Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Sinsi Eğlence > Bir Tutam Hikaye

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
aklımdasın

Aklımdasın...

Eski 10-11-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Aklımdasın...



Başımdan geçen ilginç bir aşk öyküsünü anlatmak istiyorum

Üniversite 2sınıfa gidiyordum Gençlik bu ya, başımda kavak yelleri esiyor

Zaman ise benim geleceğin en büyük gazetecilerinden biri olmam için

geçiyor gibime geliyordu Geliyordu ama ben derslerden çok, arkadaşlarla

üniversite binamızın içerisindeki sahalarda ve ağaçların arasında top

oynamayı, gezmeyi ve arkadaşlarla sohbet etmeyi tercih ediyordum

Ama itiraf edeyim, özellikle bahar aylarında etraftaki değişimleri,

yeşillikleri geleceğin büyük gazetecisi gözüyle de izliyordum Eh, gözleme

yeteneğin olacak ve tabiattaki güzellikleri –bayanları- göreceksin de

şairlik taslamayacaksın, aşık olmayacaksın olur mu?“Öğrenci dediğin fotokopisinden belli olur”,“Fotokopisiz öğrenci meyvasız ağaca benzer” öğrenci atasözleri uyarınca vize dönemlerinden bir ay önce gördüğümüz derslerin notlarının fotokopilerini bulup almak için Azim Fotokopi’ye gittim Azim Fotokopi hemen hemen bizde ki bütün derslerin dönem içindeki notlarının fotokopilerini çoğaltır ve satardı Orada fotokopileri alırken yanımda bizim birinci sınıfta gördüğümüz bir dersin fotokopisinin olup olmadığını soran bir kız vardı Fotokopiciden o dersin notlarının olmadığını öğrenince oldukça üzüldüğünü gördüm İçimdeki yardımseverlik duyguları kabardı Belirtmeliyim ki genellikle güzel bayanlara karşı her zaman yardımseverimdir Kıza dönerek:

- “Her halde İletişim Fakültesinde okuyorsunuz” dedim

- “Evet” dedi

- “Bizim geçen yıl gördüğümüz Gazete Yazı Türleri dersinin fotokopileri

bende hala duruyor İsterseniz onları size ben temin ederim”dedim

- “Ah, size zahmet olmasın?” dedi

- “Yok canım ne zahmeti” dedim

Sonra oradan beraberce konuşarak çıktık Yolda adını söyledi: Figen’miş Neyse biz böylece tanışmış oldukErtesi gün ders notlarını ona verdim Kız beni çok etkilemişti Bir içim su derler ya öyleydi Tabii, beni çok etkilediği içinde bana öyle gelmiş olabilirNeyse… Buyardım severliğimin karşılığında kız beni ne zaman görse hemen yanıma gelmeye başladı Diğer arkadaşlarımla da tanıştırdım onu Artık çok samimi olmuştukOlmuştuk olmasına ama kıza da tutulmuştumNe yapmalıydım… Düşünüyordum ama bir türlü de karar veremiyordum Şimdi kıza arkadaşlık teklif etsem, yardım etmemin karşılığında ondan faydalanmak istediğimi düşünebilirdi Ayrıca arkadaşlık teklif etmemin diğer arkadaşlarımın hele hele Osman’ın kulağına gitmesi… Aman aman ölsem daha iyi Çünkü bizim arkadaş gurubumuzun arasında şöyle bir beddua vardı: “Allah seni Osman’ın medyatik diline düşürsün de, manşetlerden inme emi !” Çok düşündüm bir karar veremedim En sonunda ona aşkımı mektupla ilan

etmeye karar verdim Bu amaçla oturdum ve usturuplu bir aşk mektubu yazdım

“Bu mektubu kaldığım yerin soğuk duvarlarını ısıtmaya çalışan yüreğimin her atışında İsmini hatırlatan sıcaklığında yazıyorum Bir melankoni içerisinde yazmaya çalıştığım bu satırlar daha çok seven yüreğimin sevilme mutluluğunu yakalaması için çabalaması ve belki de karşılıksız bir sevda bataklığına nasıl

gömüldüğünün ifadesiAcaba Figen; senin o melekler kadar güzel olarak tasavvur ettiğim hayalini gönlümden

silip atsam mı diyorum Yazık olmaz mı sorusu aklıma geliyor Yazık olmaz

mı aşkıma?

Acaba unutsam sana karşı hissettiklerimi, hiçbir şey yaşanmamış gibi acaba

bir anda

geçen onca zamanın ötesine gidebilir miyim?

Yakalanan bir kuşun esaretten kurtulmak için çırpınması gibi seni görünce

çırpınan

kalbimin atışlarını, yüzümün her kızarışını, benim sana olan tutkumu tavır

ve yüz

ifademden, heyecanımdan, titrememden anlamandan duyduğum korkuları…

unutsam mı?

Böyle bir şey mümkün olsa bile herhalde yaşadığım onca duyguyu bir anda

jiletle

kazıyıp, söker gibi atamam, atmam

Çevremde çok pişkin, yüzsüz, her şeyi çok rahat ifade edebilen biri olarak

görülmeme

rağmen aslında sevdiğine karşı aşkını ve duygularını ifadeden bile çekinen

utangaç

yapıda biri olarak sevgimi yazı ile belirtme ihtiyacı duydum

Sana olan sevgimi hoş karşılaman dileğiyle…”

“Yakın çevrenden biri”

Mektubu daktilo ile yazdıktan sonra bir zarfa yerleştirdim

Figen’in de

aralarında bulunduğu arkadaşlarla okulun önünde sohbet ederken lavaboya

gitme bahanesiyle gidip sınıfta Figen’in ders notlarını tuttuğu

ajandanın

içine koydum ve sonucu beklemeye başladım

Ertesi gün üniversitenin ana binasında bulunan yemekhaneye giderken Figen

bir ara

yanıma yaklaştı ve:

- “Yükselciğim san bir şey söyleyeceğim ama aramızda kalsın

Aramızdaki samimiyetten

bir tek sana söylüyorum” dedi ve devam etti “Yahu dangalağın

bir bana bir mektup

göndermiş” dedi

- “Şaka mı yapmış mektupta?” diye sordum

- “Şaka mı bilmiyorum ama mektupta bana tutulduğunu, aşık

olduğunu…

falan filan yazmış işte Yani oldukça duygulu bir dille bana ilan-ı aşk

ediyor

herif” dedi Ben de:

- “Peki kim bu herif”dedim

- “Ne bileyim, ismini yazmamış ki! Ama

yazdıklarından bir

şeyler çıkarmaya çalışıyorum Bir iki tahminim de var” deyince

heyecanlanarak;

- “Peki kim olabilir” diye sordum

- “Tahminime göre bizim gruptakilerden biri ve…

Neyse ismini

de sonra öğrenirsin Yüksel” dediği sırada diğer arkadaşların da

yanımıza gelmesiyle

sözünü keserek onlarla konuşmaya başladı

Beni bir merak sarmaya başlamıştı Acaba tahmini ben miydim de

tavırlarımdan öğrenmek için konuyu bana açmıştı Anlamış mıydı acaba…

İçim içimi kemiriyordu; mektup yazmasa mıydım Eğer gerçekten benim

yazdığımı anlamışsa ve benimle bir daha konuşmazsa ne yapardım Belki hem

bir arkadaşı yitirecektim, hem de sevdiğim kızı

Bu arada şeytan da dürtüyordu beni bir mektup daha yaz diye Bu

sefer

duygularımı daha açık belirtecektim Bu düşüncelerle tekrar daktilonun

başına geçerek yazmaya başladım:

“Figen; şu an sana söylemek istediğim ama

söyleyemediğim duygular

var ya, o duyguları sana bir sahilde hafif bir yağmur çisiltisi

altında ıslanırken ve deniz dalgalarının, martı sesleriyle

birleşerek oluşturduğu o nefis fon müziği eşliğinde dans ederken

söylemek isterdim

Bilmem sen hiç birşeyi, pek çok şeyi kaybetme pahasına daha doğrusu

yüreğin

pahasına satın almak ister misin? Bil ki ben yüreğimi sana, senin için

satmaya hazırım

Keşke sana olan aşkımı, seni görünce hissettiğim duyguları gözlerinin

derinliklerinde köşe kapmaca oynarken anlatsaydım Acaba anlatabilir miydim?

İnsanlar madde ve mana arasında, denizde salınan tekneler misali

gelip

giderken; ben kendimi sevdama kucak açmış, senin gönül limanında demirlemiş

olarak bulmak isterdim Sana bağlanmak sarılmak ve

Hayali bile yaşadığım hayatın sahte yaşantısından daha gerçek ve daha güzel

Mektubuma çok sevdiğim, güzel bir söz ile son vermek istiyorum:

“Sevsen,

sevilsen ve sevilebilir olsan”

Beni sevilebilir biri olarak görmen dileğimle…

“Yakın Çevrenden Biri”

Mektubuma ek olarak da “Figen’e” diye ithaf

ederek yazdığım:

AKLIMDASIN

Papatya açmış kırlardan

Peygamber çiçeklerinin sarısından

Kekik otlarının kokusundan

Doyasıya içime çektiğim sen!

Belki değilsin, belki farkındasın

Sen benim hep aklımdasın

Turnalarla gönderdim sana

Gönlümde yetiştirdiğim gülleri

Yalancı gönüllerde

Karanlık tünellerde

Aşkı aramaya çalışırken sen

Senin aşkını hayat gibi yaşardım ben

Belki aşkıma uzaksın, belki yakındasın

Sen bilmesen de hep benim aklımdasın !

Şiirimi de zarfa koyarak bu sefer postaladım

Ertesi günde dedemin vefat ettiği haberi geldi Alel acele

Gümüşhane’ye

gitmek zorunda kaldım Bir hafta sonra döndüm ve okula gittim Figen beni

görünce hemen gülerek yanıma geldi ve:

- “Yüksel hani bana biri aşk mektubu yazıyor demiştim ya

işte ondan ikinci

bir mektup daha geldi Bir de bana ithaf ederek yazdığı şiirini koymuş Çok

etkilendim

- “Peki kim olduğunu bulabildin mi?” diye sordum O da:

- “Sana bir iki tahminim var diyordum ya… Artık emin

oldum

- “Emin mi oldun, peki kim?” diye heyecanla sordum

- “Hiç tahmin edemezsin… Osman!” dedi

- “Osman mı?” dedim şaşırarak

- “Tabii… Yakın çevremden biri, çok pişkin,

yüzsüz, her şeyi

çok rahat ifade edebilen biri olarak görünen başka kim olabilir?”

deyince şaşkın,

yıkılmış bir ifade ile:

- “Çok şaşırdım” dedim

- “Şaşır, şaşır … Dahası var Emin olunca ben

gittim ona

ondan hoşlandığımı belirttim Yazdıkları beni çok etkilemişti Ayrıca çok

utangaç,

ona kalırsa bana hiç açılamayacak ve beni sevdiğini söyleyemeyecek… Bu

sebeple ona

ben açıldım O da benden hoşlandığını fakat benim seninle olan

diyalogumuzdan ve

samimiyetimizden dolayı ikimizin arasında bir şey olduğunu sandığından bana

açılamadığını söyledi Düşünebiliyor musun ayrıca ikimizin arasında bir

şey var

sanıyormuş” dedi

Çok şaşırmıştım Ne diyeceğimi bilemiyordum Sonunda;

- “Senin adına sevindim Nihayetinde sana mektupları yazanı

da bulmuş oldun

böylece” dedim ve yanından ayrıldım

Bir yanda sevdiğim kız Figen diğer yanda en yakın arkadaşlarımdan Osman

vardı Ve

ikisi de benim aşk mektuplarım sonucu… Tam bir çöküntü içerisindeydim, ne

yapacağımı bilemiyordum Bu hal içinde iki hafta okula gitmedim, hatta

gidemedim

(Alıntıdır)

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.