Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Forum İslam > İslami Yazılar & Hikayeler

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
belası, sihir

Sihir Belası

Eski 08-01-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Sihir Belası




Sihir belası

Dilaver SELVİ

Sihrin yani büyünün tarihi çok eskilere dayanır Kur’an-ı Kerim, sihrin Hz Süleyman’ın (as) zamanında, şeytanlar tarafından halk içinde nasıl yayıldığından bahseder (Bakara,102) Tefsircilerin belirttiğine göre, Hz Süleyman (as) zamanında insan ve cin şeytanları pek azıtmıştı Şeytanlar, gökteki meleklerin konuşmalarını gizlice dinleyip meydana gelen ve gelecek olan olaylar hakkında birtakım bilgiler edinir, sonra onların içine yüzlerce yalan karıştırarak halka yayardı Şeytanlar bu işlerde aracı olarak, fıtrat ve hali kendilerine benzeyen, bozuk tabiatlı, yalancı, sahtekar, itikadı bozuk, fesadı çok kimseleri seçerler ve onlara çeşitli telkinlerde bulunurlardı Kahin, sihirbaz, büyücü diye bilinen bu kimseler, cinlerin bazı haberleri doğru çıktıkça onlara güvenir, getirdiklerini alır, içine kattıkları binlerce yalanla bunları halk içinde yayarlardı Sonra bunları yazarak çeşitli sihir-büyü kitapları oluşturdular

Süleyman (as), Allah’ın emriyle bu cinleri hükmü altına aldı, onları birtakım hizmetlerde kullandı Onların önceden yaydığı ve kahinlere yazdırdığı bütün sihir (büyü) kitaplarını toplatarak tahtının altında bir mahzene kapattı Hz Süleyman’ın vefatından bir müddet sonra hakikati bilen alimler de kalmayınca şeytanlardan biri insan suretinde gelip, “Ey insanlar! Bilmiş olun ki Süleyman b Davud, bir peygamber değildi, o bir sihirbazdı; cinleri, şeytanları, rüzgarları hep sihirle büyüler ve kullanırdı O neye erdi ise hep sihir bilgisi sayesinde erdi; inanmazsanız, sakladığı kitapları bulur, anlarsınız” dedi Kitapların saklı olduğu yeri gösterdi Orayı açtılar, gerçekten de birçok kitap çıkardılar Bunun üzerine insanlar, “Süleyman sihirbaz imiş, hükümetini sihir ile idare edermiş” dediler
Bu fitne o derece yayıldı ki daha sonra gelen İsrailoğulları, Hz Süleyman’a iyi sihirbaz olan bir hükümdar gözüyle baktılar, halka öyle tanıttılar Nihayet İslam geldi ve Kur’an, İsrailoğullarının Hz Süleyman hakkındaki iftiralarını reddetti, işin aslını öğretti Kahinlerin hilesini, sihirbazların sahtekarlıklarını ortaya çıkardı Sihri, fala bakmayı, cinlerden haber alıp vermeyi, gök cisimlerinden ve burçlardan gayba ait haberler üretmeyi ve bunu yapanlara gitmeyi yasakladı

Sihrin hükmü nedir?

Dinimizde sihir, büyük günahlardan biridir Öyle ki hadis-i şerifte, insanı helak eden yedi büyük günahın içinde sihir, şirkten sonra ikinci sırada zikredilmiştir (Buhari, Vesaya, 23; Müslim, İman, 144) Sihrin tesiri ve zararı olduğu inkar edilemez Zarar verdiği için de haram kılınmış, ayet ve hadislerde bu tür şeytani işlerin şerrinden Allah’a sığınılması istenmiştir

Sihrin bir kısmı küfürdür; şeytan, cin, yıldız gibi Allah’tan başka varlıkları büyütmek, onların kendi başına insanlara fayda veya zarar verdiğini söylemek, buna inanmak, onlardan yardım istemek şirk olup insanı dinden çıkarır Böylelikle sihri öğrenmek, öğretmek ve ona inanmak haramdır Yine insanları öldürmek, karı-koca arasını ayırmak, dostları birbirine düşürmek için yapılan sihir ve büyü türleri de bu kısma girer Bu kısma girmeyen göz boyama, aldatma, hayal ettirme cinsinden olan sihir işlerinin öğrenilmesi de uygun değildir Sırf oyun, eğlence ve insanları rahatlatmak için yapılan fakat sihir adı altında uygulanan el çabukluğu türünden olan bu işler mekruhtur (Ebu Hayan, Tefsiru’l-Bahri’l-Muhit, 1/328) Sihir ya da falcılık türü işler bir imtihan çeşididir; hepsi Allah’ın izni ve yaratmasıyla gerçekleşir Bunun için onlardan korunmanın en güzel yolu, yüce Allah’a sığınmak, sihirbaz ve cinden değil, Allah’tan korkup haramlardan kaçmaktır Sihir ve büyü türü şeyler aslında olağan üstü şeyler değildir Onun gizli bir yolu ve oluş sebebi vardır Bu yol ve sebep herkes tarafından bilinmediğinden, sihir olağan üstü bir olay zannedilmektedir

Sihirbazların temel özelliği

İslam alimleri sihir ve büyünün temelini imansızlık, ahlaksızlık ve aldatmanın oluşturduğunu söyler Müfessir İsmail Hakkı Bursevi’nin (rah) belirttiği gibi, sihirbazlar, şeytanlara rüşvet vermeden, onlardan bir yardım alamazlar Bu rüşvetin başında, sihirbazların Allah’ı inkar etmesi gelir Sonra Allah’ın ayetlerine hakaret etmek gelir Bunun için büyücüler hiç çekinmeden, Kur’an ayetlerini bozarlar, onu pis maddeler üzerine yazarlar, kan veya pislikle karıştırırlar Ayrıca kendileri de pislik içinde yaşarlar, namaz, oruç gibi farzlardan kaçarlar Her türlü haramı mübah görürler Onlar bu işleri yaptığı sürece kafir cinler ve şeytanlar onlara yardımcı olup birlikte fitne ateşini yakarlar (Bursevi, Ruhu’l-Beyan, 1/246 Beyrut, 2001)

Bunlar içinden bazıları kendilerine vahiy ve ilham geldiğini bile söyler, fakat onun kimden geldiğini söylemez ya da bilmez Ayette belirtildiği gibi, (Şuara, 221/223) onlara gelen, şeytandır; getirdiği ise baştan sona yalan ve hezeyandır Bunlar Allah’ın değil, şeytanın dostlarıdır Sihirbaz ve kahinler, çeşitli ilimlerden, edebiyattan, felsefeden, teknolojiden istifade ederler; tabiattaki garip varlık ve olayları istismar ederek malzeme olarak kullanırlar

Sihir ve büyü nasıl bozulur?

Yapılan sihri bozmak için sihir öğrenmeyi bazı alimler mübah görmüşlerdir Kendisinde sihir olduğu tespit edilen bir kişiyi, ancak ehil bir kimse tedavi edebilir Tedavi edebilecek kapasitedeki bu kimse, Müslüman olmalı, beş vakit namazını kılmalı, harama helale dikkat etmeli, işin inceliğini ve tedavi usulünü bilmeli, tedavi ederken hiçbir haram işlem yapmamalı ve bu işi geçimini sağladığı bir meslek haline getirmemelidir

Bu durumlarda, tıbbi tedavi yanında, tavsiye edilen duaları okumak, bu duaları okuyup şahsa veya suya nefes vermek, onları okuyamayan çocuk, hasta, yaşlılar ve akli dengesi yerinde olmayanlar için yazıp, uygun şekilde sararak üzerlerine asmak caizdir, faydalıdır Bunlar şifa için okunan dualar, ayet ve hadislerden alınmış olmalıdır Manası belli olmayan tuhaf şeylerin okunması ve yazılması bir fayda sağlamaz, bu tür şeyler yasaktır Bu işle meşgul olanların, sihirbaz, falcı ve kahinlere gidenlerin, bunu terk edip tövbe etmesi farzdır İşin bir de hukuki boyutu vardır ki, o da yetkili birimlerin işidir İnsanlığın bütün dertlerine derman olarak gönderilen İslam dini, doğru olarak anlaşılıp yaşanmadan, insanımızın huzuru bulması imkansızdır Zehire bal diye sarılmak ne kadar tuhaftır!

Alıntı Yaparak Cevapla

Sihir Belası

Eski 08-01-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Sihir Belası




Sihir korkusu

Dilaver SELVİ •
Sihrin yani büyünün tarihi çok eskilere dayanır Kur’an-ı Kerim, sihrin Hz Süleyman’ın (as) zamanında, şeytanlar tarafından halk içinde nasıl yayıldığından bahseder (Bakara,102) Tefsircilerin belirttiğine göre, Hz Süleyman (as) zamanında insan ve cin şeytanları pek azıtmıştı Şeytanlar, gökteki meleklerin konuşmalarını gizlice dinleyip meydana gelen ve gelecek olan olaylar hakkında birtakım bilgiler edinir, sonra onların içine yüzlerce yalan karıştırarak halka yayardı Şeytanlar bu işlerde aracı olarak, fıtrat ve hali kendilerine benzeyen, bozuk tabiatlı, yalancı, sahtekar, itikadı bozuk, fesadı çok kimseleri seçerler ve onlara çeşitli telkinlerde bulunurlardı Kahin, sihirbaz, büyücü diye bilinen bu kimseler, cinlerin bazı haberleri doğru çıktıkça onlara güvenir, getirdiklerini alır, içine kattıkları binlerce yalanla bunları halk içinde yayarlardı Sonra bunları yazarak çeşitli sihir-büyü kitapları oluşturdular

Süleyman (as), Allah’ın emriyle bu cinleri hükmü altına aldı, onları birtakım hizmetlerde kullandı Onların önceden yaydığı ve kahinlere yazdırdığı bütün sihir (büyü) kitaplarını toplatarak tahtının altında bir mahzene kapattı Hz Süleyman’ın vefatından bir müddet sonra hakikati bilen alimler de kalmayınca şeytanlardan biri insan suretinde gelip, “Ey insanlar! Bilmiş olun ki Süleyman b Davud, bir peygamber değildi, o bir sihirbazdı; cinleri, şeytanları, rüzgarları hep sihirle büyüler ve kullanırdı O neye erdi ise hep sihir bilgisi sayesinde erdi; inanmazsanız, sakladığı kitapları bulur, anlarsınız” dedi Kitapların saklı olduğu yeri gösterdi Orayı açtılar, gerçekten de birçok kitap çıkardılar Bunun üzerine insanlar, “Süleyman sihirbaz imiş, hükümetini sihir ile idare edermiş” dediler
Bu fitne o derece yayıldı ki daha sonra gelen İsrailoğulları, Hz Süleyman’a (as) iyi sihirbaz olan bir hükümdar gözüyle baktılar ve halka da öyle tanıttılar Nihayet İslam geldi ve Kur’an, İsrailoğullarının Hz Süleyman hakkındaki iftiralarını reddetti, işin aslını öğretti Kahinlerin hilesini, sihirbazların sahtekarlıklarını ortaya çıkardı Sihri, fala bakmayı, cinlerden haber alıp vermeyi, gök cisimlerinden ve burçlardan gayba ait haberler üretmeyi ve bunu yapanlara gitmeyi yasakladı

Sihrin hükmü nedir?

Dinimizde sihir, büyük günahlardan biridir Öyle ki hadis-i şerifte, insanı helak eden yedi büyük günahın içinde sihir, şirkten sonra ikinci sırada zikredilmiştir (Buhari) Sihrin tesiri ve zararı olduğu inkar edilemez Zarar verdiği için de haram kılınmış, ayet ve hadislerde bu tür şeytani işlerin şerrinden Allah’a sığınılması istenmiştir
Sihrin bir kısmı küfürdür; şeytan, cin, yıldız gibi Allah’tan başka varlıkları büyütmek, onların kendi başına insanlara fayda veya zarar verdiğini söylemek, buna inanmak, onlardan yardım istemek şirk olup insanı dinden çıkarır Böylelikle sihri öğrenmek, öğretmek ve ona inanmak haramdır Yine insanları öldürmek, karı-koca arasını ayırmak, dostları birbirine düşürmek için yapılan sihir ve büyü türleri de bu kısma girer Bu kısma girmeyen göz boyama, aldatma, hayal ettirme cinsinden olan sihir işlerinin öğrenilmesi de uygun değildir Sırf oyun, eğlence ve insanları rahatlatmak için yapılan fakat sihir adı altında uygulanan el çabukluğu türünden olan bu işler mekruhtur (Ebu Hayan, Tefsiru’l-Bahri’l-Muhit, 1/328) Sihir ya da falcılık türü işler bir imtihan çeşididir; hepsi Allah’ın izni ve yaratmasıyla gerçekleşir Bunun için onlardan korunmanın en güzel yolu, yüce Allah’a sığınmak, sihirbaz ve cinden değil, Allah’tan korkup haramlardan kaçmaktır

Sihirbazların temel özelliği

İslam alimleri sihir ve büyünün temelini imansızlık, ahlaksızlık ve aldatmanın oluşturduğunu söyler Müfessir İsmail Hakkı Bursevi’nin (rah) belirttiği gibi, sihirbazlar, şeytanlara rüşvet vermeden, onlardan bir yardım alamazlar Bu rüşvetin başında, sihirbazların Allah’ı inkar etmesi gelir Sonra Allah’ın ayetlerine hakaret etmek gelir Bunun için büyücüler hiç çekinmeden, Kur’an ayetlerini bozarlar, onu pis maddeler üzerine yazarlar, kan veya pislikle karıştırırlar Ayrıca kendileri de pislik içinde yaşarlar, namaz, oruç gibi farzlardan kaçarlar Her türlü haramı mübah görürler Onlar bu işleri yaptığı sürece kafir cinler ve şeytanlar onlara yardımcı olup birlikte fitne ateşini yakarlar (Bursevi, Ruhu’l-Beyan, 1/246 Beyrut, 2001)

Bunlar içinden bazıları kendilerine vahiy ve ilham geldiğini bile söyler, fakat onun kimden geldiğini söylemez ya da bilmez Ayette belirtildiği gibi, (Şuara, 221/223) onlara gelen, şeytandır; getirdiği ise baştan sona yalan ve hezeyandır Bunlar Allah’ın değil, şeytanın dostlarıdır Sihirbaz ve kahinler, çeşitli ilimlerden, edebiyattan, felsefeden, teknolojiden istifade ederler; tabiattaki garip varlık ve olayları istismar ederek malzeme olarak kullanırlar

Sihir ve büyü nasıl bozulur?

Kendisinde sihir olduğu tespit edilen bir kişiyi, ancak ehil bir kimse tedavi edebilir Tedavi edebilecek kapasitedeki bu kimse, Müslüman olmalı, beş vakit namazını kılmalı, harama helale dikkat etmeli, işin inceliğini ve tedavi usulünü bilmeli, tedavi ederken hiçbir haram işlem yapmamalı ve bu işi geçimini sağladığı bir meslek haline getirmemelidir

Bu durumlarda, tıbbi tedavi yanında, tavsiye edilen duaları okumak, bu duaları okuyup şahsa veya suya nefes vermek, onları okuyamayan çocuk, hasta, yaşlılar ve akli dengesi yerinde olmayanlar için yazıp, uygun şekilde sararak üzerlerine asmak caizdir, faydalıdır Bunlar şifa için okunan dualar, ayet ve hadislerden alınmış olmalıdır Manası belli olmayan tuhaf şeylerin okunması ve yazılması bir fayda sağlamaz, bu tür şeyler yasaktır Bu işle meşgul olanların, sihirbaz, falcı ve kahinlere gidenlerin, bunu terk edip tövbe etmesi farzdır İşin bir de hukuki boyutu vardır ki, o da yetkili birimlerin işidir İnsanlığın bütün dertlerine derman olarak gönderilen İslam dini, doğru olarak anlaşılıp yaşanmadan, insanımızın huzuru bulması imkansızdır Zehire bal diye sarılmak ne kadar tuhaftır!

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.