![]() |
Osmanlıca Sözlük (E Harfi)-Osmanlıca Sözlük (E Harfi)Osmanlı Terimleri Sözlüğü...
RE: Osmanlıca Sözlük (E Harfi) ETKA
(Taki. den) Allah korkusu ile günahtan çok fazla çekinen. Haram veya helâl olduğunu iyice bilmediği şüpheli şeyleri yapmayan. Günah işlemeyen. Her şeyde Cenab-ı Hakk'ın rızasını gaye ve maksad edinen. ETKIYA (Taki. C.) Çok takvâ sâhibi olanlar. Takiler. Takvâda çok ileri giden mes'ud kimseler. ETLA' Uzun boylu. ETLAD Evde doğan câriyeler. * Eski mal. * Damızlık denilen doğurucu hayvan. ETMESEH Karanlık, sessiz gece. ETNAB (Tınb. C.) Çadır ipleri. * Ağacın kök damarları. * Vücudun sinirleri. ETNİK yun. Bir kavim, bir ırkla ilgili olan. İslâmiyet, kavmiyeti ve ırkçılığı reddeder. Etnik bölücülüğe karşı en kuvvetli siper, İslâm şuuru ve kardeşliğidir. ETNOGRAFYA (Etnografi) yun. Kavmiyyat. Kavimlerin, milletlerin gelişmesini, terakkisini ve has vasıflarını inceleyen, onların kültürlerinden bahseden ilim kolu. ETNOLOJİ yun. Kavimleri, ayrı dil ve ırktan toplumların hayat ve özelliklerini inceleyen ilim. Önce hristiyan misyonerleri dinlerini yaymak için kavimlerin özelliklerini öğrenme ihtiyacını duymuşlar ve onların zayıf damarlarından faydalanmayı düşünmüşlerdir. 19.yy.dan itibaren ilmî gaye ile araştırmalar yapılmıştır. Bugün siyasî ideolojiler yayılmak amacı ile, etnik, kavmî hususiyetler ve zaaflardan istifade ederler. ETRA Dere gibi akan su. ETRAB (Tırb. C.) Hep bir yaşıt olanlar, akranlar. ETRAD Kaşları kılsız olan kimse. ETRAF (Taraf. C.) Taraflar, yanlar, canibler, yönler, uçlar, kıyılar. ETRAF-I ERBAA Dört taraf. (Sağ, sol, ön, arka.) ETRAF (Türfe. C.) Nazik ve zarif şeyler. * Lezzetli taamlar, güzel yemekler. ETRAH (Terah. C.) Tasalar, kederler, elemler, gamlar, üzüntüler, sıkıntılar, ıztırablar. ETRAK (Türk. C.) Türkler. ETRAS (Türs. C.) Türsler, harpde kullanılan kalkanlar. ETRİBE (Turab. C.) Topraklar. ETRİKA (Tarik. C.) Tarikler, yollar, caddeler. * Sebepler, vesileler, vasıtalar. * Maişeti te'min etmek için tutulan meslekler, geçinmek için yapılan işler. ETT Galip olmak. ET-TAHİYYATÜ Bütün mahlukatın hayatları, kal ve hâl dilleri ile Hâlıkları olan Allah'a (C.C.) karşı yaptıkları hamdler, şükürler, mânevi hayat hediyeleri. (Bak: Tahiyye) ETTAR Kasnakçı. ET-TEVVAB Tevbeleri kabul edici olan Allah. Kendine tevbe ve rücu' eden kulları çok. Tevbeyi kabulde çok beliğdir. Tevbe edeni hiç günah yapmamış gibi afv u rahmeti ile bahtiyar eder. ETTUN (C.: Etâtin) Hamam külhanı. ETUM Su kaplumbağası. ETÜD Fr. İnceleme, tetkik etmek. * Musikide didaktik maksatla bestelenmiş eser. ETVAK (Tavk. C.) Kadın gerdanlıkları. * Hindistan cevizinin sütü. ETVAR (Tavır. C.) Tavırlar, haller, davranışlar. ETVAR-I NÂ-LÂYIKA Uygunsuz ve münasebetsiz hareketler. ETVAS (Tâus. C.) Tavus kuşları. ETYAB (Bak: Atyeb) EV Şek, tahayyür, ibham, istisnâ, şart, teb'iz için kullanılan harf-i atıf. "yahut, veya, meğer ki, bel, belki ister" gibi kelimelerle türkçeye terceme edilebilir. EVABİD (Abide. C.) Abideler. (Bak: Abide) EV'AC Geniş, vâsi. EVAGİ (Agıye. C.) Bahçe, tarla ve bostanları sulamak için açılan arklar, su akıtılacak yerler. EVAHİR Ahirler, ayın son günleri, sonlar. EVAHİR-İ RAMAZAN Ramazan ayının sonları, son günleri. EVAİL Başlangıçlar, önler, evveller, eskiler. EVALİ Çok iyi ve münâsib olanlar. Evlâlar. E'VAM (Bak: A'vam) EVAM f. Ödünç, borç. * Renk, levn. EVAMİR Emirler, emredilenler, vazifeler. (Bak: Emr) |
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.