halısıyla kalite olarak asla mukayese edilemeyecek bu halılar, maalesef piyasada alıcı buluyor ve Türk halısının değerini öldürüyor. Ancak bir kısım bu ayrımı net olarak yapabiliyor ve el halılarını tercih ediyor. Kullanım en çok hangi mekanlar için tercih ediliyor? İnsanların bulunmuş olduğu her ortamda el halısına rastlamak mümkün oluyor. Evlerin dışında, otel lobilerinde, lüks restoranlarda, kafelerde, hatta yazlık evlerde bile kullanmayı tercih edenler oluyor. El halısı yalnızca kullanım amaçlı değil, dekor amaçlı da kullanılıyor. Modern ve klasik dekorasyonlara uygun her çeşit dokuma el halısı mevcut. İnsanlar evlerindeki stile uygun el halısını mutlaka bulabiliyor. Bazıları ise son trendlerde olduğu gibi, modern evlerine klasik dokunuş ya da klasik evlerine modern dokunuş yaparak kullanım veya dekor amaçlı el halılarından tercih ediyorlar. Gündemdeki film ve diziler satışları etkiledi mi? Elbette. Bu görsel tanıtımlar insanların el halılarına rağbetini arttırdı. Herhangi bir dizide görmüş olduğu halı ya da kilimi gelip bize soran insanlar gün geçtikçe çoğalıyor. Kapalı Çarşıdayız. Turistlerin halı ve kilimlere olan ilgisinden bahseder misiniz biraz? Kesinlikle bizlerden daha fazla ilgi ve alakaya sahipler. Halının üzerindeki renklerin ve desenlerin anlamlarını dahi merak edip sorarlar, bizlerden izahat isterler. Neler yapmaları gerektiğini özellikle kullanırken veya saklarken nelere dikkat edilmesi gerektiğini öğrenmek isterler. Yurtdışında ve Türkiyede el halılarını tercih eden bilindik isimler var mı? Muhakkak ki dört kuşaktır faliyet gösteren firmamızın iç ve diş piyasada takipçileri bulunmakta. Sanatçılardan tutun, pek çok devlet büyüğü ve önde gelen isimlerden bazıları el halılarımızla yakından ilgileniyor. Dışardan ise, örneğin Amerikalı Senatör Mr. Mark R. Warner, Aktör, Harvey Keitel, Top Model Christy Turlington gibi bir çok isim var. El halısı alırken nelere dikkat edilmedi? Halıda kullanılan malzeme, boyalar ve el işçiliği halının kalitesini anlamada insanlara yardımcı olur. Ayrıca halinin Türkiyede yapılmış olması da halının diğer artı bir özelliğidir. Peki, el halısı olup olmadığı nasıl anlaşılır? Makine halısı gibi simetrik olmayışından, kullanılmış olan malzemenin naturelliği, ayrıca halının arkasına bakıldığı zaman makine halısı gibi tek düze düğüm olmayışından anlaşılır. Dokunduğunuzda da farkı hissedersiniz. Malzemenin yumuşaklığı, boyaların tonlarındaki farklılıklar aşağı yukarı kullanıcıya bir fikir verir. Yani makine halısı gibi tek düze görünümden uzaktır. Fiyatları birbirinden çok farklı. Neye göre ayırt edilmesi gerekiyor? Halıda kullanılan malzeme, yünün, ipeğin kalitesi, boyanın özelliği ve el işçiliği, halının eskiliği, yeniliği ile halının ölçüsünün de fiyatlara etki eden unsurlar olduğunu söyleyebiliriz. Yurt dışından ithal edilen halılar ve ülkemizde yapılmış olan halılar arasında da fiyat farklılıkları vardır. El halıları da kendi içlerinde kategorize oluyor mu? Tabii. Malzemelerine göre kendi aralarında kategorize olur. Özellikle ülkemizde yün + yün, yün+pamuk, ve ipek + ipek halılar yapılmıştır ve yapılmaktadır. Bakımı nasıl yapılır? Öncelikle bu işi yapabilen yıkama atölyelerine, yani profesyonel ve bu işi meslek edinmiş kuruluşlara ulaşmak daha doğru olacaktır. Evde ise, düşük Wattlı kuru elektrik süpürgeleri ile süpürmenin yanı sıra, bebe şampuanları ve kaliteli halı şampuanları ile çok da hırpalamadan silmek halının kullanım ömrünü de uzatacaktır. En kullanışlı olan el halısı türü hangisi? Kaliteli dokunmuş el halılarının hepsi kullanışlıdır. Yeter ki kullananlar halıya gerektiği gibi baksın. Şu ya da bu yöre diye ayırt etmek yanlış olur. İnsanlar kullanabilecekleri halıyı doğru seçerlerse, en kullanışlı halı o olur. En kullanışlı olan el halısı türü hangisi? Kaliteli dokunmuş el halılarının hepsi kullanışlıdır. Yeter ki kullananlar halıya gerektiği gibi baksın. Şu ya da bu yöre diye ayırt etmek yanlış olur. İnsanlar kullanabilecekleri halıyı doğru seçerlerse, en kullanışlı halı o olur. |
Hali Ve Kilimlerin Dili,Motiflerin Anlami
bu sayfa nasıl çıkartılıyor???????????????
|
Hali Ve Kilimlerin Dili,Motiflerin Anlami
valla sağolun ödevime yardımcı oldunuz allah razı olsun yaaaaa
|
Hali Ve Kilimlerin Dili,Motiflerin Anlami
çok teşekkür ederim özellikle şans meleğime
|
Hali Ve Kilimlerin Dili,Motiflerin Anlami
iyi bir site çok güzel. ama biraz kısa olsa..... :D
|
Hali Ve Kilimlerin Dili,Motiflerin Anlami
Eski Halılara Ait Karakteristik Özelliklerin Değerlendirilmesi
Eski olan her halıyı antika olarak değerlendirmek yanlıştır. Eski bir halının antika olabilmesi için yaşı dışında daha bir çok özelliğe sahip olması gereklidir. Eski halıların dokunma yılları, yöreleri, özellikleri ile ilgili araştırmacı yazarların, koleksiyoncuların ve tüccarların yüzyıllardır sürekli tartışmakta olduğu unutulmamalıdır. Eski bir halının değerinde rol oynayan unsurlar sırasıyla halının yaşı ve yöresi, halının deseni ve rengi, halının nadirliği (çok görülen bir tip olup olmaması), halının ölçüsü (küçük ölçülerin kullanım sahası daha geniş ve daha çok kimse tarafından talep görecek olması), halının durumu (kondüsyonu) ve en önemlisi halının sahibi tarafından ne derece sevilip benimsendiğidir. Aşağıda detaylı olarak anlatılan bu özelliklerin bugün için geçerli olduğu, bundan 50-100 sene sonra bu özelliklerde bazı değişikliklerin olacağı göz önüne alınmalıdır. Halının yaşı Halının yaşı eski bir halıda aranan özelliklerin başında gelir. Bugün bir halının antika olabilmesi için yaklaşık 100 yılın üzerinde bir yaşa sahip olması gereklidir. Çünkü antika bir halıda aranan diğer özelliklerin sadece böyle bir halıda olma olasılığı vardır. Halı yaşının tesbitinde tam ve kesin bir sonuca ulaşmak ancak halı veya kilim üzerine dokunmuş tarih bilgisi ile mümkündür. Eski halı ve kilimlerin pek çoğunda bu gibi tarih bilgilerine rastlanmaktadır. Tarih bilgisinin dokumasında kullanılan yazı dokuyucunun hangi kökenden olduğu hakkında da bilgi verir. Örneğin, Müslüman Türkler Arap alfabesini, Hıristiyan Rumlar Latin alfabesini ve Hristiyan Ermeniler Ermeni alfabesini kullanmışlardır. Bazı halılarda tarih soldan sağa değil, sağdan sola doğru yazılmıştır. Bu durum halının, gerçek tarihi taşıyan orjinalinin arka yüzünden bakılarak dokunduğunu gösterir. Böyle halıların, dokunmuş tarih bilgisinden 5-10 sene daha genç olduğu düşünülmelidir. Kullanılan malzeme Eski halılarda kullanılan malzemeler yöresel özellik gösterir. Bu nedenle kullanılan malzeme ve niteliği dokuma yöresinin tespit ve tanımlanmasında yardımcı bir unsurdur. Bu malzemeler yün, tiftik, pamuk, ipek ve floş (suni ipek) olabilir. Örneğin, Isparta halılarının atkı ve çözgülerinde 1900'lü yılların başlarında Manchester pamuğu daha sonraki dönemlerde ise yerli pamuk kullanılmış, yün hiçbir zaman kullanılmamıştır. Eski Gördes halılarının beyaz renklerinde ilme olarak pamuk kullanılması olması da bu halılara has bir özelliktir. Kullanılan boyalar Bir halının antika olabilmesi için o halıda kök boya kullanılmış olması şarttır. Kök boyalarda ilkel boyama usulleri nedeniyle aynı renkte ton farklılıkları (abraş) görülür. Halılar eskidikçe boyama işleminin gerektiği gibi yapılıp yapılmadığına bağlı olarak, belli oranda renk kaybederler; fakat kötü bir görünüş almazlar, aksine olgunlaşırlar ve daha da güzel bir görünüm alırlar. Bazı halıların yaşını kullanılan boyaların cinsinden öğrenmek de mümkündür. Halıcılıkta kimyasal boyalar 1900'lü yılların başlarında kullanılmaya başlanmıştır. Bu tip boyalar görünüşleri itibariyle kök boyalara benzemezler. Kök boyalar genelde canlı ve yaşayan renkler verirken, kimyasal boyalar daha homojen ve mattır. Kullanılan renkler Eski halılarda kullanılan renklerin genelde o yörenin bitki örtüsü ve gelenekleriyle çok sıkı bir ilişkisi vardır. Örneğin Yahyalı halılarında palamuttan elde edilen ve zamanla tatlı bir hardal rengine dönen kahverenginin, Konya yöresinde 'çivit' mavisinin kullanılmış olması bu yörelere has özelliklerdir. Ayrıca bazı yörelerde kullanılan renklerin, belli bir dönem sonrası kullanılmamış olması da halının yaşı konusunda bizi aydınlatacak bir diğer kriterdir. Kula halılarında 18. yüzyıldan sonra sarı rengin, 20. yüzyıldan sonra da koyu mavi rengin kullanılmamış olması örnek gösterilebilir. Dokuma tekniği Her ne kadar yöntem olarak aynı olsa da teknik olarak yöreler arasında dokuma farklılıkları görülmektedir. Bu durum genelde atkı atma tekniğinin değişik şekillerde uygulanmasından kaynaklanır. Bunun yanında kilimlik genişliği, süslemeler, saçak örgüsü, kenar örgüsü ve renkleri gibi özellikler de yöreler arasında değişiklikler gösterir. Ölçü Ölçüler, halıların dokunduğu yöre ve kullanım amaçları hakkında bilgi verebilmektedirler. Bergama halılarının karemsi ölçüleri karakteristiktir. Büyük ölçü halılara 13. yüzyıl Selçuklu halılarının dışında, 16. yüzyıldan itibaren Uşak halılarında rastlanmaktadır. Göçebe ve yerleşik yörükler yüzyıllar boyunca halı ve kilimleri, yer ve divan örtüsü, duvar halısı ve özellikle de namaz seccadesi olarak küçük ölçülerde dokumuşlardır. Nadirlik Elde dokunmuş bir halı veya kilimin tek olduğu unutulmamalıdır. Bir benzeri de olsa tamamen aynısı olması mümkün değildir. Kullanım şekline ve kullanıldığı yere bağlı olarak bazı halılar çok uzun yıllar iyi durumda kalmış ve zamanımıza ulaşmıştır. Bazıları da çeşitli nedenlerle ancak çok az sayıda günümüze kadar gelebilmiştir. Örneğin; Yunanlılar'ın Gördes'i yakmaları nedeniyle nadide Gördes halılarından ancak daha önce yurt dışına gönderilmiş olanlar günümüze ulaşabilmiştir. Gördes halıları bu yüzden nadir bulunan halılardandır. Halının durumu (Kondüsyonu) Kullanılan bir halı zaman içinde mutlak surette eskir ve yıpranır. Eskime saçak ve kilim ile başlar; tedbir alınmadığı takdirde düğümlü kısımda sökülmeler görülür ve halı yavaş yavaş yok olmaya yüz tutar. Yüzeysel eskime daha geç görülür. Özellikle fazla temas gören yerler (namaz seccadelerinin baş ve ayak kısımları gibi) daha fazla aşınır. Bu nedenle eski bir halının her yönü ile sağlam bir durumda olması söz konusu değildir. Sadece duvar halısı olarak kullanılmış ve güveden korunmuş halılar günümüze mükemmel bir kondüsyonda (intact) ulaşabilmişlerdir. Dolayısıyla eski veya antika bir halının tamir edilmiş olması son derece olağan bir durumdur. Halılarda hasarlı yerlerin uygun malzeme, renk ve dokuma tekniği ile halının bütünlüğünü bozmadan ustaca tamir edilmiş olması değerinden herhangi birşey kaybettirmez. Bunun yanında antika değeri çok yüksek fakat tamir edilemeyecek kadar hasar görmüş veya parçalanmış halılara "fragment" adı verilir ve bunlar çok değerli parçalardır. Değer takdiri Eski ve antika halılar eşi bulunmayan, tekrar üretilmesi mümkün olmayan, hergün alınıp satılmayan, dolayısıyla da belli bir fiyatı olmayan değerlerdir. Bu bakımdan bu tip halıların değerleri diğer antika eşyalarda olduğu gibi görecelidir. Değer takdirinde bilgi, görgü ve tecrübenin de büyük rolü vardır. Bir kimsenin evinde senelerce kullandığı, görmekten bıktığı bir halı o kişi için fazla bir değer taşımazken, bu konuda bilgi sahibi, halıya meraklı bir kimse için yüksek bir değer ifade edebilmektedir. |
Hali Ve Kilimlerin Dili,Motiflerin Anlami
El Halısı Alırken Dikkat Edilecek Hususlar
Halıcılıkta 'kalite' denildiğinde öncelikle halıdaki düğüm sıklığı akla gelir. Bu nedenle halının düğüm sıklığının fazlalığı kaliteli halı almak isteyen bir kimse için ilk yola çıkış noktası olmuştur. Düğüm sıklığının fazlalığı bir halının desenin daha detaylı uygulanabilmesi ve ömrünün daha uzun olması üzerinde etkili önemli bir faktördür. Ancak düğüm sıklığı halı satın alırken tek başına yeterli değildir. Genel anlamda kaliteyi oluşturan kriterler önem sırasına göre şu şekilde özetlenebilir: Yünün kalitesi: Halıda kullanılan yünün saf yeni yün (ilk defa kullanılan yün) olması ve liflerinin uzun yapağıdan seçilmesi çok önemlidir. İçinde sentetik elyaf ve kalitesiz yün (tabak yünü) karışık olmamalıdır. Boya kalitesi: Halıda kimyasal boya kullanılmış ise, kullanılan boyanın suya ve güneş ışığına dayanıklılığı yüksek kaliteli boyalar olması gereklidir. Günümüzde sadece özel halı üretimlerinde kullanılan kök boyalarda ise, boyama işleminin usulüne uygun şekilde yapılmış olması önemlidir. Kök boyalar genelde solmayan ve boyamayan boyalar olarak bilinir, ancak boyama işlemi uygun şeklide yapılmamış kök boyalar da solabilir. Bu nedenle, kaliteli bir halının kök boyalı olması gerektiği düşüncesi yanlıştır. Kök boya ile kimyasal boyalar arasındaki en önemli fark kök boyaların daha canlı ve çekici renklerde olmasıdır. Desen estetiği ve halıya uygulanmasındaki beceri: Halı modeli tasarlamak zor, zahmetli, uzun zaman alan ve uzun yılların tecrübe ve birikimini gerektiren bir iştir. Bir modelin, dokunması planlanan halıya uygun şekilde tasarlanması ve model kartonunun hazırlanması aşamasında kalite bilgisi çok önemlidir. Dokutulmak istenilen modelin istenilen görünümü ve albeniyi hangi kalitede yani hangi düğüm sıklığında yakalayabileceğini belirlemek, halı dokunmadan önce halıdaki estetiği tahmin etmek ancak uzun senelerin verdiği bir tecrübe ile mümkün olabilir. Kullanılan renklerin birbirleriyle uyumlu ve dengeli bir şekilde dağılımının sağlanarak kullanılmış olması çok önemlidir. Türk halılarında genelde ve özellikle bordürlerde simetri söz konusu değildir. Ancak, Isparta, Kayseri ve Hereke gibi İran halılarının etkisinde kalan halılarda simetri vardır ve bu halılarda desenin halıya simetrik olarak uygulanmış olması çok önemlidir. Düğüm sıklığı ve düğüm özelliği: Halıcılıktaki kalite teriminin yarattığı anlam karmaşası nedeniyle kaliteli bir halı almak isteyenler genelde düğüm sıklığı yüksek halılara ilgi duyarlar. Ancak düğüm sıklığı arttıkça halının kalitesi artar varsayımı her zaman doğru değildir. Düğüm sıklığı ne kadar fazla olursa olsun, yün ve boya kalitesi iyi olmayan bir halı kesinlikle kaliteli bir halı sınıfına girmez. Dolayısıyla düğüm sıklığı, kaliteli bir halının tek göstergesi olarak alınmamalıdır. Firma garantisi: Kaliteli bir el halısı almada önemli rol oynayan bu özelliklerin bir çoğu alıcı için anlaşılması ve bilinmesi zor özelliklerdir. Alınacak halıda satıcı firmanın güvenilir olmasına özen gösterilmeli ve firma garantisi mutlaka aranmalıdır. |
Hali Ve Kilimlerin Dili,Motiflerin Anlami
Hangi Ortama Ne Büyüklükte Halı Seçilmeli?
Halı alırken bilinmesi gereken en önemli noktalardan biri de halıların hangi büyüklükte olması gerektiği konusudur. Halının yanlış ölçüde seçilmesi durumunda ortamdaki halı-mobilya dengesi bozulur. Halıların gereğinden büyük seçilmesi durumunda mobilyalar (küçük seçilirse de halı) ortamda kaybolabilir. Türkiye'de çoğunlukla uygulanmakta olan sistemde halı büyüklüklerini tayin eden unsur, mekanın büyüklüğü değil, kullanılmakta olan eşyaların sayısı ve kullanım şeklidir. Bununla ilgili referans olabilecek çizimler aşağıda yer almaktadır. http://frmsinsi.net/images/frmsinsim...sinsi.net_.jpg |
Hali Ve Kilimlerin Dili,Motiflerin Anlami
El Halısında Bakım ve Temizlik Önerileri
Halı ve kilimlerin uzun ömürlü olması için özenli kullanılması ve düzenli bakımının yapılması çok önemlidir. Tüylerinin yatım yönüne göre halının haftada 1-2 defa ön yüzü, kenarlarından katlanarak ayda bir defa arka yüzü süpürülmelidir. Halılar yaklaşık 3 ayda bir kaliteli bir halı şampuanı ile talimatlarına uygun olarak temizlenebilir. Islak veya rutubetli yerde uzun süre kalan halı çürüyebilir. Halılar su ve rutubetten korunmalıdır. Rutubet almış bir halı vakit kaybetmeden havadar bir yerde kurutulmalıdır. Halılara kullanıldığı ortama göre 3-5 yılda bir profesyonel yıkama yapılması gerekebilir. Halının profesyonel bir temizliğe ihtiyacı var ise mutlaka bu işi bilen, güvenilir bir firmaya başvurulmalıdır. Halılar ve kilimler kesinlikle kuru temizlemeye verilmemeli ve evde yıkanmamalıdır. Halının saçaklarını halının altına katlamak, klor içeren ağartıcılarla yıkamak ve tarak benzeri aletlerle taramak sakıncalıdır. Bu gibi durumlar saçakların yıpranmasına ve çabuk kopmasına sebep olur. Saçak veya kenarlarından sökülmeye başlayan halılar mutlaka bir ekspere gösterilerek iyice sökülmeden tamir ettirilmelidir. Halılar kesinlikle silkelenmemelidir. Silkeleme esnasında havanın yaratacağı basınç halının uzunlamasına çeşitli yerlerinden yarılmasına sebep olur. Halının üzerine temas eden mobilya ayaklarının sivri uçlu olmamasına dikkat edilmelidir. Mobilyanın ayakları sivri ise altına bir halı parçası (düz makina halısı veya keçe) konulmalı veya sivri uçların içine girebileceği genişlikte ahşap veya metal aksamlar yaptırılarak ayaklarına monte ettirilmelidir. Kullanılmayan halıların mutlaka güvelere karşı toz veya tablet naftalin ile naftalinlenmesi gereklidir. Naftalin halının havlı (tüylü) yüzeyine serpilmeli, halının arka yüzü dışta kalacak şekilde katlanmalıdır. Halı, mümkünse bez bir torba içinde, rulo şeklinde muhafaza edilmelidir. Naftalinin halının yüzeyi ile temas etmesinde bir sakınca yoktur. Halılar altı ayda bir havalandırılmalı, naftalinleme işlemi tekrarlanmalıdır. Devamlı kullanılan ve temizliği yapılan halılar güve barındırmaz. |
Hali Ve Kilimlerin Dili,Motiflerin Anlami
Halıcılıkta Düğüm ÇeşitleriGenel olarak el halısında iki tip düğüm tekniği kullanılmaktadır: Türk düğümü (Gördes düğümü, simetrik düğüm) ve İran düğümü (Sine düğümü, asimetrik düğüm). Türkiye'de (Isparta'nın tüm dokumaları ve Sivas ve Hereke bölgelerinin bazı dokumaları hariç), Kafkasya'da, Batı ve Kuzeybatı İran'da dokunan halılarda Türk düğümü kullanılmıştır. İran düğümü ise Orta ve Doğu İran'da, Hindistan, Orta Asya ve Çin'de dokunan halılarda yaygın olarak kullanılmaktadır.
Türk düğüm tekniğinde ilme iki çözgü telinin de etrafına dolanarak çözgü tellerinin arasından çıkarılma yöntemiyle bağlanır ve kesilir. Böylelikle düğüm iki çözgü telini de sarmış olur. İran düğüm tekniğinde ise ilme, sadece bir çözgü telinin etrafından dolanır, ilmenin diğer ucu serbest kalır. http://frmsinsi.net/images/frmsinsim...sinsi.net_.jpg Bu iki farklı düğüm tekniği karşılaştırıldığında: 1- Türk düğümü ile dokunmuş bir halının tüyleri halı eskidikçe aşınmaya ve dökülmeye başlasa bile düğümün lupu kalır, halının atkı ve çözgüsü görünmeye başlamaz. Dolayısıyla halı desen güzelliğini ve rengini uzun yıllar muhafaza eder. Ancak İran düğümü ile dokunmuş bir halının tüyleri aşınmaya ve dökülmeye başladığında asimetrik bağlanma nedeniyle düğümde lup olmadığı için halının çözgü ipleri görünmeye başlar. Bir süre sonra muhtemelen halının kalan düğümü de tutunamayacak, dökülecek ve aşınmış bölgedeki renk ve desen tamamen yok olacaktır. 2- Türk düğümleri bir ucundan çekilse dahi sökülmez, çıkmaz; tam aksine daha da sıkılaşır. Ancak, İran düğümlerinin bir ucundan çekildiği takdirde çözülerek çıkma olasılığı vardır. 3- Türk düğümünün atılması İran düğümünün atılmasından daha zordur ve daha fazla zaman alır. Bu nedenle aynı düğüm sıklığındaki iki halıdan Türk düğümlü olanı daha makbuldür ve tercih edilir. Türk düğümünün bu kalıcılık özelliği nedeniyle çok fazla sayıda değerli, eski Türk halıları güzelliklerinden bir şey kaybetmeden günümüze kadar ulaşabilmiştir. Bugün ülkemize fazla sayıda ithal edilen Nepal ve bazı Çin halılarında düğüm kullanılmamaktadır. Onun yerine Nepal'de sarma tekniği, Çin'de ise sıkıştırma tekniği uygulanmaktadır. İlmeler çekildiği takdirde çözgüden çıkar, dolayısıyla halıdan ayrılır. Bu teknikte üretilen halılarda işçilik çok kolay ve zahmetsiz, dokuma süresi çok kısadır. |
Hali Ve Kilimlerin Dili,Motiflerin Anlami
Halı SözlüğüAbraş Yünün yapısındaki veya boyamasındaki farklılıklar nedeniyle halı üzerinde aynı renkte ton farklılıklarının görülmesi.
Antik Yıkama Renkleri hafifçe soldurarak halıda eskimiş görüntüsü elde etmek için yapılan kimyasal yıkama. Atkı Dikey çözgü tellerini birbirine bağlayarak halının bütünleşmesini sağlayan ipler. Bu ipler ancak halının sırtına (arka kısmına) dikkatlice bakılırsa görülebilir. Bordür Halının kenar kısmında yer alan ve orta alanı çevreleyen desen. Çakım Halının yıkama işleminden sonra düzgünlüğünü sağlamak amacıyla gönyesine getirilerek ahşap bir zemin üzerine çakılması işlemi. Çeyrek Yaklaşık 0.80 x 1.20 m. ölçüsünü ifade eder. Çivit Otu (Isatis Tinctoria) Mavinin çeşitli tonlarının elde edildiği bir bitki türü. Çözgü Tezgahın çerçevesine dikey ve gergin bir biçimde sarılan ve halının iskeletini oluşturan ipler. Dokunmuş bir halıda bu ipler halının saçağını oluşturur. Düz Dokuma Düğümsüz yani havsız dokumalara verilen isim. 'Kilim' ile eş anlamda kullanılır. Floş Suni ipek. Selüloz bazlı, sentetik görünüşlü suni elyaf. Hav Çözgü üzerine bağlanan düğümlerin halının ön yüzüne doğru olan uzantısı. Hav Yüksekliği Halının cinsine ve kalitesine göre değişen hav uzunluğu. İlme Halıya rengini veren ve halının desenini oluşturan ipler. Halıcılıkta düğüme ilme de denilir. Kalite Bir halıda 1 desimetrekareye düşen düğüm sayısını ifade eder. Karyola Yaklaşık 1.50 x 2.10 m. ölçüsünü ifade eder. Kelle Yaklaşık 2.00 x 3.00 m. ölçüsünü ifade eder. Kilimlik Halının başlangıç ve bitiminde dokunan, genişliği yörelere göre değişebilen havsız, düz dokuma (kilim) kısmı. Koşnil (Dactylopius Coccus) Kırmızı ile mor arası açık bordo gibi tonların elde edildiği Orta Amerika'da bulunan bir böcek türü. Kökboya (Rubia Tinctorum) Kırmızı renk ve tonlarının elde edildiği bir bitki köküdür. "Doğal boyalar" anlamında da kullanılır. Model Dokunacak halı deseninin halının kalitesine uygun olarak hazırlanmış milimetrik kağıda kullanılacak renkler ile işlenmesi. Model Kartonu Dokuyucunun kullanacağı modellerin muhtelif parçalar halinde kartona yapıştırılmış hali. Seccade Üzerinde namaz kılınan halı boyutuna verilen isimdir. Yaklaşık 1.20 x 1.80 m. ölçüsünü ifade eder. Sırt Düğümlerin net olarak görüldüğü halının arka kısmı. Sumak Dolama tekniğiyle dokunan, sıralar arasında halıda olduğu gibi atkının da kullanıldığı kalın ve havsız bir düz dokuma türüdür. Taban Kelleden daha büyük ölçüleri ifade eder. Yapak Koyunların kırkılmasıyla elde edilen yün. Yastık Yaklaşık 0.50 x 0.70 m. ölçüsünü ifade eder. Yatım Havların düğümlerin bağlandığı tarafa doğru yatması. Yıkama Kullanılan yün ipliklerinden gelen harman yağı ve dokuma süresince halının bünyesine giren toz ve kirlerin uzaklaştırılması için deterjan ve muhtelif kimyasal maddelerle yapılan yıkama işlemi. |
Hali Ve Kilimlerin Dili,Motiflerin Anlami
ödevime çok yardimci oldunuz. Teşekkurler
|
Hali Ve Kilimlerin Dili,Motiflerin Anlami
çok karısık ama yinede güzel. ne yazık ki işime yaramadı.
|
Hali Ve Kilimlerin Dili,Motiflerin Anlami
ya vravo ne kadar güzel bilgiler paylaşılmış
|
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.