Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Bilgisayar,Teknoloji & İnternet Dünyası > Bilim Teknik ve Teknoloji Merkezi

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
arası, canlı, dünya, dışında, gezi, mümkün, yıldızlar

Dünya Dışında Canlı Var Mı? Yıldızlar Arası Gezi Mümkün Mü?

Eski 11-04-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Dünya Dışında Canlı Var Mı? Yıldızlar Arası Gezi Mümkün Mü?



DÜNYA DIŞINDA CANLI VAR MI? YILDIZLAR ARASI GEZİ MÜMKÜN MÜ?

Dünya dışında başka yıldız ya da gezegenlerde canlılar var mı sorusu var oluş gibi nice bin yıllardır insanların zihinlerini meşgul etmiştir Genelde verilen cevaplar bilimin gösterdiklerinden çok derin hayal mahsulleridirler Bunun en büyük nedeni yıldızların komşu kapıları zannedilmesidir Fakat gerçek böyle değildir Yıldızlar arası muazzam boşluklar varoluşun bir başka gereği ve gerçeği olarak karşımıza çıkar ve bize şaşkınlıktan şaşkınlığa uğratır
Güneş sisteminde ya da evrenin herhangi bir yerinde dünyamızdakilere benzeyen canlılar var mıdır?
Bu soruya henüz bilimsel bir cevap veremiyor sadece tahminlerde bulunabiliyoruz Bu soruyu cevaplamayı böylesine karmaşıklaştırıp güçleştiren ise yaşamsal uygunlukların çok ve kompleks olmasıdır Diğer ifade ile yaşamın oluşması ve devamlılığı için oluşumlarda milyarlarca bilinmeyenli bir denklemin (ya da bir terazinin) tam dengede olması gerekliliğidir
Dünya dışında canlıların olup olmadığı sorusuna verilecek cevap materyalizm için çok önemlidir Bunun nedeni ise dünyanın özel olmadığını (rastlantılarla oluştuğunu, bu tür sistemlerin rastlantılarla oluşabileceğini) gösteren bir kanıt ya da kanıtlar olarak yorumlama çabalarıdır
Güneş sisteminde bulunan Dünyamız dışındaki diğer gezegen ve uyduların yaşama uygun olmadıkları gözlemlenmiştir Marsta ve Jüpiterin Europa uydusunda mikroorganizma türü canlıların olabileceği gibi zayıf iddilar varsa da doğruluğu konusunda herhangi bir kanıt bulunmamaktadır Bu nedenle dünya dışında canlılık varsa güneş sisteminin dışında olmalıdır diyebiliriz
Fakat güneş sistemi ile diğer yıldızlar arasında öylesine uzun mesafeler vardır ki bir canlı türünün bu mesafeleri aşarak dünyamıza ulaşması mümkün değil görünmektedir Bu konuda bir örnek verelim
Güneş sistemine en yakın yıldız Alfa Centuari-3tür ve ortalama dört buçuk ışık yılı uzaklıktadır Uzaya gönderdimiz Pioneer ve Voayager uzay araçları saatte seksen bin km hıza ancak ulaşabilmişledir Yıldızlar arası araçların daha yüksek bir hıza ulaşabilmeleri mümkün değil görünmektedir
Saatte yüz bin kilometre hızla giden bir uzay gemisi yapmayı başarıp yola çıkarsak en yakın yıldız olan Alfpa Centauriye ancak elli bin senede ulaşabileceğiz
Bu kadar uzun bir sürede gemi ve içindeki canlılar varlıklarını devam ettirebilir mi? Serseri mayınlar gibi dolaşan göktaşlarından, süpernova patlamaları sonucunda yayılan zararlı ışınlardan, mutlak sıcaklığın ancak birkaç derece üzerindeki soğuktan…Bunlara benzeyen ya da benzemeyen binlerce tehlikelerden, olumsuz şartlardan korunulabilir mi?
En fazla bir kaç on sene sonra metal yorgunluğuna uğrayacak uzay gemisi elli bin yıl boyunca kendini nasıl yenileyip de varlığını devam ettirecektir?
Böyle bir yolculuktaki en büyük engelin tersinim olduğu açıktır Her türlü yaşamsal imkan sağlanmış olsa dahi bu kadar uzun süre çalışacak bir uzay gemisi yapmak mümkün değildir Bu doğa kanunlarına aykırıdır Muhtemelen uzay gemimiz tersinim sonucu beş on sene içinde dağılıp gidecektir

Materyalizm ne diyor? Varoluşu rastlantıların eseri olarak gören bir materyalist için eğer güneş sistemi ve dünya rastlantılarla oluşmuşsa trilyonlarca yıldızın bulunduğu evrende güneş sistemimize ve dünyamıza benzeyen yıldızlar ve gezegenler olmalıdır
Olasılık hesapları eğer yaşamsal uygunluklar göz önüne alınmaz ise bunu mümkün görür Ayrıca dünyamıza benzeyen gezegenlerin olması güneş sisteminin ve dünyamızın rastlantılarla oluştuğunun kanıtı da olacaktır Bu nedenle evrende güneş sistemine ve dünyaya benzeyen gezegenlerin olup olmadığı sorusuna verilecek cevap materyalizm için çok önemlidir Bu yönde çalışmalar yapılmış, yapılmaktadır ve bazı teoriler öne sürülmüştür
1961 Yılında Franke Drake tarafından geliştirilen Drake Denklemi galaksi- mizde ne kadar zeki ve iletişim kurabilen uygarlık olabileceğinin belirlenmesiyle ilgili faktörleri içerir
Bu denklem N= N1 fp ne fl fi fc fL eşitliği ile ifade bulur
Burada N uygarlık bulunma ihtimali olan gezegenlerin sayısıdır
Denklemdeki faktörleri şöyle sıralayabiliriz
N1- Galakside bulunan yıldızların sayısıdır Formül sahibi Samanyolunda iki yüz milyar yıldızın olduğunu varsaymış bu rakamı almıştır Pek çok kaynakta Samanyolundaki mevcut yıldız sayısının iki yüz milyar değil, iki yüz milyon olduğu belirtilir Arada bin misli gibi çok büyük bir fark vardır
Drake denkleminde toplam yıldız sayısının belirli bir yüzdesine karşılık gelen sayı kadar gezegende (yıldız değil) canlılık olabileceği düşünülür Bu oran fp rumuzuyla ifade bulur ve yüzde yirmidir
Diğer ifade ile formüldeki rakama göre Samanyolunda bulunan yıldızlara ait kırk milyar gezegenin yaşama uygun şartlara sahip oldukları varsayılır
Formüldeki ne rumuzu yaşam içeren ya da yaşama uygun olan gezegenlerin sayısıdır
Drake bu konuda Güneş sistemini örnek alır Venüs, Dünya ve Mars gezegenlerini yaşama uygun kabul eder Buna göre ne=3 olur
Formülde yaşamsal şartlara sahip olup da evrimleşmeyi mümkün kılan daha geniş olanaklara sahip gezegen sayısının yaşam olan gezegenlerin sayısıyla oranı fl harfleriyle gösterilir Drake bunu %50 olarak kabul eder
Formüldeki fi fldeki gezegenler sayısında içlerinde zeki yaratıkların olabileceği yerlerin oranıdır Bu da %20 olarak kabul edilir
Fc fi türü gezegenlerin içinde iletişim teknolojisine sahip olabileceklerin oranıdır ki bu da %20 dir
fL ise iletişim teknolojisine sahip medeniyetlerin yaşam sürelerinin yaşadıkları gezegenin ömrüne olan oranıdır
Formül sahibi bu oranı milyonda bir olarak kabul etmiş; dünyamızın yaşını on milyar, medeniyetin yaşama süresini ise on bin yıl olarak almıştır
Drake formülüne göre bulunan sonuç N = 2400dür Diğer ifade ile Samanyolu galaksisinde iki yüz milyar yıldızın olduğu kabul edildiğinde evrimleşip iletişim kurabilecek yeteneklere sahip canlıların bulunduğu gezegen sayısı iki bin dört yüzdür
Dikkatli bir okuyucu formüldeki bilgilerin bilimsellikten çok zorlamayla, afakî olarak ortaya konulduğunu hemen fark eder
Verilen bilgilerin hemen hemen hepsi bilimsel olmalarına engel olacak kadar derin ve güçlü şüpheler içerir Samanyolunda bulunan yıldız sayısında bile bir mutabakatın olmadığı görülür Hâlbuki bu sayı Drake formülünün omurgasını teşkil eder
Canlılığın olmadığı bilinen Venüs ve Mars gezegenlerinin ölçü alınması yukarıdaki formülün bir başka açmazı ve mantıksızlığıdır
Drake formülünü incelememiz sonucunda vardığımız sonuç; gerçeği arama yolunda sık sık karşılaştığımız materyalizmin canlılığın rastlantılarla oluşabileceği varsayımının temel propagandalarından biri olmasından öte bilimsel değerinin olmadığıdır
Temel propagandadır çünkü daha önce de yazdığımız gibi evrende canlılığın başka dünyalarda da var olmasının kanıtlanması Güneş sisteminin dolaysıyla Dünyamızın özel olmadığının, rastlantılarla oluşabileceğinin kanıtlanması anlamına gelir
Evrende Dünyamız dışında yaşama uygun gezegenler var mıdır? Bu soruya vereceğimiz yanıt ne evet, ne de hayırdır Vereceğimiz cevap niye olmasındır Bunun nedeni de evrende Dünya dışı canlıların olup olmadığı konusunda bilimsel kanıtların henüz bulunamamasıdır
Aynı soruya yaratılış teorisi taraftarlarının vereceği yanıtta bu teorinin temel aldığı kutsal kitaplarda Var Edicinin Âlemlerin Var Edicisi olma yönündeki ilahi kelamın yorumuna bağlı olarak cevabımızla aynı diyebiliriz
Âlemlerin Var Edicisi sıfatı Dünya dışı başka dünyaların var olduğunu gösterdiği gibi yaratılış teorisi taraftarlarının-genellikle-gönülden inandıkları Dünya ve ahreti de ifade ediyor olabilir
Evrende canlıların yaşadığı başka dünyaların olup olmadığının tespiti konusunda hakkında en fazla bilgi sahibi olduğumuz Güneş ve sistemi örnek alınabilir
Eğer güneş ve sistemi özel değilse (ki materyalizm Güneş ve sisteminin özel yaratılmış olduğunu şiddetle ret eder) diğerleri gibi rastlantılarla oluşması gerekir
Evrende öylesine çok yıldız gezegen ve uydu vardır ki Güneş sistemimize ve Dünyamıza benzer pek çok sistemin olması gerekir Güneş sisteminin de içinde bulunduğu Samanyolu galaksisine örnek alırsak:
Galakside toplam iki yüz milyon yıldız vardır Güneşimiz de bunlardan orta büyüklükte olanlarından sadece biridir Güneşimizin iki yüz milyon yıldız içinde orta büyüklükte olması sistem değerlerinin ortalama olarak alınmasını mümkün kılar
Yaşam hem gezegenlerde hem de gezegenlerin uydularında (örneğin Jüpiterin Europa uydusu gibi) olabileceğinden hem gezegenlerin hem de uyduların toplam sayılarını dikkate almak gerekir Bu sayıyı güneş sisteminde elli olarak kabul edebiliriz (Gerçekte elli beş)
İki yüz milyon yıldızın ortalama elli gezegen ve uydusu olduğu var sayılırsa Samanyolundaki toplam gezegen ve uydu sayısı on milyar olur
Varacağımız sonucun daha gerçekçi olması için gezegen ve uyduların içinde sadece yüzde birinin (Güneş sistemi örnek alındığında bu ellide birdir) yaşama uygun olduğu kabul edilirse Samanyolu galaksisi içinde yaşama uygun gezegen ve uydu sayısı yüz milyondur
Bu da Samanyolu galaksisinde bulunan her iki yıldızdan birinin sisteminde yaşam barındıran bir gezegen ya da uydu var demek anlamına gelir Fakat biz bir tanesini bile tespit edebilmiş değiliz
Bu rakamı abartılmış mı buldunuz? Eğer bu rakam abartılmış ise Güneş ve sisteminin özel olduğunu kabul etmek zoruna kalırız Çünkü aldığımız örnek güneş sistemidir
Gerçektende en azından bir kısmını çok iyi bildiğimiz Güneş sisteminde dolaysıyla Dünyamızda mevcut yaşam için olmazsa olmazları (yaşamsal uygunlukları) dikkate alıp, araştırmaları bunlara göre yapmak; evrende güneşimize ve dünyamıza benzeyen başka güneşler ve dünyaların olup olmadığını araştırmak çok daha akılcı ve bilimsel olacaktır

Bilimsel araştırmalar ne diyor? NASA 1979 yılında mevcut olma ihtimali hayli güçlü bulunan dünya dışı yaşamı araştırmak amacıyla SETİ kısaltmasıyla ifade bulan bir projesini başlattı
Bu projenin temeli ve amacı uzaya radyo sinyalleri göndererek Dünya dışındaki gezegenlerin bazılarında insanlar gibi zeki canlıların bulunabileceği varsayılarak varsayılan canlılarla irtibat kurup tanımaktı Bu nedenle gönderilen radyo sinyallerine zeki varlıklarca gönderildiğini belirten örneğin insan vücudunu tanıma gibi bazı özellikler, işaretler katılmıştı Projeye göre bu radyo sinyallerini alıp irdeleyebilecek zekâya ve teknolojiye sahip olduğu varsayılan Dünya dışı canlılar yanıt olarak bazı sinyaller gönderecekler bu sinyaller çözümleyerek irtibat sağlanacaktı Dünya dışı varlıklardan gelmesi ihtimali olan radyo dalgalarını dinlemek amacıyla Dünyanın çeşitli yerlerine çok duyarlı radyo teleskopları konuldu
1977 ile 1990 yılları arasında gök bilimciler çok değişik takımyıldızlardan bazı sinyaller aldılar Bu sinyaller açıklanamadı ve aralarından hiçbiri de yinelenmedi
Ohio Eyaleti radyo teleskopunda görevli bir araştırmacı 15 Ağustos 1977 tarihinde Yay Takımyıldızından wow sesi olarak tanımladığı bir sinyal aldı Bu sinyal bir daha asla duyulmadı
10 Ekim 1989 da yine Yay Takımyıldızından kırka yakın sinyaller alındı, bunlardan sadece biri kaydedilebildi
14 Ağustos 1989 yılında Başak takımyıldızından Dünya dışı zekânın yayını olduğunu düşündüren bir sinyal kaydedildi
16 Ağustos 1989 yılında Balık Takımyıldızından belirli aralıklarla tekrarlanan bazı sinyaller alınmışsa da nicelliği kontrol edilirken kesildi
15 Kasım 1989 da Kasiope Takımyıldızından Dünya dışı zeki canlılarca gönderiliyormuş izlenimi bırakan bazı sinyaller duyuldu
9 Mayıs 1990 yılında Yılan Taşıyan Takımyıldızından bazı sinyaller duyuldu Bu sinyallerin dünya dışı zeki varlıklarca gönderildiği iddia edildi
Araştırma ekibi bu günde Amerika merkezli çalışmalarına devam etmektedir
Yukarıda sıralanan radyo sinyallerinin gerçek mahiyetleri açıklanamamışsa da dünya dışı zeki varlıklarca gönderilme ihtimalinin bulunması bilim insanlarını heyecanlandırmakta, bu konuda çeşitli varsayımlar ileri sürülmektedir
Bu varsayımların pek çoğu Dünya dışı canlıların bizlerden çok daha zeki; medeniyet ve teknoloji alanında çok daha gelişkin oldukları yönündedir
Dikkatli bir okuyucu bütün bunların bir varsayımdan öte değerinin olmadığını hemen fark eder Bilim bir şeyi gerçek kabul etmesi için kesin deliller ister
Gerçektende Dünya dışındaki gezegenlerde varlıklarını sürdüren canlılar var mıdır?
Bu soruya daha önce yanıt vermiştik Fakat burada uygulanan projede çok vahim bir hatanın işlendiğini özellikle belirtmek isteriz
Güneş sisteminde bulunan gezegen ve uydularda iletişim teknolojisine sahip insanlar gibi zekâ sahibi canlıların bulunmadığını biliyoruz Güneş sisteminde dünya dışında canlı olduğu konusundaki en iddialı varsayım Jüpiter gezegeninin Europa uydusunda mikroorganizmaların olabileceği şeklindedir Bu nedenle yukarıdaki satırlarda detaylarıyla anlatmaya çalıştığımız evren içi zeki canlılarla irtibata geçme projesinde zekâ sahibi canlılardan geldiği iddia edilen sinyaller güneş sistemi dışındaki yıldızlardan gönderilmiş olmalıdır Nitekim sinyallerin Yay, Başak, Balık, Kasiope gibi çeşitli yıldız takımlarından geldiği varsayımı bunu teyit eder İşte vahim hata buradadır
Güneş sistemine en yakın olan yıldız Alpha Centauridir ve dört buçuk ışık yılı uzaktadır Diğer ifade ile ışık hızıyla yayılan radyo dalgaları bu yıldıza gönderildiği tarihten ancak dört buçuk sonra ulaşabilir Orada zeki canlıların var olduklarını ve hemen aldıkları sinyallere yanıtladıklarını kabul etsek bile yanıt olarak gönderilen sinyaller gönderilme tarihinden sonra ancak dört buçuk sonra Dünyamıza ulaşacaktır Bu durumda gönderilen sinyallere yanıt alınabilmesi için en azından Dünyamızdan sinyal gönderilmeye başlandığı tarihten dokuz sene sonrasına kadar bir zaman gereklidir Yukarıda adı geçen proje 1979 senesinde hayata geçirildiğine göre ilk yanıt ancak-o da en yakın yıldızdan- 1988 yılında dünyamıza ulaşabilir
1979 yılında gönderilen radyo sinyalleri en yakınları dışında aramızdaki onlarca ışık yılı olarak hesaplanan uzaklıkları göz önüne alındığında diğer takımyıldızlara henüz ulaşamamış olmalıdır Ayrıca varlıklarını bize bildirmek isteyen evrendeki diğer zeki varlıkların gönderdikleri sinyallerin, bu sinyalleri diğerlerinden ayıran karakteristik özelliklere sahip olmaları gerektiği gibi devamlılığı da gereklidir Karakteristik özellikleri ve devamlılığı olmayan sinyaller bu amaca hizmet etmez Bu nedenlerle evrendeki diğer zeki canlılardan yanıt olarak geldikleri öne sürülen yukarıda belirttiğimiz sinyal kayıtlarının hiçbir bilimsel değeri yoktur Eğer bir kasıt yoksa bu çok büyük bir yanılgıdır
1967-1968 yılları kışında Trabzonda telsiz başındaydım Eylül 1967den Mart 1968e kadar bütün radyo bantlarına hâkim olan; gidip gelen, dalgalanan derin ve güçlü wow sesine benzeyen bir uğultu bütün telsiz iletişimimizi engellemişti Bu uğultu ara sıra kesiliyordu İletişimi bu kesilmeler sırasında sağlayabiliyorduk
Daha sonra yapılan araştırmalarda bütün radyo bantlarına hâkim, iletişim kurmamızı engel olan bu güçlü uğultunun güneş patlamalarından kaynaklandığı tespit edildi
Bu gün galaksimizde bulunan iki yüz milyon yıldızdan (Güneşten) milyonlarcası patlamakta evrene çok yoğun geniş bantlı radyo dalgaları yaymakta olmalıdır Bir bakıma evren dolaysıyla galaksimiz bu düzensiz fakat son derece güçlü radyo dalgalarıyla doludur varsayımını öne sürersek yanılmış olmayız Duyulan sesler bu radyo dalgalarından bir kaçıdır dersek bu varsayımımız; bu sinyallerin evrende bulunan diğer zeki canlılardan gönderdiğimiz sinyallere cevap olarak gönderilmiştir varsayımına göre çok daha bilimseldir
Evrende canlılığın olup olmadığını araştırma ve varsa zeki canlılarla iletişim kurma konusunda böylesine önemli bir projeyi hayata geçirenlerin yukarıda anlatmaya çalışacağımız vahim hatayı işleyecekleri sanmıyoruz Bu da bize bütün bu safsataların sık, sık rastladığımız bir materyalizm propagandası olduğu izlenimi veriyor
Hâlbuki canlılığın evrenin diğer köşelerinde olup olamayacağı konusundaki araştırmalara kıstas olabilecek Güneş Sistemi ve Dünyamız gibi çok güzel bir örnek vardır
Dünyanın güneş sistemindeki yerinin, büyüklüğünün, iç ve dış özelliklerinin rastlantısal oluşum ihtimalleri Penroseun Big Bangden sonra evrenin var olan düzeni içinde kaçta kaç ihtimalle oluşabileceği hesaplarına benzer hesaplarla ortaya konulabilir Böyle bir hesaplamanın daha bilimsel ve daha akılcı olacağı kesindir

Hüdai ÇAKMAK
Yazar
Tersinim Teorisi Kurgulayıcısı

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2024, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.