Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Forum İslam > İslami Yazılar & Hikayeler

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
arasındaki, faziletleri, hasan’ın, hayatı or hzhasan, hzhasan’ın, muaviye, savaş or imam, siresi, şehadeti or imam

Hz.Hasan’ın Hayatı/Hz.Hasan ve Muaviye Arasındaki Savaş/İmam Hasan’ın Şehadeti/İmam Hasan’ın Faziletleri ve Siresi

Eski 12-28-2010   #1
Şengül Şirin
Varsayılan

Hz.Hasan’ın Hayatı/Hz.Hasan ve Muaviye Arasındaki Savaş/İmam Hasan’ın Şehadeti/İmam Hasan’ın Faziletleri ve Siresi



HzHasan Kimdir?



Hzİmâm Hasan, HzAli ile HzFâtıma’tüz Zehra’nın evliliklerinden dünyaya gelen ilk oğullarıdır HzMuhammed’in sevgili torunu olan Hzİmâm Hasan, Hicret’in 3yılı Ramazan ayının 15 gününde Medine-i Münevvere’de dünyaya gelmişlerdir
Hzİmâm Hasan’ın, 5 kız 11 erkek olmak üzere, 16 evlâtları olmuştur Hzİmâm Hasan’ın künyeleri; “Ebû Muhammed”, lâkapları “Müctebâ”, “Zeki”, “Sıbt”tır; en meşhur lâkapları ise “Seçilmiş” anlamına gelen “Müctebâ”dır
HzMuhammed, sevgili torunları Hzİmâm Hasan ve Hzİmâm Hüseyin’i pek çok severler ve onlar hakkında; “Hasan ve Hüseyin cennet gençlerinin efendileridir, ulularıdır”, “Onlar dünyada benim iki demet çiçeğimdir” der ve onlara; “Oğullarım” diye hitab ederlerdi
HzPeygamber; Hzİmâm Hasan ve Hzİmâm Hüseyin hakkında;
“Allah’ım” buyurmuşlar; “Ben bu ikisini severim, sen de bunları ve bunları sevenleri sev; bunlar benim ve kızımın oğullarıdır

Yine bir hadîs-i şeriflerinde de şöyle buyurmuşlardı:
“Onları seven beni sever, beni seven ise Allah’ı sever; Allah’ı seveni Allah cennete koyar; onlara buğzeden bana buğzeder; bana buğzeden Allah’a buğzeder; kendisine buğzedeni ise Allah cehenneme atar

Hzİmâm Hasan, göğüslerinden başlarına dek, HzResûl-ü Ekrem’e benzerlerdi Bilhassa yüzleri Cenâb-ı Peygamber’e çok benzerdi Hzİmâm Hasan, ahlâk bakımından insanlara bir örnekti ve cömertliği de çok fazlaydı HzMuhammed’in bir hadîslerinde, Hzİmâm Hasan hakkında:
“Bu benim oğlum seyyid’dir Allah, onun vasıtasıyla Müslümanlardan iki büyük bölüğün arasını uzlaştıracaktır” buyurdukları da zikredilmektedir
HzAli, Hak’ka kavuştuktan sonra Hzİmâm Hasan, kendilerini gasledip kefenlemişler, namazını kılmışlar, aynı gece sabaha karşı şimdiki türbelerinin bulunduğu yere, Necef (Irak) şehrine yerleştirmişlerdir


Hzİmâm Hasan, babaları HzAli’yi türbelerine yerleştirdikten sonra zengin, fakir bütün halkı topladı Taziye şartları yerine getirildikten sonra, Ramazan ayının 21günü Kûfe mescidinde halka buyurdu ki;
“Bu gece, öyle bir zât vefât etti ki; Resûlullah’tan başka, ne evvel gelenler içinde onun derecesini aşan vardır; ne sonra gelecekler arasında bulunur O, Resûlullah’ın mâhiyyetinde savaşır, canıyla onu korurdu Cebrâil sağında giderdi onun, Mikâîl solunda Allah’ın izniyle, gittiği yeri fethetmeden dönmezdi Meryemoğlu Îsâ’nın göğe ağdığı, Mûsâ’nın vasîsî Yûşâ’ın vefât ettiği, Muhammed’e Kur’ân’ın indiği gece vefât etti Altın ve gümüş olarak ancak yediyüz dirhem bıraktı
Söz buraya gelince Hzİmâm Hasan dayanamayıp ağlamaya başladı; halk da ona uydu Sonra buyurdu ki;


“Ey insanlar, beni bilen bilir, bilmeyen bilsin ki benim Ali’nin oğlu Hasan Benim insanlara müjde verenin, benim insanları korkutanın, benim Muhammed’in oğlu Benim Allah izniyle insanları Allah’a çağıranın oğlu Benim o «Ehl-i Beyt»ten ki; Allah, her türlü kötülüğü giderdi onlardan; tertemiz etti onları Benim o «Ehl-i Beyt»ten ki; Cebrâil, evimize inerdi bizim; evimizden ağardı göğe Benim o «Ehl-i Beyt»ten ki; onları sevmeyi her Müslümana farzetmiş ve Allah buyurmuştur ki; «De ki; Risâletimin (Peygamberliğimin) tebliği hususunda, akrabamı (Ehl-i Beyt’imi) sevmenizden başka hiçbir ücret istemiyorum Her kim iyilik kazanmışsa onun mükâfatını arttırırız»” (Şûrâ 23âyet) âyeti kerimesini okuduktan sonra; “Yapılan güzel ve iyi iş, bizi «Ehl-i Beyt’i» sevmektir


HzHasan ve Muaviye Arasındaki Savaş



Hzİmâm Hasan vaazdan sonra buyurdular ki;
“Peygamberlik tahtının sultanlık vârisi, velilik mülkü hakiminin yerine geçen benim ki, atam sizi dinine davet etti Babam da size hidâyet saadetini eriştirdi Bende şimdi sizi onların yoluna davet etmekteyim Ve gerçek biliniz ki; bana uymak onlara uymaktır, bana karşı koymak onlara karşı koymaktır

Söz buraya gelince Abbas oğlu Abdullah ayağa kalktı:
“Ey insanlar” dedi; “Bu şehzade, Allah’ın Resûlü’nün oğludur Bizden, imâmetine râzı olduğunuzun sözünü ve bey’atı kabul ettiğinizin gösterilmesini istiyor Ne dersiniz?”

Orada bulunanların hepsi bağrıştılar:
“Canla, başla kabul ediyoruz” dediler ve Hzİmâm Hasan’a bey’at ettiler

Hzİmâm Hasan’a, kısa zamanda otuz bin mücahit bey’at etti Bunları duyan Şam Hâkimi Muâviye, sarsıldı Altmışbin kişilik bir askerle Irak’ı zaptetmek için yürüdü Hzİmâm Hasan’da kırk bin mücahidi ile onu karşılamak üzere Kûfe şehrinden dışarı çıktı Hzİmâm Hasan, çok vakitte şöyle düşünürdü:
“Ben kendi isteğimle düşmanlığı ortaya koymam Ve kimse ile dünya saltanatı için kavga etmem

Şam’da Vâli olarak bulunan Muâviye ise Basra ve Kûfe’ye birer adam göndermiş, halkı Hzİmâm Hasan’ın aleyhinde kışkırtmaya başlamıştı Sonra bu adamlar tutulup öldürüldüler


Hzİmâm Hasan’ın ordusunda, kendilerine ve “Ehl-i Beyt’e” candan bağlı olanlar pek azdı Bu topluluğun içerisinde olanlardan; kimisi dünyalık elde etmek için uğraşmadaydı; kimisi şüphe içindeydi, kime kul olacağını bilemiyordu; kimisi yel ne yandan eserse, öte yana eğiliyordu; kimisi de Hâricîlerin inançlarına kapılmıştı Çünkü; İslâm’ın düştüğü ayrılık, aykırılık, görüşlerin birbirine zıt oluşu, vahdetin kalmayışı, paranın ve servetin hâkimiyeti îman kudretini zayıflatmıştı


Muâviye ise bu ortamda; Hzİmâm Hasan’ın taraftarları arasına nifâk sokmak için bir an bile boş durmuyor ve devamlı adamlar göndererek; bu ayrılığı, bu aykırılığı; re’yle, kıyasla daha da derinleştiriyor, daha da genişletiyor ve daha da körüklüyordu Muâviye’nin gönderdiği bu adamlar; vaatle, parayla, tehditle adam avlıyorlar ve belli başlı kişileri Hzİmâm Hasan’dan ayırmaya çalışıyorlardı


Bu yaşanılan olaylardan sonra Hzİmâm Hasan:
“Ey Iraklılar! Bize yaptıklarınızdan dolayı Allah’tan korkun; biz, sizin hem emiriniziz, hem konuğunuz Hakkımızda, Allah’ın «Ey “Ehl-i Beyt”, Allah sizden günahı, her türlü fenalıkları ve kötülükleri giderip sizi kemâl üzre tertemiz tathir etmek ve pâk kılmak murad eder» (Ahzâb 33âyet) âyet-i kerîmesinde buyurduğu; «Ehl-i Beyt» biziz” dediğinde mescidde ağlamadık kimse kalmamıştı; fakat ne çâre ki gözyaşı, düşmanı ne mağlup ediyor, ne de yok ediyordu



Şam Vâlisi Muâviye, bu ortamda Hzİmâm Hasan’a uzlaşma teklifinde bulunmuştu Hzİmâm Hasan’da bunun üzerine adamlarına şöyle hitâb etmişlerdi:
“Biz Şamlılarla, bir şüphe üzerine savaşmadığımız gibi, savaştığımızdan dolayı da bir nedâmet duymamaktayız Onlarla, esenlikle, sabırla savaştık Ama şimdi esenlik, düşmanlığa dönüştü; sabır ise telâşa, kargaşaya Siz Sıffıyn’e giderken dîniniz, dünyanızın önündeydi; (Dîninize uymuştunuz, dünyanızı ardınıza atmıştınız) bugün ise öyle bir hâldesiniz ki; dünyanız, dîninizin önünde Duyun, bilin ki; size karşı biz, evvelce nasılsak yine öyleyiz; ama siz, bize karşı eskisi gibi değilsiniz Duyun, bilin ki; siz, öldürülenlerden iki bölüğün ortasındasınız; Sıffiyn’de öldürülenlere ağlıyorsunuz Nehrevan’da öldürülenlerin öclerini almak istiyorsunuz Kalan yenilgiye uğramış, yapa-yalnız, hor-hakir; ağlayan, öc alma sevdasında Muâviye, bizi öyle bir işe çağırıyor ki; onda ne bir yücelme var, ne bir adâlet Ölümü göze alıyorsanız, teklifini reddedelim; yaşamayı istiyorsanız, kâbul edelim; hangisine râzıysanız bildirin
Hzİmâm Hasan’ın bu hitâbesinden sonra, karşısındaki topluluk her yandan bağrışarak; “yaşamayı, uzlaşmayı” istediklerini bildirdiler Hzİmâm Hasan, bunun üzerine; “Vallâhi” buyurmuşlardı; “Ben bu işi, Muâviye’ye teslim etmezdim; fakat yardımcı bulamadım Yardımcı bulsaydım, gecemde de onunla savaşırdım, gündüzümde de; sonunda ise Allah, benimle onun arasında hükmederdi


Yaşanılan bu olaylardan sonra Hzİmâm Hasan, Kûfe halkından vefâ görmeyerek; “Barış, her şeyden hayırlıdır” diyerek, Şam Vâlisi Muâviye tarafından, kendisine teklif edilen uzlaşma şartlarını kabul etmiş ve Muâviye ile bazı şartlarla antlaşma yapmak zorunda kalmıştı


Antlaşmanın Şartları

Hzİmâm Hasan ile Şam Vâlisi Muâviye arasında Hicretin 41yılında yapılan antlaşma şartları şunlardı:
1 Halkın; Allah’ın kitabına, Resûl’ünün sünnetine uygun olarak idare edilmesi
2 HzAli Şîa’sından olanlara, hiçbir sûretle kötülükte bulunulmaması
3 HzAli’ye kötü söz söylenmemesi
4 Hak sâhiplerine, Cemel ve Sıffiyn savaşlarında şehit olanların evlâtlarına, haraç mallarından pay verilmesi
5 Muâviye’nin, kendisinden sonra, yerine birisini halîfe yapmaması

Muâviye, uzlaşma yazılıp taraflar ve tanıklar imzaladıktan sonra Nuhayle’ye gitti; orada okuduğu hutbede;
“Ben” dedi, “Hasan ile bazı şartlara uyacağımı vaad ederek uzlaştım; ama o şartların hepsi de ayağımın altında; onların hiçbirini yerine getirmeyeceğim” dedi Ve dediğini de yaptı Muâviye uzlaşma şartlarının hiçbirisine riâyet etmedi Daha Kûfe’deyken okuduğu hûtbede; “Yapı yapıldıktan sonra iskele nasıl yıkılırsa, bende barış şartlarını yıktım” dedi
Muâviye, mescidlerde bile HzAli’ye kötü sözler söyletti Hatta Medine’de, Mescid-i Nebevî’de (HzPeygamber’in mescidinde), ashâbın itirazlarına ve mü’minler anası Ümmü Seleme’nin bizzât meclise gelip; Muâviye’nin yüzüne karşı; “HzAli’ye sövenin, HzResûl-ü Ekrem’e sövmüş olacağına, HzResûl-ü Ekrem’e sövenin ise, Allah’a sövmüş bulunacağına” dâir hadîs-i şerifi söylemelerine rağmen, inadında ısrâr etti Bu kötü âdet de, Emevilerin hüküm sürmüş olduğu 80 yıl boyunca devam etmiş ve Emevilerden Ömer bin Abdül’aziz’in hükümdarlığında son bulmuştur


İmam Hasan’ın Şehadeti

Hzİmâm Hasan, Muâviye ile barış yaptıktan sonra “Ehl-i Beyt’i” ile Medine’ye geri döndüğü zaman, düşmanlık yapanlar fitnenin tahrik edileceği zannına düşerek, Hzİmâm’ın ortadan kaldırılması için bazı fesâdçıları kışkırttılar ve Hzİmâm’ın Basra’da olan yakınlarından otuz sekiz mü’mini, bir bahane ile öldürtüp türlü suçlar işlediler
Sonunda Muâviye, Mervan aracılığı ile Hzİmâm Hasan’ın zevcesi olan Câde’ye bir haber göndererek, Hzİmâm’ı zehirleyip şehit ettiği takdirde, kendisini oğlu Yezîd’e alacağını ve bin dirhem para vereceğini vaat etti
Vefâsız Câde; bu sözler üzerine Hzİmâm Hasan’a kastetmek için, Mervan tarafından gönderilen zehirli balı karıştırarak, o gün Hzİmâm’a sundu Hzİmâm o zehirli balı yedikten sonra rahatsızlandı ve HzResûlullah’ın türbesine gidip duâ ederek şifâ buldu Câde, sonra yine bir fırsatını bulup Hzİmâm’a, bu defa da zehirli hurmalar sundu Hzİmâm Hasan, hiçbir şey düşünmeyip zehirli hurmalardan yemiş ve yine mizâcı bozulmuştu


Bunun üzerine Hzİmâm Hasan, Câde’ye sordu:
“Ey Câde, bu hurmayla halim değişti Sebebi ne acaba?”

Câde, türlü özürler dileyerek Hzİmâm’ın şüphesini giderdi Hzİmâm Hasan, dertlilere şifâhane olan HzResûlullah’ın türbesine giderek tekrar şifâ buldu Câde, en sonunda yine bir fırsatını bularak, Sefer ayının 28 Cuma gecesi Hzİmâm Hasan’ın kaldığı eve gizlice giderek; Hzİmâm’ın, su içtiği testinin içine zehirli elmas zerrelerini dökerek su ile karıştırdı Ve yine evine gizlice geri döndü
Hzİmâm Hasan, bu testiden içtiği su ile zehirlenip, Hicret’in 49 yılı (Milâdi 669) Safer ayının 28 günü gecesi Medine’de Hak’ka kavuşmuştur Hzİmâm Hasan, Hak’ka kavuştuklarında 47 yaşlarında idi
Hzİmâm Hasan Hak’ka kavuşmadan önce, Hzİmâm Hüseyin, kendilerine bu işi kimin yaptığını sormuşlardı Hzİmâm Hasan:
“Ey sevgili kardeşim Benim bildiğimi sende bilirsin; fakat onu Allah’a havale ettim” buyurup bir şey söylememişler ve çocukları ile ashâbına ibâdetten geri kalmamalarını vasiyyet etmişlerdir
Hzİmâm Hasan daha sonra kardeşi Hzİmâm Hüseyin’e vasiyyet ederek; imâmlık emanetlerini teslim etti ve “Ataları HzResûlullah’ın yanına defnedilmelerini, fakat buna engel olanlar bulunursa, savaşa, kan dökülmesine girişilmemesini, Bakî mezarlığına götürülmelerini” buyurmuşlardır
Hzİmâm Hasan’dan sonra imâmet, kardeşi Hzİmâm Hüseyin’e intikal etmiştir


Vecîzelerinin Bir Kısmı

Barış herşeyden hayırlıdır
Ben kendi isteğimle düşmanlığı ortaya koymam ve kimse ile dünya saltanatı için kavga etmem
Bizler, hikmet hazinesinin muhafızları ve velilik meydanının şehsüvarlarıyız Bizce bilinenler sizce bilinmez Ve bizim idrâk ettiğimiz sırlar, sizin idrâkınızdan uzaktır
Ey şeriat hükümlerinin eşiğinde oturanlar, ey ibâdet ve gönül temizliği meydanında hazır bulunanlar: HzMustafa’nın o din müjdecisinin oğluyum ben Allah korkusunu ümmete bildiren Muhammed’in oğlu benim Peygamberlik tahtının sultanlık varisi, velilik mülkü hakiminin yerine geçen benim ki, atam sizi dinine davet etti Babam da size hidâyet saadetini eriştirdi Ben de sizi şimdi onların yoluna davet etmekteyim ve gerçek biliniz ki, bana uymak onlara uymaktır Bana karşı koymak onlara karşı koymaktır



İmam Hasan’ın Faziletleri ve Siresi

İmam Hasan (as)’ın Makamı

Resulullah ( saa) şöyle buyurmuştur: “Hasan ve Hüseyin kıyam etseler de etmeseler de İmamdırlar” [1]
Resulullah ( saa) buyurmuştur ki:
“Hasan ve Hüseyin, benden ve babalarından sonra yeryüzü halkının en üstünleridirler;
anneleri de yeryüzündeki kadınların en üstünüdür” [2]
Yine Resulullah ( saa) buyurmuştur ki:
“Hasan’a gelince; o benim oğlum, evladım, bedenimin bir parçası, gözümün nuru, kalbimin ışığı ve ciğerimin meyvesidir O, cennet gençlerinin efendisi ve Allah’ın ümmete olan hüccetidir; onun emri benim emrim ve onun sözü benim sözümdür Ona tabi olan bendendir, ona karşı gelen ise benden değildir Ben ona baktığımda, benden sonra onun başına gelecek olan zulüm ve musibetleri adeta görür gibiyim Durum böyle devam edecek, nihayet zulüm ve haksızlıkla zehirletilerek öldürülecektir; o zaman melekler ve yedi göğün ehli onun ölümüne ağlayacak; her şey, hatta gökte uçan kuşlar ve denizdeki balıklar bile ona ağlayacaklar” [3]



İmam Hasan (as)’ın Siyadeti

Resulullah ( saa) buyurmuştur ki:“Hasan, cennet gençlerinin efendisidir” [4]
Yine Resulullah ( saa) buyurmuşlardır ki:
“Kim cennet ehlinin gençlerinin seyyidine (efendisine) bakmak istiyorsa, Hasan bin Ali’ye baksın” [5]



İmam Hasan (as)’ın Sevgisi

Resulullah ( saa) buyurmuştur ki:“Allah’ım, ben Hasan’ı seviyorum; sen de onu ve onu seveni sev” [6]
Yine Resulullah ( saa) buyurmuşlardır ki:
“Hasan ve Hüseyin, benim oğlumdurlar; onları seven beni sevmiştir; beni seveni de Allah sevmiştir; Allah da sevdiğini cennete götürür Onlara buğz eden bana buğz etmiştir, bana buğz edene de Allah buğz etmiştir; Allah da kendisine buğz ettiği kimseyi cehenneme sokar” [7]



İmam (as)’ın Siması

Ahmed bin Muhammed el-Muğiyrî şöyle diyor:
“İmam Hasan bin Ali (as); kıvırcık saçlı, beden yapısı güzel ve gür sakallı idi”[8]
Vasıl bin Ata diyor ki:

“Hasan bin Ali (as)’ın siması peygamberleri, azamet ve parlaklığıysa padişahları andırıyordu”[9]


İmam Hasan (as)’ın İbadeti

İmam Zeyn’ul- Abidin (as) şöyle buyurmuştur:
“Hasan bin Ali (as), kendi zamanındaki insanların en abidi, en zahidi ve en üstünü idi Namazadurduğunda, kendini Allah’ın huzurunda gördüğünden dolayı bedeni titriyordu Cennet ve cehennemi hatırladığında, yılan sokmuş kimse gibi mustarip oluyordu Allah’tan cenneti istiyordu ve cehennem ateşinden O’na sığınıyordu Allah’ın kitabından “Ya eyyuhellezine amenu” (Ey iman edenler…) ayetini okuduğunda; “Lebbeyk Allahumme lebbeyk” (Allahım emrine hazırım) diyordu Her halinde Allah’ın zikri ile meşgul olduğu görülüyordu” [10]

İmam Hasan (as)’ın Haccı

İmam Sadık (as) buyurmuştur ki:
“Hasan bin Ali (as) yaya olarak yirmi beş defa hacca gitti; iki defa malının yarısını Allah yolunda bağışladı” [11]

İmam Zeyn’ul Abidin (as) da buyurmuştur ki:
“Hasan bin Ali (as), hacca gittiğinde yaya olarak gidiyordu; birçok defa da ayak yalın gitmiştir” [12]



İmam Hasan (as)’ın Ağlaması

İmam Zeyn’ul-Abidin (as) bu hususta şöyle buyurmuştur:
“Hasan bin Ali (as), ölümü ve kabri hatırladığında ağlıyordu, haşr-u neşri (dirilmeği) hatırladığında ağlıyordu, sırat köprüsünden geçmeği hatırladığında ağlıyordu, amellerin Allah Teala’ya sunulmasını hatırladığında kendisinden geçerek bayılıyordu!” [13]



Sakalını Boyaması

İbn-i Haris şöyle diyor:
“İmam Hasan’la İmam Hüseyin’in (Allah’ın selamı onların üzerine olsun) kına ve çivit otuyla saç ve sakallarını boyadıklarını gördüm”[14]
İmam Sadık (as) buyurmuştur ki:“Hasan bin Ali (as), siyah renkle sakalını boyuyordu”[15]



Malını Bölmesi

İmam Sadık (as) buyurmuştur ki:
“Hasan bin Ali (as), bütün malını, hatta ayakkabı, elbise ve dinarlarını bile üç defa Allah ile böldü (O’nun yolunda verdi)”[16]



Namaz Elbisesi

Ebu Hayseme diyor ki:
“Hasan bin Ali (as) namaza durduğunda, en güzel elbiselerini giyerdi Kendisine: “Neden en güzel elbiselerinizi giyiyorsunuz?” diye sorduklarında: “Allah güzeldir, güzeli de sever” buyuruyorlardı”[17]



Güzel Konuşması

Umeyr bin İshak diyor ki:
“Bence, Hasan bin Ali (as)’dan daha güzel konuşan birisi yoktur; öyle ki o konuştuğu zaman, sözünün sona ermesini ve susmasını istemiyordum; ben kesinlikle ondan çirkin bir söz duymamışımdır”[18]

Alçak Gönüllülüğü

Kaşanî diyor ki:
“Dilenciler yol üzerinde oturup önlerindeki az bir yemekle meşgul iken İmam Hasan (as) onların yanından geçtiğinde: “Ey Resulullah’ın torunu! Buyurun yemek yiyin” diyerek İmam (as)’ı yemeğe davet ettiler İmam (as) da bineğinden inerek oturup onlarla birlikte yemek yedi ve sonra: “Allah müstekbirleri (kibirlenenleri) sevmez” buyurdular”[19]

Kunuttaki Duası
İmam Hasan (as)’ın kendisi şöyle diyor:
“Ceddim Resulullah (saa) bana bir takım sözler öğretti Ben onları vitir namazının kunutunda okuyorum O sözler şunlardır:
“Allah’ım, beni hidayet ettiğin kimseler arasında hidayet et; afiyet verdiğin kimseler arasında bana da afiyet ver; bana bağışlamış olduğun şeyleri, benim için mübarek (bereketli) kıl”[20]

Cennetle Cehennemi Hatırladığında…
İmam Zeyn’ul-Abidin (as) buyurmuştur ki:
“Hasan bin Ali (as) cennet ve cehennemi hatırladığında, yılan ısırmış gibi kıvranıyordu ve Allah Teala’dan cennet talep ediyor ve cehennem ateşinden de O’na sığınıyordu”[21]



Muhtaçlara Yardımda Bulunması

Bir rivayette şöyle nakledilmiştir:
“İmam Hasan (as)’ın, bir ihtiyaç hususunda kendisine bir mektup verilip de o mektubu veren adama: “İhtiyacın karşılanmıştır” buyurmadığı görülmemiştir
İmam (as)’a: “Ey Resulullah’ın oğlu! Keşke mektubuna baksaydınız da ihtiyacı miktarınca cevap verseydiniz!” diyen bir kimseye cevaben şöyle buyurdular:
“Allah-u Teala’nın, onun mektubunu okuyana dek önümde zelil olarak durmasından soru soracağından korkuyorum”[22]



İmam Hasan (as)’ın Hilmi

Resulullah ( saa) şöyle buyurmuştur:
“Hasan’a, hilm ve heybetimi bağışladım; Huseyin’e de, şecaat ve cömertliğimi bağışladım” [23]

İmam Hasan (as) buyurmuştur ki:
“Eğer bir adam, bir kulağımdan sövüp sonra diğer kulağımdan özür dilerse, özrünü kabul ederim”[24]



İmam Hasan’ın Bağış ve Cömertliği

Bir gün İmam Hasan (as), Mescid’ül- Haram’ın kenarında bir adamın; “Allah’ım bana 10 bin dirhem ver” dediğini duyunca, hemen eve dönüp o miktar parayı ona gönderdi[25]
Enes şöyle diyor:
İmam Hasan’ın cariyelerinden birisi bir demet gül ona verdi İmam Hasan (as) o gül karşılığında ona; “Sen Allah rızası için azatsın” buyurdular Neden böyle yaptın dediğimde; “Allah bizi böyle eğitmiştir” buyurarak şu ayeti okudular: “Size bir ihsan edildiğinde (veya selam verildiğinde), siz ondan daha güzeliyle karşılık verin”[26]



İmam Hasan (as)’ın Sabrı

Muberred ve İbn-i Aişe şöyle diyorlar:
Şam halkından olan bir adam, Muaviye’nin kötü propagandası etkisinde kalarak aldanıp Hz Peygamber’in Ehl-i Beyt’ine düşman olmuştu Bir gün Medine’ye geldiğinde İmam Hasan (as)’ı gördü İmamın yanına giderek O’na çirkin sözler söylemeye başladı; ağzına geleni O’na söylüyordu İmam Hasan (as) ise şefkat ve merhametle adamın yüzüne bakıyordu Adam çirkin sözlerini sarf ettikten sonra İmam (as) ona selam verdi ve gülümseyerek şöyle buyurdular:
“Ey şeyh (yaşlı adam)! Galiba sen bu şehirde garipsin, hakkımızda yanılmışsın, gerçeği sana yanlış anlatmışlar Eğer senden razı olmamızı istersen, razı oluruz; eğer bizden bir şey talep edersen veririz; eğer bir yol gösterici istersen seni hidayete yöneltiriz; eğer yükünü taşımak için bizden yardım dilersen, yükünü taşırız; aç isen doyururuz; çıplak isen giyindiririz; ihtiyacın varsa ihtiyacını gideririz; evin yoksa yer veririz; bir isteğin varsa karşılarız; eğer bütün yolculuk eşyanla evimize gelirsen, gidene kadar konuğumuz olursun; biz de şevk ve muhabbetle seni ağırlarız; çünkü bizim geniş bir evimiz ve misafiri ağırlamak için yeterli vesilemiz vardır
Şamlı adam, İmam (as)’ın sevgi ve şefkatle dolu sözlerini duyunca şiddetle ağladı, söylediklerinden utanç duyarak şöyle dedi: “Senin Allah Teala’nın yeryüzündeki halifesi olduğuna şehadet ederim Allah Teala, risaletini hangi ailede karar kılacağını daha iyi biliyor Ey Hasan! Sen ve senin baban benim yanımda, Allah’ın en düşman kulları idiniz; şimdi ise sizler benim yanımda Allah’ın en sevimli kullarısınız
Daha sonra yaşlı adamcağız, İmam Hasan (as)’ın evine misafir oldu Medine’de olduğu müddetçe bir misafir gibi ağırlandı ve Ehl-i Beyt ailesinin müritlerinden oldu[27]
Mervan bin Hakem, sürekli İmam Hasan (as)’a eziyet ediyordu, İmam (as) vefat edince onun teşyi merasimine katıldı İmam Hüseyin (as) ona; “Sen kardeşimin hayatında elinden geleni ona karşı esirgemiyordun, ama şimdi onun teşyi merasimine katılıp da ağlıyor musun?” diye buyurduğunda, Mervan bin Hakem: “Her ne yaptımsa, sabrı bu dağdan büyük olan kimseye yaptım!” dedi[28



İmam Hasan’ın Barışının Hikmetleri

Ebu Said Akisa şöyle diyor:
Hasan bin Ali (as), Muaviye bin Ebu Süfyan ile barıştığında bir grup halk İmam Hasan (as)’ın huzuruna vararak Muaviye ile barış yaptığı için onu kınadı İmam (as) bundan dolayı şöyle buyurdular:
“Yazıklar olsun size! Siz ne yaptığımı bilmiyorsunuz Allah’a and olsun ki, yaptığım iş Şialarım için, güneşin üzerine doğup battığı şeylerden daha hayırlı idi Acaba İmamınız olduğumu, bana uymanızın farz olduğunu ve Resulullah’ın açık hadisiyle cennet gençlerinin efendilerinden biri olduğumu bilmiyor musunuz?”

Halk cevaben;”Evet biliyoruz” dediler[29]
İmam Bakır (as) buyurmuştur ki:
“Allah’a and olsun ki, Hasan bin Ali (as)’ın yaptığı iş, bu ümmet için güneşin üzerine doğduğu şeylerden daha hayırlı idi” [30]

İmam Sadık (as) da buyurmuştur ki:
“Bilin ki, Hasan bin Ali (as) ihanete uğrayıp insanlar etrafından dağıldığında işi Muaviye’ye bıraktı; derken aşırı giden ve bu barıştan öfkeli olan Şiiler İmam’a; (Aleyk’es- selam ya muzill’el- muminin” (Sana selam ey müminleri zelil eden) diye selam veriyorlardı
İmam (as) da cevaben; “Ben müminleri zelil eden değil, aziz edenim Sizin onlara karşı savaşmaya gücünüz olmadığını görünce, canınızın korunması için böyle yaptım Nitekim o alim (Hz Hızır), fakirlerin gemisini (sahiplerine kalması ve düşmanların eline geçmemesi için) deldi Ben de kendi canımı ve sizlerin canını korumak için böyle yaptım” diyordu” [31]



İmam Hasan (as)’a Ağlamak

Resulullah ( saa) buyurmuştur ki: “Kim Hasan’a ağlarsa, gözlerin ağladığı gün onun gözü ağlamaz (veya gözlerin kör olduğu gün onun gözü kör olmaz)” [32]


İmam Hasan (as) İçin Mahzun Olmak

Yine Resulullah ( saa) buyurmutur ki:
“Kim Hasan için mahzun ve kederli olursa, kalplerin mahzun olduğu gün (kıyamet günü), kalbi mahzun ve kederli olmaz” [33]



İmam Hasan (as)’ın Ziyareti

Resulullah ( saa) buyurmuşlardır ki:
“Kim onu (Hasan’ı) Baki mezarlığında ziyaret ederse, ayakların sırat köprüsünden kaydığı gün onun ayağı kaymaz” [34]
İmam Bakır (as) da buyurmuştur ki:“Hüseyin bin Ali (as) her Cuma akşamı, Hasan (as)’ın kabrini ziyaret ederlerdi” [35]
İmam Sadık (as) da buyurmuştur ki:
“İmam Hüseyin (as), Resulullah ( saa)’e; ‘Sizi ziyaret edenin mükafatı nedir?’ diye sorduğunda şöyle buyurdular: “Oğulcağızım, kim beni -hayatımda veya ölümümde-, babanı, kardeşini veya seni ziyaret ederse, kıyamet günü onu ziyaret etmem ve onu günahlarından arındırmam benim üzerime bir borç olur” [36]

Kaynaklar

[1] – İlel’uş- Şerayi, c1, s211
[2] – El-Uyun-u Ahbar’ur- Rıza, c2, s62
[3] – Emali-yi Saduk, s100
[4] – Tezkiret’ul-Havass, s212
[5] – Kenz’ul-Ummal, c12, s116
[6] – age c12, s124 Sünen-i İbn-i Mace, c1, s51
[7] – Kenz’ul-Ummal, c12, s120 Sünen-i İbn-i Mace, c1, s51
[8] – Keşf’ul-Ğumme, c1, s548
[9] – Menakıb, c4, s9
[10] – Emali-yi Saduk, s150
[11] – Menakıb-i İbn-i Şehraşub, c4, s14
[12] – Emali-yi Saduk, s150
[13] – age Bihar, c43, s331
[14] – Mucem’ul-Kebir-i Taberanî, c3, s98
[15] – Mucem’ul-Kebir-i Taberanî, c3, s22, H 2535
[16] – Vesail’uş- Şia, c8, s55
[17] – Bihar, c83, s175, H 2
[18] – Nezm-u Durer’us- Simtayn, s201
[19] – Mehaccet’ul-Beyza, c4, s33
[20] – Mucem’ul-Kebir, c3, s73, H 2703
[21] – Emalî-yi Saduk, s150; Bihar, c43, s331
[22] – Nezm-u Durer’us- Simtayn, s196
[23] – Kenz’ul-Ummal, c12, s117
[24] – Mülhakat-ı İhkak’ul-Hak, c11, s116
[25] – Bihar’ul-Envar, c43, s342
[26] – age s343
[27] – Bihar, c43, s344
[28] – Tarih’ul-Hulefa, s191
[29] – Kemal’ud- Din, c1, s316 Kifayet’ul-Eser, s225
[30] – Kafi, c8, s330
[31] – Tuhaf’ul-Ukul, s635
[32] – Emali-yi Saduk, s101
[33] – age
[34] – Emali-yi Saduk, s101
[35] – Kurb’ul-Esnad, s139,H 492
[36] – Kamil’uz- Ziyarat, s11




__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.