Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Sinsi Eğlence > Bir Tutam Hikaye

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
hakkında, keloğlan, kimdir

Keloğlan Keloğlan Kimdir Keloğlan Hakkında

Eski 10-24-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Keloğlan Keloğlan Kimdir Keloğlan Hakkında




Keloğlan kimdir

Ben bir garip Keloğlanım

Eşeğimin yok palanı

Varım yoğum doğruluktur
Hiç de sevmem ben yalanı
Kocakarı bir anam var,
Birkaç tavuk bir de inek,
Her gün konar kel kafama,
Evsiz kalmış birkaç sinek
Keloğlanım budur özüm,
Haram malda yoktur gözüm,
Garip hakkı yiyenlere,
Elbet vardır birkaç sözüm
Bir eşeğim var, bir de sazım
Kendimden başkasına geçmez nazım
Çoktan beri açlıktan kokar ağzım
-Bana bir saray kızı lazım

Tanınmış bir halk öyküleri kahramanı Anadolu insanının büyük düşler kurabilen, ama en büyük ödülleri de elinin tersiyle itebilen, erdemli, sağduyulu, biraz saf, biraz romantik, fazlasıyla pratik zekâlı temsilcisi



Alıntı Yaparak Cevapla

Keloğlan Keloğlan Kimdir Keloğlan Hakkında

Eski 10-24-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Keloğlan Keloğlan Kimdir Keloğlan Hakkında




Keloğlan ve Sihirli Taş
Bir varmış, bir yokmuş Allah'ın kulu çokmuş Çok söylemesi günahmış Evvel zaman içinde bir Keloğlan varmış İhtiyar ve yoksul annesi, bu biricik oğlunu " Keloğlum, keleş oğlum" diye severmiş Günlerden bir gün Keloğlan annesinden izin
alıp balık tutmaya gitmiş Belki bir kaç balık yakalarım Anacığımla pişirir, yeriz Aç karnımızı doyururuz" diye düşünüyormuş Irmağın kenarına gelip oltasını salmış Öğleye doğru kocaman bir balık tutmuş Pulları gümüş gibi parlak, gözleri cam gibi aydınlık, güzel mi güzel bir balıkmış bu
Keloğlan balığın pullarını kazımış, karnını yarıp temizlemek istemiş Bir de ne görsün! Balığın karnı içinde kocaman bir tas durmuyor mu? Keloğlan bir sevinmiş, bir sevinmiş ki sormayın "Hem balığı götürürüm anama, hem tası" demiş
Tası su ile doldurup balığı yıkamak istemiş Birden inanılmayacak bir şey olmuş Tastan boşalttığı sular altın olarak akıyormuş yere Keloğlan çok şaşırmış Bir kaç kere denemiş, hep altın akıyormuş tastan "Bu, sihirli bir tas galiba Hemen anama haber vereyim" demiş Evlerine koşmuş Sihirli tasa küpler dolusu suyu doldurup doldurup boşaltmış Suyu boşalan küplere de altınları biriktirmiş Artık ülke hükümdarı bile onun yanında fakir sayılırmış
Keloğlan günler sonra büyük bir saray yaptırıp oraya taşınmış Kendisine hizmetçiler tutmuş Sevdiği ve istediği her şeyi alıyor, en güzel yemekleri yiyormuş Sonunda altınlarının çokluğu onu şımartmaya başlamış Gereksiz masraflara, lüzumsuz harcamalara girişmiş
"Oğlum bu işin sonu kötü olabilir" diye öğüt vermeye çalışan annesini bile dinlememiş "Sihirli tas elimde, ne istersem yapabilirim" diyormuş Keloğlan'ın böyle kendini beğenmesi, şımarması ve hırsa kapılması, insanların ona duyduğu sevgiyi azaltmış Herkes "Eski hali bundan daha iyiydi Gözünü hırs bürüdü Keloğlan'ın" demeye başlamış
Keloğlan bir gün daha çok altın elde etmek içinsihirli tasını eline alıp ırmağın kenarına gelmiş "Suyu tükenecek değil ya, bir saray da buraya yaptırayım " demiş Gurur ve kibirle tasını suya daldırmış Kıyıda biriken altınlar hırsını artırıyormuş Daha hızlı daha hızlı daldırmaya başlamış tası Artık altınlardan başka bir şey düşünmüyormuş Birden tas elinden kayıp suya düşmüş Keloğlan onu tutmak için eğilince kendisi de ırmağa yuvarlanmış Yüzme bilmediği için hızla akan ırmakta nerdeyse boğulacakmış Binbir güçlükle kenara çıkmış Kendisi suda çırpınıp dururken,biriktirdiği altınları da hırsızlar çalıp götürmüşler
Artık tası bulmanın da imkanı kalmadığından ağlaya ağlaya annesinin yanına dönmüş Başına gelenleri anlatmış Yaşlı kadın:
- Üzülme yavrum, demiş Hay'dan gelen Hû'ya gider Zaten, sen o tası alnının teri, elinin emeği ile kazanmamıştın Üstelik zenginlik seni iyice şımartmıştı Böylesi daha iyi oldu Hiç olmazsa kendini başkalarından üstün görme hastalığından kurtulursun" Keloğlan bu sözlerle teselli bulmuş Anasına hak vermiş O günden sonra da Sihirli Tası bir daha hiç anmamış


Alıntı Yaparak Cevapla

Keloğlan Keloğlan Kimdir Keloğlan Hakkında

Eski 10-24-2012   #3
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Keloğlan Keloğlan Kimdir Keloğlan Hakkında




KELOĞLAN İLE DEVLER

Bir varmış bir yokmuş, eski zamanların birinde, bir nine ile oğlu varmış Kafası kel olduğundan, herkes o oğlana Keloğlan dermiş
Keloğlan, keyfine çok düşkünmüş, sabah erkenden kalkar, akşamlara kadar sinek avlar, fare kovalar, daha güneş batar batmaz, uyuz kediler gibi ocak başına büzülürmüş İş, güç ne yaparmış, ne de severmiş
Yaşlı annesi, oğlunun bu miskin, bu tembel huyundan çok dertliymiş Birçok kereler, yahut sayısız defalar uyarmış, ama Keloğlan hiç aldırış etmemiş, sineklere avlamaya, tavuklara kışalamaya, dev gibi fareleri de kovalamaya devam etmiş
O kadar tembellik ediyormuş ki, keçileri ile eşeği bile yaylıma götürmemiş, hayvancıklar açlıktan ölmüş
Yaşlı annesi, artık daha fazla dayanamamış, oğlum, uşağım dememiş, almış eline kocaman bir sopa düşmüş peşine Neresine gelirse pat pat vurmuş Neredeyse, Keloğlan’ın kafası kırılmış
Keloğlan bakmış ki anasının dayaktan vazgeçeceği yok, acımadan öldürecek, canlı canlı da mezara gömecek Ardına bile dönüp bakmadan kaçıp gitmiş
Çok para kazanmadan eve dönmeyecekmiş
Az gitmiş, uz gitmiş, gide gide bir kasabaya inmiş
Karnı da çok ama çok acıkmış Parası da ya azmış yahut hiç yokmuş Bir kocakarının evine varmış, kapısını vurmuş, ekmek istemiş, yemiş
İş aramış, bulamamış, bir güzel de paylanmış Geri dönmemeye pek kararlıymış ya, ne olur ne olmaz, dağlarda, ormanlarda lazım olur diye düşünmüş Bir demirci dükkanına varıp, kendine demir bir kılıç yaptırmış Takmamış beline, almış eline
O kadar çok yol gitmiş ki, kaç köy, kaç kasaba geçtiğini unutmuş
Çok sessiz ve karanlık bir gecede, bir derin vadiye inmiş Eli kınılıcında gözü sesteymiş
Bir gürültü ile irkilmiş Kulak kabartmış, çok korkmuş Bu sesleri daha önce hiç duymamış
İnmiş daha da aşağılara,gördüğü manzara, az kalsın aklını başından alacakmış Birçok dev, bir arabadaymış Durmadan konuşuyorlarmış
Meğer devler düğün yemeği pişirirmiş Kocaman kocaman ocakları varmış Ev büyüklüğündeki kazanların biri indirilip biri bindiriliyormuş
O kadar meraklanmış ki Keloğlan, daha yakından görmek için birkaç adım yürümüş Her nasılsa devin birisi kendisini görmüş Demir kılıç yaptırdığına çok sevinmiş Ama bu kadar dev ile nasıl baş edeceğini düşündükçe, üzülmüş, korkmuş Korkmakla olmuyormuş, yiğitliği tutmuş
Kendisine bakınıp duran dev, çok neşeli bir kahkaha patlatmış, bütün dağları dalgalandırmış Arkadaşlarına dönmüş, şöyle seslenmiş, “Bulduk, bulduk
Bir dev, “Ne buldun” diye sormuş
Keloğlanı gören dev, ağzından salyalar akıta akıta, “Bir insan” demiş, “bir insan
Başka bir dev, pek iştahlı imiş “Çoktandır insan eti yememiştik Ayağımıza kadar geldi
Hep birlikte bir “hey” çekmişler, Keloğlanı yemeğe karar vermişler
Keloğlan, bakmış ki durum ciddi Kaçsa nereye kaçacak? Dövüşmeye kalkışsa beceremeyecek “Şunları hele bir korkutayım” diye düşünmüş ve gayet sert bir sesle haykırmış: “Yüreğiniz varsa topunuz birden gelin!”
Devler, yedi dağı titreten bir kahkaha atmış “Acaba şu zavallı çocuk neyine güveniyor” diyen bir dev, Keloğlan’ın yanına çıkmış, demir kılıcı görünce irkilmiş, arkadaşlarına seslenmiş: “Hey dikkatli olun, Miron Padişahı’nın büyülü kılıcına benzeyen bir kılıcı var
Bu sözler üzerine Keloğlan bayağı sevinmiş, hem de yalancı pehlivanlar gibi şov yapmaya, el kol sallamaya başlamış
Bir şeyler daha söylemiş: “Benden hatırlatması devler, acırım size, yazık olur hepinize
Devlerden biri biraz alaycı bir dille, “Çok kabadayılık yapıyorsun yavru insan Eni konu bir kılıcın var” demiş
Keloğlan kılıcını havaya kaldırıp konuşmuş: “Şimdi kılıcımı iki kez sallarsam, hepiniz ölürsünüz Çünkü zehir saçar
Çok korkmuş devler Birkaç adım geri çekilmişler Birkaç tanesi kaçıp gitmiş, birkaç tanesi korkusundan yerlere yığılmış
Bakmış ki söylediği her söz devler üzerinde büyük etkiler yapıyor, şöyle demiş Keloğlan:
“Korkmayın, korkmayın! Eğer dediğimi yaparsanız kılıcımı sallamam
Bir dev, “Emriniz olur keloğlan Hemen söyle ne istediğini Yapmaya hazırız Bize dokunma yeter ki Ne olursun, yiğit delikanlı!
O kadar çok şişinmiş ki Keloğlan, aç karnını bastıra bastıra emir vermiş devlere: “En güzel yemeklerinizden bana güzel bir sofra hazırlayın bakalım Hadi, durmayın daha öyle karşımda pısırık pısırık Sallarsam kılıcı, sonunuz olur çok acı
Sevinmiş devler, bir de takla atmışlar kocaman kocaman gövdeleriyle Titrek titrek konuşmuşlar
“Aman Keloğlan, kılıcı zehirli yiğit oğlan, dokunma bize, hemen sofranı hazırlıyoruz” demişler
Göz açıp yummaya kalmadan mükellef bir sofra kurulmuş Karnı çok aç olan keloğlan, sofradaki yemeklerin tümünü yemiş Biraz da yanına almış öteberilerden Kalkmış yoluna giderken devlerden biri şöyle demiş: “Ey yiğit, seninle bir pazarlık yapalım mı?”
“Ne pazarlığı” diye sormuş Keloğlan
“Şu kılıcını bize satar mısın” demiş dev
Keloğlan ağırdan almış, işi iyice kıymete bindirmiş “Hoppala Oldu mu ya şimdi? Siz taşıyamazsınız ki onu
“Niçin taşıyamayız ki kılıcı? Biz çok güçlüyüz” diyen bir deve şu karşılığı vermiş:
“Üstelik o kadar pahalıdır ki bu, paranız yetmez
Yaşlı dev, “İki küp altına ne dersin Keloğlan” diye sormuş
Bu öneri çok hoşuna gitmiş Keloğlan’ın “Nerede altınlar” diye sormuş
Çok memnun kalan yaşlı dev:
“Biraz ötede, Çengir Vadisi’nin düzlük yerinde” diye tarif etmiş, bir yakut sandık var Altınlar o sandığın içinde Bize yasak oralara yaklaşmak Ama senin için bir sakıncası yok Git ve al!”
Buna aklı yatmış Keloğlan’ın, şöyle karşılık vermiş:
“Kılıcın ağırlığını azalttım Özel bir duası var, onu okudum Fakat zehir saçmasını engellemedim Kılıcı şuraya bırakıyorum Ben buradan tamamen uzaklaşıncaya kadar sakın dokunmayın Çünkü, kokumu alır almaz zehir kusar,benden hatırlatması
Devler korkuyla karışık bir duyguyla, “Hay hay emriniz olur Keloğlan, hele yürü git sen” demişler
Kılıcı yere bırakan Keloğlan el sallayarak çekip gitmiş
Çengir Vadisi’ne varan Keloğlan, yakut sandığı bulmuş Hemen omzuna alıp yola girmiş Keyfinden de türkü söylermiş
Biz bakalım devlerin haline
Bir zaman sonra, kılıcı yerden almışlar, bir de bakmışlar ki ne zehir saçıyor ne de kesiyor
Kandırıldıklarını anlayan devler, bunu hazmedememiş Bir insan yavrusunun oyununa gelmenin hırsıyla çileden çıkmışlar Aralarından üç deve görev vermişler Tutup Keloğlanı getirmelerini istemişler
Büyük bir intikam duygusu ile Keloğlan’ın peşine düşen devler, gitmiş, gitmiş, ama onu bulamamışlar Yine devam etmişler, ama biri uçurumdan yuvarlanmış, biri yorgunluktan düşüp ölmüş Üçüncüsü ise tek başına aramayı sürdürmüş
Keloğlan hâlâ gidermiş Islığını da hiç kesmezmiş Bir ormanlıktan geçerken, bir tilki ile karşılaşmışlar İkisi de birbirini çok sevmiş Selamlaşmış, oturup iki laf etmişler
Tam bu sırada oturdukları yer titremeye başlamış
“Eyvah” demiş tilki “neler oluyor?”
Hemen, durumu anlamış Keloğlan:
“Korkacak bir şey yok, bir dev bize doğru geliyor
Fakat böyle derken tilkiye güvenirmiş Keloğlan Yoksa korkudan az kalsın düşüp bayılacakmış
Yer sarsılmaya, havada toz bulutları belirmeye, ağaçlar da sallanmaya başlamış Dev giderek yaklaşıyormuş Keloğlan’ın yüzü gözü sararmış Tilki, acımış arkadaşına Biraz önce, erkeklik havaları atmasına zaten inanmamışmış Moral vermek istemiş:
“Buraların kıralı benim Keloğlan, dev tek başına değil ordusuyla gelse para etmez
Keloğlan sevinç içinde ellerini çırpmış, tilkiyi kulaklarından tutup sevmiş
Tilki hesapsız yardım eder mi?
Devin sıcak nefesi alev alev yüzlerini yalamaya başlamış ama, hâlâ tilkide bir hareket yokmuş
Keloğlan titremeye başlamış “Etme tilki kardeş” demiş, “kurbanın olayım, kurtar beni şu devin elinden
“Ben seni kurtaracağım ama, sen de bana bir konuda yardımcı olacaksın Anlaştık, değil mi” demiş tilki
Hiçbir şey düşünemiyormuş Keloğlan
“O iş o kolay, hadi artık ne yapacaksan yap” diye yalvarmış
Tilki, havalara bakmış, etrafı dikizlemiş ve öyle bir ulumuş ki yer gök inlemiş Bir anda yüzlerce tilki etrafına toplanmış
Bu kadar tilkiyi birarada gören dev, korkusundan olduğu yere yıkılıp ölmüş
Tilki, yeniden ulumuş, yüzlerce tilki kaybolmuş
Keloğlanı bir düşünce almış, “acaba tilki yakut sandığı ister miymiş?”
Tilki sitem etmiş, “Hâlâ ne istediğimi sormayacak mısın Keloğlan kardeş?”
Mahçup olan Keloğlan kuşkulu kuşkulu karşılık vermiş, “Sıkıntıdan hep unuttum, buyur seni dinliyorum
Tilki anlatmış meramını:
“Şu ileride bir ev ar Bu evin avlusunda öyle güzel bir tavuk gördüm ki hâlâ unutamıyorum Bembeyaz başı, altın gibi tüyleri var Parıl parıl parlıyor Kırmızı gagalarıyla rüyalarıma giriyor Kaç defadır denedim, yakalayamadım Kırk günden beri ortalıkta göremiyorum Ne yap yap,bu tavuğu bana getir!”
Tilkinin isteğinin yakut sandık olmamasına çok sevinmiş Keloğlan “İstediğin buysa olmuş bil” demiş hemen gitmiş
Araya sora,tavuğun sahibini bulmuş Keloğlan Selam vermiş Yakut sandığı yere bırakmış
Tavuğun sahibi sormuş, “Nereden gelip nereye gidersin Keloğlan?”
“Uzaklardan gelip uzaklara gidiyorum” diye cevap vermiş Keloğlan
Az sonra, çok güzel bir kızın, elindeki ayran tası ile geldiğini görmüş Çarpılmış, başı dönmüş Bakakalmış kıza
Ayranı başına dikmiş, üstüne başına dökmüş “Hah” demiş, “Ben aradığımı bumdum, altın küpü ve şu güzel kız Daha ne isterim ki” diye düşünmüş, tavuğusöylemeyi unutmuş
Ev sahipleri “Bu sandığın içinde ne var” diye sormuş Keloğlan “altın var” diye yanıtlamış
Adamın gözleri fal taşı gibi açılmış, bakışları sandıkta kalmış Mutlaka sahip olmak istemiş
Keloğlan’ın aklı fikri kızdaymış
Tilki bekleye bekleye ağaç olmuş, sinirinden ulumuş
Bunu işiten tavuğun sahibi “avucunu yala” diye söylenmiş
“Aaaa vay be” demiş Keloğlan
“Ne var” diye sormuş adam “Ne öyle ay, vay deyip durdun?”
“Bir ses duydum” demiş Keloğlan, “tilki sesiydi galiba
Asıl niyetini gizlemiş
Adamın sesi sertleşmiş: “Bıktım usandım bu pis düşmandan Akşam sabah vurmak için bekliyorum, bir türlü denk getiremiyorum
“Tavuğun, horozun çok mu” demiş keloğlan
“Hiçbiri umurumda değil” diye konuşmuş adam, yalnız beyaz başlı, kırmızı gagalı, altın tüylü bir tavuğum var ki Tilkinin yüzünden kümeste ölecek Görsen hele bir Keloğlan, dünyada bu kadar güzel tavuk yoktur
“Sat bana” diyen Keloğlan’a şöyle demiş adam:
“Olur ama pazarlıksız yumurta bile satılmaz
Keloğlan, “ne istersin” demiş Adam “sandıkla değişelim” demiş
Keloğlan, “Çocuk mu kandırıyorsun? Hiçbir sandık altın bir tavuğa verilir mi be adam?”
Adam, “Sen özelliklerini biliyor musun tavuğumun? Ezbere konuşma” demiş
Meraklanmış Keloğlan: “Sahi mi, ne özellikleri varmış tavuğunuzun?”
“Çok güzel gıdaklar” diye cevap vermiş adam
“Bir kahkaha atmış Keloğlan “Gıdaklamayan tavuk mu olur?”
Adam, “İyi ama benimki güzel gıdaklama yarışmalarında hep birinci gelir, çok para kazandım
“Bak sen sahiden pek hünerliymiş Bir gıdaklasın da göreyim” demiş Keloğlan
Adam başını sallamış: “Şimdi olmaz
Keloğlan, “Neden olmazmış” demiş
Adam, “tilki pusuda bekliyor, duymadın mı” diye yanıtlamış
“Doğru, peki zaten kümesten çıkaramıyorsun, sat gitsin baha uygun bir fiyata” diye yeniden üstelemiş Keloğlan
Adam bu fikre bayılmış, “öyle ya” demiş içinden “kümeste ölüp gidecek
Çetin bir pazarlık yapmışlar
İki kese altına anlaşmışlar
Tavukla birlikte sandığını da alıp yola koyulan Keloğlan, gidip tilkiyi bulmuş, tavuğu teslim etmiş
Çok teşekkür eden tilki, sevinçli sevinçli ormanlara doğru giderken Keloğlan da yakut sandığı omzunda köyün yolunu tutmuş
Keloğlan’ın bir sandık dolusu altınla geldiğini gören yaşlı anası, çok memnun olmuş, kucaklayıp bağrına basmış Bir sürü de dualar etmiş
Keloğlan sandığı eve bırakmış Anasına demiş ki, “Ne istersin ana, söyle de ineyim pazara
Birkaç yiyecek almasını söylemiş anası Keloğlan’a O da inmiş pazara Doldurmuş çuvalları erzakla yüklemiş eşeğine
Bütün köylüler şaşırmış bu işe Artık herkes kızını vermek için sıraya girmiş
Anası da çok sevinmiş ama Keloğlan, “Beni dün fakirken hor görenlerin kızını almayacağım ana, benim gönlüm, kırmızı gagalı, beyaz başlı, altın tüylü tavuğun sahibinin kızında tez hemen istemeye git
Anası, giyinmiş, kuşanmış, araya sora kızın babasını bulmuş “Keloğlan’ın anasıyım, kızını istemeye geldim” demiş
Adam kızının böyle zengin birisi tarafından istenmesine öyle sevinmiş ki, hiç naz etmemiş, vermiş
Hemen süslemiş, allamış pullamış, katmış kızını yaşlı kadının yanına
Bütün köyde herkese parmak ısırtan bir düğünle dünya evine girmiş Keloğlan
Çok mutlu bir ömür sürmüş karısı ve anasıyla






Alıntı Yaparak Cevapla

Keloğlan Keloğlan Kimdir Keloğlan Hakkında

Eski 10-24-2012   #4
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Keloğlan Keloğlan Kimdir Keloğlan Hakkında




KELOĞLAN İLE SİNCAP DOSTU

Bir zamanlar bir köyde bir kadın ile oğlu Keloğlan yaşarmış Fakirlikten, açlıktan perişan durumdalarmış Bazen evde yiyecek hiçbir şey bulunmaz, oğul Keloğlan sepeti alır eline düşermiş ormanın içine Biraz mantar toplar getirirmiş anasına pişirmesi için
O gün yine sıkıntılı bir günmüş Hava sisli ve yağmurluymuş Keloğlan yine ormana gitmiş Başlamış mantar toplamaya Biraz da kendi yemiş Sonra dinlenmek için oturmuş koca bir ağacın altına
Başını kaldırınca bir sincap görmüş, öylece oturup duruyormuş Keloğlanı görünce birden daldan inmiş sincap ve ağlamaya başlamış Kucağına almış keloğlan sincabı, öpmüş, sevmiş sakinleştirmeye çalışmış “Aaaah, ah” demiş sincap, “Senin gibi bir arkadaş bulamadım şimdiye kadar
Kendisi de dertlenen Keloğlan fakirliğini anlatmış sincaba Çok acımış sincap onun haline, “gel sana bir iyilik yapayım” demiş
Saatlerce yürümüşler ve sonuçta orman bitmiş uzakta kayalıklar görünmüş Sincap, “Oraya git, seni keklikler karşılayacak sana üç soru soracaklar doğru bilirsen ne kazanacağını görürsün” demiş
Gerçekten de Keloğlanı keklikler karşılamış Kraliçe keklik “sana üç sorumuz var, bilirsen iki küp altın alacaksın” diye konuşmuş
“Sorun” demiş Keloğlan Bir kiraz ağacını gösteren kraliçe keklik “O ağaçta kaç kiraz var söyle bakalım” diye sormuş
“Onu bilmeyecek ne var, sesin altın tüylerinin sayısı kadar” Nereden bildiğini sorunca da “say da bak” demiş
Doğru kabul etmişler bu yanıtı
İkinci soru “Dünyanın tam ortası neresi” biçimindeymiş Bunu da “Tam senin ayağını bastığın yer” diye yanıtlamış Keloğlan, “inanmıyorsan ölç de bak!”
Bu da doğru kabul edilmiş
Son soruda ise eline iki tane ceviz alan kraliçe “hangisi daha ağır bil bakalım” demiş
“Suya daha fazla batan ceviz daha ağırdır” diye yanıtlamış Keloğlan
Bu da doğru kabul edilince iki küp altın verilmiş kendisine
Koşa koşa evine dönmüş Keloğlan altınları anasına teslim edip hemen sincabı aramaya başlamış Sincabı bulunca onu yine ağlar bulmuş, “Ben” demiş sincap, “Aslında padişahın kızıyım Fakat bana büyü yapıldı ve bu hale geldim
Ona yardımcı olacağını söylemiş Keloğlan Ancak sincap “Çok zor” demiş, “Kaf Dağı’na gideceksin, bir ejderhanın olduğu mağaradan zümrüt suyunu alıp getireceksin
Kasabadan keskin bir kılıç alan keloğlan Kaf Dağı’na varmış Mağaranın ağzında bekçilik yapan dev yılanları kılıcıyla kesmeye başlamış Yılanların çıkardığı sesi duyan ejderha mağaradan çıkıp aşağılara doğru inmeye başlamış Bunu fırsat bilen Keloğlan mağaraya girip zümrüt suyunu getirdiği şişeye doldurmuş
Koşarak sincaba dönen Keloğlan’ı sevinçle karşılamış sincapcık Zümrüt suyunu içer içmez de dünyalar güzeli bir kız olmuş Birlikte kızın padişah babasının sarayına gitmişler Padişah da durumu öğrenince bir deve yükü altın armağan etmiş ona Anası ile ömürlerinin sonuna kadar sıkıntısız, mutlu bir yaşam sürdürmüş Keloğlan ile anası da






Alıntı Yaparak Cevapla

Keloğlan Keloğlan Kimdir Keloğlan Hakkında

Eski 10-24-2012   #5
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Keloğlan Keloğlan Kimdir Keloğlan Hakkında




Yalan söyleyene bir kese altın

Padişah bir gün, “Bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim!” demiş
Yalancılar hemen saraya koşuşturup başlamışlar yalana; “Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü”
“Bunun neresi yalan? Kuş kartaldır, arslan da kuzu kadar minik bir yavru Kaptı mı götürür tabii! “Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar!

“Ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacını düşürmüş Taç da pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş Taç kimin kafasındaysa, kral odur tabii!
“Padişahım, ben gökyüzüne bir ok attım Altı ay sonra geri döndü!”
“Senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür Ağaç, sonbaharda yapraklarını dökünce, takılacak yer bulamayıp yere inmiştir” Böylece padişah, her yalana gerçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha bu yalandır dedirtememiş
Ama bir gün Keloğlan gelmiş; “Padişahım, sen benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın almıştın Şimdi geri almaya geldim Yalandır dersen ödülümü ver Yalan değil dersen borcunu öde!…






Alıntı Yaparak Cevapla

Keloğlan Keloğlan Kimdir Keloğlan Hakkında

Eski 10-24-2012   #6
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Keloğlan Keloğlan Kimdir Keloğlan Hakkında




Peki sonra ne oldu

Keloğlan: Can Kızla evlendikten 3 yıl sonra

şiddetli geçimsizlikten ayrıldılar Benzini Şelden Akılı Kelden düsturunun

yaratıcısı olan Keloğlan kahramanlık dünyasından ayrıldıktan sonra

bozacılık şıracılık tellaklık gibi işlere girip çıktı Bir dönem Yeniçeri

Ocağına kaydını yaptıran kahramanımız Fındıkkurdu 1 adlı askeri

tatbikatta kafasına mancınık taşı çarpmasıyla eğitim zayiatı oldu






Alıntı Yaparak Cevapla

Keloğlan Keloğlan Kimdir Keloğlan Hakkında

Eski 10-24-2012   #7
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Keloğlan Keloğlan Kimdir Keloğlan Hakkında




KELOĞLAN VE ÇİLLİ TAVUK
Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, uzak ülkelerden birinde bizim keloğlan yaşarmış Keloğlan kelmiş, keleşmiş ama özellikleri pek bir güzelmiş İnsanlarla ilgilenir,arkadaşlarına iyi davranır, hayvanları sever fakat çalışmaktan pek hoşlanmazmış Anası ona ne zaman bir iş buyursa bir bahane uydurur, anası kızınca da oraya buraya saklanır dururmuş
Günlerden bir gün evin kapısının önünde uyuyup dururken küçük bir çocuk yanına yaklaşmış:
- Hişt keloğlan, keleşoğlan, annesini üzen oğlaaannn, diye bağırmış Keloğlan hemen arkasını dönmüş, uykusuna devam etmiş ve bir rüya görmeye başlamış Rüyasında uzun bir yolda yürüyormuş, yürürken önce bir tavukla karşılaşıyormuş, tavuk;
- Ah keloğlan bir bilsen başıma gelenleri, ne desem ne etsem bilmiyorsun olup bitenleri önce sana anlatayım istersen diyerek, tilkilerin kendi kümesleri önünde nasıl gezdiklerini anlatmış durmuş Keloğlan tam ona yardım etmek isterken, uyanmış… Uyanmış bir de ne görsün, onların evindeki çilli tavuk tam göbeğinin üstünde oturmuyor mu ? Onu kanatlarından tutmuş hemen koşturup kümesin içine koymuş Çilli horoz neye uğradığını şaşırmış ama keloğlan rüyanın etkisinde olduğu için tilkinin çilli tavuğu götüreceğini düşünmüş
Birkaç gün sonra aynı rüyayı gören keloğlan kümesteki tek tavukları olan çilli tavuğu alıp, kendi yatağında yatırmaya başlamış Anası bu işe pek kızmış, ne işi varmış tavuğun yatakta, adam gibi kümese koysaymış ya Keloğlan gözlerini ne zaman kapasa tilkinin çilli tavuğu kaçırdığını görüyormuş En sonunda bakmış ki olmayacak, tilkiyi ziyaret etmeye karar vermiş Tilki bizim keloğlanı görünce çok sevinmiş, onu yuvasına davet etmiş, bizimki tilkinin yuvasına girmiş bir de ne görsün, bütün köyün kümeslerinden çalınan tavuklar tilkinin orada değil mi ? Görmüş ama görmemezlikten gelmiş… Tilki her zamanki gibi bir plan peşindeymiş ama keloğlanın aklının ne kadar çabuk çalıştığını hesaba katmamış Tilkinin yuvasında biraz oturan keloğlan izin istemiş ama tilki ona izin verir mi hiç ? Onun planı keloğlanı da bir kafese kapatıp yemekmiş Keloğlan önce bir hoplamış, duvarda asılı duran meşaleyi alıp kendi kel kafasına tutmuş, buna bakan tilkinin gözleri kamaşmış, keloğlan bu sırada oradan uzaklaşmış Tilki onu elinden kaçırdığı için mutsuz, keloğlan ise kahkahalar atacak kadar mutlu kaçarak uzaklaşmış Daha sonra köylerde tavuğu çalınan ne kadar köylü varsa onları toplayıp gelmiş, köylüler o kadar sinirlilermiş ki, bizim tilki evini barkını bırakıp kaçmış Bir daha da onu oralarda gören olmamış






Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.