Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Kültür - San'at & Eğitim > Ülke & Şehirler > Gezelim, Görelim

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
deniz, kaştan, kekovaya, yürüyüşü

Kaş'tan Kekova'ya Bir Deniz Yürüyüşü

Eski 10-06-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Kaş'tan Kekova'ya Bir Deniz Yürüyüşü



Çarşaf gibi sularda küreğinizin çıkardığı hafif dalga şıpırtısı, antik Likya kentlerini saklayan ıssız koylar, yıldızları sayarak uykuya dalmak Kekova’da bir deniz kayağı turunun ödülleri bunlar

Çılgın kalabalıklardan uzakta olmak isteyen gezginler için, anayolların dışına çıkmak, belki daha önce ayak basılmamış yerlere gitmek, motorize dünyadan olabildiğince uzaklaşmak önemli Örneğin trekking, doğanın kıvrımlarında kaybolmanın en iyi yollarından biri Son yıllarda Türkiye’de popüler hale gelen ve trekking’in denizden yapılanı olarak da tanımlayabileceğimiz deniz kayağı ise dağların ve vadilerin denizle buluştuğu eşsiz sahilleri keşfetmek için ideal
Türkiye’nin deniz kayağı için en uygun kıyıları, Kaş’tan Kekova’ya kadar uzanan bölgede Sahile paralel ince uzun Kekova Adası’nın yarattığı korunaklı iç limanın koylarında iki üç günlük kamplı turlar, gittikçe yaygınlaşıyor Her ne kadar, Fethiye’nin 12 Adalar bölgesinden Kaş ve Kekova’ya uzanan bir haftalık zorlu rotalar şimdilik sadece işin fanatiklerini çekse de, kısa turlar benim gibi yeni başlayanlar için biçilmiş kaftan

4000 YILLIK BİR TASARIM

Kimi kaynaklara göre deniz kayaklarının ilk örnekleri, Alaska, Grönland ve Sibirya gibi kuzey iklimlerinde yaşayan halklar tarafından binlerce yıl önce tasarlanmış Kapalı bir kokpit üzerinde yuvarlak bir delik ile kokpite oturan kişinin beline geçirdiği ve içeri su girmesini önleyen bir ‘etek’ten oluşan deniz kayağı, aslında hayli ‘denizci’ bir araç Üstü açık nehir kanolarına göre avantajları; daha fazla depolama alanı, düz bir çizgide daha rahat yol alabilen tasarımları ve uzun menzilli yolculuklar için de konforlu olmaları Günümüzde deniz kayaklarıyla, birkaç saatlik turlar kadar, birkaç haftalık geziler de yapmak mümkün

Kekova’dan hareket eden kayak turlarından birine katıldığımda, kürek tecrübemin birkaç saati bile bulmadığını söyleyebilirim Turumuz Kaş’a 19 kilometre mesafedeki Üçağız köyünde (antik adıyla Theimiussa) başlıyor Üçağız sahilinde kısa brifingin ardından, kırmızı, sarı, mavi gibi lolipop renklerindeki fiber kayaklarımıza atlayıp, denize açılıyoruz Tabii, kayağa ne şekilde dengeli bineceğimizi, nasıl ileri geri manevra yapacağımızı iyice öğrendikten sonra…

SAKİN BİR KOYDA DEMİR ATIYORUZ

Birkaç denemeden sonra kürek çekme tekniğini kapınca, üç dört kişilik grubumuzun peşine takılıp emin ‘kulaçlarla’ ilerlemeye başlıyorum Aslında yapılması gereken, küreği adeta bir kaldıraç gibi kullanarak, kayağı öne doğru çekmekten ibaret Avuçlarınızın tahriş olmaması için, küreklere fazla yapışmamaya da dikkat! Yoksa hemen yorulmaya başlıyorsunuz
Üçağız’ın bulunduğu dingin koydan çıkıp, kara ile Kekova Adası’nın koruması altındaki ‘Ölüdeniz’ adı verilen iç denize çıkıyoruz Buradan açıkdenize üç noktadan çıkış var, bu nedenle antik zamanlardan beri bu yerleşimin adı Üçağız

Gece, Sıçak Yarımadası’nın oluşturduğu koyun dibinde, bir Yörük ailesinin evinin yanında kamp kuracağız Birkaç saatlik seyirden sonra, Kekova Adası ile Topak Ada’nın arasındaki boğazdan açıkdenize çıkıyor ve Topak Ada’nın koylarından birinde küçük bir abur cubur molası veriyoruz Burada dalgalar iyice irileşiyor ve kürek çekmek zorlaşıyor Moladan sonra Kekova’nın korunaklı sularına döndüğümüzde, içerideki dinginliğin işimizi ne kadar kolaylaştırdığını ve bu bölgeyi deniz kayağı için benzersiz hale getirdiğini fark ediyorum
Denize dökülen bir derenin oluşturduğu Soğuksu, karanın içlerine doğru 100 metre kadar sokulan şirin bir kanyon Burada biraz oyalandıktan sonra, Ramazan Kaplan ve ailesine ait mekâna ulaşmak için, küreklere asılıyoruz Dört saattir kürek çektiğimden, artık gücümün son kırıntılarını idareli kullanmalıyım Yaklaştıkça uzaklaşıyormuş gibi görünen koydaki küçük iskeleye sonunda vardığımızda, kuru giysilerimizi üzerimize çekip, Ramazan Bey’in çocuklarının iskeleden tuttuğu akya balığı kızartması, sac ekmeği ve bolca salatayla kendimize bir ziyafet çekiyoruz Çadır ve uyku tulumlarımızı evin damına serdiğimiz için, takımyıldızlar ve galaksilerle bezeli gök kubbeyi seyrederek uykuya dalıyoruz Ertesi gün, pembe bir gündoğumu sahnesine uyanıyoruz Yakınlarda görülmeye değer bir koy daha var Sabah yürüyüşümüzün hedefi, yarımadanın arka tarafındaki antik Likya kenti Aperlai Yol boyunca Likya yolunun yön işaretlerine rastladığımız 15-20 dakikalık keyifli bir yürüyüşün ziyaretçilere vaat ettiği şey, koya hakim bir konumda restore edilmiş çok şirin bir köy evi, turkuvazın tüm tonlarında antik bir liman ve Likya’nın lahit tipi mezarları Antik bir yapbozun içinde gezinmeyi seven meraklı gözler için, eşsiz bir panorama

YOLU OLMAYAN KÖY
Bütün bir gece boyunca ellerimin sızladığını itiraf etmeliyim, fakat beynimin salgıladığı mutluluk hormonu her nasılsa bu acıyı dengelemeyi başarıyor Benim gibi idmansızlara tavsiyem, önceden biraz kürek egzersizi yapmaları… Sıradaki hedefimiz, Kekova Adası’ndaki batık kentin kalıntılarını gördükten sonra rotamızı çevireceğimiz Kaleköy Bazı turlar, Kekova Adası’ndaki koylarda da konaklamayı tercih edebiliyor Birkaç saat sonra, Kekova sahillerindeyiz… Adanın Üçağız’a bakan kuzey tarafı boyunca, batık bir kentin harabeleri seçiliyor Çok ayrıntılı bilimsel çalışmalar yapılmadığı için bölgenin tarihi biraz sis perdesinin ardında kalmış olsa da, adadaki kentin bir deprem sonucunda sulara gömüldüğü sanılıyor Tersane Koyu’nda yüzme molası verdikten sonra, Kekova’yı geride bırakarak Kaleköy’e ilerliyoruz

Antik Simena kentinin kalıntıları üzerinde kurulu Kaleköy, Türkiye’nin sadece denizden ulaşılabilen nadir yerleşimlerinden biri Denizden tepedeki kaleye doğru bir amfiteatr gibi yükselen köydeki huzuru görünce, otomobilin ve yolların, bütün kötülüklerin anası olduğuna inanıyor insan… Kayak turunuzun sonunda, buradaki pansiyonlardan birinde birkaç gün ruhunuzu temizlemek en iyisi Akdeniz’in en fotojenik köylerinden biri olan ve yılda 100 bin kişinin ziyaret ettiğini hayretle öğrendiğim Kaleköy’ün tadını çıkarmak, ancak günübirlik tur tekneleri ayrıldıktan sonra veya sabahın çok erken saatlerinde mümkün Antik kentin akropolisinin bulunduğu ve sonradan üzerine bir ortaçağ kalesi dikilen tepeye çıktığımızda, iki gündür kürek salladığımız sular, bir deniz haritası gibi önümüze seriliyor Dönüş için birkaç saatlik yolumuz kaldı Avuçlarım hâlâ sızlıyor ve derim eskisi kadar ince değil, ama güzel olan ne kolay elde edilir ki?


Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.