ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   Tarih / Coğrafya (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=656)
-   -   Türkiye'deki Göller-Göllerimiz (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=1011155)

Prof. Dr. Sinsi 10-29-2012 09:25 AM

Türkiye'deki Göller-Göllerimiz
 
Van Gölü

Van Gölü veya yöresel adıyla Van Denizi, Tatvan ilçesi sınırları içerisinde bulunan Nemrut volkanik dağının patlaması sonucu oluşan kraterde biriken suların oluşturduğu varsayılan volkanik bir göldür.

Çok sayıda koyu bulunan Van Gölü'nün yüzölçümü 3.713 km²'dir. Van Gölü hem tatlısu hem de deniz ekosistemlerinden farklı bir sucul ekosistemdir. Suları tuzlu ve sodalıdır. Göl suyu tuzluluk oranı %o19, pH'sı ise 9.8 dir. Göl su seviyesi iklime bağlı olarak yükselip, düşmektedir. Ancak ortalama olarak denizden yüksekliği 1646 metredir. Gölün ortalama derinliği 171 m, en derin yeri ise, 451 metredir. Gölün doğu bölümünde dört ada vardır. Bunlar; Akdamar, Çarpanak, Adır ve Kuş adalarıdır. Adalar tarihi ve turistik özelliğe sahiptir ve 1990 yılında Arkeolojik Sit Alanı ilan edilmişlerdir.

Van Gölü dünyanın en büyük sodalı gölüdür ayrıca Türkiye'de bulunan en büyük göldür. Gölün tuzlu-sodalı suları, biyolojik çeşitliliği sınırlamaktadır. Gölde bilinen 103 tür fitoplankton, 36 tür zooplankton ve tek bir tür balık inci kefalı, (Chalcalburnus tarichi) yaşamaktadır. Göl etrafı karadan 430 km.'dir. Yöre halkına göre gölde bir canavar yaşamaktadır. Söylentiyi çıkaranların amaçlarının bölgeye turist çekmek olduğu söylense de, söylentileri araştırmak amacıyla bölgede pek çok bilimsel araştırma ekibi çalışmalar yapmıştır. İstanbul-Tahran demiryolu hatlarını da bağlamaktadır. Türkiye ve İran'a bağlanan demir yolu 1970 lerde yapılmıştır.

Gölün Oluşumu
Van Gölü Doğu Toros ve Aladağların arasında kalan tektonik oluşumun batı kısmında bulunmaktadır. Gölün batısında ve kuzeybatısında birkaç sönmüş volkan vardır.Süphan Dağı ve Nemrut Dağı bu sönmüş volkanların birkaçıdır. Yaklaşık 200 bin yıl önce, Buzul Çağın ortalarında, Nemrut Dağından akan lavlar uzunluğu 60 km'yi aşan bir akım oluşturmuş. Bu akım Van Çukuru ile Muş Çukuru arasındaki su akımını engelleyince göl oluşmuş.ll Doğu Torosların erozyona uğraması sonucu Van Gölü'ndeki suların Dicleye dökülüp, gölün küçüleceği ya da yok olacağı düşünülmektedir.

Tarihçe
Eski Yunan coğrafyacıları tarafından Thospitis Lacus ya da Arsissa Lacus olarak anılan Van Gölü'nün modern zamanlardaki ismi, sınırlarına dahil olduğu Van ilinden gelmektedir. Urartu Krallığının başkenti, İ.Ö. 10. ve 8. yüzyıllar arasında, gölün doğu kıyılarında kurulmuştur.Van Gölü sahilleri boyunca ve pekçok adalarında Ermeni Klisesi ve manastır kalıntıları bulunabilir.En iyi korunanı onuncu yüzyıldaki Kutsal Haç Klisesidir.Akdamar Adası ' ında yer alır.Kral Gagik Artzruni tarafından 915 ve 921 yılları arasında inşa edilmiştir.Dış duvarlardaki rölyefler kutsal kitaba ait Adam and Eve (Adem ve Havva),Jonah and the whale (Yunus ve Balina),David Davud ve Goliath (Golyat) gibi hikâyeler sunar. Diğer önemli tarihsel anıt gölün goğu kıyısındaki Van Kalesi dir.Modern Van şehri bu kalenin doğusunda yer alır. Yüz ölçümü3.713 km2’dir.Denizden yüksekliği 1.646m derinliği ise 457m ‘yi aşmaktadır.Gölün doğusunda Akdamar, Çarpanak, Adır ve Kuş adaları bulunmaktadır.Bu adalar turistlik özelliğe sahiptir.Sit alanı olarak ilan edilmiştir.Suyu sodalı ve tuzludur.Aynı zamanda dünyanın en çok soda içeren gölüdür.Van gölü kıyısındaki iklim diğer yerlere göre daha yumuşaktır.

Prof. Dr. Sinsi 10-29-2012 09:25 AM

Türkiye'deki Göller-Göllerimiz
 
Tuz Gölü

Konum iç Anadolu Bölgesi/Türkiye
Koordinatlar 38°50′K 35°20′D
Uzunluk 80 km
Genişlik 100 m
Yüzölçümü 1500 km²
Ortalama derinlik 171 m
Yüzey rakımı 905 m

Tuz Gölü yüzölçümü bakımından Türkiye'nin üçüncü büyük gölüdür. İç Anadolu Bölgesi'nde Ankara, Konya ve Aksaray illerinin sınırının kesiştiği yerde yer alır. Türkiye'nin tuz ihtiyacinin %60'ından fazlası bu gölden sağlanır. Ayrıca Tuz Gölü Türkiye'nin en sığ gölüdür. Tuz Gölü Lut Gölü'nden sonra %32,9'luk tuz oranıyla Dünyanın en tuzlu ikinci gölü olma özelliğine de sahiptir. Deniz seviyesinden 905 metre yüksekte ve maksimum ölçüleri kuzeyden güneye 80, doğudan batıya ise 50 kilometredir. Çevresinde 3,000,000'a yakın nüfus gücü tutar.

Özellikleri
Yağış alanı 11.900 km² olan Tuz Gölü, dışarıya akıntısı olmayan kapalı bir havza gölüdür.tuz gölü KOÇHİSAR gölü olarak da bilinir Yağış alanının genişliğine rağmen beslenme kaynakları zayıftır. Göle su getiren akarsular, yazın suları iyice azalan ya da tamamen kuruyan derelerdir. Bunlar Şereflikoçhisar'dan gelen Peçenek Çayı, Aksaray'dan gelen Melendiz Çayı, güneyden ve batıdan gelen İnsuyu, Karasu, Kırkdelik çaylarıdır. Bunlardan başka Beşşehir Gölünün fazla sularını Konya'nın atık sularıyla beraber Tuz Gölü'ne boşaltan DSİ tahliye kanalı da Tuz Gölü'nün su seviyesinin yükselmesine sebep olmaktadır. Gölün ortalama su seviyesi 40 cm. civarındadır. Ortalama yukseklik seviyesi yağışın arttığı mayıs ayında yaklaşık 110 cm'dir. Ortalama düşük seviye ise ağustos ayında göl tamamen kurur. Tuz oranının fazla oluşu nedeni ile buharlaşma sonucunda kendini gösteren su kaybı önemli tuz tortulaşmasına neden olmaktadır.Yaz sonlarına doğru göl sahasının büyük bir kısmı kalınlığı her yıl yenilenir ve 10 cm yi geçmez Bu mevsimde Kaldırım Tuzlası ile karşı kıyı arasında yürümek mümkündür. Dünyanın çok tuzlu göllerinin başında gelen Tuz Gölü'ndeki tuzluluk oranı yaz esnasında daha fazladır. Bu mevsimde tuzluluk oranı şüphesiz daha fazladır ve gölün tuzluluğu binde 329 gibi dikkat çekici bir orana erişmektedir. Kimyasal bileşim itibariyle burada mutfak tuzu (sodyum klorür) karakterinde bir tuzluluk hakimdir ve sodyum klorür oranı, mağnezyum klorür ve sodyum sülfat oranlarından üstündür.

Göldeki tuz birikmesi çeşitli faktörlere bağlı bulunmaktadır. Çevrede jips ve tuz tabakaları içeren Oligosen formasyonunun bulunuşu gölün tuzlaşmasında önemli bir rol oynamıştır. Fakat gölün tabanındaki kaynaklardan da tuzlu sular geldiği tespit edilmiştir. Gölün sığ oluşu ve buharlaşmanın şiddetli oluşu tuz birikmesinin diğer faktörleridir. Yazın buharlaşma sonucu tortulanan tuz tabakası makinalarla kazılıp tuzlalarda toplanır. Kaldırım, Kayacık ve Yavşan tuzlaları adı verilen bu tuzlalar önceleri Tekel tarafından işletilirken 2005 yılında özelleştirilmiştir. Tuz Gölü'nden elde edilen tuzu yıkayıp öğüten tuz fabrikaları Şereflikoçhisar ekonomisinin belkemiğini oluşturmaktadır. Tuz Gölü ve çevresi 2001 yılında özel koruma alanı ilân edilmiştir. Tuz Gölü ve çevresi Phoenicopterus rubber olarak adlandırılan flâmingo kolonilerinin ana üreme bölgeleridir. "Anser albifrons" adı verilen Sakarca kazınında ikinci büyük üreme merkezidir.

Doğal Yapı
Kışın kapladığı çok geniş su alanı su kuşları için önemli bir kışlama alanı oluşturmaktadır. Tuzlu ortamlara uyum sağlamış olan flamingo, kılıçgaga, angıt ve benzeri kuşların yanı sıra yağmurcunlar, turnalar, yaban kazları ve yaban ördekleri gölde büyük topluluklar halinde yaşamaktadır. Göl çevresinin nispeten ıssız oluşu nedeniyle kuşlar, etraftaki su birikintilerinde, meralarda ve ekili alanlarda rahatça beslenmekte, kışın en soğuk günlerinde dahi donmayan göl sularında yüzebilmektedir. İlkbaharda Göl içinde oluşan adalar ve bataklıklar Bataklık Kırlangıcı (Glareola prantincola), Suna (Tadorna tadorna), Angıt (Tadorna ferruginea), Çamurcun (Anas crecca), Kılıçgaga (Recurvirostra avocetta), Kocagöz (Burhinus oedicnemus) ve martı türlerinin (Larus sp.) kuluçka yapmalarına imkan sağlamaktadır. Bölgede tuzcul stepler ve endemik türlerden oluşan ekolojik açıdan hassas bitki toplulukları bulunmaktadır. Bir ekosistem bütünlüğü arz eden Tuz Gölü ve yakın ilişkide olan çevresindeki göller (Tersakan Gölü, Düden Gölü, Bolluk Gölü, Eşmekaya Gölü, Köpek Gölü, Akgöl) sayısız kuş türü ve özellikle Avrupa'da nesli tükenmekte olan flamingolar (Phoenicopterus ruber) için yaşam alanı niteliğindedir. Tuz Gölü, flamingoların ülkemizdeki en önemli kuluçka alanı olup, Gölün orta kesimlerinde herbiri 5-6 bin yuvadan oluşan dev kuluçka kolonileri bulunmaktadır.

Yokolma tehdidi
Tuz Gölü, Aksaray Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Semih Ekercin tarafından yapılan bir çalışmaya göre, 1915 yılından beri %85 oranında küçülmüştür. Semih Ekercin'e göre mevcut şartların devam etmesi durumunda 2015 yılında tamamen yok olma tehdidi altındadır.

Prof. Dr. Sinsi 10-29-2012 09:25 AM

Türkiye'deki Göller-Göllerimiz
 
Beyşehir Gölü,

Türkiye'nin ikinci büyük gölü.

İç Anadolu'nun batısına yakın, Beyşehir, Isparta arasındadır. Yüzölçümü 651 km², uzunluğu 45 km, en geniş yeri 25 kilometredir. Suları tatlı olup, derinliği en çok 10 m civarındadır. Çevresi, yüksekliği 2.000 metreyi aşan dağlarla çevrilidir. Deniz seviyesinden yüksekliği ise 1.115 metredir. Fazla gelen sular, yapılan bir kanalla doğrudan Çarşamba Suyu'na verilir. Konya Ovasının sulanması için Beyşehir kazası yanında büyük bir regülatör yapılmıştır.

Gölün tabanı neojen göl tortularıyla doludur. Gölün bir özelliği de içinde pek çok adanın bulunmasıdır. Bunlardan bazıları; İğdeli, Akburun, Kızkulesi, Mada, Yılanlı, Külbent adalarıdır. Gölde bol miktarda balık vardır.

Prof. Dr. Sinsi 10-29-2012 09:25 AM

Türkiye'deki Göller-Göllerimiz
 

Eğirdir Gölü

Konum Akdeniz Bölgesi, Türkiye
Göl türü Tatlı su
Yüzölçümü 487,76 km²
Adalar Can Ada, Yeşil Ada
Yerleşimler Eğirdir

Eğirdir Gölü, Isparta ili sınırları içinde yer almakta ve Göller Bölgesinin en büyük doğal zenginliklerinin başında gelmektedir. Kuzey – güney uzanımlı büyük bir çöküntü alanının kuzey sınırında oluşmuş tektonik bir göl olan eğirdir Gölü, 482 Km2 yüzölçümü ile Türkiye’nin 4. büyük gölüdür. Deniz seviyesinden yaklaşık 917 metre yükseklikte bulunan göl, ortalama 14 metre derinliğe sahip olup en derin noktası 16,5 metre cıvarındadır. Kuzey – güney uzunluğu 50 km olan gölün, doğu – batı genişliği 3 – 15 kilometre arasında değişmektedir. Gölün kuzey tarafına doğru hoyran boğazıyla ayrılan ve daha küçük bir alanı kaplayan bölümüne Hoyran Gölü, güneyde kalan büyük bölüme ise Eğirdir Gölü denilmektedir. Genelde camgöbeği renginde olan göl; bazı gün ve saatlerde değişik renklere büründüğü için halk arasında yedi renkli olarak anılmaktadır.

Zengin balıkçılık ve kerevit potansiyelinin yanı sıra, sulama ve enerji üretimi bakımından da büyük önem taşıyan gölden, çevredeki tarım alanlarının sulanmasında yararlanıldığı gibi, ortalama 25 km uzunluğundaki bir kanalla bağlandığı ve Eğirdir'in güneyinde küçük bir göl olan Kovada Gölü nü de beslemekte ve dolayısıyla Kovada l ve ll hidroelektrik santrallerinin su ihtiyacı da bu gölden karşılanmaktadır. Ayrıca, 1994 yılı sonlarında tamamlanan tesislerle Isparta’nın içme suyu ihtiyacının bir bölümü de Eğirdir Gölü’nden sağlanmaktadır.

Gölde; Eğirdir’e bir karayoluyla bağlanmış bulunan iki küçük adacık bulunmaktadır. Birincisi Can Ada, ikincisi ise Yeşilada’dır.

Canada; Eğirdir ile Yeşilada arasında yer alan ve 7 dönümlük bir alana sahip olan küçük bir adacıktır. Yerleşim alanı olmayıp, çadır ve karavan turizmi ile piknik alanı olarak kullanılmaktadır. Atatürk ün Eğirdir'i ziyareti sırasında Canada, 1 Şubat 1933 tarihli Belediye encümeni kararıyla kendisine hediye edilmiş, daha sonra Atatürk ün mirasçılarına, onlardan da Eğirdir Belediyesine geçmiştir.

Yeşilada : Eğirdir'in en güzel turizm bölgesi olan adada, doğa güzelliklerinin yanında Aya Stefanos Kilisesi gibi tarihi zenginliklerde bulunmaktadır. Yerli ve yabancı turistlere hizmet veren balık lokantaları ve ev pansiyonculuğu gelişmiştir.

Prof. Dr. Sinsi 10-29-2012 09:25 AM

Türkiye'deki Göller-Göllerimiz
 
İznik Gölü

İznik Gölü, Marmara Bölgesi'nin güneydoğusunda, Bursa ilinin sınırları içerisinde kalan Türkiye'nin 5. büyük gölü, Marmara bölgesinin en büyük gölüdür.Marmara Denizine akar. Eskiçağda Askania adıyla anılan göl.

Bugünkü adını kıyısındaki İznik kasabasından alır. Gemlik Körfezi'nin doğusunda bir çukur alanın ortasındadır. Yüzölçümü 298 km², denizden yüksekliği 85 m'dir. Genişliği en dar yerinde 11 km, doğu-batı doğrultusunda uzunluğu 32 km'dir. Derinliği kuzeyden güneye doğru artan gölün en derin yeri 65 m'dir. Gölün suyu tatlıdır. Artık sularını batı kenarındaki kum ve çakıl yığınları arasından sızarak Karsak Deresi'yle Gemlik Körfezi'ne boşaltır. Kış ve ilkbahar mevsimlerinde yükselen suları yaza doğru alçalır ve sonbaharda en düşük düzeyine ulaşır. Gölün suyu tuzsuz olduğu için tarlaların sulanması için elverişlidir. En çok sazan balığı yetiştirilir. Çevresi zeytinlikler, bağlar, meyve ve sebze baçeleriyle kaplıdır.Gölün kuzeyinde Samanlı Dağları güneyinde de Katırlı Dağları yeralmaktadır.

Prof. Dr. Sinsi 10-29-2012 09:25 AM

Türkiye'deki Göller-Göllerimiz
 
Burdur Gölü

Konum Güney batı Türkiye
Koordinatlar 37.45° K 30.12° D
Yüzölçümü 250 km²
En büyük derinlik 110 m
Yüzey rakımı 857 m

Burdur Gölü, Göller Bölgesi göllerinden Burdur ve Isparta illeri arasında yer alan bir göldür. Burdur şehir merkezine çok yakındır. Koordinatları, 37°45' Kuzey, 30°12' Doğu'dur. Ortalama Göl alanı 23700 ha, rakımı 857 metredir. Güneybatısına doğru Burdur'un diğer göllerinden Salda Gölü ile Yarışlı Gölü vardır.

Prof. Dr. Sinsi 10-29-2012 09:26 AM

Türkiye'deki Göller-Göllerimiz
 
Manyas Kuşgölü

Manyas Kuşgölü'nün tamamı idari olarak Balıkesir İli'nin Bandırma ilçesi sınırları içinde ve Marmara Denizi'nin güneyinde, Uludağ ile Biga Yarımadası arasında uzanan bir çöküntü alanında yer almaktadır. Bu çöküntünün tabanını Kuş ve Uluabat (Apolyont) Gölleri ve bu göllerin çevresinde yer alan geniş ovalar, kenarlarını ise yüksek dağ ve yaylalar oluşturmaktadır. Doğu batı doğrultusunda uzanan gölün uzunluğu 20 km., genişliği ise 14 km.dir.

Gölün oluşumu hakkında değişik yorumlar yapılmıştır. A.PHILIPPSON ve E.LAHN Neojen'de Bursa Gönen depresyonu çöküntü alanında büyük bir tatlı su gölünün , Neojen sonu veya Kuvanterner'de meydana gelen hareketler sonucunda ise, bu göl alanında 4 adet küçük küvetin oluştuğunu, diğer iki küvetin (Bursa ve Gönen) alüvyonlarla dolduğunu ve geriye Uluabat ve Kuş Gölleri'nin kaldığını bildirmektedirler. Emre Kazancı ve arkadaşları ise Pliyosen'de tektonizmaya bağlı olarak meydana gelen Bursa Gönen Çöküntü alanının başlangıçtan Kuvanterner'in sonlarına kadar karasal halde iken, daha sonra yöredeki menderesli akarsularının taşıdıkları alüvyonlarla yataklarını tıkamaları sonucunda Uluabat ve Kuş Gölleri'nin oluştuğunu; her iki gölün de tipik birer alüvyon set gölü olduklarını öne sürmektedirler.

Kuş gölü, ekolojik yönden eutrophic (bol gıdalı), limnolojik bakımdan ise argilotrophic (killi) bir sulak alandır. Kolloidal kil ihtiva ettiği için suyu devamlı bulanıktır.Suları tatlı olan gölün en derin yeri 4 metre civarında olup, ortalama derinliği 1-2 metredir.

Göl su seviyesi mevsimlere göre değişmektedir. İlkbahar da göl suları yükselerek kıyıları kaplamakta, yaz aylarında ise geri çekilmektedir. Bu ritmik olay her yıl düzenli olarak tekrarlanmaktadır. Gölün normal su seviyesindeki alanı 16.800 hektar civarın dadır.

Göl, güneyden gelen Kocaçay ve kuzeyden gelen Sığırcı Dereleri, göl drenaj alanın yüzeysel akışı ve göl alanına düşen yağışlarla beslenmektedir. Boşalımı ise buharlaşma, sulama amacıyla çekilen sular ve güneydoğudan çıkan Karadere yoluyla göl ayağından Susurluk Çayı'na taşınan sularla gerçekleşmektedir.

Göl kıyıları yer yer sazlık kamışlık, yer yer çayırlıktır. Kocaçay ve Sığırcı Derelerinin göle karıştığı yerlerde söğüt toplulukları ile sazlıklar bulunmaktadır.

Manyas Kuşgölü HaritasıYaz aylarında suların çekildiği yerlerin bir kısmında sebze tarımı yapılmakta, bir kısmı ise çok çeşitli ve gür bitki örtüsü ile kaplanmaktadır.

Gölün bitki örtüsü ve hayvan varlığı yönünden en zengin olduğu yer Sığırcı Deresinin oluşturduğu deltadır. Deltada birlerce kuşun gübresiyle zenginleşen topraklar, yazın suların çekilmesiyle gür ve yüksek otlarla kaplanarak sayısız küçük canlının üreyip gelişmesine olanak sağlamakta, ilkbaharda göl sularının tekrar yükselmesiyle birlikte bu canlılar göl suyuna karışmaktadır. Bu nedenle Kuş Cenneti kuşlar için olduğu kadar, balıkların beslenmeleri ve üremeleri için de ideal bir ortam oluşturmaktadır.

Kuşgölü ve Kuşcenneti Millî Parkının önemini duyurmak, çevre kirliliğine dikkati çekmek amacıyla her yıl Uluslararası Bandırma Kuşcenneti Kültür ve Turizm Festivali düzenlenmektedir.

Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nden Manyas Gölü
İlyaspınarı’ndan doğan Türkmenler buraya Manyas derler. O kadar derin değil, içinde alabalık, turna balığı, yayın, sazan, yılan balığı… çeşit çeşit nefis balık avlanır. Devlete vergi ödeyen avcıları vardır. Öyle herkes, zevk için ve ticaret için balık avlayamaz. Kışın bu göl, kaz, kuğu, karabatak, yeşilbaş, martı, sakakuşu ve diğer güzel kuşlarla dolar. Her gece kaz ve kuğu sesinden, kanat şakırtısından Manyas sahrası titrer. Sakakuşu ve diğer kuşlarla dolar. Bu kuşların avcıları da devlete vergi verirler. Bir de bu gölde, bir çeşit pamuğa benzer kav biter ki su içinden çıkarıp çakmak taşı üzerine koyarak çakmak ile vursan, derhal ateş alır. Ve her şeyde kullanılır. Ama adı geçen kavın kurutup da çaksan yanmaz. Her tarafta meşhur bir kavdır. Bu Manyas Gölü’nün kenarlarında yüksek sazlar yetişir. Bu göl etrafındaki halk o sazları mevsiminde koparıp terbiye ettikten sonra renk renk hasır, seccadeler, minderler ve döşemeler dokurlar ki insan hayran olur.insanların buraya gelmeleri orayı görmeleri onlara zevk verecektir.insanlar bence burayı çok sevecekler ve her yıl gelmek isteyeceklerdir."

Prof. Dr. Sinsi 10-29-2012 09:26 AM

Türkiye'deki Göller-Göllerimiz
 
Acıgöl (Göller Bölgesi)

Acı Göl (Çardak Gölü), Afyonkarahisar ve Denizli il sınırları içerisinde bulunan ve Denizli’nin en büyük gölünün genel yüzölçümü 41,5 km²’dir. Bunun 20 km²'si Afyonkarahisar ilinin Başmakçı ve Dazkırı ilçeleri sınırları içerisinde bulunmaktadır. Derinliği ise 150 cm ile 210 cm arasında olan sıg bir göldür, yaz mevsiminde suyu azalır ve yer yer kurur. Göl suyu, çevresindeki dağların küçük derelerinden ve Gemiş su kaynağından beslenmektedir. Denizden yüksekliği 842 m'dir.

İsminden de anlaşılacağı gibi, canlı yaşamayan suyu acı olan gölden ihracaatı da yapılmakta olan sodyum sülfat[1] üretilmektedir. Gölün doğusunda bulunan dağlarda yırtıcı kuşlar ile turna, yaban ördeği, yaban kazı ve flâmingo gibi göçmen kuşlar bulunmaktadır.

Denizli’nin Çardak ilçesinde bulunan Acıgöl ülkemizin tek, dünyanın ise ikinci büyük ve temiz, doğal sodyum potansiyeline sahip kapalı bir havzasıdır. Ülkemizdeki sodyum sülfatın % 98’i doğal kaynaklardan temin edilmektedir. Bunun % 90’ını Denizli'deki Acıgöl’den sağlanmaktadır. Dünyanın en temiz (saf ve toksit madde içermeyen) sodyum sülfatını doğal halde alarak kullanabilmekteyiz. Bu durum büyük bir ekonomik kazançtır. Kağıt, cam, deterjan, tekstil vb. sanayilerin ana girdisi olarak kullanılan sodyum sülfatın tamamı kendi kaynaklarımızdan karşılanabilmektedir. Göl yatağında jips ve tuz katmanları, tuzlu su ortamında oluşan mikroorganizmalar ve yataktaki sülfür bakterilerince ayrıştırılarak mirabilit cevheri şeklinde sodyum sülfat oluşmaktadır. Acıgöl yapay olarak oluşturulamayacak bir doğal değer olup B Sınıfı Sulak Alan olarak koruma altına alınmıştır.

Prof. Dr. Sinsi 10-29-2012 09:26 AM

Türkiye'deki Göller-Göllerimiz
 
Uluabat Gölü

Uluabat Gölü, (Apolyont veya Öka olarak da bilinir), Bursa ilinde bir göldür.

13.500 ha alana sahiptir. Deniz seviyesinden yüksekliği 9 metredir. Kirmasti çayından beslenmekte olup ayrıca Uluabat deresi ile Susurluk Nehri'ne karışır. En derin yeri 4 metre civarında genelinde ise 1-2 metreyi geçmemektedir.

Günden güne çevreden ortaya doğru sığlaşmakta olan göl kirli beyaz bir renge sahiptir. Dibi çamurlu bir yapıya sahiptir, rüzgarlı havalarda bulanıklaşır.

1996 Ocak ayında yapılan sayımda 429.423 sukuşu sayılmıştır. Bu 1970'ten bu tarafa bir gölde sayılan en yüksek sukuşu sayısıdır.

Prof. Dr. Sinsi 10-29-2012 09:26 AM

Türkiye'deki Göller-Göllerimiz
 
Çıldır Gölü

Konum Doğu Anadolu, Türkiye
Koordinatlar 41.0425° K 43.2552778° D
Göl türü Tatlı su
Çıkışları Arpaçay
Yüzölçümü 123 km2
En büyük derinlik 42 m
Yüzey rakımı 1965 m

Çıldır Gölü, Ardahan ve Kars il sınırları içerisinde kalan göl, 123 km2 alanı ile Doğu Anadolu Bölgesi'nin en büyük tatlı su ve en büyük ikinci göldür. Deniz seviyesinden 1959 metre yükseklikte bulunan gölün en derin noktası 42 metre ve tektonik oluşumlu bir göldür. Birçok dere ve pınarlarla beslenmekte olan gölün tek çıktısı kuzey batısında yer alan Ermenistan sınırında bulunan Arpaçay kolu olan Telek Çayı'dır. En büyük olanı Akçakale harabelerinin yanında yer alan adadır. Göl etrafında çok az bitki örtüsü gelişmiştir ancak gölü çevreleyen otlaklarda yoğun hayvancılık yapılmaktadır.

Yılın dört mevsiminde yapılabilen balıkçılık yöre halkı için önemli bir ekonomik gelir kaynağı teşkil etmektedir. Gölde balıkçılık önemli bir insan aktivitesi olup, kışın buz tutan gölde kalın buz tabakası kırılarak balık avlanmaktadır. Gölde yakalanan en önemli balık türü (aynalı) Sazan (Cyprinus carpio). Ancak kurak geçen mevsimlerde, göl seviyesi hızla çekilmekte ve bu nedenle sazan gibi türlerin üremesi için gerekli sazlıklar daralmaktadır. Bununla beraber, birçok balıkçının yasaklara uymayarak kontrolsüz avlanmaları balık stoklarını olumsuz etkilemektedir.

Gölün sadece kuzey batısında seddeyle ayrılmış bataklık ve sulak çayırlar bulunur. Genelde göl çevresi mera vasıflı olup, sert bölge iklimi tarıma olanak vermez. DSI tarafından gölü beslemek amacı ile yapılan derivasyon tünellerinin hem diğer havzalardaki kirlilik yükünü göle taşıması, hem de hayvancılık açısından çok önemli çayırların kurumasına neden olması mümkündür. Ayrıca inşaatı henüz tamamlanmamış olan Kuzey derivasyonunun Çıldır'ın çok önemli çayırlığı olan Karaçay ovasının ot verimini ciddi boyutta etkilemesi söz konusudur.

Göl ve çevresindeki tarım alanlarında kullanılan tarımsal kimyasalların (özelliklede yüksek oranda azot içeren gübrenin) bilinçsizce ve yörenin ekolojik ve iklimsel koşulları göz ardı edilerek kullanılmasının göl üzerindeki kötü etkileri belirtilmektedir.

Kontrolsüz ve aşırı avlanma,
Erozyon ve
Yüksek besin girdisi
Çıldır Gölü için tehdit oluşturmaktadır. Gölde aşırı bir kirlilik gözlenmemesine rağmen yine de artan bir evsel kirlilik göze çarpmaktadır. Adalardaki insan baskısının artması bu alanları kuluçka için kullanan türleri olumsuz etkilemektedir. Yapımı planlanan otel ise yeniden gözden geçirilmelidir. Son yıllarda artan turizmle birlikte insan baskısı artmış ve turistik tesisler inşaa edilmeye başlanmıştır.

Prof. Dr. Sinsi 10-29-2012 09:26 AM

Türkiye'deki Göller-Göllerimiz
 
Palas Tuzla Gölü

Palas Tuzla Gölü, insanların olumsuz etkilerinden ve çevre şartlarından kısmen kurtulmayı başaran tek tuzlu göldür. Palas Ovasında bulunan gölün Kayseri uzaklıık mesafesi ise 40 km. 'dir. Bu haliyle göl Palas Ovası' nın 106 km.' sine tekabül etmektedir. Gölün en derin yerinin güneybatıda 15 m'yi bulduğu gözlenmiştir. Gölün deniz seviyesinden yüksekliği 1131m.'dir. Kırkkız ve Işıl Tepesi, Elmalı ve Göztepe gibi önemli yükseltiler arasında kalan çöküntü ve düz araziye Palas Ovası ismi verilmiştir. Ova bu haliyle kapalı havzadır. Göl kuzey-güney yönünde Palas Ovası' nın batısında yer almaktadır. Değirmen, Yertaşpınar, Körpınar, Başpınar ve Soğukpınar dereleri gölün önemli su kaynaklarındandır. Ovanın batısında yer alan göl, kuzey-güney yönünde, ince uzun bir görünüme sahiptir. Gölün önemli su Derelerin yanı sıra kışın kar sularının erimesi ve bahar ayıyla yağan yağmurda ve oluşan su taşkınlarıda gölün su kaynakları arasında sayılabilir. Gölün çevresinde sazlıklar, sulak çayırlar, tuzcul bitki bızkırları, mera ve tarım alanları bulunur. Yazın yağışın olmaması ve sıcaklık nedeniyle buharlaşmanın artması sonucu gölün suyu buharlaşır bunun sonucunda göl üzerinde kenarlara kaymış durumda 10-15 kalınlığında tuz tabakaları oluşmaktadır. Gölün bu durumundan çevre halkı da önemli ölçüde yararlanmaktadır. Gölden çıkarılan tuz işlenmek üzere şehir merkezindeki tuz fabrikalarında işlenip arıtılarak yemek tuzu haline getirilmektedir. Gölden yalnızca yemek tuzu elde edilebilmektedir. Halk gölden elde ettiği tuzla önemli miktarda gelir elde etmektedir. Gölün çevresinde bulunan mera ve sulak araziler yine halkın hayvanlarını otlatmak için yararlandığı bir bölgedir. Gölün çevresinde bulunan sazlıklar ve halk dilinde "ılgın" denilen bitkiler yazın kuru oldukları zaman kesilir ve kışın yakmak üzere hazırlanır. Palas Tuzla Gölü 1993 yılında 1. derece doğal sit alanı ilan edidi , aynı zamanda Türkiye'nin yeni Ramsar alanları listesine girdi. Göl ve çevresi M.Ö. II. bin yılının başından günümüze kadar Hititler, Dulkadiroğulları ve Osmanlı Devleti gibi birçok devlet ve beyliğin yerleşim alanı olmuş, ticaret ve göç yollarının öemli kesişim noktalarından biri olmuştur. Göl ve çevresi tarihi ipek yolunun da üzerinde bulunmaktadır. O dönemde ticaret için Sultanhanı gibi birçok han bulunmaktadır. Dünyaca ÖnemiKayseri Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarından göç eden kuşların göç yollarının bileşme noktasıdır. Ayrıca Kayseri, önemli sulak alanlar olan Palas Tuzla Gölü, Hürmetçi ve Sultan sazlığına sahiptir. Çeşitli ekosistemlerin bir arada bulnup kaynaşmasıyla Palas Tuzla Gölü zengin bir biyolojik çeşitliliğe sahiptir. IUCN ve Türkiye Kuşları Kırmızı Listelerine göre nesli tükenmek tehdidi altında bulunan bazıları göç döneminde burada görülmekte bazılarıda burada üremektedir. Bu kuşlaraşağıda sıralanmıştır;

Prof. Dr. Sinsi 10-29-2012 09:26 AM

Türkiye'deki Göller-Göllerimiz
 
Eber Gölü

Eber Gölü, Afyonkarahisar'ın Bolvadin ilçesinde bulunan göl Türkiye'nin 12. büyük gölüdür. En derin yeri 21 metredir.

Yüzölçümü 62 km² - 164.5 km²
En büyük derinlik 21 metre
Yüzey rakımı 967 metre

Konumu ve oluşumu
Eber Gölü, İç Anadolu Bölgesindeki Akarçay Havzasında, yüzey alanı 125 km² bulan, bir tatlı su bataklık olan, kuzeyinde Emir Dağları ve güneyinde Sultan Dağları, denizden 967 metre yükseklikte olan bir çöküntü gölüdür. Bulunduğu Akarçay Havzası, hep sismik olarak aktif olan, kuzeybatı-güneydoğu yönünde ortalama 100 kilometre uzunlukta ve 25 kilometre genişlikte olan çökük alandır. Bir zamanlar çok büyük ve derin olan, son Buzul Çağı (Pleistosen) gölünden geriye kalan, diğer göller gibi artık bir göldür.

Eber Gölü, Akarçay ve Sultandağları'ndan gelen kaynak suları ile beslenmektedir. Bu sebeple yıl içerisinde yüzölçümü farklılık gösterir. En düşük su seviyesi Ekim 1991'de görülmüştür. Göl alanı 62 km²'ye kadar düşmüştür. En yüksek su seviyesi ise Mayıs 1969'da görülmüştür. Göl alanı 164.5 km²'ye ulaşmıştır.
Gölün doğal yapısı
Göl, Türkiye'nin en ilgi çekici göllerindendir. Çok büyük bir göl olmasına rağmen üzerinde bulunan kamışlardan dolayı büyük kısmı göl değilde çayırlık gibi görülür. Özellikle avcıların uğrak yeridir. Üzerinde yüzlerce yüzen adacık bulunur, bu adacıklara yerli halkın "kopak" adını verdiği, kopaklar kalınlaşan kamış köklerinin topraktan ayrılarak üzerine zamanla rüzgarın etkisiyle toprak birikmesiyle meydana gelir. Bazı kopaklar o kadar büyüktür ki üzerlerinde balıkçıların, avcıların ve kamışçıların barınaklar kurdukları da görülmüştür. Etrafında kurulmuş Derekarabağ, Ortakarabağ, Yenikarabağ ve diğer komşu köylerde tarımla uğraşan insanlar, Göl kıyısındaki ekilebilir tarlalarda buğday ekip yaşamlarını sürdürürler. Bitki örtüsü
Yüzeyinin çoğu yüksekliği beş hatta altı metreye ulaşan kırmızı kamışlarla kaplı olan Eber Gölü, sığ kıyılarında su bitkileri ve etrafında diğer bitkiler yetişir, bunlar;

Hasırotu
Kırmızı kamış

Balık türleri
Sazan balığı
Aynalı Sazan balığı
Turna balığı
Dere kaya balığı

Göçmen su kuşları
Birçok göçmen su kuşları avlanmak, kamış adalarda kuluçkaya yatmak (üremek) ve bazıları kışlamak için Eber Gölüne gelirler, bunlar;

Küçük karabatak
Bayağı kaşıkçı
Dalmaçya Pelikanı
Bayağı balaban
Balıkçılgiller
Alaca balıkçıl
Erguvani balıkçıl
Pasbaş patka
Gülen sumru
Büyük cılıbıt
Sakarca kazı
Küçük sakarca kazı
Sakarmeke,
Dikkuyruk
Kılıçgagagiller'den
Bayağı aynak ve kamışların arasında kum adalarda Kolyeli büyük yağmurcunu kuluçkaya yattıkları gözlenmiştir.

Ekonomik önemi
Seka Afyon Kağıt Fabrikası, ihtiyacının bir kısmını Buğdaygillerden, sulak, nemli yerlerde yetişen, boğumlu, sert gövdesi olan kamış (Phragmites australis) bitkisini, Eber ve Karamık Gölünden elde eder. Yaklaşık olarak burada bin insan çalışır.[1] Çevredeki köylüler gölde yetişen kamış ve hasır otunun işlenmesi ile geçimlerini sağlamaktadır.

Günümüzdeki durumu
Göl eski zamanlarda Akşehir gölü ile büyük tek bir göl halindeydi. Fakat zamanla su kaynaklarının azalması ile Akşehir Gölü Eber gölünden ayrılarak ayrı bir göl oluşturdu. Halen eber gölü bir kanal vasıtasıyla Akşehir gölüne su aktarmaktadır.

Günümüzde küresel ısınmanın etkisiyle ve özellikle su kaynaklarının bilinçsiz kullanılmasıyla göl küçülmeye başlamıştır. Bu nedenle Akşehir Gölüne su aktarılamamış bu da Akşehir Gölünün sularının çekilmesine sebep olmuştur. Bu nedenle Türkiye'nin en güzel göllerinden biri olan göl yokolma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Bilinçsizce yapılan barajlar ve çiftçilerin sulama amacıyla kullandıkları dalgıç pompa'lar gölün hem hem yerüstü hem yeraltı sulama kaynaklarını neredeyse sıfıra indirmişlerdir. Bunun neticesinde çevre mühendislikleri çalışma başlatmış ve 2007 sonunda bitecek projeler geliştirmişlerdir.

Eber Gölü, bir zamanlar kuş cenneti görünümünde ve yüzeyinde su çiçekleriyle bezenmiş bir bahçe iken, bugün yanına yaklaşılmayacak kadar kirletilmiştir. Eber Gölü’nü tehdit eden en büyük unsurlar, Afyonkarahisar şehrinin atıkları, Şeker ve Alkoloid Fabrikalarının atıklarıdır. Diğer bir tehdit unsuru da, atıkların Eber Gölü’nde biriktikten sonra gölün arıtma vazifesi görmesi ve bu nedenle de süzülen temiz suyun Akşehir Gölü’ne akıtılmasıdır. Gölün derinliği bugün 1.70 m'ye kadar düşmüştür. Önlem alınmadıgı takdirde daha da düşeceği bir gerçektir. Gölde ekonomik değeri en yüksek olan kamış üretimi yapılmakta ve sazan, turna ve aynalı sazan balığı bulunmaktadır. Ayrıca gölün av turizmi içermesi sebebiyle de il dışından birçok kişinin göl kıyısına av evleri yapmasına yol açmıştır.

Eber Gölünde, Temmuz 2002 - 2003 yılları arasında yapılan bir araştırma sonucunda Monogenea asalakları burada incelenen Balıkların, iki tür Monogenea (Gyrodactylus elegans, Dactylogyrus extensus) solungaç ve yüzgeçlerinde; bir tür Digenea (Posthodiplostomum cuticola) deri ve yüzgeçlerinde; bir tür Cestoda (Bothriocephalus acheilognathi) bağırsaklarında, ve bir tür Arthropoda (Argulus foliaceus) deri, solungaç ve yüzgeçlerinde bulunmuştur.

Eber Gölü, su yılanı, tatlı su balıkları, su kuşları, su kaplumbağaları ve diğer yabani hayvanların geniş nüfusunu korumak için, Konya Kültür ve Tabiat Varlıkların Koruma Kurulunun 22 Haziran 1992 gün ve 1359 sayılı kararıyla "1. Derece Tabiat Sit Alanı" ilân edilmiştir.

Prof. Dr. Sinsi 10-29-2012 09:27 AM

Türkiye'deki Göller-Göllerimiz
 
Erçek Gölü

Erçek Gölü, Doğu Anadolu Bölgesi'nde, Van Gölü'nün doğsunda lavların yığılmasıyla oluşmuş bir set gölüdür. Erçek Gölü Van Gölü’nün 30 km doğusunda 380 39’ K 430 33’ D koordinatları içinde yer alan ve suları alkali özelliklerde olup pH değeri10.75 ile 9.40 arası değişen bir göldür. Yüzey alanı 114 km2, yüzey kotu ise 1808.32 km2 dir. Van Gölü havzasında, 114 km2 yüzey alanıyla, Van Gölü’nden sonraki en büyük göldür. En derin yeri 40 m olup ortalama derinlik 18.45 m dir (Sarı ve İpek, 1998). Gölü besleyen tek akarsu gölün doğusundan dökülen Memedik Deresi’dir. Erçek gölü, Van Gölü’nün doğusunda, tuzlu ve sodalı suyu olan bir göldür. Gölde doğal olarak hiçbir balık türü yaşamamaktadır. Ancak 1985 yılında Van Tarım İl Müdürlüğü tarafından göle, Van Gölü’nden alınan inci kefalı yavruları yurtlandırılmıştır. Bu işlem 1992 yılına kadar her yıl tekrarlanarak devam ettirilmiştir. Gölde daha önce 3 adet kooperatif kurulmuş olup balıkçılık teşvik edilmişse de kooperatiflerin üreme dönemi balıkçılığında ısrar etmesi bu çabaları boşa çıkarmıştır. Bu yüzden de halihazırda profesyonel balıkçılık yapılmamaktadır (Sarı ve İpek 1998). Ancak üreme döneminde inci kefalı toplu şekilde tatlı sulara göç ederken, kaçak yollardan üreme dönemi balıkçılığı yapılmaktadır. Bu balıkçılığın şiddeti ve populasyon üzerindeki etkisi literatür yetersizliğinden dolayı bilinmemektedir. Yine göldeki inci kefalı populasyonunun biyolojik özellikleri üzerine hiçbir çalışma yapılmamış olup sadece Sarı ve İpek (1988) tarafından dağılımları incelenmiştir.

Erçek Gölü ile İlgili Çalışmalar

Erçek Gölü Van Gölü havzasında önemli bir yere sahip olmasına karşın hakkında pek az çalışma yapılmıştır. Bu çalışmaların çoğu gölün fiziksel özellikleri ve etki alanı içerisindeki diğer canlıları kapsamaktadır. Erçek Gölü inci kefalı popülasyonu hakkında yukarıda anılan çalışma dışında başka bir çalışmaya rastlanmamıştır.

Behçet ve Atlan (1994), Van-Erçek, Turna-Bostaniçi göllerinin sucul florasını inceledikleri çalışmada Erçek Gölü ile ilgili olarak Memedik Deresi’nin döküldüğü göl kıyılarında Phragmites australis ile tuzcul bir tür olan Puccinella qiantea’nın dominant olduğu bitki topluluklarının görüldüğünü, gölün doğu kıyılarında yer alan alüvyonlarda da İris spuria subsp. musulmunica topluluklarının olduğunu bildirmişlerdir.

Yıldız (1997), Erçek Gölü zooplankton türleri ile bu zooplanktonların aylık ve mevsimsel dağılımlarını incelemiştir. Çalışma süresince sıcaklığın 1-23 0C arasında değiştiğini, en yüksek pH 10.75, en düşük pH değeri ise 9.40 olarak bildirmiştir. Çözünmüş oksijen oranı en yüksek 6.7 mg/lt, en düşük değer olarak 2.9 mg/lt ölçülmüştür. Bu çalışma ile Erçek Gölü zooplanktonunu Cladocera, Copepoda, Rotatoria, Ostracoda ve Diptera’nın oluşturduğu tespit edilmiştir. Tüm zooplankton türleri içinde, %51 Copepoda, %37 Rotifera, %12 Cladocera bulunduğunu bildirmiştir.

Sarı ve İpek (1998) Erçek Gölü’nün batımetrik özelliklerinin belirlenmesi adlı çalışmalarında çeşitli uydu verilerinden faydalanarak gölün su seviyesi haritasını belirlemişlerdir. Yine aynı çalışmada GPS ve ecosounder kullanılarak gölün en derin noktasının 40 m ve ortalama derinliğinin 18.45 m olduğunu tespit etmişlerdir. Kullanılan bu ecosounder yardımıyla göldeki inci kefalı populasyonunun dağılım alanları belirlenmiştir. Yapılan çalışmada Ağustos ayında 6-20 m derinliklerde ancak genel olarak 10 metre derinliklerde olduğunu tespit etmişlerdir. Yine bu çalışmada Erçek Gölü’nün son su seviyesi kotu 1810.52 olarak bildirilmiştir...

Prof. Dr. Sinsi 10-29-2012 09:27 AM

Türkiye'deki Göller-Göllerimiz
 
Hazar Gölü

Hazar Gölü, Elazığ yakınlarında, güneybatı-kuzeydoğu doğrultusunda uzanan tektonik bir göl. Kuzeyinde Deveboynu, güneyinde ise Hazar Baba Dağları yer almaktadır. Göl suları tatlı olup, su girdisinin olduğu yerlerde küçük sazlıklar bulunmaktadır. Batıda kürk suyu ağzında Kürk Deltası, doğuda ise Zıkkım deresi ağzında Gezin Deltası oluşmuştur.

Uzunluğu 22 km, genişliği 5-6 km civarındadır. Türkiye'nin en derin göllerinden biridir.

Gölde karabalık ve aynalısazan avlanır. Gölde konaklayan en yaygın kuş topluluklarını batağanlar ve sakarmekeler oluşturmaktadır.

Hazar Gölü doğal sit alanı statüsündedir. Göl tabanında bulunan batık yapıların eski saray ve manastır kalıntıları olduğu sanılmaktadır. "Hazar Sulama Projesi" için santrale gölden su pompalanması nedeniyle göl seviyesinde oldukça ciddi bir düşüş yaşanmış ve kalıntıları su yüzeyine çıkmıştır. Su çekilmesinden dolayı ekosistemin bozulacağı tespit edilince su çekimine ara verildi. 2007 sezonunda kota sabit kalmıştır. Ancak geçen senelerden az olsa dahi kirlilik devam etmektedir. Aşırı ve kaçak avlanma önlenememektedir. Sit alanı olmasına rağmen kıyıdaki tesislerden dolayı sivil halk sahilden yararlanmada güçlük çekmektedir.

Prof. Dr. Sinsi 10-29-2012 09:27 AM

Türkiye'deki Göller-Göllerimiz
 
Bafa Gölü

Konum Güneybatı Türkiye
Koordinatlar 37°30′N, 27°25′E
Uzunluk 16 km
Genişlik 6 km
En büyük derinlik 21 m
Kıyı uzunluğu 50 km
Yüzey rakımı 10 m
Adalar Kapıkırı, İkizce, Menet ve Kahvesar adası

Çamiçi olarak da bilinen Bafa Gölü, Büyük Menderes Nehri deltasının güneydoğusunda yer alan, en derin yeri 21 metre olan sığ bir göldür. Aydın ve Muğla il topraklarında yer alır. Eski zamanlarda Ege Denizi'nin bir parçası olan göl Büyük Menderes'in taşıdığı alüvyonlar ile birlikte, kıyıdan kilometrelerce içerde kalmıştır. Ülkemizin önemli kuş cennetlerinden biridir. Göl kıyısında, antik kentinin , manastırlara ve tarihî mağaralara rastlamak mümkündür.

Bafa'da göle dökülen nehir sularının azaltılması ve kirletilmesiyle değişen kimyasal içeriği ve azalan oksijen miktarı yüz binlerce balığın ölmesine ve ekosistemin geri dönülmez bir kavşağa sürüklenmesine neden olmuştur. Bunun dışında, gölle bağlantısı bulunan Büyük Menderes nehrinin bağlantısının gölden tamamen koparılması ve gölün çevresine kurulmuş zeytinyağı fabrikalarının atıklarının arıtılmadan göle dökülmesine göz yumulması felakete davetiye çıkarmıştır.

Prof. Dr. Sinsi 10-29-2012 09:27 AM

Türkiye'deki Göller-Göllerimiz
 
Köyceğiz Gölü
Köyceğiz Gölü, Muğla'nın Köyceğiz ilçesinde bulunan bir göldür. 52 km²'lik tatlı su gölüdür. Derinliği 20-60 metre arasında değişir.

Her türlü tatlı su balığı bulunur. Ayrıca güneyinde nesli tükenmekte olan Nil Kaplumbağası bulunur. Göl içerisinde dört adet irili ufaklı ada mevcuttur. Etrafı dağlarla çevrili olup en yükseği Ölemez Dağı'dır. Sazlıklarla kaplı doğal bir kanalla göl Akdeniz'e bağlanır. Bu tür göllere yani denizle doğal bir kanal vasıtası ile birleşen göllere ayaklı göl adı verilir. Dünyada bu tür göllerin sayısı Köyceğiz Gölü'yle beraber sadece yedi tanedir. Yani dünyadaki doğa harikası yedi ayaklı gölden birisi de Köyceğiz Gölü'dür.

Köyceğiz Gölü Akdeniz Bölgesi'nin batı ucunda, ilçe hudutları içerisinde, suyu hafif tuzlu ve çevresindeki kaplıcalardan karışan kükürtlü bir göldür. Gölün, önü alüvyonlarla tıkanmış eski bir körfezden türediği sanılmaktadır. Hemen her zaman sakin olan gölde, yılın 8 ayında su kayağı yapılması mümkündür.

Prof. Dr. Sinsi 10-29-2012 09:27 AM

Türkiye'deki Göller-Göllerimiz
 
Işıklı Gölü

Işıklı Gölü Denizli ve Afyonkarahisar illeri arasında, Çivril ovası üzerinde yer alan bir tatlısu gölüdür. Göl su kuşları için önemli bir yaşam, yumurtlama, kuluçka ve göç ortamı oluşturmaktadır. Bölgede kuluçkaya yatan arasında Küçük Baladan, Alaca Balıkçıl, Küçük-Büyük Ak Balıkçıl, Erguvan Balıkçıl, Çeltikçi, Boz Kaz, Angıt, Pasbaş Dalağan, Deniz Kartalı, Saz Delicesi, Kızıl Şahin, Uzunbacak, Gülen Sumru, Kır İncikuşu önemli örneklerdir. Kışın gölde gözlenen su kuşları arasında Küçük Karabatak, Büyük Ak Balıkçıl, Sakarca Kazı, Boz Kaz, Çamurcun, Kıl Ördek, Kepçel, Batak Çulluğu örnek verilebilir. Ayrıca Deniz Kartalı, Sakallı |Akbaba, Gökçe Delice, Büyük Orman Kartalı, Şah Kartal, Bıyıklı |Doğan, Ulu Doğan bölgede kışlayan yırtıcı kuşlardır. Gölün taşıdığı potansiyel nedeniyle Önemli Kuş Alanı (ÖKA) ilan edilmesi önerilmiştir. Günümüzde göl sulama, balıkçılık ve balık çiftlikleri amaçları ile değerlendirilmek

Prof. Dr. Sinsi 10-29-2012 09:27 AM

Türkiye'deki Göller-Göllerimiz
 
Nazik Gölü

Nazik Gölü, Van Gölü'ne 25 km kadar uzaklıktadır ve Ahlat ilçesinin kuzeybatısında yer alır. 30 km² alana sahiptir. 1.876 metre rakıma ve 40-50 metre derinliğe sahip olan gölde aynalı sazan ve inci kefali yetiştirilmektedir.

Prof. Dr. Sinsi 10-29-2012 09:28 AM

Türkiye'deki Göller-Göllerimiz
 
Sapanca Gölü

Sapanca Gölü, Adapazarı ile İstanbul arasında Kocaeli sınırına yakın bölgede, Sapanca ilçesi içinde yer alan bir göldür.

Yazın ve kışın seyahat eden yolcuların uğrak noktası olan Sapanca Gölü kıyısında çeşitli balık restoranları ve pansiyonlar bulunur. Kaynağını dağlardan gelen kar suları ve Derbent deresinden alan gölde, turna balığı, yayın balığı, sazan türleri ve alabalık bol miktarda bulunur. Sapanca gölü Cok güzeldir herkesin gelmesini tavsiye ediyoruz.

Uzunluğu 16 km, en geniş yeri ise Sapanca ile karşı kıyı arası olup, 5,5 kmdir. Yüzölçümü 42 km2, en derin yeri ise Sapanca açıklarında 61 mdir.Yağış alanı, 252 km2yi bulan Sapanca Gölü, genel olarak güneyindeki dağlardan gelen derelerle beslenir. Gölde yılda ortalama 75 cm kadar bir seviye değişikliği görülür. Göl seviyesi sonbaharda en alçak, ilkbaharda en yüksektir. Senenin bol yağışlı zamanlarında çark deresi kapakları açılarak bir nevi su tahliyesi sağlanmakta ve gölün seviyesi bu şekilde dengede tutulmaktadır.

Prof. Dr. Sinsi 10-29-2012 09:28 AM

Türkiye'deki Göller-Göllerimiz
 
Abant Gölü

Abant Gölü, Bolu'nun 34 kilometre güney batısında bulunan, çam ve köknar ağaçlarının baskın olduğu bir Tabiat Parkı içinde, yaklaşık 1350 metre yükseklikte bulunan ve alanı 125 hektarı bulan bir heyelan gölü dür. En derin yeri 18 m'dir. Gölden çıkan ve Abant Alabalığı olarak bilinen balık literatüre Salmo trutta abanticus olarak girmiştir. Göl birkaç kaynak suyu, iki-üç kısmen devamlı olan akarsu ve özellikle de kar ve yağmur suları ile beslenmektedir. Gölün etrafında oteller ve restoranlar mevcuttur. Abant gölünün Ankara yaklaşık uzaklığı 2 saat kadardır.

Prof. Dr. Sinsi 10-29-2012 09:28 AM

Türkiye'deki Göller-Göllerimiz
 
Salda Gölü

Salda Gölü, Burdur'un Yeşilova ilçesinde, ilçe merkezine 4 km. uzaklıkta, ormanla kaplı tepeler, kayalık araziler ve küçük alüvyal ovalarla çevrili hafif tuzlu tektonik bir göldür. Göller bölgesi içindedir. Yüzölçümü yaklaşık 44 kilometrekaredir. 184 metreye varan derinliği ile Türkiye'nin en derin göllerinden biridir.

Kış aylarında önemli sayılarda barındırdığı pasbaş, patka ve dik kuyruk ördek Salda Gölü'nün uluslararası öneme sahip sulak alanlar içerisinde yer almasını sağlamaktadır. Çevresi karaçam ormanlarıyla çevrili olup plajları vardır. Göle 1989 yılında Doğal Sit Alanı statüsü verilmiştir.

Suyunun temizliği ve turkuaz rengiyle oluşan güzel manzaranın yanı sıra, güneybatı ve güneydoğu kıyılarında yer alan küçük kumsallar alanın rekreaktif amaçlı kullanımına olanak sağlamaktadır.

Salda Gölü Burdur ilinin yaklaşık 60 km. batısında yer alır. Türkiye'nin en derin, en temiz, en berrak özelliklere sahip gölü olarak tanınıyor. Deniz seviyesinden yüksekliği 1140 m.'dir.

Göl suyunun terkibinde magnezyum, soda ve kil bulunması bazı cilt hastalıklarının tedavisinde yararlı sonuçlara sebep oluyor. Uzmanların yaptığı araştırmalara göre göl suyu sivilcelere iyi geliyor. Gölün arka kısmında kalan orman örtüsü keklik, tavşan, tilki, yaban domuzu, göl ise yaban ördeklerine ev sahipliği yapıyor.

Salda Gölü yoluGöl içindeki suların çekilmesiyle görülmeye başlayan yedi beyaz ada, gölün güzelliğine bir başka güzellik katıyor.

Gölün doğusunda Yeşilova ilçesi, güneybatısında Salda, kuzeybatısında Doğanbaba ve kuzeydoğusunda Kayadibi köyleri yer almaktadır.

Son 20 yıldır, göl seviyesinde 3-4 metreyi bulan bir çekilme olmuştur. Hâlen çekilme devam etmektedir.

Prof. Dr. Sinsi 10-29-2012 09:28 AM

Türkiye'deki Göller-Göllerimiz
 
Balık Gölü

Balık Gölü, Doğu Anadolu Bölgesi'nde, Aras Dağları üzerinde Türkiye'nin en yüksek gölüdür. Denizden yüksekliği 2.241 metredir.

Balık Gölü, Doğubayazıt ilçesinin yaklaşık olarak 54 km. kuzeybatısında yer alır. Göle Doğubayazıt-Ağrı modern karayolunun 30. km. sinden itibaren kuzeybatı yönüne doğru ayrılan stabilize bir yol ile Suluçem (Musun) ve Gürgüre köyü geçildikten sonra ulaşılabilmektedir.

Eleşkirt Ovası ile Iğdır ve Doğubayazıt Ovaları'nın oluşturduğu üçgen arasındaki yüksek sinek yaylasında yer alan Balık Gölü'nün kuzeybatı-güneydoğu uzunluğu yaklaşık olarak 11 km dir. En geniş yeri ise güneyde 6 km. dir ve kuzeye doğru gittikçe daralır. Gölün kapladığı alan 34 km. kare dir.
Göl volkanik hareketler sonucunda oluşmuştur. Güneydoğu da Mozik Dağı volkanından inen lavlar Musun'a (Suluçem) uzanan vadinin önünü kapatmış ve arka tarafta kaynak ve dere suları birikerek Balık Gölü'nü oluşturmuştur. Gölün çevresi yüksek dağlarla çevrilidir ve bu dağlardan inen sular yıl boyunca gölü besler. Kanice Yaylasından inen Kanice Suyu, Göz Dağı'ndan inen Şevkabat
Suyu, Kızıl Ziyaret Suyu ve Osman Bey suları bunların başlıcalarıdır. Yüzeyden gelen bu suların yanında gölü dipten besleyen pınarlar da vardır. Bunların en büyükleri Adakent ile Abubeşik arasında, küçük bır kısmı da Adakent ile Kuştiya arasındadır. Güçlü bir akarsu akmadığı için alüvyonal dolgusu az olan gölün derinliğinin orta kısımlarda 150-200 m. yi bulduğu söylenmektedir. Göl suları güney doğu yönde oluşan lav setlerinin üzerinden Musun (suluçem) ovasına doğru akar. Yer yer andezitten oluşan derin kayalık vadiler içinden geçerek bir çay gibi hızla akan dere suyu, Balık Gölü Deresi adını alır. Bazı noktalarda küçük şelaleler oluşturarak akan bu su Doğubayazıt Ovasına kadar uzanır. Günümüzde Modern Doğubayazıt kentinin su gereksinimi buradan karşılanmaktadır. Ayrıca son yıllarda suyun kontrollü dağıtımı için bu noktaya bir baraj inşa edilmiştir.

uyu oldukça temiz olan Balık Gölü'nde Alabalık bol bulunur ve avlanır. Balıkların en yoğun bulunduğu alan başında Adakent civarlarıdır, buradan çıkarılan alabalıkların bazıları 5 kg. bulur ve Adakent balığı ile ünlüdür. Gölde alabalığın yanında sazan ve bıyıklı balık da bulunur. Gölde balık genellikle kış aylarında avlanır bir bölgede yeterli açıklık oluşturacak bir buz kütlesi kırılır ve bu alana toplanan balıklar ağlar atılarak toplanır. Bir ağ atışında 400-500 balık tutulduğu olur ve tutulan balıklar daha çok Doğubayazıt'a sevk edilerek, buralarda tüketiler. Gölde ayrıca özellikle yaz aylarında, ördek, martı, angut, kuğu ve karabatak yaşar.
Balık Gölü'nün kuzey bölümünde, Abubeşik köyünün hemen karşısında, kıyıya yakın bir yerde 50 m. kadar uzunluğunda ve 30 m. genişliğinde, bir kaya parçası halinde ada bulunur. Üzerinde bir kale harabesi bulunduğu için bu adaya kale adı verilmiştir. Bu alan özellikle martılar tarafından yurt edinmiştir. Abubeşik köyü yakınlarından göle doğru bir yarım ada uzanmaktadır. Bu bölümde de harabeler bulunmaktadır ve bu alanda bulunan bir sikke üzerinde konstatinin adı bulunmaktadır. Balık gölü Doğu Anadolu Bölgesi'nin en büyüklerinden olmasa bile gerek konumu ve gerekse tarihsel çevresi ve barındırdığı zengin alabalık sürüleri ile ilginç göllerinden birisidir. Burada olduğu kadar alabalık bölgelinin hiçbir yerinde yoktur. Sistemli ve planlı yatırımlarla buranın Doğu Anadolu Bölgesi'nin en önemli balık üretim çiftliğine dönüştürülmesi olasıdır. Son yıllarda göl çevresinde yapılan arkeolojik çalışmalar ilginç sonuçlar vermiştir. M.Ö. 2000'li yıllara tarihlenen mezarlar ve kale kalıntıları tespit edilmiştir. Bunun yanında gölün güney doğu kısmında, Balık Gölü Deresinin aktığı bölümde yapılan incelemelerde Urartu yapı kalıntıları daha da önemlisi urartu sulama kalıntıları ve destek duvarlarına rastlanmıştır. Bu kalıntılar göl suyunun günümüzden 2700 yıl önce Urartular tarafından sulama amacı ile kullanıldığını göstermektedir.

Gölün güneydoğu ucundan çıkan derenin önü Urartular döneminde kuzey-güney doğrultusunda iri taşlardan yapılan bir duvarla kesilerek, suyun bir kısmı yine Urartular tarafından yapılan ve hala kalıntıları bulunan bir kanala aktarılmıştır. Kanal büyük olasılıkla bu bölgede yer alan tarım alanlarının sulanması amacıyla inşa edilmiştir.
Uzunluğu tam tespit edilememekle birlikte 40 km. nin üzerinde olan kanalın geçtiği yerlerde çeşitli kalıntılar ve savunma tesisleri mevcuttur. Gürgüre, Bezirhane, Sarıbıyık, Eskisu, Pirehala, Karaşeyh, Güllüce, Kuyucak, Kervansaray yerleşim birimlerinden geçen kanalın, ulaştığı son nokta tespit edilememiştir. Bu haliyle kanal Urartuların yaptığı en büyük sulama tesisi olan ve Van Ovası'nın su gereksinimini karşılayan 54 km. uzunluğundaki Menua/Şamram kanalından sonra ikinci büyük Urartu sulama tesisi unvanını almaktadır.

Prof. Dr. Sinsi 10-29-2012 09:28 AM

Türkiye'deki Göller-Göllerimiz
 
Marmara Gölü

Marmara Gölü, Manisa'nın ilçesi Salihli'nin kuzeyindeki bir göl. Ege bölgesinde yer alır. Gölün bulunduğu saha çukur olup, batı ve kuzeyi tepelerle çevrilidir. Doğu kısmı Gediz Ovasına, kuzeybatı kısmı Akhisar Ovasına açık olup, buralardan alüvyon setleriyle ayrılır. Bu durum, Marmara Gölüne set gölü karakterini verir. Gediz çöküntü havzası içinde bulunan gölün seviyesi, Gediz Ovasının seviyesinden daha alçaktır. Derinliği az olan gölün yüzölçümü 44,5 km²dir. Gediz Nehri ile Demrek Deresinden ve kuzeydeki Kum Çayından göle kanallar açılmıştır. Bu kanallar bilhassa ilkbahar sonlarında kabarık olan akarsuların sularını göle taşırlar. Göl kapalı bir çukurda olup, suları tuzludur.

Prof. Dr. Sinsi 10-29-2012 09:28 AM

Türkiye'deki Göller-Göllerimiz
 
Akşehir Gölü

Akşehir Gölü Eber Gölü gibi, Sultan dağları ile Emir dağı arasındaki çöküntü alanında yer alır. Akşehir ilçesinin yanında İç Anadolu Bölgesi'nde bulunan bir göldür. İdari olarak Konya ve Afyonkarahisar illeri sınırları içerisinde yer almaktadır.

Kapalı bir havzada bulunduğundan dışarıya akıntısı yoktur. Buna karşın suları çok az tuzludur. Kıyılardan göle karışan tatlı su kaynaklarının bolluğu, kıyılarda suyun tatlılaşmasını sağlar. Tuzluluk orta kesimlerde ve kuzeydoğuda daha belirginleşir.

Akşehir Gölü Kap, Şimşek, Aynacı, Cevizli, Evliya, Nadir, Akşehir (Tekke), Engilli, Adıyan Çayları, Sorkunlu kaynakları ve ayrıca Sultan Dağlarından inen mevsimlik ve sürekli küçük dereler, göl çevresindeki akiferlerin yer altı suyu akımı ile göl alanına düşen yağışlarla beslenmektedir. Boşalımı ise, göl yüzeyinden buharlaşma ve sulama amacıyla alınan sularla olmaktadır.

Gölün geçmişte Taşköprü çayı vasıtasıyla Eber Gölü ile olan bağlantısı, Eber gölü çıkışına DSİ'nce inşa edilen regülatör ve sulama kanalları ile kesilmiştir.

Göldeki su seviyesi ve göl alanı, yıllara ve mevsimlere göre büyük değişiklikler göstermektedir. 1961-1991 rasat periyodunda en düşük su seviyesi Kasım 1963'de tespit edilmiştir. Buna göre su kodu 955.01 metre, göl alanı 25 500 hektar ve su hacmi 460 milyon m3 olmuştur. En yüksek su seviyesi ise Mayıs 1970'de tespit edilmiş, bu seviyedeki su kodu 959.76 metre, göl alanı 39 000 hektar ve su hacmi 2.1 milyar m3 olmuştur.

Sığ bir göl olup, derinliği 2 ile 4 m arasında değişmektedir. Gölün güneydoğusundaki yaklaşık 10 kilometrelik kıyı şeridi dışında kalan tüm kıyıları seyrek fakat geniş sazlıklarla kaplıdır. Akarsu deltalarında söğüt toplulukları mevcuttur.

Gölün flora ve faunası, Eber gölüyle benzerlik göstermektedir. Eber gölü seviyesinde olmasa bile, yine de ekolojik olarak bol gıdalı (eutrophic) göl sınıfına girmektedir. Sazan ve turna gibi ticari önemi olan balıkların yanısıra beş balık türü daha bulunmaktadır.

Akşehir Gölü de ornitolojik önemi büyük olan göllerimizden biridir. Eber gölünde üreyen, beslenen ve konaklayan bütün kuş türlerine burada da rastlanır.

Göl aynasını çevreleyen geniş sazlıklar, su kuşları için kuluçka alanı, beslenme yeri, sığınma, barınma ve toplanma mekanı olarak son derece uygun bir ortam oluşturmaktadır. Sazlıklar, burada Eber gölüne nazaran daha seyrek olmasına rağmen geniş alanlara yayılması; kuşlara avcılardan korunmak için geniş bir hareket olanağı sağlamaktadır. Yine geniş su aynası, avcılar tarafından taciz edilen kuşların sığınmaları yönünden büyük önem taşımaktadır.

Gölde, sonbahar ve kış başlarında başta yaban kazları ve yaban ördekleri olmak üzere, pelikanlar, dalgıçlar, balıkçıllar, yağmurcunlar ve martı türlerinden oluşan 60-80 bin civarında kuş görülmektedir. Özellikle yaban kazları, kış mevsiminde geceyi çok kalabalık gruplar halinde gölde geçirmektedirler. Türkiye'de görülen yaban kazı populasyonunun en büyüğü (107.000) Aralık 1977'de Tansu GÜRPINAR tarafından Akşehir Gölünde kaydedilmiştir.

Ancak kışın şiddetli dönemlerinde göl yüzeyinin donması sebebiyle, 1-2 ayda olsa göl bu işlevini kaybetmektedir. son yıllarda gölü besleyen dereler üzerine yapılan baraj ve göletler,ayrıca dsi;nin açtığı kuyular yüzünden akşehir gölü 1997 yılında kurumaya yüz tutmuş fakat 2009 yılı itibari ile yağışların iyi olması sebebiyle göl tekrar büyüme göstermiştir.* Nasreddin Hoca'nın Ya Tutarsa! deyip maya çaldığı göldür

Prof. Dr. Sinsi 10-29-2012 09:29 AM

Türkiye'deki Göller-Göllerimiz
 
Durusu

Durusu (Terkos), İstanbul ilinin Avrupa yakasında bulunan bir göl ve köy.

İstanbul’un kuzey-batısında, kente yaklaşık 40–50 km. uzaklıkta olup, 40’ 19’’ kuzey ve 28’ 32’’ doğu koordinatları arasında bulunan, lagün kökenli, az tuzlu bir göldür. Gölün denizden yüksekliği +4,5 ile -1 metre arasındadır. Fındık Dere, Deli Yunus deresi ve çok sayıda kaynak suyu ile beslenen Durusu’nun, 39 km² su alanı vardır ve en derin yeri 11 metredir.

162 milyon m³/yıl su potansiyeli ile İstanbul çevresindeki tatlı su rezervlerinin %22’sine sahiptir. Şehir kullanım suyunun önemli bir bölümünü karşılamaktadır.

Jeoloji
Durusu yerkabuğunun şekillendiği dönemlerde Karadeniz’de bir koy iken günümüzde alçak bir kumsalla denizden ayrılmış, içinde yüzlerce canlının barındığı bir göle dönüşmüştür.

Tarih
Köyün tarihi yaklaşık 1000 yıl öncesine kadar dayanır. Bugünkü köyün kuzey batı istikametinde göl kenarında kale içi olarak bilinen yarım ada üzerinde Cenevizliler tarafından bir korsan yatağı olarak kurulmuştur. O zamanlar deniz ve gölün irtibat halinde olduğu, daha sonraları doğal etkenler ile bir birinden ayrıldığı anlaşılmaktadır. Kaleiçi olarak bilinen yarım ada üzerinde bulunan kale kalıntılarında kale içinde Trikos adında bir manastırın bulunduğu ve köy ile gölün adının buradan geldiği anlaşılmaktadır.

19 yy. da İstanbul’a gelen bir Fransız elçisi şehrin susuzluğunu gözlemler ve Osmanlı Sarayından bir heyeti Fransa’ya davet eder. Fransızlar istenirse şehrin su probleminin çözümlenebileceğini belirtirler. Çizilen krokilerde Terkos gölünü su kaynağı olarak gösterirler. 1855 yılında şimdiki fabrika binasının temeli atılır ve 2 sene süresinde fabrika inşaatı bitirilerek İstanbul’a su sağlanır.

Prof. Dr. Sinsi 10-29-2012 09:29 AM

Türkiye'deki Göller-Göllerimiz
 
Dil Gölü

Dil Gölü, Dilek Yarımadası Milli Parkı sınırları içinde, Dilek Dağı'nın güneyinde kalan toplam 24 kilometrekarelik alana sahip bir göldür. Büyük Menderes nehrinin denize ulaşma mücadelesi sırasında oluşturduğu kordonla denizi bölmesi sonucu meydana gelmiş lagün sınıfından bir göl olan Dil Gölü'nün eski ismi Karinadır.

Türkiye'nin önemli kuş alanları içinde bulunan Büyük Menderes Deltası'nda yer alan Dil Gölü, bir kuş gölü olarak biliniyor. Tepeli pelikan, flamingo, cüce karabatak ve daha birçok kuş türüne bu gölde rastlamak mümkündür.

Prof. Dr. Sinsi 10-29-2012 09:29 AM

Türkiye'deki Göller-Göllerimiz
 
Küçükçekmece Gölü

Küçükçekmece Gölü, Marmara Bölgesi'nde, İstanbul'da Küçükçekmece ile Avcılar ilçeleri arasında yer alan göl.

İstanbul'un 15 km Batısında, deniz seviyesinde yer alır. Denizden, kıyı boyunca taşınan kum ve çakılların meydana getirdiği sığ bir dil ile ayrılır. Ancak bu dil, doğu ucunda gölün ayağı olan dere ile kesintiye uğrar. Bu dere gölün fazla suyunu Marmara Denizi'ne boşaltır. Denizin kabardığı zamanlarda da deniz suyunu göle akıtır. Bu sebeple gölün suyu az çok tuzludur. Göle kuzeyden Nakkaş Deresi, Sazlıdere ve Ekşinoz suları karışır. Göl, bu derelerin birleşik aşağı çığırlarının deniz tarafından kaplanmasıyla meydana gelen bir halicin önünün tıkanması sonucu lagün halini almıştır. Göl adını köprü olmadığı zamanlarda üzerinde yer alan çekmece adı verilen elle çekilerek karşıya geçmek için kullanılan salların küçük olmasından alır.

İstanbul'un banliyö semtleri, gölün doğu kenarına kadar gelir. (Küçükçekmece, Soğuksu, Menekşe, Halkalı). Göl ağzının doğusunda (Florya) ve dil üzerinde plaj kuruluşları vardır.

2008 yılında Kocaeli Üniversitesi ve Bristol Üniversitelerinin ortak çalışmaları ile çok yeni ve önemli arkeolojik buluntular keşfedilmiştir. MS 557’deki büyük depremde yok olduğu sanılan Bathonea kentine ait olduğu düşünülen bazı kalıntılar bulunmuştur. Çalışmalar sırasında bulunan kent kalıntıları, arkeologlara buranın yazılı kaynaklarda geçen ancak yeri şimdiye kadar tespit edilemeyen “Bathonea” kenti olduğunu düşündürdü. Bölgede bulunan evlerin birçoğunun kendisine ait iskelesi olması ve çok sayıda antik çapanın bulunması da dönemi anlatan tarihçi Procopius’u doğruluyor.

Araştırmaların en heyecan verici noktası ise gölün Kuzeybatı’sında Firuzköy Mahallesi, Avcılar kıyısındaki yarımadada deniz tabanındaki fener kalıntılarıydı. Fenerle ilgili ilk bulgu, göl içindeki sığlığın üstünde kalan iki taş bloktu. Blokların çevresinde yoğunlaşan sualtı arkeologları, duvar formları, mermer döşeme parçaları, seramik kalıntılar ve çok miktarda kiremit-tuğla parçaları buldular. Kalıntılar üzerine yapılan çizim çalışmaları iki farklı yapının temellerini ortaya çıkardı. Denize uzanan rıhtımın açığındaki fenerden alınan kalıntılar, Bothonea’nın önemli bir liman kenti olduğunu da gözler önüne serdi. İlk fener kalıntıların, bugünkü İstanbul’un yerinde Helenistik dönemde Milattan Önce 7. yüzyılda kurulan Byzantion’la aynı döneme ait olduğu sanılıyor. Büyük blok taşlardan alınan harç malzemesi, 5. yüzyılda II. Teodosios tarafından yapıldığı sanılan Bizans’ın dış surlarının harcıyla karşılaştırıldığın büyük benzerlikler bulundu.

Prof. Dr. Sinsi 10-29-2012 09:29 AM

Türkiye'deki Göller-Göllerimiz
 
Büyükçekmece Gölü

Büyükçekmece Gölü, Marmara Bölgesi'nde, Çatalca yöresinin güney kesiminde kıyı gölü. Göl, İstanbul'un içme suyu kaynağı olarak kullanılmaktadır. Göl, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yapılan yapılarla derinleştirilmiştir. Gölün deniz ayağına bir baraj yapılmıştır.

Çatalca yöresinden güneye doğru inen derenin (Karasu, Delice Çayı) aşağı çığırının yükselen deniz seviyesi altında kalmasıyla koy halinde oluşmuş, sonra önü, koyun orta kısmında çakıl, kum ve kil gibi maddelerin meydana getirdiği bir dil ile tıkanmıştır. Bu dil üzerinde gölü denize bağlayan bir kesinti bulunur ve bunun üzerinden çok gözlü tarihi bir köprü olan Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü geçer. Büyükçekmece Gölünün Marmara Denizi ile birleştiği yerde Büyükçekmece Barajı yer alır. Baraj ile deniz arasında hafif tuzlu bir göl, su odacıkları ve sazlıklar bulunur. Gölde balık da tutulur. Gölde eskiden 30 tür balık varken bu sayı halihazırda 4'ü yabancı tür olmak üzere 15 tür balık kalmıştır. Göl adını köprü olmadığı zamanlarda üzerinde yer alan çekmece adı verilen elle çekilerek karşıya geçmek için kullanılan salların büyük olmasından alır.

Prof. Dr. Sinsi 10-29-2012 09:29 AM

Türkiye'deki Göller-Göllerimiz
 
Seyfe Gölü

Kırşehir'in 35 kilometre doğusunda bulunan sığ Seyfe Gölü, 15 kilometrekarelik bir alanı kaplamaktadır. Denizden 1080 metre yükseklikte olan gölün bulunduğu Seyfe ovasının tamamı 152.200 hektardır. Bunun 1550 hektarı göl, 9700 hektarı geçici bataklık, geriye kalanı ise tarım alanıdır. Gölün derinliği, içeriye doğru 200 metre ilerledikçe 4-5 metreyi bulmaktadır. En derin yeri 10 -12 metre arasındadır.

Yazın suyu iyice azalan Seyfe Gölü'nün kış aylannda bol yağış nedeniyle kabardığı ve etrafının bataklığa dönüştüğü görülür. Kapalı havza olduğu için suyu, durdukça tuzlanır. Bu nedenle toprak çoraklaşır. Tuzlu suya sahip olması nedeniyle Tekel İşletmesi tarafından tuz işletmeleri açılmıştır.

Aralık 2006'da Seyfe gölü kurumuştur.

Seyfe Gölü, dünyada nesilleri azalan flamingo kuşlarının konakladığı bir yerdir. 600 binden fazla çeşitli türden kuşların bulunduğu bu alan Milli Park alanı haline getiriliyor. Av mevsiminde avcılar tarafından vurulan bu kuşların nesillerinin azalmaması için önlemler alınıyor. 50 ayrı kuş türünün kuluçkaya yattığı, 182 kuş türünün barındığı "Kuş Cenneti" ne yaklaşık 25 kuş türü de göç sırasında uğramaktadır.

Mucur'a 20 kilometre olan tektonik göl niteliğindeki Seyfe Gölü nün batısında Seyfe ve Gümüşkümbet, doğusunda Kızıldağ ve Karaarkaç, kuzeyinde Malya Düç, güneyinde Yazıkınık ve Budak köyleri bulunmaktadır.

Prof. Dr. Sinsi 10-29-2012 09:29 AM

Türkiye'deki Göller-Göllerimiz
 
Akyayan Gölü

Akyayan Gölü, Çukurova’nın güneydoğusunda Ceyhan Irmağının denize döküldüğü yerin batısında yer alan bir göldür. İdari olarak Adana il sınırları içerisindedir. Bölgede herhangi bir koruma statüsü yoktur. Ceyhan nehrinin yatak değiğtirmasi, deniz hareketleri ve Ceyhan nehrinin taşıdığı alüvyonların birikmesi ile bugünkü halini almığtır. Alüvyal baraj gölüdür.

Göl alanı ortalama 3100 hektardır. Denizden yüksekliği 2 metre, en derin yeri yaklaşık 3 metredir. Dar bir boğazla denizle iliğkili olmasına rağmen ıakınından geçen Ceıhan nehrinden etkilendiği için suları çok az tuzludur. Özellikle tağkın dönemlerinde göle bol miktarda tatlı su karığmaktadır. Bu nedenle ekolojik olarak Akıatan lagününden daha farklı bir ıapısı vardır. Saz, kamığ, kındırandan oluğan haıli zengin bir bitki örtüsüne sahiptir. Akıatan lagününde olduğu gibi göl ile deniz arasında ıüksek kumullar bulunmaktadır. Lagünde sazan, yılan balığı gibi tatlı su balıklarının yanı sıra kefal, levrek gibi deniz balıkları da avlanmaktadır. Ekolojik yönden bol gıdalı bir göldür. Akyatan lagününde olduğu gibi ılıman bir iklime sahip olması, besin maddeleri yönünden oldukça zengin oluğu su kuşlarının tercih sebebidir. Akyatan lagününden küçük olmasına rağmen, kuluçkaya ıatan, kığlaıan türler bakımından aını zenginliği göstermektedir. Kış aylarındaki kuş popülasyonu, 100.000’in üzerindedir.

Prof. Dr. Sinsi 10-29-2012 09:30 AM

Türkiye'deki Göller-Göllerimiz
 
Nemrut Gölü

Nemrut Gölü, Türkiye'nin en büyük krater gölü olup, adını M.Ö. 2100'de yaşamış Babil Hükümdarı Nemrut'tan almıştır. Yüksekliği 2250 metre olan Nemrut Dağı'nın 4. Zamanda patlaması sonucu oluşmuştur. Dağın tepesinde biri sıcak, iki krater gölü var. Soğuk Göl 13 kilometrekare büyüklükte, derinliği 155 metredir. Sıcak göl (Ilı Göl)'ün suyu 60 santigrat dereceye varabilmektedir. Üç kilometrekare alana sahiptir ve en derin noktası 100 metre civarındadır. İki göl arasında su bağlantıları bulunmaktadır. Nemrut Krater Gölü, Bitlis'e 26, Güroymak ilçesine 10 kilometre,Tatvan ilçesine 15 kilometre uzaklıktadır. Soğuk Göl'ün suyu tatlıdır ve içilebilir.

Yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken gölün çevresinde dinlenme ve konaklama tesisleri bulunmamaktadır. Bitlis-Tatvan karayolundan 13 kilometre uzaklıkta olan Nemrut Krater Gölü'nün turizme açılması için Bitlis Valiliği'nce başlatılan çalışmalar sürmektedir

Prof. Dr. Sinsi 10-29-2012 09:30 AM

Türkiye'deki Göller-Göllerimiz
 
Gala Gölü

Gala Gölü, Enez ve İpsala İlçeleri arasında bulunan göldür. Sulak saha, göl ve orman ekosistemlerini ve bu ekosistemlerde barınan çeşitli canlı türlerini ihtiva etmesi, 111 kuş türünün varlığı, nesli tehlikeye düşmüş veya nadir türleri, özellikle tepeli pelikan (Pelecanus crispus) bayağı aynak (Plegads falcinellus) ve küçük karabatak (Phalac rocorox pygmeus) gibi nesli son derece azalmış türleri barındırması kaynak değerlerini oluşturmaktadır. Gala Gölü Millî Parkı'nın sınırları içerisinde yer almaktadır.

Karataş Gölü

Karataş Gölü Burdur sınırlarında olmasına rağmen Antalya - Serik bölgesine daha yakın bir yerde bulunan küçük ve sığ bir tatlı su gölüdür. Gölde bol miktarda sazlık alan bulunmaktadır. Balık popülasyonu açısından bol miktarda yayın balığı bulunmaktadır.

Mogan Gölü

Mogan Gölü veya yerel adıyla "Gölbaşı", Ankara'nın 25 km güneyinde Gölbaşı ilçesinde bir göldür. Uzunluğu 4 km, genişliği 1,25 km'dir, yözölçümü 2,5 mm2'dir. Alüvyon birikimini arkasında oluşmuştur, gölün suyu hafif tuzludur. Eymir Gölü ile bağlantılıdır.

Mogan Gölü Çevresi Rekreasyon Alanı

Göl kıyısında kurulan Mogan Gölü Çevresi Rekreasyon Alanı 601.879 m2'lik bir alana sahiptir. Bunun 203.650 m2'lik bir kısmı "Doğa Parkı" olarak ayrılmıştır, burada göç eden kuşların konaklaması mümkün kılınmıştır. Rekreasyon alanında yürüyüş yolları, spor alanları, iskeleleri, piknik alanları, at maneji, spor, eğlence ve lokanta tesisleri bulunmaktadır.

Ekolojisi ve Çevre sorunları

Mogan gölü sularında Sazan, kadife balığı, kerevit yetişir.

Göl, şehirsel ve endüstriyel kirlenmeye maruzdur. 2008'de Kızılırmak nehrinden göle su verilerek suyun oksijenlenmesi sağlanmıştı, 2009'da bu su verilmeyince binlerce yavru gümüş ve sazan balığının ölmüştür.

Sarıkum Gölü

Sarıkum Gölü (Sİnop - Merkez)Deniz seviyesindeki bir vadinin içinde yer alan kumul, göl ve orman alanlarından oluşan kompleks bir ekosistemdir. Alanın doğal açıdan en çarpıcı özelliği birkaç küçük dere ile beslenen ve su seviyesi yükseldiğinde küçük bir kanal yoluyla denize boşalan, 184 ha.lık hafif tuzlu sığ bir göl olmasıdır. Gölün tabanı kumludur. Özellikle güneybatı bölümü bataklık ve turbalık bitki örtüsü ile kaplıdır. Gölün güneyinde mevsimsel su basar dişbudak ormanı geniş yer tutar. Daha kuru alanlarda meşe ve gürgen ormanları gölü çevrelerken, kumulların bir bölümünde çam türleri ile ağaçlandırma yapılmıştır. 1987 yılında Tabiatı Koruma Alanı, Göl ve çevresi 1991 yılında Doğal Sit alanı ilan edilmiştir.

Aktaş Gölü

Aktaş Gölü (Ardahan - Çıldır)Alan : 2700 ha.1798 metre gibi yüksek rakımlı bir platoda yer alan göl tektonik oluşumludur. Göl Gürcistan sınırında yer almakta olup 1400 hektarlık kısmı Ülkemiz sınırlarında geri kalan 1300 hektarlık kısmı Gürcistan sınırlarında yer almaktadır. Göl içerisinde oniki tane irili ufaklı ada bulunmaktadır. Göl birkaç küçük dere vasıtasıyla beslenmektedir. Göl su seviyesinin artığı bahar aylarında göldeki fazla su Kura Nehrine boşalır.Göl kıyısında ve adalarda yer yer sazlanma gözlenmektedir.

Yarışlı Gölü

Yarışlı Gölü (Burdur-Yeşilova)Alan : 1400 ha.Burdur Gölü’nün güneybatısında yer alan ve ondan küçük tepelerle ayrılan, sodyum fosfat, sodyum klorür ve sodyum sülfat konsantrasyonu yüksek sığ bir göldür. Gölün su seviyesi yıl boyunca büyük değişiklikler göstermektedir. Yaz aylarında büyük ölçüde kuruyan göl çevresinde geniş tuzcul bataklıklar ve çamur düzlükleri bulunmaktadır- Tatlısu kaynaklarının göle ulaştığı yerlerde sınırlı bir bitki örtüsü gelişmiştir. Gölün çok fakir bir sucul yaşam ortamı olduğu, sadece ekonomik değeri olmayan bir tür balığın (dişli sazancık) yaşadığı bilinmektedir. Angıt ve dik kuyruk için önemli bir kışlama bölgesi olan göl bu özelliği ile uluslararası öneme sahip sulak alan statüsü kazanmaktadır.

Samsam Gölü

Samsam Gölü (Konya - Kulu)Alan : 400 ha.Yeraltı suyu, birkaç küçük dere ve yağışlarla beslenen küçük, sığ bir tatlı su gölüdür. Gölün yakın çevresi çayırlıklarla kaplıdır. Yaz sonlarında göl tamamen kurur. Samsam Gölü, Tuz Gölü ve çevresindeki diğer göllerle oluşturduğu ekolojik bütünlük nedeniyle bu alanlarda üreyen ve beslenen pek çok kuş türü için büyük önem taşımaktadır. İnce gagalı martı ve gülen sumru için önemli bir üreme alanı olduğu bilinmektedir. Samsam Gölü 1992 yılında Sit Alanı ilan edilmiştir.

Acıgöl

(Afyon / Denizli - Dazkırı/Başmakçı/Çardak)Alan : 21.000 ha.Sığ bir tektonik göldür. Göl, dağlardan gelen yüzeysel akımlarla, kaynak sularıyla ve doğudan Başmakçı tarafından gelen Kocaçay’ın sularıyla beslenir; gölün gideğeni yoktur.Sulak alan ve çevresindeki dağlarda üreyen angıt, yıl boyunca büyük sayıda görülür. 1993’te yaklaşık 150 yuvadan oluşan bir flamingo kolonisi belirlenmiştir. Bu kayıt Acıgöl’ü Türkiye’de flamingonun ürediği beş alandan biri durumuna getirmişse de, üremenin her yıl gerçekleşmediği sanılmaktadır. Alan aynı zamanda üreyen kılıçgaga, akça cılıbıt, mahmuzlu kızkuşu ve gülen sumru popülasyonlarıyla da önem kazanır.Acıgöl çevresinde yakın zamana kadar büyük bir toy popülasyonu bulunmaktaydı. Gölün kuzeydoğusundaki bir alana ‘Toygüden’ adı verilmiştir. Yaşam ortamlarının tahribi ve sürekli avlanmaları, türün hızla yok olmasına neden olmuştur. Çaltı Gölü 1981’de Yaban Hayatı Koruma Sahası ilan edilmiştir. Acıgöl, Tuz Gölü’nden sonra Türkiye’nin ikinci en tuzlu gölüdür. Gölün batı ve kuzeyinde kendilerine tahsis edilmiş alanlarda üretim yapan Alkim, Sodaş ve Otuzbir Kimya adlı şirketlerce işletilen sodyum sülfat (Na2SO4) havuzları vardır. Üç şirket yılda toplam 350.000 ton sodyum sülfat üretmekte, bunu iç ve dış pazara sunmaktadır.

Prof. Dr. Sinsi 10-29-2012 09:30 AM

Türkiye'deki Göller-Göllerimiz
 
İğneada Langozu

(Kırklareli - Dmirköy)Alan : 3000 ha. -Erikli Gölü -Mert Gölü -Saka Gölü -Hamam Gölü -Pedina GölüKaradeniz kıyısında Türkiye-Bulgaristan sınırında yer alan İğne ada Longuzu, mevsimsel su basar ormanları, bataklıkları, tatlı su gölleri ve kıyı kumullarını bir arada bulunduran ender ekosistemlerden biridir. Güneyinde ve batısında Istıranca (Yıldız) Dağları bulunmaktadır. Alanda zengin sucul bitki örtüsüne sahip beş göl bulunur. Erikli Gölü (43 ha), yaz aylarında denizle bağlantısı kesilen bir lagündür. Mert Gölü (266 ha) ise Çavuşdere’nin denize döküldüğü yerde oluşmuştur. Alanın en güneyinde bulunan Saka Gölü orman ve kumullar arasında bulunan 5 ha’lık küçük bir göldür. 19 ha’lık Hamam Gölü ve 10 ha’lık Pedina Gölü ise iç tarafta yer almaktadır. Yaklaşık 10 km. uzunluğundaki kumullar Karadeniz’in güneybatısına özgü bitki türleri ile büyük önem taşımaktadır. Alan barındırdığı kara leylek populasyonuyla uluslararası öneme sahip sulak alan statüsü kazanmaktadır. -1978’de alanın 5399 ha.lık bölümü Av ve Yaban Hayatı Koruma Sahası, - Alanın güneyindeki 1345 hektarlık bölümü Tabiatı Koruma Alanı, - 1990 yılında bir bölümü, 1991 yılında ise alanın tamamı Doğal Sit Alanı statüsüne kavuşturularak koruma altına alınmıştır.

Meriç Deltası

(Edirne - Enez / Yunanistan) -Gala Gölü -Sığırcı Gölü -Pamuklu Gölü -Dalyan Gölü -Taşaltı GölüDeltada, Meriç nehrinin yatak değiştirmesi, alüvyon yığılması ve deniz hareketleri sonucunda denizden ayrılarak göl haline gelmiş irili ufaklı göl ve lagün bulunmaktadır.Bu göl ve lagünlerin en önemlileri (Ülkemiz sınırları içinde kalan); Enez ilçesinin Kuzeydoğusunda bulunan Gala Gölü, Gala Gölü’nün Kuzeydoğusunda yer alan Sığırcı ve Pamuklu gölleri ve Enez ilçesini güneyindeki Dalyan gölüdür. Taşaltı gibi birçok küçük göl ve dalyan daha bulunmaktadır.Denizin etkisinde kalan lagün karakterindeki göllerin suları nispeten tuzludur. Diğer göllerin suları ise tatlıdır. Derinlikleri 0.5-2 m, arasında değişmektedir. Gala gölü, Büyük Gala (Çelik) ve Küçük Gala olarak iki bölümdür. Büyük Gala (Çelik ) ve Küçük Gala olarak iki bölümdür. Büyük Gala geniş bir su anasına sahiptir. Küçük Gala ise başta saz ve kamış olmak üzere çok yoğun su üstü bitkileriyle tamamen kaplıdır. Zengin ve gür bitki örtüsüne sahip delta, fauna bakımından da çok zengindir. Bölgede yoğun bir çelik tarımı yapılmaktadır.Geçmişte, göçmen ve yeril balık tür ve stokları bakımından oldukça zengin olan göller, Meriç Nehri’nin yatağının değiştirilmesi, taşkın önleme seddeleri ile Meriç nehri ile göllerin, dolayısıyla da deniz bağlantısının kesilmesi ve yoğun kirlilik nedeniyle önemli ölçüde azalmıştır.Lagün ve göllerde, göçmen balıklardan yılan balığı, haskefal, yelene, sarıyanak ve deniz levreği türlerine, yerli balıklardan da sazan, turna, yayın, sudak, tahta balığı ve kızılkanat türlerine rastlanmaktadır.Karabatak gece balıkçılığı, alaca balıkçıl, küçük ak balıkçıl, erguvani balıkçıl, çeltikçi, küçük orman kartalı, kılıçgaga, uzun bacak, kara sumru ve bıyıklı sumru deltada kuluçkaya yatan önemli türlerdir

Arin

(Sodalı) Gölü ( Bitlis - Adilcevaz)Alan : 1500 ha.Arin Gölü, Van Gölü'nün hemen güneyinde, Van Gölünden alçak bir sırtla ayrılan tuzlu sığ bir göldür. Göle tatlı su sızıntısının olduğu kıyılarda küçük bataklıklar mevcuttur. Boz ördek, Macar ördeği ve dik kuyruk alanda üreyen en önemli türlerdir. Üreme mevsimi sonrasında gölde dik kuyruk sayısı 750'ye ulaşmaktadır. Bu türler Arin Gölü'nün uluslararası öneme sahip sulak alanlar içerisinde yer almasını sağlamaktadır

Bolluk Gölü

(Konya - Cihanbeyli)Alan : 1150 ha.Bolluk Gölü, Tuz Gölünün batısında yer alan, suyu sodyum sülfat içeren tuzlu bir göldür. Gölde kaşıkçı, kılıç gaga, Akdeniz martısı ve gülen sumru kuluçkaya yatar. Bolluk Gölü, Tuz Gölünde üreyen flamingoların önemli bir beslenme alanıdır. Göl 1992 yılında Doğal Sit Alanı ilan edilmiştir. 1963 yılından bu yana Alkim Şirketi 200 ha.lık tuzladan sodyum sülfat ve sodyum klorür üretmektedir. Sulak alanın çevresinde yaygın olarak kuru hububat tarımı yapılmaktadır. Gölün kuzeyindeki mera alanı ile hububat hasatı sonrası tarım alanlarında hayvancılık yapılmaktadır.

__________________

Tersakan Gölü

(Konya - Cihanbeyli)Alan : 6400 ha.Tuz Gölünün batısında yer alan, pınarlar ve yüzey akımları ile beslenen tuzlu bir göldür. BSA kanalı ve Göl arasında çok geniş çamur düzlükleri bulunmaktadır. Alanda kılıç gaga kuluçkaya yatmaktadır. Alanda çok sayıda kışlayan sukuşu bulunmaktadır. Tersakan Gölü 1992 yılında Sit alanı ilan edilmiştir. Göldeki sodyum sülfat konsantrasyonu yüksektir. Alkim şirketine ait tuzlalarda tuz üretimi yapılmaktadır. Sulak alanın çevresinde yaygın olarak kuru hububat tarımı yapılmaktadır. Gölün kuzeyindeki mera alanı ile hububat hasatı sonrası tarım alanlarında hayvancılık yapılmaktadır.

Çorak Gölü

(Burdur - Yeşilova)Alan : 1150 ha.Alan kuzeyinde kalan dik yamaçlar dışında çevresi tarım alanları ile çevrili, küçük ve tektonik tuzlu su gölüdür. Başta Taş pınar, Balaban ve Çeşme çukuru dereleri olmak üzere birkaç küçük dere tarafından beslenen gölün, tatlı su girişlerinde küçük sazlıklar bulunmaktadır. Su seviyesi yüksek olduğunda göl suları kuzeydeki bir düden yoluyla boşalmaktadır. Son yıllarda yaşanan kuraklık Gölde etkisini göstermiş ve kuru kalmasına neden olmuştur. Alan aralarında çamurcun, elmabaş patka, pas baş patka ve dik kuyruğun da bulunduğu çok sayıda sukuşuyla uluslararası öneme sahip sulak alan statüsü kazanır.

Göksu Deltası

(İçel - Silifke/Taşucu) -Paradeniz Lagünü -Akgöl -Kuğu Gölü -Arapalanı GölüGöksu Nehri’nin denize döküldüğü yerin batısında iki büyük göl yer almaktadır. Bunlardan biri denizle irtibatlı ve kum settiyle denizden ayrılan, 400 ha’lık Paradeniz Lagünüdür. Diğeri ise daha çok tatlı su gölü karakteri taşıyan 1.200 ha’lık alana sahip Akgöl’dür. Diğer önemli sürekli göller ise, bir dolgu lagünü olan ve Akgöl ile Paradeniz arasında yer alan Kuğu gölü, Paradeniz’in doğusundaki aşırı tuzlu Arapalanı gölüdür.Gel-git olayına bağlı olarak tuzluluk oranları değişen bu göllerde, ortalama olarak tuzluluk Paradeniz’de %19, Akgöl’de %1-2 civarındadır. Paradeniz’in suları acı olup ortalama derinliği 1.5 m’dir.Göksu deltası ekolojik olarak eutropic (bol gıdalı) bir sulak alandır. Delta, irili ufaklı bir çok göl, lagün ve bunların çevresinde yer alan geniş sazlık, çayırlık, step ve tarım alanları ile kumullardan oluşmaktadır. 0-10 m arasında yükseltilere sahip olan deltanın doğu ve batı kesimlerinde kıyıya paralel uzanan kum tepeleri yer almaktadır. Deltanın en tipik özelliklerinden biri de İncekum Burnu’dur. İncekum Burnu’nun tipik şekli, doğrudan gelen ve nehir tortusunu sürükleyen kıyı akıntısıyla, Taşucu Körfezinde oluşan güneybatıya doğru zayıf ikinci bir akıntının bileşkesiyle ortaya çıkmıştır

KOzanlı Saz Gölü

(Konya - Kulu)Alan : 650 ha.Alan 50 ha.lık bir tatlı su gölü ve göl ile Kozanlı kasabası arasında kalan yüzlerce hektarlık çayır ve bataklıktan oluşmaktadır. Göl alanı sazlarla kaplıdır. Alanda nesli tehlikede olan önemli sayıda dik kuyruk ve küçük kerkenez üremektedir. Tuz Gölündeki üreme kolonilerinden gelen flamingolar, düzenli olarak alandaki bataklıklarda beslenilir. Alan 1996 yılında Doğal Sit Alanı ilan edilmiştir. Göl suları sulama amaçlı olarak kullanılmaktadır. Sulak alanın çevresinde yaygın olarak kuru hububat tarımı yapılmaktadır. Gölün kuzeyindeki mera alanı ile hububat hasatı sonrası tarım alanlarında hayvancılık yapılmaktadır. Ticari amaçlı olmamakla birlikte Göl kıyısında yerleşik bulunan köy halkı tarafından balıkçılık yapılmaktadır. Alanda kuş gözleme ve bilimsel amaçlı faaliyetler yapılmaktadır.

Tödürge Gölü

(Sivas - Hafik/Zara)Alan : 750 ha.Yukarı Kızılırmak havzasında yer alan çok hafif tuzlu bir göldür. Kıyıları sazlıklarla kaplı olan Gölün, doğusunda küçük bir ada olan Keşan Adası yer alır. Gölün güneydoğusunda, yaklaşık 30 ha.lık alan kaplayan bataklık ve gölcükler yer almaktadır. Alanda macar ördeği, kızıl boyunlu batağan, uzunbacak, turna ve sarı başlı kuyruksallayan kuluçkaya yatmaktadır.Alan rekreaktif amaçla kullanılmaktadır. Cumhuriyet Üniversitesince gölde su sporları yapılmaktadır. Gölün doğusunda Cumhuriyet Üniversitesinin tesisleri bulunmaktadır. Gölde sportif amaçlı balıkçılık yapılmaktadır.

Eşmekaya Sazlıkları

(Aksaray - Merkez/Eskil)Alan : 11.250 ha. -Akgöl -Bezirci Gölü -Turna Gölü -Sülüklü Gölü -Tepeköy BataklığıAlan; açık bir tatlı su gölü, geniş bataklık ve mera alanları, iki tuzlu göl (Akgöl ve Bezirci gölü) ve Eşmekaya Gölünün yakınında yer alan birkaç sulak alandan (Turna ve Sülüklü Gölleri, Tepe köy Bataklığı) oluşmaktadır. Alanda Macar ördeği, çayır delicesi, küçük kerkenez ve mahmuzlu kızkuşu üremektedir. Eşmekaya Gölü çevresi geniş sazlıklarla kaplıdır. 1992 yılında Sit Alanı ilan edilmiştir. 1994 yılında 4500 ha.lık bölümü Yaban Hayatı Koruma Alanı ilan edilmiştir. Sulak alanın çevresinde yaygın olarak kuru hububat tarımı yapılmaktadır. Göl çevresindeki mera alanları ile hububat hasatı sonrası tarım alanlarında hayvancılık yapılmaktadır.

Kulu Gölü

(KOnya - Kulu)Alan : 860 ha.Kulu Gölü Tuz Gölü'nün kuzeybatısında, Kulu ilçe merkezinin 5 km doğusunda yer alan sığ bir göldür. Suları hafif tuzludur. Kıyı bitki örtüsü çok zayıftır. Gölün güneyinde sık sazlıklarla çevrili, tatlı suyun hakim olduğu bir bölüm bulunmaktadır. Göl içinde bulunan dokuz ada ilkbahar aylarında otlarla kaplıdır. Yaz ördeği, dik kuyruk ve pas baş patka gibi nesli tehlike altında olan kuş türleri Kulu Gölünde üremektedir. Kulu Gölü 1992 yılında Sit Alanı ilan edilmiştir. Sulak alanın çevresinde yaygın olarak kuru hububat tarımı yapılmaktadır. Gölün kuzeyindeki mera alanı ile hububat hasatı sonrası tarım alanlarında hayvancılık yapılmaktadır


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.