Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Kültür - San'at & Eğitim > Ülke & Şehirler > Türkiye > Karadeniz Bölgesi

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
ordu, tanıtımı, şehir

Ordu Şehir Tanıtımı

Eski 10-14-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Ordu Şehir Tanıtımı




Ordu Şehir Tanıtımı

Yüzölçümü:

6001 km²

Nüfus:

830105 (1990)

Doğanın tüm güzelliklerinin cömertçe sergilendiği bir belde olan Ordu, deniz turizmi imkanları bakımından Doğu Karadeniz bölgesinde en şanslı il durumundadır

Bölgenin en temiz kumu ve bölgenin en uzun kıyı şeridine sahiptir Kıyı şeridinde, birbirinden güzel koylar, doğal ve sağlıklı plajlar ve çeşitli mesire yerleri mevcuttur

Yeşil ile mavinin hünerlice kucaklaştığı şehri; şair şu dizelerle anlatmaya çalışmıştır

Ben Ordu'yu anlatırken bütün şiirler susar

Elvan elvan bir sis alır başımı

Tenim yağmur olur gökyüzünde

Ruhum çocuklaşır ninni ninni

Dalgalanır bu masal denizinde

Peştamalın moru kıskanır diye

Ben Ordu'yu anlatırken söyleyemem

Bin bir tonda o yemyeşil kuşağı

İncir dalında, yosun kuytuda

Emine kız gözlerinde söyler

Oysa yedi ton yeşil kokar Ordu sokakları

İLÇELER

Ordu ilinin ilçeleri; Akkuş, Aybast, Çamaş, Çatalpınar, Çaybaşı, Fatsa, Gölköy, Gölyalı, Görgentepe, İkizce, Kabadüz, Kabataş, Korgan, Kumru, Mesudiye, Perşembe, Ulubey ve Ünye'dir

Aybastı : Aybastı, tarihsel kalıntılar açısından zengin bir ilçedir Karacalı Kilisesi, Sefalık Köyü Hamam kalıntıları, Şeyh Hasan, Kümbet Evliyası, türbeleri ve ziyaret yerleriyle Perşembe Yaylası görülmeye değer yerlerdir

Fatsa : Doğal yer altı kaynakları açısından şanslı olan ilçede, Ilıca kasabasında şifalı su bulunmaktadır Bu suyun romatizma, bel ağrısı, böbrek rahatsızlığı gibi hastalıklara iyi geldiği bilinmektedir Elmaköy'de birçok hastalığa şifa olduğu bilinen Acısu bulunmaktadır Kız kulesi, çınar ve ulu ağaçlar, Göreği manastırı, Cıngırt kaya ve Gaga gölü ilçede görülmeye değer yerlerdir

Gürgentepe : Gürgentepe tarihsel açıdan zengin kalıntılara sahiptir Tikenlice köyü mağara mahallesinde 11 adet kaya mezarı vardır Bölgede Hıdrellez şenlikleri uzun yıllardan beri bu ilçede yapılmaktadır

Kabadüz : İlçe Ordu'nun 21 km güneyindedir Çambaşı Yaylasının turizm merkezi ilan edilmesiyle, yörede yayla turizmi hızla gelişmektedir

Kabataş : İlçe merkezi Ordu'ya 93 km uzaklıktadır İlçede görülmesi gereken yerler arasında Şidabdal Türbesi, Gülbahçe Evliyası Karaibrahim Evliyası ve Ertepesi sayılabilir

Kumru : Dikkate değer etkinlik Düzoba Yayla Şenlikleridir İlçe doğal yapısı bakımından yayla turizmine çok elverişlidir

Mesudiye : Mesudiye'de yaylacılık geleneği sürmektedir Adından en çok söz ettiren yaylalar Keyfalan ve Taştekne'dir Yayla ve kültür şenlikleri ile Vosvos şenliklerinin bir bölümü bu yörelerde gerçekleştirilmektedir Meydandüzü şenlikleri de yayla turizmine bir örnektir Mesudiye, eski yerleşme sahaları, höyükleri, tümülüsleri ile Ordu'nun hemen her dönemine ait en çok taşınmaz kültür varlıklarına sahip bir ilçedir

Perşembe : Ordu'ya 13 km uzaklıktadır Perşembe İlçesi bir kıyı şeridine kurulduğu için, doğal plajlara sahiptir İlçenin tarihi ve arkeolojik değerlerinden biri de Yason Kilisesidir

Ulubey : İl merkezine 23 km uzaklığındadır Ulubey ilçesi zengin doğal güzelliklere sahiptir Kaya mezarları, sarp deredeki kemer köprüler ile Şeyh Abdullah ve Salih Derviş ziyaretgahları tarihsel ve kültürel zenginliklerini oluşturmakta, iç ve dış turizm açısından da önem arz etmektedir

Ünye : Ünye Kalesi, Kaya Mezarı, Tozkoparan Kaya Mezarı, Hamamlar, Yunus Emre ziyaretgahı ve tescili bulunan sivil mimarlık örnekleri , Ünye-Niksar İpek Yolu, Çamlık, Çakırtepe, Çınarsuyu Tesisleri, Asar Kaya Milli Parkı, doğal plajlar ve Acısu mevkii görülmeye değer yerlerdir Ayrıca, İlçenin kıyı kesiminde turistik tesis, kamp yeri ve pansiyon işletmeciliği de son derece gelişmiştir

Tarihçilerin yaptığı araştırma ve kazılarda, Ordu ve çevresinde ilk yerleşim izlerinin MÖ15 bin yıllarına kadar uzandığı görülmüştür MÖ 2 bin yıllarında Doğu Anadolu''nun iç kesimlerinden, Karadeniz bölgesine gelen Halipler yörenin dağlık kesimlerine yerleşmişlerdir Uzun süre bu bölgede varlıklarının sürdüren bu kavim maden işleme sanatında ileri gitmiş ve tunçtan mükemmel silahlar yapmışlardır Yörenin özelliğine göre ahşap malzeme kullanan bu kavmin kalıntılarından bugün fazla bir eser kalmamıştır Bununla beraber Eskipazar bölgesinde, Bayramlı adı verilen Eski Selçuk dönemi yerleşmesinin adı, 1398 yıllarında Halipia adı ile anılmaktadır Yıldırım Beyazıt''ın tarihte Samsun''u ele geçirmesi ile Halipia emiri Giresun Fatihi Hacı Emirzade Süleyman Bey Osmanlı hakimiyetini kabul ederek, bölgeyi Osmanlılara terk etmiştir Ordu ili MÖ I Binde Hitit hakimiyeti sınırları içine girmiştir Kotyora ise VIII yüzyılda Miletliler tarafından kurulmuştur Şehrin bugünkü Bozukkale mevkii olduğu belirtilmekte ise de, kale küçük ve XI yüzyıllarda yapılmış bir karakoldan başka bir şey değildir Çevrede de şehrin varlığını kanıtlayacak Arkeolojik buluntulara rastlanılmamıştır Muhtemelen eski Kotyora''nın yine Bayramlı civarında Delikkaya ve yöresinde bu bölgede bulunan çok sayıdaki arkeolojik verilerden anlaşılmaktadır Ordu toprakları Medler ve Perslerin yaşantısına da sahne olmuştur MÖ 400 yıllarında 10 binlerin Ric''atı sırasında Ordu''nun antik şehre gelişi ve meşhur Ksenefon nutuklarına sahne oluşu önemli tarihi bir olaydır Ordu ili daha sonraki devirlerde Roma ve Bizans hakimiyetine girmiş ve 1204-1264 yılları arasında ise Kommenus toprakları sınırları içinde kalmıştır XIII yüzyılda Selçuklu Devleti sınırları içinde yer alan Ordu, XIV yüzyılda Osmanlı egemenliğine girmiştir Ordu ilçesi 1920 yıllarına kadar Trabzon vilayetine bağlı bir kaza iken, 17 Nisan 1920 tarihinde merkezi Ordu olmak üzere Canik Sancağına bağlı olan Fatsa kazası da Ordu''ya bağlanmıştır



Alıntı Yaparak Cevapla

Ordu Şehir Tanıtımı

Eski 10-14-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Ordu Şehir Tanıtımı




Ordu'dan Çamalan Yaylasına doğru, kâh tepelerin eteklerinden dolanan, kâh derin vadilere yükseklerden bakarak uzanan yayla yolundan gelip - geçen bütün yolcular Gelin Kayalarına doğru bakışlarını çevirmekten kendilerini alamazlar Haramı Koyu'nden Melet Irmağı Vadisine doğru, bir bıçak gibi keskin ve dik sırtın üzerinde duran acayip şekilli taş yığınlarına Gelin Kayaları adı verilmektedir Buranın dayandığı efsane ise yıllar ötesinden günümüze kadar, her yayla yolcusunun kulağına üflenmiştir

Gelin Kayaları Efsanesini civarın yaşlıları söyle anlatıyorlar:

Melet Irmağına doğru inen sarp tepenin, ormanlarla örtülü yamacında çok fakir ve yaşlı biri varmış Melet, kenarındaki değirmenlere gidemeyen köylülerin zahralarını avlusundaki ufak dibek taşında öğütür, geçimini bu suretle sağlarmış Bazı rivayetlere göre bu öğütücü bir kişi tarafından döndürülebilen, çevre halkının "El Değirmeni" dediği cinsten bir taş değirmeni imiş Günün birinde, yaşlı değirmencinin kızını, uzaktan bir köyden bir gence istemişler Hayırlısı olsun, deyip evlendirmişler Çeyiz olarak, elinde, avcunda ne varsa kızına vermiş Düğüncüler, gelinin eşyalarını atlara yükleyip, oğlan, evine doğru yola çıkacakları zaman, gelin etrafı söyle bir süzmüş Avlunun bir kenarında duran babasının ekmek teknesine, kendini bugünlere getiren el değirmenine gözlerini dikmiş,

Kızının bu halini güren babası, yanına yaklaşmış:

- "Kızım, değirmen tası bizde kalsın"

diyecek olmuş Düğün alayının ileri gelenleri durumu kavramışlar

İçlerinden biri:

- Emmi veriver şu değirmen taşını kızınada, biz de yola düzülelim

Yaşlı baba:

- Olmaz, o bana lâzım

Onunla geride kalan çoluk çocuğumun nafakasını sağlayacağım, veremem, diyerek karşı koymuş

O sırada, yeni gelin :

- Babam benden bir taşı esirgiyor Ben de onsuz gelin gitmem Diyerek boynunu büküp, oturuvermiş kapının önüne

Düğüncüler yaşlı babanın geçimini nasıl sağladığını bilmediklerinden, bu değirmenin aile için ne derece kıymetli olduğunu kavrayamamışlar, işi, basit bir "gelin eşyası" bir taş olarak görmüşler, içlerinden biri:

- Hadi, emmi bu kadar da nekeslik etme Alt tarafı iki taş parçası bunun insan kızından bunları esirger mi? Bak, o da yurt-yuva sahibi oluyor Yolumuz uzun, bekletme bizi, diyerek, değirmen taşlarnı omuzlayıp, yanındaki hayvana yüklemişler Zavallı baba, bu durum karşısında ısrarın faydasızlığını anlayarak, boynunu bükmüş Kendisinin nekes tanınmasına mı, o yaşlı haliyle çoluk - çocuğuna değirmensiz nasıl bakacağına mı üzülsün? Kala kalmış, ortalıkta O sırada, önde davul - zurna, arkada at sırtında gelin; köylüler, eşya yüklü atlarla düğün alayı, dimdik sırta doğru yola koyulmuşlar Yaşlı gözlerle kafileyi izleyen babanın tâ yüreğinin derinliklerinden bir tel kopmuş sanki Derin bir ah çekli, aklıyla mı, gönlüyle mi, bilinmez seslenivermiş, davullu alayının ardından:

-Bir taşı bize çok görenleri Allah ne etsin Hepiniz taş olun taş

Ertesi gün, karşı tepelerden be geçeye bakanlar, Melet ırmağına doğru inen dik bir yamacın, bıçak gibi çıkıntılı bir kısmında, acayip şekilli kayalar görmüşler Daha düne kadar ormanlık olan bu yamaçta kayaların bulunuşundan ziyade, görünüşleri onların şaşkınlığa düşürmüş Çümkü, bu kayalar sanki bir kafilenin heykelleşmiş şekline benziyormuş Atıyla yaylısıyla, dzvullu - zurnalı bir gelin alayının tıpkısıymış Yılların yağmuru, karı ve fırtınalarına rağmen, bozulmayan şekilleriyle günümüzde dahi görenleri şaşkınlığa düşüren bu kayaların etrafı koyu bir yeşillikle çevrilmiştir Yılların yağmuru, karı ve fırtınalarına rağmen, bozulmayan bu kayaların etrafı koyu bir yeşillikle çevrilmiştir Bir tarihte yayla yolculuğum sırasında Gelin Kayaları Efsanesi'ni anlatan yaşlı yol arkadaşım, ayrıca şunları da ilâve etti

- Evlât, Gelin Kayaları, baba bedduası alan, ailesinin geçim kaynağını kurutan, taş ruhlu insanları bizlere göstermektedir


Alıntı Yaparak Cevapla

Ordu Şehir Tanıtımı

Eski 10-14-2012   #3
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Ordu Şehir Tanıtımı




Asarkaya Efsanesi

Yıllarca önce bu köyde iki kardeş varmış Bu kardeşlerin kalabalık bir koyun sürüsü mevcutmuş Sürünün çobanları ise iki kardeşin çocukları olan Zedef ile Mehmet imiş İki kardeş koyunlarını köy dışında Gümüşlük denilen mevkide otlatıyorlarmış Bir gün Mehmet:

- Zedef, demiş, ben yorgunum, sen biraz odun yar, akşama ateşimiz bol olsun, Zedef baltayı alıp, odun yarmağa

başlamış

Zedefin odun yarışını seyreden Mehmet, birden heyecana kalkmış

-Zedef, sen erkek değil kızsındiye bağırmış

Yıllardan beri saklanan sırrın meydana çıktığını gören Zedef'in elindeki balta yere düşmüş Emmisi oğlu Mehmet'ten ve çok sevdiği sürüden ayrılacağını düşünerek, içi burkulmuş, titreyen sesiyle:

- Artık bir arada bulunmamız imkânsız Sana sağlık, bana selâmet, diyerek köyün yolunu tutmuş İki kardeş çocuğu bir daha müşterek bir durumda çobanlık yapamamışlar Ayrılık ikisine de çok ağır gelmiş

Kavalıyla başbaşa kalan Mehmet'in günleri hep üzüntülü geçiyormuş

-Ah, diyormuş Zedef'in odun yararken kız olduğunu anlamasaydım; ondan ayrılmasaydım Zedef ise, sırtında o güne kadar taşıdığı erkek elbiselerinden sıyrılmış, ev işlerine dalmış

Günün birinde uzak ellerden gelen eşkiyalar sürüyü basmışlar, köpeği öldürüp, Mehmet'in kollarını kayışla bağlıyarak, davarları önlerine katıp, yola koyulmuşlar

Bu halden büyük üzüntü duyan Mehmet, tek kurtuluş ümidini, kavalına bağlamış, eğer haramiler izin verirse, başına gelen felâketi kavalıyla Zedef'e duyurmaya çalışacak Ama bir düşüncesi var:

-Ya Zedef evde bulunmazsa?

Bu düşüncelerle kafası allak, bullak olan Mehmet, köyünün karşısındaki sırta varınca, baskıncılara yalvarır:

-Ağalar, köyümün karşısında son bir ayrılık kavalı çalmama izin verir, ne olur?der harami başı gözü yaşlı çobana acır:

-Haydi çal der

Mehmet bir kayanı dibine çöker, köyüne döner, kavalını üflemeye başlar

Artık kurtuluş ümidi sadece bundadır

Çoban Mehmet kavalıyla Zedef'e şunları söyler:

Haramiler bizi bastı, Ala köpek kanlar kustu,

Can kayışı kolum kesti, Emmim kızı Zedef sana kaldı medet

Dokuz kişi haramiler, bir Mehmet bunlara neyler,

Merhametsiz azgın şerre, Emmim kızı Zedef sana kaldı medet

Buralar viran olmasın, yuvayı baykuş almasın

Hasret mahşere kalmasın, Emmim kızı Zedef sana kaldı Medet

Gül fidanı gölgesinde gergef işlemekte olan Zedef, uzaklardan gelen kaval sesiyle felâket haberini duyunca, dişi kaplan gibi kükremiş:

-Sürü basıldı yetişin

Diye avazı çıktığı kadar haykırmaya başlar, köy ayaklanır Zedef başta olmak üzere, delikanlılar dört nala at koşturup, (Gümüşlü) başında eşkiyaya yetişirler Kanlı bir vuruşmadan sonra, haramileri yakalayıp bir kayadan aşağı atarlar

Bugün o kayanın adı (Asarkaya) diye anılır Köyün ismi de, sürüyü basan haramilerden dolayı (Harami) olarak kalır

Not: Bu efsane Sıtkı Çebi'nin henüz basılmamış "Ordu Efsaneleri" adlı kitabından alınmıştır






Alıntı Yaparak Cevapla

Ordu Şehir Tanıtımı

Eski 10-14-2012   #4
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Ordu Şehir Tanıtımı




Uzun Kızlar Efsanesi

Yüzlerce yıl önce Mesudiye yöresinde üç Türkmen kardeş yaşarlarmış Bu kardeşler, kış mevsiminde Mesudiye yöresinin kuytu ve sıcak yerlerinde, yaz mevsiminde de yüksek yaylalarda yaşamlarını sürdürürlermiş Her üç kardeşin de sürülerce koyunları ve yüzlerce atları varmış

Karababa, Karaaslan ve Eriçok adındaki bu üç kardeş, canlı kelekti koyunları, yağız at sürüleriyle mutlu bir şekilde yaşayadururlarken, günlerden bir gün büyük bir düşman ordusu çıkagelmiş Onların bu mutlu yaşamları da sona ermiş Sona ermiş ama, Türkmenler hemen teslim olmamışlar Düşman ordularıyla aralarında denk olmayan ama yiğitçe bir mücadele başlamış Karababa ve Karaaslan adlı kardeşler, bulundukları mevkide yiğitçe mücadelelerinden sonra şehit düşmüşler

Üçüncü ve en kuvvetli kardeşin askeri daha çökmüş Onun için bu kardeşin bulunduğu tepeye "Eriçok Tepesi" denmiş Eriçok tepesi müstahkem bir kalenin bulunduğu, bir tarafı kayalık ve uçurum olan yüce bir tepedir Düşman, bu tepeyi de kuşatmış Tepenin üzerindeki kalenin önlerinde günlerce savaş olmuş Düşmanlar tepeyi savaşarak alamayınca beklemeye başlamışlar Kalede su ve yiyecek bitmiş Günün birinde kaledeki Türkmenler artık susuz kalamayacaklarını anlayınca Eriçok tepesi'nin yakınlarında bulunan Kübet çeşmesine su getirmeleri için 12 savaşçı ve iki yiğit kız göndermişler

Kızlar çeşmede suyu doldurmuşlar Savaşçılar da kendilerine saldıran düşmanlarla savaşmaya başlamışlar 12 savaşçı savaşadursun, kızlar Eriçok tepesine hızla tırmanıyorlarmış Ama düşman durur mu? 12 yiğidi şehit ettikten sonra kızların peşine düşmüşler iki yiğit Türkmen kızı, kaleye epeyce yaklaşmışlar Fakat düşman atlıları peşlerinden yetişmiş Düşmanın nefesini enselerinde duyan kızlarında başka çareleri kalmamış :

- Allah'ım demişler Bizi düşmana teslim etme! Yeri yar da yerin içine girelim Onların eline teslim olmaktansa ölmek daha iyidir

Yüce Tanrı onların bu masum isteklerini kırmamış Yer yarılmış ve onlar bağrına basmış Kızların öyle uzun, öyle güzel saçları varmış ki, saçlarının bir kısmı dışarıda kalmış

Uzun bir mücadeleden sonra Eriçok Tepesi düşmüş Yerin yarılıp yarılmadığını bilemeyiz ama, Uzun Kızların mezarları ve Eriçok Kalesi'nin önünde binlerce mezar, bugün bile durmaktadır O civarlar gezildiğinde insanoğlu ister istemez ürpermektedir Her üç tepede de, yani Eriçok, Karababa ve Karaaslan Tepelerinde bu mubarek zatların mezarları ziyaret edilmektedir






Alıntı Yaparak Cevapla

Ordu Şehir Tanıtımı

Eski 10-14-2012   #5
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Ordu Şehir Tanıtımı




Jasonum-Yason: Perşembe ilçesi 22 km batısında Yason Burnu'nda, zamanında büyük bir kasabanın kurulduğu, bugünkü kalıntılarından anlaşılmaktadır Yason Fenerinin bulunduğu burunda çok eskiden kalma bir kilise yıkıntısı vardır Yason kasabasının en büyük dini ayin yerlerinden olan bu kilisenin, akın, yağma ve yakıp yıkmalar sonunda yok olduğu, yıkıntıları üzerinde Rumlar tararından yeniden bir kilisenin yapıldığı anlaşılmaktadır Kapısındaki (1866) tarihinin yapılış değil, onarım tarihi olsa gerekir Deniz kenarında balık üretme havuzlarının izlerine rastlanmaktadır Hoyrat Kalesi : Perşembe ilçesinin 20 km kuzeybatısında ve turistik yolun sağındaki adacığın üzerinde , ortaçağdan kalma bir kale vardır Yıkık olmasına rağmen zamanında burada oturulduğu, kale duvarlar burç izleri ve kalıntılarından anlaşılmaktadır

İL MERKEZİNDE

Eskipazar :

Şehre 3 km mesafedeki Ordu ilinin ikinci kuruluş yeri olan Eskipazar' da Cami ve hamamlar görülmeğe değer Şelçuklular dönemine ait caminin kapı ve pencereleri, Ankara Etnografya Müzesi' nde sergilenmektedir

Cotyora (Bozkukkale) :

Ordu ilinin ilk kuruluş yeri olan Kotyora halk arasında Bozukkale olarak, bilinmekte iken, yapılan araştırmalarda kalenin Bizanslılarca XI yüzyılda yapılan küçük bir gözetleme kulesi olduğu anlaşılmıştır Kale, Ordu-Samsun karayolu üzerinde il merkezine 2 km mesafede deniz kenarında yer alır

Kurul Kayası Yerleşmesi:

İlimiz merkezine 20 km mesafedeki Bayadı Köyü sınırları içersinde sivri bir kaya üzerinde antik bir yerleşme alanıdır Yeraltı galerileri bulunmaktadır Karadeniz Bölgesinde sık rastlanmayan örneklere sahiptir Tepenin üzerinde yapılan define kazıları sırasında 2 metre kalınlığındaki duvar kalıntıları bulunmuş olup, duvar örgüsü keramik parçaları ve pişmiş toprak çatı kiremitleri yoğun olarak İÖ I IV yy da yerleşim gördüğünü kanıtlar niteliktedir

Arıkmusa Yerleşmesi: Mesudiye İlçe merkezinin 19 km doğusunda Arıkmusa Köyünde bulunan antik bir yerleşim yeridir, Sulu Mağara: Mesudiye ilçesi Karacaören Köyü Hasan Argası mevkiindedir

Hamamlar : Ünye ilçesi merkezinde XVII-XII yy dan kalma Çifte Hamam, Eski Hamam ve Saray Hamamları bulunmaktadır

Lahitler: Ünye ilçesi Saraçlı Mahallesinden çıkarılmıştır 2 Metre boyunda 60 cm eninde olan iki adet lahit ve diğer buluntular Bizans dönemini tarihlendirmektedir

Şeyh Yunisiye Zava Evliyası: Ünye' ye hakim bir tepenin üzerinde bir türbe mevcuttur Bölgede Selçuklu sanatı işlemeleriyle yazılı taşlar bulunmuştur






Alıntı Yaparak Cevapla

Ordu Şehir Tanıtımı

Eski 10-14-2012   #6
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Ordu Şehir Tanıtımı




SELİMİYE CAMİİ : İlimiz Merkez Selimiye Mahallesinde yer almaktadır Taştan yapılmış Cumhuriyet dönemi yapısıdır 1956 yılında hizmete açılan bu caminin temellerinin atılmasına Cumhuriyetin ilanından sonra başlanmıştır Bina olarak bir özelliği olmayan camin mihrabı ordunun eski sanat eserlerinden biridir Orta Caminin 18 yy sonralarında kalan eski mihrabı bu camiye yerleştirilmiştir Mihrabın çevresi kabartmalarla süslü olup iki çerçeve içersinde sarkıtlar bulunmaktadır Mihrabın üst kısmında ayrıca üç kalem kabartma vardır 1995 yılında Vakıflar teşkilatınca camide tadilat yapılmıştır

AZİZİYE CAMİİ: İlimiz merkez Aziziye Mahallesi, Hükümet Caddesinde yer almaktadır Caminin esas adı Aziziye' dir Bu cami, şehrin ilk kuruluş yıllarında bugünki yerinde ahşap olarak inşa edilmiştir Kim tarafından yapıldığı bilinmemektedir Şehrin ileri gelenlerinde Kadızade Hacı Hasan Efendi, eski ahşap cami yıktırarak, kendi parasıyla 1894-1895 yıllarında şimdiki binayı inşa ettirilmiştir Dört taraftan caddeye çevrilmiş ve bahçe duvarı içine alınmış, zemin kat ile iki kattır Üst katın iki kapısı, zemin katın da bir kapısı vardır Dikdörtgen planlı olan camiyi üstü yuvarlak kemerli 18 pencere aydınlatır Batı cephesindeki kapının yanında kare kaide üstünde armudi bir geçişle yuvarlak gövdeli minare vardır 1976-1977 yıllarında vakıflar Genel Müdürlüğünce restorasyonu yapılmıştır Tavan düz ve ahşaptır Caminin avlusunda sonradan inşa edilmiş üstü beton, sekizgen kubbeli bir şadırvan yer almaktadır Cephe giriş kapısındaki yağmurluğun üzerinde mermer bir tablo içindeki üç satır altı mısralı bir kitabe vardır

HAMİDİYE CAMİİ : İlimiz merkez saray mahallesi kışla caddesinde yer almaktadır 19 yüzyıl yapılarından kare planlı kargir bir yapıdır Hükümet camii diye de adlandırılan bu camii Mir Mehmet Ali Bey tarafından H 1307 tarihinde atılan temel üzerinde sonradan inşa edilmiştir Giriş kapısı üzerine bugün okuması güçleşen üç satır kitabe bulunmaktadır Kare planlı düz ahşap tavanlıdır Ahşap minberi vardır Çift kanatlı bir kapıya girilmektedir

ORTA CAMİİ : Çarşının orta kısmında yer aldığı için halen Orta Camii olarak adlandırılan bu camiinin asıl adı Atik İbrahim Paşa Camii' dir Rivayete göre, Ordu / Eskipazar çevresinde asayişin bozuk olduğu tarihlerde Bucak Mahallesi semtinde konaklayan bir askeri birliğin kumandanlarından İbrahim Paşa adlı birinin öncülüğünde ahşap olarak yapılmıştır Bir müddet sonra yıkılarak, taştan 1800 yılında yeniden inşa edilmiştir Caminin ikinci yapılışında birçok şahsın emekleri geçmesine rağmen halk bu ibadethaneyi Atik İbrahim Paşa Camii olarak anmaya devam etmektedir Caminin doğu kapısında Tayyar Mahmut Paşa' nın yardımcısı olduğundan ayrıca Canik Muhassil vekili Ali Ağa' nın buna öncülük yaptığı, Salih ağanın hayırlı çalışmalarda bulunduğu bahsedilmektedir

SARAY CAMİİ :

İlimiz Ünye ilçesi, Merkez Kaledere Mahallesinde yer almaktadır Dikdörtgen planlıdır Ünye taşından H 1132 yılında yapılmıştır Bodrum üzeri tek katlıdır Halen kullanılmaktadır Minaresi orijinal değildir Sonradan yapılmıştır

HACI OSMAN AĞA CAMİİ :

Ünye ilçesi merkezinde, Ortayılmazlar Mahallesi Camii sokakta yer almaktadır Kuzey - güney doğrultusunda dikdörtgen planlıdır Subasman seviyesi taş, ahşap, karkas arası taş dolgudur Camii kırma çatılı, geniş saçaklı,saçak altı ahşap kaplamalıdır Girişi Camii halen kullanılmaktadır

FATSA YALIKÖY CAMİİ :

İlimiz, Fatsa ilçesi, Yalıköy' dedir Duvarları taştan, üst kısmı ve iç kısmı ahşaptandır Üç taş sütunlu taşınan (son cemaat yeri) mevcuttur İç kısmında, mihrabın sağında ve solunda sıva üzerinde yazılmış ayetler mevcuttur Daha sonraları caminin ahşap kısmı sökülerek yeniden (Vakıflar Genel Müdürlüğü) yapılmıştır






Alıntı Yaparak Cevapla

Ordu Şehir Tanıtımı

Eski 10-14-2012   #7
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Ordu Şehir Tanıtımı




HIDIRELLEZ KÜLTÜR VE BAHAR BAYRAMI

Mahalli ve geleneksel bayramlarımızdan biri de binlerce yıldır türk topluluklarında ve yurdumuzun yer yerinde kutlanmakta olan 6 Mayıs "HIDRELLEZ KÜLTÜR- BAHAR BAYRAMI'dırHalkımızın bu günle ilgili örf, adet, gelenek ve göreneklerini sergileyerek yediden yetmişe Hıdrellez kuşaktan kuşaga yaşatılagelmektedir

Hıdrellez kış mevsiminin geride kalışı, yazın başlangıcı, tabiatın canlanışı, bir geçiş döneminin bir dizi adetlerle kutlandığı gündürAynı zamanda bolluk, bereket, dileklerinin kabul edileceği Hızır ile İlyasın buluştuğu gün olarak da inanılan Hıdrellezin toplumumuzdaki yeri çok büyüktür

Baharın gelişi, suların çoğalması, karların eriyip gağ başlarının görülmeye başlamaları, sıkıntıların geride kalması, dünyanın nefesinin ısınması, yani havaların ısınması

türlü çiçeklerin açılması, yeryüzüne yemyeşil bir ipek kumaşın serilmesi,hayvanların yavrulamaları ve çoğalmaları olarak yorumlanmaktadır

Hıdrellez Kültür- Bahar Bayramlarında halkımız günlük problemlerini bir tarafa bırakarakbir bayram havası ve sevinci içerisinde önceden hazırladıklarını yaparak bir piknik düzenlemesi içerisinde çeşme başlarına, su ve deniz kenarlarına, koruluklara vb yerlere giderek çeşitli şekilde eylenirlerBu ara daha çok salıncaklar kurulur, uçurtmalar uçurulur, iğneden ip geçirme, ağızda kaşıkla yumurta taşıma, yoğut yeme, halat çekme ve çuval yarışmasaı gibi yarışmalar düzenlenir Manilerle atışmalar yapılır, türküler okunur, şarkılar söylenir, yediden yetmişe genç ihtiyar doyasıya eylenir Bilhassa eskiden genç kızlarımız ve delikanlılarımız bu vesileyle birbirlerini görme fırsatı da elde ederlerdi

İlimizde hıdrellezin en eski ve en iyi kutlanageldiği yerlerden biri de Gürgentepe İlçesidir Burada her yıl büyük bir organizasyon içerisinde 6 Mayıs'ta başlayan şenliklerin bir kaç gün devam ettiği de görülmektedirBaşta yağlı güreş müsabakaları olmak üzere çeşitli eylenceler düzenlenmekte olup, gerek bu ilçe kasaba ve köyleri, gerekse çevre ilçe halkınca Gürgentepe hıdrellez şenlikleri büyük bir ilgiyle izlenmektedir

MAYIS YEDİSİ

Mevsimlik bayramlarımız içerisinde önemli bir yeri olan ve halkımız arasında bahar mevsiminin başladığı gün olduğu inancıyla her yıl mayıs ayının 20'sinde kutlanan "Mayıs Yedisi" Hızır AS ile İlyas AS birbirleriyle dalgaların kırıldıktan sonra deniz sularının karada temas ettiği noktada buluştuğu gün olarak bilinmektyedir

Mayıs Yedisi ve Hıdrellez Kültür Bahar Bayramında olduğu gibi aynı inanç ve adetler etrafında toplanmaktadırAncak aralarında takvimlerden kaynaklanan gün farkı vardır

Hızır Aleyiselam karayı, İlyas Aleyiselam da denizi temsil ederHayatın can bulması ve idamesi için toprak ve güneşe ihtiyaç vardırBu unsurların bugünden itibaren birbirleriyle bütünleştiğine, sıkıntıların geride kaldığına, güzel günlerin başladığına inanılır7 dalgadan geçmenin son derece yararlı olduğuna, böylece o yılki hastalık ve bunalımlardan kurtulacağının inancı hakimdirBu nedenle; halk dah çok ırmak, göl ve deniz kıyılarına akın eder Ayaklar mutlak deniz suyuna sokulur, kıyı ve denizde yürünür Bundan sonra artık deniz meysimide başlamıştır

Ogün motorla deniz gezintisi yapılır, piknik ve çeşitli eylencelerle tam bir bayram havası yaşanır






Alıntı Yaparak Cevapla

Ordu Şehir Tanıtımı

Eski 10-14-2012   #8
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Ordu Şehir Tanıtımı




Halk bu inançların bâtıl olduklarını, dine aykırı bulunduklarını bildikleri halde, yine de vazgeçmemekte, inançlarını sürdürmektedir

İnançlardan bazılarını şöyle belirtmek mümkündür:

-Sağ gözün seyirmesi iyilik, sol gözün seyirmesi o kişinin kötülük göreceğine işarettir

-Sağ avuç kaşınırsa, bir yerden para geleceğine, sol avuç kaşınırsa o kişiden para çıkacağına inanılır

-Kedinin yalanması eve misafir geleceğine işarettir

-El tırnaklarının üzerinde beyaz lekeler meydana gelmişse, yeni bir şey giyileceğine alâmettir

-İncir ağacın dibinde abdest bozan çarpılır

-Cenaze geçerken yatılmaz, mutlaka ayağa kalkılmalıdır Aksi halde, yatanı (Ağırlık basar)

-Kulağın çınlaması, bir yerde o kişinin anıldığına işarettir

-Korkudan dili tutulan çocuklara, muharebeye iştirak eden bir şahsa ait kılıca su dökerek, bu sudan içirildiği zaman, korkusunun geçip dilinin çözüleceğine inanılır

-Elmanın kabuğunu bir bütün olarak koparmadan soyduktan sonra, bu kabuğun ateşe atılması halinde şeytanın çatlıyacağına inanılır

-Alış - veriş yapan esnaflar, sabahleyin evlerinden işyerlerine giderken, önlerinin kesilmesini, hele bir kadının önlerinden geçmesini uğur saymaz, o günkü ticaretin kesat olacağına inanırlar

-Sabun alıp verirken, alan şahıs sabunu elinintersine koydurur Aksi halde, ikisi arasında tatsızlık olacağına inanılır

-Makas alıp, verirken, makas, karşısındakinin eline verilmez, yere bırakılır Makasın el'den el'e verilmesi halinde ikisi arasında kavga olacağına inanılır

-Akşam karanlığında kapı eşiğinde oturulmaz (İyi) sayılmaz

-Üzerindeki elbiseye düğme diktirirken dilin altına bir şey konulması lâzımdır Aksi halde, düğmesi dikilen şahsın aklında bir gerileme olacağına inanılır

-İki elin parmakları birbirine kenetlenirse kısmet kapanır

-Kollar göğüs üzerinde çaprazlama kavuşturularak koltuk altına sokulmaz: O kişinin yetim veya öksüz kalacağına inanılır

-Yerde oturan şahsın ayakları üzerinden atlıyarak geçilmesi (iyi) sayılmaz

-Mezar üzerinden atlıyarak veya basılarak geçilmez

-Gece bir yere küçük abdest yaparken "destur, tu, tu" demek lâzımdır Destursuz abdest yapanın çarpılacağına ve ağzının eğileceğine inanılır

Ordu İli'nde, bunlardan başka pek çok inanç vardır Hastalıklarla ilgili inançların yıldan yıla azaldığı ve hatta kaybolduğu memnunlukla müşahade edilmektedir

Ordu İli'nde en yaygın olan inanç (20 Mayıs Günü) yapılan "MAYIS YEDİSİ BAYRAMI" ve o güne ait bazı merasimlerin yerine getirilmesidir

Ordu İli köylerinde yerleşmiş bir inanca göre, her sene 20 Mayıs günü, Hızır İlyas Peygamberler bir araya gelerek buluşurlar ve hasretliklerini giderirler

Bu inanca göre, Hızır Peygamber kara tarafından, İlyas Peygamber ise denizden gelerek, dalgaların tam sahile temas ettiği yerde her iki Peygamber birbirine kavuşmaktadırlar Bu kavuşmada, aynı zamanda (yaz) ile (kış)ında birbirlerinden ayrıldığına inanılmaktadır

(Mayıs Yedisi) olarak tanınan o gün, çok erkenden kalkılır, yeni elbiseler giyilerek akşamdan hazırlanan yiyecekler bir sepete veya bi kaba konularak en yakın kıyıya inilir Sahilde deniz suyu ile temas hazırlıklarına başlanır; Besmele ile, kıyıya yaklaşan ilk dalgaların üzerinden sağ ayak ile atlanarak denize girilir, Ufak çocuklar kucağa alınarak bu şekilde 7 defa dalgaların üzerinden geçilir Deniz suyu ile yüz ve baş ıslatılır Bu merasimden sonra akşam vaktine kadar saz ve türkülerle eğlenilir






Alıntı Yaparak Cevapla

Ordu Şehir Tanıtımı

Eski 10-14-2012   #9
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Ordu Şehir Tanıtımı




MESUDİYE İLÇESİNDE

Meletios Kalesi:

Mesudiye İlçesi Yeşilçit Köyünde şato kalıntısı denilen bir kale mevcuttur (C Texire' de sözü edilmektedir) İlçenin bilinen en eski yerleşim yeridir

Kale Köyü Kalesi:

Üç kümbet kalıntısı ve iki mezar taşı kalıntısı ile Deliklitaş mevkinde antik kaya mezarları mevcuttur Bu kalıntılar 14-15 yy'a aittir Bu mezarlık, bölgenin en güzel vesikalardan biri olan mezar taşları da bulunmaktadır

FATSA İLÇESİNDE

Bolaman Kalesi:

Fatsa ilçesi Bolaman kasabasında meşhur bir kaledir Mevcut kale muhtemeln Pontus Rumlarında kalmıştır Kale bedenleri üzerinde tahminen 200 yıl önce Hazinedarlar taraından inşa edilen ahşap yapı sivil mimarmizin örneklerinden biridir Karadeniz Bölgesinin en özgün sivil mimarlık örneklerinden biridir

GÖLKÖY İLÇESİNDE

Kale:

Gölköy ilçesindeki Aybastı yolu üzerinde bulunmaktadır Doğal bir kaya kütlesi üzerine inşa edilmiştir Mana, Fataş ya da Tokyanus Kalesi denilen bir Bizans yapıtıdır

İKİZCE İLÇESİNDE

Gençağa Kalesi:

Ağaçkale Köyünde yer alan Gençağa Kalesi' nin bulunduğu alan I derece Doğal ve Arkeolojik Sit Alanı ilan edilmiştir

AKKUŞ İLÇESİNDE Kevgürk Kalesi:

Akkuş ilçesinin 30 km kadar güneybatısında, Gökçebayır Çayı' nın bir devamı olan Tifi Çayı yakınlarında tabandan yaklaşık olarak 300 m yükseklikte yalçın kayanın üzerinde, dört yan görünüşüyle yöresine tamamen hakim bir şekile kurulmuştur Uzaktan basit bir kaya gibi görünen kalenin, sanat değeri, güzelliği ve aklaştıkça büyüklüğü daha belirgin bir şekilde görülüyor Bir çok tarihi anılara sahip olan kaleye, doğu yönünden çıkılır Doğuya bakan yarıya kadar toprağa gömülü kapısında doğruca kale alanına geçilir Surları içindeki evlerin duvarları içinde mermer parçaları vardır Binalar harç ve tuğladan yapılmıştır

ÜNYE İLÇESİNDE

Ünye Kalesi: İlçenin 5 km batısında tarihinin çok eski devirlerinde bir yanardağ olduğu, zamanla sönerek bugünkü kareteristik özelliğini aldığı söylenilen 300-400 m yükseklikte bir kale vardır Ortaçağda volkanın krateri üzerinde bir takım savaş tesisleri kurulmuştur Kalenin platosunda savaş zamanlarında kullanıldığı anlaşılan büyük bir havuz vardır Kaleden dereye inen, dibi taş ve topraklarla dolan büyük bir oyuk ile birkaç yüz metre uzunluğunda bir merdiven vardır Savaş anlarında, yöresiyle ilişkisi kesilen kalenin, su gereksinmesini bu kanaldan sağladığı sanılmaktadır Yarıya kadar gömülü kapısının iki yanı tarihi ve renkli resimlerle süslüdür 5 km yükseklikte ve yıkık durumda kapısının ikinci Mihirdan zamanında yapıldığı üzerinde durulmaktadır Ancak kale üzerinde ve eteklerinde yapılacak objektif sondajların, karanlık kalmış birçok tarihi gerçekleri gün ışığına çıkaracağı kanısındayız

KALEKÖYÜ KALESİ(Mesudiye)






Alıntı Yaparak Cevapla

Ordu Şehir Tanıtımı

Eski 10-14-2012   #10
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Ordu Şehir Tanıtımı




Tarihçe : Ordu il Merkezi - Selimiye Mahallesi'nde Taşocak Caddesi ile Erkoçak Sokağı'nın kesiştiği köşede yükselen Paşaoğlu Konağı, 1896 yılında Paşaoğlu Hüseyin Efendi tarafından yaptırılmıştır Bahçesiyle birlikte 625metrekare'lik bir alan üzerine inşa edilen konağın taşları Ünye'den, ahşap malzemesi Romanya'dan getirilmiş ve yapımı İstanbullu bir usta tarafından gerçekleştirilmiştir 19yy sivil mimarimizin en güzel örneklerinden biri olan Paşaoğlu Konağı, zemin dahil olmak üç katlıdır Zemin kata doğuda, birinci kata ise kuzeyde ve batıda bulunan kapılarla giriş sağlamaktadır Konak; birinci ve ikinci katı ayıran silme ile birlikte, binanın köşelerinde yer alan kaideli ve başlıklı yarım sütunları, bitkisel motifli konsollarla desteklenen ve söve taşı ile çevrelenen üstü saçaklı pençeleriyle zengin bir taş işçiliğini sergilemektedir Doğu cephede alt katta dört, üst katlarda beşer pencere mevcuttur Zemin üzerindeki iki katın bu cephedeki orta pencereleri zarif burmalı sütünceler ve yarım sütunlar arasına alınmıştır Kuzey cephede bulunan birinci katın giriş kapısı basık kemerli ve çift kanatlıdır Kapının etrafı bitkisel motifli kalemisi süslemelerle zenginleştirilmiştir Korint başlıklı iki sütunla desteklenen ve kapının önündeki sahanlığı örten çıkma üzerinde ikinci katın balkonu yer almaktadır

Bahçe duvarı, merdivenler, balkon ve çatı kenarlarındaki işlemeli taş korkuluklar konağın dış cephesine hareket kazandıran diğer unsurlardır Konağın bahçesinde fiskiyeli bir havuz ve günümüzde ahşap örtü altına alınmış orijinal taş ocak bulunmaktadır Paşaoğlu Konağının zemin katı taş döşelidir Birinci ve ikinci katlarda taban ahşaptır Tavanlar ahşap kaplama olarak yapılmıştır Konağın üst katındaki sofanın ahşap tavanı kağıt üzerine yağlıboya desenlerle süslenmiştir Tavanın ortasında baklava şeklinde bitkisel motifler vardır Köşelerdeki madalyonlar içine çeşitli manzaralar resmedilmiştir Bu katta bulunan banyoda desenli çiniler kullanılmıştır Paşaoğlu Konağı; Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından 1982 yılında kamulaştırdıktan sonra 1983 tarihinden itibaren onarılmaya başlanmıştır 1987 yılında onarımı ve teşhir-tanzimi tamamlanan konak "Paşaoğlu Konağı ve Etnografya Müzesi" olarak hizmete açılmıştır Zemin katı idare olarak kullanılan binanın birnci katı etnoğrafik eserler seksiyonu olarak düzenlenmiştirBu bölümde silahlar takılar kadın ve erkek giysileri vb eşyalar sergilenmektedir İkinci kat ise sofa Paşa-nine odası, günlük oda, misafir odası, yüklük gibi düzenlemelerle yöresel 19 yüzyıl konağının özelliklerini aksettirmektedir Ordu Paşaoğlu Konağının Kültür Bakanlığınca kamulaştırılması ve onarılıp müze olarak ziyarete açılması ile sivil mimarimizin ender örneklerinden biri daha gelecek nesillere sağlıklı şekilde aktarılması sağlanmıştır






Alıntı Yaparak Cevapla

Ordu Şehir Tanıtımı

Eski 10-14-2012   #11
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Ordu Şehir Tanıtımı




PANCAR(KARA LAHANA)ÇORBASI:

Malzeme: 1 bağ pancar 1 baş soğan 1 tane acı biber 2 kaşık yağ Yeterli kadar tuz

Yapılışı:Pancar temizlenip yıkanırİnce ince doğranırçBir tencerede yağ eritilirİncecik doğranmış soğanlar bu yağda pembeleşinceye kadar kavrulurÜzerine malzemenin miktarına göre su ilave edilirPancarın yeşil rengini koruması için kaynayan suya önce tuz atılırSonra doğranmış pancar ile önceden haşlanmış fasulye katılır(Fasulye yerine mevsimine göre ve ailenin ekonomik durumuna göre posul,mısır yarması,bulgur,pirinçte katılabilir)Birlikte epeyce kaynadıktan sonra elenmiş mısır unu bir elle kaynayan yemeğin içine azar azar dökülürDiğre elle tahta kaşıkla topraklanmaması için devamlı karıştırılırYemek ocaktan indirilmeye yakın bir parça biber ilave edilirArzuya göre iç yağı bir tavada yakılarak yemeğin üzerine gezdirilirDaha sonra servis yapılır

MISIR ÇORBASI:

Malzeme: 1 kg kırma beyaz mısır 1 litre ayran 1 çorba kaşığı nane 1 su bardağı kuru fasulye

Yapılışı: Akşamdan suya bırakılan kırma mısır ve fasulye sabahleyin haşlanırBir tenceye su konularak kaynatılırHazırlanan malzemeler kaynayan suya katılırPiştikten sonra dinlemeye bırakılırAyrı bir kapta hazırlanan ayranın içine pişmiş kırma mısır ve fasulye karışımı konulurServis yapılacağı sırada yağ eritilerek yemeğin üzerine dökülürNane ve tuz ilave edilir

PANCAR(KARA LAHANA)SARMASI:

Malzeme: 2 bağ pancar ½ kg kıyma 4 baş orta büyüklükte soğan 1 çağ bardağı pirinç Yağ,tuz,karabiber,maydanoz

Yapılışı: Pancar saplarından ayrılırTemizlendikten sonra kaynayan suya konularak hafif diri kalacak şekilde haşlanırBir süzgeçte süzülürSoğuk suda bekletilirHafif sıkılarak bir kaba alınırAyrı bir kapta kıyma,rendelenmiş soğan,yıkanmış pirinç,saçlı,tuz,karabiber ve kıyılmış maydanoz biraz su ile yoğrulurPancarın damarlı taraflı içe gelecek şekilde hazırlanan iç arasına konulurÇok sıkı olmamak kaydı ile normal bir şekilde küçük küçük sarılırBir tencereye düzgün olarak dizilirÜzerini kapatacak kadar su ilave edilir(Kaynar su tercih edilir)Üzerine sarmayı bastırmak için kapağı örtülüp kaynamaya bırakılırÖnce harlı sonra kısık ateşte pişirilir

PANCAR(KARA LAHANA)DİBLESİ:

Malzeme: 2 bağ pancar 4 baş orta büyüklükte soğan 1 su bardağı pirinç(veya bulgur) Zeytinyağı,tuz,karabiber

Yapılışı: Pancar temizleyip yıkanırİnce ince kıyılırKaynamış suyun içine rengi kararmasın iye hemen tuz ilave edilirPancar kaynayan suya atılırBir taşım kaynadıktan sonra pirinç konulurPancar ve pirinç birlikte yumuşayıncaya kadar kaynatılırOcaktan alınarak süzülürTopraklanmaması için devamlı karışıtrılırSoğumaya bırakılırDiğer taraftan,arzuya göre zeytinyağı veya tereyağı tencereye konulurİncecik doğranmış bol soğanla hafif pembeleşinceye kadar kavrulurHaşlanan pancarlar acı biber de ilave edilerek karıştıra karıştıra pişirilir

SAKARCA KAYGANASI

Malzemeler akarca (3 bağ) Yumurta (1 adet) Tuz1yemek kaşığı (20 gram)Mısır Unu 4 yemek kaşığı (100 gram) Sıvıyağ ½ çay bardağı (100 gram)

Yapılışı akarcalar temizlenip, yıkanır Kaynayan tuzlu suda soğan kısımları yumuşayıncaya kadar haşlanır Suyu süzdürülür Sonra ince ince doğranır İçine yumurta, mısır unu gerekirse bir tutam tuz ilave edilip, karıştırılır Teflon tavada sıvıyağ ile alt üst edilerek kaygana şeklinde kızartılır Sıcak dilimlenip servis edilir

HAMSİ KAYGANASI :

Malzemesi:Hamsi (Taze veya Salamura)½ kilogram Yumurta(3 adet) Yeşil Soğan(1 bağ) Un (2 yemek kaşığı) Maydanoz (6-7 dal) Karabiber Süt (1 su bardağı)

Yapılışı : Hamsi ayıklanır, kılçıkları çıkarılıp üç-dört parçaya ayrılır İçine yeşil soğan maydanoz ince ince doğranır Yumurtalar kırılır, tuz ve karabiber ilave edilip, sütle açılır Krep kıvamında hazırlanır Tavaya çok az sıvıyağ koyulup, kızdırılır Daha sonra hazırlanan karışımdan 1-2 kepçe dökülür İnce bir şekilde yayılır ve kızartılır (Kızarırken tava yavaş yavaş sallanmalı) Bir tabak yardımı ile alt üst çevrilir Kızaran kayganalar düz servis tabağına alınır Hazırlanan krepler bitene kadar kızartma işlemine devam edilir Kızaran kayganalar üst üste konulup, dilimlenir Yada tek tek rulo şeklinde sarılıp, servis tabağına yerleştirilir Arzuya göre yeşil soğan, salata ve marul ile süslenerek servis yapılır

PANCAR DÖŞEMESİ :

Malzemeler :Pancar (Kara Lahana2 bağ) Soğan (2 adet) Pirinç veya Bulgur (1 çay bardağı) Kıyma yada Kemikli Et (250 gram) Salça (1 yemek kaşığı) Tereyağ (1 yemek kaşığı) Sıvıyağ (1 fincan) Acıbiber (1-2 adet) Tuz

Yapılışı : Pancarlar ayıklanıp, yıkanır İnce ince doğranır Kaynar suya atılarak 2-3 dk Haşlanır Süzgece alınır Soğanlar ince doğranır Kıyma ile kavrulur Yağ ve salça ilave edilir Haşlanmış pancarlar bu karışımla 2-3 defa karıştırılarak üzerine sıcak su konulup harlı ateşte pişmeye bırakılır Içine ayıklanıp yıkanmış pirinç yada bulgur ve acı biber ilave edilerek yeterince pişirilir

KURU YUFKA BÖREĞİ :

Malzemeler:Kuru Yufka ( Ordu Yöresinde Yapılan)9 adet,Sıvıyağ (1 çaybardağ)ı,peynir (300 gr) Maydanoz ½ demet

Yapılışı : Kuru Yufkalar hafif tuzlu suda ıslatılır Teflon Tavaya sıvıyağ konur, üstüne 3 kat yufka döşenir Üçüncü katın ortasına peynir ve maydanoz karışımından yapılan harç konulur Kısık ateşte alt üst edilerek kızartılır Sıcak olarak servis yapılır

Not : Kuru Yufka Böreği yörede genellikle peynir ve çökelekle yapılır Ancak, istenirse kıymalı, patatesli, ıspanaklı vs iç konularak ta yapılabilir

MISIR YARMALI AŞ SARMASI :

Malzemeler :Kara lahana (Pancar) 3 bağ,Mısır Yarması (1 su bardağı),Bulgur (½ su bardağı) Soğan (4 adet),Salça (1 yemek kaşığı),Tereyağ (1 çay bardağı)Sıvıyağ 2 yemek kaşığı,Maydanoz 1 bağ Yoğurt (Süzme) 1 kase,Sarımsak 4-5 dişTuz-Kırmızı Biber 12NanePatates 1-2 adet

Yapılışı : Pancar saplarından ayrılır Kaynayan suda hafif diri kalacak şekilde haşlanır

Soğuk suya alınıp, süzgeçte süzülür Mısır yarması ılık suda ıslatılır Soğanlar ince ince kıyılır Yağ ve salça ile hafif pembeleşinceye kadar kavrulur Ayıklanıp yıkanmış bulgur ve mısır yarması ilave edilir Tuz konulur 1 bardak sıcak su ilave edilip, kısık ateşte pilav gibi çektirilerek pişirilir Içine maydanoz, ince doğranmış sarımsak ve nane ilave edilip, karıştırılır Haşlanmış pancarın damarlı tarafı içe gelecek şekilde tabak üzerine serilerek, hazırlanan içten konulur 2-3 cm eninde küçük küçük sarılır Tencereye düzgün bir şekilde dizilir Soğan ve patates dilimleri konulur Üzerine ağırlık yapması için bir tabak kapatılır Sıcak su ilave edilir, kalan tereyağ ve sıvıyağ üzerine gezdirilir Sarımsaklı yoğurt ile servis yapılır Arzu edilirse üzerine yağda kızdırılmış kırmızı pul biber de konulabilir

Not : (Mısır Yarması) fırında kurutulmuş mısır taneleri değirmende bulgur kalınlığında çekilir

Cevap: Ordu Şehir Tanıtımı frmacil sayfa 2iki Cevap: Ordu Şehir Tanıtımı




Alıntı Yaparak Cevapla

Ordu Şehir Tanıtımı

Eski 10-14-2012   #12
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Ordu Şehir Tanıtımı




GALDİRİK KAVURMASI :

Malzemeler :Galdirik (Taze ve diri olmalıdır1 bağ) Yeşil Soğan veya Kuru Soğan (3-4 tane) Sıvıyağ (Mısır Özü, Ayçiçeği Yağı ½ çay bardağı) Maydanoz (Taze Maydanoz ½ bağ) Pulbiber Yumurta (1 adet)

Yapılışı : Galdirik temizlenip, yıkanır İnce ince doğranır Tuzlu kaynar suda haşlanır Üzerinden soğuk su geçirilir Bir tencereye sıvı yağ konur Soğan doğranır, pembeleşinceye kadar kavrulur Pulbiber ilave edilir Kavrulmuş soğan üzerine galdirik boca edilir Karıştırılarak kavrulur Kıyılmış maydanoz katılır Bir kapta çırpılmış yumurta karışıma dökülür Pulbiber serpilerek servis yapılır

NOT : Ordu'da yetişen bir bitkidir Galdirik saplı, yeşil yapraklı bir bitki olup, çıktığı mevsimler ilkbahar ve yaz aylarıdır Bu aylarda taze iken toplanır Sadece gövde kısmı yenilir

ISIRGAN ÇORBASI :

Malzemeler : Isırgan (Yeşil taze ısırgan ½ kg) Kuru Soğan (1 adet) Yaş veya Kuru Nane (1 tutam) Kuru veya Yeşil Sarımsak (3 diş) Tereyağ (1 çorba kaşığı) Mısır Unu (Taze 2-3 çorba kaşığı) Salça (Domates 2 çorba kaşığı)Bulgur veya Pirinç (½ su bardağı) Yeşil Pırasa Yaprağı (1 tutam) Pezik (1 tutam) Su (Miktarı çorba kıvamı) Acı biber (2 adet)

Yapılışı : Isırgan, pezik, pırasa, ince ince doğranıp, kaynayan suya eklenir 2 adet ı kırmızı biber konulur Iyice kaynayınca un ilave edilir ve sarımsak eklenir İnmesine yakın nanesini doğra Piştikten sonra, ince ince doğranmış sarımsak ve soğan, tereyağında, salça ile birlikte kızdırılır Bu sos çorbanın içine dükülüp, bir taşım daha kaynatılıp ocaktan alınır

TAZE BEZELYE KAYGANASI

Malzemeler :Taze Bezelye (Sultan Bezelye ½ kg) Yumurta (Taze 1 tane)Mısır Unu (Taze, Mevsimlik 2-3 kaşık 100-150 gram) Sıvıyağ (Kızartacak Kadar 1 çay bardağı)

Yapılışı : Bezelyenin iplikleri ayıklanır Kaynayan tuzlu suda haşlanıp, Süzülür Üzerine soğuk su dökülür Derince bir kaba 2-3 kaşık mısır unu konur Yumurta kırılır Bezelye boca edilir Iyice karıştırılır Kızdırılmış tavaya sıvıyağ konur Bezelyeler tavaya boşaltılıp iyice bastırılır Alt ve üst kızartılır

Not : Bu tür kızartmalar için özel tavalar kullanılır Derin olan bu tavaların üzerinde kapakları düz biçimli ve tavanın içene geçecek şekilde hazırlanmıştır Yiyecekler bozulmadan rahatlıkla çevrilir

PEZİK MÜCVERİ :

Malzemeler :Pezik (Pazı)2 bağ,Soğan 2 adet,Pirinç 2 fincan,Yumurta 2 adet,Un 2 yemek kaşığı,Tuz-Karabiber-Nane,Sıvıyağ 1 çay bardağı

Yapılışı :Pezikler ayıklanıp yıkanır, ince ince doğranıp, haşlanır (sapları yumuşayıncaya kadar) Süzgece alınır Üzerine biraz soğuk su gezdirilir Pirinç üzerini örtecek kadar su ile haşlanıp suyu çektirilir Haşlanan pezikler avuç içinde sıkılarak çukur bir kaba alınır İçine haşlanmış pirinç, un, yumurta, tuz, karabiber, soğan ve nane ilave edilip iyice karıştırılır Tavaya bir miktar sıvayağ koyulup, kızdırılır Hazırlanan iç tavaya ince bir şekilde (1 cm) yayılır Kızartma işlemi yapılırken tava yavaş yavaş sallanmalı Bir taraf kızarınca bir tabak yardımı ile alt üst edilerek diğer tarafta kızartılır Ilıdığı zaman dilimlere kesilerek servis tabağına alınır Bu ölçüdeki malzemelerle 2-3 tava hazırlanabilir

KABAK ÇORBASI :

Malzemeler :Yarım Kabak (Karakabak veya Kış Kabağı)yarısıTane Fasulye (Yada Alaca Fasulye)bir avuçMısır Unu (O Yılın Mısır Unu)½ yemek kaşığıTuz (İyotlu)1 tatlı kaşığı,Su (Yemeğin Su Oranı Ayarında)2 litre,Tereyağ 1-2 yemek kaşığı (40 gram),Kuru Soğan (Orta Boy)1-2 adet Domates ,Maydanoz (Taze Maydanoz) ½ bağ

Yapılışı :Kabak soyulup dilimlenir Taze Fasulyeler haşlanır Bir tarafta su kaynatılır, daha sonra kaynayan bu suya dilimlenen kabaklar atılıp, haşlanır Aynı suya ayıklanıp, bölünmüş taze fasulyeler ilave edilerek pişmeye bırakılır Bu arada 1-2 yemek kaşığı mısır unuda ıslatılarak kabak ve fasulyeye ilave edilir ve topak topak olmaması için karıştırılır Tuz konulur Ayrı bir kapta doğranmış soğan tereyağında pemleşinceye kadar kavrulur Buna kabuğu soyulmuş ve kuşbaşı doğranmış domates katılarak bir sos yapılır Çorba pişince hazırlanan sos ilave edilir Bir taşım daha kaynatılarak pişince, Maydanoz ince ince doğranıp üzerine konularak sıcak olarak servis edilir






Alıntı Yaparak Cevapla

Ordu Şehir Tanıtımı

Eski 10-14-2012   #13
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Ordu Şehir Tanıtımı




Çambaşı Yaylası: Ordu İli’nin 61 km güneyinde bir yayla vardır Çambaşı derler bu yaylaya Deniz düzeyinden 1850 metre yükseklikte güzel bir mesire yeridir burası Çarşısı, pazarı, piknik yerleri, lokantaları ve otelleri olan; sütü, eti, yağı, peyniri, sebzesi, meyvesi ve tüm bunların ötesinde doğal güzellikleri çok iyi ve bir yaz dinlenmesi için en ideal koşulları taşır bu yaylaKeyfalan Yaylası: Bu yayla Mesudiye İlçesi’nin güneyinde, deniz düzeyinden 1200 metre yüksekte, İlçeye 9 km mesafededir Etrafı tamamen çam ormanları ile sarılmıştır Bol soğuk suları ve temiz havası vardır Bu yaylayı doktorlar veremli hastalara dinlenme yeri olarak tavsiye ederlerPerşembe Yaylası:

Bu yayla Aybastı ve Reşadiye toprakları arasında 1350 metre yüksekliğinde, havası suyu insan sağlığı için çok iyi bir yayladır Yaylaya yalnız Aybastı İlçesi halkı değil, İl’in çeşitli ilçelerinden gidenler olur

Yaylada her yaz Aybastı Belediye Başkanlığı’nın yönetiminde panayır açılır

Argın Yaylası:

Akkuş-Niksar karayolu üzerinde ilçe merkezine 3 km mesafede ve 1597 m yüksekliktedir Etrafı tamamen gürgen ormanlarıyla kaplıdır

Argın yaylası 30/09/1991 tarih ve 20997 sayılı Resmi Gazete' de yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararıyla Turizm Merkezi ilan edilmiştir

Yeşilce ve Topçam Yaylaları:

Mesudiye ilçesi Yeşilce ve Topçam Beldelerine bağlı Beyağaç, Kızılağaç, Kıyıyurt ve Çukuralan Yaylalarını ve daha birçok obayı kapsamaktadır

Geleneksel Yeşilce Kültür ve Yayla Şenliklerinin düzenlendiği yaylalar, zengin bitki örtüsü, ormanları ve dereleriyle fevkalade güzel bozulmamış bir doğaya sahiptir






Alıntı Yaparak Cevapla

Ordu Şehir Tanıtımı

Eski 10-14-2012   #14
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Ordu Şehir Tanıtımı




ÇEVRE İLLERE ve BÜYÜK ŞEHİRLERE OLAN KARAYOLU UZAKLIKLARI

Ordu - İstanbul : 898 Km Ordu - Ankara : 581 Km Ordu - Sivas : 391 Km Ordu - Sinop : 333 Km Ordu - Rize : 257 Km Ordu - Tokat : 284 Km Ordu - Trabzon : 181 Km Ordu - Samsun : 165 Km Ordu - Giresun : 44 Km

İLÇELERE OLAN KARAYOLU UZAKLIKLARI

Ordu Akkuş 135 Km Ordu - Aybastı : 104 Km Ordu - Mesudiye : 114 Km Ordu - Çaybaşı : 104 Km Ordu - İkizce : 102 Km Ordu - Kabataş : 94 Km Ordu - Korgan : 87 Km Ordu - Kumru : 85 Km Ordu - Ünye : 75 Km Ordu - Çatalpınar : 65 Km Ordu - Çamaş : 73 Km Ordu - Gölköy : 63 Km Ordu - Fatsa : 53 Km Ordu - Gürgentepe : 50 Km Ordu - Ulubey : 22 Km Ordu - Kabadüz : 21 Km Ordu - Perşembe : 15 Km Ordu - Gülyalı : 12 Km






Alıntı Yaparak Cevapla

Ordu Şehir Tanıtımı

Eski 10-14-2012   #15
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Ordu Şehir Tanıtımı




Ordu şehri mavi ve yeşil iç içe, doğanın hala bakir kalabildiği bir yer

Ordu ili 37-38 derece doğu meridyenleri, 40-41 derece kuzey paralelleri arasında yer almıştır Doğu' da Giresun, Baı' da Samsun, Güney' de Sivas ve Tokat, Kuzey' de Karadeniz ile çevrilidir İlin sorumluluk sahası ise 115 km genişlik, 62 km derinliğindedir Kıyı 60 mil uzunluğunda olup küçük koy ve körfezleriyle de deniz araçlarının kolaylıkla barınabilecekleri yer ve plajlara sahiptir İlin alanı 6001 km2 dir 1997 nüfus sayımına göre il genel nüfus 858576 olup, kilometre kareye 143 kişi düşmektedir

Güneyden denize doğru akan Turnasuyu, Melet ırmağı, Akçaova Deresi, Ilıca Deresi, Bolaman Irmağı, Elekçi Deresi, Curi Deresi, Çeviz Deresi ve Akçay Deresi araziyi derin vadiler halinde bölmektedir

Arası 60-70 derece meyillere varan genellikle dik ve kesik tepelerden oluşmuştur Ilıman bir iklime sahip olan Ordu, başta fındık olmak üzre patates, soya fasulyesi, arıcılık, deniz ve hayvan ürünleri konusunda yurdumuzda ilk sıraları teşkil etmektedir İlin ekonomik yapısı her türlü sanayiye cevap verebilecek niteliktedir Fındık üretimi ilin ticari hayatında önemli bir rol oynamakta ve büyük bir döviz girdisi sağlamaktadır Fındıktan başka her türlü sebze ve meyvenin dışında tarla ürünllerinden arpai buğday, bakla, çavdar, İlimizin yüksek kesimlerinde yetiştirlmektedir İlin alçak kesimlerinde ise genellikle her türlü sebze ve meyve (ayva, armut, kiraz, dut, vişne, incir, kivi ve ceviz gibi) yetiştirilmektedir Bugün bilindiği gibi 18 ilçe, 65 Belediyesi ve ayrıca 508 köyü bulunmaktadır Doğu Karadeniz Bölgesinin eşsiz doğa güzelliklerini sinesinde toplayan Ordu

ilimizin İlçeleri:

Akkuş, Aybastı, Çamaş, Çatalpınar, Çaybaşı, Fatsa, Gölköy, Gürgentepe, Gülyalı, İkizce, Kabadüz, Kabataş, Korgan, Kumru, Mesudiye, Perşembe, Ulubey ve Ünye' dir Sahilden itibaren güneye doğru yükselerek derin vadiler meydana getirmek suretiyle uzanan Karedeniz sıra dağları engebeli yüzey şekillerini oluşturur






Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2024, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.