Prof. Dr. Sinsi
|
Allah Günah İşlemeyene Günah İşletmez!

Soru
Madem ki, hayır (iyilik) ve şer Allah’tan, insanların ne suçu var? Hayır ve şerri Allah yaptığına göre, insanlara niçin günah yazıyor?
Cevap
Bu soruyu soranlar İslam’da hata aramak kastı ile soruyorlar Bir defa, şunu iyi bilmek lazımdır ki, hayır ve şer Allah’tandır demek, hayır ve şerri yaratan Allah demektir
Şimdi soruyoruz:
- Sen mi daha adaletlisin, yoksa Allah mı ?
- Ne demek canım, elbette Allah (c c )
- Sen, bir kimsenin işlemediği suçu, o kimseye yükler misin?
- Asla
- Peki Allah (c c ) yükler mı ?
- Tabi, yüklemez…
- Sen bir kimseye şu camı kır diye söyleyip, sonra o kişiye camı kırınca niçin kırdın diye sorar mısın ?
- Hayır
- Peki Allah (c c ) kendi yaptırdığı işten hesap sorar mı ?
- Sormaz
- Peki sormazda Allahu teala’nın kuluna: “Sen zina yap, hırsızlık yap, içki iç, adam öldür, fakirin hakkını ye” gibi kötü işler hakkında emir vereceğine nasıl inanıyorsun?
Allah (c c ), sevmediği bir şeyi kuluna yap, diye yazar mı? Elbette yazmaz Fakat, Allah (c c )’ın takdir ettiği işler çoktur, ancak bu işlerde günah yoktur Ölüm, yangın, ailevi sıkıntılar, sel baskınları, vesaire gibi Dünya imtihan dünyası olduğu için, Allahu teala bazen kulunun başına musibetler verir ki, bakalım benim kulum sabredecek mi diye sınar Eğer kulu sabrederse derecesini artırır Ölüm, yangın, hastalık vesaire gibi musibetler de vermez ise, Allah (c c) kulunu ne ile imtihan edecek? Hemen şunu unutmamak lazımdır ki Allah (cc ) bu gibi musibetler verdiğinde kulunun nasıl davranması gerektiğini bildirmiştir
“Benim ne suçum var? Bütün bu olanları Allah (c c ) ezelden yazmış” diyenlerin durumu, Allah’ı ve onun şeriatini bilmediklerinden ileri geliyor Fakat… bugün kafir bir artistin giydigi iç çamaşırına, ayakkabısına kadar haberi olanların Allah’dan (c c ) ve onun şeriatinden (kanunlarından) haberi olmaması ne kadar acı bir şeydir
Gelelim Kur’an ve Hadis-i şeriflerin bu konuda söylediklerine Müslümanlar’ın kanunlarının koyucusu olan Allahu teala, müslümanlar’ın kanunlarının muhtevi olan Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: “Biz, ona ikide yol gösterdik ” (El-Beled:10) Bak, iki yol gösterdim diyor Rabbül alemin Eğer kullarının bütün yaptıkları günahları Allah (c c ) kendi tayin etseydi, “iki yol gösterdik” der miydi ? Bak şu ayetde daha güzel ve daha açık anlaşılıyor: “Biz, şüphe yok ki, iyi amel ve iyi hareket edenin mükafatını zayi etmeyiz” (Kehf:30) “Kim iyi amelde bulunursa kendi lehinedir, kim de kötü amelde bulunursa kendi aleyhine zararı vardır Rabb’in kullarına zülümkar değildir ” (Fusilet:46)
Bu ayet-i kerimeler, sorunun cevabını fevkalade veriyor Yalnız burada anlamamızı zorlaştırmak mesele, Allah’ın (c c ) geleceği bilmesidir “On kiloluk kantar, bin kiloluk eşyayı tartabilir mi ?”
Allah’ın (c c ) ilmini, kudretini şu küçücük aklımızla kestiremeyince, “Olur mu canım nasıl bilebilir?” diye zırvalamaya başlıyoruz Karıncaya sormuşlar: “Allah’ın kudreti, kuvveti ne kadardır” diye “Kocaman bir karınca kuvveti kadardır” cevabını vermiş Deveye sormuşlar, deve de: “Kocaman bir deve kuvveti kadardır” demiş
İnsanlara sorulunca, insanda ister istemez kendi kuvveti, kendi ilmi mesabesinde Allah’ın (c c ) kuvvetini ölçüyor Tabi böyle olunca da, işin içinden çıkılmıyor Zavallı insan, şu küçücük aklı ile daha şu alemin zerresini anlayamamışken, nasıl olurda bu kainatı yaradan Allah (c c )’ın kuvvetini anlayacak? Elbette anlayamaz
“Size gelen her musibet, kendi elinizin kazandığı günahlar yüzündendir ” (Şura:30) Buraya kadar anladık ki, kişi günahını kendi yapar O günahı işleyecek zamanı, güç ve kudreti Allah (c c ) yaratır
Yani, kul neyi isterse, Allahu teala da kuluna o istediği şeyi yapacak güç ve kudreti verir ve o istediğini yaratır
Kafirlerin, kalkan olarak kullandıkları ayet-i kerime şu: “Biz, her şeyi bir kader ile yarattık ” (Kamer:49) Hemen şunu söyleyelim ki, bazı meseleler (hastalık, sel baskını, deprem vs hariç) Allah (c c ) takdir etti de, yani yazdı da, kul onu yapar değil, kulun ne yapacağını Allah (c c ) önceden bildiği için Allah (c c ) yazıyor Kul da şimdi onları yapıyor
Ayet-i kerimelerin bir zahir (açık), bir de batın (gizli) manaları vardır Onun için ayetleri tefsir eden, açıklayan hadis-i şerifler vardır ki, eğer bu hadis-i şerifler ve ayet-i kerimelerin nüzul sebepleri (yani iniş sebepleri) olmasa idi, bazı ayetler zor anlaşılırdı Her ayetin manası, geniş bir şekilde Kur’an-ı kerimde açıklansa idi, o zaman Kur’an-ı kerim altıbin altıyüz altmışaltı olurdu da, hafızların ezberlemesi belki çok zor olurdu
Söylemek istediğimiz mesele şudur: Allah (c c ) kullarının ne yapacağını biliyor muydu?
- Evet
- Bildiği için de, insanlar yaratılmadan önce ruhlar aleminde insanların hepsinin ne yapacağını yazmıştır Buna da levh-i mahfuz denir
- Ama nasıl bilebilir? Bir türlü aklım almıyor?
- Kardeşim… Allah değil mi bu? Bilir ya, nasıl bilirse bilir Dedik ya, şu minnacık aklımız, şu kocaman kainatın sırrını anlayamamışken, nasıl olurda şu kocaman kainatı yaratan Allah (c c )’ın sırrını anlayabilir?
Hem Allah (c c ), olur da, yaratacağı şeyin önceden ne yapacağını bilmez mi ?
Elbette de bilir Zaten Kur’an-ı Kerim’de, “Gaybı (gelecegi) Allah’tan başkası bilemez” denilmektedir Bir eletronik beyin, milyonlarca kişinin hesabını aynı anda yapıyor
Meteoroloji, yarınki havanın doğruya yakın tahmin edebiliyor da, bunları yaratan Allah (c c ) kulunun gelecegini mi bilemiyecek?
Kaza ve kadere gelince…
Kader : Cenabı Hak tarafından bütün eşyanın, kainatın ve hadiselerin, vasıflarının, Sebenlerinin ve şartlarının zaman ve mekanlarıyla hudutlandırmasıdır
Kaza : Ezelden takdir olunan şeyin takdir gereğince varlık alemine çıkartılması (yaratılmasıdır) Kaza ve kader kelimeleri, lügat manaları bakımından birbirinin ayni olduklarından bazen kaderin yerine kaza, kazanın yerine kader dendiği olur
Mesela bir astronomi alimi, ayın ne zaman tutulacağını yazar, bu kaderdir Ay’ın, o gün, o tarihte tutulması da kazadır Şimdi soruyorum, Ay astronomi alimi yazdı diye mi tutuldu, yoksa Ay’ın tutulacağını alim bildiği için mi yazdı ? Elbette Ay’ın tutulacağını bildiği için yazdı
Konunun daha iyi anlaşılması için biraz daha bahsedelim
İnsanın diğer yaratılmışlar arasındaki müstesna yeri ve yaptıklarından dolayı sorumlu olma durumu onu takdir bakımından diğer yaratılmışlardan ayırır Tabi (mecbur kılınan bir kader) yerine, iradesine bağlı olarak yürüyen bir kaderi vardır Şayet, insanın iradeye bağlı işlerinde de kaderin mecbur eden bir hükmü cereyan etseydi, o zaman insandan diğer varlıklardan hiç birinden istenmemiş olan yüce vazifelerin bir tanesini bile istemek adalet anlayışına uymazdı Bundan dolayı diyor ki; insan iradeye bağlı işlerde kendi kaderini kendi tayin eder Yani kendi hür iradesi ile isterse iyi tarafını, isterse fenalık tarafını seçer İyiyi isteyen kötüye sevk edilmediği gibi, fenayı isteyen de (şayet Allah’ın (c c ) hususi bir ikramına uğramazsa) iyiye sevk edilmez Kur’an-i Kerim’de: “İnsan için çalıştığından başka bir şey yoktur, çalışmasının semeresi (neticesi) de yakında görülecektir ” (Necm 39-40 ) buyuruluyor Allah (c c ) insanların ileride ne yapacaklarını bilip yazmamış midir?
Bu soruya verilecek cevap musibettir
Yani: Evet, Allah (c c ) bütün insanların hayatlarında yapacakları her şeyi en ince noktasına kadar bilir ve yazmıştır da…
Ancak O, bizim irademizi hür olarak kullanmamız neticesi neler yapacağımızı bildirmiştir Bilmese zaten Allah olması mümkün olur muydu? Bizim bu şekilde hareket etmemiz ise onun bilmesinden değil, bizi irademizle serbest bırakmasındandır
Biri insan iradesine bağlı olan, diğeri insan iradesine asla bağlı olmayan iki tür kader vardır Bunlardan insan iradesine bağlı olan kadere; Kader-i muallak, diğerine ise; Kader-i mübrem denilir
Kader-i Muallak: Kendi irademize bağlı olduğu içindir ki, hakkımızda iyi şeyler diler ve ona göre hareket edersek Allah onu yaratır Fena şeyler diler ve öyle hareket edersek, onu yaratır Ne ekersek onu biçeriz İlahi bir kaidedir ki, buğday eken ancak buğday alır, arpa eken ancak arpa alır, buğday alamaz “Kim zerre ağırlığında hayır işlerse, mükafatını görür Kim zerre ağırlığınca şer işlerse, cezasını görür ”
Kader-i Mübrem: İnsan iradesinin ve kudretinin dışında kalan hadiselere ait kaderdir Bize göre birden bire meydana gelen afetlerin neticesi olan zarar ve ziyanlar, hastalıklı, sağlam bünyeli olarak yaratılışı, gelecekte olacak hadiseler, ne zaman, nerede öleceğimiz, kıyametin ne zaman kopacağı gibi Bu kısım kaderden bahsetmeyi Resullallah efendimiz nehy etmiştir Kendisine: “Kıyamet için ne hazırlığın var” suali sorulduğunda, bilinmeyeceğini, bilmesinde bir faide olamayacağını anlamak, anlatmak istemiştir
Bazı kimselerin inancına göre Allahu Teala, kulun iradesi ne olursa olsun, onu dilerse hidayete erdirir, dilerse dalalette bırakır Bu fikrin tamamen yanlış olduğundan şüphe yoktur Hakikat şudur ki, Allah (c c ) hidayeti isteyene hidayet, dalaleti isteyene dalalet yollarını açar Hiç bir insan zorla dalalete sürüklenmiş değildir Kullarına son derece merhametli olan Allah (c c ) bir kimseyi Müslüman yapmak için bile zorlamaya razı olmaz Aşağıda okuyacağımız iki ayet meali bizi Müslüman yapmak için dahi zorlamanın olmayacağını gösterir
“Sen iman etmiş olsunlar diye insanları zorlayıp duracak mısın?” (Yunus 99 ) “Dinde zorlama yoktur Hakikat, iman ile küfür apaçık meydana çıkmıştır Artık kim şeytanı tanımayıp Allah’a (c c ) iman ederse, o, muhakkak ki, kopması mümkün olmayan en sağlam kulpa yapışmıştır Allah (c c ) hakkıyle işitici, kemaliyle bilicidir ” (Bakara: 256)
Hakikat böyle iken, Allah’ın (c c ) bir kimseyi zorla delalete bırakacağını düşünmek en büyük hatadır Böyle düşünmek, “Allah, kullarına zulmetmeyi istemez ” (Gafur suresi:31) buyuran Allah’ın (c c ) zulüm yaptığını söylemek olur Bu ise ancak cahillere yakışan bir sözdür Aşağıda okuyacağımız ayetlerde, ancak Allah’a (c c ) itaat eden, hidayeti isteyen kimselerin hidayete erdirildiğini; Allah’a (c c ) isyan edenlerin, fena yollara sapanların, hidayeti bırakıp dalaleti seçenlerin, dalalette bırakıldığını göreceğiz
1 “Kim Allah’a (c c ) sımsıkı tutunursa, muhakkak ki, doğru bir yola erdirilmiştir ” (181)
2 “Artık, hidayeti kabul eden kendi faidesi için kabul etmiş, sapkınlık eden de yalnız kendi zararına sapmış olur…” (182)
3 “Allah’a (c c ) ve ahiret gününe imanda sebat eden hiç bir kavmin, Allah’a (c c ) ve Rasulüne muhalefet eden kimselerle velev ki onlar, bunların babaları, ya oğulları, ya biraderleri, yahut soy sopları olsunlar dost olacaklarını göremezsin Onlar, o kimselerdir ki, Allah (c c ) imanı kalplerine yazmış, bunları kendinden bir ruh ile desteklemiştir…” (183)
4 “Ama kim (Allah (c c ) yolunda) verir, Allah’tan (c c ) korkarsa, en güzel olanı (İslam dinini) tasdik ederse ona en kolay için (cennete götürecek amel, ahlak için) kolaylık veririz Kim de cimrilik eder, kendini müstağni görürse, en güzel olanı yalan sayarsa (cehenneme ulaştıracak amel, ve ahlakı) kolaylaştırırız ” (184)
Bu ayetlerde Allah’ın (c c ) hidayetinin, iradesini iyiye kullanan, Allah (c c ) rızasına uygun ameller yaparak hidayete hak kazananlara ulaştığı açıkça anlatılmaktadır Bu ise ehl-i sünnet imamlarının (insan diler, Allah (c c ) yaratır) demelerinden başka bir şey değildir Burada da insan hidayeti, yani doğru yolu dilemekte, Allah (c c ) ise kulun dilediği hidayeti yaratmaktadır Bazılarının, “Allah’ın (c c ) hidayeti ermedikçe bir kimsenin hidayete ulaşması mümkün değildir” gibi sözlerine önem vermek doğru değildir Şayet bir kimsenin İslam olmak istediği ancak olmadığı söylenirse, bu onun tam bir istekle istemediğinden dolayıdır Yoksa, hidayet isteyen kuluna hidayeti Allah’ın (c c ) vermediğinden değil
Şimdi de dalaletin de kulun isteğine bağlı olduğunu anlatan ayetlerden bir iki örnek verelim:
1 “Semada gelince biz onlara hidayeti (doğru yolu) gösterdik Ama onlar, körlüğü hidayete tercih ettiler ” (Fussilet:17)
2 “İşte Allah (c c ), haddi aşan şüphecileri böyle dalalette bırakır (şaşırtır) ” (Mu’min: 34)
3 “Onlar , o kimselerdir ki, hidayeti bırakıp dalaleti (doğru yolu bırakıp sapıklığı) satın almışlardır Demek alışverişleri onlara kazanç sağlamamış, onlar doğru yolu da bulamamışlardır ” (Bakara:16)
4 “Allah (c c ) onunla (getirdiği misal ile) bir çoğunu sapıklığa, bir çoğunu da hidayete erdirir, onunla fasıklardan başkasını şaşırtmaz ” (Bakara 26)
Bu ayetlerden de anlaşılmıştır ki, Allah (c c ) bir kimseyi dalalette bırakıyorsa, gelişi güzel bir seçimle değil, dalalete hak kazanmış, Allah (c c ) yolundan kendi istekleriyle yüz çevirmiş, iradelerini şer yolunda kullanmakta devam etmiş olanlara aittir
Emine Şenlikoğlu
Blogtan alıntı
|