Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Forum İslam > İslami Yazılar & Hikayeler

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
farz, kazandırır, neler, oruç

Farz Oruç Bize Neler Kazandırır...?

Eski 09-20-2008   #1
b@ron
Icon5

Farz Oruç Bize Neler Kazandırır...?



Farz oruç bize neler kazandırır?


Farz oruçla ancak Allah’ın rızâsı kazanılır, Allah’ın mağfiretine ulaşılır, Allah’ın merhametine nâil olunur, Allah’ın muhabbetine ve sevgisine mazhar olunur Farz oruçla Allah’ın kulu olmanın en erişilmez zevki tadılır

Farz oruç bizi Allah’a dost yapar, günahlarımızı döker, bizi günah kirlerinden arındırır, hatâlarımızın bağışlanmasına yol açar, tövbelerimizin kabûlüne vesîle olur, duâlarımızın hayırla cevap bulmasını sağlar, kaç yaşında olursak olalım, annemizden doğduğumuz ilk gün gibi bizi sâfîleştirir, arındırır, bizi Allah’ın sevgili bir kulu yapar Umduğumuz hayırların tamamına ulaştırır

Oruçlu iken günahlara karşı içimizde büyük bir set ve karşı duruş gücü oluşuyor Ruhumuz sükûnete eriyor Dünyanın alına, yeşiline, rengine, servetine, malına, mülküne, sevgisine karşı içimizde büyük bir doygunluk ve istiğnâ meydana geliyor Oruçlu iken, bizi yaratan Rabb’imizin Ganî ismi içimizde tecellî ediyor, bizi bütün nimetlerden zengin kılıyor Yemiyoruz, ama yemiş gibi tok oluyoruz İçmiyoruz, ama içmiş gibi suya kanmış oluyoruz, lezzetlerden kendimizi alıkoyuyoruz, ama lezzetlere banmış gibi bir mutluluk tadıyoruz boylu boyunca Nâmahreme karşı gözümüz tok, ilgimiz yok; mahreme karşı özümüz hakka doğru, sözümüz Rabb’e doğru İçimizde ne şeytan var, ne dessas cin, ne fitne, ne fesat! İçimizde barış, kardeşlik, sevgi, saygı, huzur mutluluk ve uhuvvet hâkim Biz bütün mü’minlere kardeş olduğumuzu oruçla hissediyoruz

Ne zaman ki, Allah’ın büyüklüğü, eşsizliği, azameti, benzersizliği, ulûhiyeti, birliği, tekliği, O’ndan başka İlâh ve Mabud olmayışı, her şeyin O’na boyun eğiyor oluşu, bütün kâinâtın O’nun emirlerine âmâde oluşu yüksek sesle îlân edilecek, Allah’ın “buyurunuz!” emri gelecek; işte o zaman Allah’ın izniyle, emriyle ve irâdesiyle elimiz nefsimizin isteklerine ulaşabiliyor, helâlinden olmak kaydıyla dileğimizce yiyoruz, içiyoruz, lezzetimizi takip ediyoruz

Demek, oruç, günahlara istiğnâ bakımından duygularımızı latîfleştiriyor, bizi melekleştiriyor

__________________
Alıntı Yaparak Cevapla

Ramazan Orucunun Sünnetleri Nelerdir..?

Eski 09-20-2008   #2
b@ron
Varsayılan

Ramazan Orucunun Sünnetleri Nelerdir..?



Ramazan orucunun sünnetlerini şunlardır: * Sahura kalkmak * Sahur yemeğini mümkün mertebe sahurun son vaktine getirmeye çalışmak

* İftarı vakit girer girmez yapmak

* Oruç açılırken duâ etmek ve orucu hurma veya su ile açmak sünnettir İftar açılırken şu duâ okunur: “Allahümme leke sumtü ve bike âmentü ve aleyke tevekkeltü ve alâ rızkike eftartü

Meâli şudur: “Allah’ım! Senin için oruç tuttum Sana inandım Sana tevekkül ettim Senin verdiğin rızk ile orucumu açtım Ey lütuf ve keremi bol olan Rabb’im, benim günahlarımı bağışla! Beni, annemi, babamı ve bütün mü’minleri hesap gününde affet! Âmin!”

* Fakirlere, akrabalara, komşulara ikrâm etmek, iftar yemeği vermek veya yemek göndermek Muhtaç, kimsesiz ve yetimlere müşfik davranmak, yardımcı olmak, sadaka vermek, yemek yedirmek

Peygamber Efendimiz (asm), “Oruçluya iftar ettiren kimse, oruçlunun sevabında bir eksilme olmaksızın, oruçlunun alacağı sevap kadar sevap alır” buyurmuştur1

* Haramlardan sakınmak; gıybet ve dedikodu yapmamak, çirkin ve kırıcı sözler sarf etmekten, yalan söylemekten, yalan şâhitliği yapmaktan uzak durmak

Peygamber Efendimiz (asm), “Hiçbiriniz oruçlu iken kötü söz söylemesin Bağırıp çağırmasın Kendisine ağır sözler söyleyen birisine dahi sadece, ‘Ben oruçluyum!’ desin” buyurmuştur2

* Kur’ân okumak, Kur’ân üzerinde tefekkür yapmak, mümkün mertebe yeni bilgiler öğrenmeye çalışmak, Allah’ı zikretmek, çokça salavât getirmek

Alıntı Yaparak Cevapla

Ramazanda Oruç Tutmamayı Mübah Kılan Özürler...?

Eski 09-20-2008   #3
b@ron
Varsayılan

Ramazanda Oruç Tutmamayı Mübah Kılan Özürler...?



Ramazanda oruç tutmamayı mubah kıla özürler nelerdir?


Ramazan orucu bedenin kendi lezzetlerini ve tabiî ihtiyaçlarını terk etmesi esasına dayandığı için, böyle bedenî ibâdete güç yetiremeyen kimselerin, güç yetirene kadar Ramazan orucundan muaf tutulmaları sırf merhamet ve şefkat-i İlâhînin bir ikrâmıdır Allah-ü Zülcelâl kişiye gücünün yetmediği işi emretmemiştir

Oruç tutmama izni güç yetirene kadardır, ömür boyu değildir Yani hasta ise iyileştiğinde, yolcu ise yoldan döndüğünde sona erer; artık tutamadığı orucu bir an evvel gününe gün kazâ etmesi gerekir

Ramazan ayında oruç tutmamayı mubah kılan özürler şunlardır:

1- Yolculuk: Oruç günleri içinde en az 90 kilometrelik bir yere yolculuğa çıkan kimseler Ancak meşakkati olmayan yolcular orucunu tutarsa—bilhassa günümüzde yolculukların daha rahat geçtiğini nazara aldığımızda—daha evlâ olacağı açıktır

2- Hastalık: Hastalar, oruç tutmaya güç yetiremeyecek derecede zafiyete veya acziyete düştüklerinde oruç tutmayabilirler Kezâ aşırı zayıf ve halsiz olanlar, oruca dayanamadıklarında, oruç tutmayabilirler

3- Hamilelik ve çocuk emzirme: Oruç tuttuğu takdirde kendisinin veya çocuğunun beslenmesinden endişeye düşen, halsiz düşeceğinden korkan hamile veya emzikli kadınlar da oruç tutmayabilirler Fakat çocuğunu ilâve besinlerle besleyebilenler, oruç tutabilirler

4- İhtiyarlık: Zafiyete uğramış, güçten ve tâkatten düşmüş yaşlı kimseler de oruca dayanamayacaklarını anladıklarında oruç tutmayabilirler Yaşlı kimseler daha sonra kazâ yapabileceklerine umut taşımadıklarında, tutamadıkları oruç günleri sayısınca fidye verirler Eğer fidye verebilecek mâlî güçleri de yoksa, Allah’a duâ ve istiğfar ederler

Alıntı Yaparak Cevapla

Ramazan'da Mukabele Sünneti...!

Eski 09-20-2008   #4
b@ron
Varsayılan

Ramazan'da Mukabele Sünneti...!



Ramazan’da mukabele okumanın hükmü nedir? Mukabeleye katılarak okunan Kur’ân’ı gözle takip etmekle hatim yapılmış olur mu?”



Ramazan ayında Kur’ân-ı Kerîm’i mukâbele tarzında tilâvet etmek ve yapılan tilâveti takip etmek Hz Resûlullah’ın (asm) ve Hz Cebrâil’in (as) amelinden; Allah Resûlünün (asm) sünnetindendir

Bilindiği gibi Hazret-i Cebrâil (as) her Ramazan ayında Resûl-i Ekrem Efendimiz’e (asm) gelir ve Kur’ân-ı Kerîm’in o âna kadar nâzil olan âyetlerini baştan sona, karşılıklı, mukabele tarzında okurlardı Peygamber Efendimiz’in (asm) vefât edeceği yılın Ramazan ayında Hazret-i Cebrâil (as) iki defa geldi ve Kur’ân-ı Kerîm’i baştan sona iki defa mukabele tarzında karşılıklı tilâvet buyurdular

Peygamber Efendimiz (asm) Kur’ân’ı başkasından dinlemeyi de severdi Başkasından dinlerken mübarek gözyaşlarını tutamazdı

İbn-i Mes’ud (ra) anlatıyor: Resûlullah (asm) bana hitaben:

“Bana Kur’ân oku!” buyurdu Ben:

“Ya Resûlallah! Kur’ân sana indirildiği halde, sana Kur’ân’ı ben mi okuyacağım?” dedim

Allah Resûlü (asm):

“Ben Kur’ân’ı kendimden başka birisinden dinlemeyi hakikaten severim” buyurdu Bunun üzerine, Resûl-i Ekrem’e (asm) Nisâ Sûresinden okumaya başladım Nihâyet; “Her ümmetten birer şâhit getirdiğimiz ve ey Muhammed, onların üzerlerine de seni şâhit olarak getirdiğimiz zaman onların hâli nice olur?”1 âyetine geldiğimde, Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm):

“Şimdilik yeter!” buyurdu Dönüp baktığımda, bir de ne göreyim, Resûl-i Ekrem Efendimiz’in (asm) iki gözünden yaşlar akıyordu2

Kur’ân’ı dinlemek aynı zamanda Kur’ân’ın da emridir Cenâb-ı Hak: “Kur’ân okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki, merhamet olunasınız”3 buyurur

Şu halde, okunan Kur’ân’ı dinlemek farzdır

Hazret-i Cebrâil (as) ile Hazret-i Peygamber Efendimiz’in (asm) Ramazan aylarında yaptıkları Kur’ân’ı karşılıklı okuma ibâdetini model alan Müslümanlar, asırlardan beri güzel sesli hafızların refakatinde her Ramazan ayında bu geleneği sürdürmüşler; Kur’ân’ı mukabele tarzında tilâvet ederek hatimler indirmişlerdir Yani tek amel içinde farzı da, sünneti de ihyâ etmişlerdir

Mukabeleye baştan sona iştirak etmekte İnşaallah hatim sevabı vardır Mukabeleyi takip ederken mümkünse okunan harfleri içimizden tekrar etmeli, yani biz de okumalıyız Mümkünse okunan Kur’ân üzerinde tefekkür etmeli, anlamlarını bildiğimiz âyetlerin emirleri üzerinde düşünmeliyiz

Üçte birlik bölümünü geride bıraktığımız mübârek Ramazan ayında mukabele sünnetini ihyâ edenler, Kur’ân’ı dinleme, okuma ve üzerinde tefekkür etme farziyetini yerine getirmişler, Allah Resûlünün (asm) şefkatini, şefaatini ve Allah’ın mağfiretini İnşallah hak etmişlerdir

Ebû Ümâme (ra) der ki: Resûlullah’ın (asm) şöyle buyurduğunu işittim: “Kur’ân okuyunuz! Çünkü Kur’ân, kıyâmet günü, kendi yârânına (kendisini okuyan ve amel edenlere) şefaatçi olarak gelecektir”4

Ebû Hüreyre (ra) bildirmiştir ki, Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur: “Bir cemaat, Allah’ın evlerinden birinde toplanır; Allah’ın Kitâbını okurlar ve aralarında (birinin okuduğunu diğerleri—açık veya gizli—tekrarlamak sûretiyle) ders yaparlarsa, üzerlerine huzur iner, onları rahmet kaplar, çevrelerini melekler kuşatır Allah o kimseleri, kendi katında bulunanların arasında anar”5

Alıntı Yaparak Cevapla

Oruç Günahlara Karşı Kalkandır...!

Eski 09-20-2008   #5
b@ron
Varsayılan

Oruç Günahlara Karşı Kalkandır...!



Oruç günahlarınıza karşı kalkandır” hadisini açıklar mısınız?”



Biz kendimizle savaş halindeyiz, vesveselerimizle savaş halindeyiz, nefsimizle savaş halindeyiz, rahat sever duygularımızla savaş halindeyiz, şeytanımızla savaş halindeyiz

Bin bir türlü câzibe boyutuyla günahlar, nefsimizin hâin bakışlarına gülümseyen gurur, kibir, başkasından üste çıkma, başkasını hor görme, kıskançlık, başkasının zararına da olsa hasis menfaatimizi kollama ve gözetme, bencillik, enâniyetini yüceltme, kendini kusurlardan berî bilme, başkasını noksanlıklarla mâlûl görme, ölümü başkasına verme, yokluğu ve yoksulluğu başkasına verme, aşağı sınıflara merhameti unutma, riyâ, gösteriş ve daha nice olumsuz davranış örnekleri bizi tehlike ağına sarmak ister çoğu zaman

Ramazan-ı Şerif’teki farz oruç gibi bir arınma vesîlesi olmasaydı, bütün bunlar gibi hiç farkında bile olmadığımız binlerce kusurdan, eksiklikten, ârızalardan, günahlardan, vesveselerden ve desiselerden nasıl kurtulabilecektik? Hangi şey bize kalkan olacaktı?

Ağlayan bir yetimi gördüğümüzde, sızlanan bir yoksula ulaştığımızda, acı çeken bir dertli ile yüz yüze geldiğimizde, ihtiyaç sahibi bir insanla karşılaştığımızda, onun haliyle halleşip, onun derdini dinleyip, ona eğilip, elimizden geldiğince ona yaklaşıp, onu mutlu ediyor muyuz, onu sevindirebiliyor muyuz?

İnsan aç kalmadığında tokluğun kıymetini, susuz kalmadığında suyun değerini bilmez Lezzetlerden mahrum kalmadığında, lezzetlere değer vermez

Oruç; nefsi terbiye eden, nefsi günahlara karşı gemleyen, büyüklenmek ve gurur gibi rezîl duyguların yersizliğini ve kabalığını tam bildiren, insanların kendisine ancak dost ve kardeş olduklarını hissettiren, insanı tövbeye sevk eden, insanın günahlarını ermiş bir ağacın meyveleri gibi döken ve bağışlanmasına vesîle teşkil eden eşsiz bir ibâdettir Peygamber Efendimiz (asm) bundandır ki, “Oruç kalkandır Günahlara karşı siperdir” 1 buyurmuşlardır

Demek, oruç kalkanını elde eden geçmiş günahlardan bağışlanır, gelecek günahlardan korunur, hatâlardan muhafaza edilir, kötü duygularından arınır, iyi huylar kazanır; hem Allah’ın tam bir kulu, hem de ehl-i îmânın tam bir kardeşi olur

***

“Oruç için niçin, nasıl ve ne zaman niyet yapmalıyız?”


Niyet, o ibadeti veya ameli ne için yaptığımızın kalbimizdeki “izahıdır” Meselâ perhiz yapmak için aç kalırsak, perhiz yapmış oluruz Niyetimizdeki ne ise, Allah’tan onu buluruz İyi bir perhizle şişmanlıktan kurtulmak veya bir kısım hastalıklardan şifa bulmak isteyebiliriz Bu durumda perhiz bizim için şifâ kaynaklarından birisi olabilir Allah dilerse şifa verir

Ama perhiz niyetiyle oruç tutmuş olmayız Oruç tutmak için, “Allah rızasını gözeterek oruç tutmaya niyet” etmemiz lâzım Oruç aynı zamanda perhizi de kapsayabilir ve beklediğimiz şifayı oruçla da elde edebiliriz; ama niyetimiz oruç olduğu için, evvelemirde ibadet yapmış oluruz

Niyet bir bakıma, tutulan oruç için Allah’tan rıza, feyiz, bereket, rahmet, mağfiret ve sevap ummak demektir Bu da İnşallah geçmiş günahların bağışlanmasına vesile olur, yeni günahlara da kalkan olur Öyleyse Üstad Bedîüzzaman Hazretlerinin ifadesiyle niyet, önemli bir iksirdir ki, adî bir harekete ibadet niteliği kazandırır; görünüşte ibadete benzeyen bir davranışı da adî bir harekete çevirir

Oruç için niyet, kişinin oruç tutacağını bilmesi ve oruç tutmaya karar vermesinden ibarettir Oruç için sahura kalkılması, oruç için sahurda bir bardak su içilmesi veya oruç için sahurda bir lokma bir şeyler yenilmesi de niyet yerine geçer Ayrıca dil ile de niyet edilebilir Dil ile niyet edileceği zaman şöyle denir: “Niyet ettim Allah rızâsı için yarınki Ramazan orucunu tutmaya

Ramazan-ı Şerifte her gün için ayrıca niyet edilmelidir Çünkü her günün orucu müstakil bir ibadettir Niyet edilmeyen gün oruç tutulmamış demektir; oruç tutulmadığında ise bozulan bir niyet olmadığı için, kefâret gerekmez Ancak, o günün kazâsı daha sonra bire bir yapılır

Niyet sahur vakti yapılabileceği gibi, o günün en geç kuşluk vaktine kadar da yapılabilmektedir Ancak bu vakitten sonraya niyet bırakılmaz En geç kaba kuşluk vakti niyet yapmak için de, o ana kadar oruç bozacak davranışlardan uzak bulunmak lâzımdır Yoksa niyet geçersiz olur

Oruca niyet etmenin en erken vakti, gün batımından sonra başlar Niyet için en hayırlı ve efdal vakit ise sahur vaktidir

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.