ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   Beslenme, Diyet ve Sağlık (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=608)
-   -   Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=390712)

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:43 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 


Nasırlar deri kalınlaşması ile syreden bir deri hastalığıdır. Genellikle ağrılıdırlar. Bazen üzerleri soyulabilir. Bazen ağrısız sertleşme şeklinde görülebilir.

Nasır neden oluşur?
Genellikle sürtünme ve basınç nasırın nedenidir. Tekrarlayan travmaya karşı cilt kendisini su toplayarak korumaya çalışır. Bunun sonucu olarak derinin yüzey hücreleri artarak deriyi kalınlaştırır.
Nasırlar sıklıkla el ve ayaklarda görülürken, nadiren diğer alanlarda da görülebilir. Bu alanlar:
  • Raket, çekiç gibi alet kullananların avuç içlerinde
  • El eklemleri üzerinde
  • Sıkı ayakkabıdan dolayı ayak kenarlarında
  • Çıplak ayakla dolaşanlarda ayal tabanında
Ayak tabanı ve avuç içinin kalınlaşması palmoplanter keratoderma olarak bilinir. Bu durum genetik olarak da olabilir.

Nasırlar nasıl tedavi edilir?
En önemli olan nasırlı bölgeye olan basıncı azaltmaktır.
  • Rahat, konforlu ve topuksuz ayakkabılar tercih edilmelidir.
  • Elinde devamlı travma olan kişiler deri eldivenler kullanmalıdır.
  • Koruyucu nasır halkların kullanımı nasıra olan basıncı azaltmak için kullanılmalıdır.
  • Eğer nasır parmak arasında ise pamuk ya da özel silikon seperatörler kullanılmalıdır.
  • Bazen de kişiye özel yapılan ortepedik ayakkabıların kullanımı gerekebilir.
Ayrıca derinin kalınlığı azaltılmalıdır.
  • bu amaçlı törpü, ponza taşı kullanılabilir. Özellikle nasırlı bölge 10 dakika veya daha uzun ılık suda bekletildikten sonra törpülenirse daha iyi olur.
  • Özel nasır makasları ile nasırın merkezi çıkartılabilir.
  • Özellikle üre, salisilik asit ve laktik asit içeren soyucu kremler uygulanabilir.
Ağrılı çatlakları iyileştirmek için:
  • Özellikle vazelin içerem pomatlarla sürülmeli ve üzeri kapatılmalıdır.
  • Eğer enfeksiyon var ise antibiyotikli kremler kullanılmalıdır.
Bu önlemler faydalı olmazsa bir dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır.
Bazen eğer nasırın altında çıkıntılı bir kemik var ise bir ortapedist tarafından cerrahi bir işlem yapılması gerekir.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:43 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 
http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg


Saç dökülmesi bir çok kişinin şikayetçi olduğu bir problemdir. Problemin saç dökülmesinde bir artış mı, yoksa saçlarda seyrelme veya kelleşme mi olduğu muhakkak belirlenmelidir. Saç dökülmesi en çok tarama ve yıkanma esnasında belirginleşir.

Normalde saçlarımız ne kadar dökülür?
Günde 100 kadar yıkama sonrasında ise 200’e yakın saçın dökülmesi normaldir. Bu sayının üzerindeki dökülmeler normal değildir ve bir dermatoloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekir.

Hangi tip saç dökülmeleri olağandır ve tedavi gerektirmez?
Doğum, ateşli hastalık ve ağır hastalık, yaralanma ve cerrahi girişim gibi durumlardan 2-3 ay sonra saçlarda dökülme görülebilir. Bazen de guatr tedavisinde kullanılan ilaçlar, A vitamini, kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar dökülmeye neden olabilir. Bu tarz dökülmelerde saçlı deri normaldir. Tedavi gerekmez, saçlar genellikle kendiliğinden gelir.

İç hastalıklarına bağlı gelişen dökülmeler nelerdir?
Demir eksikliğine bağlı kansızlık, guatr gibi hastalıklarda saçlar dökülebilir. Bu durumda dökülmenin durması için altta yatan hastalığın tedavi edilmesi gerekir.

Saç kıran nasıl bir saç dökülmesidir ve nasıl tedavi edilir?
Halk arasında saç kıran olarak bilinen, alopesi areata hastalığında ise iyi sınırlı para şeklinde saçların tamamıyla döküldüğü alanlar vardır. Tedavide kapalı uygulama ile kortizonlu krem uygulaması, saçsız alanlara kortizon enjeksiyonu yapılabilir. Bazen sistemik kortizon tedavisi uygulanabilir. Ayrıca saç çıkışını uyaran bazı ilaçlar da tedavide kullanılabilir. Bu tip saç dökülmelerinde muhakkak bir Dermatoloji Uzmanına başvurulmalıdır.

Erkek tipi saç dökülmesi nedir?
Erkek tipi saç dökülmesi, sıklıkla erkeklerde görülen, fakat son yıllarda kadınlarda da sık görülmeye başlayan, şakak ve tepedeki saçların seyreldiği veya tamamen döküldüğü bir hastalıktır. Bu tip dökülme erkeklerde daha fazla görüldüğü için erkek tipi saç dökülmesi veya kalıtsal saç dökülmesi olarak bilinir. Erkeklerde bu tip saç dökülmesi şakak ve tepe bölgesinde görülür. Kadınlarda ise saçlı derinin üst bölümündeki saçların bütününde seyrelme görülür. Saçların seyreldiği bu alanların kenarlarında olgunlaşmamış ince, kısa, uca doğru giderek incelen saçlar bulunur.

Erkek tipi dökülmenin tedavisi nasıl yapılır?
Tedavide Minoksidil % 2 lik solüsyonun günde 2 kez 6 aylık süre ile uygulanması, erkeklerin %30unda, kadınların ise daha fazlasında, kozmetik olarak fark edilebilen saç çıkışı olur. En iyi yanıt, saçlarında seyrelme olup, kellik gelişmemiş hastalarda alınır. Bu tedavi saçlarında dökülme olan yaşlı kadınlarda da etkilidir.Diğer tedavi yöntemi ise erkek hastalar tarafından finasterid içeren bir hapın günde bir kez kullanılmasıdır. Finasterid kıl kökünde aktif erkeklik hormonu oluşmasını engelleyerek etkili olur.
Kadınlarda dökülme ile birlikte sivilce, kıllanma artışı, adet düzensizliği problemi var ise Dermatoloji Uzmanı tarafından derin araştırma yapılmalıdır.

Bu tedavilere cevap vermeyen olgularda başın enseye yakın bölgesinden alınan saç transplantları 1-2 saç kökü içeren küçük deri parçaları halinde saçın ön bölümüne ekilebilir

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:43 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 



Saç ekimi dökülmüş veya seyrelmiş saçların tedavisi için kullanılan tek ve kesin tedavi yöntemidir. Doğru ellerde yüzde yüze yakın sonuç alındığından çok yüz güldürücü bir işlemdir. Saç dökülme nedeniyle olduğundan daha yaşlı görünme sorununu çözer ve dolayısıyla kişinin kendisiyle olan barışıklık düzeyini artırır. Tedavinin kalıcı olması en önemli noktalardan biridir.

Saç ekimi nasıl yapılır?
Genellikle iki yöntemle saç ekimi yapılmaktadır. Her iki teknik de canlı saç kökü naklini sağlar. Aralarındaki fark saçın alınma şeklidir. Birinci teknikte iki kulak arasında saç alınan yerde çizgi şeklinde bir iz kalırken, diğer teknik olan FUE (foliküler ünite ekstraksiyonu) yönteminde arka kısımda saç alınan yerde herhangi bir iz kalmamaktadır. Her iki yöntemde de doğru ellerde ekim yapılan alanda herhangi bir iz meydana gelmemektedir.

İlk yöntem olan klasik yöntem nasıl uygulanır?
Birincisi, klasik saç ekimi tedavisidir bu yöntemde ensenin biraz üzerinden iki kulak arasından alınan yaklaşık 10x3 cm ebatlı saçlı deri alınır. Bu alınan parça 2-3 kıl kökünü içerecek şekilde minik parçalara (mikrogreft) ayrılır. Mikrogreftler kel olan alanlara tek tek ekilir. Arkadan saç alındıktan sonra bu kısım dikilir ve bu kısımda sadece çizgi şeklinde yaklaşık 8-9 cm’lik bir iz kalır.

Bu yöntemle ne kadar saç ekilebilir?
Bu yöntemde tek seansta 5000-6000 civarında saç teli (1400-1700 mikrogreft) ekilmektedir. Bu rakam bir seans için çok iyidir ve tek seferde açıklık çok geniş değilse tamamen kapanır. Tek seansta ortalama 5000-6000 saç telinden fazla ekmek mümkün değildir. Arkadan alınabilecek dokunun bir limiti vardır. Bu rakamın üzerine söylenecek rakamlar doğru olmayacaktır.

Bu yöntemle kaç seans uygulama yapılabilir?
Bu klasik yöntemde 6 ay ara ile 2 en fazla da 3 seans ekim yapılabilmektedir.

Ameliyat ne kadar sürer?
Operasyon 3-4 saat kadar sürmektedir.

FUE yöntemi nasıl bir yöntemdir?
FUE yönteminde ise saçlar yine aynı alandan alınır. Yani ensenin biraz üzerinden, iki kulak arasında kalan alandan alınır. Fakat burada saçın alınma şekli farklıdır; saçlar ucu 1mm çaplı olan punch aleti ile alınır. Alınan her 1mm çaplı doku içindeki saç sayısı bir iki veya üç civarında olabilir. Bu yöntemde bir günde 1000-1500 saç teli nakledilebilir. İşlem 3-4 gün arka arkaya uygulanabilir. 3-4 gün arka arkaya ekim yapıldığında 4000-5000 saç teli nakledilebilir. Seansların sayısı saç kökü nakli sayısına ve kişinin saçsız veya seyrek olan alanının ebatına bağlıdır. Bir seansta klasik yöntemde 5000-6000 saç teli nakledilebilirken, FUE yöntemiyle 3-4 gün ekim yapıldığında 4000-5000 saç teli nakledilebilir. Başka bir değişle 3-4 gün arka arkaya ekim yapıldığında, klasik yöntemle tek seansta yapılan saç teli sayısına yaklaşılmaktadır. FUE yönteminde saçlar tek tek alındığından günlük işlem süresi 7-8 saat almaktadır.

FUE yöntemi ne zaman tecih edilir?
FUE uzun zaman alan ve pahalı bir tekniktir. FUE yönteminin belirgin olan üstünlüğü arka kısımda saç alınan yerde herhangi bir iz kalmamasıdır. Saçını çok kısa kestirip kullanmak isteyen kişiler açısından bunun önemli olduğu dikkatimizi çekmektedir.

Saçlar seans sonrasında nasıl görünür?
Her iki yöntemde de ilk ekilen saçlar birinci ayın sonunda dökülüp, ekimden 2-3 ay sonra çıkmaya ve uzamaya başlar.

Uygulamadan uzun süre geçtikten sonra saçlar yeniden dökülebilir mi?
Ensenin biraz üzerindeki saçlar kalıcı olduğundan; bu bölge derisi mikrogreft için kullanıldığından dökülme ihtimali yoktur.

Çıkan saçların görünümü doğal olacak mıdır?
Saçlar kişinin kendisine ait olduğundan aynı renk ve karakterde çıkar. Ayrıca saç ekiminde sadece saç miktarı ve alınma biçimi değil ekilen saçların yönü, ön saç çizgisinin doğallığı en az ekilen saç miktarı kadar önemlidir. Bu ve benzeri detayların en iyi biçimde uygulanması ise işlemin Plastik Cerrah tarafından yapılması sayesinde olacaktır.

Bu işlem kimler tarafından uygulanmalıdır?
Saç ekimi tamamen Plastik (Estetik) Cerrahi kapsamında yer alan bir ameliyattır. Hangi tip saç ekimi olursa olsun işlemin, yasal olarak ameliyathanede ve Plastik Cerrah tarafından yapılması gerekmektedir. Sağlıklı ve güvenli olanı da budur. Herhangi bir hastalık bulaşmaması için işlemin steril ameliyathane koşullarında yapılması şarttır. Plastik Cerrah dışında kimsenin saç ekim yapması yasal olmadığı gibi, elde edilebilecek kötü sonuçların daha sonra telafisi ya çok zor olmakta ya da mümkün olmamaktadır. Saç ekimi yapılırken ne tür bir anestezi uygulanır? Her iki tip saç ekimi lokal anestezi altında yapılmaktadır.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:44 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 


Sellülit nedir?
Kalça, basen, baldır derisinin portakal kabuğuna benzer kabarıklık ve çukurcuklar göstermesine sellülit denir ve bu durum değişik şiddette ortaya çıkabilir. Sellülit tıp dünyasında lokalize distrofi olarak bilinir. Lipodistrofi vücudun bir veya bir çok alanında normalden farklı ve fazla yağ birikimesidir.

Sellülit kimlerde görülür?
• Erişkin kadınların % 85'indan fazlasında sellülit vardır
• Ergenlik çağından önce selllülit oluşmaz.
• Oldukça nadir olarak erkeklerde de görülür.
• Şişmanlıkla ilişkili değildir.

Sellülit neden oluşur?
Sellülitin nasıl oluştuğunu anlamak için, insandaki yağ dokusunun yapısını anlamak gerekir. Derinin hemen altında oldukça ince bir yağ dokusu bulunur. Bu tabaka deriyi travmadan korur ve ısı dengesini sağlar. Bu tabaka total vücut ağırlığı ile ilişkili değildir. Deri tabakasının daha da altında scarpus facia denen vücudumuzun girinti ve çıkıntı gibi konturlarını oluşturan başka bir tabaka bulunur. Bu bölgedeki yağ hücreleri kilo alındığında genişler. Bu derin yağ tabakası esnek bir bağ dokusu ile iki bölüme ayrılmıştır. Bu bağ dokusu derinin üst kısmı ile kas tabakasını bir çengel gibi birleştirir. Bu bağ dokusu normal olmayan şekilde güçsüzleşirse, deri sellülitli bir görünüm alır. Araştırmacılar bağ dokusunda neden ve niçin bu değişikliklerin olduğununu saptamaya çalışmaktadır. Bu soruların cevabının bulunması spesifik sellülit tedavilerinin keşfedilmesine neden olabilir.

Sellülitin Sebepleri Nelerdir?

• bozulmuş kan dolaşımı
• fazla östrojen
• toksin oluşumu
• yaşlanma
• kalıtsal yapı


Sellüliti engellemek için neler yapılmalıdır?
• Egzersiz
• kası güçlendirici çalışmalar
• vitamin A ve C gibi antioksidanları almak
• Liften zengin gıda rejimi
• günde 12 bardak su içimesi
Yaşam biçimi sağlıklı yaşam şekline dönüştürüldüğünde sellülit azalacak ve yoğun tedavilere gerek kalmayacaktır.
Yukarıda listelenenlere ek olarak, şeker, tuz, kafein ve diğer bazı maddeler sellülitin nedeni olarak gösterilmesine rağmen, tüm bu etkenlerin sellülitle ilişkisi kesin değildir. Örneğin hayatında hiç egzersiz yapmamış, patates ve çikolata tarzı gıdaları sıklıkla yiyen bir kadında hiç sellülit görülmeyebilir.

Yapılan en son araştırmalara göre sellülit oluşumunda yaş ve kalıtım en önemli faktördür. Bu nedenle egzersiz ve diet faydalı olabilirken, bu problemi tamamıyla çözmez.
Sellülit nasıl tedavi edilir?
  • mezoterapi
  • Sellülit kremleri

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:44 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 



Şampuanlar saç ve saç derisini temizlemek için kullanılan temizleyicilerdir . Bir çok şampuan deriyi oldukça iyi temizler. İçinde bulunan surfaktanların gücüne göre, yıkama sonrasında görülen etkileri değişir. Çok güçlü "clarifying" şampuanlar haftada 1-2 kezden fazla kullanılmamalıdır.

Şampuanların içinde neler bulunur?
Bütün şampuanlar % 80-90 oranında su ile %2-8 oranında deterjan ve köpürtücü ajanlar ve % 1 oranında koku ve koruyucu içerirler. Şampuanlar sıklıkla antistatik ve deterjan etkisi olan ajanlar içerirler.
Yağlı saçlar için kullanılan şampuanlar, yağı arıtmak için ağır surfaktanlar içerirler. Surfaktanlar yağı ve sudaki kiri uzaklaştırırlar.
Genelde modern şampuanların temizleme gücü oldukça kuvvetlidir. Ne yazık ki, insanlar şampuanaların etkinliğini köpürme oranları ile değerlendirmektedirler. Bununla beraber köğürme oranı arttıkça şampuanların saça ce deriye zarar verme oranları artmaktadır. Son zamanlarda iyi köpüren ve saçlara zararvermeyen anionik ve ionik ethoxylate ve amphoterikler içeren şampuanlar geliştirilmiştir.
Hacim oluşturan şampuanlar saça bağlanıp hacmi arttıran proteinler içerirler.
Nemlendiricili şampuanlar kuru, uçuşan saçlar için çok uygundur. Statik etkiyi ortadan kaldırır ve ayrışmış saç uçlarını proteinlerle yapıştırıcı etki göstererek birleştirirler ve saçtaki suyu tutarak nemlendirirler.
Canlandırıcı veya onarıcı şampuanlar boyalı, permalı ve hasar görmüş saçlar iççin faydalıdır ve hafif surfaktanlar içerir. Ayrıca içlerinde saçın boyasını, permasını koruyan maddeler ve saç kırıklarını onaran maddeler içerebilirler, fakat bu maddelerin etkili olduklarına dair çok az delil vardır.
İkisi bir arada şampuanlar nemlendirici içerirler, zamandan tasarruf sağlamalarına rağmen, saçı daha kuru ve vya yapışkan yapabilirler.

Bebe şampuanları daha az deterjan içerirler ve erişkin saçları (özellikle çok fazla şekillendirici ajan kullanıldığında) temizlemek için üretilmemişlerdir.

Şampuanlar nasıl kullanılır?
Ilık veya soğuk su ile saçı ve saç derisini ıslatın (sıcak su saçı ve derisini kurutur). Avuç içine bir miktar şampuan alın , elleri oğuşturduktan sonra şampuanı başa sürün ve parmak uçları ile 30 saniye masaj yapın ve durulayın.
Siz normal durumlarda yalnızca bir seferde saçın köpürmesini bekleyebilirsiniz. Fakat köpük saçtaki yağ tarafından parçalandığından yağlı saçların iki kez şampuanlanması gerekebilir. Aşırı köpük saça zarar verir. Saçı daha fazla temizlemez. Şampuanlar kolaylıkla durulanabilmelidir, fakat nemlendiriciler, şekillendirici ürünler ve kimyasallar tortu olarak kalabilirler.
Durulamadan sonra elinizle nemlendirici uygulayın. Nemlendiriciyi saçın ortasından uç bölgeye kadar sürün. Saçlı deri kuru olmadıkça deriye sürmekten kaçının. Saçı tarayarakta nemlendiricinin dağılmasını sağlayabilirsiniz. Daha sonra da saçı durulayın.

Medikal şampuanlar ne durumlarda kullanılır?
Medikal şampuanlar derideki pullanmayı gideren salisilik asit ve saçlı deride kepeklenmeye neden olan malassezia adlı bir mantarın sayısını azaltmak amacıyla selenyum sülfid, zink pirithion, ketakonazol, siklopiroks içerebilirler. Bu şampunlar kepek ve seboreik egzemada faydalıdır. Aynı zamanda saçlı derideki sedefi ve atopik egzemayı da tedavi ederler, fakat kömür katranı içeren şampuanlar bu durumlarda daha faydalıdır.
Medikal şampuanlar normal şampuanlara göre saçta daha fazla tutulmalıdır. İdeal olarak banyoda iken önce saçı ıslatın ve şampuanı uygulayın ve masajla saç derisine yedirin ve banyo yaparken saçı durulamadan 10 dakika şampuanla tutun ve sonra durulayın. Şampuanlanmanın arkasından nemlendirici kullanabilirsiniz.

Şampuanlara bağlı deri problemleri nelerdir?
Şampuanlar saçı tahriş ederek bir takım yan etkilere neden olabilir. Bu durum üzerinde çok çalışılmış, hassas ciltler için bir çok şampuan üretilmiştir. Fakat doğru uygulanan şampuanlar da bu olay nadirdir. Aşırı yıkama aşağıdaki sonuçlara neden olabilir:
• Saç derisinin PH'ı değişebilir: Uygun ph' lı şampuanlar kullanın.
• Deri yüzeyindeki mantar ve bakterilerin tipi ve sayısı değişebilir, bu da kepek ve seboreik egzemaya neden olabilir.
• Deri yüzeyindeki sebum (yağ) kaybolur, böylece deri yüzeyinden su kaybı artar.
• Yağsız deri aşırı kuruyabilir.
• Derinin üst tabakasında bulunan boynuzsu hücreler dökülür, bu hücreler derinin su kaybını engellerler ve daha fazla su kaybına neden olurlar. Bu durumda deri saç boyaları ve perma solüsyonlarına daha geçirgen hal alır.
• Kuru deri stafilokokus aereusun neden olduğu impetigo dediğimiz cilt infeksiyonuna eğilim gösterir.
• İrritan (tahriş sonucu gelişen) temas dermatiti (egzema) gelişebilir, bu durumda deri kuru, kırmızı ve yaralıdır. Bu durum özellikle şampuanların içinde bulunan surfaktanların deriyi kurutması sonucu oluşur.
• Özellikle dermatit olduğunda yanma duyusuna neden olur.
• Kontakt ürtikeri ( temasa bağlı kurdeşen= ani kızarıklık, kaşıntı ve şişlik) parfümlere ve koruyuculara karşı gelişebilir.
allerjik kontakt dermatit (gecikmiş, fakat kalıcı reaksiyon) gelişebilir. Durulanmaları nedeniyle gerçek allerjik reaksiyonlar nadirdir.



Fakat aşağıdaki maddelere karşı allerji gelişebilir:
  • Chamomile, lavanta ve gül yağı gibi bitkisel ekstreler
  • Kathon CG veya quarternium-15 gibi koruyucular
  • Kokular
  • Protein kontakt dermatit: yulaf unu veya yer fıstığı gibi proteinler karşı allerjik dermatit ve kontakt ürtiker karışımı bir tablo olarak gelişir.
Hipoallerjenik şampuanlar nedir?
Hipoallerjenik şampuan üreticileri kontak allerjiye neden olan maddeleri içermeyen şampuanları üretmeyi denemektedirler. Bu ürünler genellikle koku maddesi içermez, hafif ve nonirritandır. (tahriş edici değildir) Bununla hipoallerjenik ürünler bile hassas ciltleri tahriş edebilir ve nadirende kontakt allerji yapabilir.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:44 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 


Terleme hangi boyutlara ulaştığında aşırı terleme olarak kabul edilir?
Terleme vücut ısımızın kontrolünü sağlar. Normalde bir kişi terleyerek günde 400-500 ml sıvı kaybeder. Bu miktarın üzerinde olan ve piyasada satılan terlemeyi önleyen ürünlerle giderilemeyen terleme aşırı terleme olarak kabul edilir.

Aşırı terlemenin nedenleri nelerdir?
Stresli olduğumuz zamanlarda sinir sisteminin sempatik sistem denen özel bir bölümü çalışır ve terlemeye neden olur. Ama insanların % 1'inde bu sistem hiç bir stres olmadan aşırı çalışmaktadır. Bu kişilerde terleme el, ayak tabanı, koltuk altı ve yüzde görülebilir. Bunun dışında tiroid bezinin aşırı çalışması, böbrek üstü bezinden kaynaklanan bazı hastalıklar, şişmanlık, menapoz, ağır psikiatrik hastalıklar ve bazı ilaçların kullanımı sonucu terleme gelişebilir.

Aşırı terlemesi olan kişiler nasıl tedavi edilir?
Öncelikle hastanın terlemeye neden olabilecek bir hastalığı olup olmadığı araştırılır. Her hangi bir hastalık saptanırsa, öncelikle bu hastalık tedavi edilir. Örneğin aşırı kilosu olan hastalar zayıflama tedavisine alınır. Hastanın az terleten kıyafetler seçmesi tavsiye edilir. Öncelikle terlemeyi giderici maddeler içeren (aluminyum hidroksit) kullanılabilir. Bu kremler hergün uygulanmalıdır. Bu ilaçların yanma ve tahriş gibi yan etkileri vardır. Bu kremlerin etkili olmadığı durumda cerrahi dışı yöntemler denenir.

Bu tedavi yöntemleri nelerdir?
Bu yöntemlerden ilki avuç içi ve ayak tabani terlemeleri için kullanılabilen iyontoforez tedavisidir. Bu yöntemde su banyosu içinde el ve ayaklara minimal düzeyde elektrik akımı verilir. Hafif ve orta şiddetteki vakalarda oldukça etklidir. Tedavide başarı oranı %85-90 arasında değişir tedavi yaklaşık bir ay sürer, toplam 6-8 uygulama yapılır.
Diğer bir yöntem Botox denen deri altına enjeksiyonudur. Botox ter bezlerini çalıştıran yüzeyel deri sinirlerinde felç yaparak etkili olur. Koltuk altı, el ve ayaklara uygulanabilir. Oldukça etkili yan etkisi olmayan bir tedavi yöntemidir. İlacın etkisi 8-12 ay devam eder. Bu sürenin bitiminde yeniden enjeksiyon yapmak gerekir.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:44 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 


Tırnağın en önemli fonksiyonu koruma fonksiyonudur. Tırnak problemleri oldukça sıktır. Sedef ve egzema gibi hastalıklarda, travma sonrasında, ilaçların yan etkisi olarak ve bazı cilt hastalıklarında tırnaklarda değişikler görülür. Tırnaklarda görülen bozuklukların en sık nedeni mantar enfeksiyon olmakla beraber, bakteri enfeksiyonları da tırnaklarda bozukluk yapabilir.

Sistemik hastalıklarda tırnak bozuklukları:

Beau çizgileri (Yatay Oluklanma): Genellikle travma sonrası görülen tırnak yatağındaki yatay kmedir. Ağır beslenme bozuklukları, yüksek ateş ve bazı ilaçların alınması sonrasında görülür. Özellikle kronik egzamalarda da tırnakta yatay çizgi oluşabilir. Tırnak yatağındaki büyümenin bir süre durması bu oluklanmaya neden olur. Bu oluklanma neden olan olaydan bir ay sonra fark edilir ve kendiliğinden geriler tırnak uzadıkça ileri doğru gider ve kaybolur.

Onikolisis (tırnağın yatağından ayrışması): Tırnağın uç kısmının tırnak yatağından ayrılmasıdır. Sıklıkla guatr, sedef, egzama, liken gibi hastalıklar tetrasiklin gibi antibiyotikler bu duruma neden olabilir. Bazen bu durum kalıcı olabilir.

Onikoreksis (tırnakta boyuna sırtlanma ve oluklanma): Bu durum yaşlılarda, romatizma, damar hastalıklarında ve liken dediğimiz cilt hastalığında görülür. Genellikle bu durum kalıcıdır.

Koilonişi (Kaşık tırnak): Tırnağın kaşık şeklini alması en sık demir eksikliğine bağlı kansızlıkta görülür. Normal olarak çocuklarda da görülebilir. Tedavi ile ya da yaş ilerledike düzelir.
Lökonişi (tırnaklarda beyaz lekeler): Tırnaklarda görülen beyaz lekeler böbrek hastalıkları, siroz gibi hastalıklarda görülebileceği gibi kendiliğinden de görülebilir.
Pitting (Yüksük tırnak): Tırnaklarda minik çukurcukların görülmesi durumudur. Sedef, saçkıran ve egzemada görülebilir. Bu hastalıklar tedavi edilse bile tırnaklarda çukurcuklar kalabilir.

Tırnakta görülen enfeksiyonlar:

Onikomikosis (Tırnak Mantarı): Oldukça sık görülen bir hastalıktır. Özellikle sıcak, nem, travma, şeker hastalığı ve ayak mantarı olanlarda sıktır. Tırnağın şekli bozulmuş, kalınlaşmış, sarı kahverengi renktedir ve bazen ağrı görülebilir.
Paronişi (Dolama): Tırnak kıvrımında ağrı şişlik ve kızarıklık şeklinde görülen bir enfeksiyondur. İleri aşamada bu blmde cerahat gelişir. Travmanın neden olabildiği bir bakteri enfeksiyonudur ve antibiyotiklerle tedavi edilir.
Kronik olgular ise mikrobik olmaktan çok allerjik ve tahriş egzamalarına bağlı olarak gelişir ve tırnak eti ortadan kalkmıştır. Bu kişiler tırnak etlerini koparma alışkanlığına sahiptirler veya ellerin devamlı su ile temasta olduğu bir işte alışmaktadırlar. Genellikle ikincil olarak mantar enfeksiyonu da eklenmiştir. Tedavide öncelikle su teması engellenmelidir.
Sjiğiller: Tırnak kenarlarında görülen siğiller Human Papilloma virüsün yaptığı bir enfeksiyondur. Bu siğillerin tedavileri zordur, genellikle tırnak altına doğru yayılırlar. Bu kişilerde genellikle tırnak yeme alışkanlığı vardır.

Tırnaktaki tümörler:
Müköz kist: Müköz kist st tırnak kıvrımında yumuşak bir şişlik şeklinde görülür, aralıklı olarak gelimsi bir sıvı salgılar, bazen de tırnak altında görülebilir. Tırnakta uzunlamasına bir oluk oluşturabilir. Eğer altında bulunan eklem ilişkili olursa osteoartrie neden olabilir. Tedavisi cerrahi olarak yapılır.
Piyojenik granuloma: Hamilelik, travma ve bazı ilaçların alımı ile gelişen damarlardan oluşan bir tümördr. Hızlı büyür, mavi kırmızı renktedir ve travma ile kolaylıkla kanar. Tedavisi cerrahi olarak yapılır.
Glomus tümörü: Tırnak yatağındaki glomus hücrelerinden oluşan damar yapıda bir tümördür. Tırnakta kırmızı- mavi bir alan şeklinde görülür. Ağrı ve ısı değişikliklerine duyarlılık vardır. ,Sıklıkla ağrıyı gidermek için cerrahi işlem gerekir.
Longitudinal melanonişi: Özellikle esmer kişilerin tırnaklarında boyuna çizgi şeklinde kahverengi renk değişikliği görülebilir. Bu durum tırnak yatağındaki bir benden de kaynaklanabilir. Ayrıca bazı sistemik hastalıklarda, travmaya bağlı olarak, mantar enfeksiyonu ve özellikle melanom dediğimiz cilt kanserinde de bu bulgu görülebilir. Bu rengin tırnak kıvrımına doğru yayılması zelikle melanom olan olgularda görülür. Bu renk değişikliğini açıklayabilecek bir durum yoksa tırnak yatağından biyopsi alınmalıdır. Bu bölgedeki cilt kanserinin gidişatı ktdr.

İlaçlara bağlı tırnak bozuklukları: Bir çok ilaç tırnak bozukluğuna neden olabilir. Kahverengi ve siyah renk değişikliği, lökonişi, kanama alanları, Beau çizgileri, melanonişi, kalınlaşma, yüksük tırnak, mavi-gri, sarı, mor renk değişikliği, paronişi, piyojenik gronülom, gevrek tırnak, onikolisis çeşitli ilaçların alımı ile gelişebilen tırnak değişiklikleridir. Piyojenik gronülom dışındaki tırnak bozuklukları ila kesilince gerilerler.

Ayrıca bir çok genetik hastalıkta da tırnaklarda çeşitli bozukluklar görülebilir.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:44 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 



En az 2500 yıldır insanlarda görülen bir akar hastalığıdır.Tüm dünyada heryıl 300 milyon uyuz tanısı konulmaktadır. Bu hastalık kişisel hijyene bağlı olmadan her yaş ve ırkta görülebilmektedir. Fakat iyi tanı ve tedavi yöntemleri geliştiğinden, uyuz kalıcı bir hastalık olmaktan çıkmıştır.

Scabies nasıl gelişir?
İnsan gözü tarafından nadiren görülebilen mikroskopik bir akar, hastalığa neden olur. Bu akar insan gözüyle zorlukla görülebilir. İnce 8 adet bacağı , yatsı bir gövdesi vardır ve deride bir tünel açar. Deriye girdikten bir kaç hafta sonra allerjik reaksiyon gelişir. Bunun sonucunda özellikle geceleri artan bir kaşıntı ortaya çıkar.
İnsan uyuzu kişiden kişiye sıkı temas ile bulaşır. Bulaştıran kişi arkadaş veya aile bireyleri olabilir. Hastalık daha çok düşük gelirli, kötü hijyene sahip ailelerde görülür. Kalabalık halde yaşanan kötü hijyene sahip bireylerde daha sık görülebilmesine rağmen herkes de görülebilir.
Dişi akar deride tünel kazarken, yumurtalarını bırakır ve allerjik reaksiyon oluşturan bir sıvı salgılar. Larva ve yavru akarlar deri yüzeyine doğru ilerler ve erişkin bir akar olmak üzere büyür. Eğer bir akar deriden kazınırsa yaklaşık olarak 24 saat yaşar. Hastalık bulaştıktan bir ay sonra uyuz olan kişide kaşıntı başlar.

Hastalık nasıl tanınır?
En erken ve belirgin bulgu özellikle geceleri artan kaşıntıdır. Erken dönemde kırmızı kabarcıklar, kurdeşen benzeri döküntüler ve su kabarcıkları görülebilir. İlerlemiş olgularda deri kabuklu ve pulludur.
Uyuz derinin daha sıcak olduğu kıvrım bölgelerinde daha sık görülür. Parmak araları, el bileği ve dirsekler, kalçalar ve göbek bölgesi, göğüs bölgesi ve penis sık görüldüğü alanlardır. Ayrıca akarlar yüzük altında, bilezik ve saat altında ve tırnak altında bulunmaya eğilim gösterir. Çocuklarda hastalık tüm vücudu, el, ayak tabanlarını ve yüzü de tutma eğilimindedir.
Çocuklar gece boyunca kaşıntı yüzünden uyuyamadıklarından yorgundurlar. Kaşınan yerlerde ikincil olarak bakteriyel infeksiyon gelişebilir. Bir çok çocuk hasta uyuzu için değil, ikincil bakteriyel infeksiyonu için tedavi edilir. Bakterial infeksiyonun tedavi edilmesi biraz rahatlama sağlasa da uyuz tedavi edilmediğinden hastalık tekrar eder.

Kabuklu Uyuz
Kabuklu uyuz hastalığın bulgularının oldukça şiddetli geçtiği bir uyuz şeklidir. El ve ayaklarda olmak üzere vücudun geniş alanları kabuklu ve pulludur. Bu kabukların altında binlerce akar ve yumurtası vardır. Deri kalınlaşmış olduğundan ve ilaçlar akarlara yeterli derecede etkili olamadıklarından tedavisi zordur. Bu tip uyuz yaşlı hastalarda, AIDS li hastalarda veya bağışıklık sistemi bozuk olan kişilerde görülür.

Tanı
Dermatoloji Uzmanının yapacağı dikkatli bir muayene tanıyı koydururur. Bir çok hastalık spesifik bir test yapılmadan kolaylıkla tanınır. Bazı şüpheli olgularda şüpheli alana bir damla yağ damlatılır ve hafifçe alınan bir kazıntı mikroskopta incelenmek için cama yayılır. Tanı akarın veya yumurtalarının görülmesi ile konulur.

Kimler daha fazla riske sahiptir?
Uyuz, bir birine yakın teması çok fazla olan çocuklu ailelerde, yatılı yerlerde kalan çocuklarda ve huzur evlerinde kalan yaşlılarda sık görülür. Ailesel uyuz durumlarında iki yaşın altındaki çocuklar ve sıkı teması bulunan aile bireyleri risk altındadır.
Yaşlılarda - Huzur evinde yaşayan yaşlılarda görülen uyuz geç tanı konulması ve diğer hastalıklarla karışması açısndan büyük problem oluşturmaktadır. Bu gecikme nedeniyle hastalık diğer yaşlılara da bulaşmaktadır. Yaşlılar günlük aktivitelerinde yardıma muhtaç olduğundan hasta bakıcılar da hastalık açısında risk altında kalmaktadırlar.

Uyuzun tedavisi
Uyuzun tedavisi kolay ve çabuktur. %5 permetrin içeren kremler gece yatmadan evvel tüm vücuda uygulanır ve sabah yıkanılır. Krem, kuru bir cilde tüm vücudu kaplayacak şekilde (el, parmak araları, ayak tabanı, kasık ve cinsel bölge, tırnakların altı, küçük çocuklarda yüzü de içerecek şekilde) sürülmeli ve 8-14 saat vücutta kalmalıdır.Bir hafta sonra özellikle küçük çocuklara hala bulgu varsaikinci bir tedavi yapılmalıdır. % 5 permetrinin tek bilinen yan etkisi özellikle şiddetli uyuz olgularında yanma ve batmadır. Bütün bulgular tedaviden 4 hafta sonra gerilemiş olmalıdır.
Diğer bir etkili bir tedavi yöntemi %1 lik lindan solüsyonunun kullanımıdır. Bir veya iki kere yapılan gece uygulaması oldukça etkilidir. Lindan solüsyonu sürüldükten 8-12 saat sonra yıkanmalıdır. Doktorunuzu tavsiye ettiği dozdan fazla uygulama yapılmamalı, ikinci bir uygulama yapılacaksa 7 gün ara verilmelidir. Lindan bebekler, küçük çocuklara, hamilelere ve emzirenlere, felçlilere ve nörolojik hastalığı olanlara uygulanmamalıdır.
Kükürtlü merhemlerde tedavi de kullanılabilir. Antihistaminikler kaşıntıyı baskılamak için kullanılırlar.
Tedavi yapılırken evde yaşayan tüm aile bireyleri de tedavi edilmelidir. Hastalık yaygın epidemi yaptığında risk altındaki tüm gruplar tedavi edilmelidir. Aile bireylerinin hepsi bir arada tedavi edilmeli, hatta yakın teması olan arkadaşlar, bakıcılar ve sınıfta yakın teması bulunan kişiler de tedavi edilmelidir. Kıyafetler ve yatak örtüleri yıkanmalıdır.

Uyuzun başarılı bir şekilde ortadan kalırılması için aşağıdakiler gereklidir:

Tedaviye başlamak için bir an önde doktora başvurun.
Uyuza yakalanma düşüncesi sizi rahatsız etmesine rağmen unutmayın ki uyuzun kişisel temizlikle ilgisi yoktur.
Hastalığa sahip olan ve yakınında bulunan kişiler tedavi edilmelidir.
Hastalığın kuluçka devresi 6-8 hafta olduğundan hastalığa ait bulgular hemen görülmez.
Eğer herkes tedavi edilmezse hastalık kontrol altına alınamaz.
İlacı boyundan ayak ucuna kadar her yere uygulayın.
Uygulamadan sonra ellerinizi yıkarsanız, ellerinize yeniden ilaç sürmelisiniz.
Bütün kişesel eşyalarınızı yıkayınız.
Yıkamak istemediğiniz elbiseleri kurutma makinesinde 30 dakika kurutunuz veya kuru temizlemeye veriniz.
Ev hayvanlarının tedavi edilmesine gerek yoktur.
Kaşıntı hastalığın başarılı bir tedavisinden sonra bir iki hafta devam edebilir.
Eşyaların bir plastik torbaya konulup iki hafta bekletil mesi ile akarlar beslenemedikleri için ölür.
Yatak çarşafları ve kılıfları yıkanmalıdır.

Ne yapılmamalıdır?
Uyuzu olan kişinin derisini deterjan ve sabunla sertçe oğuşturması hastalığın kötüleşmesine neden olabilir.
Doktorunuz tarafından önerilmedikçe kortizonlu veya başka ilaçlar içeren kremler kullanılmamalıdır.
Doktorunuz tarafından önerilmedikçe, tedavi iki kereden fazla tekrar edilmemelidir.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:44 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 



Varisler genişlemiş, kıvrımlaşmış ağrılı yüzeyel toplar damarlardan oluşur ve toplar damarcıklardaki valvlerin (kapakçıklar) fonksiyonun bozulması sonucu gelişirler.

Varisler neden oluşurlar, ne sıklıkla görülür ve de risk faktörleri nelerdir?
Normalde toplar damarların içinde bulunan valvler kirli kanın kalbe doğru ilerlemesini sağlarlar. Varis gelişen damarlarda bu kapakıklar tam çalışmazlar ve kanın toplar damarlarda göllenmesine sebebiyet verirler. Damarlarda biriken kan da damarların genişlemesine neden olur. Bu durum başka yerlerde de gelişebilmesine rağmen en sık bacaktaki damarlarda oluşur. Varis sık rastlanan bir hastalıktır ve sıklıkla da bayanları etkiler. Varislere doğuştan bozuk olan damar valvleri neden olabileceği gibi tromboflebit (damarları kan pıhtısının tıkadığı bir hastalık) ve gebelikte de sıklıkla varis gelişebilir. uzun süre ayakta duran kişilerde veya karın içinde basıncın arttığı durumlarda da varis gelişme olasılığı artar.
Birincil oluşan varisler doğuştan damar kapakçıklarının bozuk olması sonucu gelişir ve bu durumun nedeni belli değildir. İkincil olarak varisler bir neden sonucu gelişirler. (örneğin gebelik gibi)

Hastalığın bulguları nelerdir?
  • Bacaklarda ağrıi dolgunluk, ağırlık hissi
  • Genişlemiş damarlar
  • Bileklerde hafif şişlik
  • Bilek etrafındaki derinin kahverengileşmesi
  • Bilek yan tarafında açılan ülserler (yaralar)
Tanı hasta ayakları sarkık bir şekilde oturduğunda bacakların klasik görünümü ile tanı konulur. Gerekirse kan akımının durumu ve toplar damarların durumunu gözlemlemek ve de bacaklarda altta yatan bir rahatsızlık var mı saptayabilmek için doppler ultrosonografi dediğimiz bir tetkik yapılabilir. Nadiren de anjiografi yapılması gerekebilir.

Hastalığın tedavisi nasıl yapılır?
Tedavide en önemli şey koruyucu önlemlerin alınmasıdır. Hasta uzun süre ayakta kalmamalı, dinlenirken ve deuyurken bacaklar yukarda tutulmalıdır ve elastik destek çorapları giyilmelidir.
Tedavi genellikle kozmetik amaçlı istenir. Venleri bağlayan ve damarları cerrahi olarak çıkartan tedavi yöntemleri kullanılabilir. Varisli damarın çıkarılması (ven stripping) zor bir işlemdir ve çok ağrısı fazla olan ve ayak bileklerinde yaraları olan hastalarda tercih edilmelidir. Bu ameliyatta genel anestezi yapılır ve kasıktan ve ayak bileğinden bir kesi yapılır, tel benzeri bir alet damarın içine sokulur ve damar bu kesilerden dışarı çıkarılır. Sonra bu küçük kesiler dikilir.
Ayrıca enjektör yardımı ile damarı skleroze eden (yok eden) maddeler enjekte edilebilir (skleroterapi). Bu tedavi hasta ayakta iken yapılır. İşlem sonrasında bacaklara sıkı elastik bir bandaj uygulanır. Bazı durumlarda stripping ve ve skleroterapi bir arada yapılabilir, bazı damarlar çıkartılırken, bazılarına enjeksiyon yapılabilir.

Hastalığın seyri nasıldır?
Varisler zaman ilerledikça kötüleşirler, fakat alınan koruyucu önlemler bu ilerlemeyi durdurabilir.

Hastalığın komplikasyonları nelerdir?
  • Flebit: Damarlarda oluşan kronik iltihabi durum
  • Bacaklarda ülser (yara gelişimi)
  • Varislerde yırtılma
Ne zaman doktora başvurulmalıdır?
Bacaklardaki ağrı ayakta durma engellendiği ve bacakları yukarı kaldırma şeklinde istirahat yapıldığı halde geçmiyorsa doktora başvurulmalıdır.
Ağrı ve şişlik aniden artarsa, kızarıklık ve yara gelişirse bu bir komplikasyonun göstergesidir ve doktora başvurulmalıdır.

Hastalıkta ne gibi önlemler alınmalıdır?
özellikle ailenizde varis var ise veya ise eğiliminiz var ise uzun süre ayakta durmaktan kaçınılmalıdır.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:45 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 
http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg
  • Saç renginde değişiklik
  • Saçta kalınlık değişiklikleri
Saç renginde değişiklik: Saçtaki renk değişikliği yaşlanmanın en net bulgularından biridir. Saçın rengi kıl kökünde üretilen melanin denen pigment (boya maddesi ) tarafından oluşturulur. Yaşlandıkça kıl köklerinde daha az melanin üretilir.

Saçların beyazlamaya başlaması ne zaman olur?
Saçların beyazlaşmaya başlama yaşı kişiden kişiye değişmekle birlikte, sıklıkla 30 lu yaşlarda başlar. Beyazlaşma genellikle şakaklarda başlayıp, sonra diğer alanlara yayılır. Önce saç rengi açılır, sonradan da tamamiyle beyazlama olur.
Kırklı yaşlara gelindiğinde insanların % 40'ının saçları grileşmiştir. Vücut ve yüz kuıllarında beyazlaşma ise daha geç olur. Koltuk altı, genital bölge ve göğüs kıllarında grileşme daha az olur veya hiç olmaz.
  • Saçların ve kılların beyazlaşması genetik olarak kodlanmıştır. Beyaz ırkta bu durum daha erken, asyalılar da ise daha geç olur. Vitamin ve benzeri ürünler saçın beyazlaşmasını engellemez ve durdurmazlar.
Saçta kalınlık değişiklikleri:
Saç derideki kıl açıklıklarından dışarı doğru uzanan proteinden oluşmuş banttır. Normal bir saç telinin ömrü 2-6 yıldır. Bu süre dolduğunda saç dökülür ve yerine yeni bir saç teli gelir.


Cildimizde ki kıl sayısının ne kadar olacağını genetik yapımız belir. Bununla birlikte yaşlanan her kişide saç kaybı farkedilir. Ayrıca yaşlandıkça saçın uzaması da yavaşlar. Saç içindeki kollajen bantları küçülür, (rengi açılır) böylece kalın saç teli olan insanların bile saçları incelir.

Kellik problemi ne zaman oluşur?
Bazı kıl kökleri yeni kıl üretimini durdururlar. Hem kadınlar, hem de erkeklerin yaşlandıkça saçları azalır. Erkeklerin % 25 ‘i otuzlu yaşlarda kellik belirtileri göstermeye başlarlar ve 60 yaşlarında erkeklerin 2/3 sinde kellik az veya çok olarak vardır.


Kellik neden oluşur?
Erkeklerde kellik problemine testeron hormonu neden olur. (Erkek tipi dökülme) Genelikle dökülme alın çizgisinden başlar.

Kadınlarda kellik görülür mü?
Kadınlarda yaşlandıkça kadın tipi kelleşme görülür. Saçlı derideki saç yoğunluğu tüm alanlarda yaygındır ve saç derisi kolaylıkla görülür.
Vücut ve yüz tüyleri de kaybolur. Kıllar sayı olarak azalsa da daha kalın ve belirgin hale gelirler. (özellikle çene ve dudakların etrafında)

Erkeklerde kaş, kulak ve burundaki kıllar uzar ve kalınlaşabilir.

Tırnaklarda yaşlanma ile hangi değişiklikler görülür?

Tırnaklar daha yavaş uzamaya başlar, donuklaşır ve kolay kırılabilir hale gelirler. Renkleri ise saydamlıktan sarı ve opak bir görünüme değişir.
Tırnaklar, özellikle ayak tırnakları sertleşir ve kalınlaşır ve tırnak batması görülebilir. Tırnak uçları genellikle kolay kırılır.
Bazı kişilerde yaşlanma ile tırnaklarda boyuna uzanan girinti ve çıkıntılar oluşabilir. Bunlar yaşlanmanın doğal belirtileridir. Bununla beraber mantar infeksiyonu , beslenme ve diğer problemlere bağlı bazı değişiklikler de görülebilir.
Tırnaklarda eğer çukurcuklar, sırtlanmalar, çizgiler, şekil değişiklikleri var ise muhakkak bir dermatoloji uzmanına başvurunuz.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:45 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 
http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg


Yaşlanan deri sarkar ve üzerinde çizgiler, kırışıklıklar ve oluklar gelişir. Derideki bu değişiklikliklerin şiddeti genetik eğilime, deri fototipine ve çevresel faktörlere maruz kalmaya göre değişir.
Dermatoloji ve plastik cerrahi uzmanları yaşlılığa bağlı değişiklikleri tanımlarken Glogau klasifikasyonu u kullanırlar:
Hafif (yaş 28-35): Çok hafif kırışıklılar vardır, keratoz yoktur. Hafif makyaja ihtiyaç duyar ya da duymaz.
Orta (35-50): Hafif kırışıklıklar, yüzeyel kertozlar vardır. Hafif makyaja ihtiyaç duyar.
İleri (50-60): Kalıcı kırışıklıklar, deri renginde değişikliklerle birlikte telenjiektaziler ve aktinik keratozlar vardır. Genellikle makyaja ihtiyaç vardır.
Şiddetli (65-70): Şiddetli kırışıklıklar, fotoyaşlanma vardır, yerçekimi ve dinamik kuvvetler deriyi etkiler, deri kanseri ile birlikte veya birlikte olmadan aktinik keratozlar vardır. Çok yoğun makyaja ihtiyaç vardır ve makyaj budeğişiklikleri kapatmaya yetmez.
Fitzpatrick sınıflaması da ağız ve göz etrafındaki kısışıklıklara göre yüz çizgilerini sınıflandırmıştır:
Sınıf I: İnce kırışılıklar
Sınıf II: İnceden orta kalınlığa kadar kırışıklıklar ve orta düzeyde çizgiler
Sınıf III: İnceden derine kadar kırışıklıklar, çok sayıda çizgiler ve muhtemelen kalıcı oluklar

Yüz çizgi ve kırışıklıkları nasıl oluşur?
Kırışıklıkların temel nedeni, genetik yapımızın belirlediği genetik yaşlanmadır. Bu ailesel faktörlerle yakından ilişkilidir. Genetik faktörlerin dışında bir çok etken kırışıklıklara neden olur.
Genetik faktörlerin dışında yüzdeki kırışıklıklar ve çizgiler aşağıdaki faktörlerden dolayı oluşur:
  • Güneş hasarı
  • Stres
  • Kas hareketi (mimiklerin aşırı kullanımı)
  • Yer çekimi
  • Travmalar
  • Cerrahi
  • Sivilce
  • Yara izi bırakmaya eğilimli cilt hastalıkları (Discoid Lupus Eritematosus)
  • Sigara içme
İnsanlar gülerken veya kaş çatarken, her iki yüz yanı da aynı çalışmadığından ve devamli sağ veya sol yana yatma alışkanlığı olduğundan yüzdeki çizgilerde çoğu zaman asimetriktir.

Kaç tip kırşıklık vardır?
1.İnce çizgiler
İnce çizgiler derinin orta tabakası olan dermisin düzensiz kalınlaşması ve epidermisin su tutma kapasitesinin azalması sonucu oluşur. Başlıca güneş hasarından ve sigara içilmesi gibi çevresel toksinler yoluyla olur.

2.Derin kırışıklıklar
Derin kırışıklıklar dinamik ve statik olmak üzere iki çeşittirler. Dinamik çizgiler yüz kaslarının çalışması ile ortaya çıkarlar. Statik çizgiler ise kas hareketi ile değişmezler. Hatta dinamik çizgiler statik hale gelebilirler.
  • Kaz ayağı çizgileri gözün etrafında gülme ile veya göz kaslarının çalışması ile ortaya çıkan çizgilerdir.
  • Alındaki kaygı çizgileri kaşları kaldırırken kasılan alın kasının kasılması sonucu oluşurlar.
  • aşların arasındaki kaş çatma çizgileri ise sinirlenildiği zaman kasılan corrugator supercilii ve procerus kasları vasıtasıyla oluşur.
Cilt sarkması neden oluşur?
Cildin sarkması bir çok faktörle oluşur:
  • Derinin altındaki yağ dokusunda hücre sayısının azalması
  • Derinin orta tabakası olan dermisteki kollajen ve elastin liflerin sayısınına azalması gerginlik ve elastikliği azaltır.
  • Yerçekimi de gevşek dokunun kolaylıkla sarkmasına neden olur.
Bunun sonucu olarak:
  • Kaşlar düşer. (alının sarkması sonucu kaşlar göz kapaklarının üzerine doğru düşer.)
  • Üst gözpağı düşüklüğü (üst göz kapağı göz bebeini kapatacak kadar düşebilir.)
  • Alt göz kapağı düşüklüğü
  • Alt göz kapağının sarkması kapak altındaki mukozanın görünmesine neden olur.
  • Gözlerde boş bakış
  • Burnun kenarındaki belirgin oluk nedeniyle yorgun bakış vardır.
  • Gıdık oluşması (çene çizgisinin ortadan kalkması)
  • Boyun çizgileri
  • Uzamış kulaklar
  • Burun ucunun düşmesi
  • Üst dudağın incelmesi
Kırışıklık tedavisi nasıl yapılır?
Sıklıkla iyi sonuçlar için bir çok işlemin kombinasyonuna ihtiyaç vardır.

Güneşten koruyucu kremler
En önemli olarak güneş gören yerler güneşten koruyucu kremler kullanarak korunmalı ve sigara içilmemeli, sigara içilen yerlerde bulunulmamalı ve diğer hava kirliliğine neden olan ajanlardan uzak durulmalıdır.

Nemlendiriciler
Yaşlanan deri düzenli olarak nemlendirici uygulandığında daha iyi gözükür. Nemlendiriciler derinin su tutma kapasitesini arttırırlar. Kullanımı kolay, yanma batma ve sivilce yapmayan bir nemlendirici seçilmelidir.
  • Yüzünüzü ılık su ve sabun içermeyen bir cilt temizleyicisi ile günde iki kez yıkayın.
  • Kısa süre ile bile dışarıda kalsanız uv filtresi bulunan güneş koruyucuları kullanınız.
Anti-ageing formülleri
Bir çok yüz kremi anti-aging ajanlar içeririr. Bu ajanlar antioksidanlar ve soyucu ajanlardır:
  • Topical retinoidler
  • Vitamin C
  • Alfa hidroksi asiy-tler
  • Polypeptidler
  • Bir çok bitki ekstreleri
Topikal retinoidler dışında bir çok antiaging ajanın etkinliği ispatlanmamıştır.

Cilt soyma (Resurfacing)
Resurfacing kimyasal ve mekanik çeşitli tekniklerle derinin üst tabakasının soyulması işlemidir. Bu işlem derinin renk düzensizlikleri ve dokusunu düzeltir. Ayrıca ince çizgileri ve statik kırışıklıkları da düzeltir, fakat dinamik kırışıklıklara etkili olmaz.
  • Yüzeyel ve orta derinlikte kimyasal peeling Çeşitli nedenlerle hasara uğramış olan cildin üst tabakasının soyularak yüzeyel kırışıklıkları azaltmak, deriye daha canlı bir görünüm sağlamak mümkündür. Meyve asitlerinden olan glikolik asit, Avitamini olan retinoik asit veya trikloroasetik asit kullanılabilir. Kimyasal peeling işlemi ağrısızdır ve anestezi gerektirmez. İki veya dört hafta aralarla yapılan, 4-6 seanslık tedavi ile iyi sonuçlar alınır.
  • Dermabrasyon ve mikrodermabrasyon
  • Neodynium:YAG (Nd:YAG) veya karbon dioksid (CO2) laser ile resurfacing(cilt saoma)
Non-ablative (soyucu olmayan)tedaviler
  • Non-ablatiflaserler
  • İntensif pulsed light (IPL)
  • Termal resurfacing(thermage)
Dolgu maddeleri (İmplantlar)
Dolgu maddeleri özellikle yüzün alt bölümünde bulunan (yanak, dudak çevresi ve cene) kırışıklıkların tedavisinde kullanılır. Hatta bu maddeler dudakları dolgunlaştırmak içinde kullanılır. Bu maddeler kalıcı ve geçici dolgu maddeleri olabilir.

Silikon gibi çeşitli sentetik maddeler ciltte daha uzun süre kalmalarına rağmen; yan etkileri fazladır. Bu nedenle fazla tavsiye edilmemektedir. Dolgu maddesi olarak kullanılan maddelerin çoğu, derimizde doğal olarak bulunan maddelerdir. Doğal dolgu maddeleri olarak hiyaluronik asit, kollajen gibi maddeler kullanılmaktadır. Bir diğer yöntem hastanın kendi yağ hücreleri ile kırışıklıklarının tedavi edilmesidir. Bu tedavi yönteminde hastanın yağ hücreleri bir enjektör yardımı ile kendi vücudundan alınır ve daha sonra kırışıklık olan alanlara enjekte edilir. Uygulama bölgesine göre, dolgu maddesinin seçimi değişebilmektedir.

Doğal olan dolgu maddeleri ile yapılan tedavilerde, dört altı ay sonra işlemin tekrar edilmesi gerekmektedir. Sentetik olan dolgu maddeleri deride daha uzun süre kalmalarına rağmen pek tavsiye edilmemktedir. Tüm bu işlemlerin yapılması çok kolaydır ve hastanın günlük yaşamını etkilemez.

Botulinum toxin (BOTOX)
Botox tedavisi mimiklerin aşırı kullanımı sonucu gelişen kırışıklıkların tedavisinde kullanılır. Bu kırışıklıklar, yüzün özellikle üst bölgesinde (kaşlar arasında, göz çevresi ve alında) bulunur. Bu bölgelerde derinin altına yapılan botox enjeksiyonu, kullanılmasını istemediğimiz mimik kaslarını felç ederek kaz ayağı, kaş çatma ve alın çizgilerini tedavi eder. Ayrıca kaş şeklini düzeltmekte ve dudak etrafı gibi bir çok alanlardaki kırışıklıkların tedavisinde kullanılabilir.
Tedaviden bir kaç gün sonra kırışıklıklar azalarak kaybolur. İlacın etkisi ortalamadört altı ay sürer. 3*4 seans sonrasında bu süre bir yıla kadar uzayabilir.

Kozmetik cerrahi
Kozmetik cerrahi yüz dokusunun yeniden şekillendirilmesi (ritidektomi=kırışıklık çıkartılması) ve sarkan dokuların kaldırılması şeklinde yapılır
  • Yüz germe işleminde fazla deri kesilip alınır ve yüzün 2/3 alt kısmındaki (çene ve boyun) kaslar gerginleştirilir.
  • Alın ve kaş arkı statik çizgiler azaltılarak ve sarkık kaşlar yukarı kaldırılarak düzeltilir.
  • Rinoplasti ile burun ucu kaldırılır, şekillendirilir.
  • Alt ve üst blepharoplasty(göz kapağı plastik operasyonu) ile sarkan deri ve aşırı yağ dokusu çıkartılır.
  • Boyundaki dikey bantlar ve sarkan deri amliyatla düzeltilir.

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 01:45 AM

Cilt Kliniği-Herşey Ve Tedavileri A,Dan Z,Ye Bu Başlıkta
 


Zona olarak da bilinen Herpes Zoster su çiçeği virüsünün yaptığı bir enfeksiyondur.
Su çiçeği geçiren herkes Zonaya yakalanabilir. Virüs sinir köklerinde aktif olmayan bir şekilde yaşamını sürdürür ve yeniden aktifleştiğinde Zona gelişir. Suçiçeği geçiren kimselerin % 20 si Zona geçirir.

Virüsü uyandırıp aktifleştiren neden bilinmemektedir. Vücudun enfeksiyonlarla baş etmesini sağlayan bağışıklık sistemindeki bir güçsüzlük virüsün çoğalmasına ve sinir boyunca deride yayılmasına neden olur. Çocuklar bile Zona geliştirebilmesine rağmen, genellikle 50 yaşın üzerinde rastlanır. Hastalık, travma, stres gibi faktörler zona geçirilmesine neden olabilir.
Herhangi bir nedenle bağışıklık sistemi zayıflayan kişi zona geçirebilir. Bu kişilerde hastalık ciddi seyretmeye eğilimlidir. Bağışıklık sisteminin zayıfladığı lösemi, lenf oma gibi kanserler ve de AIDS de zona sık görülür. Kanser kemoterapisi ve radyoterapi, organ naklinde kullanılan ilaçlar, uzun süreli kortizon kullanımı bağışıklık sistemini baskılayabilir.

Zonanın bulguları nelerdir?
Zonanın ilk bulgusu derinin belirli bir bölgesinde yanma batma tarzında ağrı ve duyarlılık artışıdır. Bu ağrı döküntünün gelişmesinden 2-3 gün önce döküntü alanında başlar. Bu arada baş ağrısı ve ateş olabilir. Bu alanda daha sonra kızarıklık ve şeffaf su kabarcıkları gruplar halinde oluşur. Bu kabarcıklar 2-3 hafta kadar sürer. Bu kabarcıklar koyu renkli kan ile dolar, sonra kabuklanır ve iyileşmeye başlar. Ağrı daha uzun süre sürebilir. Nadir olarak döküntü hiç görülmemeksizin de ağrı olabilir.



Zona




Ağrının şiddeti nasıldır?
Ağrı sıklıkla ağrı kesici ilaçlar kullanmayı gerektirecek kadar şiddetlidir

Zona genellikle vücudun hangi bölgesinde görülür?
Zona genellikle gövdede ve kalçalarda görülür. Fakat yüz, kol ve bacaklarda da görülebilir. Gözde kalıcı hasar bırakabildiği için göz de hastalık görüldüğünde dikkatli bir bakım gerekir. Burun ucunda su kabarcığı oluşmuşsa bu göz tutulumunun olduğunu gösterir. Bu durumda muhakkak Göz Hastalıkları uzmanı tarafından muayene yapılmalıdır.

Zonanın komplikasyonları nelerdir?
Deri döküntüleri geriledikten sonra Zonaya ait ağrı kalabilir. Özellikle yaşlı hastalarda ağrı aylar ve yıllar boyu kalır. Zonanın erken evrelerinde tedaviye başlamak ağrı gelişimini engelleyebilir.
Su kabarcıklarında bakteri enfeksiyonu gelişebilir ve bu yaraların iyileşmesini engeller. Döküntüde ağrı ve kızarıklık artarsa muhakkak doktorunuza başvurun. Bu durumda antibiyotik tedavisi gerekebilir.
Diğer bir durum Zonanın tüm vücuda ve diğer organlara yayılmasıdır. Nadir olarak görülen bu durumda bağışıklık sistemi baskılanmıştır.

Zona nasıl tanınır?
Tanı su kabarcıklarının tipik görüntüsü ve döküntü başlamadan önce vücudun tek tarafında ağrı olması ile konulur. Gerekirse incelenmek üzere su kabarcıklarından örnek alınabilir.

Zona geçiren bir kişi de önemli bir hastalık veya bağışıklık sisteminde bir yetersizlik olabilir mi?
Zona geçiren hastaların çoğu sağlıklıdır. Bununla beraber başka hastalıklar veya AIDS var ise bu doktora bildirilmelidir. Çünkü bu durum tedaviyi etkileyebilir. Doktorunuz bu durumla ilgili olarak tıbbi hikayenizi sorgulayabilir ve bir takım testler (röntgen ve kan tahlilleri) isteyebilir.

Zona bulaştırıcı mı dır?
Zona daha evvelden suçiçeği geçirmemiş kişilere bulaşabilir, fakat bu kişilerde zona değil, suçiçeği gelişir. Zona, su çiçeğine göre daha az bulaştırıcıdır. Zona su kabarcıkları patladığında bulaştırıcı hale gelir.Yeni doğanlar ve bağışıklık sisteminde yetmezlik olanlar zonalı kişilerden virüsü alarak suçiçeği geliştirmeye eğilimlidir. Zonalı hastalar nadiren hastaneye yatırılarak tedavi edilme ihtiyacı gösterir.

Hastalık deride iz bırakır mı?
Hastalık bağışıklık sistemi bozuk olan kişilerde yaşlılarda ve ikincil olarak bakteri enfeksiyonu gelişenlerde iz kalır.

Tedavisi nasıldır?
Zona genellikle birkaç haftada iyileşir, nadiren tekrar eder. Ağrı kesici ve soğuk pansumanlar faydalı olur. Eğer erken tanı konulup, ilaçlar erken dönemde başlanırsa, virüsün yayılımı azalır, bulgular daha çabuk iyileşir. Bu ilaçlar baş ağrısı, mide rahatsızlığı yapabilirler. Tedavinin erken başlanması önemlidir. Bu ilaçların kullanımı zona sonrasında ağrı gelişimini engellemez, fakat ağrılı dönemin kısalmasını sağlarlar.
Şiddetli enfeksiyonlarda, göz tutulumunda ve şiddetli ağrı olan hastalarda antiviral ilaçlarla birlikte kortizon verilebilir.
Zona sonrasında görülen ağrı kesici tabletlerin gündüz ve gece alımı ile azaltılabilir. Bazen tedavide depresyon ilaçları ağrıyı azaltmak amaçlı kullanılabilir. Günde 3-4 kez kurutucu pansumanların uygulanılması ağrıyı azaltır.


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.