Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Kültür - San'at & Eğitim > Ülke & Şehirler > Türkiye > Doğu Anadolu Bölgesi

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
erzurum, ilinin, tarihcesi, tarihi

Erzurum Tarihi - Erzurum İli'nin Tarihcesi

Eski 08-19-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Erzurum Tarihi - Erzurum İli'nin Tarihcesi



Tarihin İlk Dönemlerinde Erzurum


Erzurum hakkında bilinen en eski yazılı tarih kaynakları olarak kabul edilebilecek Hitit (Boğazköy) ve Mısır yazılı kaynaklarına göre, MÖ 2000 – 1200 yılları arasında Erzurum ve çevresi Orta Asya kökenli Hurrilerin hâkimiyeti altında bulunuyordu Hitit Boğazköy yazılı arşivlerinde, Erzurum’un Azzi Hayaşa hâkimiyeti altında bulunduğu sırada, biri MÖ 1375’ de Hitit İmparatoru Şuppiluliuma, diğeri II Murşil (MÖ 1334 – 1306) tarafından işgal edilmek istendiğine dair belgelere rastlanmıştır MÖ 1200 yıllarında, Avrupa’dan Ön Asya içlerine doğru oluşan ve Kavimler Göçü adı verilen göç hareketinden sonra, Muşkilerin Erzurum ve çevresine yerleştikleri bilinmektedir


Urartular Döneminde Erzurum


MÖ IX yüzyılda Van ve çevresinde yerleşmiş olan Hurri kökenli Urartular, MÖ VII yüzyılda Erzurum’ u da egemenlikleri altına aldılar MÖ660 yıllarında ise güneyden Aras Havzasına doğru ilerleyen Asurlar Daieni ülkesi sınırları içerisinde olan Erzurum ve çevresini ele geçirdiler Yine VII yüzyılın sonlarında Urartu egemenliği altındaki topraklar, kuzeyden gelen İskitlerin saldırısına uğradı Asur saldırılarına zorda olsa karşı koyabilen Urartular, İskit saldırısından sonra tamamen tarihten silindiler Urartu Krallığı’nın III Rusan’ın ölümü (MÖ 585 ) ile ortadan kalkmasıyla da Ermeniler’ in bölgede etkinlik kurması kolaylaştı Bazı tarihçiler, Ermenilerin bölgede etkinlik kurması kolaylaştı Bazı tarihçiler Ermeniler’ in Kavimler Göçü sırasında Avrupa’dan Ön Asya’ ya göç eden Friglerle Birlikte bölgeye gelmiş olduklarını ileri sürmektedirler


Medler Döneminde Erzurum


MÖ V yüzyılda Asur egemenliğine son veren Medler, Keyaksar yönetiminde kuzeye doğru ilerleyerek Urartu topraklarını ele geçirmişlerdir Medler, Muşki Frigler ve İskit bölgelerini de ele geçirdikten sonra, Kapadokya’ ya doğru yönelmişlerdir Erzurum ve çevresinde bu yüzyılda Khalibler, Muşkiler ve Tibarenler’in yaşadıkları bölgenin yerel derebeylerinin egemenliği altında olduğu, ancak bunların Med Krallarının yetkilerini tanıdıkları bilinmektedir Medlerin zayıflama döneminde ise, bu beyler Kral Astiyag’a direnerek, özerkliklerini ilan etmişlerdir


Persler Döneminde Erzurum


Pers Kralı II Kiros’ un MÖ 555’ de Med Krallığına son vermesi ile Erzurum’un doğusu Pers egemenliği altına girmiştir Kiros’dan sonra gelen Pers Krallıklarından Büyük Darios zamanında, Erzurum çevresinde bir Ermeni satraplığı kurulmuştur Pers İmparatorlarından Kserkses’ in MÖ 480 de çıktığı Yunan seferinde, bu satraplıktan da asker toplanmıştı Ünlü tarihçi Heredot da bu seferden söz ederken, Ermenileri Frigyalı olarak tanımlanmıştır Ermeni satraplığında o dönemde Muşki, Taberin ve Maerin topluluklarının yaşadıkları Heredot tarafından tespit edilmiştir


MÖ III yüzyılda bölgeye Selökidler ve II yüzyılda Persler egemen olmuşlardır II yüzyıl ortalarından itibaren bölge Romalılarla Persler arsındaki yoğun mücadelelere sahne olmuştur Romalılar, bölgeye yaptıkları seferler sonucunda geçici olarak egemenlik kurabilmişler, ancak sık sık bölge halkının direnişleriyle karşılaşmışlardır


Bizans Döneminde Erzurum


Roma İmparatorluğunun MS 395’ de ikiye ayrılması sonucunda kurulan Doğu Roma İmparatorluğu döneminde, Erzurum ve çevresi bu İmparatorluğun egemenliği altına girmiş, ancak Doğu Roma egemenliği sürekli olamamıştır MS 395’ den VII yüzyılın sonlarına kadar bölge üzerinde Bizans ile Sasani Devletinin mücadeleleri olmuştur


MS 408 – 450 yılları arasında Bizans İmparatoru olan ikinci Teodosious zamanında, Erzurum ve çevresi işgal edilmiş ve İmparatorun komutanlarından Anatolius tarafından bugünkü Erzurum şehrinin bulunduğu yerde bir tepe üzerine, bugünkü Erzurum kalesi inşa ettirilmiştir O zamana kadar Kalikala olarak adlandırılan Erzurum şehri, bu tarihten sonra İmparatorun adına izafeten Teodosiopolis şeklinde isimlendirilmiştir


Şehir ve çevresi 504 yılında İran’dan gelen Sasani’lerin eline geçmiş, ancak kanlı çarpışmalardan sonra, Bizanslılar şehri tekrar geri almışlardır 530 yılında Erzurum Kalesi İmparator I Anastas tarafından tahkim ettirilmiştir


MS 572 yılında Nuşirevan komutasındaki Sasani ordusu, Erzurum Kalesini kuşatmış, on yıl süren kuşatma sonucunda, Sasaniler şehri ele geçirememişlerdir


MS 590’ da şehir yine Sasanilerce kuşatılmıştır Bu kez, Bizanslılar ağır şartlarla bir antlaşma yaparak şehri kurtarabilmişlerdir


MS 610’ da Erzurum, bütün çevresi ile birlikte Sasanilerin kuzeydeki düşman Hazarlar ile antlaşma yaparak, onların Sasaniler üzerine yürümesini sağlamış ve sonuçta Erzurum ve çevresi tekrar Bizans'ın eline geçmiştir


Araplar Döneminde Erzurum


Sasanilerin MS 642’ de Nihavend’de İslam Halifesi Hz Ömer’in ordularına yenilerek, tarihten silinmelerinden sonra, Erzurum ve çevresi Müslüman Arap ordularının istilasına uğramıştır

Erzurum, İslam ordularınca ilk olarak 638’ de Halife Hz Ömer’ in komutanlarından İyaz bin Ganem tarafından ele geçirilmiştir Ancak, uzun bir süre sonra şehir tekrar Bizanslılar tarafından geri alınmıştır

651 yılında ise, bu kez Habib İbn–i Mesleme komutasındaki 6000 kişilik İslam ordusu, kısa bir kuşatmadan sonra şehri sonra şehri teslim almıştır Şehrin dini ve askeri lideri Ermi-naks, şehri yeniden ele geçirmek için Gürcü ve Hazar Türkleri ile ittifak kurmuş ve şehir üzerine yürümüştür Ancak yapılan savaşta Araplara yenik düşmüştür Kenti ele geçiremeyen bu ordu, şehir çevresinde geniş güvenlik tedbirleri almış ve karakollar kurdurmuştur Bunun üzerine tehlikeyi sezen Habib İbn–i Mesleme, Suriye Valisi Muavine’ den yardım istemiştir Küfe Valisi Süleyman el–Hıyel komutasındaki Arap Ordusu, Gürcü ve Hazar Türklerinden oluşan bir orduyu Fırat nehri kenarında bozguna uğratmıştır

Arapların kendi içlerindeki mücadelelerden yararlanan Bizans, İmparator II Justinianus zamanında, Leontier komutasındaki bir ordu ile 686’ da Erzurum’u tekrar ele geçirmiştir Ancak MS 700 tarihinde Emevi Halifesi Abdülmelik’in oğlu Abdullah şehri tekrar geri almaya muvaffak olmuştur

MS 753 yılında ise Bizans İmparatoru V Konstantinos, Kusan adlı bir Ermeni’yi şehri almakla görevlendirmiştir Kaleyi koruyan Arap askerlerinin sayıca azlığı ve kalede bulunan iki Ermeni’nin ihaneti ile Kusan kaleyi zapt etmiştir Ancak bir süre sonra, şehir ve çevresi tekrar Emevilerin eline geçmiştir

770–772 yılları arasında yöredeki Ermenilerin ayaklanarak şehri kuşatmaları üzerine, Amr bin İsmail el Harisi komutasındaki bir ordu, ayaklanmayı bastırmak üzere Erzurum üzerine yürümüş ve ayaklanmacıları bozguna uğratmıştır

838 yılında Bizans İmparatoru Teheophilos, Erzurum’ u kuşatmış ve şehir surlarını yıktırmıştır 840’ da Halife Mutasım şehir surlarını tamir ettirmiş ve kaleyi tahkim ettirmiştir Bu tarihten sonra, şehir iki kez daha Bizanslıların eline geçmiş (934), ancak 12 yıl sonra Abbasiler tarafından tekrar geri alınmıştır

948’ de büyük bir Bizans ordusu, Erzurum üzerine yürümüş ve 949 yılında Bizans egemenliği tekrar sağlanmıştır Bu tarihten sonra, Erzurum ve çevresindeki Arap egemenliği tamamen son bulmuştur

979 yılında şehir ve çevresi, yaptığı yardımlardan ötürü, Bizans İmparatoru tarafından Gürcü Belgratlı Kralı David’e verilmiştir David’in ölümünden sonra, şehir Bizans İmparatoru II Basilious tarafından geri alınmıştır


Selçuklular Döneminde Erzurum


Selçukluların bölgede ilk olarak belirmeleri XXI Yüzyılın başlarına rastlar Bizans yönetiminin yöre halkına iyi davranmaması nedeniyle bozulan idari ve siyasi ortam, Selçukluları küçük topluluklar halinde bölgenin muhtelif kesimlerine yerleşmelerine imkân sağlamıştır Selçuklular tarafından Erzurum ve çevresine yöneltilen ilk askeri hareket 1048 yılında gerçekleştirilmiştir Büyük Selçuklu Sultanı tarafından Erzurum ve çevresini fethetmekle görevlendirilen Azerbaycan valisi İbrahim Yanal ve Gence valisi Kutalmış Beyler, Eleşkirt üzerinden Pasinler ovasına inmiş ve oradan Erzurum üzerine yürüyerek, Erzurum kalesini kuşatmışlardır Ancak, kuşatmanın uzun süreceğini gördüklerinden Erzurum Ovası’nın batı bölümünde yer alan zengin Erzen şehrine yönelmişlerdir 6 gün süren bir kuşatmadan sonra Erzen Selçuklu ordusu tarafından ele geçirilmiştir Erzen halkı, Teodosiopolis olarak isimlendirilen bugünkü Erzurum şehri kalesine sığınmak zorunda kalmıştır Erzen şehri bu kuşatmadan sonra yıkılıp yakılmış ve bir kez daha imar edilmeyerek metruk bir şehir halini almıştır Bu yıkımdan sonra şehre Kara Erzen denilmeye başlanmıştır Bu sözcük, halk dilinde zamanla Karaz şeklinde telaffuz edile gelmiştir


Selçukluların Erzurum üzerine düzenledikleri ikinci büyük sefer, 1054 yılında Büyük Selçuklu Hükümdarı Tuğrul Bey tarafından gerçekleştirilmiştir Ordusuyla Pasinler Ovasına geçen Tuğrul Bey, Erzurum’a gelmiş ancak Erzurum kalesinin surlarını aşamayacağını anlayarak kuşatmadan vazgeçmiştir Bu tarihten, Anadolu’nun kapılarını Türklere açan ve Doğu Anadolu’ da kesin Türk hâkimiyetini getiren günlerin müjdecisi olan Malazgirt zaferine kadar, Selçuklular tarafından Erzurum üzerine askeri bir sefer düzenlenmemiştir


1071 Malazgirt zaferinden sonra, Erzurum ve çevresi büyük Selçuklu Sultanı Alparslan tarafından Eblul Kasım’ a verilmiştir Eb–ul Kasım, Melik Danişment Ahmet Gazi ve Emir Mengücek gibi, Doğu Anadolu’nun fethi için Büyük Selçuklu Sultanı tarafından görevlendirilen ve yaralı hizmetleri olan bir Selçuklu komutanı idi Erzurum’ da kurulacak ve sonradan Eb- ul Kasım’ın torunlarından birisi olan Saltuk Bey’ in adı ile anılacak olan beyliğin kurucusu olan Eb – ul Kasım, yörenin Selçuklu egemenliğine girmesi yönünde büyük çabalarda bulunmuştur Merkezi Erzurum olan Saltukoğulları Beyliğinin sınırları içine zamanla Bayburt, İspir, Koçmaz, Micingirt, Oltu ve Tercan gibi önemli kale ve yerleşim yerleri dahil edilmiştir


Eb–ul Kasım’ ın 1102’ de ölümünden sonra, beyliğin başına Ali ve İnanç Beygu isimli iki oğlundan Emir Ali geçti, Emir Ali’nin Selçuklu Sultanı Melik şah’ ın ölümünden sonra oğulları arasında çıkan taht kavgasında Sultan Tapar’ın yanında yer aldığı ve Sultan Tapar’ ın Selçuklu Devletini ele geçirmek için Silvan üzerine yaptığı seferde Emir Ali’nin de bulunduğu bilinmektedir Bu arada Türkler arasındaki iç mücadelelerden yararlanmak isteyen Gürcü Kralı David, 1116’da Erzurum önlerine kadar gelmiş, ancak şehir önlerinde yapılan iki çarpışmadan sonra, şehri muhasara etmekten vazgeçerek geri dönmüştür


Gürcülerin Doğu Anadolu’daki Türk yerleşim bölgelerini tehdit altında bulundurmaları, Merkezi Konya’ da kurulmuş olan Anadolu Selçuklu Devletini rahatsız ediyordu Bunun üzerine harekete geçen Anadolu Selçuklu Sultanı Rükneddin Süleyman Şah, 1201 yılında Doğu Anadolu'daki küçük Türk Beyliklerine son verdi Aynı tarihte Erzurum ve çevresi de Anadolu Selçuklu hâkimiyeti altına girdi Rükneddin Süleyman Şah, Erzurum ve çevresini Mugisiddin Tuğrul Şah isimli kardeşine vermiştir Böylece yaklaşık 130 yıl süren Saltukoğulları dönemi sona ermiş oluyordu Anadolu Selçukluları döneminde Erzurum ve çevresi üzerindeki Gürcü baskısı büyük ölçüde kalkmış ve şehir, Anadolu’nun en gelişmiş şehirlerinden birisi olmuştur


Mugisiddin Tuğrul Şah’ın 1225’ de ölümü üzerine yerine oğlu Rükneddin Cihan Şah geçmiştir


Erzurum'daki Selçuklu Beyliğinin, kuzeyde Gürcülerle ve Trabzon’ da yeni kurulmuş olan Rum İmparatorluğu ile komşu olması, bu Beyliğin Anadolu Selçukluları açısından önemini artırmaktaydı O dönemde Anadolu Selçuklu Sultanı olan Alâeddin Keykubat, devletin güvenliğini pekiştirmek için beyliklere son veriyor ve Anadolu’daki Selçuklu hâkimiyetini güçlendiriyordu Bu amaçla, 1228’ de Erzurum’ u almak üzere harekete geçti Bunun üzerine telaşa kapılan Rükneddin Cihanşah, o sırada Ahlat’ ı kuşatmış olan Celaleddin Harzemşah’tan destek sağladı Alâeddin Keykubad’ın Harzemlilerle barış yapma çabaları sonuç vermeyince, iki devletin ordusu, 1230’ da Yassı çemen’ de karşı karşıya geldi Bu savaşta Erzurum’ un Selçuklu Beyi, aynı zamanda amcası olan Alaattin Keykubat’ a karşı, Celaleddin Harzemşah’ ın yanında yer aldı Savaşta Selçuklu ordusu galip geldi ve Cihanşah tutsak edildi Bu savaş aynı zamanda Harzemliler Devletinin de sonu oldu Savaştan sonra, Selçuklu ordusu Erzurum'a yürüdü ve çarpışma olmaksızın şehir ele geçirildi Bundan sonra Erzurum şehri, Anadolu Selçuklu Devleti için önemli bir askeri üs vazifesi gördü


Moğol saldırıları Karşısında Erzurum


Anadolu Selçuklu Alâeddin Keykubat’ ın Erzurum ve çevresini ele geçirerek, devletin güvenliğini sağlamak istemesindeki en önemli sebep, doğudan gelen Moğol saldırılarına karşı koyabilmekti Bu maksatla, bölgedeki önemli kaleler tahkim ettirildi Yine aynı güvenlik gayeleri ile, Moğolların önünden kaçan Türkmen boyları bölgede iskan ettirildi Moğollar, Gürcüler tarafından da kışkırtılmaktaydılar İlk Moğol saldırısı 1231 yılında Cengiz Han’ ın oğlu Oktay Han’ın komutanlarından Cormagon Noyan tarafından yapıldı Anadolu Selçukluları ve Moğollar arasındaki barış görüşmeleri sonuç vermedi1237’ de Alâeddin Keykubat öldü ve yerine oğlu Gıyaseddin Keyhüsrev geçti


Bölgedeki Ermeni ve Rumların kışkırtmaları sonucunda Moğollar, 1242’ de Baycu Noyan’ ın komutasındaki bir ordu ile Erzurum’ u kuşattılar Sinaneddin Yakut komutasındaki kale muhafızlarının gayretli direnişe rağmen, Erzurum kalesi Moğolların eline geçti Moğollar şehri yağmalayarak Erzurum halkının büyük bir bölümünü kılıçtan geçirdi Erzurum’ un düşmesi, Anadolu Selçuklu Devleti için büyük büyük bir yıkım oldu Akabinde 1243’ de Anadolu Selçuklu Sultanı Gıyaseddin Keyhüsrev, Kösedağ Savaşında Moğollara yenilince, 1244’ de yapılan bir anlaşma ile bölgedeki Moğol egemenliği kabul edildi Erzurum’ un düşmesi, Moğol akıncılarının önemli bir engelle karşılaşmadan Anadolu içlerine akınlar düzenlemelerini kolaylaştırdı Bu saldırılar, başta Erzurum olmak üzere, Anadolu’nun birçok şehrinin Moğollar tarafından yağmalanmasına ve bu şehirlerde yaşayanların, uzun yıllar huzur ve sükûttan uzak kalmalarına yol açtı


Bu sıralarda Moğollar, İran’ da İlhanlı Devletini kurmuşlardı 1244 yılında yapılan antlaşma ile Anadolu Selçuklu Devletinin yıkıldığı 1308 yılına kadar Erzurum, Selçuklu soyundan gelen kişiler tarafından yönetildi Bu tarihten sonra da İlhanlı Devletinin bir eyaleti durumuna girdi


İlhanlılar Döneminde Erzurum


Erzurum’ un tam olarak İlhanlı hâkimiyeti altına girmesi, Gazan Mahmut Han zamanında (1304–1317) rastlar Gazan Han’dan sonra başa geçen Olcaytu Han zamanında, Erzurum şehri büyük ölçüde imar edilmiştirBu döneminde bir çok tarihi eser inşa ettirildiOlcaytu Han’ dan sonra başa geçen Ebu Said Bahadır Han zamanında, Erzurum’ un yönetimi Sultanın veziri Emir çoban’ ın oğlu Timurtaş’ a verildiEmir Çobanla İlhanlı Sultanının arası bozulunca, Bahadır Han, İrencin Noyan adlı komutanını Erzurum üzerine gönderdi, bu durumdan korkan Timurtaş Mısır’ a kaçtı Erzurum'un yönetimi de sonradan Eretna Bey’e verildi 50 yıl kadar Eretna Beyleri tarafından yönetilen Erzurum ve 1385 yılında Karakoyunlu Beyi Kara Mehmed’ in eline geçti


Karakoyunlular ve Akkoyunlular Döneminde Erzurum


Karakoyunlu egemenliği uzun sürmedi1387’ de, Timur Kara-Koyunlu egemenliğine son verdi Erzurum’ a vali olarak torunu Gıyaseddin Sagar’ ı tayin etti Bu sırada şehirde yönetime karşı başkaldırılar süregeldiğinden, Timur 1400’ de tekrar Erzurum’ a geldi Yönetime karşı çıkan halkın bir kısmını kılıçtan geçirdi Timur’ un ölümünden sonra ( 1404), Erzurum şehri, Karakoyunlular ve Akkoyunlular’la, Timur’ un oğlu Şahruh arasındaki kanlı çarpışmalara sahne oldu Bu dönemde şehir önemli ölçüde tahrip edildi


Doğudan gelen istilacıların Anadolu’ ya girişte karşılaştıkları en önemli askeri üs olma özelliğine sahip Erzurum’ un, Anadolu tarihinin en kanlı ve kargaşalarla dolu bu yüzyılında birkaç kez daha yağmaya uğradığı, tahrip edildiği ve halkının kılıçtan geçirildiği bilinmektedir


Bu saldırılar şu şekilde özetlenebilir

1421’ de Timur’ un oğlu Şahruh, Erzurum ve çevresini zapt etti ve kaleyi kuşattı, ancak şehri alamayarak geri döndü

1434’ de Karakoyunlularla olan mücadelelerinde Şahruh’ u destekleyen Akkoyunlu Beyi Kara Yülük Osman, Erzurum’ u kuşattı ve ele geçirdi

1435’ de bu kez Karakoyunlu hükümdarı İskender Bey’ in eline geçti

1458 ve 1466’ da Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan, Gürcistan seferi sırasında Erzurum’dan gitti, 1468 yılında ise şehre hakim oldu

1473’ deki Otlukbeli savaşında Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet’e yenilen Akkoyunlular giderek güçlerini yitirdi Uzun Hasan’ın ölümünden sonra ( 1478) şehrin yönetimi oğullarından Yakup’a geçti Yakup’ un ölümünden sonra ( 1490) çıkan taht kavgalarında şehir büyük tahribata uğradı

Erzurum, 1502’ de Akkoyunlu Devletinin son hükümdarı Elvend Mirza’ dan Şah İsmail’


Osmanlılar Döneminde Erzurum


Erzurum ve çevresinin Safevi Devletinin etki alanı içinde kalması sadece 15 yıl sürdü Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim, Mısır seferinden dönüşte Kars ve Pasinler üzerinden Erzurum’ a geldi ve şehir çevresi 1517 yılında Osmanlı topraklarına katıldı Yüzyıllar boyunca şehrin kaderine hâkim olan kargaşa, yerini Osmanlı Devletinin, huzur ve sükun dolu yönetimine terk etmiştir


Kanuni Sultan Süleyman zamanında Erzurum kalesi tahkim edildi ve şehir baştanbaşa imar edildi Kanuni’nin birincisi 1534, ikincisi 1548 yıllarında İran üzerine düzenlediği seferlerde, Erzurum şehri, Osmanlı ordusuna önemli bir askeri üs vazifesi gördü


Kanuni, İran seferinden dönüşte (1535) Dulkadirli Mehmed Han’ı Erzurum Beylerbeyliğine tayin etti Erzurum şehri ise o dönemde beylerbeyliğine bağlı bir sancak durumundaydı Erzurum Beylerbeyliğinin sınırları, kuzeyde Doğu Karadeniz Dağlarından Ordu’daki Bolaman Deresine batıda Reşadiye, Zara, Koçhisar ve Kemah’ a, güneyde Pülümür, Kiğı ve Malazgirt’ e doğuda Tahir Geçidi ve Pasin Ovasına kadar uzanan bölgeleri içine almaktaydı Erzurum Sancağı da 10 nahiyeden müteşekkildi Bunlar, Erzurum Merkezi, Karaz, Geçik, Tekman, Karaş–kali, Aşkale, Serçeme, Cinis, Çermeli ve Ovacık nahiyeleriydi


Kanuni Sultan Süleyman’ ın ikinci İran seferinde (1548)beylerbeyliğinin sınırları daha da büyütüldü ve kuzeydeki Gürcü kalıntıları ortadan kaldırıldı1552 yılında şehir İranlılar tarafından ele geçirilmek istendi, Erzurum Beylerbeyi İskender Paşa komutasındaki beylerbeyi ordusunun yenilmesine rağmen, Erzurum kalesi İranlılara teslim edilmedi Artan İran baskıları karşısında Kanuni Sultan Süleyman 1553 yılında İran üzerine yeni bir sefer düzenledi, sefer dönüşü (1554) Erzurum’ a gelerek şehrin yıkılan kalesini tamir ettirdi


1853 – 1856 Kırım savaşı sırasında şehrin etrafındaki tabyalar, Ruslardan gelebilecek tehlikelere karşı tahkim edildi ve yeni tabyalar yapıldı 1855 yılında Kars’ ın Ruslar tarafından işgali, Erzurum’ un Rus tehlikesine karşı daha iyi tahkim edilmesi gereğini bir kez daha ortaya koydu Bu gayeyle, 1865’ den 1877’ ye kadar geçen 12 yılda, Erzurum halkının da yardımlarıyla Aziziye Tabyalaları, şehir etrafındaki istihkâmlar ve diğer kışla ve tabyalar inşa edildi


Osmanlı Devletinin Balkanlarda çıkan karışıklıklarla uğraştığı bir sırada, Ruslar 1877 yılında Balkanlar ve Doğu Anadolu üzerinden bir kez daha Osmanlı topraklarına tecavüz etti Gazi Ahmed Muhtar Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, Rus ordusunun birbiri ardına Halyaz ve Zivin meydan savaşlarında yenilgiye uğrattı Ancak, bu savaşlarda Türk ordusu da büyük kayıplar verdiğinden Erzurum tabyalarına çekilmek zorunda kaldı Ruslar Gürcü Boğazını ele geçirerek, Erzurum’ u kuzeyinden baskı altına almaya muvaffak oldular Rusların batı cephesinde Yeşilköy önlerine kadar ilerlemeleri, Osmanlı Devletini Doğu cephesinde taviz vermek zorunda bıraktı Yapılan bir antlaşmayla, Osmanlı ordusu Bayburt ve Erzincan’ a çekildi Erzurum ise, kışlamak üzere Rus ordusuna terk edildi Böylece, Erzurum bir kez daha Ruslar tarafından işgal edildi


3 Mart 1878’ de imzalanan Ayestefanos Antlaşmasıyla Ruslar Erzurum’u terk ettiler Daha sonra Berlin Antlaşması (13 Temmuz 1878 ) ile Erzurum’ un kuzey doğusunda bulunan Artvin, Batum, Otu, Şenkaya, Olur Ardahan, Kars ve Sarıkamış savaş tazminatı olarak Ruslara bırakıldı Böylece, Rus sınırı Erzurum’ un 105 km doğusuna kadar yaklaşmıştı Bu durum, şüphesiz Erzurum için büyük bir tehdit oluşturmaktaydı


Milli Mücadele Döneminde Erzurum


Mondros Mütarekesinin ağır hükümlerini asla kabullenemeyen Erzurum halkı, kendi hak ve hukukunu korumak için direniş ve örgütlenme çabalarına başlamıştı Erzurum’ da kurulmuş olan ilk direniş örgüt, Süleyman Necati Bey’ in kurduğu “ İstihlas – ı Vatan’’ (Vatanın Kurtuluşu) idi Ancak bu örgüt kısa bir süre sonra dağıtıldı Hemen ardından, Merkezi İstanbul’ da Vilayet – i Şarkiyye Müdafaai Hukuk – u Milliye Cemiyetinin Erzurum şubesi, İstanbul’dan görevlendirilen Cevad Dursunoğlu’nun öncülüğünde 10 Mart 1919’ da kuruldu Kurucular arasında emekli Binbaşı Süleyman Bey İsmailzade Tevfik Bey, Müftü Solakzade Sadık Bey, Hüseyin Avni (Ulaş) Bey, Kığılı Cazim Bey, İbrahim Hakkızade Fehim Bey, Hacı Recep Bey, Hacı Nafiz ve Ahmet Beyler, emekli Binbaşı Ahmet (Gobel) Bey bulunuyordu Süleyman Necati Bey’ in çıkardığı Albayrak gazetesi de cemiyetin resmi yayın organı olma görevini üstlendi


Cemiyet ilk toplantısında, Ermenilerin Doğu Anadolu üzerindeki hak iddialarını reddeden bir bildiri yayınlayarak, bildiriyi bütün Doğu Anadolu şehirlerine gönderdi Bir müddet sonra, cemiyetin Yönetim Kurulu oluşturuldu Hoca Raif Efendi’nin başkan, Cevad Dursunoğlu ‘ nun kâtip ve emekli Binbaşı Süleyman Bey’in muhasip olduğu Yönetim Kurulunda üye olarak şu kişiler bulunmaktaydı Necati Bey, emekli Binbaşı Kazım Bey, Ahmet Bey, Avukat Hüseyin Avni (Ulaş) Bey, Fevzi Kırbaş, Hacı Nafız Bey, Avukat Mesut Bey, ve Baytar Nedim Bey Mütarekesine göre hayali Ermenistan devletine vadedilmiş Van, Bitlis, Elazığ, Diyarbakır ve Sivas illeriyle, Pontus Rumlarına verilmiş olan Trabzon illeri ile irtibat kurarak, Milli Mücadele ruhunun, Cemiyetin ilkeleri etrafında yoğunlaşması için girişimlerde bulundu Bu sırada 19 Mayıs 1919’ da Cemiyet, Mondros ordu müfettişi olarak Samsun’ a ayak basan Mustafa Kemal, “Ulusal bir Kongre’’ toplanmasını içeren Amasya Tamimini yayınladıktan sonra, 3 Temmuzda Sivas üzerinden Erzurum’ a geldi Mustafa Kemal ve beraberindekiler, Erzurum’ a 15 km mesafedeki Ilıca bucağında, başlarında 15 Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa olmak üzere Müdafa–i Hukuk cemiyeti mensupları ve şehrin ileri gelenleri tarafından karşılandı5 Temmuz günü yapılan gizli toplantıda, Mustafa Kemal, ülkenin içinde bulunduğu durum hakkında görüşlerini açıklayarak, silahlı mücadeleye başlamaktan başka çözüm olmadığını belirtti Mustafa Kemal’ in Amasya’dan yayınladığı tamim, Saray tarafından tepkiyle karşılanmıştı Mustafa Kemal, İstanbul’ a geri çağrılmaktaydı Görevden alındığına dair emir, 8Temmuz günü Erzurum’ a ulaştı O gece arkadaşlarıyla birlikte bir durum değerlendirmesi yapan Mustafa Kemal, görevinden istifa ederek, bütün rütbelerinden feragat ettiğini bir telgrafla İstanbul’ a bildirdi Mustafa Kemal’ in bu jestinden sonra 15 Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa ordusu ile birlikte, onun emrinde olduğunu bildirdi Onu, 20Kolordu Komutanı Ali Fuat (Cebesoy) Paşa ve diğer Kolordu ve birlik komutanları izledi İstifasının hemen ardından Cemiyet Başkanlığı’na, Hüseyin Rauf Bey de İkinci Başkanlığa Mustafa Kemal Paşa getirildiler Bundan sonra, Milli Mücadelenin en önemli dönüm noktalarından biri olan Erzurum Kongresi’nin toplanması için çalışmalara başlandı Bu amaçla, çevre illerden delegelerin Kongreye iştiraki istendi


Erzurum Kongresi, 23 Temmuz 1919’ da Erzurum, Sivas, Bitlis, Van ve Trabzon illerinden gelen 56 delegenin iştiraki ile toplandı Kongreye katılan delegeler şunlardı:


Erzurum Vilayeti Delegeleri

Merkez


Mustafa Kemal Paşa

Hüseyin Rauf (Orbay) Bey

Hoca Raif Efendi


Hınıs: Celal Bey

İspir: Cemal Bey

Bayburt: Zahit Efendi ve Tevfik Bey

Narman: Sait Bey

Pasinler: Cevat Dursunoğlu (Cemiyet Katibi) ve Battal Bey

Tortum: Kazım Bey

Yusufeli: Ahmet Bey

Kiğı: Sait ve Kahraman Beyler

Tercan: Ahmet Bey

Doğubayazıt: Hüseyin Avni (Ulaş) Bey

Diyadin: İsmail ve Mustafa Beyler

Karaköse: Necati Bey (Albayrak Gazetesi sahibi)

Erzincan: Hacı Fevzi Efendi

Kuruçay: Müftü Şefik Efendi

Refahiye: Kemal Efendi

Pülümür: Abbas Efendi

Bitlis Vilayeti Delegeleri

Bitlis: Süleyman Bey (Emekli Binbaşı)

Siirt: Hafız Cemil Efendi ve Müftü Naibi Hacı Hafız Bey


Kolordu karargâhının Erzurum’ a taşınmış olması, Erzurum ve yakın çevresini tamamen Ermeni çetecilerinin tehditlerinden kurtardı Ancak, Mondros Mütarekesinden sonra Osmanlı ordusu Kars, Ardahan ve Batum’dan çekildi ve bu bölgeleri İngilizler işgal etti Bu yörelerdeki Osmanlı ordusunun dağılmasından sonra, Kars’ ta bir Milli Şura hükümeti kuruldu ve havalide emniyet, huzur ve sükûnu temin etme görevini üstlendi Fakat Kars’taki Milli Şura yönetimine, bölgeyi işgal eden İngilizlerce 20 Nisan 1920’de son verildi İngilizlerin bu hareketi, yörede bulunan Ermenileri cüretlendirdi Müslüman halka baskı ve zulüm yapan Ermeniler, Sarıkamış, Kağızman ve Ardahan’ ı da İngilizlerden devralarak, bölgedeki etkinlik sağladılar Benzer şekilde, Temmuz 1920’de İngilizler Oltu’ da kurulmuş olan Oltu Şurasına da, yörenin Ermenilere bırakıldığını ileri sürerek son vermek istediler Yörenin Ermeni çetecilerinin yönetimine terk edilmesi isteği, Oltu Şurası tarafından reddedildi Ermeniler, bu yöredeki katliamlarını da sürdürdüler Aynı tarihlerde, Artvin Gürcülerin, Ardunç ve savaşta da İngilizlerin işgali altındaydı



Cumhuriyet Döneminden Günümüze Erzurum


Nafi Atuf Kansu, Nafız Dumlu, Asım Vasfi, Ahmet Fikri Tüzer, Aziz Akyürek, Necip Asım Yazıksız, Tahsin Uzer, 1 Kasım 1927’ de III Dönem milletvekilliğine seçildiler

4 Mayıs 1931’ de Asım Vasfi, Ahmet Fikri Tüzer, Nafi Atıf Kansu, Aziz Akyürek, Nafiz Dumlu, Hakkı Şinasi Erel ve Necip Asım Yazıksız IV Dönem milletvekilliğine seçildiler


1 Mart 1935’de Nafi Atıf Kansu, Tahsin Uzer, Aziz Akyürek, Nafiz Dumlu, Necip Asım Yazıksız, Saim Ali Dilemre, Pertev Demirhan, Fuat Sirmen, Zeki Soydemir, Şükrü Koçak ve Nakiye Elgün VDönem milletvekilliğine seçildiler


3 Nisan 1939’ da Aziz Akyürek, Münir Hüsrev Göle, Raif Dinç,Salim Altuğ, Nafiz Dumlu, Pertev Demirhan, Zeki SoydemirŞükrü Koçak, Nakiye Elgün VIDönem milletvekilliğine seçildiler


8 Mart 1943’ de Aziz Akyürek, Münir Hüsrev Göle, Raif Dinç, Saltum Altuğ, Nafiz Dumlu, Pertev Demirhan, Zeki Soydemir, Şükrü Koçak, Nakiye Elgün VIIDönem milletvekilliğine bir kez daha seçildiler


5 Ağustos 1946’ da Cevad Dursunoğlu, Kemalettin Kamu, Münir Hüsrev Göle, Raif Dinç, Şükrü Koçak, Eyüp Sabri Akgül, Mesut Çan Kaya, Vehbi Kocagüney, Şakir İbrahim Hakkıoğlu, VIII Dönem milletvekilliğine seçildiler


14 Mayıs 1950’de 175124 kayıtlı seçmenin % 86,3’ünün oy kullandığı milletvekili genel seçimlerinde Said Başak, Rıfkı Salim Burçak, Fehmi Çobanoğlu, Bahadır Dülger, Sabri Erduman, Enver Karan, Emrullah Nutku, Rıza Topçuoğlu, Memiş Yazıcı ve Mustafa Zeren milletvekilliğine seçildiler


2 Mayıs 1954’de yapılan milletvekili genel seçimlerinde 188956 kayıtlı seçmenin % 89,3’ü oy kullandı Rıfkı Salim Burçak, Bahadır Dülger, Sabri Erduman, Rıfkı Topçuoğlu, İshak Avni Akdağ, Zeki Çavuşoğlu, Şevki Erker, Abdulkadir Eryurt, Hamit Şevket İnce, Hasan Numanoğlu, Cemal Önder ve Esat Tuncel milletvekilliğine seçildiler


27 Ekim 1957’de yapılan milletvekili genel seçimlerinde 208352 kayıtlı seçmenden % 77,4’ü oy kullandı Seçimlerde Rıfkı Salim Burçak, Sabri Erduman, Rıza Topçuoğlu, Mustafa Zeren, Şevki Erker, Abdulkadir Eryurt, Hasan Numanoğlu,Osman Alihocagil, Mehmet Eyüboğlu,Melik Fırat, Said Kantarel, Münip Özer ve Fethullah Taşkesenlioğlu milletvekilliğine seçildiler


Kasım 1958’de Erzurum Atatürk Üniversitesi kuruldu


28 Aralık 1960’da Cevad Dursunoğlu Kurucu Meclise seçildi


15 Ekim 1961’ de 242181 kayıtlı seçmenin % 75,9’u oy kullandığı milletvekili seçimleri yapıldı Bu seçimde Cevad Dursunoğlu, Ertuğrul Akça Turhan Bilgin Nihat Diler, Gıyasettin Karaca, Şerafettin Konuray Cevad Önder, Tahsin Telli ve Adnan Şenyurt milletvekilliğine kayıtlı seçmenlerin % 80’inin oy kullandığı Cumhuriyet senatosu seçimlerinde Nurettin Aynuksa, Nihat Pasinli ve Rahmi Sanalan senatörlüğe seçildiler


7 Kasım 1961’ de Erzurum Eğitim Enstitüsü açıldı


7 Haziran 1964’de yapılan Cumhuriyet Senatosu seçimlerinde Sakıp Hatunoğlu, Edip Somunoğlu ve Osman Alihocagil senatörlüğe seçildiler


10 Ekim 1965’te yapılan milletvekili genel seçimlerinde 255787 kayıtlı seçmenin % 70,7’si oy kullandı Turhan Bilgin, Gıyasettin Karaca Nihat Diler, Cevat Önder, Adnan Şenyurt, Necati Güven, Nihat Pasinli İHakkı Yıldırım ve Ahmet Mustafaoğlu milletvekilliğine seçildiler


12 Ekim 1969’da 273195 kayıtlı seçmenin % 66’sının oy kullandığı milletvekili genel seçimlerinde Turhan Bilgin, Gıyasettin Karaca Cevat Önder, Rasim Cinisli, Rıfkı Danışman, Sabahattin Aras, Selçuk Erverdi Naci Gacıroğlu, Fetullah Taşkesenlioğlu milletvekilliğine seçildiler


14 Ekim 1973 milletvekili genel seçimlerinde 296137 kayıtlı seçmenden % 67,9’ u oy kullandı Seçimler sonucunda İHakkı Yıldırım, Gıyasettin Karaca, Rıfkı Danışman, Selçuk Erverdi, Rasim Cinisli, Korkut Özal Yahya Akdağ, Zekai Yaylalı ve Fuat Fırat milletvekilliğine seçildiler Kayıtlı seçmenin % 67,6’sının oy kullandığı Cumhuriyet Senatosu seçimlerinde Sakıp Hatunoğlu, Hilmi Nalbantoğlu, Lütfi Doğan senatör seçildiler


5 Haziran 1977 milletvekili genel seçimlerinde 325100 kayıtlı seçmenin % 80’i oy kullandı Rıfkı Danışman, Gıyasettin Karaca, İHakkı Yıldırım, Osman Demirci, Selçuk Erverdi, Çetin Bozkurt, Korkut Özal ve Nevzat Köseoğlu milletvekilliğine seçildiler


14 Ekim 1979’ da yapılan Cumhuriyet Senatosu seçimlerinde 277284 kayıtlı seçmenin % 807’ si oy kullandı Selahattin Deniz, Naci Gacıroğlu ve Lütfü Doğan senatörlüğe seçildiler


15 Ekim 1981’de Utkan Kocatürk ve Abdülkadir Erener, Erzurum’u temsilen Danışma Meclisi üyeliğine seçildiler


1983 Genel seçimlerinde Togay Gemalmaz, Sebahattin Aras, Rıfkı Yaylalı, Sabahattin Eryurt, İlhan Aras, Ebubekir Akay ve Hilmi Nalbantoğlu milletvekilliğine seçildiler


1991 genel seçimlerinde, İsmail Köse, Melik Fırat, Lütfi Esengün, Rıza Müftüoğlu, Oktay Öztürk, Şinasi Yavuz, Abdulillah Fırat milletvekilliğine seçildiler


1995 genel seçimlerinde, İsmail Köse, Zeki Ertugay, Necati Güllülü, Lütfi Esengün, Şinasi Yavuz, Abdulillah Fırat, Aslan Polat, Ömer Özyılmaz milletvekilliğine seçildiler

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2024, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.