Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Eğitim - Öğretim - Dersler - Genel Bilgiler > Eğitim & Öğretim > Tarih / Coğrafya

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
aldığı, jeopolitik, ortam, türkiye’nin, yeni, yer

Türkiye’nin Yer Aldığı Yeni Jeopolitik Ortam

Eski 05-19-2009   #1
Şengül Şirin
Varsayılan

Türkiye’nin Yer Aldığı Yeni Jeopolitik Ortam



3 Türkiye’nin Yer Aldığı Yeni Jeopolitik Ortam

Dünyada meydana gelen büyük sosyal olaylar; siyasi, askeri, sosyo-kültürel ve ekonomik alanlara yansır, siyasi coğrafyada değişiklikler yaratır ve mevcut dengelerin bozulmalarına sebep olur Bozulan dengelerin yeniden tesisi için yeniden şekillenme ve düzenleme arayışları başlar Bu arayışlar uzun zaman alır, hatta devamlı olduğunu söyleyebiliriz Her seferinde güçlü ülkelerin/galiplerin öngördüğü şekilde bir düzen oluşturulur ve bu düzen de “Yeni Dünya Düzeni” olarak adlandırılır

Her “yeni dünya düzeni”, oluşumunu sağlayan güçlerin milli menfaatlerini gerçekleştirecek düzendir Düzen, güç dengelerini sağlayamamışsa, adil değilse (güç odakları açısından) yeni bir düzeni aratacak büyük olaylar yola çıkıyor demektir

Soğuk Savaş sonrası kurulan yeni dünya düzeninin geldiği aşamaya bugün “Küreselleşme” deniyor Küreselleşmenin temelleri; aslında, İkinci Dünya Harbini müteakip atılmaya başlamıştır IMF ve Dünya Bankası gibi dünya ekonomisinin kontrolünü elinde tutacak oluşumlardan sonra kurulan uluslararası örgütler günümüze kadar küreselleşmenin örgüsünü ve ağını tamamladılar, 1980’den itibaren de ekonominin küresel çapta tam kontrolünü sağlayacak enstrümanların (özelleştirme gibi) düğmesine basılmaya başlandı
Ekonomide, kültürel alanda ve politikada küreselleşme / küreselleştirme devam ederken Soğuk Savaşı sona erdiren Sovyetlerin çöküşü, Varşova Paktı’nın dağılması ve komünizmin iflası ile Avrasya’da, daha doğrusu Türkiye’yi çevreleyen jeopolitik koşullarda önemli ve bazı alanlarda köklü değişiklikler oldu

Bu değişiklik ve gelişmelerin başlıcaları; küresel ve bölgesel boyutlarda yeni kuvvet dengeleri, Rusya'nın toprak kayıpları ve siyasal, ekonomik ve askeri gücünün küçülmesi, Avrupa'da yeni siyasal oluşumlar, Orta Asya ve Kafkaslarda Türkiye ile etnik, tarihi ve kültürel bağları bulunan ülkelerin bağımsızlıklarına kavuşmaları, Balkanlar ve Kafkaslar’daki etnik gerilim ve savaşlar ve Körfez Savaşından beri daha da karmaşık hale gelen Ortadoğu’nun istikrarsız ve belirsiz durumudur

Diğer bir boyutta ise; küresel alanda mevcut iki kutuplu güç dengesi dengesizliğe dönüştü, ABD’nin müttefiki olan ülkeler Avrasya’da stratejik konumlara sahip ülkeler olarak ABD’nin gücünü artıran faktörler oldu; dünya GSMH’dan %30 pay sahibi olan, özellikle askeri amaçlara uygulanan teknoloji, araştırma ve enformasyon teknolojisi alanlarında ön safta bulunan, iyi ve kötü tarafları ile bütün dünyaya yayılan kültürü ve askeri gücü ile ABD küresel güce ve etkinliğe sahip tek devlet konumuna geldi

Bir diğer olgu ise; küreselleşmenin temel ögesi olan mal, sermaye hizmetlerin uluslararası dolaşımının serbestleşmesi ve teknolojik ilerlemelerin etkisi ile dünyanın gittikçe daha fazla entegre olmasıdır Bu gelişmenin Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için avantajları olduğu kadar riskleri de vardır
Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle, Rusya’nın oluşturduğu askeri tehdit uzun bir süre için ortadan kalkmıştır Rusya’nın içinde bulunduğu bugünkü koşullarda eski SSCB hudutları dışında kuvvete başvurması düşünülemez Avrupa’da eylem imkanları, NATO’nun genişlemesi ile büsbütün kısıtlanmaktadır Ancak Kafkasya’da durum farklıdır Burada Ruslar daha fazla askeri hareket imkanına sahiptir ve bu da yaşanmaktadır Orta Asya’da ise Rusları engelleyecek bir güvenlik sistemi mevcut değildir

Balkanlar ve Kafkasya’daki gerginlik ve çatışmalar, Orta Asya’daki istikrarsızlık, Ortadoğu’daki kronik bunalım ve çatışmalar, Türk-Yunan ilişkilerindeki sorunlara iç istikrarsızlıkları ve Batının içinde tortulaşan kinini, hor görmesini ve Haçlı zihniyetiyle oluşturduğu hâlâ bitmeyen “Doğu Sorunu”nu da eklersek Türkiye’nin içeride, batıda, güneyde ve doğuda potansiyel tehlikelerle karşı karşıya olduğu gerçeği kaçınılmazdır

Türkiye Cumhuriyeti, zor bir coğrafyada yer almaktadır ve uzun vadeli politikalar üretmesi kolay değildir Çünkü bu politikalar çok yönlü, çok seçenekli ve bağımsız politikalar olmayı gerektirir Türkiye’nin politika üretiminde yakın çevresi, Avrasya’daki güç odakları ve küresel güç ve aday güçler etkin faktörlerdir Bu nedenle, Türkiye için seçenekler sunmadan önce, Türkiye’yi çevreleyen coğrafyadaki jeopolitik gelişmeleri ve Avrasya’dan başlayarak ABD, AB Rusya Federasyonu, Balkanlar, Ortadoğu, Kafkasya, Orta Asya ve Çin’in bölgesel ve Avrasya çapındaki muhtemel politikaları ve stratejileri ile Türkiye’ye bakış açılarına özetle yer verilecektir

a Avrasya

Brzezinski, “Avrasya’ya egemen olan dünyaya egemen olur” demektedir
Avrasya neden önemlidir ve neden bu ölçüde ilgi alanıdır?
Avrasya, dünya tarihini yazan coğrafyadır
Avrasya, eski ve yeni medeniyetlerin çok büyük kısmına beşiklik yapan topraklardır
Avrasya, dünya nüfusunun yaklaşık %75’ine sahiptir
Avrasya, dünya kara kütlesinin %37’sini teşkil eder
Avrasya, dünya GSMH’nın %60’ına sahiptir
Avrasya, bilinen dünya enerji kaynaklarının ¾’üne sahiptir
Avrasya, ekonomik girişimler ve yer altı zenginlikleri bakımından, fiziksel zenginliklerin çoğuna sahiptir
Avrasya, ABD’den sonra dünyanın 6 büyük ekonomisine sahiptir
Dünyanın en büyük 6 silah alıcısı Avrasya’dadır
ABD hariç, dünyanın resmi olarak bilinen tüm nükleer ve gizli nükleer güçleri Avrasya’dadır
Avrasya, tarihinde bütünüyle barışı hemen hemen, yaşamamış bir coğrafyadır
Avrasya demek savaş demektir
Avrasya Jeopolitiği dünya jeopolitiğinin esasıdır
Avrasya, üzerinde küresel öncelik mücadelesinin sürdürüleceği bir satranç tahtasıdır
Avrasya’sız politika ve strateji düşünülemez

b ABD’nin Avrasya’da Jeopolitik Hedefleri ve Araçları

Soğuk Savaş döneminin süper güçlerinden biri olan SSCB’nin dağılması ve bu özelliğini kaybetmesi ile dünyada meydana gelen ani güç değişimi, yeni yapılanmaları zorunlu hale getirdi ABD, beş kıta üzerinde siyasi, askeri, ekonomik yeni dengeler arayışına önderlik edebilecek tek güç olarak kendini kabul ettirdi

ABD’nin bu misyonu yerine getirebilecek imkan ve kabiliyetleri nedir?
ABD’nin iç siyasi istikrarı, ekonomik durumu, askeri gücü, yüksek teknolojiye dayalı sınai ve üretim potansiyeli, kaynakları ve müttefiklerinin desteği ile bu misyonu yerine getirebilecek güce sahip olduğunu göstermektedir

ABD’nin 1999 yılı GSYİH’sı 9 trilyon dolar ve son beş yıllık büyüme hızı ortalama %3 dolaylarındadır 1987 – 1991 yılları arasında, yılda 300 milyar dolar olan savunma harcamaları, 1992 yılından itibaren kuvvet indirimine paralel olarak ortalama 265 milyar dolar düzeyine inmiştir

Bu dönemde ABD’nin savunma harcamaları GSYİH’nın %63 ile %65 arasında değişmiştir

ABD’nin görünebilir gelecekte 2010 yılına kadar mevcut ekonomik ve askeri gücünü devam ettireceği değerlendirilmektedir

ABD’nin Milli Güvenlik Stratejisinin üç ana hedefi vardır Bunlar ;
* ABD’nin güvenliğini güvence altına almak,
* ABD’nin ekonomik refahını sağlamak,
* Dışarıda demokrasinin ve kurumlarının yerleşmesini teşvik etmek
ABD, Soğuk Savaş sonrasında muhtemel bunalım ve tehditleri şöyle değerlendirmektedir :
*Bölgesel etnik bunalımlar,
* Terörizm,
* Kitle tahrip silahlarının saldırgan eğilimli devletlerin veya terör gruplarının, suç örgütlerinin eline geçme tehlikesi,
* Uyuşturucu trafiği,
* Uluslararası organize suç faaliyetleri

ABD, silahlı kuvvetlerini görünür gelecekte, tercihan müttefikleri ile uyum içinde, birbirinden uzak iki deniz aşırı alanda aynı zamanda vukua gelecek büyük çaplı askeri tecavüzleri caydıracak veya bertaraf edecek büyüklük ve güçte idameye kararlıdır

ABD’nin Avrasya Politikasında Beş Temel Husus

Brzezinski, Büyük Satranç Tahtası’nda, ABD’nin Avrasya kıtasındaki politikalarının tayininde şu beş sorunun cevabını bulmaya çalışmaktadır
* Amerika nasıl bir Avrupa’yı tercih etmelidir ve dolayısıyla desteklemelidir?
* Nasıl bir Rusya ABD’nin çıkarına uygundur ve ABD bu konuda neyi ne kadar yapabilir?
* Orta Avrasya’da yeni bir “Balkanlar”ın ortaya çıkma ihtimali nedir ve ABD bunun doğuracağı risklerin en aza indirilmesi için ne yapmalıdır?
* Çin, Uzakdoğu’da hangi rolü üstlenmeye cesaretlendirilmelidir ve bunun sonuçları yalnızca ABD için değil, Japonya için de ne olabilir?
* Hangi yeni Avrasya koalisyonları olasıdır, hangileri ABD çıkarları için en tehlikeli olabilir ve bunların önüne geçmek için ne yapılabilir?

ABD’nin Küresel Strateji ve Hedeflerinde Türkiye’nin Yeri

Brzesinki, aynı eserinde Türkiye’nin önemini aşağıdaki gibi değerlendirmektedir
“Türkiye, Karadeniz bölgesinde istikrarı sağlamakta, Akdeniz’e geçişi kontrol etmekte, Rusya’yı Kafkaslarda dengelemekte, hala İslâmi kökten dinciliğe karşı bir panzehir oluşturmakta ve güneydeki dayanak noktası olarak NATO’ya hizmet etmektedir

İstikrarsız bir Türkiye, olasılıkla Güney balkanlarda daha fazla şiddetin ortaya çıkmasına sebep olur Diğer taraftan Kafkasya’da bağımsızlıklarını yeni kazanmış devletler üzerinde Rus kontrolünün yeniden sağlanmasına yol açar
“ABD, istikrarlı bir Güney Kafkasya ile Orta Asya’yı teşvik bakımından Türkiye’yi yabancılaştırmamak konusunda dikkatli olmalı ve Amerikan-İran ilişkilerinde bir düzenlenmenin yapılabilirliğini araştırmalıdır

“Katılmak istediği Avrupa Birliği’nden dışlandığını hisseden bir Türkiye daha İslamcı olacak, daha büyük bir olasılıkla inadına NATO’nun genişlemesini veto eğilimi gösterecek ve laik bir Orta Asya’yı dünya ile bütünleştirmekte ve istikrarını sağlamakta Batı ile daha az işbirliği yapacaktır Bu sebeple ABD, Türkiye’nin AB’ne kabulünü cesaretlendirmek için Avrupa’da etkisini kullanmalı ve Türkiye’ye Avrupa’lı bir devlet gibi davranmaya özen göstermelidir

Bu görüşler gerçekte ABD yönetimi tarafından uygulanır durumdadır Ancak, Hazar havzasının petrol ve doğal gazının dünya pazarlarına ulaştırılmasında kullanılacak boru hatlarının güzergahı konusunda yeni hükümetin tutumu henüz net olarak bilinmemektedir

Bununla beraber, 1964’den itibaren Kıbrıs olaylarıyla başlayan süreç içinde inişli çıkışlı dönemler yaşanmıştır 1980’li yıllar ve SSCB’nin dağılmasını müteakip dönemde ise bu ilişkilerin daha uyumlu bir seyir takip etmesine rağmen özellikle ABD’nin İran ve Irak’a karşı yaptırımlarına verdiği destek Türkiye’nin maddi kayıplarına sebep olmuştur

__________________

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2024, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.